{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1745 <br>KARAR NO: 2024/670<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/03/2021<br>NUMARASI: 2017/449 Esas -  2021/284 Karar<br>DAVA: Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında tapunun ... pafta, ... ada, ... parsel numarasında kayıtlı arsa/arazi üzerine inşa edilecek yapı için Beyoğlu ... Noterliğinin 09/09/2013 tarih ve ..., ... ve ... yevmiye nolu üç adet taşınmaz satış vaadi ve inşaat yapım sözleleşmeşinin imzalandığını, müvekkili şirketin bu sözleşmelerden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ancak Gayrimenkul Satışlarına ilişkin teşvik planı kapsamında yapılan değişikliğe göre müvekkili şirketçe davalıya KDV bedeli %18 olarak değil KDV %8 olacak uygunlanması gerektiğini, bu nedenle davalıya ödenen KDV bedelinin %10 luk kısmının davalının uhdesinde ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak davalı şirketçe ihtarnameye cevap verilmediğini ve bu bedelin ödenmediğini beyanla neticeten davalarının kabulü ile müvekkili şirkete %18 olarak yansıtılmış olmasına rağmen davalı şirket tarafından devlete %8 olarak ödenecek olan KDV tutarından haksız bir şekilde davalı şirketin uhdesinde kalacak olan %10 luk kısma tekabül eden bedelin fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00.-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesinc karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin haksız olduğunu, davacının müvekkili ile akdettiği 09/09/2013 tarihli sözleşmeler ile projeden 3 adet konut satın aldığını müvekkilinin proje kapsamında inşa edilecek bağımsız bölümlerin satışına 2013 yılında başladığını, projenin satışa çıktığı ilk günden beri KDV nin müvekkili şirket tarafından ödeneceğini, müşterilerin/alıcıların KDV den sorumlu olmayacağını, ileride KVD artsa bile artışın müvekkili tarafından ödeneciğini, fiyatın tüm vergiler dahil net ve nihai olduğunu her türlü ortamda ifade edildiğini, yapılan sözleşme ile de KDV oranlarının artırılması halinde dahi alıcıdan ek ödeme talep edilmeyeceğini yani KDV artışından kaynaklanacak külfetin tüketiciye yansıtılmayacağını ve müvekkili şirketçe üstlenileceğinin kararlaştırılmış olduğunu, davacıya satılan gayrimenkullerin tek ve yegane her şey dahil satış bedeli olduğunu, onunda 16126 yevmiye numaralı sözleşme için 350.485,00-TL, 16127 yevmiye numaralı sözleşme için 228,720,00-TL ve 16128 yevmiye numaralı sözleşme için 353.989,00-TL olduğunu, tespit edilen anahtar teslimi satış bedeli, verginin tespitinin zorunlu olduğu anda \"noter satış sözleşmesinde\" o tarihteki vergi oranı üzerinden ayrıştırmaya tabi tutulduğunu, müvekkili şirketin ... Projesinden bağımsız bölüm satın alan diğer müşterilerinden KDV almadığı gibi, davacıdan da KDV adı altında herhangi bir tutar talep ve tahsil edilmediğini aynca davacının üç bağımsız bölüm için ödediği toplam 933.194,00.-TL bedelin 5.396,07 - TL lik kısmı beyaz eşya ve onun %18 lik KDV si olduğunu beyaz eşya bakımından %10 oranında KDV indiriminin söz konusu olmadığını beyanla neticeten davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet üetetinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Somut olayda, davacı alıcının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde KDV dahil satış bedelini ödediği ve fakat ödemeden sonra 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında yapılan konut teslimleri için KDV oranının %18'den %8'e düşürüldüğü, davalı satıcının davacı alıcıya üç konutu da 12.12.2016 tarihinde teslim ettiği, konutların üçünün de alanının 150 m2'den az olduğu, davalı satıcının davacı alıcıdan fazladan tahsil etmiş olduğu ve işbu davaya konu olan KDV tutarını Maliyeye ödediğine dair dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, böylece davalının fazladan tahsil ettiği KDV tutarı yönünden sebepsiz zenginleştiği kanaatine varılmıştır. Bu durumda, yukarıda yer alan ve sözleşme tarihinden sonra yürürlüğe giren KDV indirimine yönelik düzenleme gereğince, davalı tarafından, davacıdan satış tarihi itibari ile yürürlükte olan %18 oranı esas alınmak sureti ile tahsil edilen KDV ile % 8 oranı esas alınmak sureti ile belirlenecek KDV arasındaki farkın, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince iadesi gerekmektedir. Bilirkişi heyetinin  01/04/2020 tarihli ikinci ek raporunda; dosyaya sunulan belgeler, Katma Değer Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Uygulama Tebliği, BS formaları ve Vergi Tekniği yapılan inceleme sonucunda tarafların aktettikleri sözlemelerde Satış Bedelinin Katma Değer Vergilerinin KDV dahil ve KDV hariç tutarlarının ayrı ayrı belirtilmesi