{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/876 <br>KARAR NO: 2024/774<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2020<br>NUMARASI: 2018/959 E. -  2020/746 K.<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)<br>Taraflar arasındaki ticari şirket yöneticilerinin azline ilişkin davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ... davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın  %25, ...'ın %25, ... San. Tic. Ltd. Şti’nin %50 oranında paydaşı olduğu ... San. ve Tic. Ltd. Şirketine, davacı ... ve davalı ...'in müdür olarak atandıklarını, davalı müdürün çalışan 5 işçinin SGK kaydını usulsüz şekilde 25.07.2018 tarihinde sildirildiğinin ... tarafından 30.07.2018 tarihinde muhasebeciden öğrenildiğini, işlemin hukuka aykırı olduğunu, maden sahasında çalışan işçilerin çalışmalarının engellenmesi için usulsüz işlem yapıldığının muhasebeciye bildirildiğini ve maden sahasında çalışan 7 işçinin SGK kaydının oluşturulması için, ... ve diğer ilgililere 4 ihtarname, 7 email ve 3 SMS  gönderildiğini, SGK tarafından yapılan denetim ile işçilerin SGK kaydı oluşturulmaksızın çalıştırıldığının tespit edildiğini, düzenlenen tutanak ile SGK kaydı yapılmaksızın  yasaya aykırı şekilde işçi çalıştırıldığının tespit edildiğini, kasıtlı olarak şirkete zarar veren davalının müdürlük görevinden azli  gerektiğini, davalının, müdürü olduğu şirketin rödovans sözleşmesinin feshini sağlayabilmek için işçilerin SGK kaydının yapılmasını engellediğini, ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... rödovans sözleşmesi yapıldığını, davalının her iki şirketin de müdürü olduğunu, davalının ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de vekili olduğunu, ... ile ... şirketinin tüm işlerini yürüten davalının, aynı zamanda dışarıdan müvekkillerinin ortağı olduğu ... Şirketinin de müdürlüğünü yaptığını, davalının hem ... firmasının vekili, hem maden ruhsatı sahibi şirketin müdürü ve gerçekte sahibi, hem de rödovans verdiği şirketin dışarıdan müdürü olduğunu, davalı ile...Maden Şirketinin ortakları olan davacılar arasında anlaşmazlık çıkması üzerine, rödövans sözleşmesinin feshi için zemin hazırlandığını ileri sürerek, davalının şirket müdürlüğünden azline, dava sonucuna kadar tedbiren şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; ... Ticaret Limited Şirketinin 19.04.2018 tarih ve 2018/2 sayılı ortaklar kurulu kararı ile ... ve ...’in şirket müdürü olarak müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğunu, kararın tescil ve ilan edildiğini, işçilerin sigorta kaydının usulsüz şekilde silinmediğini, adı geçen 5 işçinin müvekkilinin müdürü olduğu şirkette çalışmamaları nedeniyle şirket muhasebecisi tarafından çalışma bordrolarından çıkarıldığını, fiili olarak çalışmayan kişilerin sigorta bordrosunda yer alamayacağını, bu dönemde şirketin hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, SGK tarafından yapılan denetimle kaçak işçi çalıştırıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... Madencilik Şirketi ile ... Madencilik Şirketi arasındaki Çatalca'da bulunan kum ocağına ilişkin imzalanan rödovans sözleşmesinin 09.09.2018 tarihi itibariyle sona erdiğini, ... Madencilik Şirketinin maden sahasında rödovans sözleşmesi dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, sözleşmenin sone ermesine rağmen davacıların maden sahasından çıkmadığını ve yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranarak maden sahasında haksız işgal ettiklerini,  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün 20.09.2018 tarih ve ... sayılı işlemi ile rödovans sözleşmesinin 09.09.2018 tarihinde sona erdiğinin rödovansçı şirkete bildirilmesine rağmen, davacıların maden sahasını terk etmediklerini, müvekkilinin müdür olarak yasal sorumluluğu bulunduğundan  rödovans sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte faaliyetlerine son verdiğini, iddia edilen denetimde tespit edilen işçilerin müvekkilince işe başlatılmadıklarını ve çıkarılmadıklarını, ... tarafından madende çalışma izni verilmediğinden, maden sahasında kimsenin bulunamayacağını, faaliyetlerin sona ermesinden sonra delil oluşturularak dava açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...dava dışı şirketin üç ortaklı olduğu ve en son yapılan genel kurulda davacı ... ile ortak olmayan davalı şirketi