{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2280 <br>KARAR NO: 2023/1416<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/11/2020<br>NUMARASI: 2016/1233 Esas -  2020/754 Karar<br>DAVA: Tazminat  (bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. ile 25.04.2011 tarihinde bayilik sözleşmesi yaptıklarını, 26.04.2011 tarihinde de bu sözleşmeye bağlı olarak asgari mal alım taahhütnamesi yaptıklarını, sözleşmenin beş yılın sonunda 25.04.2016 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 24.09.2016 tarihine kadar uzadığını ve bu tarihte sona erdiğini, davalının mal alım taahhütnamesine uymaması ve imzalanan protokol hükümlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya Kadıköy .... Noterliğinin 22.10.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderilerek 1063 m3 eksik alım yaptığı, eksik alım yapılan her m3 için 30,00 USD üzerinden 31.890,00 USD cezai şart borcunu ödemesi gerektiği, alım taahhütnamesine uymaması durumunda sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğinin bildirildiğini, davalının sözleşme ve ürün alım taahhütnamesine uymaması üzerine davalıya Kadıköy ... Noterliğinin 10.10.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderilerek önceki ihtarnamede belirtilen 1063 m3 eksik alım nedeniyle ödemesi gereken 31.890,00 USD cezai şartın tahakkuk ettiği, sözleşmenin ikinci döneminde 526 m3 eksik alım yapıldığı, eksik alım yapılan her m3 için 30,00 USD üzerinden 15.780,00 USD cezai şart borcunu ödemesi gerektiği, sözleşmenin üçüncü döneminde 725 m3 eksik alım yapıldığı, eksik alım yapılan her m3 için 30,00 USD üzerinden 21.750,00 USD cezai şart borcunu ödemesi gerektiği, sözleşmenin dördüncü döneminde 940,4 m3 eksik alım yapıldığı, eksik alım yapılan her m3 için 30,00 USD üzerinden 28.212,00 USD cezai şart borcunu ödemesi gerektiği, sözleşmenin beşinci döneminde 674,5 m3 eksik alım yapıldığı, eksik alım yapılan her m3 için 30,00 USD üzerinden 20.235,00 USD cezai şart borcunu ödemesi gerektiği, ihtarname tarihi itibariyle 117.867,00 USD muaccel hale gelmiş cezai şart borcunun faizi ile birlikte ödenmesinin bildirildiğini, aynı taleplerin Kadıköy ... Noterliğinin 26.10.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yinelendiğini ancak davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre davalıya teslim edilmiş ariyet ve demirbaşlar bulunduğunu, sözleşmeye göre bu ariyet ve demirbaşların kendilerine teslimi gerekirken teslim edilmediğini, Kadıköy .... Noterliğinin 26.10.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile pompanın iadesinin istenildiğini, davalının pompanın sökülmesine izin vermediğini, sözleşmenin 1., 2., 3. ve 4. yılları için 1.000,00 USD, 5. yılı için 20.235,00 USD olmak üzere toplam 21.235,00 USD cezai şartın ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ve davalıya ariyet olarak verilmiş bulunan bir adet pompanın bedeli olan 500,00 USD'nin yine ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 13.10,2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetkisizlik itirazında bulunmuş ve Çankırı mahkemelerinin yetkili olduğunu belirtmiştir. Davanın esasına ilişkin olarak da öncelikle hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı definde bulunmuştur. Davalı taraf Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016 / 607 Esas sayılı dosyasında bir başka davanın daha açıldığını, her iki davanın birleştirilmesini talep etmiştir. Davacının kendilerine 22.10.2012 tarihinde ihtarname gönderdiğini, başka bir ihtarname göndermediğini, bu ihtarnamenin de süresi içinde olmadığını, yerleşik Yargıtay kararlarına göre davacının kendilerinden cezai şart alacağı talep edemeyeceğini, davacının kendilerinden pompa alacağı bulunmadığını, bunu davacının kendisinin ispatlaması gerektiğini, davacının kendilerinden talep ettiği self stop pompa sisteminin henüz bütün Türkiye'de kurulamadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacının dosyaya sunduğu faturada pompa