{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/834 <br>KARAR NO: 2024/833<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2020<br>NUMARASI: 2018/1291 Esas -  2020/327 Karar<br>DAVA: Banka Teminat Mektubunun Hükümsüzlüğünün Tespiti<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı şirket ile aralarında 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi olduğunu, alınan ürünlerin teminatı olarak 80.000 TL’lik kesin teminat mektubu verildiğini, davalıya hiçbir borçlarının bulunmadığını, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin davalıya bildirildiğini , ancak davalının elinde bulunan teminat mektubunun geri alınamadığını, kesin teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile iptaline karar verilmesi amacıyla iş bu davanın açıldığını belirterek kesin teminat mektubunun tazminin talep etmekten yahut bankanın mektubun bedelini ödemekten menine ilişkin tedbir kararı verilerek teminat mektubunun nakde çevrilmesinin dava sonuna kadar ertelenmesine, teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile neticeden iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekaleti ücretin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile 24.12.2018 tarihine kadar süren bayilik sözleşmesi imzalandığını, huzurdaki davanın sözleşme devam ederken ikame edilmiş olduğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, bayilik ilişkisi kapsamında dava tarihi itibariyle davacının muaccel borçlarının mevcut olduğunu, akaryakıt istasyonunda bulunan ariyet malzemelerinin bir kısmı davacı bayi tarafından 10.01.2019 ve 30.01.2019 tarihlerinde teslim edilirken bir kısmının da edilmediğini, davaya konu banka teminat mektubu davacının borçlarına istinaden 24.12.2018 tarihinde tazmin edilmiş olup, davacının haksız talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, tüm yargılama giderleri ile vekaleti ücretin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" ... tarafların ticari defterleri arasındaki uyumsuzluğun,  davalının davacıya 31/01/2018 tarihinde yansıttığı 33.168,55 TL'lik otogaz satış priminden kaynaklı olduğu, bu prim borcunun davacı defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde de davalının davacıdan otogaz satış primi alacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, davacının davalıdan aldığı akaryakıtı istasyonda satması nedeni ile davacının davalıya otogaz satış primi ödemesinin ticari hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, bu nedenle davalının davacıdan doğalgaz satış primi alacağı bulunmadığı, davalının sözleşmede yer alan ariyet mallarla ilgili cezai şart vs. yönündeki savunmasının gerek teslim edilmeyen mallar konusunda davacı tarafa herhangi bir ihtarname keşide edilmemiş bulunması gerekse bilirkişi tarafından da saptandığı üzere ariyet sözleşmesinde geçen kurumsal kimliğe ait 3 kalem malzeme (1 adet direk 1 adet kanopi üst sacı ve 1 adet yükseklik lehvası) hariç bütün malzemelerin teslim alınmış olması karşısında davalının bu savunmasına itibar edilemeyeceği, kalan ariyet mallarla ilgili davalının ticari defterlerinde bir alacak kaydı bulunmadığı, ayrıca teslim edilmeyen malları sayısı ve cinsinden davacı tarafın bu malların her akaryakıt istasyonunda farklılık gösteren tekrardan kullanılamayacak malzemeler olduğu yönündeki beyanı ile de uyumlu olduğu, ayrıca teminat mektubunda 19/09/2014 tarihine kadar geçerli olacağı bu tarihe kadar yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde hükümsüz olacağı hükmü bulunduğu, tüm bu nedenlerle nedenle davacının davalıya dava tarihi itibariyle sadece 7.818,02 TL borcunun bulunduğu, ancak davalının 80.000,00 TL'lik teminat mektubunun tamamını tazmin etmiş olması nedeni ile