{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1044 Esas<br>KARAR NO: 2024/975<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/05/2021<br>NUMARASI: 2018/540 E. - 2021/226 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, <br>Unvan terkini <br>BİRLEŞEN İST. 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2019/265 Esas<br>DAVA: Markanın hükümsüzlüğü <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ibaresinin 39. Sınıfta tescilli olduğunu, davalının ... ibaresi İçin marka tescilinde bulunduğunu, markanın 25 ve 35. Sınıfta tescil  edildiğini, ancak davalının taşımacılık hizmeti verdiğini, davalının markayı iltibasa neden olacak şekilde kullandığını, aynı zamanda bu ibarenin haksız olarak davalı ... unvanında yer aldığını, davalı eyleminin markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ve ticaret unvanından söz konusu ibarenin terkin edilmesini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu dikkate alındığında görevli mahkemenin Asliye ticaret  Mahkemesi olduğunu, davalı şirket unvanının 38 hazır giyim meslek grubunda kayıtlı ve tescilli olduğunu, davalı şirket marka tescilinin de 25 ve 35. Sınıf tescilleri kapsadığını, ... ibaresini taşıyan çok sayıda şirketin bulunduğunu, davalı tarafından tescilli marka ve unvanın kullanıldığını, davalı eylemlerinin hukuka uygun olduğunu belirtilerek davanın reddi talep edilmiştir, Birleşen İstanbul 2.FSHHM'nin 2019/265 esas sayılı dosyasında; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketi adına 23/05/2018 tarihinden itibaren ... no ile tescilli olan \"...\" markasının 10/01/2018 tarihinden itibaren TPE tarafından koruma altında olduğunu, müvekkili şirketin 39.sınıf taşımacılık sınıfında hizmet veren bir kuruluş olduğunu, davalı şirketin 39.sınıf tescili yapılmamasına rağmen müvekkili ile aynı sektör, aynı bölge ve aynı müşteri çevresine hitap eden ticari faaliyetleri nedeniyle İstanbul 1.FSHHM'nin 2018/540 Esas sayılı dosyası ile marka tecavüzünün önlenmesi, sicilin terkin edilmesi ve haksız rekabetin menine karar verilmesi talepli dava açıldığını, dava devam ettiği sırada davalı tarafın 25/35 sınıf nezdinde 25/03/2019 tarihinde tescilinin gerçekleştiğini, ancak davalı tarafın müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde müvekkilinin tescilli markasına çok benzeyen \"...\" ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kötü niyetli olarak kullanmaya devam ettiğini belirterek işbu davanın İstanbul 1.FSHHM'nin 2018/540 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunu belirterek dosyalarının birleştirilmesini, davalı taraf markasının hükümsüz sayılarak sicilden terkinini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından davalının ve davacı ile aynı sınıflarda hizmet gösterdiğine dair iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacı ve davalı müvekkili şirketin markaları farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davaların birleştirilmesi talebinin reddine, ayrıca birleşen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;  \"....Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; birleşen davada Davalı adına ... no ile tescilli“afrıcan cargo “ibareli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek tüm sınıflar yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka kurumuna gönderilmesine, asıl davada, Davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine,durdurulmasına, önlenmesine, Davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkinine karar kesinleştiğinde ticari sicil müdürlüğüne gönderilmesine\" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı  şirketin 3.1.2018 tarihi ile İTO da kayıtlı olup, Meslek grubu ... Ticaret olarak belirtildiğini, Davalı müvekkili şirketin 14.02.2018 tarihi ile İTO da kayıtlı olup, Meslek grubu ... olarak belirtildiğini, Davacı şirketin, 10.01.2018 tarihi itibarı ile 39. Sınıftan Marka tescili yaptırdığını, Davalı müvekkili şirketin 