{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/354 <br>KARAR NO: 2024/1150 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ : 03/11/2021 <br>DOSYA NUMARASI: 2020/402 Esas - 2021/762 Karar <br>DAVA: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 04/07/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...’in, ... Tic A.Ş’de eski pay sahipleri olduğunu, müvekkilinin 11.04.2019 tarihinde  sahip olduğu %48,5 lik hissesini 200.000,00-TL karşılığında  davalı tarafa devredileceği konusunda anlaştıklarını, hisse devir ve tasnifi sözleşmesi ile imza altına alındığını,  sözleşme gereği 200.000,00 TL‘ nin 31.12.2019 tarihinde önce ödenmesi gerektiğini, fakat ödeme yapılmadığını, bu sebeple İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı tarafın borca itiraz ettiğini, işbu itiraza istinaden dava şartı olarak  zorunlu ticari  arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama olarak sonuçlandığını, davalı yan tarafından İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden alacak bedelinin %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan 11.04.2019 tarihli sözleşme basit anlamda hisse devir sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin gizli ortaklık sözleşmesi olduğunu, hisse devir sözleşmeleri, hisse devrini düzenleyen, devreden ve devralan hissedarların ve hisse devir bedelinin belirtildiği kısa ve basit sözleşmeler olduğunu, davaya konu 11.04.2019 tarihli sözleşme ise bir devir sözleşmesinden çok şirket ortakları arasında imzalanan bir ortağın (davacının) hisselerini görünürde devrederek ortaklığına \"gizli ortak\" olarak devam edeceğinin ve şirket işleyişinin düzenlendiği bir \"gizli ortaklık\" sözleşmesi olduğunu, taraflar 11.04.2019 tarihli sözleşme ile sadece davacının %48,5 hissesinin kağıt üzerinde müvekkiline devredilmesi suretiyle ortaklığına \"gizli ortak\" olarak devam etmesini kararlaştırdıklarını, gerçekte hisse devrinin olmadığını, 11.04.2019 tarihli sözleşme ile gerçekte müvekkilime devredilen tek bir hisse dahi bulunmadığını, tarafların 11.04.2019 tarihli sözleşmeyi yapmaktaki amaçları; \".. A.Ş Bünyesinde ve şirkete ait olacak şekilde geliştirmek ve tüm dünyaya pazarlamak  için, ... hisse vererek şirkete ortak almak ve şirketin ihtiyaç duyacağı tüm yatırımları ve giderleri bulunacak yatırımcı tarafından karşılanmasını sağladığını, davacı ile davalı uzun süredir üzerinde çalıştıkları projeleri, ortak şirketleri olan  ... Tic. A.Ş bünyesinde  \"...\" üreterek dünyaya pazarladığını,  davacı ve davalı bu projenin gerçekleşme koşulu olan ...'in projenin başına getirilmesi ve şirket giderlerinin finanse edilebilmesi için yatırımcı ortak almak üzere birçok yatırımcı ve finans kuruluşu ile görüşmüş ancak Davacı ...'un şirket ortağı olarak şahsi sorumluluk içeren kredi ve taahhüt belgelerini imzalamak istememesi nedeniyle gereken finansmanı sağlanamadığını, şirket ortağı ... şahsen sorumlu olmak istemeyerek, şahsi sorumluluğunu gerektirecek belgeleri imzalamak istememesi nedeniyle kredi, finans ve yatırımcı ortaklık sözleşmeleri imzalanamadığından; davacı ve davalı, ... görünürde ortaklıktan çıkıp gizli ortak olmasını sağlayarak sadece ...'in şahsi kefalet ve alacağı risklerle şirketin kredi ve finans sağlamasını amaçlamış ve 11.04.2019 tarihli gizli ortaklık sözleşmesini imzaladıklarını, davacının şirket borçlarından şahsen sorumlu olmayacağı hususu 11.04.2019 tarihli sözleşmenin 10. Maddesinde \" Şirketin başarısız olması halinde meydana gelecek zararlardan ...sorumlu tutulmayacaktır ve meydana gelen zararlara iştirak etmeyecektir.\"  şeklinde düzenlendiğini, davacı ve davalı 11.04.2019 tarihli sözleşmeyi imzaladıktan sonra sözleşmede belirtildiği şekilde hisse devri yapılmış ve şirket yönetimi resmi olarak ...'e geçtiğini, ... sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde şirkete yatırımcı ortak almak amacıyla birçok yatırımcı kişi, şirket  kuruluş ve banka ile görüşmüş ancak istenen yatırım anlaşması yapılamadığını, tarafların 11.04.2019 tarihli sözleşmede öngördükleri yatırımcı bulunamayınca, ...'in ortak alınması da mümkün olmamış ve \"...Tic. A.Ş Bünyesinde gerçekleştirme\" projesi hayata geçirilemediğini, yatırımcı ortak bulunamaması üzerine, projenin başına geçmesi planlanan ve Amerika'da yaşayan ... ile de anlaşılamamış ve ... Amerika'ya döndüğünü, böylece proje gerçekleştirilememiş ve 11.04.2019 tarihli sözleşme kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, taraflar davaya konu 11.04.2019 tarihli sözleşmeyi imzaladıkları tarihte birçok yatırımcı ile görüşüp olumsuz netice aldıkları için, yatırımcı bulmanın zorluğunu da öngörerek sözleşmenin 13. Maddesinde, yatırımcı bulunamaması halinde 11.04.2019 tarihli sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğini düzenlediklerini, 11.04.2019 tarihli sözleşmede kararlaştırılan şekilde yatırımcı bulunamadığından, ... ile de anlaşma yapılamamış ve sözleşme kendiliğinden sona erdiğini, davacının takibi ve davası haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına, alacaklı takibinde %15 oranında ticari temerrüt faizinin fahiş olduğunu, alacaklının işlettiği faiz oranının hukuksal bir dayanağı olmadığını, hisse devri ticari bir iş olmadığından ve hisse devri ile tacirlik sıfatı sona erdiğinden bu devre ilişkin alacaklı takibinde yasal faiz talep edilmesi gerekirken ticari faiz talep edilmiş olmasının yanlış olduğunu, davacının davası ve takibi tamamen haksız olup, faiz talebinin yasal dayanağının olmadığını, davacı tarafın bu talebi de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 11.04.2019 tarihli sözleşme gerçekte hisse devri sözleşmesi olmayıp, gizli ortaklık sözleşmesi olduğundan ve sözleşmede kararlaştırılan yatırımcı bulunamadığından proje gerçekleştirilememiş ve sözleşme hükümsüz kaldığını, sözleşmede gerçekte hisse devrine ilişkin irade ve gerçek hisse devri söz konusu olmadığını, bu nedenle, asıl alacak gibi icra inkar tazminatına ilişkin talebin de reddi gerektiğini, İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı haksız ve kötü niyetli icra takibine yaptığımız itirazın kabulü ile davanın reddine, ayrıca davacınin %20 den az olmamak üzere  kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/11/2021 tarih ve 2020/402 Esas - 2021/762 Karar sayılı kararı ile; \" Mahkememiz tarafından tarafların delil listesinde gösterdikleri tüm deliller celp ve incelenmiş, icra dosyası getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizde açılan işbu dava, davacının taraflar arasındaki 11.04.2019 günlü hisse devir sözleşmesi gereğince icra takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği asıl alacak bulunup bulunmadığının, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayalı olarak icra takip tarihi itibariyle davalıdan tahsili için yapılan icra takibine, davalının itirazının İİK.nın 67. Maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, icra dosyası kapsamı ile davanın 1 yıl hak düşürücü süre içerisinde açıldığı sabittir. Mahkememiz tarafından celp ve incelenen İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... icra dosyasının incelenmesinde; 200.000,00-TL toplam asıl alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık % 15 ticari temerrüt faizi ve değişen oranlardaki faizi ile, icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte BK.nun 100. Maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflarıyla birlikte tahsili için icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalı vekili vekili tarafından yapılan takibe \"borca, faiz oranına, faiz ve ferilerine itiraz\" itiraz edildiği, icra dosyasının kapsamının incelenmesiyle itirazın yasal süre içerisinde yapıldığı Mahkememizce yapılan inceleme sonucunda belirlenmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan, taraflar arasındaki 11.04.2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 2. Maddesine göre davacı ... tarafından, dava dışı ... A.