{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/922 <br>KARAR NO: 2024/1337<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/04/2024<br>NUMARASI: 2024/300 E. - 2024/369 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın, müvekkilinin aleyhine haksız bir şekilde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... takip numaralı dosyasında kambiyo senetlerine özgü  icra takibi başlattığını ve bu icra takibinin kesinleştiğini, ancak davacı müvekkilinin takip alacaklısı olan davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, takibe konu 6.500,00-TL tutarlı 01.04.2023 vadeli ve 01.03.2023 düzenlenme tarihli bono müvekkili tarafından düzenlenmediğini ve imzalanmadığını, bonoda bulunan yazı ve imza müvekkiline ait olmadığını, takibe dayanak gösterilen 01.03.2023 tanzim tarihli, 01.04.2023  vade tarihli ve 6.500,00-tl bedelli senede, müvekkili ...'ın imzası taklit edilmek suretiyle imza atıldığını, takibe konu senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, dava dilekçesinde ek olarak sunmuş oldukları vekaletname örneği dahi çıplak gözle incelendiğinde senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olmadığının, müvekkilinin imzasının taklit edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, mahkemece bilirkişi marifetiyle yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, takibe konu senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının ortaya çıkacağını, bu nedenle müvekkilinin imzasının yer almadığını, sahte imza ile düzenlenen işbu senetten dolayı sorumlu olması mümkün olmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen iş başvuru formu ve bonodaki imza incelendiğinde iki imzanın farklı olduğunun görülebileceğini, müvekkilinin sadece iş başvuru formunu imzalandığını ve bu formda kendisine ait olan bilgileri el yazısıyla doldurduğunu, ancak seneti imzalamadığını, müvekkilinin, iş başvurusu yaptığında ve bu iş başvuru formunu imzaladığında babası ... da yanında olup tanık olarak bildirdiklerini, müvekkilinin çalışmamakta olup işsiz olduğunu, üzerine kayıtlı mal varlığı ve bir geliri bulunmadığını, maddi açıdan çok zor durumda olduğunu, bu nedenle adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince;Somut olayda; dava dilekçesi ile açıkça menfi tespit davasında arabuluculuk  dava şartının mevcut olmadığı belirtilmekle, arabuluculuk tutanağı dosyaya sunulmadığından, davacının arabuluculuk başvurusu yapmadığı anlaşılmış ve tutanağın sunulması için süre verilmemiş olup, dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanabilir nitelikte olmaması, davanın açılma anında bu şartın yerine getirilmiş olmasının gerekmesi nedeniyle (aynı yönde emsal İstanbul BAM 44.HD. 2021/916 E. 2021/922 K.)  işbu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi\" şeklindeki gerekçeleri ile \"Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine,\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF: Davalı vekili istinaf süre tutum dilekçesinde özetle; Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/04/2024 tarihinde vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu dosya her ne kadar usulden reddedilmişse de işbu dosyanın yargılama yapılarak esastan reddedilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin vermiş olduğu karar yerinde olmadığından taraflarınca süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, istinaf incelemesi sonucunda yapmış oldukları başvurularının kabulüne ve dosyanın esastan reddine karar verilmesine, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılmasını ve duruşmalı yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm kurulmasına, anılan hükmün başvuruları doğrultusunda düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Açılan bu dosya ticari bir dosya olduğundan arabulucuya başvurmanın zorunlu olduğu belirtilerek usulden red kararı verildiğini, bu nedenle de arabulucuya başvuru yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, buna ilişkin arabulucu  anlaşamama tutanağı örneğini ek şeklinde sunduklarını, ayrıca müvekkilinin, imzası taklit edilerek aleyhine bir senet düzenlendiği içi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/40289 soruşturma numaralı dosyasına suç duyurusunda bulunduğunu, davalının cezalandırılması için şikayetçi olduğunu, ancak savcılık dosyasında yetkisizlik kararı verilerek dosya Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/26110 soruşturma numaralı dosyasında soruşturma devam ettiğini, yerel mahkemece verilmiş olan usulden red kararının yerinde olup davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın istinaf başvurusunda bulunmasının nedeni davayı sürüncemede bırakma ve davayı uzatma kastından ibaret olduğunu, davalı tarafın,  arabulucu sürecinden sonra yeniden dava açacaklarını bildiğinden ve dava açma süreçlerini durdurmak istediğinden kötüniyetle  istinaf başvurusu yapmış olmalarından bahisle, kötü niyetle hareket edilerek yapılmış olan istinaf  başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.  Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Harca esas değer 6.500,00 TL'dir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanun'un 41. Maddesiyle HMK'ya eklenen Ek-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2024 yılı için 28.250,00 TL olduğundan, dava değerine göre  mahkeme hükmünün kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 sayılı HMK 341/2 ve 352 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf dilekçesinin  6100 sayılı HMK'nun 341/2. maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 352 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/07/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"959087587c334911","SID":"a1acaaaf953c8fae"}}