{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/693 <br>KARAR NO: 2024/718<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/363 <br>KARAR NO: 2020/568<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2020<br>DAVA TARİHİ: 28/06/2019<br>DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...k'e müvekkili şirket tarafından Sağlık Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, adı geçen sigortalının 13/10/2017 tarihinde kalın bağırsak hastalığı sebebiyle tedavi gördüğünü, söz konusu tedavi giderlerinin müvekkili şirket tarafından karşılandığını, yapılan araştırmada adı geçen sigortalının davalı şirket nezdinde aynı süre için teminat sağlayan geçerli bir sigorta poliçesi bulunduğunun öğrenildiğini, müşterek sigortalı olduğu hususunun, davalıya 02/04/2019 günü bildirildiğini, davalı şirketin poliçe limit ve teminat tutarının bilinmemesi nedeniyle % 50’sinin, limit ve teminatların farklı olması halinde, davalı şirkete isabet eden tutarların bildirilen hesaplara ödenmesinin talep edildiğini ancak davalı şirketin ödeme yapmadığını beyanla, şimdilik 5.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 24/01/2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile; 28.968,64 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bildirilen ...'in  müvekkili şirket nezdinde, Sağlık Sigortası Poliçesi bulunduğunu, poliçe kapsamında olduğu tespit edilebilecek mahiyette bir rahatsızlığına ilişkin olması halinde, yatarak tedavi ve ameliyatları için yurtiçi kurumlardaki tedaviler bakımından istisnalar eklenerek, % 100 oranında teminat verildiğini, TTK’nın çifte sigortayı düzenleyen 1467. maddesinin belirtmiş olduğu istisnalar, özellikle (a) bendinde belirtilen sigortacı şirketlerin onayı bulunmadığından, dava konusu uyuşmazlıkta anılan hükme atıf yapan müşterek sigorta hükümlerinin davada uygulanmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dava konusu olayda müşterek sigorta bulunduğu tespit edilecek olsa dahi müvekkili şirkete rücu hakkı bulunmadığını aksi kabul edilse bile müvekkili şirketin poliçe şartlarının, limitlerinin ve katılım paylarının nazara alınması gerektiğini, öte yandan sigortalının tedavi giderlerinin ödenmesi bakımından kendisi için en uygun poliçeye müracaat etme hakkı bulunduğunu, hasarsızlığını etkilememek ve hasar prim dengesiyle daha sonra yüksek prim ödemek zorunda kalmamak için sigortalının seçimde bulunma hakkına aykırı olarak davacının tercihte bulunamayacağını, sigortalının poliçe teminatından yararlanma ve herhangi bir ödeme talebi ulaşmadığı gibi herhangi bir sağlık kuruluşundan da bu tedaviye konu belirtilen gider bakımından provizyon istenmediğini, somut olayda yürürlükte olan poliçelerde aynı tedavi giderlerinin tamamını kuver altına alan teminatlar bakımından çifte sigorta hükümlerinin uygulanması gerektiğini, TTK’da çifte sigortanın yasaklandığını, müşterek sigortadan bahsedilebilmesi için poliçelerin aynı zamanda, aynı süre içerisinde ve aynı rizikolara karşı yapılması gerektiğini ancak somut olayda müşterek sigorta hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığını, somut olayda ise, müşterek sigorta değil, çifte sigorta söz konusu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen tedavi giderlerinin müvekkili şirketin poliçe teminatları kapsamında ödenmesi gerekip gerekmediği için teminatların incelenmesi gerektiğini, sigortalının 13/10/2017-18/10/2017 tarihinde sigmoid divertikülit tanısına yönelik yapılan laparoskopik sigmoid kolon rezeksiyonu işlemine ait tazminat talebi müvekkili şirkete iletilmiş olsaydı, ilgili tarihte sigortalının poliçesinde yer alan \"bağırsağın divertiküler hastalığı kontrol, komplikasyon, tedavi hariçtir\" istisnası nedeniyle talebin müvekkil şirket tarafından reddedileceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; \"...Dava dışı ...'in hem davacı şirket hem de davalı şirket nezdinde düzenlenen