müştereken temsil etmek üzere müdür olarak seçilmişlerdir.Davacıların iddiası,müşterek yetkili müdürün şirket menfaatlerine aykırı olarak hareket ettiği,şirketi bilerek zarar verdiği,sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle şirkete idari para cezası uygulandığı ve  davalının aynı faaliyet alanında başka bir şirketin müdürlüğünü yaptığından bahisle davalı müdürün azline karar verilmesidir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı şirket müdürünün sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle SGK tarafından şirkete idari para cezası uygulandığı görülmüştür.Her ne kadar davalı bu durumu kabul etmemiş,işçileri kendisinin çalıştırmadığını savunmuş ise de, SGK'dan gelen yazıyaekli işçi beyanları incelendiğinde,işçileri işe alan kişinin davalı olduğu saptanmıştır.Yine dava dışı şirketin faaliyetine devam edip amacını gerçekleştirmek için zorunlu bulunan maden ruhsatının idare tarafından iptal edilmesi üzerine şirket ortağı olan davacıların İstanbul 10. İdare Mahkemesine açtıkları davada davalı şirket müdürünün davaya icazet vermediği gibi diğer müşterek yetkili müdür ile birlikte hareket ederek ruhsatın iptali kararının iptali ile ilgili olarak herhangi bir işlem yapmayarak dava dışı şirketin menfaatlerine aykırı davranış içinde olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacıların şikâyeti üzerine davalı müdür hakkında kamu davası açıldığı,tarafların birbirini suçladığı, taraflar arasında ciddi geçimsizliğin bulunduğu, bu geçimsizliğin şirket faaliyetlerinin durmasına yol açtığı, müşterek yetkili müdürlerin bir araya gelerek şirketin menfaatleri gereği yapılması gerekenleri yerine getirmedikleri,bu durumda davalının kendisine yapılan ihtarlara rağmen gerekli adımları atmadığı ve şirketin menfaatlerini koruma yükümlülüğne aykırı davrandığı anlaşılmıştır. Davacılar her ne kadar davalının dava dışı ... Madencilik şirketinin de müdürlüğünü yaptığından bahisle şirket müdürünün bu nedenle de özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia etmişler ise de, davalının, bu şirketteki müdürlüğünün eski tarihli olduğu anlaşıldığından bu durum müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğü kapsamında  aykırılık teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Yukarıda yapılan tespitlere göre,davalı yöneticinin özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl etmesi özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlâl ettiği, taraflar arasındaki geçimsizliğin, ortaklığın devamına ve pay sahiplerinin bundan sonra birlikte çalışmasına engel teşkil edecek ağırlıkta olduğu, şirket müdürü davalının usulsüz işçi çalıştırması nedeniyle dava dışı şirketi zarara uğrattığı, şirketin amacını gerçekleştirmek için gerekli olan maden ruhsatının iptali kararının iptali istemi ile davacı ortakların açtığı davaya muvafakat etmediği gibi bu davanın yürütülmesi için kendisine yapılan ihtaratlara rağmen gerekli adımları atmayarak şirket menfaatlerini aykırı davrandığı, bu hâli ile azil için haklı nedenlerin oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulü ile davalı müdürün  yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına,şirketin menfaatlerinin korunması, müşterek yetkili müdürlerin ortak karar alamamaları  ve şirketin faaliyetinin devamı için davacıların talebinin kabulü ile dava dışı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanması gerektiği sonucuna varılarak  aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.... \" gerekçesiyle davanın kabulü  ile davalı müdürünün, dava dışı ... sicil numaralı ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited şirketindeki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca haklı sebeple kaldırılmasına, şirkete müşterek yetkili müdür ... ile birlikte şirketi temsil etmek üzere ... ve ...'nin dava kesinleşinceye kadar tedbiren yönetim kayyımı olarak atanmasına şirketin, mahkemece atanan yönetim kayyımları ile birlikte müşterek yetkili müdürünün  oy çokluğu ile verecekleri kararlar ile temsil  ve ilzam edilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar ve davalı vekilince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçemizde ihtiyati tedbir olarak istenilen kayyım talebinin mahkemece 10.10.2018 tarihli ve devamında verilen kararlarla bir çok kez reddedildiğini, kayyımın