Ş.de davacı kendisine ait 48,5 hissesini davalıya 200.000,00-TL'ye devredilmesi konusunda anlaştıkları ve davalının davacı ...'a ait ... iban numaralı hesabına 31.12.2019 tarihine kadar ödeneceği, davalı tarafından kabul edildiği, davanın tarafları davacı ... ile davalı ... dava dışı şirketin projelerinin gerçekleşmesi için şirkete ...  şirket hisselerinin % 40'ı bila bedel devredilmesi suretiyle alınacağı, buna göre ... şirket hisselerinin sözleşmenin 6. Maddesine göre % 60 davalı ..., % 40 ... ait olacağı, bu yapı için de ...'in sahip olduğu toplam % 60 hissenin % 28,5'inin davacı ... ve % 31,5'i davalı ...'e ait olacağı kararlaştırıldığı, sözleşmenin 9. Maddesine göre de 2019 yılı içinde davalı ... tarafından 500.000,00-TL davacı hesabına gönderilerek bu sözleşme kapsamında devredilmiş tüm hakların sona ermiş olacağını, sözleşmenin projeden kaynaklanan zararlarından davacının sorumlu olmayacağının kararlaştırdıkları anlaşılmıştır. Mahkememizce davanın taraflar arasındaki 11.04.2019 günlü hisse devir sözleşmesi gereğince icra takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği asıl alacak bulunup bulunmadığının belirlenmesine, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacının dava konusu alacağı talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tartışılması ve tarafların sözleşmede bahsini ettikleri proje ile ilgili sundukları delillerden varılan tespitin belirlenmesi dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Doç. Dr. Hukukçu ..., ..., Prof. Dr.... 17.05.2021 tarihli raporlarında özetle; \"Davacının taraflar arasındaki 11.4.2019 günlü hisse devir sözleşmesi gereğince icra takip tarihi İtibariyle davalıdan talep edebileceği asıl alacak bulunup bulunmadığının tespiti gerektiği, Taraflar arasındaki 11.4.2019 tarihli (hisse devir ve tasnifi sözleşmesi)nin 2. Maddesine göre davacı, ... Tic. A.Ş. nın kendisine ait % 48,5 hissesini davalıya 200.000 TL'ye devredecektir. Anılan bedel 31.12.2019 tarihine kadar ödenecektir. Dosyaya sunulan belgelere göre anılan devir 11.4 2019 tarihinde gerçekleşmiştir. 2.5.2019 tarihli ve 9820 sayılı Türkiye Ticaret Sicil gazetesine göre şirket sadece davalının ortak olduğu tek pay sahipli bir anonim şirket durumundadır. Her ne kadar davacı tarafından hisse devri yapılacağı belirtilmiş ise de, şirketin tüm hisselerine sahip olan davalının daha sonra hisselerinin % 40'ını yatırımcı ortak ... devredeceği, kalan % 60 inin % 28,5 unun davacıya ait olacağı, yanı resmiyette görülmese dahi bu oranda şirkette hak sahibi olacağı görülmektedir. Ancak Ticaret sicilinin aleniyeti ve 3. Kişilerin haklarının korunması açısından bu anlaşmanın sadece anlaşan taraflar arasında geçerli olup, iyiniyetli 3. Kişilere ileri sürülemeyeceği sonucuna varılmış ise de, takdir mahkemenindir. Aynı prensip sözleşmenin 13. Maddesinde de belirtilmiştir. Sözleşmede davadışı kişiye davalı tarafından yapılacak olan hisse devir anlaşmasının gerçekleşmemesi durumunda ne olacağı ve bahis konusu projeyi bu hisse devirlerinin de nasıl etkileyeceği belirtilmemiş olup, aşağıda yazılacağı gibi, şirket projede yer almış olup, proje devam etmektedir. Anılan hisseler üzerindeki davacı hakimiyeti sözleşmenin 9. Maddesine göre, davalı tarafından 2019 yılında 500.000 TL ödenince sona erecektir. Bu ödemeye kadar davacının şirketteki gizli hissesi devam edecektir. Sözleşmenin 13. maddesine göre, sözkonusu şirketin de yer aldığı (... Teknoloji ve Yenilik Destek Programları çerçevesinde Kuruluşlar tarafından ortak yürütülecek, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5 g Haberleşme Şebekesi adlı ve 3180114 nolu proje) başarısızlıkla sonuçlanırsa sözleşme kendiliğinden sona erecektir. ... A Ş. den gelen 22.1.2021 tarihli yazıya göre anılan proje 1.10.2018 tarihinde başlamış olup dava tarihinde devam etmektedir. Davalının sözleşmede kasdedilen projeye ilişkin beyanlarının takdiri mahkemenindir. Dosyada bulunan sözleşme doğrultusunda davacının üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirdiği ve fiilen şirketteki hissesini devrettiği görülmektedir. Her ne kadar davalı taraflar arasında \" gizli ortaklık sözleşmesi\" olduğunu ileri sürmekte ise de, bu ortaklığın kurulması için daha evvel tarafların üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Buna karşın ödeme yapılmadığı dosyadan anlaşılmaktadır. Davalının beyanı doğrultusunda aralarındaki ilişkiyi hukuki temel olarak adi ortaklık kavramının içinde görme durumunda, TBK 620. Maddede düzenlenen ve 'iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirdikleri\" adi ortaklığın kurulması için, sözleşmeye göre davalının üzerindeki % 40 hissenin 3, Kişiye devrinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra TTK 18, Maddeye göre tescil de gerekmektedir. Anılan unsurlar gerçekleşmemiştir. 1. maddedeki konunun tartışılması ve tarafların sözleşmede bahsini ettikleri proje ile ilgili sundukları delillerden sonuca varılması, Yukarıda izah edildiği üzere, sözleşmede belirtileri 3. Kişiye hisse devri gerçekleşmediği halde, davalının tek ortak olduğu şirket anılan projede yer almış olup, proje devam etmektedir. Bitiş tarihi tahminen 01.10.2021'dir. Yani davalının davacıdan aldığı hisselerin başkasına devrine gerek kalmaksızın proje devam edebilmektedir\" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu taraflar arasında yapılan 11.04.2019 günlü sözleşme gereği davacının dava dışı  ...Sanayi ve Tic. A.