{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/2084 <br>KARAR NO: 2024/214<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/05/2017<br>NUMARASI: 2014/884 Esas -  2017/433 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 27.08.2003 ve 01.12.2006 tarihli “Satış Noktası Sözleşmeleri” akdedildiğini, sözleşmeler kapsamında vade tarihleri açık olan 200.000,00 USD, 60.000,00 USD ve 25.000,00 USD bedelli üç adet teminat senedinin düzenlenerek davalıya verildiğini, davalının 60.000,00 USD bedelli senedi İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, senetlerin taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan “Cezai Şart”ın gerçekleşmesi halinde karşı tarafın muhtemel zararının teminatı olarak düzenlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin 30.11.2011 tarihinde yenilenmeyerek sona erdiğini, davalının ekipmanlarını geri aldığını, sözleşmelerin teminatı olarak verilen senetlerin iadesi konusunda davalı tarafa, 15.11.2011, 08.12.2011 ve 19.01.2012 tarihli ihtarnamelerin gönderildiğini ancak senetlerin iade edilmediğini ve dava konusu senedin takibe konu edildiğini belirterek İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı  dosyası ile takibe konulan 60.000-USD bedelli senet nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ve %40’tan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 01.12.2006 tarihli sözleşmenin üç yıl süreli olduğunu, davacının üç yıl boyunca toplamda 2.700 BIB ürün alımı yapmak zorunda olduğunu, davacıya sözleşme şartlarına riayet edilerek sözleşmenin tamamlanması şartıyla, toplamda 236.000.00 TL nakit ödeme yapıldığını ve % 30 iskonto uygulandığını, davacının sözleşmeye riayet etmeyerek rakip firmayla çalışmaya başladığını, avantajlı yeni bir sözleşme yaptığını, aldığı bedeli ve diğer zararları müvekkiline ödemediğini, davacının borcun bir kısmını icra takibinden sonra ödediğini, sözleşmelerde davacılardan cezai şartın karşılığı olarak senet alındığına dair hiçbir ifade bulunmadığını, bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın tanıkla ispatının mümkün olmadığını, ayrıca HMK gereğince senede karşı ileri sürülen iddiaların yalnız senetle ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın, sözleşmenin tarafların karşılıklı mutabakatı ile sona erdiğine dair beyanının bütünüyle asılsız olduğunu belirterek davanın reddine ve %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacıların her halükarda 2700 .../BIB ürün satmayı taahhüt ettikleri, davacıların ayrıca bu kotayı yakalayabilmek için her hafta belli bir oranda ürün satmayı da taahhüt ettikleri, verilen bu satış taahhütleri karşılığında davalının 236.000-TL nakit ödeme ve %30 iskonto yapma taahhüdünde bulunduğu, davacıların satış taahhütlerini yerine getirmemeleri durumunda ödenecek nakit bedelin ve yapılacak %30 iskonto karşılığının iade edileceği hususlarının kararlaştırılmış olduğu açıktır. Mahkememizin 27/1//2014 tarihli ara kararı gereğince dosya rapor hazırlanmak üzere mali müşavir ve Hukukçu bilirkişiye tevdi edilmiş,  bilirkişiler tarafından ibraz edilen 09/03/2015 havale tarihli raporda özetle; a) Davacıların 2700 .../BIB ürün satma taahhütlerini yerine getirmedikleri, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, davalı tarafından yapılan 236.000-TL nakit ödeme ve %30 iskonto karşılığının davalıya iade edilmesi gerektiği, b) Satış taahütlerini yerine getirmeyen davacıların ayrıca sözleşmede kararlaştırılmış olan 200.000 USD cezai şart tazminatı da ödemeleri gerektiği, c) Dolayısıyla, yapılan 236.000-TL nakit ödemenin, %30 iskontonun ve sözleşmeden kaynaklanacak diğer taleplerin teminatı olarak alınan dava konusu senedin, davacıların 2.700 BIB mal alımına ilişkin taahhütlerini yerine getirmemeleri nedeniyle takibe konulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde sonuç ve  kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Mahkememizin  29/03/2016 tarihli ara kararı uyarınca dosya ek rapor hazırlanmak üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler tarafından ibraz edilen 07/03/2017 teslim tarihli ek raporda özetle; kök raporda bir değişiklik yapılmadığı yönünde görüş ve kanaatte bulunmuşlardır. Yargılama sırasında bilirkişilerden alınan rapor tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde mahkememizce yeterli görülüp itibar edildiği ve davacının davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla;davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 27.08.2003 ve 01.12. 