davacının aradaki fark olan yani fazladan tazmin edilen  72.181,02 TL'yi geri isteyebileceği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın, 80.000,00 TL lik teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti istemi ile açmış bulunduğu davayı ıslah ederek  72.181,02 TL 'lik alacak davasına dönüştürmesi nedeni ile iki meblağ arasındaki farkın feragat hükmünde bulunması ve ayrıca davalı tarafın davacı taraftan dava tarihi itibariyle aradaki meblağ farkı  kadar alacaklı bulunduğu kanaatine varıldığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin takdirinde bu husus göz önünde bulundurularak davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin alacaklı olmadığı yönünde yapılan değerlendirme eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu, 2017 Nisan ayından itibaren davacı bayinin söz konusu prim ödemelerinin doğrudan kendisi tarafından yapılması yönündeki talebiyle, mevcut uygulama tarafların anlaşmasıyla değiştirildiğini ve her yıl başında toplu halde ödeme usulüne geçildiğini, davacı ilk faturayı kabul ederek kayda almasına rağmen taraflar arasındaki anlaşma ve uygulamaya aykırı olarak 27.12.2018 tarihli 39.013,43-TL bedelli faturayı kayıtlarına almadığını, daha evvel beyan ettiği üzere müvekkilin 2018-Şubat-2018 Kasım dönemi arasında hesaplanan LPG satış primi KDV dahil 45.621,15 TL.  olup, fatura bu bedel üzerinden değil mektup tazmininden kalan bakiye olan 39.013.43 TL.'lik kısım üzerinden tanzim edildiğini, görüldüğü üzere esasen davacı bayinin müvekkil şirkete sadece otogaz satış priminden kaynaklanan 6.607,72-TL. daha bakiye borcu bulunduğunu, müvekkil şirket lehine hükümsüzlüğü istenen mektup miktarı üzerinden yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücreti hükmedilmesini, davacının ıslah yoluyla teminat mektubunun hükümsüzlüğü davasından/talebinden vazgeçerek  yeni bir dava ikame etmesi nedeniyle esas olarak davacı aleyhine mektup miktarı (80.000,00-TL) üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mektup miktarı ile alacak davasına çevirdiği miktarı arasındaki fark üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğunu, açıklanan sebeplerle Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin T:29.06.2020 E:2018/1291 K:2020/327 sayılı usul ve yasaya aykırı kararının öncelikle tehir-i icra kararı verilmek suretiyle duruşmalı olarak yapılacak yargılama neticesinde yalnızca müvekkil aleyhine olan kısımlar bakımından işbu istinaf talebin üzerine kaldırılmasına, davanın tümden reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; bayilik sözleşmesine dayalı verilen teminat mektubunun sözleşmeye dayalı bir sebep bulunmamasına rağmen nakte çevrilmesi nedeniyle alacak istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; davalının otogaz satış  primi, ariyet bedeli, cezai şart alacağı bulunup bulunmadığı, yargılama giderlerinin doğru dağıtılıp dağıtılmadığı noktalarındadır.Taraflar arasında 02/11/2013 düzenleme tarihli, \" Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi\" ve \"protokol\" ve \"ariyet sözleşmesi\" imzalandığı, bayilik sözleşmenin 14. Madesi ile sürenin 5 yıl olarak belirlendiği, 20. Maddesi ile de \"Bayi Kadoil'den alacağı akaryakıt, otogaz LPG, madeni yağ, cezai şart, kar mahrumiyeti, ariyetler ve iş bu sözleşme nedeniyle doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminat ve/veya karşılığı olmak üzere Kadoil'in kabul edeceği miktar, şart ve nitelikte muteber bir bankanın teminat mektubunu vereceği hüküm altına alındığı, benzer hükmün 21/11/2013 tarihli  bayilik sözleşmesinde de yer aldığı,  bilahare 21/11/2018 tarihli 24/12/2018 tarihine kadar süreli olmak üzere 21/11/2018 tarihli yeni bir akaryakıt bayilik