{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t:2023/560 <br>KARAR NO:2024/433<br><br>DAVA:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz<br>DAVA TARİHİ:31/08/2023<br>KARAR TARİHİ:10/07/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 14.03.2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, tutanağın 3. Maddesi gereğince tasfiye memuru ...'ın istifasının görüşülerek kabul edildiğini, tutanağın 4. maddesi ile ... ve Hande Üretmen'in tasfiye memuru olarak atandığını, her iki hususun TTK gereğince tescili zorunlu  hususlar olduğundan, tescil için ... Müdürlüğüne başvurulduğunu, Sicil Müdürlüğünce TTK'da dayanağı olmayan gerekçelerle yönetim kurulu ile seçim yapılması gerekir denilerek talebin reddine karar verildiğini, bu karara itirazen mahkemeye başvurmak ve tescil talep etmek gerektiğini beyanla, itirazlarının kabulü ile tescil talebine engel olmayan red gerekçelerinin hukuka aykırılığının tespiti ile tamamen kanunlara uygun olarak alınan tasfiye memurluğundan istifa ve tasfiye memuru atanması kararlarının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkili tarafından red kararı yazılmadığını, 22.10.2019 tarihli ihtar gereğince işlem yapılması gerekçesiyle iade edilen 14.03.2023 tarihli genel kurulun tescilinin istenildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34. Maddesi hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, yasal şartlar oluşmus ise yapılan işlemlerle ilgili tescil kararı verildiğini, aksi halde ise tescil talebini gerekçe göstererek ret kararı verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.407/f.2.e bendi gereğince, şirketin feshi (tasfiyeye girişi) genel kurulun devredilmez yetkileri arasında yer aldığını, yine tasfiyeye giriş kararınında  da, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.418'e uygun olması gerektiğini,  tasfiyeye girişe ilişkin genel kurul kararı bulunmadan, tasfiyeye giriş tescili başvurusunun doğrudan yönetim kurulu tarafından yapıldığını, müvekkili müdürlüğünde bu kararı sehven tescil ettiğini,  tasfiyeye giriş kararı,  anılan hükümler doğrultusunda, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduunu, müvekkil tarafından tescili yapılan karar batıl veyahut da geçersiz olduğundan müvekkilin, tescil edilen olguları, mahkeme kararı bulunmaksızın re'sen silme yetkisi de bulunmadığından; dava konusu şirketin, tasfiyeye girişe ilişkin kararının silinmesi veyahut da söz konusu yönetim kurulu kararının, olması gerektiği şekilde genel kurul tarafından onaylanması gerektiğini mevzuata uygun olarak değerlendirildiğini,  bunun sonucu olarak da, müvekkilinin  söz konusu tasfiyeye girişe ilişkin yönetim kurulu kararının, genel kurul tarafından onayının istendiğini, hem tasfiyeye giriş kararı hem de tasfiye memurlarının atanmasına ilişkin kararın sonuç doğurması veyahut da geçerlilik kazanması için, bu şekilde bir genel kurul onayı ile tescil sehven tescil edildiğinden  yönetim kuruluna onay verilmesi gerektiğini, Müvekkilin  hukuka uygun olduğu açıklanan ihtara binaen, yani ihtar yerine getirilmediği için dava konusu tescil evrakınının iade edilmesinin mevzuata uygun olduğunu, iade sebebi ortadan  kaldırılmadan, dava konusu işlemin tescilinin mümkün olmadığını, müvekkilinin işleminin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini beyanla  haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ... Müdürlüğünden davacı şirketin sicil  dosyasında bulunan 20.10.2019 tarihli sicil ihtarı ve akabinde genel kurul kararlarının tescili için yapılan başvurular ve ekleri,  şirket ana sözleşmesi   ... Vergi Dairesi Müdürlüğünden  davacı şirketin vergi beyannameler, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı  dosyaları istenmiş ve dosya içine alınmıştır.