Ş.deki % 48.5 oranındaki hissesinin davalı ...'e devrettiği tartışmasızdır. Yine sözleşmenin 2. Maddesinde bu devir için davalının 200.000,00-TL'lik hiçbir şarta bağlanmaksızın davacı hesabına havale yapmak suretiyle ödeme yapacağı davalı tarafından kabul edilmiştir. Yine aynı sözleşmede davalıya devredilecek hissenin davalı tarafından bir proje kapsamında, % 20'si davacı hissesi, % 20'si davalı hissesinden bedelsiz olarak ... isimli şahsa devredileceği sözleşmenin 6. Maddesi ile belirlenmiştir. Bu devirler yapıldıktan sonra şirkette, davalının üzerinde kalacak % 60 hissenin, % 28.50 hissesi davacıya ve % 31,50 hissesi ise davalıya ait olduğu sözleşmenin 8. Maddesinde kararlaştırılmıştır. Ancak sözleşmenin 9. Maddesine göre davalı tarafından davacıya 500.000,00-TL daha ödemesi kaydıyla sözleşmenin 13. Maddesine göre sözleşmenin başarılı olması koşuluyla ödeme yapmak suretiyle tek yanlı ortaklık ilişkisinin sona ermesini düzenlediği, bu sözleşmenin başarılı olduğu taraflarca ispat edilemediği dosya kapsamındaki delillerle Mahkememizce tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının 2.maddesinde belirtilen ve sözleşmenin başarılı olma koşuluna bağlı olmayan davalıya devrettiği hisse bedeli olarak işbu sözleşme kapsamında 200.000,00-TL talep etme hakkının kayıtsız şartsız bulunduğu ve icra takip tarihi itibariyle bu bedelin ödenmesi gerektiği Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki delillere göre benimsenmiştir. Sözleşmenin 9. Maddesinde bahsi geçen bedelin ödenmesi sözleşmede bahsi geçen ve taraflarca kabul edilen ... ile ilgili dava dışı şirketin ortak bulması ve başarılı olması koşuluna bağlanmış olup, bu bedel dava konusu olmadığı gibi, şirketin projede başarılı olduğu ispat edilememesi karşısında davacının sadece, işbu sözleşme nedeniyle dava konusu ettiği icra takibine konu bedeli talep edebileceği Mahkememizce benimsenerek asıl alacak üzerinden istemin kabul gerektiği sonucuna varılmıştır. Dava konusu icra takibi nedeniyle davacı tarafından icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmakla; İcra inkar tazminatının oluşup oluşmadığı, İcra iflas Kanunu 67/11 maddesine göre, borçlu takibe itirazında haksız ve kötü niyetli ise tazminata hükmedilebilmektedir, İtirazın iptali davasının sonucuna göre davanın kabulü halinde borçlu, reddi halinde alacaklı tazminatla yükümlü kılınabilmektedir. Tazminata hükmedilebilmesi için, a)Alacaklının ilamsız icra takibi yapması, b)Borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi, c)İtirazın iptali davasının süresi içinde açılması, d)Alacaklının talepte bulunması, e) Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi, gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik kararlarına göre, eğer alacak likit değilse, borçlu itiraz edebilir ve sonuç ne olursa olsun aleyhine tazminata hükmedilemez.Mahkememizce; Dava konusu hisse devir bedelinin, davacı tarafından talep edilebilirlik koşullarının oluşup oluşmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç itibariyle;Davanın kabulü ile, dava konusu taraflar arasındaki yapılan 11/04/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince tespit edilen hisse bedelinin tahsiline ilişkin  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı  icra takibine  davalının yaptığı itirazın  iptali ile takibin 200.000,00-TL'nin takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ticari temerrüt faizi ve değişken oranda uygulanmak suretiyle takibin takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte devamına, dava konusu hisse devir bedelinin, davacı tarafından talep edilebilirlik koşullarının oluşup oluşmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davanın KABULÜ İLE, Dava konusu taraflar arasındaki yapılan 11/04/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 2. Maddesi gereğince tespit edilen hisse bedelinin tahsiline ilişkin  İst. And. ... İcra Müd. ... Esas sayılı  icra takibine  davalının yaptığı itirazın  iptali ile takibin 200.000,00-TL' nin takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ticari temerrüt faizi ve değişken oranda uygulanmak suretiyle takibin takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte DEVAMINA, 2-Dava konusu hisse devir bedelinin, davacı tarafından talep edilebilirlik koşullarının oluşup oluşmadığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıdaki mezkur esasa kayıtlı dosyasının, 03.11.2021 tarihli hükmünde haklılıklarının ispat edilmiş olup; davanın kabulüne karar verildiğini, nitekim davanın kabulü yönünden bir itirazları bulunmamakla birlikte yalnızca icra inkar tazminatı yönünden istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu,  Davalı yan ve müvekkilinin, aralarında yapılan sözleşmenin ilk maddesiyle ...’in koşulsuz şartsız 200.000 TL’lik tutarı sözleşmenin ön şartı olarak ödeyeceği konusunda mutabık olmuşlarsa da  davalı/ borçlunun borcunu ödemekten imtina ettiğini ve buna dayanılarak icra takibi başlatıldığını, akabinde davalının haksız olarak borca itiraz etmesi ve takibin durması sebebiyle itirazın iptali davası açıldığını ve taleplerinden birinin de icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesi olduğunu,Davacı yan olarak, her ne kadar icra takibini başlatırken ve itirazın iptali davasını açarken taraflar arasındaki sözleşmenin yalnızca ilk maddesine dayanmış olsalar da davalı yanın davanın seyrini değiştirmek adına sözleşmenin diğer maddeleriyle ilgili, dava konusuyla alakasız olarak savunmalar yaptığını ve bu durum sebebiyle sözleşmenin maddeleri incelenmek üzere dosyanın bilirkişiye tevdi olduğunu, Nitekim, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında,her ne kadar dava konusunun bilirkişi incelemesi gerektirdiği sebebiyle icra inkar taleplerinin reddedildiği ifade edilse de, bilirkişi raporundan da görüleceği üzere raporda sözleşmenin, kendilerinin dayanağı olan 1. madde bakımından incelenmediğini; davalı yanın iddiaları doğrultusunda ‘’sözleşmenin devir mi yoksa gizli ortaklık vasfını mı taşıdığı’’gibi hususlar bakımından incelendiğini, bilirkişi raporu ile dava tutarının belirlenmesi gibi bir durum söz konusu olmayıp, davaya konu alacağın belirli bir alacak olduğunu, sözleşmenin ilk maddesi teknik açıdan incelenmediği için icra icra inkar tazminatı taleplerinin reddinin isabetsiz olduğunu, Mahkeme, icra inkar tazminatının reddi kararını verirken ‘’alacak tutarının bilirkişi raporuyla belirlendiği için likit olmadığı’’ sebebine dayansa da, Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57E, 2009/ 110 Kararında da ifade edildiği gibi, icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerektiğini, dosyadan da açıkça anlaşılacağı üzere talep konusu konusu alacağın 200.000 TL olup belirli alacak olduğunu, İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının Yasada gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilir. İcra inkâr tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir.Özellikle, işçinin kıdemi, ücreti gibi hesap unsurları, işverence bilinen ya da belirlenebilecek hususlardır.(Yargıtay HGK. 4.3.2009 gün 2009/ 9-57E, 2009/ 110 K) Nihayetten, davalı yanın sözleşmenin diğer maddeleri ile ilgili ileri sürdüğü, dava konusundan bağımsız iddiaları doğrultusunda, tahkikatı yanıltma amacı güdülse de bilirkişi raporunda tutarın tespitini gerektirir teknik inceleme yapılmadığını, nitekim ilk görüş uyarınca net bir alacak olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla, dava konusu alacak dosyanın başından beri belli olmasına rağmen talepleri olan icra inkar tazminatının reddinin isabetsiz olduğunu, Bu meyanda olmak üzere, davanın kabulüne ilişkin kararın yerinde olmakla birlikte yalnızca icra inkar tazminatı yönünden istinaf incelemesinin yapılması ile birlikte, bölge adliye mahkemesince düzeltilebilir bir husus olduğundan ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatı yönünden vermiş olduğu kararın düzeltilerek onanmasına, karar verilmesini talep ettiklerini beyanla; Açıklandığı üzere, istinaf dilekçesi ile belirttikleri gerekçelerle; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2020/ 402 E. 2021/ 762 K. sayılı kararının yalnızca icra inkar tazminatının reddi yönünden incelenerek, bölge adliye mahkemesince düzeltilerek ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; İstanbul Anadolu 11.Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde davacı tarafından ikame edilen davanın hukuk ve hakkaniyete aykırı olarak kabul edildiğini, ancak yargılamada gerek konunun anlaşılmamış olduğu, gerekse hatalı tespitlerin yapıldığı hususlarının açık olduğunu, bu nedenle istinaf incelemesi için yüksek mahkemeye başvurmak zarureti hasıl olduğunu, Mahkemenin gerekçesinde; \" Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Dava konusu taraflar arasında yapılan 11.04.2019 günlü sözleşme gereği davacının dava dışı .... A.Ş.deki % 48.5 oranındaki hissesinin davalı ...'e devrettiği tartışmasızdır. Yine sözleşmenin 2. Maddesinde bu devir için davalının 200.000,00-TL'lik hiçbir şarta bağlanmaksızın davacı hesabına havale yapmak suretiyle ödeme yapacağı davalı tarafından kabul edilmiştir. Yine aynı sözleşmede davalıya devredilecek hissenin davalı tarafından bir proje kapsamında, % 20'si davacı hissesi, % 20'si davalı hissesinden bedelsiz olarak ... isimli şahsa devredileceği sözleşmenin 6. Maddesi ile belirlenmiştir. Bu devirler yapıldıktan sonra şirkette, davalının üzerinde kalacak % 60 hissenin, % 28.50 hissesi davacıya ve % 31,50 hissesi ise davalıya ait olduğu sözleşmenin 8. Maddesinde kararlaştırılmıştır. Ancak sözleşmenin 9. Maddesine göre davalı tarafından davacıya 500.000,00-TL daha ödemesi kaydıyla sözleşmenin 13. Maddesine göre sözleşmenin başarılı olması koşuluyla ödeme yapmak suretiyle tek yanlı ortaklık ilişkisinin sona ermesini düzenlediği, bu sözleşmenin başarılı olduğu taraflarca ispat edilemediği dosya kapsamındaki delillerle Mahkememizce tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının 2. maddesinde belirtilen ve sözleşmenin başarılı olma koşuluna bağlı olmayan davalıya devrettiği hisse bedeli olarak işbu sözleşme kapsamında 200.000,00-TL talep etme hakkının kayıtsız şartsız bulunduğu ve icra takip tarihi itibariyle bu bedelin ödenmesi gerektiği Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki delillere göre benimsenmiştir. Sözleşmenin 9. Maddesinde bahsi geçen bedelin ödenmesi sözleşmede bahsi geçen ve taraflarca kabul edilen ... ile ilgili dava dışı şirketin ortak bulması ve başarılı olması koşuluna bağlanmış olup, bu bedel dava konusu olmadığı gibi, şirketin projede başarılı olduğu ispat edilememesi karşısında davacının sadece, işbu sözleşme nedeniyle dava konusu ettiği icra takibine konu bedeli talep edebileceği Mahkememizce benimsenerek asıl alacak üzerinden istemin kabul gerektiği sonucuna varılmıştır.\" şeklinde gerekçeye yer verdiğini, Mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunun gerek hukuki yorum ve kanaat içermesi gerekse çelişkili olması nedenleri ile hatalı olduğunu,  Yerel Mahkemede görülen davada yargılamanın başından beri dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesinin gerekmediği, dava konusunun hukuki değerlendirme ve nitelendirmeye bağlı olduğu, hukuki nitelendirme ve değerlendirmenin Mahkemenin görevi olduğu hususlarının dile getirildiğini, yerel mahkemenin dosyayı hukukçu bilirkişiye tevdi ederek sadece hukuksal nitelendirmeyi değil kararın esaslı bir bölümünü bilirkişiye bıraktığını, hatta icra inkar tazminatı verilip verilmeyeceğini bile bilirkişiye sorduğunu, Oysa MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez.  MADDE 279-(4) (Değişik: 3/11/2016-6754/54 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. HMK 266. maddesi incelendiğinde maddenin 3 kriter koyduğu hususunun görülmekte olduğunu,  a- Mahkemenin konusu ve içeriği hukuk olan konularda bilirkişi incelemesi yaptıramayacağını, sadece çözümü hukuk dışında olan ve özel -teknik bilgi gerektiren hallerde bilirkişi incelemesi yaptırılabileceğini,  Davada ihtilafın, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yorumlanmasından kaynaklanmakta olup, davadaki sözleşmenin pay devrine ilişkin tamamen hukuksal bir ihtilaf söz konusu olduğunu, mahkemenin tamamen hukuksal olan, hiçbir teknik ve özel bir durum içermeyen ve hukukçu olmak dışında hiçbir uzmanlık gerektirmeyen davaya konu sözlemeyi nitelendirmek için bilirkişi incelemesi yaptırmasının HMK 266. Maddesine aykırı ve  hatalı bir durum olduğunu, b- Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, HMK 266 maddesinin 2. cümlesinde açıkça hakimin mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlemesi mümkün olan konularda bilirkişiye müracaat edemeyeceği hususunun açıkça ifade edildiğini, Davanın, şirket ortağı olan iki kişi arasında imzalanan şirket hisse devri ve gizli ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğunu, ihtilafa konu sözleşmenin inşaat vb teknik uzmanlık ve hesaplama  gerektiren bir sözleşme olmadığını, sözleşme ve ihtilafın tamamen hukuksal nitelendirme ile çözümlenecek bir durumda olduğunu, hiçbir teknik durum ve hesaplama söz konusu olmadığını, bu nedenle nitelendirmenin Mahkemece yapılaması gerektiğini, c-Hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyeceğini, HMK'nın 2011 yılında getirdiği \"hukuksal konularda bilirkişi incelemesi yapılamaz, hukuksal konularda hakim karar verir\" prensibinin bir sonucu olarak, sadece hukukçu olan bilirkişilerin bilirkişi olarak atanamayacağının ifade edildiğini, davada hukuksal veya hesap yapmayı gerektiren teknik bir ihtilaf söz konusu olmadığını, ihtilafın tamamen sözleşmenin hukuksal nitelendirmesi ve geçerlilik - geçersizlik koşullarının nitelendirilmesi ile ilgili olduğunu, bu nedenle bu konuda bilirkişi incelemesi yapılamayacağını,  Açıklanan çok açık hukuk kurallarına rağmen dosyanın hukukçu bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişilerin de çelişkili tespit ve değerlendirmeler ile hüküm kurduklarını, yerel Mahkemenin de bazı doğru hususları gerekçesinde tespit etmiş olmasına rağmen tamamen bilirkişi raporuna uyarak hatalı kararı tesis ettiğini, bu durumun dahi kararın ne denli hatalı olduğunun göstergesi olduğunu, Ortaklık devrinin, gerçek anlamda bir devir olmadığını, Yerel Mahkemenin kararına esas aldığı çelişkili Bilirkişi raporunda: \"..kalan %60 ının %28,5 unun davacıya ait olacağı, yani resmiyette görülmese dahi bu oranda şirkette hak sahibi olacağı görülmektedir.\" ...devamında ise ; \" Anılan hisseler üzerindeki davacı hakimiyeti sözleşmenin 9.maddesine göre davalı tarafından 2019 yılında 500.000 Tl ödenince sona erecektir. Bu ödemeye kadar davacının şirketteki gizli hissesi devam edecektir.\"  şeklinde iddialarımızın kabulüne ilişkin tespitler yapıldıktan sonra bu tespit ve ifade edilenle taban tabana zıt olan bir ifade ile \" ...Her ne kadar davalı taraflar arasında \"gizli ortaklık sözleşmesi\" olduğunu ileri sürmekte ise de, bu ortaklığın kurulması için daha evvel tarafların üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Buna karşın ödeme yapılmadığı dosyadan anlaşılmaktadır.