bedeli TL olarak gösterilmiştir. Sözleşme ve eki protokolde de dava konusu pompanın ya da diğer ariyetlerin USD olarak ya da başkaca bir döviz cinsi olarak kıymetinin belirlendiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak davacı 500,00 USD olarak talepte bulunmuştur. Talepte bulunduğu 13.10.2016 tarihi itibariyle 500,00 USD'nin karşılığı 1.525,00 TL yapmakta olup pompanın değeri ise 4.500,00 TL'dir. Hazırlanan 04.06.2020 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda pompanın değerinin 4.500,00 TL karşılığı 1.475,40 USD olduğunun tespit edilmesi nedeniyle 7251 sayılı yasa ile değişik 6100 sayılı HMK m. 107/II'ye göre davacıya iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmiş, aksi takdirde davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı ihtarı yapılmıştır. Davacı taraf 05.10.2020 tarihli dilekçesi ile dava konusu pompanın bedeline ilişkin talebini yeni kur üzerinden 4.500,00 TL karşılığı olarak 600,00 USD'ye çıkartmış ve eksik harcıda yatırmıştır. Bu gerekçelerle davacının ariyet bedelinin ödenmesi talebinin 4.500,00 TL üzerinden kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Dava konusu pompanın USD olarak bedelinin belirlendiğine ilişkin taraflar arasında bir sözleşme hükmü bulunmaması nedeniyle davacı tarafın USD olarak talebi kabul edilmemiştir.  Davacı taraf 05.10.2020 tarihli dilekçesi ile ceza koşulu talebini de 43.127,20 USD çıkartmış ve bu rakam üzerinden talepte bulunmuştur. Eksik harç davacı tarafa tamamlatılmıştır. Davacı taraf 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m. 4/A'ya göre faiz talep etmişse de döviz cinsinden hüküm kurulmadığından bu talebinin reddine karar verilmiş, faiz talebinin ise tarafların tacir olması nedeniyle ticari faiz olarak kabulüne ve davanın kısmen kabul - kısmen reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında bayilik sözleşmesi, protokol, akaryakıt istasyonları için bayilik sözleşmesine ek ariyet sözleşmesi imzalandığını, işbu protokollerin imzası ve yorumu konusunda taraflar arasında hiçbir ihtilafın bulunmadığını, davalının taraflar arasındaki sözleşmede bu yönde hiçbir yükümlülüğü ya da zorunluluğu olmadığı halde müvekkili şirket ile ticari ilişkilerini geliştirebilmek ve bu sayede daha uygun akaryakıt alabilmek maksadıyla 26/04/2011 tarihinde müvekkili şirkete tek taraflı bir asgari mal alım taahhüdünde bulunduğunu, davalı tarafın taahhüdüne aykırı olarak eksik alım yaptığını, nitekim bu durumun yerel mahkemenin gerekçeli kararında esas aldığı 08/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ilk olarak Kadıköy ... Noterliği'nin 22/10/2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek 25/04/2011 yılından itibaren eksik alınan kısımlara ilişkin cezai şart bedelinin talep edildiğini, akabinde Kadıköy .... Noterliği'nin 10/10/2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edilerek 22/10/2012 tarihinden itibaren tahakkuk eden cezai şart bedeli talep edildiğini, yine hemen akabinde Kadıköy ... Noterliği'nin 26/10/2016 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile geçmiş dönem cezai şart bedellerinin tümünün talep edildiğini, 1.,2.,3.,4. yıllar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 USD, 5. yıl için ise 21.235,00 SD cezai şart bedelinin talep edildiğini, 08/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda yapılan tespitler neticesinde 5 yıllık dönem için toplam taleplerinin kısmi olarak ıslah edilerek 43.127,20 USD'ye çıkartıldığını, cezai koşulunun talep edilebilmesi için her sözleşe dönemi sonunda düzenlenecek ilk faturada şerh bulunması gerektiğinin yahut takip dene ilk ayda borçluya ihtarname çekilmesi gerektiğinin belirtmiş olduğunu, ancak müvekkili şirketin ilk ihtarnamesini birinci sözleşme döneminden altı ay sonra ikinci ihtarnamesinin ise son sözleşme döneminden beş ay sonra gönderilmiş olduğunu, diğer yıllar için ise hiç ihtarname gönderilmemiş olduğunu belirterek tüm cezai şart taleplerinin