{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2023/115 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/337<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/02/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 21/03/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 19/04/2024<br>Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TALEP: davacı vekili özetle; müvekkilinin pay sahibi olduktan sonra katıldığı ilk genel kurul olan 23/02/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da oy kullanmasının engellendiğini ve hukuken var olmayan bir statü ile müvekkiline \"gözlemci üye\" statüsünün verilmeye çalışıldığını, söz konusu genel kurul kararlarının yokluğu ve butlanının tespiti amacıyla taraflarınca Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, 17/12/2021 tarihli Genel Kurul'da alınan kararlara muhalif olmaları ve olumsuz oy kullanmalarına rağmen muhalefet şerhi yazılmasının  engellendiğini, şirket faaliyet raporunu inceleme taleplerinin karşılanmadığını, yönetim kuruluna soru sorma haklarının engellendiğini, fiili durumlar yaratmak suretiyle söz almaları dışında taraflarına söz hakkı tanınmadığını, anılan genel kurul kararlarının yokluğu ve butlanının tespiti amacıyla Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, 22/06/2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da ise yine taraflarına karşı saldırgan bir tutum izlendiği iddiasıyla kendilerine soru sorma hakkı tanınmadığını ve genel kurula karar almayı dayatmak boyutuna ulaşıldığını, işbu genel kurul kararlarının yokluğu veya butlanının tespiti ya da iptali istemiyle de taraflarınca Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, mahkememizde açılmış davaya konu 07/11/2022 tarihli Olağan Genel Kurul'da ise maddi gerçekliğe hukuka şirketin ve bir kısım şirket ortaklarının menfaatine aykırı yalnızca bir kısım ortağın menfaatine olan tutumlar sürdürüldüğünü yok hükmünde ve/veya iptali gerekecek nitelikte kararlar verildiğini, davalı şirketin arkasına almış olduğu oy çokluğu ile şirketi maceraya sürüklediğini ve attığı adımlarda kendilerini hukuk ile bağlı görmediklerini, davalı şirketin 07/11/2022 tarihli olağan genel kurulunda ortakların incelemesine sunulan bağımsız denetim firmasında düzenlenen 4 sayfalık raporun dayanağı olduğu ifade edilen 31/12/2021 tarihli konsolide finansal durum tablosunun, konsolide kar veya zarar ve konsolide diğer kapsamlı gelir tablosu, konsolide özkaynak değişim tablosu ve konsolide nakit akış tablosu da dahil olmak üzere finansal tablo dipnotlarına tarafımızca hiçbir şekilde ulaşmanın mümkün olmadığını, bağımsız denetim raporunun da elverişli ve bilgi edinmelerini sağlayacak açıklıkta hazırlanmadığını, “işletmeninin sürekliliği, şirketin öz sermayesini ne ölçüde kaybettiği, şirketin teknik iflas durumunda olup olmadığı” konularında asla bilgi sahibi olamadıklarını ve bu bilgi eksikliği nedeniyle ortaklık haklarını koruma ve kullanma haklarından yoksun bırakıldıklarını, bağımsız denetim raporunda sınırlı olumlu görüş bildirildiğini, ancak tespit edilen önemli uyumsuzluklar ve aykırılıkların ne olduğunun anlaşılamadığını, raporda sınırlı olumlu görüş verilmesi dışında davalı şirkete dair hiçbir değerlendirmenin de bulunmadığını, şirketin 2020 sonu öz sermayesini önemli ölçüde kaybettiği, yine 2020 yılı içerisinde bankalara olan kredi borçlarını ödemekte güçlük çektiğinin tespit edildiği önceki denetim raporunun mevcut bulunduğunu ancak bu durumu değiştirecek hiçbir gelişme olmadığını ve ısrarlı uyarılarına rağmen riskin erken teşhisi komitesi kurulması önerilerinin bağımsız denetim şirketince gerekli görülmediğini, davanın ihbarını talep ettikleri .... Nakliyatı ... A.Ş. ile ... Holding A.Ş. nin yönetim kurulları benzer kişilerden oluştuğunu, ..... Holding içinde geçmişte %38'lik sermaye payı bulunduğunu, geçen birkaç yıllık süreçte yapılan sermaye arttırımlarına iştirak etmediklerini, bu payın yok olma noktasına getirildiğini, ancak ihbarını talep ettikleri .... Nakliyatı A.Ş.'nin yüksek meblağlı borçlarına verilen kefalet ve rehinlerin aynen durduğunu, davalı ...'in zarara uğratıldığını, ...... Nakliyat şirketini kasıtlı ve kötü niyetli olarak organsız bırakarak dava konusu genel kurula katılımını engellediklerini, 07.11.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1- 2- 3- 4- 5- 6- 7- 8- 9- 10. maddelerinin yokluğuna, yokluk talepleri kabul görmez ise butlanına karar verilmesini talep ettiklerini, genel kurulda muhalif olduklarını ve olumsuz oy kullandıklarını, yazılı muhalefet şerhlerini sunduklarını beyanla davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.