<br>Toplanan deliller doğurultusunda 21/11/2023 tarihli ara karar gereğince \"Somut olayda ana sözleşmede belirtilen süre dolmuş olmakla TTK 529.maddesi kapsamında işlere fiilen devam edilmek suretiyle şirketin belirsiz süreli hale gelmesi durumunda tasfiye usulünün farklı olacağı, yine TTK 536.maddeye göre belirlenen tasfiye memurları TTK 537.maddede belirtilen usulde görevden alınabilecekleri, 05/02/2019 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda tasfiye işleminin usulsüz olarak yönetim kurulu kararı ile alınmış olduğundan, tasfiye işlemine usulsüz başlanıldığı konusunda itirazlarda bulunulduğu, öncelikli olarak tasfiye kararının usulüne uygun alınıp alınmadığıyla ilgili ön mesele bulunduğu, ...'nün 03/08/2023 tarihli yazı içeriğinde tasfiye süreciyle ilgili Genel Kurul Kararı alınması gerektiğine ilişkin iddialar bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle öncelikle şirketin fiilen devam edip etmediği ve kendiliğinden sona erme kapsamında bulunu bulunmadığı, uygulanan tasfiye usulünün bu sebeple yerinde olup olmadığı\" hususlarının değerlendirilmesi bakımından dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti 01/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda; \"davacı şirketin kesinleşmiş kurumlar vergisi beyannamelerine esas bilanço mizan, gelir tablolarına göre,  davacı şirketin 2017 ve devamı yıllarda ticari mal alım ve satımı olmadığı, stokunun bulunmadığı, şirketin gelirlerinin, kambiyo gelirleri, faiz gelirleri ve duran varlıkların ( bina, arsa, demirbaş, tesis, makine, cihaz, yer altı ve yer üstü düzeneklerinin ) satışından ibaret olduğu görülmüştür. Şirketin 2017 yılında duran varlıklarında amortisman harici yazılı ( güncel olmayan ) değer itibariyle 6.852.964,21 TL değerinde arazi ve arsaları, 3.376.164,80 TL değerinde yer altı ve yer üstü düzenekleri, 20.696.090,54 TL değerinde binaları, 1.960.857,45 TL değerinde tesis, makine ve cihazları, 19.327,95 TL değerinde demirbaşı mevcut iken, 2022 yılı sonunda sadece, 5.294.212,32 TL kaydi değerde arazi ve arsası ile 46.539,82 TL kaydi değerde demirbaşının kaldığının görüldüğü, Neticede, davacı şirketin tasfiye sürecinde olduğu, incelenen ve kesinleşen kurumlar vergisi beyannamelerine esas ticari defter, kayıt ve belgeleri ile mali bilanço, mizan ve gelir tablolarına göre, şirketin ticari mal/alım satımının olmadığı, stokunun bulunmadığı, mevcut duran varlıkların da önemli bir kısmının tasfiye süreci içerisinde satıldığı, ayrıca kambiyo evraklarından kaynaklı kar ve faiz gelirleri ile duran varlıkların satışından elde edilenlerin şirketin tasfiye sürecindeki karlarını oluşturduğu, yönetim kurulu üyelerinin süresi dolsa dahi tasfiye memuru olarak seçilmelerinde veya tescili talep etmelerinde bir beis bulunmadığını\" belirtmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı şirketin 14/03/2023 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul toplantısında, tutanağın 3. Maddesi gereğince tasfiye memurunun istifasının kabul edildiğine ve  4. Maddesin  gereğince atanan tasfiye memurlarının  tescili talebinine ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğünün red kararına karşı TTK 34.maddesi uyarınca itiraza ilişkindir.<br>Sicil müdürlüğü kararına karşı itiraz kurumu TTK m. 34. madde'de düzenlenmiş olup hüküm gereği tescil talebine ilişkin verilen kararlara karşı tebliğinden itibaren sekiz gün içinde asliye ticaret mahkemesine itiraz edilebilmektedir. Hükmün lafzına bakıldığında itiraz yoluna götürebilecek kararların yalnızca red kararları olmadığı görülse de sekiz günlük sürenin başlangıcının tespit edilebilmesi bakımından ilgiliye tebliğ edilen sicil müdürlüğünün tescile ilişkin görüşünü içeren bir karar bulunması gerektiği açıktır. Davalının cevap dilekçesinde ileri sürülen yalnızca ilgiliye tebliğ edilen açık red kararı şeklindeki yazının itiraz yoluna götürülebileceği konusu doktrinde netlik kazanmamış olmakla birlikte Yargıtay’ın içtihatlarında çoğunlukla görüşünün bu yönde olduğu görülmektedir (Yargıtay 11. HD., 2004/13647 E., 2005/11312 K., 21.11.2005 T.; Yargıtay 11. HD., 2019/458 E., 2019/7521 K., 26.11.2019 T; Yargıtay 11. HD., 2002/4253 E., 2002/4381 K., 06.05.2002 T.)