\" şeklinde sonuca ulaşmasının, dikkate alınan raporun kendi içinde çelişkiye düştüğünün en açık kanıtı olduğunu, Mahkemenin de gerekçesinde; Bu devirler yapıldıktan sonra şirkette, davalının üzerinde kalacak % 60 hissenin, % 28.50 hissesi davacıya ve % 31,50 hissesi ise davalıya ait olduğu sözleşmenin 8. Maddesinde kararlaştırılmıştır. Ancak sözleşmenin 9. Maddesine göre davalı tarafından davacıya 500.000,00-TL daha ödemesi kaydıyla sözleşmenin 13. Maddesine göre sözleşmenin başarılı olması koşuluyla ödeme yapmak suretiyle tek yanlı ortaklık ilişkisinin sona ermesini düzenlediği, bu sözleşmenin başarılı olduğu taraflarca ispat edilemediği dosya kapsamındaki delillerle Mahkememizce tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının 2.maddesinde belirtilen ve sözleşmenin başarılı olma koşuluna bağlı olmayan davalıya devrettiği hisse bedeli olarak işbu sözleşme kapsamında 200.000,00-TL talep etme hakkının kayıtsız şartsız bulunduğu ve icra takip tarihi itibariyle bu bedelin ödenmesi gerektiği Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki delillere göre benimsenmiştir.\" şeklindeki  ifadeleri ile aynı çelişkiye düştüğünün görülmekte olduğunu, Oysa hem bilirkişi raporunda hem Mahkeme kararında; aslında davacının ortaklığının sürdüğünün anlaşıldığı vurgulanmışken, sonra dönüp her halükarda hisse devri yapılmış olduğu ve hisse bedelinin ödenmesi gerektiğini söylemenin her şeyden önce mantığa da ters düşeceğini, Taraflar arasında imzalanan 11.04.2019 tarihli sözleşmenin basit anlamda hisse devir sözleşmesi olmadığını, sözleşmenin gizli ortaklık sözleşmesi olduğunu, Hisse devir sözleşmelerinin, hisse devrini düzenleyen, devreden ve devralan hissedarların ve hisse devir bedelinin belirtildiği kısa ve basit sözleşmeler olduğunu, davaya konu 11.04.2019 tarihli sözleşmenin ise bir devir sözleşmesinden çok şirket ortakları arasında imzalanan bir ortağın (davacının) hisselerini görünürde devrederek ortaklığına \"gizli ortak\" olarak devam edeceğinin ve şirket işleyişinin düzenlendiği bir \"gizli ortaklık\" sözleşmesi olduğunu, Davacının iddia ettiği gibi 11.04.2019 tarihli sözleşme gerçekten ve sadece  hisse devir sözleşmesi olsaydı, davalının hissesini devrederek ortaklıktan ayrılacağı için şirketin daha sonraki hissedarları, yapacağı iş ve elde edeceği karlarla ilgisi kalmayacağını ve sözleşmede devirden sonrasına ilişkin hüküm bulunmayacak olduğunu, oysa sözleşme incelendiğinde sezleşmenin yapılış amacının ve tarafların gerçek iradesinin hisse devri olmayıp, Davacı ...'un gizli ortak olarak kalması ve projenin hayata geçirilmesi için atılacak adımların belirlenmesi amacıyla düzenlendiğinin anlaşılmakta olduğunu, sözleşme maddeleri detaylı incelendiğinde;  2.1- Sözleşmenin 4. Maddesinde; Tarafların ...'in şirketteki çalışmaları nedeniyle elde edeceği maaş ve benzeri kazancın kendisine ait olacağı konusunda anlaştıklarını, (Davacı hisselerini gerçekten devretmiş olsaydı bu maddeye gerek olmayacak olduğunu )    2.2- Sözleşmenin 5. Maddesinde; Tarafların projenin hayata geçirilmesi için hisselerin %40'ının ...  bila bedel devredilmesi hususunda anlaştıklarını, (Davacı hisselerini devredip ortaklıktan ayrılsaydı sonraki hisse devriyle ilgisi olmayacak olduğunu ) 2.3-Sözleşmenin 6. Maddesinde: Yukarıda belirtilen devirlerin tamamlanması ile ... hisse yapısının şu şekilde gerçekleşmiş olacağını, ... %60, ...  %40.  Bu yapı içinde ...'in sahip olduğu toplam %60 hisse içinde ...' un %28,5 ile temsil edilmekte olduğunu ve ... hissesinin % 31,5 olacağını, (Bu maddenin, davacının gizli ortak olarak hissedarlığını sürdüreceğinin açık delili olduğunu ) 2.4- Sözleşmenin 7. Maddesinde: Tarafların Projenin devamlılığı açısından zorunlu olan sermayenin sağlanması için, şirkete hisse karşılığı yatırımcı ortak alınması gerektiği hususunda mutabık olduklarını, ihtiyaç duyulan sermayenin bulunabilmesi için ... ve kendi hisseleri adına ..., devredilecek hisse oranına ve bedeline tek başına karar vermeye yetkili olduklarını, ...'in ... ile bu bilgileri paylaşacağını, 2.5- Sözleşmenin 8. Maddesinde: ...'in payına düşen hisselerden Yatırımcılara devredilecek miktarlar  neticesinde ... 28,5/60 ve ... 31,5/60 oranında işlem göreceklerini, Yatırımcılara devredilecek hisseler karşılığında alınacak değerler yukarıda belirtilmiş oranlarda ... arasında pay edilirken hisselerinin de aynı oranda eksilmiş olacağını,   Taraflar arasındaki sözleşmenin 4,5,6,7 ve 8. maddelerinin sözleşmenin gerçekte hisse devri sözleşmesi olmadığını ve davacının iddia ettiği gibi 200.000-Tl karşılığında davacının sahip olduğu % 48,5 hissenin davalı müvekkile devredildiği iddiasının doğru olmadığını, davacının şirketin hissesini gerçekte devretmediği, sadece ortaklığını gizli ortak olarak sürdürdüğünü açıkça ortaya koymakta olduğunu, bu durumda 200.000-TL'lik hisse devir bedelinin ödenmesine karar verilmesinin hukuksal olarak hatalı olduğunu, Bu hususun dosyada alınan bilirkişi raporunda ve dolayısıyla Mahkeme kararında: \"..kalan %60 ının %28,5 unun davacıya ait olacağı, yani resmiyette görülmese dahi bu oranda şirkette hak sahibi olacağı görülmektedir.\"  ...paragrafın sonunda ise ; \" Anılan hisseler üzerindeki davacı hakimiyeti sözleşmenin 9.maddesine göre davalı tarafından 2019 yılında 500.000 TL ödenince sona erecektir. Bu ödemeye kadar davacının şirketteki gizli hissesi devam edecektir. \" demek suretiyle davacının ortaklığının devam ettiğini tespit ettikleri halde daha sonra bu tespitleri ile çelişecek şekilde 200.000-TL hisse devir bedelinin ödenmesi şeklinde haksız karar verildiğini,Tarafların, 11.04.2019 tarihli sözleşme ile sadece davacının % 48,5 hissesinin kağıt üzerinde müvekkiline devredilmesi suretiyle ortaklığına \"gizli ortak\" olarak devam etmesini kararlaştırdıklarını, gerçekte hisse devri olmadığını, davacının ortaklığının da fiilen devam ettiğini, bu nedenle 200.000-TL'lik hisse devir bedelinin ödenmesine gerek bulunmadığını, 3) 11.04.2019 tarihli sözleşme ile \"gerçekte\" müvekkiline devredilen tek bir hisse dahi bulunmadığını, şöyle ki; Sözleşmenin imzalandığı tarihte davacının % 48,5, davalı müvekkilinin ise şirketin  %51,5 hissesine sahip olduğunu ve tarafların sözleşmenin 5. maddesinde: projenin hayata geçirilmesi için hisselerin %40' ının ...  bila bedel devredilmesini kararlaştırdıklarını, Tarafların sözleşmede belirtilen projenin hayata geçirilmesi için zorunlu ve hayati olan teknik desteği sağlayacak, projeyi gerçekleştirecek çalışmayı yönetecek kişi olan ...  % 40 bedelsiz hisse verilmesini ve verilecek %40 bedelsiz hissenin %20, %20 eşit olarak karşılanmasını kararlaştırdıklarını, Sözleşmenin 6. maddesinde; 5. maddede ...  