<br>SAVUNMA:  davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı şirketin yönetim kurulu ve karar alma sürecinin hukuka uygun ve şeffaf şekilde yürütüldüğünü, tüm ortakların müşterek menfaati doğrultusunda, yapılması gereken tüm işlemlerin gerekçeli olarak açıklandığını ve mevzuat hükümlerine riayet ettiklerini, davacının kişisel haklarının kaldırıldığına ve kısıtlandığına dair bir genel kurul kararı ve eylem bulunmadığını, davacının TTK hükümleri gereğince bilgi alma, denetleme ve inceleme haklarına sahip olduğunu, davacı tarafından keşide edilen ihtarnamelere gerekli bilgilendirmeler ve açıklamaların yapıldığını, davalı şirketin her genel kurul sonrası davacının benzer davaları ile karşı karşıya kaldığını, davacı ile davalı şirket arasında devam eden davalar bulunduğunu, davacının ortak olduğu tarihten itibaren yapılan tüm genel kurullara karşı dava açtığının görüleceğini, davalı ... işlevsiz bırakmak amaçlı olduklarını, genel kurullarda alınan tüm kararların gerekli nisabın da üzerinde oy oranları ile alındığını, şirketin bekasını düşünen tek tarafın şirkette %0.49 pay oranına sahip ortak olduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, 7.11.2022 tarihli genel kurul tutanağında 2021 yılı faaliyet raporunun, bağımsız denetçi raporunun ortaklara dağıtıldığını, faaliyet raporuna davacının itiraz ettiğini, 13 maddeden ibaret soru sorulduğunu ve 4 sayfadan ibaret soru listesinin divan başkanına verilip soruların cevaplandırıldığı açıkça belirtildiğini, 2021 yılı faaliyet raporunun genel kurulda oy çokluğuyla kabul edildiğini, ayrıca, 01.01.2021-31.12.2021 dönemini kapsayan bağımsız denetim raporunun toplantıda okunduğunu,  tutanağın 4. Maddesinde finansal tablolar üzerinde müzakere açıldığını ve itiraz ve buna verilen cevaplar üzerine bilanço ve gelir tablosunun genel kurulun oy çokluğuyla kabul edildiğinin anlaşıldığını, tutanağın 6. Maddesinde 2021 yılı faaliyet döneminde 407.774.998,24- TL zararın gelecek yıla aktarıldığına ve kar bulunmadığından kar dağıtım kararı alınmasına yer olmadığına genel kurulca oy çokluğuyla karar verildiğini, kar dağıtıp dağıtmama yetkisinin genel kurula ait olduğunu ve yeterli oy çokluğuyla karar verildiğinden buna ilişkin iddianın yerinde olmadığını, TTK 508/2 ve TTK 509/1 maddesine göre, 2021 faaliyet döneminde net dönem karı bulunmayıp zarar oluştuğundan genel kurul kar dağıtmama kararı yasaya ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, TTK 408.II/d maddesi uyarınca genel kurulun kar dağıtımına ilişkin karar verme yetkisinin devredilemeyeceğini, finansal tabloların TTK 514, 515. Madde hükümlerine uygun olarak (dürüst resim ilkesi) hesap dönemine ait olarak Türkiye Muhasebe Standartlarında öngörülen şekilde yönetim kurulu tarafından hazırlandığını ve genel kurula sunulduğunu, yıllık faaliyet raporlarının da TTK 516. Maddesinde belirtilen ilkelere göre yönetim kurulu tarafından hazırlanıp genel kurula sunulduğunu, yıllık faaliyet raporunun \"Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğini Belirlenmesi Hakkında Yönetmelik\" hükümlerine göre hazırlandığını, bu yönetmeliğin 4/2 maddesine göre yıllık faaliyet raporunda mümkün olan en basit kavram ve tanımlar kullanıldığını, ayrıca, TTK 397 maddesine göre bağımsız denetim raporu şirketin finansal tablolarının, uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu olarak Türkiye Denetim Standartlarına uyumlu denetlenmesi sonucu düzenlendiğini,  dolayısıyla davacının asılsız iddialarının reddi gerektiğini,  TTK 395 VE 396 maddesinde yazılı iş ve işlemler için izin verilmesine dair gündemin 8. maddesine istinaden şirketin kaynaklarının iştirakalere aktarıldığı iddiaları kabul edilemeyeceğini, kuruluş tarihinden itibaren her biri kendi ticari faaliyetini sürdüren çok ortaklı bir yapıya sahip davalı şirketin, yönetim kurullarında görev almış yönetim kurulu üyesi gerçek kişiler ve yönetim kurulu üyesi tüzel kişi temsilcileri kendi bağımsız ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve tamamına TTK 395 ve 396 madde izinlerinin verildiğini, 07.11.2022 tarihli genel kurulda da toplantı tutanağının 8. Maddesine göre şirket yönetiminin kontrolünü elinde bulunduran pay sahiplerine, YK başkan ve üyelerine, üst düzey yöneticilerine ve bunların eş ve 2.dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına TTK 395 ve 396 maddeleri uyarınca yazılı iş ve işlemleri yapma hususunda izin verildiğini, bu yasa maddelerinde açıkça belirtildiği üzere genel kurul izin verdiği takdirde yönetim kurulu -üyeleri ortak şirkette hukuki işlem yapılabileceğini,  genel kurul bu yetkisini kullanarak gerekli oy çoğunluğunun kararıyla buna izin verdiğini,  burada yasaya aykırı bir durum söz konusu olmadığını, davacıya da bu izinlerin verilip verilmediğinin incelenmesine gerek olduğunu, gündemin 9. maddesine ilişkin olarak, şirket yönetim kurulu ile..... bank A.Ş. arasında imzalanan bir mutabakat bulunmadığını,  ayrıca satış yetkisi verilen taşınmazın tamamlanması için gayret sarf edilmesine karşın ekonomik sebeplerle tamamlanamadığını ve şirketin nakit sermayeye ihtiyacı olması nedeniyle satışına karar verildiğini, dava dilekçesinde belirtilenlerin aksine şirketin .... bank A.Ş.'ye olan muaccel alacağının karşılığında şirket sermayesi artırılmak suretiyle şirket hissesi verilmesi ve ... bank A.Ş.'nin şirket yönetim kurulunda bir üye ile temsil edilmesine ilişkin olarak .....bank A.Ş. tarafından şirkete yazılı olarak gönderilen talep üzerine bu hususun genel kurula sunulduğunu ve genel kurul tarafından kabul edildiğini, ... bank A.Ş. ile şirket arasında imzalanmış bir mutabakat belgesi olmadığını,  .... bank A.Ş.'nin şirkete göndermiş olduğu belgenin tek taraflı olarak imzalanmış olduğunu, ayrıca ilgili taşınmazın satış kararı hakkında da Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde bulunan .... Esas sayılı dosyada cevaplarının mevcut olduğunu, işbu dosyada mevcut 05.