davanın sonunda verilecek bir karar olarak talep edilmemesine rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak, hükümle birlikte tedbir kararı verilemeyeceğine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2 Esas 2019/2616 Karar sayılı kararın aykırı karar verildiğini, şirketin faal durumda olmadığını ve  kayyım maaşını ödeyecek ekonomik yeterliliğinin bulunmaması nedeniyle hükmün 2,3,4,5 ve 6. maddesindeki kayyım atanması ve sonuçlarına dair kararın kaldırılması gerektiğini, Dava dilekçesi ile istenilen tedbir talebinin 10.10.2018 tarihinde verilen ara karar ile reddedildikten sonra, istenen tedbirlerin de değişik tarihli ara kararlarla reddedildiğini, kararların istinaf edildiğini ve ret kararlarına yönelik istinaf başvurularının reddine karar verildiğini, davalının kötü yönetimi nedeniyle delillerin toplanması aşamasında, şirketin verimli çalışması için tedbir talep edildiğini, davanın azil talepli olduğunu, buna rağmen süresinde tedbir verilmediği gibi, esasa ilişkin bir talep olmayan tedbir talebinin nihai hükümle kabul edilmesi ile taleple bağlılık ilkesinin aşıldığını, davanın  sonuçlanarak müdürün azline karar verilmesi nedeniyle şu anda bir tedbir taleplerinin bulunmadığını, şirketin başka müdürünün bulunması nedeniyle kamu düzeni bağlamında mahkemenin re'sen kayyım atama gibi bir yetkisi bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve yönetim kayyımı atanmasına ilişkin hüküm fıkralarının çıkarılmasına, karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacıların, şirketin ticari faaliyetine devam ettirdiği maden sahasında bulunan işçilerin SGK kayıtlarının yapılmayarak şirketin zararına neden olunduğu ve şirketin rödovans sözleşmesinin feshine neden olunduğu iddiasıyla azil talep ettiklerini, ancak davada belirtildiği üzere müvekkilinin davacı ortakla birlikte şirket müdürlüğüne atanmasına ilişkin 08.06.2018 tarihli kararın tescil ve ilan edildiğini, beş işçinin SGK kaydının usulsüz olarak sildirildiği iddiasının yersiz olduğunu, bu kişilerin dava dışı şirkette fiilen çalışmadıklarını ve bu nedenle şirket muhasebecisi tarafından SGK hizmet listesinden çıkarıldıklarını, beş işçinin çalıştığı iddia edilen dönemde şirketin hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığının defterlerin incelemesi ile anlaşılacağını, ... Madencilik Şirketi ile ...  İnş. San.  Tic. Ltd. Şti. arasındaki Çatalca'da bulunan kum ocağına ilişkin imzalanan rödovans sözleşmesi 09.09.2018 tarihi itibariyle sona erdiğini, şirketin  bahse konu maden sahasındaki rödovans sözleşmesi dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, ... onaylı rödovans sözleşmesinin 09.09.2018 tarihinde sona ermesine rağmen davacıların maden sahasından çıkmadığını ve yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı davranarak maden sahasında haksız işgalci pozisyonuna düştüklerini, fiili işgallerini devam ettirdiklerini, müvekkilinin ise müdür olarak yasal sorumluluğu bulunduğundan rödovans sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte maden sahasındaki faaliyetlerine, iş ve işlemlerine son verdiğini, 25.09.2018  tarihinde  SGK tarafından bahse konu madende yapıldığı iddia edilen denetimde  SGK kaydı olmaksızın çalıştırıldığı iddia edilen  şahısların müvekkilin bilgisi ve talimatı dahilinde işe alınmadığını, müvekkilinin rödovans süresi sona erdikten sonraki aşamada maden sahasında çalışma yapılamayacağını bildiğinden bu tarihten sonraki çalışmaları müdür olarak onaylamadığını,  davanın dayanağı yapılan işçilerin SGK kaydının oluşturulmasına engel olma eyleminin maddi gerçeği yansıtmadığını, sahada çalışma yapmanın suç teşkil edeceği dikkate alındığında müvekkilin şirket müdürü olarak  09.09.2018 tarihinden sonra maden sahasında işçilerin çalışmasına onay vermemesinin yasal düzenlemelere aykırı olduğunu,Dava dilekçesindeki bu iddialar karşısında mahkemece gerekli araştırma yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, taraflar arasındaki ihtilaf ve çekişmenin gerçek sebeplerinin hukuk zemininde değerlendirilmediğini, belirlenen olgularda kimin kusurlu olduğunun belirlenmediğini, hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan bir şirkete mali yükler de getirecek şekilde kayyum atanmasının de eksik incelemeye dayalı karar verildiğini gösterdiğini, sorunun müdürün azli ile