devredilecek %40 hisse sonucunda davalı müvekkili ve gizli ortak olan davacıya kalan toplam %60 hisse içinde ...'un %28,5, ... ise %31,5 hissesi olacağının düzenlendiğini, Davacı sözleşme imzalanmadan önce %48,5 hisseye sahip iken, her iki ortaktan %40, davacıdan %20 lik hissenin ... devredileceği ve davacı  ...'un %28,5 gizli hissesinin kalacağı düşünüldüğünde, bahse konu sözleşme ile müvekkiline hiç hisse devri yapılmadığının görüleceğini, (48,5 - 20= 28,5 ) Sözleşmede davacının %48,5 hissesinin %20 sinin .. devredileceği, kalan  %28,5 için de şirketin gizli ortağı olacağının düzenlendiğini, bu durumda davacının hangi hisseyi müvekkiline devrettiğinin anlaşılamadığını, neyin bedelini talep etmekte olduğunun anlaşılamadığını, Davacı ve davalının 11.04.2019 tarihli sözleşmeyi imzaladıktan sonra sözleşmede belirtildiği şekilde hisse devri yapıldığını ve şirket yönetiminin resmi olarak ...' e geçtiğini, ...' in sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde şirkete yatırımcı ortak almak amacıyla birçok yatırımcı kişi, şirket kuruluş ve banka ile görüştüğünü ancak istenen yatırım anlaşmasının yapılamadığını, davacı da sözleşmeye şahsi kefalet vermesini istediği ve davacı şahsen kefil olmak istemediği için bu kuruluşlarla anlaşılamadığını ve tarafların bu sorunu çözmek amacı ile davacıyı görünen ortaklıktan gizli ortaklığa geçirmek amacıyla davaya konu sözleşmeyi imzaladıklarını, tarafların 11.04.2019 tarihli sözleşmede öngördükleri yatırımcı bulunamayınca \"5 G teknolojisini ...Tic. A.Ş Bünyesinde gerçekleştirme \" projesinin hayata geçirilemediğini,  Yatırımcı ortak bulunamaması üzerine, projenin başına geçmesi planlanan ve Amerika' da yaşayan ...  ile de sonrasında anlaşılamadığını ve ...' in Amerika' ya döndüğünü, böylece projenin gerçekleştirilemediğini ve 11.04.2019 tarihli sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz hale geldiğini, delil listeleri ekinde sundukları pay defteri, yönetim kurulu kararı ve ticaret sicil gazetesi ekleri de incelendiğinde; daha sonradan şirkete herhangi bir ortak alınmadığı müvekkilin şirketi tek ortaklı olarak devam ettirdiği hususlarının açıkça görüleceğini, Mahkemenin sözleşmenin geçersiz hale geldiğini halihazırda tespit ettiğini, ancak kararını tam tersi şekilde tesis ettiğini, Mahkemenin gerekçesinin son bölümünde; \"Sözleşmenin 9. Maddesinde bahsi geçen bedelin ödenmesi sözleşmede bahsi geçen ve taraflarca kabul edilen ... ile ilgili dava dışı şirketin ortak bulması ve başarılı olması koşuluna bağlanmış olup, bu bedel dava konusu olmadığı gibi, şirketin projede başarılı olduğu ispat edilememesi karşısında davacının sadece, işbu sözleşme nedeniyle dava konusu ettiği icra takibine konu bedeli talep edebileceği Mahkememizce benimsenerek asıl alacak üzerinden istemin kabul gerektiği sonucuna varılmıştır.\" şeklinde ifadede bulunduğunu, ancak bu beyanın da karar ile tamamen çelişkili olduğunu, Mahkemenin davaya konu sözleşmenin, gerçekleştirilmeye çalışılan projenin başarısız olması halinde geçersiz olacağını tespit ettiğini, hatta davacının tamamen hedef şaşırtmak için ortaya attığı dava konusu ile alakası olmayan 17 büyük şirketin katılımı ile yürütülen, bu şirketler arasında tarafların ortak olduğu... şirketinin bulunmadığı \"...'a ait ...\" tuzağına da düşmemişken sözleşmeyi geçerli sayarak davanın kabulüne karar vermesinin çelişkili bir karar olduğunu, 4.1- Huzurdaki davada ihtilafın özünün; sözleşmenin 13. maddesi uyarınca hükümsüz kalıp kalmadığı olduğunu, davaya konu sözleşmenin 13. maddesinde; \"İşbu sözleşmenin ... Tic. A.Ş.'nin üstlendiği projenin başarısızlıkla sonuçlanması halinde, kendiliğinden sona ermiş olacağı konusunda anlaşmışlardır.\" şeklindeki ifadesinin açık ve emredici hüküm olduğunu, Sözleşmenin geçerlilik şartının bu maddede düzenlendiğini, bu maddede belirtilen \"projede başarı\" şartı gerçekleşmediği takdirde sözleşmenin tüm hükümleri ile geçersiz hale geleceğini, bahsi geçen sözleşmenin bir amaç uğruna düzenlendiğini, ortak bulunamaması ve kredi alınamaması vs gibi sebeplerle de başarıya ulaşamadığını, hal böyle olunca sözleşmenin 13. maddesi nedeniyle sözleşme geçersiz hale geldiğini, Mahkeme kararında \" taraflarca kabul edilen ... ile ilgili dava dışı şirketin ortak bulması ve başarılı olması koşuluna bağlanmış olup, bu bedel dava konusu olmadığı gibi, şirketin projede başarılı olduğu ispat edilememesi\" şeklindeki ifadesi ile sözleşmenin amacını, başarıya ulaşamadığını tespit ettiğini ancak sözleşmeyi geçersiz olarak kabul etmek yerine her halükarda sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen meblağın ödenmesine ve davacının davasının kabulüne karar verdiğini, oysa sözleşmelerin maddelerinin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini ve alınamayacağını, sözleşmelerde sözleşmenin geçerlilik durumu bir şarta bağlanmışsa bu şartın gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi ile sözleşmenin bütünüyle hükümsüz hale geleceğini, artık bu noktadan sonra sözleşmenin istedikleri maddesini geçerli istedikleri maddesini geçersiz saymalarının hukuk düzeninde mümkün olmadığını, bu hususun hukuk düzeninin temeline, Borçlar kanununa ve ilgili diğer tüm yasalara aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin, projenin başarısız olduğu, sözleşmenin bu proje için kurulduğu ve sözleşmenin geçerli olmasının bu projenin başarılı olmasına bağlandığı tespitinin doğru, ancak sözleşmenin geçersiz hale gelmesine rağmen 2. maddesi ile öngörülen meblağın ödenmesine ilişkin talebin her halükarda kabulüne ilişkin kararının yanlış olduğunu, bu nedenle gerek hukuka aykırı gerekse çelişkili bu kararın bozulması gerektiğini, 4.2- Mahkemenin gerekçeli kararındaki \"Proje\" ile ilgili ifadelerine değinmek gerektiğini, Mahkeme gerekçesinden görüldüğü üzere; davacının projenin devamını ispatlamak adına ısrarla iddia ettiği ve hukukçu Bilirkişilerin de kolayca düştüğü ... ile alakası olmadığı, bahsedilen  projenin taraflar arasında başka bir proje olduğunun tespit edildiğinin anlaşılmakta olduğunu, bahsi geçen sözleşmede belirtilen ... projesinin  \"... ... \" değil, tarafların ortak olduğu şirket olan ...'ya ait ... olduğunu, hatta sözleşmede bunun bir ... olduğunun dahi söylenmediğini, mahkemenin bu noktada da bilirkişi raporundan ayrıldığını, ancak neticede bilirkişi raporu doğrultusunda karar tesis ettiğini, Bu noktada sorulması gereken şu sorunun cevabının davanın en can alıcı noktalarından biri olduğunu; Davacı neden ısrarla sözleşmede bahsi geçen projenin  ... olduğu konusunda bu kadar ısrar etmiştir ? Çünkü davacının, ancak projenin devam etmesi ve başarılı olması halinde taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin geçerli olacağını ve sözleşmenin 2. maddesinde düzenlenen 200.000-TL'lik ödemeyi talep edebileceğini adı gibi bilmekte olduğunu, nitekim davacının zikredilen 200.000-TL'lik bedeli almasının ancak projenin başarılı olması ve sözleşmenin devamı halinde mümkün olacağını, bu nedenle dava konusu ile yakından uzaktan alakalı olmayan ...'a ait başarılı olabilecek başka bir proje seçerek davayı o yönde ilerletmeyi hedef edindiğini, ancak hiçbir delile dayanmayan, hayatın olağan akışı içinde gerçeklik payı da olmayan bu iddiaya bilirkişiler inansa da Mahkemenin gerekçesinden bu iddiayı kabul etmediği, bu ... projesinin sadece taraflar arasındaki bir proje olduğu ve projenin başarılı olmadığının anlaşıldığının görülmekte olduğunu, ancak buna rağmen yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin geçerli sayılarak davanın kabul edilmiş olmasının zaten çelişkiyi yaratan husus olduğunu, Davaya cevap dilekçelerinde ayrıntılı belirttikleri ve sözleşme içeriğinde de anlaşıldığı üzere; tarafların bu sözleşmeyi teknik olarak yapılması çok zor olan ve  çok ciddi teknik ve finansal destek ile yatırım gerektiren telekominikasyon (cep telefonu kapsama teknolojisi) \"5-G\" projesini ... şirketine ait olacak şekilde, \"... ... Projesini\" gerçekleştirmek amacıyla imzaladıklarını, sözleşmeden önce onlarca yatırımcı ve kredi kuruluşu ile görüşüldüğünü, kredi kuruluşları davacının da sözleşmeye şahsi kefalet vermesini istediği ve davacı şahsen kefil olmak istemediği için bu kuruluşlarla anlaşılamadığını ve tarafların bu sorunu çözmek amacıyla davacıyı görünen ortaklıktan gizli ortaklığa geçirmek amacıyla davaya konu sözleşmeyi imzaladıklarını, Hatta bu beyanı doğrular en açık ispatın yine sözleşmenin içinde olduğunu, sözleşmenin 10. maddesinde \"Şirketin başarısız olması halinde meydana gelecek zararlardan ... sorumlu tutulmayacaktır ve meydana gelen zararlara iştirak etmeyecektir.