poliçelerle sağlık sigortası yaptırdığı, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin başlangıç tarihinin 16/05/2017 tarihi bitiş tarihinin ise 16/05/2018 tarihi olduğu, sigorta bedelinin anlaşmalı kurumlarda yapılacak tedaviler bakımından sınırsız, anlaşma harici kurumlarda yapılacak tedaviler bakımından 50.000,00 TL olarak belirlendiği, bağırsağın divertiküler hastalığı kontrol, komplikasyon ve tedavilerinin sigorta kapsamı dışında bırakıldığı; davacı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin  başlangıç tarihinin 01/01/2017 tarihi bitiş tarihinin ise 01/01/2018 tarihi olduğu, sigorta bedelinin limitsiz olarak belirlendiği, her iki sigortanında pasif zarar sigortası olarak düzenlendiği, dava dışı ...'in 13/10/2017 tarihinde kalın bağırsak divertiküler hastalığı nedeniyle tedavi gördüğü ve davacı tarafından tedavi gideri olarak toplam 57.937,28 TL'nin karşılandığı, zararın zaman bakımından her iki sigortanın çakıştığı dönemde meydana geldiği anlaşılmış ise de dava dışı ...'in olduğu tedavinin divertiküler hastalığına ilişkin olması, bu hasatalığın davalı tarafından yapılan sigorta poliçesinde kapsam dışı bırakılmış olması ve bu kapsamda davalının divertiküler hastalığının tedavisi için ödenen bedelden herhangi bir sorumluluğunun bulunmaması hususları birlikte değerlendirilerek davacının ödediği bedelin bir kısmını veya tamamını davalıdan talep edemeyeceği...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece sigorta uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hükme esas alınması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, sigorta konusunda uzman olmayan hesap bilirkişisi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bu nedenle ilk rapor uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi aksi halde uzman bilirkişiden yeniden rapor alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce söz konusu tedavi giderlerinin teminat kapsamında olup olmadığı müvekkiline bildirilmediği için davanın açılmasına davalı tarafça sebebiyet verildiğini, bu durumda ise davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, dava dışı sigortalının tedavisi için davacı sigorta şirketi tarafından ödenen masrafların, tedaviye konu dönemin davacı ve davalı sigorta şirketleri tarafından ayrı ayrı düzenlenen poliçelerle teminat altına alındığı, bu nedenle tedavi masraflarından her iki şirketin eşit oranda sorumlu oldukları iddiasıyla, yapılan tedavi masrafının %50'lik kısmının davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.  Davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından tanzim edilen Grup Sağlık Sigortası Sertifikasının 01/01/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olduğu, Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından tanzim edilen Modüler Sağlık Sigortası Poliçesinin 16/05/2017-2018 tarihleri arasında geçerli olduğu anlaşılmıştır. Poliçenin 2.sayfasında \"Sigortalı Bilgilendirmeleri\" kısmında \"bağırsağın divertiküler hastalığı kontrol, komplikasyon, tedavi hariçtir\" istisnasına yer verilmiştir. Sigorta uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; dava dışı ...'in her iki sigorta şirketinin müşterek sigortalısı olduğu, davacı ... Sigorta A.Ş.'nin dava dışı sigortalı ... için ödediği 57.937,28 TL'lik tutardan, davalının poliçe teminat limiti içinde olması bakımından %50'lik kısmından sorumlu olacağı, davalı şirketin 02/04/2019 tarihli yazı ile temerrüde düşürüldüğü belirtilmiştir.Hesap uzmanı bilirkişi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; gerek davalı gerek davacının düzenlediği poliçelerin aynı menfaati sigorta örtüsü altına almakla beraber başlangıç tarihlerinin aynı olmaması sebebiyle TTK.m.1466 anlamında müşterek sigorta kabul edilmediği, gerek davalının gerek davacının sağlık sigortası kapsamında düzenlediği poliçelerin tüm teminatlar açısından çifte poliçe niteliği bulunmadığı ancak dava dışı