reddedildiğini, yerel mahkemece hem taahhütname hükümlerinin hem de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının somut olaya yanlış uygulandığını ve yanlış yorumlandığını, asgari mal alım yükümlülüğünün, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde pek çok farklı uygulaması bulunduğu halde taraflar arasındaki sözleşmelerde nasıl bir düzenleme yapıldığı dikkate alınmaksızın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının, karara konu somut olay ile paralellik arz edip arz etmediğinin incelenmeksizin karar verildiğini, davaya konu olayda müvekkili şirketin sözleşme ile davalıya dayattığı bir talebi olmadığı halde davalının tek taraflı bir taahhüdü ile kendini yükümlülük altına soktuğunun görüldüğünü, davalının taahhüdünün ve müvekkili şirketin ihtarlarının hiç gözüne alınmadan, davalıda cezai şartın istenemeyeceğine dair haklı bir görüş uyandırıldığı ve aksi yönde bir davranışın çelişkili davranış olacağının belirtilmesinin yerinde olmadığını, tam aksine bizzat davalının kendi taahhüdünde ihtar çekilmeyen durumlarda vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini belirttiği halde ihtar çekilmemesini vazgeçme olarak ileri sürmesinin çelişkili davranışı oluşturduğunu, davalı tarafın müvekkili şirketin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen sürelerde ihtarname çekmemiş olmasına dayanmasının mümkün olamayacağını, nitekim hem somut olaydaki taahhütname, kararda yer alan sözleşme ile aynı olmadığını hem de taahhütnamede davalı tarafın tam aksi yönde bir taahhütte bulunduğunu, bu sebeple müvekkili şirketin 5 yıllık süre için talep etmiş olduğu cezai şart talebinin tamamen haksız bulunması ve tüm taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, ayrıca herhangi bir feragat ya da ifayı çekincesiz olarak kabul etme durumunun söz konusu olmadığını, yerel mahkemenin en azından 25/04/2016 - 23/09/2016 tarihleri için tahakkuk eden 11.243,79 USD tutarındaki cezai şart taleplerini kabul etmesi gerekirken tüm taleplerinin reddedilmesinin yerinde olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davalı tarafça başlatılacak icra takibi için tehir-i icra kararı verilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın cezai şart alacağı yönünden 244.933,25 TL dava ve talep etmekle bu tutarın harcını yatırdığını, bu yönden davacının dava ve taleplerinin reddedildiğini, 1 adet pompa alacağı yönünden ise dava dilekçesinde 500,00 USD karşılığı 1.758,15 TL talep etmekle sadece bu tutarın harcını yatırdığını, bu yönden davacının davasının 4.500,00 TL olarak yerel mahkemece kabul edildiğini, davalının davacı tarafın dava ve taleplerinin reddini talep ettiğini, davacı tarafça asgari alım taahhüdünden kaynaklanan ceza-i şart alacağı şartlarının oluşmadığından davacı tarafça aykırı davranılmış olan yılı takip eden yılda henüz ifaya başlamadan önce çekince kayıt bildirmeden yahut ihtar çekilmeden müteakip yılın ifası gerçekleştiğinden artık ceza şartının talep edilemeyeceğini ve taleplerinin reddinin gerektiğini, ceza şartı yönünden alınan bilirkişi raporunda hesap edilen 25/04/2016 ile 24/09/2016 tarihleri arasında ki birer aylık sürelerin dava ve talep konusu yapılmadığını, yine bu sürelere ilişkin bir ihtar, çekince, ihtirazı kayıt olmaması sebebi ile de davacı tarafın bu dönem içinde taleplerinin reddinin gerektiğini belirttiğini, davalı tarafın davacı tarafça ikame edilen davaya ve yapılan ıslaha da gerek usul ve harçlar gerekse esas yönünden açıkça itiraz ederek dava ve taleplerinin tüm yönleri ile reddini talep ettiğini, yerel mahkemece davacının cezai şart alacağı taleplerinin reddine karar verdiğini, davacı tarafın ürün alım taahhütnamesine dayandırdığı ceza koşulu talebinin reddi kararının kanun ve hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın talep ettiği pompa bedelinin kabulünün kanun ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafça pompa bedeli için talep edilen 1.758,15 TL'nin ıslah edilmediğini, bu