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda da TTK madde 408 uyarınca, genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerine aykırı bir şekilde toptan satış kararının yönetim kuruluna devrinin olmadığını, sadece genel kurulda karar alınıp uygulamanın yönetim kuruluna bırakıldığı görüşünün ilgili dosyasına sunulduğunu, dava dilekçesinde yetki devri yapıldığı ve yönetim kurulunun genel kurulun devredilemez yetkilerini kullandığı iddiasıının yanıltmaya yönelik olduğundan reddi gerektiğini, tutanağın 9. Maddesinde belirtilen yönetim kuruluna yetki verilmesi kararının \"Genel Kurulun devredilmez yetkileri\" kapsamında bir karar olmadığını ve TTK 375/1 maddesine göre \"Genel Kurulun kararının yürütülmesi\" ile ilgili bir karar olduğundan geçerli bir karar olduğunu, öncesinde yapılan herhangi bir mutabakat bulunmadığını, satış ve diğer hususların özellikle genel kurulun onayına sunulduğunu, bu konuda genel kurulun %85,62 nisap kararını verdiğini ve kendi aldığı karar uyarınca gerekli işlemlerin yapılması amacı ile yönetim kurulunu yetkilendirdiğini, gündemin 10. maddesi uyarınca yapılan sermaye artırımında alınan kararların hukuka uygun olduğunu, yetki devri olduğu iddialarının kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesinde muhalefet şerhindeki beyanlar tekrarlandığını, muhalefet şerhinde ise henüz kabul edilmiş bir sermaye artışı kararı bulunmadığının belirtildiği, ancak toplantı tutanağı ile sabit olduğu üzere, ilgili sermaye artış kararının gerekli nisabın da üzerinde bir nisap ile alındığını, kaldı ki, yönetim kuruluna verilen ilgili yetki de aynı genel kurul kararı çerçevesinde verildiğini, TTK madde 408 uyarınca genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerine aykırı bir husus olduğu iddialarının kabul edilemeyeceğini,  davacının tedbir talebi hukuki ve haklı olmayıp reddi gerektiğini, davacının itiraz ettiği ve iptalini talep ettiği ilgili kararların tamamının kanunda ön görülen nisap sınırlarının da üzerinde oy oranları ile alındığını, davacının alınan kararların şirketin aleyhine olduğuna dair herhangi bir somut delil de sunamadığını beyanla davacının haksız ve hukuka aykırı tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İhbar olunanlar ... ve  ... usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya beyanda bulunmamış oldukları görülmüştür.<br><br>DELİLLER:<br>Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları, davaya konu genel kurula ilişkin evraklar, <br>Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dava dosyası,<br>Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .....  Esas sayılı dava dosyası,<br>Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dava dosyası,<br>Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......  Esas sayılı dava dosyası,<br>Mahkememizce aldırılan 07/11/2023 tarihli bilirkişi raporu<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava davalı şirket genel kurulu tarafından alınan 07/11/2022 tarihli 1, 2, 3 ,4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 nolu kararların terditli olarak yokluğunun ve butlanının tespiti veya iptali isteminden ibarettir.<br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Mahkememizce aldırılan 07/11/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.<br>Anonim şirketlerde hâkim olan ilkelerden birisi kararların alınmasında çoğunluk ilkesidir. Bu ilke uyarınca genel kurulda alınan kararlar toplantıda hazır bulunmayan veya muhalif oy veren pay sahipleri ile şirketin diğer organlarını da bağlamaktadır. Bu durum Genel kurulda alınacak kararlarda çoğunluğu elinde bulundurulanların şirket menfaatleri yerine kendi menfaatlerini gözetme gibi bir sakınca doğurabilmektedir. Bunu önlemek için kanun koyucu belli şartların varlığı halinde hem oy çoğunluğuna sahip ortakların yetkilerini sınırlandırmış hem de azınlığı ve şirket organlarına alınan kararların iptali için dava hakkı tanımıştır.<br>İptal edilebilirliğin şartları kanunumuzda 445. Maddede düzenlenmiştir: kararın iptali için kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılığı aranmakta, genel kurul kararının sadece şirketin veya pay sahiplerinin zararına olması iptal nedeni yapılamamaktadır. İptal edilebilirlik için bu şartlara ek olarak 446/b bendinde genel kurul kararı ile aykırılık arasında nedensellik bağının da bazı durumlarda olması gerektiği belirtilmiştir. <br>Kanuni düzenlemelere aykırı kararlar iptal yaptırımına tabidir. Kanuna aykırılık ile kastedilen salt Türk Ticaret kanununa aykırılık değildir, özel hukuk ve kamu hukuku alanına giren tüm kanunlardır. <br>TTK. 340 maddesi esas sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğünü oldukça kısıtlamış olsa da esas sözleşmeye aykırılık bir iptal yaptırımı olarak düzenlenmiştir. Anonim ortaklık ana sözleşmesi, ortaklığın kuruluş amacı doğrultusunda faaliyetini gerçekleştirebilmesi için şirket tüzel kişiliği ile şirket ortakları arasındaki ilişkilerin hukuki çerçevesini belirleyen hükümleri ihtiva eden akit türüdür. Bu sebeple genel kurul kararının bu hükümlere aykırı olmaması gerekmektedir.<br><br>Sermaye ve oy çoğunluğuna sahip ortakların haksız kararlarıyla azınlık pay sahiplerini ezmelerini engellemek amacıyla genel kurul kararlarının dürüstlük kuralına aykırı olması halinde iptali istenebilecektir.<br>Pay sahiplerinin (oydan yoksun olanlar dahil) dava açma hakkı paya bağlı bir hak ve emredici kanun hükmüne dayalı bir haktır. Pay sahiplerinin kararın iptali halinde menfaatlerinin olduğunu iptalin şirketin yararına olacağını ispat etme zorunlulukları bulunmamaktadır.   