sigortalı ...’in 13/10/2017 tarihinde yatarak tedavi ve ameliyatı yönünden teminat türlerinde çakışma meydana geldiği, davalının poliçesinin sonraki poliçe olduğu, TTK.m.1467’deki koşullar sağlanmadığından sonraki poliçelerin geçersiz olduğu, rücu talebinin yasal ve akdi dayanağının bulunmadığı hususlarında görüş bildirilmiştir.TTK'nın \"Sağlık Sigortası Teminatları\" başlıklı 1513.maddesinde; \"(1) Sağlık sigortası ile sigortacı; a) Hastalık sonucu gerekli hâle gelen ilaç dâhil, her türlü tıbbi bakım, gebelik ve doğum, hastalıkların erken tanısına yönelik, ayaktaki incelemeler de içinde olmak üzere, sözleşmede kararlaştırılan giderleri, b) Tedavinin tıbben yatarak yapılmasının gerekli olduğu durumlarda günlük hastane giderleri ...için teminat verir.\" TTK'nın \"Hastalık Ve Sağlık Sigortasına Uygulanacak Diğer Hükümler\" başlıklı 1519.maddesinin 2.bendinde \"Sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında ise, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır.\" hükümleri yer almaktadır. Dava konusu tedavi giderleri sağlık sigortası teminatları kapsamındadır. Bu teminatlar gerçek zararın karşılanmasına yönelik olduğundan, zarar sigortasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. \"Birden Çok Sigorta\" TTK'nın 1465 vd maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın \"Kural\" başlıklı 1465.maddesinde; \"(1) Aynı menfaatin, aynı rizikolara karşı, aynı süre için, birden çok sigortacıya, aynı veya farklı tarihlerde sigorta ettirilmesi hâlinde sigorta ettirene sigorta bedelinden daha fazlası ödenmez. (2) Birden çok sigortada, sigorta ettiren, sigortacılardan herbirine hem rizikonun gerçekleştiğini hem de aynı menfaat için yapılan diğer sigortaları bildirir. Bu hükme aykırılık hâlinde 1446 ncı madde hükmü uygulanır.\" TTK'nın \"Müşterek Sigorta\" başlıklı 1466.maddesinde; \"(1) Bir menfaat birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda, aynı süreler için ve aynı rizikolara karşı sigorta edilmişse, yapılan birden çok sigorta sözleşmesinin hepsi, ancak sigorta olunan menfaatin değerine kadar geçerli sayılır. Bu takdirde sigortacılardan her biri, sigorta bedellerinin toplamına göre, sigorta ettiği bedel oranında sorumlu olur. (2) Sözleşmelere göre sigortacılar müteselsilen sorumlu oldukları takdirde, sigortalı, uğradığı zarardan fazla bir para isteyemeyeceği gibi, sigortacılardan her biri yalnız kendi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu bedele kadar sorumlu olur. Bu hâlde ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların sigortalıya sözleşme hükümlerine göre ödemek zorunda oldukları bedeller oranındadır.\"<br>TTK'nın \"Çifte Sigorta\" başlıklı 1467.maddesinde; \"(1) Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez; sigorta ettirilmişse, sigorta ancak aşağıdaki hâl ve şartlarda geçerli sayılır: a) Sonraki ve önceki sigortacılar onay verirlerse; bu takdirde, sigorta sözleşmeleri aynı zamanda yapılmış sayılarak riziko gerçekleştiğinde sigorta bedeli, 1466 ncı maddede gösterilen oranda sigortacılar tarafından ödenir. b) Sigorta ettiren, önceki sigortadan doğan haklarını ikinci sigortacıya devir veya o haklardan feragat etmişse; bu takdirde, devir veya feragatin ikinci sigorta poliçesine yazılması şarttır; yazılmazsa ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır. c) Sonraki sigortacının, ancak önceki sigortacının ödemediği tazminattan sorumluluğu şart kılınmış ise; bu hâlde önceden yapılmış olan sigortanın ikinci sigorta poliçesine yazılması gerekir; yazılmazsa, ikinci sigorta sözleşmesi geçersiz sayılır.