{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/608 <br>KARAR NO: 2022/1367<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/12/2020<br>NUMARASI: 2019/222 Esas - 2020/386  Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2022<br>Taraflar arasındaki İtirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının sigortalısı dava dışı \"... San. ve Tic. A.Ş.'nin Türkmenistan, ...'da yerleşik Turkmengas'a ait bir projede kullanılmak üzere Japonya ... Ltd. firmasından makine ve ekipmanlar satın aldığını ve davalı ile emtiaların taşınması için anlaşıldığını, satın alınan yoğuşturucu pompası ve ekipmanlarının 14.03.2017 tarihinde gemiye yüklendiği ve Kobe/Japonya - Jebel Ali/Dubai - .../İran - Akhal Velayat/Türkmenistan yolunda gemi ve kamyon ile taşınarak 22.05.2017 tarihinde Türkmenistan'da depoya teslim edildiğini, yoğuşturucu pompası ve ekipmanlarının 2 adet ahşap kutuya istiflenerek konteyner içine üst üste konulduğunu, konteynerin yan ve ön kısımlarındaki boşlukların ahşap takoz ve kalaslarla desteklendiğini, konteynerin Dubai gümrüğünden mühürlü olarak alındığı ve depoya kadar mühürlü geldiğini, eksper raporunda konteynerin limanda gemiye veya kanyona yüklenirken elleçlemenin uygun yapılmaması; gemi veya kamyon ile taşınırken gerekli özenin gösterilmemesi nedeniyle hasar gördüğü yönünde kanaat belirtildiğini, davalı taşıyanın hasardan sorumlu olduğunu, taşınan emtianın brüt 97.580 kg, net 78.816 kg olduğunu, eksper incelemesi ile toplam hasarın 38.012,20 USD olduğunun tespit edildiğini ve davacı ...'nın %25 sigorta oranına denk 9.503,05 USD'nin 23.11.2017 tarihinde sigortalıya ödendiğini, 07.05.2019 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak 14.06.2019 tarihinde uyuşmazlık tutanağı düzenlendiğini, ödenen hasar tutarının tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin haksız itirazı ile durdurulduğu\" iddia edilerek;\"Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 9.503,05 USD karşılığı 47.784,35 TL hasar tutarı ile ödenme tarihi 23.11.2017 itibarıyla 2.257,29 TL işlenmiş avans faizinin toplamı 46.041,64 TL'nin tahsili için 05.01.2018 tarihinde başlatılan icra takibine itirazın iptali ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşımanın multimodal taşıma olduğunu; uluslararası ... kurallarına göre hak düşürücü sürenin 9 ay olduğunu; emtianın varış tarihinin 25.05.2017 ve icra takip tarihinin 05.06.2018 olduğu dikkate alındığında 9 aylık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra başvuru yapıldığının anlaşıldığını; taşıyıcıya süresinde bildirim yapılmadığını, taşıyıcının kusurlu olduğu yönünde belge olmadığını, sınırlı sorumluluk hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini; ekspertiz raporunun kabul edilmediğini, temerrüde düşürülmedikleri savunmasında bulunularak \"davanın reddine karar verilmesi\" talep edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Davalı tarafından dava dışı sigortalı ... adına düzenlenmiş olan 31/05/2017 tarih ve ... numaralı taşıma ücreti faturasında teslim alma yerinin \"Kobe, Japonya\"; yükleme limanının \"Kobe, Japonya\"; boşaltma limanının \"..., İran\"; teslim etme yerinin \"Akhal Velayat, Türkmenistan\" olarak gösterildiği, davalı tarafından davaya konu taşımanın iki ayrı taşıma aracı ile yapılmış multimodal bir taşıma olduğunun beyan edildiği, dava konusu taşıma işini üstlenmediği, taşıyıcı sıfatını haiz olmadığı savunmasında bulunmadığı dikkate alındığında, hem deniz hem de karayolu ile taşımayı kapsayan dava konusu taşımada davalının taşıyıcı sıfatına haiz olduğu dolayısıyla pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, dosya kapsamı itibariyle, dava dışı sigortalı ... şirketinin dava konusu yük üzerinde sigortalanabilir menfaati bulunduğu ve davacının, sigorta himayesi kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi sonucunda, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanarak ödemesi gereken sigorta tazminatını 23/11/2017 tarihinde ödediği, dolayısıyla dava dışı sigortalısının haklarına TTK m. 1472 uyarınca halef olduğu görülmekle, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafından ... kurallarına göre hak düşürücü sürenin 9 ay olduğu ve icra takip tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de, Taşıma İşleri Komisyonculuğu Hizmetleri için ... Örnek Kurallarının Uluslararası Taşıma İşleri Komisyoncuları Birliği  tarafından hazırlanan ve Kurallar'ın 1.1. maddesi uyarınca ancak taraflarca sözleşme içeriğine dahil edilmesi halinde uygulanabilen kurallardan olması ve Kurallar'ın 20. Maddesinde yer alan, Kuralların ancak uluslararası antlaşmaların ya da ulusal hukukun emredici hükümlerine aykırı olmadığı takdirde ve ölçüde uygulanacağı hükmü nedeniyle, hak düşürücü süreye ilişkin gerek TTK m. 1188 gerekse CMR m. 32 hükümleri emredici nitelik taşıdığından, dava konusu taşıma nedeniyle ... kurallarına göre 9 aylık hak düşürücü süreyi öngören kuralın uygulanmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından CMR 29. md. ve 32/1 fıkra 2. cümlesine göre, hak düşürücü sürenin 3 yıl olarak uygulanması gerektiği iddia edilmiş ise de, taşıyanın bilerek kötü harekette bulunduğuna ilişkin dosya kapsamına delil sunulmadığı görülmekle davacının hak düşürücü sürenin 3 yıl olarak uygulanmasına ilişkin beyanına itibar edilmemiştir.TTK nun 1188.  Maddesinde \"eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer ve bu süre eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Zıyaı ve hasarından ileri gelen zararın tazmini için taşıyana talep ve dava hakkına ilişkin bu süre niteliği itibariyle hak düşürücü süredir. \" hükmünün yer aldığı, taşıma konusu emtianın dosyada mevcut ekspertiz raporuna göre, nihai depoya varış tarihinin 22/05/2017 olarak gösterildiği, icra takibine ise 05/06/2018 tarihinde başlandığı anlaşılmakla davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.  Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda karma bir karayolu taşımasının mevcut olduğunu, dolayısıyla bu tip taşımalarda Türkiye'nin de taraf olduğu CMR Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, oysaki ilk derece mahkemesince hukuka aykırı olarak Türk Ticaret Kanunu  hükümlerinin uygulandığı mahkemenin somut olayda bilerek kötü  hareketin veya bilerek kötü hareket olarak kabul edilen bir kusurun bulunup bulunmadığını araştırmakla yükümlü olduğunu, 09/10/2017 tarihli eksper raporunun da taşımayı gerçekleştirenin sorumluluğunun bulunduğuna dair değerlendirme yaptığını, somut olayda taşımanın son derece özensiz gerçekleştiğini, zira ambalajlanıp tahta kutular içinde konteynır tabanı ve kenarlarına sabitlenmiş emtianın bu haliyle dahi zarar gördüğünü, exsper raporunda hasarın 43.12,20 USD olduğuNU, 5000 USD tutarındaki muafiyet bedeli düşüldükten sonra kalan 38.012,20 USD'nin ödenmesi gerektiğini belirlendiğini, davacı ... şirketinin hissesine düşen ödeme miktarının 9.503.05 USD olduğunu,  bilirkişi raporunun 4. Sayfasında eksperin tespitinin kadri maruf olduğunun belirtilmesine rağmen eksper raporunda belirlenen ilave bedelin dikkate alınmadığını, halbuki ilave bedel dikkate alındığında toplam zararın 43.012,20 USD'ye ulaşacağını 5000 USD muafiyet bedeli  düşürüldükten sonra da 38.012,20 USD'nin %25 'i olan 9.503.05 USD'nin sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğinin görüleceğinin, somut olayda davalının gerçek zararın