İptal edilebilirlik ve yokluk hallerinin yanı sıra, genel kurul kararlarının hükümsüzlük <br>hallerinden birisi de butlandır. Genel kurul kararlarının butlanına ilişkin TTK. m. 447 hükmüne <br>göre: “(1) Genel kurulun, özellikle; <br>a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan <br>vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, <br>b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü <br>dışında sınırlandıran,  <br>c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı <br>olan, kararları batıldır”.  <br>görüldüğü üzere konusu itibarıyla bâtıl olan genel kurul kararları, bazı niteliklere sahip <br>paysahipliği haklarını kaldıran veya sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan ve <br>sermayenin korunması ilkesine aykırı olan kararlara özgülenmiştir. Bunun dışındaki bâtıl genel <br>kurul kararlarının tespitinde ise butlanın ikincilliği ilkesi uygulanır. Bu ilke, özel sebepler <br>dolayısıyla iptal etmenin yeterli ve tatmin edici bir yaptırım oluşturmadığı hallerde hukukun <br>genel hüküm ve ilkelerine göre butlana karar verilmesi anlamını taşır. Sakınma ilkesinin özellikle <br>şekli sebeplerin (eksiklik ve aksaklıkların) butlana yol açtığı hallerde gözetilmesi gerekir (Güzin <br>Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklar Hukuku, C. I, Ankara 2013, s. 342).<br> <br>TTK m. 447/1-a hükmünde belirtilen batıl genel kurul kararları, belirtilen hakları <br>düzenleyen Kanun hükümlerini kaldırmayı ve değiştirmeyi amaçlayan genel kurul kararlarıdır. <br>Belirtilen hakların somut bir olayda ihlal edilmesi butlan sonucunu doğurmaz. Genel kurula <br>daveti düzenleyen TTK. m. 414 hükmünde öngörülen şartların tamamen ortadan kaldırılmasını <br>sağlayan genel kurul kararı butlanla sakattır. Örneğin bu hükümde yer alan iki haftalık süreyi üç <br>güne düşüren bir genel kurul kararı butlanla sakat olur. Buna karşılık iki haftalık süreye <br>uyulmaksızın toplantı gününden sadece üç gün önce yapılan bir davet üzerine toplanan genel <br>kurulda alınan kararlar batıl değil iptaledilebilir kararlardır. Yine paysahiplerinin asgari oy <br>hakkını ortadan kaldıran bir genel kurul kararı butlan sonucunu doğururken bir veya birden <br>fazla paysahibinin oyunun kullanılmasına engel olunması veya kullandıkları oyların geçersiz <br>sayılması halinde alınan genel kurul kararı iptal edilebilir bir karardır ( Üçışık/Çelik, s. 342-343). <br>Yukarıda da ifade etmiş olduğumuz üzere, paysahibinin genel kurula katılma, asgari oy <br>kullanma, dava açma hakkı gibi kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki temel haklarının <br>sınırlandırılması veya ortadan kaldırılması sonucunu doğuran genel kurul kararları batıldır. (TTK. <br>m. 447/1-a). Anonim şirketin tanımına, paysahiplerinin haklarına ve borçlarına ve organsal <br>yapısına aykırı kararlar temel yapıya aykırıdır. Temel yapı ile kastedilen, anonim şirketi taşıyan <br>ana kolonlardır. Bu hakları ortadan kaldıran veya sınırlandıran genel kurul kararları, belirtilen <br>hakları düzenleyen kanun hükmünü kaldırmayı veya değiştirmeyi amaçlayan genel kurul <br>kararlarıdır. Bu ve bu gibi hallerde kanunun emredici hükümlerine aykırı karar alınması halinde <br>genel kurul kararı batıldır. Buna karşılık belirtilen hakların somut bir olayda ihlal edilmesi butlan <br>sonucunu doğurmaz. Örneğin her pay ortağa bir oy hakkı verir bu oy hakkı kanunun emredici <br>hükümlerinden doğan bir haktır. Bu hakkı genel olarak ortadan kaldıran veya sınırlandıran <br>genel kurul kararı batıldır. Buna karşılık bir veya birden fazla paysahiplerinin oyunu <br>kullanmasına engel olunması veya kullandıkları oyların geçersiz sayılması halinde alınan genel <br>kurul kararları iptaledilebilir kararlardır (Üçışık/Çelik, s. 343).  <br>Türk Ticaret Kanunu m. 446/1-b hükmünde, “toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, <br>olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin <br>gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya <br>temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına <br>haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının <br>alınmasında etkili olduğunu ileri süren paysahipleri(ne)” anılan kararlar aleyhinde iptal davası <br>açma hakkı tanımak suretiyle, belirtilen ihlallerin genel kurul kararının butlan veya yokluk <br>sonucunu doğurmadığını belirtmiş olmaktadır (Üçışık/Çelik, s. 343-344). Yargıtay TTK. m. 414 <br>hükmünü emredici nitelikte bir hüküm olarak kabul ettiği halde, bu hükme aykırı bir davet <br>üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların iptaledilebilir kararlar olduğunu ifade etmiştir . (Y.11.HD’nin 10.11.1989 tarih ve E. 89/6155, K. 89/6157 sayılı kararı).<br>6102 sayılı TTK m. 445 uyarınca: “446’ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme <br>hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar <br>tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde <br>iptal davası açabilirler.”  Genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilmek 3 aylık hak düşürücü <br>süreye bağlanmıştır Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini <br>tutanağa geçirten pay sahipleri TTK m. 446 uyarınca dava açma hakkına sahiptir. TTK m. 446/1(a) <br>uyarınca genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için toplantı tutanağına mutlaka <br>muhalefet şerhinin geçirilmesi gereklidir. Yargıtay’a göre; toplantıda hazır bulunup da alınan karara <br>olumsuz oy veren pay sahibinin iptal davası açabilmesi için, mutlaka her durumda ve her somut <br>olayda muhalefet şerhini açıkça tutanağa geçirtmesi gerekmektedir aksi takdirde açılan dava usulen, <br>dava şartı eksikliğinden reddedilecektir. (11. HD, T. 06.10.2015, E. 2014/13357, K. 2015/9986). TTK <br>m. 446/1(b)’de sayılan ve nedenlerin varlığı durumda da genel kurul kararına karşı iptal davası <br>açabilmek için meydana gelen ihlalin, genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunun ispati <br>gerekmektedir ve bu duruma etki kuralı denmektedir.<br>Detayları yukarıda açıklandığı üzere iptal davası kural olarak genel kurul toplantısına katılan <br>ve muhalefetini tutanağa geçiren pay sahipleri tarafından açılabilmektedir. (TTK md.446/1-a) <br>Bununla birlikte Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya <br>da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, <br>genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy <br>kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini <br>ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren <br>pay sahipleri de iptal davası açabilmektedir. (TTK md.446/1-b)<br>Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunun,<br>\"5.7.1 Genel Değerlendirme başlığı altında <br>07/11/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10 numaralı kararların yokluğuna veya butlanla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesi talebiyle ikame edilmiştir.<br>Genel kurulun 1 numaralı gündemi, “Açılış, Toplantı tutanağını imzalamaya yetkili Toplantı Başkanının seçimi\"dir. Kararın sermayenin %86,93 oranına tekabül eden paylardan doğan oylarla alındığı görülmektedir. Davacı vekili dilekçesinde, genel kurul gündeminin 1 numaralı kararına \"Geçmiş yıllarda da mevcut toplantı divanı benzer şekillerde oluşturulmuş ve fakat sorularımızın ve şerhlerimizin toplantı tutanağına geçmesi engellenmiştir. Bu nedenle toplantıya aktif katılımımızın önüne set çekileceği kesin olup yargıya dahi yansıyan uyuşmazlıklarımızın varlığı gözetilerek 1 numaralı gündem maddesine olumsuz oy kullanarak muhalefet etmekteyiz\" şeklinde muhalefet şerhi düştüklerini ve müvekkili şirketin, davalı şirket ortağı olduğu andan itibaren hukuka aykırı şekillerde gerek bilgi edinme, gerek genel kurula katılma (bkz. 23.02.2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul) gerekse de soru ve muhalefet şerhlerinin sunmasının (bkz. 17.12.2021 tarihli Olağan Genel Kurul ve 22.06.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul) ısrarlı şekilde engellenmiş olması nedeniyle, toplantı divanının aynı anlayışı paylaşan ve/veya aynı kişilerce oluşturulması karşısındaki güvensizlikten ötürü 1 numaralı kararın geçersizliğini ileri sürmektedir. Fakat davacının iddiasının aksine 07/11/2022 tarihli genel kurul tutanağı incelendiğinde davalının muhalefet şerhlerine yer verildiği görülmektedir. Önceki tarihli toplantılarda söz hakkı ve muhalefet şerhlerinin tutanağa eklenmesine izin verilmediği iddiasından hareketle dava konusu genel kurulda da aynı tutumun sergileneceği iddiası söz konusu 1 numaralı kararın geçersizliğine tek başına yeterli bir hukuki sebep teşkil etmemektedir. Davacının bu noktada ileri sürdüğü iddialarının soyut nitelikte olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bu sebeple 1 numaralı kararın kurucu unsurlarında herhangi bir eksiklik olmadığından yokluğu gündeme gelmeyeceği gibi TTK m. 445 ve m. 447 çerçevesinde butlanına veya iptaline de kanaatimizce imkân bulunmamaktadır.<br>07/11/2022 Tarihli Genel Kurul Toplantısında Alınan 2-3-4-5-6-7 Numaralı Kararları Söz konusu kararlar toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınmış, nisaplar bakımından herhangi bir aykırılık tespit edilememiştir. Davacının ilgili kararlara yapmış olduğu itirazlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, itirazların daha ziyade davacıya yeterli bilgi, belge ve raporların verilmediği, belge ve raporların genel kurul öncesi şirket merkezinde hazır bulundurulmadığı, sorularının yanıtsız bırakıldığı ve ayrıca şirketin mali durumunun borca batık olmasından mütevellit ilgili kararların alınamayacağını noktasında yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Öncelikle muhasip üyemizin de tespitleri ışığında şirketin borca batık bir durumunun söz konusu olmadığı kanaatimiz söz konusudur. Ayrıca şirketin dağıtılacak kârının da olmadığı belirlenmiştir. Dolayısıyla bu çerçevede, dava dilekçesinde özellikle borca batıklık iddiasıyla kurulan bağlantı göz önünde bulundurulduğunda, gündemde yer alan finansal tabloların onaylanması (m.5) , yönetim kurulu üyelerinin ibraları (m. 6) ve kâr dağıtımına (m. 7) dair kararların, hukuki bağlamda yokluğuna butlanına veya iptaline kanaatimizce imkân bulunmamaktadır. Diğer gündem maddelerine ilişkin itirazların ise, pay sahipliği haklarının genel kurulda ve genel kurul dışında kullanımı açısından bir değerlendirme yapılmalıdır. Genel kurul tutanağı incelendiğinde davacının ilgili gündem maddelerine yönelik sorularının cevaplandırıldığı belirtilmiştir. Söz konusu yanıtların fiili olarak verilip verilmediğine yönelik olarak ise, davacının muhalefet şerhinde yalnızca, “tatmin edici cevaplar verilmemiştir” şeklinde beyanda bulunulduğu tespit edilmiştir. Anonim şirketlerde pay sahipliğinden doğan katılım hakları, genel kurula katılım, oy kullanma, soru sorup bilgi alma ve ilgili belgeleri inceleme haklarından oluşmaktadır. Genel kurul tutanağı ve muhalefet şerhinde söz konusu hakların kullanımı açısından ilgili gündem maddelerinin geçersizliğini doğurabilecek bir veri tespit edilememektedir. Bu sebeple de ilgili gündem maddelerinin (m. 2-3-4) de yokluğuna, butlanına veya iptaline ilişkin bir kanaate ulaşılamamıştır.