\" hükümlerine yer verilmiştir. TTK'nın müşterek sigorta hükümleri incelendiğinde; dava konusu olayda olduğu gibi sigortacıların birlikte hareket etmiş olmamaları halinde de müşterek sigorta hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır. ''...Sigortacılar birbirinden habersiz olarak aynı riziko için sigorta teminatı sağlamış ve bu teminatların toplamı, sigorta bedelini aşıyor olabilir. Uygulamada sigortacıların ''aynı zamanda'' (aynı tarihte) birbirinden habersiz sigorta teminatı sağlamaları pek karşılaşabilecek bir durum değildir (en azından gayet ender görülecektir). Buna karşılık, iki farklı sigortacının aynı rizikoyu değişik tarihlerde yaptıkları sigorta sözleşmeleri ile temin ettikleri ve rizikonun her iki sigortacının da sorumlu olacağı şekilde gerçekleştiği haller sanıldığından daha sık gerçekleşebilir... Ancak bu gibi bir hal, *İlk (önceki tarihli) sigortanın tam değer üzerinden yapıldığı veya aşkın sigorta oluşturduğu durumlarda çifte sigortaya yol açar ve ikinci sigorta geçersiz sayılır, *İlk sigortanın eksik sigorta niteliğini taşıdığı durumlarda ise; **İkinci sigorta çıkar değerinin geri kalanını tam olarak temin etmekte ise kısmi sigorta yan yana sigorta) söz konusu olur. **İkinci sigortanın çıkar değerinin geri kalanından fazlasını temin etmesi olasılığın Türk hukukunda tartışmaya açıktır. (Bu olasılıkta ya TTK 1465 (1) uyarınca ikisi de geçerli sayılacak ve müşterek sigortanın -aynı zamanda sigorta yaptırılmış olmamasına karşın- bu hali de kapsadığı kabul edilerek TTK 1466 (1) hükmü uygulanacak veya ikinci sigorta yalnızca kısmen -çıkar değerinin tamamının temin edildiği noktaya kadar- geçerli tutularak kısmi sigortaya ilişkin TTK 1468 uyarınca işlem yapılacak ve ikinci sigortanın çıkar değerinin tamamının temin edilmesini sağlayan ilk bölümünün üzerindeki bölüme aşkın sigorta sebebiyle hiç bir hüküm ve sonuç bağlanmayacaktır).\" (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:II,S:192, 193) \"TTK 1466 (1) anlamında bir müşterek sigortadan söz edebilmek için -rizikonun ''aynı'' olması, -sürenin ''aynı'' olması ve -zamanın ''aynı'' olması gerekir. Sürenin aynı olmasından maksat, riziko gerçekleştiği anda, birden çok sigorta oluşturan bütün sigorta sözleşmelerinden her birinin sağladığı korumanın sürmekte oluşudur (bütün sözleşmelerde aynı uzunlukta bir sürenin mesela 1 yıl - kararlaştırılmış olması gerekli değildir). Sözleşmelerden birinde -mesela ilk prim ödenmediği için- sigortacının sorumluluğu henüz başlamamışsa, o sigorta birden fazla sigorta uygulamasında devre dışı sayılmalıdır. Diğer bir anlatışla burada sigortacının üstlenmiş olduğu maddi süre olarak adlandırılan süre esas alınmalıdır. Zamanın aynı olması ise, sigorta sözleşmelerinin aynı zamanda yapılmış olmasına anlatıyor olsa gerektir. TTK 1465(1) ''aynı tarihte'' (veya farklı tarihlerde) yapılmış sigortalardan söz ederken, müşterek sigortaya ilişkin TTK 1465(1) ve çifte sigortaya ilişkin TTK 1467 (a)'da farklı bir sözcük kullanılmış ve (tarih yerine) zaman denmiştir. Kanımızca ''aynı zamanda'' deyimini ''sigortacıların birlikte hareket ediyor olmalarını'' belirten bir deyim olarak anlamakta mümkündür. (ve daha doğru olur.)\" (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt:II,S:194) Davaya konu somut olayda, davacı ve davalı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasında düzenlenen sağlık poliçelerinin aynı anda, aynı zamanda, kısacası aynı gün düzenlenmediği, farklı zamanlarda düzenlendiği, bu nedenle TTK 1466 madde kapsamında müşterek sigortanın mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Sigortalının tercih hakkını kullanarak, sağlık tedavi harcamalarında davacı sigorta şirketini seçtiği ve seçim yapma hakkının da bulunduğu, yukarıda belirtildiği üzere müşterek sigorta kabul edilmesi için rizikonun aynı olmasının yanında, sürenin ve zamanında aynı olması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda ise TTK 1466 madde kapsamında aranan şartların gerçekleşmediği anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususunda re'sen ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak inceleme yapılmış olup, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2785dee4a797decb","SID":"b200a2eef8b760b3"}}