yönden ıslah harcının yatırılmamış olmasına karşın 4.500,00 TL olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, yargılama giderleri konusunda gerek maddi hatalı kararda gerek tahsis kararında hatalı hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin tahsis kararı öncesi yargılama giderleri yönünden kurmuş olduğu hükmün tamamen kanun ve hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde davanın kısmen reddi - davacının ceza koşulu talebinin reddine karar verilmesi yönünden usul ve yasaya uygun olduğundan onanarak kesinleştirilmesini, davanın kısmen kabulü - pompa bedelinin iadesi taleplerinin kabulü yönünden kararın kaldırılmasını, davacı tarafın dava ve taleplerinin tüm yönleriyle reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasında düzenlenen 25/04/2011 tarihli \"bayilik anlaşması\", 25/04/2011 tarihli protokol ve 26/04/2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi hükümlerince asgari alım taahhüdünün yerine getirmediği gerekçesiyle cezai şart  talebi ve davalıya verildiği iddia edilen 1 adet pompa bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu  esas alınarak cezai şart yönünden davanın reddine, pompa bedeli yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalı vekilince süresinde istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının tüm sözleşme süresince alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep edip edemeyeceği, 1 adet pompa bedelini davalıdan isteyip isteyemeyeceği  noktasındadır.Taraflar arasında   25/04/2011 tarihli 5 yıl süreli  bayilik anlaşması, 25/04/2011 tarihli protokol ve 26/04/2011 tarihli asgari mal alım taahhütnamesi imzalanmıştır. Sürenin 25/04/2016 tarihinde bitimi üzerine taraflarca birer aylık zeyilnameler düzenlenerek sözleşmeler 24/09/2016 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tarihte sözleşme süresi dolmakla, olağan şekilde feshedilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen protokolün 4. maddesi ile davalıya 1 adet selfstop pompanın davacı tarafça bayiye verileceği hususu düzenlenmiş, yine protokolün 8. maddesi ile maddede belirtilen yükümlülüklerin bayi tarafından yerine getirilmemesi durumunda 100.00,00 USD cezai şart ödeyeceği kararlaştırılmış, taraflar arasında düzenlenen asgari mal alım taahhütnamesi ile; 1-... Petrol Ür. Tic. A.Ş. (...) ile aramızda akdedilmiş veya ileride akdedilecek bulunan bayilik sözleşmelerinde ayrıca bir hüküm bulunmasına gerek olmaksızın, bayilik sözleşme tarihinden itibaren, ...'den her yıl en az 2000 m3 (bin m3) akaryakıt; en az 1 ton (bir ton) madeni yağ satın almayı, 2.Alımlarımızın miktarı bakımından ... kayıtlarının yegane delil olduğunu, satın almayı taahhüt ettiğimiz miktarlardan eksik çektiğimiz her m3 akaryakıt için, m3 başına 30 USD (otuz amerikan doları), eksik çektiğimiz madeni yağ için ton başına 250 USD (iki yüz elli amerikan doları) cezai şartı herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın derhal ...'a ödemeyi, bu şekilde gerçekleşecek ödemenin ... ile aramızdaki sözleşmeler gereği ...'ın sair talep hakları ve alacaklarını ortadan kaldırmayacağını 2.işbu taahhütnamemizde belirtilen asgari mal alımı ve cezai şarta ilişkin taahhütlerimizin, aksi ... tarafından kabul edilecek şekilde tarafımızca taahhüt edilene kadar, ... ile aramızda yeniden akdedilecek, yenilenecek veya uzatılacak tüm bayilik sözleşmelteri bakımından da geçerli olacağını, 3. işbu taahhütname gereğince ... lehine doğacak herhangi bir hakkın, ... tarafından uzun süre kullanılmammış olmasının, o hak ve alacaktan ... tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini peşinen gayri kabulü rücu olarak beyan, kabul ve taahhüt ederim. 26.04.2011\" düzenlemesi bulunmaktadır. Yine taraflar arasındaki 25.04.2011 tarihli protokolün 12. maddesi \" İş bu protokolden doğan herhangi bir hakkın ... tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, ...'