<br>07/11/2022 Tarihli Genel Kurul Toplantısında Alınan 8 Numaralı Karar<br>Kararın sermayenin %86,93 oranına tekabül eden paylardan doğan oylarla alındığı görülmektedir. Genel kurulun ilgili kararında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 395 ve 396. maddeleri çerçevesinde Yönetim kontrolünü elinde bulunduran pay sahiplerine, Yönetim Kurulu Üyelerine, üst düzey yöneticilere ve bunların eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına izin verildiği görülmektedir. TTK m. 395/1’de yönetim kurulu üyelerine yönelik özel bir hükme yer verilmiştir. Buna göre, “Yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi hâlde, şirket yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir. Diğer taraf böyle bir iddiada bulunamaz.” Söz konusu hüküm, yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapma yasağını düzenlemekte ve üyelerin kendisi veya başkası adına şirketle işlem yapabilmesi için genel kurulun bu çerçevede izin vermesi gerektiğini ifade etmektedir. TTK m. 395/2’de ise şirkete borçlanma yasağı düzenlenmiştir. Buna göre “Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. Bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz” Söz konusu yasağa genel kurul izni doğrultusunda getirilebilecek özel bir istisnaya ise hükümde yer verilmemiştir. TTK m. 396’da ise, rekabet yasağı ele alınmaktadır Buna göre, “Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.” TTK m. 395/1’deki şirketle işlem yapma yasağı ile TTK m. 396/1’de düzenlenen rekabet yasağı, yalnızca yönetim kurulu üyeleri bakımından getirilmiştir. Pay sahibi olmayan murahhas müdürlerin de bu yasağa tabi olduğu doktrinde kabul edilmektedir. TTK m. 395/2’de ise borçlanma yasağı düzenlenmekte ve bu yasağın muhatabının pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan TTK m. 393’te sayılan yakınlarının olduğu görülmektedir. Dolayısıyla pay sahibi olan yönetim kurulu üyelerin ile pay sahibi olan yakınlarının şirkete borçlanmaları mümkündür. Şirketle işlem yapma ve rekabet yasağının istisnası genel kurulun bu konuda vereceği izindir. Genel kurulun izni doğrultusunda yönetim kurulu üyeleri şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden her türlü işlemi kendi veya başkası hesabına yapabilir. Uyuşmazlık konusu genel kurul kararının 8. maddesinde “şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve şirketle rekabet edebilme” açısından genel kurulca kapsayıcı bir iznin verildiği görülmektedir. Yönetim kurulu üyelerine ilişkin aşağıdaki açıklamalarımızdan önce vurgulanmalıdır ki söz konusu yasaklara genel kurulun vereceği izin yalnızca şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet yasaklarına ilişkindir. Dolayısıyla TTK m.395/2’de düzenlenen şirkete borçlanma yasağına ilişkin bir izin genel kurulun yetkisinde değildir. Diğer bir ifadeyle TTK’da genel kurula bu yönde bir izin yetkisi verilmemiştir. Ayrıca ilgili genel kurul kararında, TTK m. 395 ve m. 396 kapsamında “Yönetim kontrolünü elinde bulunduran pay sahipleri ile yönetim kurulu üyesi veya üst düzey yöneticilerin eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına” da izinlerin verildiği görülmektedir. Genel kurulun ilgili TTK maddeleri çerçevesinde kararda gösterilen tüm kişileri de kapsayıcı bir izin verebilme yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla kanımızca 8 numaralı kararın bu noktada iptali şartları oluşmuştur. Buna karşılık ilgili kararın, yönetim kurulu üyeleri ile üst düzey yöneticiler çerçevesinde murahhas müdürlere de verilen izinler olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu noktada kararın herhangi bir geçersizlik unsuru barındırmadığı sabittir. Fakat ilgili kararın, özellikle TTK m. 395 hükmü açısından birinci ve ikinci fıkra ayrımına gidilmeksizin alındığı, dolayısıyla genel kurulun yönetim kurulu üyelerine TTK m. 395/2 açısından da izin vermesi sonucunun doğduğu, halbuki “pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin” şirkete borçlanabilmelerine dönük bir iznin verilemeyeceği, ilgili izinle genel kurulun yetkisini aştığı, dolayısıyla da söz konusu kararın bu açıdan da TTK’ya aykırı olduğu ve iptali şartlarının oluştuğu kanaatine varılmaktadır.<br>07/11/2022 Tarihli Genel Kurul Toplantısında Alınan 9 Numaralı Karar<br>Davalı vekili dilekçesinde, genel kurulun 9 numaralı kararının geçersizliği ileri sürmüş, söz konusu kararda taşınmaz inşasının tamamlanıp dava dışı .... bank A.