çözülemeyeceğini ve mahkemece alternatif çözüm yollarının değerlendirilmediğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 630/2 maddesi uyarınca dava dışı limited şirketin yöneticisi olan davalı  müdürün azli  ile dava dışı şirkete  davacının yönetici olarak atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dışı ... Sanayi ve Limited  Şirketinin 19.04.2018 tarihinde yapılan genel kurulun 6 nolu  kararı ile şirket ortaklarından davacı ... ile ortak olmayan davalı ...'in, süresiz olarak şirketi müştereken temsile yetkili kılınmışlardır. Temsil ve ilzam yetkisi TTSG'nin 08.06.2018 tarihli nüshasında yayınlanmıştır. Davacılar, dava dışı şirketin ortağı olup tarafların aktif ve pasif husumetlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 626. maddesinde limited şirket müdürleri için, diğer ortakların bağlı oldukları yükümlülüklere ek olarak, dürüstlük kuralları çerçevesinde şirket menfaatlerini gözetme konusunda objektif özen borcu getirilmiştir. Aynı şekilde, ana sözleşmede öngörülmedikçe veya diğer tüm ortakların yazılı izni olmadıkça müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunmaları açıkça yasaklanmıştır.TTK'nın 630/1, maddesi uyarınca genel kurul, müdür veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkı ve temsil yetkisini sınırlandırabilir. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca her bir şirket ortağına, haklı sebeplerin varlığı halinde yöneticilerin yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteme hakkı getirilmiştir. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir. Görüldüğü gibi yasa hükmünde yöneticinin azli için haklı sebep olabilecek durumlar sınırlı olarak sayılmamış ve her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği belirlenmiştir.Dava dışı ... Madencilik Sanayi ve Limited  Şirketinin ortaklık yapısına göre, TTK'nın 630/1. maddesine göre, genel kurulun müdürü azline karar veremeyecek olması nedeniyle maddenin ikinci fıkrasına göre mahkeme koruması talep edilmesi yerindedir. Davacılar genel olarak, davalı müdürün, müdürü olduğu şirket ile rödovans sözleşmesi bulunan ...a Madencilik Şirketinin müdürü olduğunu, ayrıca dava dışı şirketin ortağı olan ... Madenciliğin vekili olduğunu, davalının rödovans sözleşmesinin feshi için zemin hazırladığını, maden sahasında çalışan işçilerin SGK kayıtlarının sonlandırıldığını, ardından kaçak işçi çalıştırılarak şirketin zarara uğramasına neden olunduğunu belirterek, azil talep etmişlerdir. Davalı ise yapılan işlemlerde kusurunun bulunmadığını ve rödovans sözleşmesinin sona ermesi ile maden sahasında faaliyette bulunmanını suç olması nedeniyle yasanın emredici düzenlemelerine uygun işlemler yapıldığını savunmuştur. İlk derece mahkemesince dinlenen tanık ...'nın, davalının, dava dışı şirketin yetkilisi olarak, müdürü olduğu ... şirketi ile sözleşme ilişkisi kurduğu ve bu ilişkiyi usulsüz şekilde yürüterek şirketi zarara uğrattığı belirttiği görülmüştür. Diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmiştir. Davacıları şikayeti üzerine davalı hakkında Silivri CBS'nin 07.08.2019 tarihli iddianamesi ile şirket ilişkin işlemlerde dolandırıcılık yapıldığı iddiasıyla TCK'nın 158/1-h, 2017 ve 53. maddelerine göre Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece getirtilen İstanbul 10. İdare Mahkemesinin 2018/1888 Esas sayılı dosyasında, ... Madencilik ve şirketin müdürü olan davacı ... tarafından İstanbul Valiliği aleyhine açılan davanın, davalı müdürün şirketi temsil etmemesi nedeniyle reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece sosyal güvenlik kurumundan şirketin dosyası getirtilmiş ve dava dilekçesinde belirtilen diğer iki şirkete ilişkin davalı müdürün bu şirketlerle olan hukuki ilişkileri belirlenmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, dava dilekçesinde şirket müdürünün azli ile birlikte tedbiren şirkete, davacı olan müdür ile birlikte şirketi temsil etmek üzere yönetim kayyımı atanması istenmiştir. Mahkemece 23.10.1018 tarihli ara karar ile tedbir talebi reddedilmiştir. Daha sonra çeşitli tarihlerde talep edilen ihtiyati tedbir talepleri mahkemenin 19.09.2019 tarihli ara kararı ile reddedilmiş ve ilk ret kararına yönelik istinaf başvurusu Dairemizce incelenerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili dava dilekçesinde, tedbiren yönetim kayyımı atanmasını istemiştir.  