ın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmediği gibi bu durum BAYİ'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten ıskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez\"' düzenlemesini içermektedir.  Davacı tarafça Kadıköy Noterliğinden 22 Ekim 2012 tarihli ihtarıyla 25/04/2011 - 25/04/2012 dönemine ait 31.890 USD cezai şartın ödenmesi ihtar edilmiş, davacı sözleşme zeyilname ile yapılan uzatmalar dahil  25/09/2016 tarihinde sona ermesinde sonra Kadıköy .. Noterliği'nin 10 Ekim 2016 tarihli ihtarıyla her bir dönem için cezai şart hesaplayarak toplam 117.867,00 USD'nin ödenmesini istemiş, işbu ihtarname 13/10/2016'da tebliğ edilmiş, bilahare  Kadıköy ... Noterliği'nden 26 Ekim 2016'da bir ihtar daha keşide ederek talepler yenilenmiştir. Davalı tarafça da kendisine tebliğ edilen 22/10/2012 tarihli ihtarı üzerine davacıya hitaben Çankırı 1. Noterliği'nin 02/11/2012 tarihli cevabi ihtarıyla \"davacı tarafın sözleşmedeki birçok yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu sebeple kendilerinin de ihtarda talep edilen hiçbir borcu kabul etmediklerini, çünkü satıştan beklenen eksikliğin sadece kendilerinden kaynaklanmadığını\" ihtar etmişlerdir. değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir ve bu amaçla cezai şart, asıl alacağı kuvvetlendirme amacı güder.  6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar öğretide ortaya atılan kavramlara göre seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/I), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/II) ve ifayı engelleyen ceza koşulu (dönme cezası) (TBK md. 179/III) dur. Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen  ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nun 179/II. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. TBK'nun 179/II maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.  TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi”  hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/II. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740)  TBK.'nun 179/II. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz. Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Beş yıl süreli bir “akaryakıt bayilik sözleşmesinde (veya eki taahhütnamede) bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle  bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, TBK'nun 179/II. md. uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için bir şekil şartı getirilmemiştir. Tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firma, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zaman aşımı süresi içinde her zaman talep edebilir. Sonraki yıllarda da aynı kural geçerlidir. Yani her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesi, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlıdır. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. Çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği ise kuşkusuzdur. TBK’nun 179/II. Maddesinde öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilirler. Sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğini kararlaştırabilirler. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, Yargıtay HGK'nun 20.01.2013 T. 2012/19-670 E. 2013/171 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, “ceza koşulu istenmeyeceği” ne dair haklı bir güven oluşmuş ise oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 19. HD'nin 04/12/2019 Tarih 2018/3380 Esas - 2019/5428 Karar Sayılı Kararı).  