ve konut satış bedelinin de KDV hariç olarak sözleşmeye konulması nedeniyle fark KDV'nin 72,802,80 TL olduğu tespit edildiğinden davanın kısmen kabulüne, fazlaya dair 5.741,89-TL tutarındaki kısmın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava dilekçesi ekinde Beyoğlu ... Noterliği 29/03/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı fazla ödenen KDV'nin ödenmesi hususundaki ihtarnamesinin yer aldığı, davacı vekilinin son celse noter tebliğ şerhini sunduğu, sunulan mazbatada ihtarnamenin 03/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarname ile 15 gün süre verildiği, 15. günün 18/04/2017 olduğu, davalının 19/04/2017 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü tespit edilmekle; temerrüt tarihi olan 19/04/2017 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine ve davanın kısmen kabulüne\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili  ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece her ne kadar davacı müvekkili şirket tarafından 700,00 TL tebligat masrafı, 1.250,00 TL bilirkişi ücreti ve bir kısım harçların toplamı üzerinden kabul ve ret oranına göre bir hesaplama yapılmış ise de bu hususun hatalı olduğunu, müvekkili şirketçe 1.250,00 TL değil 1.500,00  TL bilirkişi ücreti masrafı yapıldığını, ayrıca yine müvekkili şirket tarafından yatırılan 1.324,30 TL ıslah harcının da bu hesaplamaya dahil edilmediğini, ıslah harcının da yargılama giderinden olduğunu ve kabul-ret oranına göre müvekkili şirkete ödenmesine karar verilen yargılama gideri hesabına dahil edilmemesinin hatalı olduğunu, kararın bu açıdan düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın davanın dayanağı olan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 08/09/2016 tarih ve 29825 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile borçlu olduğunu öğrendiğini ve iade yükümlülüğünden haberdar olmuş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, zira bir kimsenin resmi gazete yayınlarından haberdar olmadığı yönündeki iddiasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın ilgili düzenlemenin resmi gazetede yayınlanması ile temerrüde düşmüş olduğundan yayın tarihi olan 08/09/2016 tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, kararın bu bakımdan da düzeltilmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin alacağının ek rapor sonucu 78.544,69 TL olduğunun kabul edildiğini, ancak daha sonra celp edilen BA-BS formlarından davacının bu miktardan bir kısmını vergi olarak ödediğinden bahisle ödenmiş kısmın mahsubu ile kalan kısım olan 72.802,80 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiğini, davalı tarafın vergi beyanlarında müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerden çıplak satış bedelini kasten yanlış göstermiş olması ve dolayısıyla KDV miktarında da usulsüzlük yapmış olmasının müvekkili şirket tarafından bilinmesinin beklenmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafın sözleşmeye aykırı hareket ederek taşınmazların satış bedelleri ile KDV tutarlarını sözleşmede yazılan tutarlara aykırı şekilde beyan etmiş olması neticesinde müvekkili şirket aktifinde azalma meydana geldiğini, bu sebeple davalı tarafın bunu vergi olarak beyan etmiş olsa bile müvekkili şirketin aktifinde (iade edilecek tutar) azalmaya sebebiyet vermiş olması nedeniyle kabul hükmü altına alınması gereken tutarın 78.544,69 TL olması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, talep ettikleri kısımların düzeltilmesini, davanın tümden kabulüne karar verilmesini ve tehir-i icra kararı verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 31/03/2021 tarih ve 2017/449 Esas - 2021/284 Karar sayılı kararında davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde KDV dahil satış bedelini ödediğini, ödemeden sonra 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasındaki konut teslimlerinde KDV oranının %18’den %8’e düşürüldüğünü, davalı müvekkilinin davacı tarafa üç konutu da 12/12/2016 tarihinde teslim ettiğini, konutların alanının 150 m² den az olduğunu, fazladan tahsil edilen KDV tutarının Maliye’ye ödendiğine dair dosyada belge bulunmadığından bahisle KDV tutarı yönünden sebepsiz zenginleşmiş olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek 72.802,80 TL’nin temerrüt tarihi olan 19/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davacı tarafa ödenmesine hükmedildiğini, önceden belirtildiği üzere davacı tarafın hiçbir hak ve alacağının kalmadığını açık ve net olarak belirterek imzalamış olduğu konut teslim tutanaklarıyla davalı müvekkilinin kesin, kayıtsız ve koşulsuz olarak ibra ettiği halde mahkemece aksi yönde