TTK'nın 630. maddesi uyarınca açılan yöneticinin azli davası yönünden özel bir geçici hukuki koruma öngörülmediğinden, bu davada ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde bu konuda HMK'nın 389 vd. maddelerinin uygulanması gerekir. Buna göre, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin en önemli şartı bir ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hâkime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmış olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir. Ancak, ihtiyati tedbir verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca, davacının yaklaşık ispat koşulunu yerine getirmiş olması gerekir. İlk derece mahkemesinin daha önce ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği gerekçeli ara kararlarında yaklaşık ispat bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbire ilişkin verilen ara kararlar kesin hüküm niteliğinde olmayıp, durumun değişmesine göre yargılamanın her aşamasında tedbir talep edilmesi mümkündür. Bu nedenle, tedbir talebinin reddinden sonra yeniden talep edilmesi halinde, o aşamadaki delil durumuna göre mahkemece ihtiyati tedbire karar verilmesi mümkündür. Somut olayda, önceki tedbir taleplerinin  reddinden sonra dosyada bulunan 10.11.2020 tarihli davacı ...'ın yazılı beyanı ile aklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği belirtilerek kayyım atanması talep edilmiştir. Mahkemece bu dilekçeden sonra 12.11.2020 tarihinde yapılan son oturumda da davacılar vekili sözlü olarak kayım atanmasını talep etmiş ve bu husus duruşma tutanağına yazılmıştır. İlk derece mahkemesince, talep edilen tedbir hakkında karar vermemesi mümkün değildir. Dosyanın geldiği aşama itibariyle, yaklaşık ispatın aşıldığı ve davanın kabulü yönünden mahkemede kesin ispat oluştuğu anlaşıldığından, bu aşamada mahkemece, talep edilen ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmesinde usule aykırı bir yön bulunmamaktadır. Görüldüğü gibi mahkemece, talebe uygun şekilde hükmün kesinleşmesine kadar tedbiren kayyım atanmıştır. Davacılar ve vekilinin  talebine ve dosyadaki delil durumuna göre verilen ihtiyati tedbir kararı yerindedir. Mahkemece, HMK'nın 26.maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi ihlal edilmemiş ve bu ilkeye uygun şekilde, davacılar tarafından talep edilen yönetim kayyımı tedbiren ve hükmün kesinleşmesine kadar atanmıştır. Talebe uygun bu istemin kabulünden sonra, atanan kayyımlara, yapacakları işlemle orantılı olarak ücret takdiri yerindedir. Yukarıda sözü edilen açıklamalara ve nihai hükümle verilen ihtiyati tedbire ilişkin karar ve gerekçe yerinde olup, istinaf başvurusunda değinilen Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin 2018/2 Esas, 2019/2616 Karar sayılı ilamının somut olay ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, ilk derece mahkemesince dinlenen tanık beyanı, karşılıklı ihtarnameler, ceza soruşturma dosyaları, idare mahkemesi dosyası ve kararı birlikte değerlendirildiğinde davalı müdürün dava dışı şirkete karşı TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümlülüğü ile rekabet yasağına aykırı hareket ettiği açıktır. Öncelikle, davalı müdürün şirketin ekonomik çıkarı ve geleceği açısından idare mahkemesinde açılan davaya katılmaması ve davanın eksik husumet nedeniyle reddedilmesi bu sonuca ulaşmak için yeterlidir. İstinaf başvurusunda, soyut olarak cevap dilekçesi tekrarlanmış ve ortaklar arasında ortaya çıkan uyumsuzlukta kimin kusuru olduğunun değerlendirilmediği ve eksik inceleme yapıldığı ileri sürülmüştür. Oysa, getirtilen idare mahkemesi kararı ile dosyadaki iddianame suretinden, davalı ortağın müdürlüğünün şirketin tüzel kişiliğine zarar verdiği belirlenmiştir. Dinlenen tanık da bu hususu doğrulamıştır. Şirketin ortaklık yapısına göre, genel kurulca her zaman tedbir alınabileceği açıktır. Davanın konusu ve niteliğine göre mahkemece yapılan inceleme ve varılan sonuç usul ve hukuka uygun görüldüğünden, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar veriliştir.Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup her iki taraf vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,6-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, 09.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7bfeb21e53c0b276","SID":"b354dc713a121e9a"}}