Davacı tarafça davalıya birinci dönem olan 25/04/2011 - 25/04/2012 dönemi bitiminde yeni dönem başlamadan bir ihtar veya ihtirazı kayıt konulmadan yeni dönem başında mal verilmiş, 2012 - 2013 dönemi içerisinde 22/10/2012 tarihli ihtarname ile birinci döneme ilişkin 31.890,00 USD cezai şart talep edilmiştir. Bu ihtarname dönem sonunda yeni dönem mal verilmeye başlanılmadan önce keşide edilmediğinden dönem sonu itibarıyla ihtar ve çekince şartı yerine gelmemiştir. Bu dönemden sonraki dönümlerde sözleşme sonuna kadar her dönemin sonunda yeni dönem başlamadan önce bir itirazı kayıt veya çekince ileri sürülmeden davalı tarafa mal verilmeye devam edilmiştir. Bu durumda davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer alan cezai şartın davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Davacı şirketin davranışları ile davalı bayide yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen cezai şart talep etmesi çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranışın hukuken korunması beklenemez (Yargıtay HGK'nın 02.12.2020 Tarih, 2017/(19)11-917 E. - 2020/985 K. Sayılı Kararı). Davacı taraf, mal alım taahhütnamesinin 3. maddesiyle; \"iş bu taahhütname gereğince ... lehine doğacak herhangi bir hakkın, ... tarafından uzun süre kullanılmammış olmasının, o hak ve alacaktan ... tarafından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini peşinen gayri kabulü rücu olarak beyan, kabul ve taahhüt ederim\" ve taraflar arasındaki 25.04.2011 tarihli protokolün 12. maddesindeki \"İşbu protokolden doğan herhangi bir hakkın ... tarafından kullanılmaması, gecikmeli olarak kullanılması veya hatalı olarak kullanılması, ...'ın söz konusu haktan feragat ettiği anlamına gelmediği gibi bu durum BAYİ'ye protokolün söz konusu hükmünü veya protokolün tamamını meriyetten ıskat talebinde bulunma veya kazanılmış hak iddiasında bulunma hakkı vermez\"' düzenlemesine dayanarak çekincesiz olarak mal verilmesini davacının cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmediğini, tüm dönemlere ilişkin cezai şart talep edebileceğini iddia etmektedir.Hukukumuzda Külfet (yüküm); \"Herhangi bir borç doğurmayan, sadece yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Külfet yükümlüsü külfeti yerine getirdiğinde bir hak elde eder, yerine getirmediği takdirde  hakkı elde edemez yada kaybeder. Örneğin; temerrüt ihtarı, ayıp ihbarı, haksız fiile maruz kalan kişinin zararı azaltması, alıcının kendisine teslim edilen malı muayene külfeti gibi... TBK'nun 179/2. maddesi “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.”  düzenlemesine yer verilmiştir. Maddede bahsedilen alacaklının ifa ile birlikte \"çekince\" koyması hukuki anlamda hak ettiği cezai şartın ifasını isteyebilmesi için kendisine yüklenen bir külfettir. Külfeti yerine getirmeyen alacaklının cezai şartın ifasını isteme imkanı kalmamaktadır. Anılan sözleşmedeki hüküm davacıya yüklenen külfeti kaldırdığı şeklinde yorumlanmamıştır. Sözleşme maddesi davacının külfetini yerine getirmesinden sonra doğan talep hakkını zaman aşımı içerisinde isteyebileceği şeklinde yorumlanmıştır. Bu durumda davacının çekincesiz olarak ifayı kabul ettiği dönem başlarından önceki dönemlere ait cezai şartları talep etme imkanı bulunmadığı,  anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Davacının dayandığı düzenlemeler bahsi geçen külfeti kaldırır nitelikte değildir. Beşinci yıl için cezai şartın talep edilebileceği düşünülse de sözleşmenin süresi olan 24/04/2016 tarihinden itibaren tarafların anlaşması 5 defa zeyilname yapılarak süre  25/09/2016 tarihine kadar uzatılmış ve  süresinin bitimiyle feshedilmiştir. Beşinci dönemin sonu olan 25/04/2016 tarihinden sonra yine davacı tarafça herhangi bir çekince konulmadan davalıya mal verilmeye devam edilmiş olması, davacı tarafça sözleşmenin sona ermesinden sonra keşide edilen 10 Ekim ve 26 Ekim 2016 tarihli ihtarların sonuca bir etkisi olmaması   karşısında 5. yıla ait cezai şartın da talep edilemeyeceği sonucuna da ulaşılmıştır. Bu durumda cezai şartı talebine yönelik ilk derece mahkemesi kararında isabetsizlik bulunmadığından bu yöne ilişen davacı istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.  