7.3.2018 tarihi itibarı ile 25 ve 35. Sınıflardan Marka tescilini yaptırdığını, Davalı şirketin kargo veya taşımacılık yapmadığı hususunun ise raporlar ve delillerle sabit olduğunu,  mahkemenin işbu kararı farklı faaliyet alanlarında farklı mal ve hizmet sınıflarında bulunan taraflar karşısında, davalı şirketin ticaret hayatında basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, Şirketini tescil ettirdiği alanlar dışında faaliyette bulunmadığını, hatalı hüküm kurulduğunu, -Somut olayda iltibas suretiyle haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, ünvan oluşturan sözcüğün cins, kalite veya vasıf gösteren tanımlayıcı isimden ibaret olması durumunda, kural olarak bu ünvan sahibine, haksız rekabet yoluyla koruma sağlamayacağını, gerek kök bilirkişi raporunda gerek ek raporda davacının kargo/ taşıma sektöründe bir marka olmadığının tespit edildiğini,  Davacı ve davalının kuruluş tarihleri arasında yaklaşık bir ay bulunduğunu, bu durumda davacının  kendine münhasır bir müşteri çevresi oluşturmasının mümkün olmadığını, internet üzerinden arama motoru ile araştırma yapıldığında  ''...'' ibaresinin spesifik bir isim olmadığı aynı isimle faaliyet gösteren çok fazla şirket olduğunun görüleceğini,  internette arama motoruna ... yazıldığında bile müvekkili şirkete ait hiçbir bilgi yer almazken başka markalara ilişkin ( ... gibi) bilgiler yer aldığını, herhangi bir markaya tecavüz söz konusu olmadığını, -Davacı yanca sunulan kartvizit ve ilanları kabul etmediklerini, müvekkili şirketin kargo faaliyeti icra etmediğini,  dosyada mübrez faturalar ve Bilirkişi raporlarıyla da sabit olduğunu, -Yaygın olarak kullanılan ... ibaresinin web sitesi adında geçmesinin markaya tecavüz olarak nitelendirilemeyeceğini, Yerel mahkeme her ne kadar unvanın daha açık renk ile ... ibaresinin daha büyük ve koyu harflerle yazılmış olması nedeniyle işbu kanaate varmışsa da dosyada mübrez her türlü delilin aksini ispatladığını, puntolarla marka hakkına tecavüzden bahsedilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının kendi alanında faaliyet gösterdiğini, kargo veya taşımacılık yapmadığını, markaların sadece internet üzerinde alan adı olarak kullanımının markaya tecavüz eylemleri kapsamında yeterli sayılmadığını, Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, internet araştırmasından da açıkça görülebileceği üzere yaygın olarak kullanılan ... ibaresinin web sitesi adında geçmesinin markaya tecavüz eylemi olarak nitelendirilemeyeceğini,-Davacının şirketi 39. Sınıf hizmetleri için tescil edilmiş olup bu alanda faaliyet gösterdiğini, Müvekkili şirketin ise 25 ve 35. Sınıfta tescil edilmiş olup bu alanlarda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, taraf markalarının da birebir aynı olmayıp, davacı taraf markasında ... ibaresi bulunduğunu,  Yerel mahkeme kararında kötü niyet iddialarının davacı şirket ile müvekkili şirketin aynı bölgede bulunmasına dayandırılmışsa da bir şirket kurulurken bölgede hangi şirketlerin olduğu, unvanlarının ne olduğu, hangi alanlarda faaliyet gösterdikleri hususlarının hepsinin araştırılmasının beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  iki şirketin aynı bölgede kurulu bulunmasının müvekkili şirketin kötü niyetli olduğunu göstermediğini, davacı ve davalının kuruluş tarihleri arasında yaklaşık bir ay bulunduğu; davacının  kendine münhasır bir müşteri çevresi oluşturmasının mümkün olmadığı; ortada bir emek sömürüsünün bulunmadığı, Davacı şirketle davalı şirketin ticari faaliyet alanları farklı olduğu gibi, davacı şirketin unvanına sahip çok fazla şirket bulunduğu, tarafların unvan ve marka adlarının da birebir aynı  olmadığı anlaşılmakla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; davalının marka kullanımının marka hakkına  tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğun tespiti önlenmesi, davalı  unvanından söz konusu ibarenin terkin edilmesi, Birleşen dava;  Davalı