\" şeklindeki ibare ile davacının şirket borçlarından şahsen sorumlu olmayacağı hususunun sözleşmeye de konduğunu, Özetle; 11.04.2019 tarihli hisse devrinin yapılma amacının; ...  bedelsiz hisse vermek suretiyle şirket ortağı yaparak projenin başına geçirerek, ... bünyesinde ... teknolojisini ve benzeri yazılımları geliştirip dünyaya pazarlamak için sermayedar ortak bulmak olduğunu, yatırımcı bulunması halinde nasıl hareket edileceği sözleşmede belirtildiği gibi, yatırımcı bulunamama olasılığı da sözleşmede öngörülerek 13. Maddesinde, projenin başarısızlıkla sonuçlanması halinde, sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, projenin başarısız olduğunu ve sözleşmenin 13.madde uyarınca kendiliğinden sona erdiğini, bu durumda sözleşmenin 2. maddesinde belirtilen 200.000-TL'lik hisse bedelinin ödenmesi gerekmediğini, bu hususun Mahkemenin gerekçesinde anlaşılmış olduğunun, ancak sonuç olarak tam tersi karar verildiğinin açıkça görülmekte olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılarak davanın reddedilmesi gerektiğini, Yukarıda açıklanan nedenler ve mahkemece re'sen göz önüne alınacak sebeplerle, Yerel Mahkeme  İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu 03.11.2021 tarih, 2020/402 E, 2021/762 K. sayılı davanın kabulü kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasını ve istinaf talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmek zarureti hasıl olduğunu beyanla; Açıklanan nedenler ve mahkemece re'sen göz önüne alınacak sebeplerle; Yerel Mahkeme İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin vermiş olduğu 03.11.2021 tarih, 2020/402 E, 2021/762 K. sayılı davanın reddi kararına ilişkin olarak istinaf incelemesi yapılarak, hukuka aykırılıklar içeren kararın kaldırılarak davanın reddine ve icra takibini/ davayı açmakta kötü niyetli davacının %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına çarptırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen 11/04/2019 tarihli hisse devir ve tasnifi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya devredilen dava dışı ... Tic. A.Ş.'deki hisselerinin bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda itirazın iptali talebi yönünden davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, itirazın iptali talebinin kabulüne ilişkin karara karşı davalı vekili tarafından, icra inkar tazminatı talebinin reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 11/04/2019 tarihli hisse devir ve tasnifi sözleşmesinin 2. maddesi kapsamında davacı tarafından dava dışı ... Tic. A.Ş'deki hisselerinin davalıya devredildiğini, ancak davalı tarafından hisse bedelinin ödenmediğini, söz konusu madde uyarınca hisse devrinin ve hisse bedelinin ödenmesinin herhangi bir şarta bağlanmadığını, hisse devri için tek şartın maddede belirtilen bedelin ödenmesi olduğunu, davacı tarafından hissenin devredilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, sözleşmenin devam eden maddelerinde ise sözleşme bedelinin ödenmesinden sonra sözleşmenin gidişatı, projelerin devamı, şirkete yatırımcı alınması gibi durumların göz önünde bulundurularak ayrıca 500.000,00 TL bedelin kararlaştırıldığını, davalının itirazının aksine sözleşme kapsamında belirtilen projenin devam ettiğini, hisse bedelinin ödenmemesi sebebiyle alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 11/04/2019 tarihli hisse devir ve tasnifi sözleşmesinin basit bir hisse devri sözleşmesi olmadığını, gizli ortaklık sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 4, 5, 6,7 ve 8 maddeleri dikkate alındığında sözleşmenin gizli ortaklık sözleşmesi olduğunun açık olduğunu, gerçekte hisse devrinin bulunmadığını ve davalıya hisse devrinin yapılmadığını, sözleşme imzalanmadan önce dava konusu şirketteki davacı hissesinin % 48,5, davalı hissesinin % 51,5 olduğunu, sözleşmenin 5.maddesine göre sözleşmede belirtilen projenin hayata geçirilmesi için dava dışı ...  % 40'nın devredileceği ve bu hissenin %20'sinin davacı, %20'sinin davalıya ait olduğunu, sözleşmenin 6.maddesine göre hisse devrinden sonra davalının hissesinin %60, dava dışı ... hissesinin % 40 olacağı, davalının % 60 hissesi içerisindeki davacı hissesinin % 28,5, davalı hissesinin % 31,5 ile temsil edildiğini, sözleşmede belirtilen projenin dava dilekçesinde iddia edilen ve ... ve ... tarafından bildirilen ve 2018 yılından beri devam eden proje olmadığını, yatırımcı ortak bulunamadığı ve dava dışı ... hisse devri yapılmadığı ve projenin başarısız olduğu, projenin başarısız olması sebebiyle bir bütün halinde sözleşmenin 2. maddesi de dahil tüm hükümlerinin hükümsüz olduğunu, dava konusu sözleşmenin amacı 5 G teknolojisini ... A.Ş Bünyesinde ve şirkete ait olacak şekilde geliştirmek ve tüm dünyaya pazarlamak  için, ...'e hisse vererek şirkete ortak almak ve şirketin ihtiyaç duyacağı tüm yatırımları ve giderleri bulunacak yatırımcı tarafından karşılanmasını sağlamak olduğunu, ancak bu amacın ve projenin gerçekleşmediğini ve sözleşmenin hükümsüz olduğunu, davacı tarafından gerçekte hisse devri yapılmadığından ve sözleşme hükümsüz olduğundan davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ve aynı gerekçeler ile çelişkili olduğu gerekçesi ile Mahkemece verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında akdedilen 11/04/2019 tarihli hisse devir ve tasnifi sözleşmesinin konusunun dava dışı ... Tic. A.