2006 tarihli satış noktası sözleşmeleri akdedildiğini ve sözleşmeler kapsamında davalı şirkete vade tarihleri açık olan 200.000,00 USD, 60.000,00 USD, 25.000,00 USD bedellerinde üç adet teminat senedinin verildiği, taraflar arasında ki sözleşme \"satış noktası sözleşmesi\" olduğunu ve öncelikli olarak sözleşmenin niteliğinin incelenmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen 27.08.2003 ve 01.12.2006 tarihli sözleşmeler 30.11.2011 tarihinde yenilenmeyerek sona erdiğini, müvekkil şirket ve karşı taraf, sözleşmelerin yenilenmeksizin sona erdiği konusunda mutabık olmakla ... tarafından sözleşme konusu ekipmanlar müvekkil Şirket’ten geri alındığını ve taraflar arasında işbu sözleşmelerden kaynaklanan herhangi bir ihtilaf kalmadığını, bunun üzerine müvekkil Şirketin, 27.08.2003 ve 01.12.2006 tarihli sözleşmelerin teminatı olarak verilen 200.000 USD, 60.000 USD ve 25.000 USD bedelli senetlerin iadesi zamanında, karşı tarafa gönderilen ihtarnameler neticesinde herhangi bir iade gerçekleşmediğini, iddia edildiği üzere müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklanan herhangi bir borcunun bulunmadığını, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla müvekkilimiz aleyhine ihtiyati haciz uygulayan huzurdaki davanın davacısı ....’nin 42. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan araştırma sonucu müvekkilimizden hiçbir alacağı bulunmadığı tespit edildiğini ve bu hükmün Yargıtay’ca onandığını, müvekkil şirketin mağduriyetinin bir nebze giderilebilmesi bakımından kötüniyetli olmalarından dolayı tazminata mahkum edilmeleri gerektiğini, taraflar arasında ki sözleşmenin satış noktası sözleşmesi olduğu ve Müvekkil tarafından verilen senetlerin munzam senet olması nedeni ile davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığından sözleşmenin sona ermesini takiben müvekkile iade edilmesi gerektiğinden ve bu yönde taraflar arasında düzenlenmiş protokol bulunduğundan ve yine müvekkilin davalıya sözleşmeden mütevellit  borcu bulunmadığına ve  teminat senetlerinden davalıya borçlu bulunmadığına dair müvekkil lehine mahkeme kararı bulunduğundan, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/884 E. Sayılı dosyasından verilen davanın reddine yönelik kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; icra takibine konu edilen bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti, yargılama sırasında ödeme yapılması nedeniyle  istirdat talebine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda belirtilen gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davaya konu bononun teminat için verilip verilmediği, davacının davalıya senet dolayısıyla takibe konu borcu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından davacı borçlu  aleyhine 20/04/2012 tarihinde 108.000,00 TL asıl alacak, 9.860,55 TL işlemiş faiz, 324,00 TL % 0,30 komisyon ücreti olmak üzere toplam 118.184,55 TL'lik kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte bulunulduğu, takibe dayanak olarak ise lehdarı davalı olan 60.000,00 USD bedelli bono olduğu  görülmüştür.Taraflar arasında 27/08/2003 tarihli satış sözleşmesi akdedilmiş olup, sözleşmenin süresi başlangıçtan itibaren 2 yıl, kotasının 4000 Premix olduğu,  sözleşmesi veya kotasının dolması için geçecek zamanın hiçbir şekilde taraflarca imza edildiği tarihten itibaren 5 yıl geçemeyeceği, sözleşmenin geçerliğinin süresi içinde müşterinin satışları optimum seviyede tutması sağlanacağı, optimum seviyeden kastın haftalık 19 tank 37 koli premix kasakoli olduğu, sözleşme hükümlerine uyulmaması halinde müşterinin 60.000,00 USD nin ödeme günündeki karşılığını cezai şart olarak ödeyeceği kararlaştırılmış, daha sonra 01/12/2006 tarihli satış sözleşmesi ile sözleşme revize edilerek sözleşmenin süresinin 3 yıl ve kotasının 2700 BIB olduğu, emanet cihazların müşteriye ariyet olarak tesliminden itibaren 3 ay içinde müşterinin özel borcu maddesinde taahhüt ettiği miktarda ürün satışı gerçekleştirememesi veya daha önceden miktarlara göre kalan süre sonuna kadar kalan bu taahhüdü gerçekleştirilemeyeceği 3 aylık süre sonunda anlaşılması veya bu taahhüdü ilk 3 ay içinde gerçekleştirmesine rağmen sözleşmenin geçerliğinin süresi içinde herhangi birdönemde optimum ortalamasının düşmesi ve takip eden bir ay içinde özen borcu maddesinde yazılı taahhüde uygun ürün Satışı gerçekleştirememesi hallerin sözleşmeye aşırı aykırılık sayılacağı, sözleşmeye aşırı aykırılık halleri ile birlikte sözleşmenin diğer hükümlerine uyulmaması halinde müşterinin 200.000 USD nin sözleşmenin ödeme günündeki karşılığını cezai şart olarak ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Davacı tarafın takibe konu senedin teminat senedi olduğu iptalini talep ettiği  İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/408 E. 2012/657 Karar sayılı ilamında ''Takip konusu senedin teminat olarak verildiğinin alacaklı vekili tarafından da İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben verilen ihtiyati haciz kararı talep dilekçesinde senedin teminat senedi olarak verildiğinin ikrar edildiği, bu durumda senedin alacağın teminatı olarak verildiği, senedin ödenip ödenmemesinin gerekip gerekmediği yargılama ile anlaşılacağından kambiyo senetlerine mahsusu yola takibe konu edilemeyeceği: bu nedenle itirazın kabilü ile takibin iptaline karar verildiği, kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. HD'nin 2012/33971 E-2013/8361 K. Sayılı ilamı ile 11/03/2013 tarihinde onandığı ve kesinleştiği görülmüştür.Bununla birlikte eldeki uyuşmazlıkta olduğu gibi yukarıda değinilen sözleşmeler gereğince davalıya teslim edilen edilen 200.000 USD bedelli senede ilişkin olarak davalı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası kapsamında yapılan takibe ilişkin açılan menfi tespit davası İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/100 E - 2013/2600 K ve 02.10.2013 tarihli kararı ile kabul edilerek  davacıların borçlu olmadığı tespit edilmiş ve söz konusu karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'in 2014/2669 E - 2014/17652 K ve 09.12.