Davalı tarafın davanın kabul edilen pompa bedeli ile yargılama gideri ve  harçlara ilişkin istinaf sebepleri yönünden yapılan eğerlendirmede: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 341/2. Maddesine göre, 01/01/ 2020 tarihinden itibaren  2020 yılı için miktar ve değeri 5.390 Türk Lirasını geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Davalı tarafın istinaf konusu ettiği mahkemece kabul edilen kısım 4.500,00 TL olup, davalı vekilince bu karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Mahkemenin  istinaf incelemesine konu edilen kararı, karar tarihi itibarı ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk Derece Mahkemesince bu yöne ilişkin verilen karar kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir. Her ne kadar İlk derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de;  miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen bu karara karşı HMK'nın 341/2.maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davalı vekilinin bu yöne ilişkin  istinaf başvurusunun usulden  reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin yargılama giderlerinin dağıtımı ve eksik vekalet ücreti takdir edildiğine ilişkin istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede: eldeki uyumazlıkta cezai şartı yönünden dava değeri;  dava dilekçesi ile talep edilen 21.235 USD karşılığı 74.669 TL ve ıslah edilen 21.892,20 USD karşılığı 170.264,00 = 244.933,00 TL'dir. Bu miktar reddedildiğine göre davalı yararına 24/10/2020 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT gereği 25.595,33 TL vekalet ücreti takdiri gerekirken 19.697,62 TL vekalet ücreti takdiri isabetli olmamıştır. Mahkemece 4.500,00 TL yönünden dava kabul edildiğine göre davacı yararına 3.400,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde ise  bir isabetsizlik yoktur.Hüküm bu yönden kaldırılmakla harçla ve yargılama giderleri aşağıdaki şekilde yeniden dağıtılmıştır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince  cezai şarta yönelik verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, pompa bedeline ilişkin hükmün miktar itibarıyla kesinlik sınırında kaldığı, yargılama giderleri vekalet ücretine ilişkin bölüm ise isabetli bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, davalı vekilinin davanın kabulüne yönelik pompa bedeline ilişkin istinaf isteminin kesinlik sınırında kalmakla reddine,davanın reddine yönelik verilen kararın   yargılama giderlerine ilişkin bölüm isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile davalı lehine  25.595,33 TLvekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalı  vekilinin kabul edilen kısma  ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nun 341-(2) ve 346-(1)maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,1-Davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE, 3-Davacının ceza koşulu talebinin REDDİNE,4-Davacının davalıya teslim ettiği pompanın bedeli olarak 4.500,00-TL'nin davacının davalıya gönderdiği ihtarname tarihi olan 13/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacının pompa bedeli için talep ettiği 3095 sayılı kanun madde 4-a'ya göre faiz talebinin REDDİNE,6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 307,40 TL nispi karar harcının peşin ve ıslah harcından alınan 4.255,19-TL harçtan mahsubu ile artan 3.947,79‬-TL harcın  karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,7-Davacı tarafından yargılama esnasında  yapılan  toplam 5.485,20-TL ( 2.950,00-TL BK ücreti, 467,10-TL tebliğler ve posta, 1.683,20 Talimat masrafı, 384,90-TL keşif harcı)  yargılama giderinin  davadaki kabul ve red oranına göre takdiren  hesaplanan 144,97-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 25.595,33 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 3.400,00 TL  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın alınması gerekli 427,60 TL karar harcından mahsubu ile eksik 373,2‬0 TL harcın davacıdan tahsili ili Hazineye irat kaydınab-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,c-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 148,60 TL, posta ve tebligat gideri 42,00 TL olmak üzere toplam 190,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.14/12/2023</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa9562dff601d2d9","SID":"8583fb30e6a93734"}}