hüküm kurulmuş olmasının yerinde bir karar olmadığını, ibranın taraflar arasındaki borç ilişkisini sona erdiren ve bu suretle de borçluyu borcundan kurtaran bir sözleşme olduğunu, ibranın alacak ve borcu doğrudan doğruya ve kesin olarak ortadan kaldıran ve böylece de borcu sona erdiren bir sebep olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.2. maddesinde yer alan düzenleme ile satış bedeline dahil olmayıp alıcıya ait olduğu belirlenen vergi, harç, masraf ve diğer ödemelerin belirtildiği sözleşmenin 4.3. maddesi birlikte değerlendirildiğinde KDV'nin her halükarda satıcı tarafından üstlenilmiş olduğunun görüleceğini, bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, sözleşmenin KDV'yi her hal ve şartta üstlendiğinin aşikar olan satıcıyı aleyhine yorumlanmasının nimet - külfet dengesi ve hakkaniyete aykırı olduğunu, sözleşmenin hükümlerini kendi hür iradeleriyle karşılıklı olarak belirleyen tarafların sözleşme maddelerinden herhangi birinin karşı tarafı daha zayıf duruma düşürmediğini kabul ve beyan ettiğini, tacir olan davacı tarafın basiretli hareket etme yükümlülüğü göz önünde bulundurulduğunda konut teslim tutanağına KDV tutarını saklı tutarak ihtirazi kaydın koymuş olmasının gerektiğini, ticari işlerine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş insanı gibi hareket etmek zorunda olan davacı şirketin konut teslim tutanağına KDV'ye ilişkin ihtirazi kaydı koymayıp, sonradan iadesini talep etmesinin basiretli davranma yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının öncelikle icrasının geri bırakılmasını, ortadan kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki sözleşme ile satışı yapılan taşınmazın KDV oranının %18'den %8'e düşürülmesi sonucunda oluşan KDV farkının iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı tarafça, davalıdan satın aldığı 3 adet konut için ödemiş olduğu KDV miktarından,  08 Eylül 2016 tarihinden geçerli olmak üzere Bakanlar Kurulu kararına göre KDV oranının düşmesi neticesinde fazla ödediği kısmın iadesini istemiş, davalı taraf ise, fazladan tahsilat yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Taraflar arasında düzenlenen, Beyoğlu ... Noterliğinin 09/09/2013 tarih ve ..., ... ve ... yevmiye nolu üç adet taşınmaz satış vaadi ve inşaat yapım sözleşmelerinde ... yevmiye numaralı sözleşmede ... Blok, .... katta, takriben 81,23 m2 bürüt alana sahip ... numara ile gösterilen konut niteliğindeki bağımsız bölüm şeklindeki konutun satışı ve tesliminin öngörüldüğü, sözleşmenin \"Satış Bedeli\" kısmında; \"Konutun satış bedeli, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 350.485,00-TL'dir. \"KDV Hariç Tutar\" kısmında ise, \"297.021,00-TL, 16127 yevmiye numaralı sözleşmede ... Blok, ... katta, takriben 55,64 m2 bürüt alana sahip 147 numara ile gösterilen konut niteliğindeki bağımsız bölüm şeklindeki konutun satışı ve tesliminin öngörüldüğü, sözleşmenin \"Satış Bedeli\" kısmında; \"Konutun satış bedeli, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 228,720,00-TL'dir. \"KDV Hariç Tutar\" kısmında ise, \"193.831,00-TL, ... yevmiye numaralı sözleşmede .. Blok, ... katta, takriben 81,23 m2 bürüt alana sahip 149 numara ile gösterilen konut niteliğindeki bağımsız bölüm şeklindeki konutun satışı ve tesliminin öngörüldüğü, sözleşmenin \"Satış Bedeli\" kısmında; \"Konutun satış bedeli, Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 353.989,00-TL'dir. \"KDV Hariç Tutar\" kısmında ise, \"299.991,00-TL şeklinde belirtildiği görülmüştür.Aynı sözleşmenin “Sözleşmenin Konusu” başlıklı 1. maddesinde; Anahtar teslimi olarak KDV dahil ... yevmiye numaralı sözleşmede 350.485,00-TL, ... yevmiye numaralı sözleşmede 228,720,00-TL, 16128 yevmiye numaralı sözleşmede 353.989,00-TL bedel mukabilinde alıcıya satmayı, alıcı da belirtilen konutu yukarıda yazılı şartlarda ve aynı bedelle satın almayı vaad ve kabul etmiştir..''; 2.2. maddesinde ise; “İşbu sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ne isim altında olursa olsun alıcının ödemekle yükümlü olduğu yeni harç ve vergiler ihdas edildiği takdirde veya sözleşmede belirtilen harç ve vergi miktarlarının artırılması halinde, ihdas edilen bu yeni vergi ve harçlar, alıcı tarafından satıcıya ayrıca ve ilaveten defaten ödenecektir,” şeklinde düzenleme mevcuttur.Taraflar arasındaki sözleşmeye konu gayrimenkulün Nurolpark Konut Teslim Tutanağı başlıklı belge ile davacı tarafa teslim edildiği ve altının teslim alan olarak 12/12/2016 tarihinde davacı şirket tarafından imzalandığı görülmüştür.''... Konut Teslim Tutanağı Başlıklı'' belgenin 9. maddesinde; ''Bu sonuçla mezkur sözleşmeyle satın aldığım dairem için ... A.