{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>7. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/892 <br>KARAR NO: 2024/1114<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2023<br>NUMARASI: 2019/395 Esas, 2023/705 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)<br>KARAR TARİHİ:  30/05/2024<br>K  A  R  A  R                   <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...San. Ve Tic. A.Ş şirketinin Boğazköy Bolluca yolu üzerinde 15.000m²'lik arazi üzerine kurulu olduğunu,  müvekkili şirketin ortaklarının %51 hissedar ... ve %49 hissedarının davalı ... olduğunu, tarafların ortaklık vesilesiyle İstanbul İlinin Arnavutköy İlçesi olmak üzere birçok ilçede gayrimenkul edindiklerini, bu gayrimenkullerden bir tanesi olan dava konusu \"... Mahallesi, ... Cad. No:... Arnavutköy/İSTANBUL\" adresli taşınmazın davalı ... adına kayıtlı olduğunu, taşınmazların henüz arsa ve tarla vasfında iken ...'dan satın alındığını, taşınmazın her iki kardeş adına ortak olunan şirket adına tescil edilmesi gerekirken davalının mülkiyeti yalnızca kendi adına tescil ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile tapu kayıtlarının davalı adına olan hisselerinin iptali ile müvekkili adına tesciline, dava sonuna kadar taşınmazın 3. Kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulmasına ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu harcın 50.000-TL üzerinden ikame edildiğini,  davaya konu taşınmazların ve üzerindeki fabrika binasının değerinin 50.000-TL'den oldukça yüksek olup gerçek değeri üzerinden harcın tamamlanması için karşı tarafa süre verilmesini, İddia edilen taşınmazlara ilişkin imar uygulamasının mevcut olup bir kısım taşınmazlarda ... tarafından kamulaştırıldığından davada müvekkile husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, TBK' nın 146.maddesinde  zamanaşımı \"kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça,  her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.\" şeklinde düzenlendiğini,  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.04.2011 tarih ve 2011/13-14 E. 2011/189 K. sayılı ilamında da açıkça değinildiği üzere, on yılık zamanaşımı süresi inançlı işlemler için de kabul edildiğini, bu doğrultu da davacı tarafın mülkiyet iddiasını kabul etmemekle birlikte, müvekkilin dava konusu taşınmazları 1999 tarihinde satın almış olmakla birlikte davacı tarafın alacak iddiasının TBK 146 madde doğrultusunda zamanaşımına uğramış olup davanın esastan reddi gerektiğini, davaya konu edilen taşınmazların bizzat müvekkil davalı tarafından çok 1999 yılında ... isimli malikten satın alınmış ve ödemeleri yine davalı müvekkil tarafından yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi satın alma bedellerinin 60.000,00-TL olması ve 10.000,00-TL şeklinde taksit ile davacı şirket tarafından ödenmesi mümkün olmayıp  1999 yılında TL üzerinden ödeme yapıldığı iddialarının da yerinde olmadığını, davacı şirket tarafından 20 yıl sonra davacı şirketin %50 hissesine sahip ortağı olan davalı ...'ye ait dava konusu taşınmazlara ilişkin kötü niyetli bir şekilde mülkiyet iddiasında bulunulduğunu, dava konusu edilen ... Mah. ... Cad. No:... Arnavutköy/İstanbul  adresinde müvekkil ...' ye ait taşınmazlar üzerinde kurulu fabrika binasında davacı şirket ... San ve Tic. A.Ş kiracı sıfatı ile iştigal ettiğini, buna ilişkin olarak ihtarname keşide edildiğini ve akabinde kira bedellerini ödememesi sebebi ile tahliye davasına konu edildiğini ve  mahkeme kararı ile davacının dava konusu taşınmazlardan tahliyesine karar verildiğini,  Gaziosmanpaşa ... İcra Müdürlüğü'nün ... Tal. sayılı dosyası ile  hacze gelindiğinde davacı şirketin dava konusu adreste olmadığı taşınmazın boş olduğunun tespitinin yapıldığını, davacı şirket tarafından tahliye davasında dahi mülkiyet iddiasında bulunulmadığını, bu durumun bile başlı başına davacı şirketin huzurdaki davayı açmaktaki kötü niyetini ortaya koyduğunu,  diğer taraftan davacı şirketin diğer ortağı ... tarafından Polis Merkezi Amirliği'ne verilen 01.06.2018 tarihli ifadesinde  \"... benim tarafıma geçip tahrip ettiğimizi beyan ettiği yerin mülkiyeti kendi şahsına ait olup, kira kontratı ... şirketine aittir...\" şeklide olduğunu, davacı şirketin diğer ortağı ...'nin  dahi polis ifadesinde verdiği beyanında açık bir şekilde dava konusu taşınmazların mülkiyetinin ...'ye ait olduğunu ve davacı ... Şirketi'nin kiracı sıfatı ile taşınmazda bulunduğunu kabul ettiğini, davacı şirketin %50 hissesine sahip diğer ortağı ...'nin bu beyanı karşısında davacı şirketin müvekkil ...'ye ait dava konusu taşınmazların mülkiyetinin kendisine ait olduğu yönündeki mülkiyet iddiasının dinlenilmesi hukuken mümkün  olmadığını, davacı tarafın inançlı işlem iddiasını yazılı delil ile ispatlamak zorunda olduğunu, davacı şirket yönetim kurulu üyeleri ve diğer ortak ... tarafından tabela şirketi haline getirildiğini, tüm bu nedenlerle  haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi ile; ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, zamanaşımı itirazları nedeni ile davanın reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece \"...İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir.  İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir.  Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Somut olayda; davacının dayandığı (davalının imzasını taşıyan) yazılı delil bulunmamakta olup, ileri sürülen iddialar kapsamında dava konusu taşınmazların  inançlı olarak davalıda bulunduğu hususunun ispatlanamadığı ve bir inanç sözleşmesi bulunmadığı kanaati ile davanın reddine... \" şeklinde  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf süre tutum dilekçesi sunmuştur. <br>DELİLLER: Tüm dosya kapsamı. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava inançlı işlem nedenine dayalı tapu iptal tescil  istemine ilişkindir. Davacı vekili ...  kararı istinaf etmiş yapılan uyap ve fiziki kontrolde dosyada gerekçeli kararın tebliğinden sonra davacı tarafça sunulmuş ayrı bir istinaf dilekçesi görülmemiştir. HMK'nun istinaf dilekçesi başlıklı 342/2.maddesinde \" istinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur; e ) Başvuru sebepleri ve gerekçesi...\" hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı HMK.'nun incelemenin kapsamı başlıklı 355/1 .maddesinde \" inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü taktirde bunu resen gözetir\" düzenlemesi mevcuttur. İlk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf yargı yoluna baş vurarak  gerekli istinaf harçlarını yatırdığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin 25.09.2023 tarihli dilekçesinde istinaf başvuru sebeplerinin ve gerekçesinin hiç gösterilmediği, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından 6100 Sayılı HMK'nın 352/1 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının usulden reddine ilişkin temyiz yolu açık olarak karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  USULDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf harçlarının istem halinde davacıya  iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1. bendi ile aynı Kanun'un 361 ve 362. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde  temyiz kanun yolu açık olmak olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8113d9b238a6dccd","SID":"9cc1302fb049d69c"}}