<br>Somut olayda 14/03/2023’te yapılan tescil talebi 17/03/2023’te sicil müdürlüğünün ifadesine göre iade edilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki tescil talebinin iadesi şeklinde bir kurum kanunumuzda düzenlenmemiştir. Tescilin neden gerçekleştirilmediğine ve tescil talep edenin tescili gerçekleştirmek için yapması gereken işlemlere ilişkin sicil müdürlüğün bildirimi ancak TSY m. 34/2 kapsamında bir düzeltme bildirimi olabilir. Nitekim bu düzeltme için vermesi gereken süre sonunda sicil müdürlüğü eğer eksiklikler tamamlanmadıysa talebi reddetmelidir. Ancak dosya kapsamındaki dilekçe ve belgelerden anlaşıldığı üzere bu yönde bir red kararı verilmemiştir. Tescil talebine ilişkin prosedür sonuçlanmadan davacı taraf tekraren bir dilekçe yazarak tescilin gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin talebini ifade etmiştir. Sicil müdürlüğü, karşı yazısında talebi kabul etmediğini ifade etmiştir. Sicil müdürlüğünün tescil talebine ilişkin olumsuz kanaatini içeren esasen talebin reddedildiğini ifade eden ve ilgiliye tebliğ edilen bu yazı talebe ilişkin bir karar niteliğinde olup itiraz davasına konu edilebilmelidir. Nitekim bu halde ilgilinin tekraren sicil müdürlüğünden bir red kararı vermesini talep etmesi gereksiz olup bu yönde bir talebin beklenmesinin kanuni dayanağı yoktur. O halde sicil müdürlüğü tarafından davacıya tebliğ edilen 03/08/2023 tarihli yazı talebe ilişkin red kararı olarak kabul edilmiş ve yazının 07/08/2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşıldığından HMK 104 maddesi gereğince davanın yasal süre içerisinde açıldığı görülmüştür.<br>Ticaret sicili müdürlüğü, tescil taleplerini hem maddi hem şekli yönden bir incelemeye tabi tutar. Bu kapsamda sicil müdürlüğü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını, tescil edilecek hususun gerçeğe uygunluğunu, üçüncü kişilerde yanlış izlenim oluşturacak nitelik taşıyıp taşımadığını ve kamu düzenine uygunluğunu denetler (TTK m. 32/1, 3). Sicil müdürlüğü yine bu doğrultuda TSY m. 34/1-ç gereği “Tescil edilecek olgunun şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığı, tescil edilecek olgu bir ticaret şirketinin organ kararına dayanmakta ise, kararın şirket sözleşmesine ve Kanunun emredici hükümlerine uygun alınıp alınmadığı.” hususlarını inceleme yetki ve yükümlülüğü altındadır. Olayda yer alan tasfiye memurlarının atanmasına ilişkin genel kurul kararının da sicil müdürlüğü tarafından anılan kapsamda bir incelemeye tabi tutulması gerekir.<br>Olayda sicil müdürlüğü bahsi geçen inceleme yetkisini kullanarak tescil talebini reddetmiştir. Davalı müdürlük dilekçesinde iki neden ifade etmiştir. Birincisi, sehven tescil edilmiş bir tasfiyeye giriş kararı bulunması sebebiyle ortada bir tasfiye kararı bulunmadığıdır. Davalı tasfiyeye giriş kararının genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunduğunu ifade ederek doğrudan yönetim kurulu tarafından yapılan tasfiyeye giriş başvurusunun kabul edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. İkinci neden ise yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmiş olması nedeniyle yönetim kurulu üyelerinin görev süresi uzatılmadan tasfiye memuru olarak seçilemeyecekleri hususudur.