sözleşmesinin düzenlendiği, davacı tarafça davalıya ... İncirli/ İstanbul şubesince;  şirketinizden satın aldığı veya alacağı her türlü ticari mallar ile adı geçenin şirketinizle akdetmiş olduğu veya akdedeceği bayilik sözleşmeleri, ariyet sözleşmeleri, kira ve kurlandırma sözleşmeleri, bu sözleşmelere veya bağımsız olarak akdedilmiş sair protokoller, taahhütnameler, kefaletnamelerden, yatırımlardan veya her ne sebeple olursa olsun şirketinizle bu tarihe kadar yaptığı ve bundan sonra yapacağı sair bütün ticari muamelelerden doğmuş ve doğacak olan senetli ve senetsiz borçları ile ... Cezai şartları ve bu borçlardan kaynaklanan temerrüt faizlerin 80.000 TLna kadar olan kısmını.. Bankaca garanti eden 20/09/2013 tarihli teminat mektubu verildiği, mektubun 19/09/2014 tarihine kadar süreli olduğu, süresinin  24/12/2018 tarihine kadar uzatıldığı ve süresinin son günü davalı tarafça bankadan bedelinin tazmin edildiği, davacı tarafça 20 Aralık 2018 tarihli ihbarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği, 24/12/2018 itibarıyla feshedildiği, teminat mektubunun iade edilmesinin, ve istasyonda bulunan kurumsal kimlik malzemeleri ile ariyet malzemelerini alması gerektiği, bu hususa riayet edilmediği takdirde her türlü söküm giderleri, muhafaza giderleri ile muhafazaya ilişkin sorumlulukları muhataba ait olmak üzere kaldırılacağı ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça 21/12/2018 tarihinde; davalı tarafa borcunun bulunmadığı, sözleşmenin sona erdiği gerekçesiyle henüz sözleşmenin süresinin dolmadığı, yürürlükte olduğu tarihte teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespiti ile iptali istemli eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Davacı tarafça 17/01/2020 tarihinde verilen ıslah dilekçesi ile teminat mektubunun yersiz olarak paraya çevrildiği gerekçesiyle 7.818,02 TL lik borçlarının mahsubu ile bakiye 72.181,98 TL nin ödeme gününden itibaren avans faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmelerin ilgili maddeleri ve dava konusu teminat mektubunun veriliş amacı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde dava tarihi itibarıyla sözleşmenin halen ayakta olduğu, teminat mektubunun garanti altına aldığı ticari ilişkideki borç alacak durumunun netleşmediği, sözleşme dava açıldıktan 3 gün sonra sona ermiş ise de dava sonucu itibariyle de menfi tespit istemine ilişkin olmakla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Dava menfi tespit ve yargılama aşamasında ödenen bedelin istirdadı niteliğinde görülmekle davalı tarafça erken açılan davanın reddi  gerektiği ve  yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin hatalı takdir edildiğine yönelik istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.Davalının ariyet malzemelerden teslim edilmeyen 3 adet malzeme bedeli ile buna ilişkin cezai şart nedeniyle alacakları bulunduğuna yönelik istinaf talebi yönünden; davacı tarafça 20 Aralık 2018 tarihli ihbarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği, 24/12/2018 itibarıyla feshedildiği ve istasyonda bulunan kurumsal kimlik malzemeleri le ariyet malzemelerini alması gerektiği bu hususa riayet edilmediği  takdirde her türlü söküm giderleri, muhafaza giderleri le muhafazaya ilkin sorumlulukları muhataba ait olmak üzere kaldırılacağı  hususlarının davalıya ihtar ediliği, bu malzemelerini teslim almayan davalınlın TBK 106 ve devamı maddeleri gereği alacaklının temerrüdüne düştüğü, alacaklının temerrüde düşmesinin davacının iade borcunu sona erdirmemekle birlikte davacının sözleşme gereği iade borcunu  yerine getirmediği  gerekçesiyle cezai şart istemini ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı tarafça dosyaya uyap üzerinden sunulan