Ş.nin mezkur sözleşmeden, TTK.'dan, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanundan ve sair mevzuattan kaynaklanan edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, sitenin ve dairenin bulunduğu bloğun ortak yer ve şeyleri için gerekli her türlü muayene ve incelemeyi yapmış olarak teslim aldığını beyan eder, bu sonuçla hiç bir hak ve alacağım kalmadığımdan mütevellit, ... A.Ş.'ye gayri kabili rücu, kesin, mali ve hukuki olarak, bila mazeret, bila talep, ibra ederim,'' şeklinde düzenleme olduğu  görülmüştür. TBK'nın 132. maddesindeki;'' Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir,'' düzenlemesi bulunmaktadır.İlk derece mahkemesince de isabetli olarak belirtildiği üzere; davacı alıcının imzaladığı konut teslim tutanağının ibraya ilişkin 9. maddesi, davacı-alıcının satın aldığı bağımsız bölümün muayene ve incelemeyi yaparak ve ayıpsız olarak teslim aldığı, bağımsız bölümün ayıplı veya eksik teslim edilmesinden kaynaklanabilecek haklarından feragat ettiği şeklinde yorumlanabilecek olup davacı alıcının 08/09/2016 tarih ve 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile % 18'den % 8'e düşürülmesi sebebiyle oluşan % 10 KDV farkı olan alacağından feragat ettiği anlamı taşımamaktadır. Ayrıca davalı vekilince istinaf dilekçesinde davacının basiretli hareket etme yükümlülüğü nedeniyle konut teslim tutanağına KDV Tutarı bakımından ihtirazi kayıt koymadığından bu tutarın iadesini talep hakkı olmadığına dair beyanları da yerinde değildir. Konut teslimlerinde uygulanacak KDV Oranlarını belirleyen 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile daha önce 24/12/2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile KDV oranı %18 olarak belirlenen konutların 08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında teslim edilmesi halinde  net alanı 150 metrekareye kadar olan konutların tesliminde alınacak KDV oranı %18'den %8'e düşürülmüş, 31/01/2017 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile de teslim için belirlenen 31/03/2017 tarihi, 31/09/2017 olarak yeniden düzenlenmiştir.Somut olayda davacı alıcının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde belirtilen KDV dahil satış bedelini ödediği fakat ödemeden sonra 08/09/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2016/9153 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile  08/09/2016-31/03/2017 tarihleri arasında yapılan konut teslimleri için KDV oranının %18'den %8'e düşürüldüğü, davalı satıcının davacı alıcıya konutları 12/12/2016 tarihinde teslim ettiği bu durumda mer’i mevzuat bakımından katma değer vergisinin Devlet'e intikalinde aracılık konumunda olan davalı satıcının davacı alıcıdan fazladan tahsil etmiş olduğu ve işbu davaya konu olan KDV tutarını Maliyeye ödediğine dair dosyada herhangi bir delile rastlanılmamıştır.Bu durumda davacının fazladan ödediği bedelin iadesi yönündeki talebinde haklı olduğu, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4337 E- 2021/5697 K. Sayılı ilamı) Faiz başlangıcına ilişkin istinaf istemi yönünden, TTK'nın 18/3. maddesi gereğince, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı ve TBK'nın 117. maddesinde, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği düzenlenmiştir. Mahkemece davacının davalıya gönderdiği noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürdüğü ve faiz başlangıcını bu tarihten itibaren başlattığı görülmekle mahkeme kararında bu husus bakımından da usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise; Davacı tarafça davanın reddedilen kısmına yönelik istinaf oluna başvurulmuştur. Eldeki dava değeri 78.544,69 TL olup, reddedilen miktar 5.741,89 TL 'dir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 341/2. maddesine göre 2021 yılı için miktar ve değeri 5.880,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Mahkemenin  istinaf incelemesine konu edilen kararında reddedilen miktar, karar tarihi itibari ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Bu nedenle miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen davanın reddedilen kısmına karşı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik sınırı nedeniyle usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı tarafından istinaf yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde iadesine, 4-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.973,15 TL harcın, alınması gerekli olan 1.243,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.729,25‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.07/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eae34173004f0167","SID":"9068b15c55898223"}}