<br>Öncelikle ifade etmek gerekir ki davacının 04/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde iddia ettiği üzere olay bakımından tasfiye sebebi şirketin süresinin dolması ve belirsiz süreli hale de gelmemiş olmasıdır (TTK m. 529/1-a). Sona erme sebeplerinden biri olan bu halde bir genel kurul kararına ihtiyaç bulunmayıp yönetim kurulunca sona ermenin ticaret siciline tescil ve ilanı gerekir (TTK m. 532).<br>İkinci neden bakımından söylenmelidir ki yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin uzatılması ve tasfiye memurlarının atanması iki ayrı meseledir. Tasfiye memurlarının atanması esas sözleşme ile bir belirleme yapılmamışsa genel kurul tarafından gerçekleştirilir (TTK m. 536/1). Olay bakımından tasfiye memurları genel kurul tarafından atanmış olup konu hakkında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Tasfiye memurları olayda olduğu gibi yönetim kurulu üyeleri olarak belirlenebileceği gibi üçüncü kişilerin tasfiye memuru olarak belirlenmesi de mümkündür (TTK m. 536/1). Bu kapsamda kişilerin tasfiye memuru olarak atanabilmeleri için yönetim kurulu üyeliği sıfatının devamına ihtiyaç yoktur. <br>Tasfiye memurlarını tescil ettirecek olan şirketin yönetim organı yönetim kuruludur (TTK m. 536/2). Olayda yönetim kurulu üyelerini görev süresinin bitmesi konusu şu şekilde değerlendirilebilir: <br>Bilindiği üzere Yargıtay, yönetim kurulu üyelerinin süresi dolduğunda eski yönetim kurulu üyelerinin zorunlu işler bakımından görevine devam edeceği kabul etmektedir (Yargıtay 11. HD., E. 2012/9040, K. 2013/10236, 17.05.2013 T.; Yargıtay 10. HD., E. 2015/17918 K. 2016/1198 T. 8.2.2016; Yargıtay 11. HD., E. 2012/13135 K. 2014/3515 T. 25.2.2014).<br>Bu kapsamda eski yönetim kurulu üyelerinin tasfiye memurlarının atanmasına ilişkin kararın tescilini isteyebileceğinin kabulü gerekir. Yine bu kabulün dışında doktrinde bir görüşe göre yönetim kurulunca tescil gerçekleştirilemiyorsa ve genel kurulun bu yönde bir görevlendirmesi de yoksa tescil tasfiye memurları tarafından gerçekleştirilebilir (Özlem Karaman Coşkun, Anonim Şirketin Tasfiyesi, Adalet, 2015, s. 16). Açıklamalar sonucu denilebilir ki yönetim kurulu üyelerinin süresi dolsa dahi tasfiye memuru olarak seçilmelerinde veya tescili talep etmelerinde bir beis yoktur.<br>Yaptırılan bilirkişi incelemesi ile süresinin dolması ile tasfiyeye giren şirketin belirsiz süreli hale gelmediği, sona erme sebeplerinden biri olan bu halde bir genel kurul kararına ihtiyaç bulunmayıp yönetim kurulunca sona ermenin ticaret siciline tescil ve ilanı gerektiği  anlaşıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... Müdürlüğünün 03/08/2023 tarihli tescil talebinin reddine ilişkin kararına yapılan itirazın kabulü ile; <br>2-Tasfiye Halinde ...Sanayii Anonim Şirketi'nin 14.03.2023 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu karara ilişkin tasfiye kurulu üyesi ...'ın istifasının kabulü ve 4 nolu karara istinaden ... ve Hande Üretmen'in tasfiye memuru olarak atanmasına ilişkin kararların ticaret siciline tesciline,<br>3-Harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>4-Davacı tarafından yapılan toplam 13.370,10 TL'nin (269,85 TL BVH,  38,40TL VH, 269,85 TL Peşin Harç, 792,00 TL tebliğler, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti.) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, <br><br>Dair, tarafların yokluğunda,  6100 sayılı HMK'nun 342. ve  345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle  tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile  HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/07/2024<br><br>Başkan ...<br>e- imza<br>Üye ...<br>e- imza<br>Üye ...<br>e- imza<br>Katip ...<br>e- imza<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8005dc89310a4fb6","SID":"24d6a976fdaf0351"}}