Ş.’ne teslim edilmesi konularında gerekli tüm iş ve işlemleri yapmak üzere yönetim kuruluna yetki verilmesinin, genel kurulun devredilmez yetkisinin gaspı anlamına geldiğini; söz konusu devir işleminin TTK m. 408/2-(f) hükmünde aykırılık oluşturduğunu ve “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” anlamına geldiğini iddia ettiği devir işleminde, genel kurulun devredilmez yetkiye sahip olduğunu ileri sürmektedir. Davalının karara muhalefet ettiği, genel kurul tutanağından da sabittir. Ayrıca kararın sermayenin %85,62 oranına tekabül eden paylardan doğan oylarla alındığı görülmektedir. İlgili genel kurul kararı incelendiğinde söz konusu taşınmazın devri işleminin, taşınmazın değeri ve yukarıda muhasip üyemizin ayrıntısıyla tespit ettiği şirketin mali durumuna ilişkin kayıtlar göz önünde bulundurulduğunda, önemli miktarda şirket varlığının devri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ancak alınan genel kurul kararının yetki devri şeklinde değerlendirilmesi kanaatimizce mümkün değildir. Zira söz konusu kararda devir kararının genel kurulca alındığı ve devre ilişkin işlemlerin şirket tüzel kişiliğini temsilen yönetim kurulunca yapılması yönünde yetkilendirmenin yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla 9 numaralı kararda, şirketi temsilen sözleşmenin akdedilmesi ve tasarruf işlemlerinin yapılması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmektedir. Söz konusu yetkinin TTK m. TTK m. 408/2-(f) hükmüne aykırılık oluşturmadığı; kararın, TTK m. 370 ve m. 371 hükümleri kapsamında yönetim kurulunun kendisine genel kurul tarafından verilen yetkinin kullanılması hususunda alındığından ötürü, ilgili kararın yokluğu veya butlanının tespiti gibi iptali şartlarının da oluşmadığı kanısındayız.<br>07/11/2022 Tarihli Genel Kurul Toplantısında Alınan 10 Numaralı Karar<br>Genel kurulun 10 numaralı gündemiyle sermayenin %50 oranında arttırılması kararı alınmış ve davacı söz konusu karara, “Esas sözleşme değişikliğinde öngörülen yeni metnin 'Geriye kalan 1/2'si 356.250.000-TL (üçyüzellialtımilyonikiyüzellibinTürkLirası) ise Yönetim Kurulunun alacağı kararlar çerçevesinde, sermaye artırımının tescilini izleyen 12 ay içinde ödenecektir.' şeklindeki kısmı hukuken yok hükmündedir. Hem yönetim kuruluna bahsedilen yetkinin devri mümkün değildir; hem de sermaye artırımının bu kısmının ne şekilde yapılacağının belirsiz bırakılması ve Esas sözleşmede bu şekilde yer alması düşüncemize göre mümkün değildir. Keza ortada henüz kabul edilmiş sermaye artışı kararı yok iken bu nakit sermayeyi kimin ne şekilde ödeyeceği de belli olmadığından/ olamayacağından bu kısım da yok hükmündedir. Gündemin 10. Maddesine de işbu nedenlerle olumsuz oy kullanmakta ve muhalefet etmekteyiz.” beyanıyla muhalefet şerhi düştüğü görülmektedir. Kararın, sermayenin %85,62 oranına tekabül eden paylardan doğan oylarla alındığı görülmektedir. Şirketlerin genel kurulda sermaye artırımı yönünde karar alması mümkündür. Zira genel kurul, sermaye şirketlerinin en geniş yetkilere sahip organıdır. Sermaye artırımı hakkı kötüye kullanılmadığı müddetçe genel kurul tarafından her zaman sermaye artırımı kararı verilebilir. Uyuşmazlık konusu genel kurul kararının 9. maddesi çerçevesinde, davacı tarafından artırım kararın yerindeliği/gerekliliği değil, yönetim kuruluna verilen yetki çerçevesinde itirazın yapıldığı görülmektedir. Söz konusu karar incelendiğinde, yönetim kuruluna verilen yetkinin sermaye artırımı sonrası rüçhan (yeni pay alım) hakkının kullanımı ve taahhüt edilen sermaye paylarının karşılığının tahsiline ilişkin olduğu ve bu çerçevede yetkilendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. TTK m. 461 uyarınca yönetim kurulu yeni pay alma hakkının kullanımı esaslarını belirlemeye ve taahhüt edilen sermaye payının karşılığının şirket adına tahsilini gerçekleştirmeye Kanunen yetkili olduğu açıktır. Bu sebeple genel kurul tarafından sermaye artırımı ile birlikte yönetim kuruluna verilen yetki çerçevesinde 10 numaralı kararın yokluğu, butlanı veya iptalini gerektirecek şartların oluşmadığı kanaatindeyiz.\" şeklinde tespitlerde bulunulduğu görülmüştür.<br><br>Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına incelendiğinde,  <br>Somut Olayda; davacının davalı şirket tarafından 07/11/2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 1,2,3,4,5,6,7,8,9 ve 10 numaralı kararların, terditli olarak yokluğunun ve butlanının tespiti veya iptalini talep ettiği, davalının 2020-2021-2022 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunun mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla tespitinin yapılmış olduğu, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları nezdinde yapılan incelemede, şirketin 24/12/2004 tarihinde tescil edildiği, sermayesinin 2.137.500.000,00 TL olduğu, meslek grubunun 18 – Finans Kuruluşları olduğu, şirketin nace kodunun ise holding şirketlerinin faaliyetleri bağlı iştiraklerini yönetenler hariç 64.20.19 olduğu, davalı şirketin 2020 yılına ilişkin bilançosu, mizanı ve gelir tablosunun incelendiğinde, şirketin 165.080.247,11 TL dönen, 1.579.687.121,55 TL duran olmak üzere toplam 1.744.767.368,66 TL tutarında varlığı bulunduğu, şirketin 692.461.160,04 TL kısa vadeli ve 1.000.045.912,12 TL uzun vadeli olmak üzere toplamda 1.692.507.072,16 TL borcunun bulunduğu, şirketin özkaynakları 52.260.296,50 TL olup ödenmiş sermayesi 356.250.000,00 TL olduğu görülmekle sermayenin özkaynaklar bünyesinde korunamadığının tespit edildiği, davalı şirketin 2021 yılına ilişkin bilançosu, mizanı ve gelir tablosunun incelendiğinde, şirketin 467.328.154,61 TL dönen, 2.060.699.904,12 TL duran olmak üzere toplam 2.528.028.058,73 TL tutarında varlığı bulunduğu, şirketin 2.609.681.550,28 TL kısa vadeli ve 8.102.101,46 TL uzun vadeli olmak üzere toplamda 2.617.783.651,74 TL borcunun bulunduğu, şirketin özkaynakları - 89.755.5936,01 TL olup özkaynağı bulunmadığı, ödenmiş sermayesi 623.922.108,73 TL olduğu görülmekle sermayenin özkaynaklar