Ş. ortakları olan davacı ve davalı arasında gerçekleşecek hisse ve yönetim haklarının devir ve tasnifi koşulları, davalı tarafından dava dışı  ... yapılacak hisse devri ve üçüncü kişi yatırımcı firmasının ortaklığa alınmasına ilişkin koşul ve şartların belirlenmesini oluşturduğu, sözleşmenin 2. maddesinde; davacının dava konusu şirketteki % 48,5 hissesinin tamamının 200.000,00 TL bedel karşılığında davalıya devredileceği, belirtilen bedelin davacı hesabına 31/12/2019 tarihinde önce gönderileceği hususunda anlaşıldığı, 3.maddesinde; hisse devrinin gerçekleşmesi ile birlikte davacının alacağı ve borcunun kalmadığı, 4.maddesinde; hisse devrinin gerçekleşmesi ile birlikte davalının şirketin tüm yönetim ve haklarının kullanımını kazanacağı, davalının şirketteki çalışmaları nedeniyle elde edeceği maaş ve benzeri kazancın kendisine ait olacağı kararlaştırılmış ve söz konusu hisse devri ve bedelin ödenmesi hususu herhangi bir şarta bağlanmamıştır. Sözleşmenin devam eden 5.maddesinde; tarafların projenin hayata geçirilmesi için hisselerin %40'ının ...e bila bedel devredilmesi hususunda anlaştığı, 6.maddesinde yukarıda belirtilen hisse devirlerinin tamamlanması ile şirketin... hisse yapısının davalının hissesinin % 60, dava dışı ...'in hissesinin %40 olacağı, davalının sahip olduğu %60 hissesi içerisinde davacının %28,5 ile davalının %31,5 ile temsil edileceği, 7.maddesinde; tarafların, projenin devamlılığı açısından zorunlu olan sermayenin sağlanması için, şirkete hisse karşılığı yatırımcı ortak alınması gerektiği hususunda mutabık olduğu, ihtiyaç duyulan sermayenin bulunabilmesi için... adına ve kendi hisseleri adına davalıya devredilecek hisse oranına ve bedeline tek başına karar vermeye yetkili olduğunu, davalının davacı ile bu bilgileri paylaşacağı, 8.maddesinde; davalının payına düşen hisselerden yatırımcı ya da yatırımcılara devredileceği miktarlar neticesinde davacının 28.5/60 ve davalının 31.5/60 oranında işlem göreceği, yatırımcılara devredilecek hisseler karşılığında alınacak değerlerin yukarıda belirtilmiş oranlarda davacı ve davalı arasında pay edilirken, hisselerinin de aynı oranda eksilmiş olacağı, 9.maddesinde; taraflar 2019 yılı içerisinde davalı tarafından, 500.000-TL tutarı davacı hesabına gönderilmesi ile, bu sözleşme kapsamındaki devredilmiş hisselerinden doğan tüm haklarının sonlanacağını ve bunların davalıya geçeceği, böylelikle davacının şirkette başka hak ve alacağı kalmadığı hususunda anlaşmaya varıldığı, şirketin başarısız olması halinde meydana gelecek zararlardan davacının sorumlu tutulmayacağı ve meydana gelen zararlara iştirak etmeyeceği, 11.maddesinde; davacının bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak hak ve alacaklarını hiçbir surette 3.kişilere devir ve temlik edemeyeceği, 12.maddesinde; bu sözleşme kapsamında davacı ile paylaşılacak tüm  bilgilerin gizli kabul edileceği ve davacının kendisi ile paylaşılan bilgileri üçüncü şahıslar ile paylaşılmayacağı, 13.maddesinde; iş bu sözleşmenin ... Tic.A.Ş'nin üstlendiği projenin başarısızlıkla sonuçlanması halinde, kendiliğinden sona ermiş olacağı konusunda anlaşılmış olduğu hükümlerini içermektedir. 6098 sayılı TBK'nın 19/1 maddesi; \"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.\" hükmünü içermektedir. Buna göre bir sözleşmenin gerek şekil gerek içerik yönünden değerlendirilmesinde kullanılan söz ve deyimler değil, tarafların birbirine uygun gerçek iradeleri esas alınmalıdır. Taraflar arasında kurulmuş olan bir sözleşmenin yorumlanması ve tamamlanması, dürüstlük kuralı ve güven esası doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Taraflar arasında akdedilen ve maddeleri yukarıya alınan 11/04/2019 tarihli hisse devir ve tasnifi sözleşmesine şekli olarak bakıldığında iki kısım şeklinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 5.maddesine kadar olan ilk kısımda davacının sözleşme konusu şirketteki hisselerinin tamamının davalıya 200.000,00 TL bedel karşılığında devredeceği konusunda anlaşılmış, herhangi bir şart öngörülmemiş ve projeden bahsedilmemiştir. Sözleşmenin 5.maddesinden sonra ikinci kısmında ise projeden bahsedilmeye başlanılmış, ayrıntısı sözleşmede belirtilmeyen tarafların dilekçelerinde ... olarak adlandırılan projenin hayata geçirilmesi için yapılacak hisse devirleri, yatırımcı ortak alınması, projenin gerçekleşmesi halinde davacıya ödenecek bedel, projenin başarısız olması halinde davacının sorumlu olmayacağı ve projenin başarısız olması halinde sözleşmenin kendiliğinden hükümsüz olacağı düzenlenmiştir. Sözleşmenin düzenleniş şekli ve dürüstlük kuralı gereğince tarafların gerçek ortak iradelerinin projenin gerçekleşmesine ve gerçekleşmemesine göre sözleşmenin iki kısımdan oluştuğu, projenin gerçekleşmemesi halinde hisselerini devretmiş olan davacıya 200.000,00 TL bedelin ödeneceğinin, projenin gerçekleşmesi halinde ise 9.madde hükmü gereğince belirlenen bedelin ödeneceğinin, ayrıca ikinci kısma göre projenin gerçekleşmemesi halinde ikinci kısma ilişkin anlaşmanın hükümsüz olacağının kararlaştırıldığı, aksinin düşünülmesi halinde hisselerini devreden davacının hisselerini bedelsiz olarak devretmiş olacağı, tarafların aksini düşünmesi halinde iki farklı duruma göre hisse bedeli ödenmesini kararlaştırmasının anlamsız olacağı, davalı tarafından projenin gerçekleşmediğinin savunulması karşısında ve davacının talebine göre hisselerini devreden davacıya sözleşmenin 2.maddesinde belirlenen hisse bedelinin ödenmesi gerektiği, davalının gerçek bir hisse devri olmadığına ve gizli ortaklık olduğu ve sözleşmenin tümünün hükümsüz hale geldiği yönündeki savunmasının TMK'nın 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla, Mahkemece bu husular dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2.maddesine göre devredilen hisse bedeli belirli ve likit olmasına ve icra inkar tazminatı koşulları oluşmasına rağmen Mahkemece icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmamış ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 03/11/2021 tarih ve 2020/402 Esas - 2021/762 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; a) Açılan davanın KABULÜ İLE; Dava konusu taraflar arasındaki akdedilen 11/04/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin 2. maddesi gereğince tespit edilen hisse bedelinin tahsiline ilişkin İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasındaki icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 200.000,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar işleyecek yıllık %13,75 ticari temerrüt faizi ve değişen oranlarda uygulanmak suretiyle takibin takip talepnamesindeki diğer koşullarla birlikte aynen DEVAMINA, b) Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar ve ilâm harcı olan 13.662,00-TL harçtan peşin alınan 2.353,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.308,70-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 22.450,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 2.407,77-TL harçlar toplamı, 7,80-TL vekalet suret harcı, 288-TL tebligat+posta gideri, 3.750,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.453,57-TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 8-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 9-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 13.662,00 TL nispi harçtan davalı tarafından istinaf aşamasında peşin yatırılan 3.420,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.242,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 11-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 12-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 13-Kullanılmayan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/07/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.    </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6b59a2b1dfc7ca87","SID":"c8078497856ae0df"}}