teslime ilişkin belgelerden davalıya ait ariyet malzemelerden 30/01/2019 tarihli belgede \"tekirdag hasan celal aykut ve caner teslim alınmayan parçalar 1- banner direği, 2- knopi üst sacı 3- yükseklik levhası kaydının bulunduğu,  malzemelerin davacı tarafça teslim edilmediğine ilişkin bir belirleme bulunmadığı, bilakis \"teslim alınmayan parçalar\" ifadesinin kullanıldığı, bu malzemelerin teslim alınmama nedenine ilişkin ise  herhangi bir kaydın bulunmadığı, ariyet malzemelerin teslimi hususunda davalıya ihtar gönderen davacının ekonomik değeri olan malzemeleri davalıya iade etmesine rağmen  bu malzemeleri teslim etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının bu malzemelerin davalı ariyet veren tarafça alınmayarak bırakıldığı savunmasına itibar edilmesi karşısında davalının ariyet malzemesinden dolayı alacak ve bunların teslim edilmemesine bağlı cezai şart alacağı bulunduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalının davacıdan otogaz satış primi alacağı bulunduğu, bunun mahsubu ile teminat mektubu nedeniyle borcunun kalmadığına yönelik istinaf istemi yönünden yapılan değerlendirmede: Davalı taraf sözleşmenin yenilendiği 21/11/2018 tarihi tibarıyla cari hesap borcu bulunduğunu, teminat mektubunun geniş anlamda taraflar arasındaki ticari ilişkilerden doğmuş ve doğacak borçları teminat altına aldığını savunmaktadır. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacı ticari defterlerine göre  dava tarihi itibarıyla davacının davalıya 7.818,02 TL borcu bulunduğu, davalı ticari defterlerine göre, ise davalının davacıdan 40.986,57 TL alacağı bulunduğu, mutabakatsızlığın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan 31/01/2018 tarihli 33.168,55 TL'lik otoğaz satış primi faturasından kaynaklı olduğu belirlemiştir. Yine bilirkişi raprouna göre dava tarihinden sonra 27/12/2018 tarihinde aynı şeklide otogaz satış primine ilişkin davalı tarafça fatura düzenlendiği, bu iki faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, eğer mahkemece bu faturaların ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılırsa davacının davalıdan 80.000 TL' lik teminat mektubunun nakte çevrilmesi nedeniyle bir alacağının bulunmadığı, aksinin kaulü halinde ise 7.818,02 TL' nin mahusbu ile 72.181,98 TL alacağı bulunduğu rapor edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmelerde davacının davalıya  otogaz satış primi ödeyeceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı taraf süregelen bayilik ilişkisinde diğer bayilerde olduğu gibi otogaz satışları üzerinden çalıştığı LPG dağıtım firması olan ... A.Ş. 'den (...) prim almakta olduğunu, buna ilişkin davalı bayilerinden satış miktarları excell tablosu ile tespit edilerek aynı ay içinde ...'a bildirilerek bu miktarlar üzerinden ... firmasına fatura edildiğini, 2017 Nisan ayına kadar otogaz prim işleyişinin bu şekilde yürüdüğünü, bu tarihten itibaren ise bu primlerin doğrudan davacıdan tahsil edilmeye başladığını, her yıl başında toplu halde ödeme usulüne geçildiğini, bu doğrultuda davacının 2017 Nisan 2018 Ocak dahil dönem için ödemesi gereken prim hesaplanarak 31/01/2019 tarihli 33.168,55 TL tutarındaki faturanın ve 2018 yılı Şubat ayı ile 2018 yılı Kasım ayı dahil dönem için 45.621,16 TL tutan otogaz pirimi alacağı bulunduğunu, ancak teminat mektubundan kalan miktarı kapatacak şeklide bu tutar yerine 39.013,43 TL tutarında 27/12/2018 tarihli faturanın düzenlendiğini, davacının halen 6,607,72 TL borcu bulunduğunu  savunmaktadır. Davalı taraf bu savunmasına dayanak olarak dava dışı ... A.