bünyesinde korunamadığı, şirketin bir önceki 2020 mali yılında özkaynakları 52.260.296,50 TL olduğu görülmekle 2021 yılında bu tutarın eritildiği ve eksi bakiyede olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin mali kayıtları nezdinde bağımsız denetçi raporu alındığı, iş bu raporda UFRS kayıtları üzerinden inceleme yapıldığı, UFRS 31.12.2021 tarihli Konsolide Finansal Durum Tablosunun incelendiğinde, şirketin 1.778.680.354,00 TL dönen, 1.102.406.124,00 TL duran olmak üzere toplam 2.881.086.478,00 TL tutarında varlığı bulunduğu, şirketin 2.844.188.797,00 TL kısa vadeli ve 480.863.265,00 TL uzun vadeli olmak üzere toplamda 3.325.052.062,00 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, şirketin özkaynakları -443.966.616,00 TL olduğu, özkaynağının bulunmadığı, ödenmiş sermayesinin 623.922.109,00 TL olduğu, sermayenin özkaynaklar bünyesinde korunamadığının anlaşıldığı, UFRS kayıtlarına göre de davalı şirketin borca batık halde olduğu görüldüğü ancak  şirketin ticari defter ve kayıtları çerçevesinde mali açıdan 2020, 2021 yılları şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde; davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarında borca batık durumda olduğu, 2021 yılında özkaynaklarının eksiye düştüğü, UFRS kayıtlarına göre de davalı şirketin borca batık halde olduğu ancak; rapor içeriğinde yer verilen bahse konu 26 Aralık 2020 tarihli ve 31436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ dikkate alınması durumunda, tebliğde geçen kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmaması halinde yapılan hesaplamalara göre, 1.664.740.280,00 TL kur farkı zararı ile toplam diğer giderlerin yarısı olan 45.991.016,00 TL dikkate alınmadığında, ..... Holding Anonim Şirketinin düzeltilmiş özkaynaklarının 1.266.764.680,00 TL olacağı, bu bağlamda şirketin ödenmiş sermayesinin 623.922.109,00 TL olduğu görülmekle sermayenin özkaynaklar bünyesinde fazlasıyla korunduğu ve şirketin borca batıklık bir durumunun söz konusu olmayacağının görüldüğü, davacı tarafça verilen şerhler yönünden ise, davalı şirketin mizanında yer alan hesapların alt detaylarının, içeriğinin incelenmesi, dayanak belgeleriyle örtüşüp örtüşmediği, belgelerle tasvik edilip edilmediği konuları hususunda ise 07.11.2022 tarihinde gerçekleştirilen 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında sunulan 2021 yılına ait faaliyet raporunda yer alan verilerin, bağımsız denetçi tarafından tanzim edilen denetim raporu ile uyumlu olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin hem mevcut mali kayıtlarıyla, hem de UFRS kayıtlarıyla borca batık durumda olduğu tespit edilse de 26 Aralık 2020 tarihli ve 31436 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Tebliğ dikkate alınması durumunda, tebliğde geçen kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan kur farkı zararlarının tamamı ile 2020 ve 2021 yıllarında tahakkuk eden kiralamalardan kaynaklanan giderler, amortismanlar ve personel giderlerinin toplamının yarısı dikkate alınmaması halinde şirket sermayesinin özkaynaklar bünyesinde fazlasıyla korunduğu ve şirketin borca batıklık bir durumunun söz konusu olmayacağının açık olduğunun görüldüğü, genel kurul kararlarının geçerliliği bakımından ise 1-2-3-4-5-6-7-9 ve 10 numaralı kararların toplantı ve karar nisabına uygun olarak alındığı ve davacının ilgili kararlara yapmış olduğu muhalefet şerhleri de göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince tespiti yapılan hususlar dikkate alındığında, ve dosya kapsamında ilgili kararların yokluğu, butlanı veya iptalini gerektirecek şartların oluşmadığının anlaşıldığı, yalnızca genel kurul kararının 8. maddesinde “şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma ve şirketle rekabet edebilme” açısından TTK m.395/2’de düzenlenen şirkete borçlanma yasağına ilişkin bir iznin genel kurulun yetkisinde bulunmadığı ve ayrıca kararda gösterilen “Yönetim kontrolünü elinde bulunduran pay sahipleri ile yönetim kurulu üyesi veya üst düzey yöneticilerin eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına” da verilen izinler açısından genel kurulun yetki sahibi olmaması sebebiyle, kanuna aykırı 8.numaralı genel kurul kararının iptaline karar vermek gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>Davanın kısmen kabulü ile;<br>- 07/11/2022 tarihli genel kurulun 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10 nolu kararlar bakımından açılan davanın reddine, <br>-8 nolu maddesi bakımından davanın kabulü ile; yönetim kontrolü elinde bulunduran pay sahipleri ile yönetim kurulu üyesi veya üst düzey yöneticilerin eş ve ikinci dereceye kadar kan ve sıhri yakınlarına da verilen izinler açısından genel kurulun yetki sahibi olmaması sebebiyle 8 nolu genel kurul kararının iptaline, <br><br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik ‭247,7‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>4-Davacı tarafından yapılan ‭ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 8.463,75‬-TL posta masrafı, bilirkişi ücreti vb. masraflar ile toplam harç gideri ‭359,8‬0 TL olmak üzere toplam ‭8.823,55‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, <br>6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, <br>Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/03/2024<br><br>Başkan ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f6a411efa0c85c1","SID":"eb5a75eb9e961627"}}