tamamından sorumlu olduğunu, bahsi geçen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini davalının %20 inkar tazminatının ödemesine mahkum edilmesine talep edilmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, emtea nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının ilamsız icra takibine konu edilmesi neticesi haksız itirazın iptali talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davaya esas Beykoz İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyasının incelenmesinde; takip talebinin 04/06/2018 tarihli olduğu, alacaklının ... Sigorta, borçlunun İbrakom Lojistlik, 43.784,35 TL asıl alacak 2.257,29 TL işlemiş faiz olmak üzere 46.041,64 TL toplam alacağın takibe konu edildiği, takip sebebi olarak 23/11/2017 tarihli 9.503,05 Amerikan doları karşılığı 43.784,35 TL'nin gösterildiği, borçlu vekili icra dosyasına itirazında müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığından takibe borca faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği anlaşılmaktadır. İstinafa konu itirazın iptali davası 19/07/2017 tarihinde açılmıştır. Davay konu taşmaya ilişkin düzenlenen CMR senedinde gönderinin Japonya'dan mukim yabancı bir firma, alıcının ise Türkmenistan'da mukim yabancı bir firma olduğu anlaşılmaktadır. 23 Mayıs 2017 tarihli tutanakta kamyon sürücüsünün nihai varış yönündeki gümrük muayenesi sırasında kolilerden birinin konteyner içerisinde düşmüş olduğunu gözlemlendiğini ilişkin beyanının alındığı anlaşılmaktadır. 09/10/2017 tarihli ekspertiz raporunda  emtianın vasıta varış tarihi 22/05/2017, ambara giriş tarihi ve nihai depoya varış tarihi de 22/05/2017 olarak gösterilmiştir. Satış şekli CIP satıştır. Dosya içerisinde yabancı dilde yazılı faturanın bulunduğu görülmektedir. 10.01.2017 tarihli fatura üzerinde de CIP ibaresi yazılıdır. Takip ve davaya konu alacak, CMR hükümlerine göre taşınan emtiadaki hasardan kaynaklanmış olup bu nevi talepler bakımından CMR’nin 32. maddesinin nazara alınması gerekmektedir. TTK’daki halefiyet ilkesi uyarınca, davacı sigortacının, dava dışı sigortalısının hakkından daha fazlasına sahip olamayacağı açıktır. Bu durumda, mahkemece de kabul edildiği üzere, işbu davada ileri sürülen zamanaşımı def’inin karşılanmasında dava dışı sigortalı ile davalı taşımacı arasındaki taşıma ilişkisi bakımından uygulanması gereken CMR  32. maddesi hükmünün nazara alınması gerektiğinde kuşku yoktur. CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise üç yıl olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, dava dışı satıcı sigortalı tarafından gönderilen emtiadaki hasarın ambalajlama ve istifleme hatasından kaynaklandığu belirlenmiştir. Bu durumda, davalı taşıyıcının hasarın oluşmasına “bilerek kötü hareketinin” neden olduğunun irdelenmesi noktasında ilk derece mahkemesince ambalajlama ve istifleme hatasının, ağır kusur ve pervasızca hareket olarak kabul edilmeyerek üç yıllık zamanaşımının somut olayda uygulanmaması doğrudur. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin, emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden başlayacağı ifade edilmektedir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacaktır. Dosya kapsamı uyarınca emtianın 22.05.2017 tarihinde hasarlı şekilde teslim edildiği, icra takibine 04/06/2018 tarihinde girişildiği gözetildiğinde, davanın bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığının kabulü gerekir.Buna göre mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda  davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b)-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1) a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3e73b9d42700634f","SID":"931c8b6d5f6235df"}}