adına ... no ile tescilli “afrıcan cargo“ ibareli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ve sicilden terkin talepli davadır. Davacının ... nolu ... ibareli markasının 39.sınıf için 10.1.2018 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Davalının ... tescil nolu ... ibareli markasının ise 25., 35.sınıf için 7.3.2018 tarihinde tescil edildiği, 39. sınıf için başvurusunun red edildiği anlaşılmıştır. Davacının ... unvanlı şirketinin 3.1.2018 tarihinde odaya kayıt edildiği, Davalı ... TİC LTD ŞTİ’nin ise 14.2.2018 tarihinde odayı kayıt edildiği dolayısıyla davacının ticari sicile kayıt tarihinin daha önce olması ve tarafların aynı alanda ticari faaliyetlerini çakıştığı anlaşılmıştır. Uyap sisteminden alınan Who’s kaydına göre www...net ibareli alan adının 2.2.2018 tarihinde oluşturulduğu  anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ...'in 27/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Taraf markalarına ilişkin bilgiler incelendiğinde, taraf markalarının aynı ... ibaresini barındırdıkları, ancak taraf markalarının tamamen farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli oldukları, dosyaya mübrez belgeler arasında davacı  tarafın tanınmış marka statüsüne ulaştığının kanıtlanamadığı, davalı tarafından kendi marka kullanımına ilişkin dosyaya bir belge sunulmadığı, Davacı tarafından dosyaya davalı şirkete ait olduğu iddiası ile kartvizit ve ilan fotoğrafları sunulmuş, ancak davalı tarafından bu belgeler kabul edilmediği, söz konusu belge üzerinde ... ibaresi ve davalı şirket ticaret unvanı yazdığı, bu belgelerin delil kuvveti tamamen  mahkemeye ait olduğu, mahkeme tarafından bu belgelerin delil niteliğinde görülmesi ihtimalinde, davalı markasının tescilli olmadığı 39. Sınıf taşımacılık ve kargo hizmetleri için kullanılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, ancak belirtildiği üzere dosyaya mübrez belgeler arasında başkaca bir belgenin bulunmadığı, SMK 7. Maddesinin marka sahibine, markasını taşıyan ticaret unvanının tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanılması durumunda, unvanın terkinini talep etme hakkı verdiği, herhangi bir tespit veya keşif de yapılmadığı, kanuna uygun olarak seçilmiş ve kullanılan bir ticaret unvanının kullanılması sahibi tacir için hem bir hak hem de bir kanuni yüküm getirdiği, davalının ... ibareli 25 ve 35. sınıfta tescilli markası olup, davalı ... şirketinin İştigal alanı dikkate alındığında tekstil alanında tescilli bir marka ve yine tekstil alanında faaliyet gösteren bir şirket görülmekte olup , dosyaya mübrez belgeler arasında başkaca bir belge bulunmadığı, mahkeme tarafından ancak bu belgelerin yeterli görülmesi ihtimalinde ticaret unvanının davacı markası ile aynı sınıfta markasal kullanıldığı ve terkinin gerektiği, Davalı şirketin uluslararası kargo taşımacılığı yapamayacağı, Kargo/taşıma sektöründe davacının  bir marka olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ..., ..., ...'in 27/01/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda;  Kök rapordaki kanaatin korunduğu, davalı tarafından markanın tescil edildiği mal ve hizmet sınıflarından farklı olarak kullanıldığı, kartvizitlerdeki kullanımın markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, SMK gereğince davalı tarafından tescilli ticaret unvanından ... ibaresinin terkininin gerektiği, Davalı şirketin uluslararası kargo taşımacılığı yapamayacağı, Kargo/taşıma sektöründe davacı firmanın bir marka olmadığı, Birleşen dosya açısından, davacı markasının toplumda tanınmış marka olmadığı yönündeki, taraf markalarının farklı mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, ancak davalı tarafından aynı bölgede faaliyet gösteren ticaret şirketi ve tescilli ticaret unvanının bilinmesine/bilinmesi gerekmesine rağmen, aynı esaslı unsur taşıyan unvanlı şirket tescili, akabinde unvanın esaslı unsurunda bulunamamakla birlikte davacı markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer şekilde ... şeklinde başvuru ve red alınmasına rağmen tescil kapsamı dışında kullanımlarının heyetin kanaatince davalı tarafından markanın kötüniyetli tescil edildiği ve markanın SMK 5/6 gereğince hükümsüz kılınması nedeninin oluştuğunu bildirmişlerdir. Markanın internet alan adı olarak kullanılması halinde koruma talep edilebilmesi için kural olarak, internet alan adı olarak kullanımın, markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olup olmadığının tespit edilmesi gereklidir. İncelenen mali kayıtlara göre, Davalı şirketin 2018 yılı ticari defterlerinde davalı şirketin Tekstil, Ayakkabı vb.  ürünleri ihraç ettiği, dış ticaret alanında faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği, davalının taşımacılık kartviziti olduğu ancak davalının bu kartvizit ve ilanın kendisine ait olduğunu kabul etmediği,  kartın üzerinde davalı şirket unvanın bulunuyor ise de, dosyaya sunulan alım satım faturası, gümrük beyannameleri ve malların ne şekilde alıcıya ulaştırıldığını gösterir kargo şirket isimlerine bakıldığında, davalının taşımacılık ve kargo alanında faaliyet göstermediği ve faaliyetinin bulunmaması nedeniyle markasal kullanım olarak kabul edilemeyeceği, SMK 7. Maddesinin marka sahibine, markasını taşıyan ticaret unvanının tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanılması durumunda, unvanın terkinini talep etme hakkı verdiği ancak dosyaya sunulu delillerin markasal kullanım oluşturmadığı, ilanı ve kartvizitin ise kullanım olarak ispata yeterli olmadığından, tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağından talebin reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Taraf markalarının aynı ... ibaresini barındırdıkları, ancak taraf markalarının tamamen farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli oldukları, Davacının ... nolu ... ibareli markasının 39.sınıf için 10.1.2018 tarihinde tescil edildiği, Davalının ... tescil nolu ... ibareli markasının ise 25., 35.sınıf için 7.3.2018 tarihinde tescil edildiği, 39. sınıf için başvurusunun red edildiği, marka tescil başvurularının yakın tarihler olduğu, davacının markasının tanınmış olduğunun kanıtlanamadığı, Davacı tarafından dosyaya davalı şirkete ait olduğu iddiası ile kartvizit ve ilan fotoğrafları sunulmuş ise de, bu ilan ve kartvizitin  davalı tarafından oluşturulduğunun sabit olmadığı, markanın yakın tarihlerde tescil edilmiş olmasının  ve 39. Sınıfta reddedilmiş olmasının kötüniyetli olduğu sonucuna götüremeyeceği, davalının taşımacılık ve kargo alanında faaliyet göstermediğinin mali kayıtlar ile anlaşıldığı, davacı tarafın davada TTK 52. Maddesi hükümlerine değil, markadan kaynaklanan haklarına dayandığı ve davacının 39. Sınıftaki markasal kullanımı da ispatlanamadığından davalının ticaret unvanının terkinini talep edemeyeceği, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabeti ispatlanamamış olmakla davanın reddi gerekirken  aksi yönde davanın kabulü yönünde  karar verilmesi hukuka uygun bulunmamakla,  davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2021 tarih, 2018/540 E., 2021/226 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Açılan asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı  REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (unvan terkini ve tecavüz istemi yönünden) 855,2‬ TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile 819,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-Davacı tarafından asıl ve birleşen dava yönünden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre unvan terkini yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre tecavüz istemi yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre birleşen dava yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 48,5,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 210,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8bbb2c26db589ae","SID":"130388c43ecc9471"}}