Ş'ye tanzim ettiği 31/01/2017, 28/02/2017, 31/03/2017, 30/04/2017 tarihli faturaları ve ekinde bir kısım tabloları sunmuştur. Fatura içeriklerinde fatura konusunun davacı tarafla ilişkilendirecek herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Davalı tarafça davacı adına 31/01/2018 tarihli 33.168,55 TL tutarlı otogaz satış primi açıklamalı E -arşiv faturayı düzenlediği, fatura ekinde satış litre ve prime ilişkin bir tablonun sunulduğu, bu faturanın davacı kayıtlarında bulunmadığı, yine davalı tarafça davacı adına 27/12/2018 tarihli otogaz satış primi açıklamalı  E-arşiv fatura tanzim edildiği, bu faturanın da davacı kayıtlarında yer almadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davalı taraf istinaf dilekçesinde 31/01/2018 tarihli faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğunun belirlendiği yönünde bir iddia da bulunmuş ise de dosya içeriğinde ve bilirkişi raporunda  böyle bir belirleme yoktur. Aksine bahsi geçen faturanın davacı defterlerinde kaydı bulunmadığı rapor ile belirlenmiştir. E-Fatura; faturaların elektronik ortamda düzenleyebilme, iletebilme ve saklayabilme imkanı sunan sistemdir. E-Arşiv Fatura ise, E-Fatura sistemine kayıtlı olmayan kişi ve kuruluşlara düzenlenen e-Faturalardır. E-Arşiv sistemi aracılığıyla düzenlenir, gönderilir ve saklanır. Yani bu iki çözüm arasındaki temel fark adına fatura düzenlenen kişinin  e-Fatura kullanıcısı olup olmadığıdır. E-Fatura’da, fatura elektronik ortamda alıcısına iletilir ve kağıt çıktı alınmaz, e-Arşiv Fatura’da ise alıcı e-Fatura kullanıcısı olmadığı için, fatura hem elektronik hem de kağıt çıktı olarak iletilebilir. E-Fatura, alıcısına GİB üzerinden E-Fatura kapalı devre sistemiyle ulaştırılır. Göndericiler ve alıcılar bu sistem üzerinden işlem yapabilirler. Adına düzenlenen faturayı alıcısı ret veya iade edebilir. E-Arşiv Fatura muhatabına mail veya SMS ile ulaştırılabilir. Bu durumda düzenlenen e-arşiv faturanın alıcısına teslim edildiği hususun ispatı fatura düzenleyene düşer. Faturanın alıcısına ulaştığının ispatı üzerine 8 günlük sürede itiraz edildiğinin ispatı ise alıcısına düşmektedir.Davalı tarafça uyuşmazlığa konu olarak davacı adına tanzim edilen 2 adet e-arşiv faturanın davacıya ulaştırıldığına dair bir delil dosyaya sunulmamıştır. Faturalar davacı ticari defterlerinde de kayıtlı değildir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih,  2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı).  Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz.  Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.  Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan  bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza  uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu  sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Somut olayda davalının düzenlediği otogaz satış primine ilişkin e-arşiv faturanın davacıya ulaştırılmadığı, davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, sözleşmede de otogaz satış primi ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının otogaz alımı yaptığı  dava dışı ... A.Ş.'ne  davalı tarafça düzenlendiği iddia edilen,  davacıdan olan otogaz prim alacağına ilişkin fatura içeriklerinin davacı tarafla irtibatlandırılmasını sağlayan bir kayıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bahsi geçen faturaların davalı defterine kaydedilmiş olmasının otogaz pirimi ödeneceğine dair akdi ilişkiyi ispatlamadığı, davalının alacağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla davalı tarafın bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.232,68 TL harcın, alınması gerekli olan 4.930,75 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.698,07‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.24/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5271680187d79c6d","SID":"a65fe22386a8efc5"}}