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Davalı tarafça 30.12.2011 vadeli, 200.000 USD bedelli senet İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/144 D.İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz talebine konu olmuş, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına yapılan itiraz sonucunda, talebe konu edilen senedin teminat senedi olduğu ve ticari münasebetin bozulmaması nedeniyle takibe konulmadığının, alacaklı tarafından beyan edildiği, bu beyan doğrultusunda senedin teminat senedi olarak kabulünün gerektiği ve kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir senet olmaması gerekçesiyle ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/15563  E - 2013/2152 K ve 05.02.2013 günlü kararıyla İstanbul 24. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararının onanmasına karar verilmiştir. Senedin teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça yazılması gerekir.(YHGK 06.03.2013 tarih ve  2012/12-768 E-2013/312 K) Kambiyo senedinin teminat senedi olarak verildiğini iddia eden  bu hususu  yazılı belge ile ispatlamalıdır. Davaya konu senedin teminat amaçlı olarak düzenlendiğinin yazılı belgeyle ya da alacaklının kabul beyanı ile kanıtlanması gerekir. Davalı tarafın dosya kapsamından sabit olduğu üzere takip dayanağı, senetlerin teminat amaçlı verildiği yönünde kabul beyanı bulunmakla birlikte söz konusu senedin nakit para alacağının karşılığı olarak teslim edildiğini iddia etmiş ancak bu iddiasını ispatlayacak herhangi bir delilli dosyaya sunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda davaya konu 60.000 USD bedelli senedin taraflar arasındaki 27/08/2003 tarihli sözleşme kapsamında teminat senedi olarak verildiği, bu sözleşmenin revize edilerek ve ihtirazi kayıt koymaksızın taraflar arasında 01/12/2006 tarihli sözleşmenin yapıldığı ve 200.000 USD bedelli teminat senedi olarak alındığı sabittir. 2006 tarihli sözleşme  gereğince davalıya teslim edilen 200.000 USD bedelli senede ilişkin olarak davalı şirket tarafından yapılan takibe ilişkin açılan menfi tespit davasının İstanbul 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/100 E - 2013/2600 K sayılı dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş ve karar Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'in 2014/2669 E - 2014/17652 K ve 09.12.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Bu anlamda yapılan bu revize sözleşme kapsamında alınan teminat senedinden dolayı davacının davasının kabulüne karar verilerek borçlu olmadığının tespit edilmesi ve taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin sözleşme süresinin 5 yıllık süresi sonunda olağan mutabakatla feshedilmiş olması karşısında 2003 tarihli sözleşme kapsamında verilen davaya konu 60.000 USD bedelli teminat senedinden dolayı davacının borçlu olmadığını kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince davanın reddine  karar verilmesi yerinde olmamıştır. İİK'nın 72/5. maddesinde, davanın borçlu lehine hükme bağlanması halinde, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceği ve takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamayacağı düzenlenmiştir. Davalı takip alacaklısının takibinde haksız olmakla birlikte, takibi kötüniyetli olarak başlattığı ispatlanamamıştır. Bu halde davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları oluşmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince, kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak; davanın kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE;  istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davanın KABULÜNE, Davacıların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 01/10/2011 vade ve aynı tediye tarihli 60.000,00 USD bedelli senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, 2-Davacıların kötüniyet tazminat talebinin reddine,  3-Alınması gerekli  7.377,48‬ TL harçtan davacılar tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.603,80 harcın  mahsubu ile bakiye 5.773,68 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 21,15 TL, peşin harç 1.603,80 TL, bilirkişi ücreti 1.000,00 TL, posta ve tebligat gideri 214,35 TL olmak üzere toplam 2.839,3‬0 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 85,70 TL ile posta ve tebligat gideri 27,80 TL toplam 113,5‬0 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.15/02/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ad6b5905cbd8b67","SID":"3c95d0e1b2183a15"}}