{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/329 Esas <br>KARAR NO: 2024/1217 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/03/2021 Tarihli Karar, 05/01/2022 Tarihli Ek Karar <br>DOSYA NUMARASI:  2018/833 Esas 2021/279 Karar <br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/07/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı/karşı davalı vekilinin dava dilekçesinde özetle;Müvekkil şirketin ... Kooperatifleri Merkez Teşkilatına bağlı iktisadi bir teşebbüs olduğunu,...  tarafından ticari hayat akışı içerisinde birtakım firmalarla ticari alışveriş gerçekleştirildiğini, bunun yanı sıra ... üzerinden ise, ...’nin eski Genel Müdürü ... ve eski Muhasebe Müdürü ... tarafından fiktif işlemler yapıldığını ve çeşitli muhasebe hileleriyle bu işlemlerin üstünün kapatılmaya çalışıldığını, müvekkil şirket ile davalı arasında 2010 ila 2014 yılları arasında yüksek bedelli alım satım işlemleri gerçekleştirilmek suretiyle ticari ilişki süregeldiğini, bu süre içerisinde müvekkil şirket ile davalı/karşı davacı arasında özellikle; mısır yağı, Ayçiçek yağı, kaba kepek, rafine yağ, razmol, arpa, ATK, buğday, kanola yağı, Ayçiçek kabuğu ve mısır alım satımı gerçekleştirildiğini, bu alım satım işlemlerinden kaynaklı olarak müvekkil şirketin davalı/karşı davacıdan alacağının bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından davalı/karşı davacı şirkete satılan mallar karşılığında faturalar tanzim edilmiş olup, davalı/karşı davacı şirket tarafından bahse konu faturaların karşılıklarının ödenmediğini, davalı/karşı davacı şirketin müvekkil şirkete; 09.07.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 25.06.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 19.06.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 20.08.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 06.08.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 23.07.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 17.09.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 10.09.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 27.08.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 08.10.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 01.10.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 24.09.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 22.10.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 15.10.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli, 30.07.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 03.09.2014 keşide tarihli 350.000,00 TL bedelli, 29.10.2014 keşide tarihli 600.000,00 TL bedelli olmak üzere çekler nedeniyle toplam 7.700.000,00 TL borcunun bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen protokol uyarınca tarafların, davalı/karşı davacının müvekkil şirkete protokol tarihi itibariyle 28.199.307,36 TL anapara ve 1.467.134,57 TL faiz olmak üzere toplamda 29.666.441,93 TL tutarında borçlu olduğu hususunda mutabık kaldıklarını, anılan protokol uyarınca davalı/karşı davacı şirket tarafından müvekkil şirkete olan borçlarının 31.12.2016 tarihine kadar 10.000.000,00 TL, 31.12.2017 tarihine kadar 7.500.000,00 TL, 31.12.2018 tarihine kadar 7.500.000,00 TL, 31.12.2019 tarihine kadar ise 4.666.441,93 TL olmak üzere ödeneceğinin taahhüt edildiğini, buna rağmen davalı/karşı davacı şirketin protokol uyarınca müvekkil şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını ve yükümlülüklerini ifa etmediğini, davalı/karşı davacı şirket tarafından müvekkil şirket eski genel müdürü ve muhasebe müdürü ile iştirak halinde gerçekleştirilen fiktif işlemler nedeniyle müvekkil şirketin uğradığı zararın tazmininin gerektiği, davalı ve müvekkil şirketin davalı ile iştirak halinde olan eski genel müdür ile muhasebe müdürünün irsaliye ve kantar fişi gibi engelleri bertaraf etmek amacıyla, depo teslim faturaları düzenlediklerini ve bu yolla herhangi bir mal transferi gerçekleştirmeksizin fiktif alım satım işlemleri ile müvekkil şirketi milyonlarca lira zarara uğrattıklarını, ceza soruşturması sırasında tanzim edilen bilirkişi raporlarında davalı şirket ve başkaca şirketlerin de katılımıyla fiktif işlemler yapıldığın ve müvekkil şirketin bu yolla zarara uğratıldığının tespit edildiğini, ceza soruşturmasında tanıklık yapan şahısların ifadelerine göre de davalı ve davalıya iş birliği içinde olan şirket eski genel müdür ve muhasebe müdürü tarafından usulsüz işlemler yapıldığını, tanık beyanlarına göre de müvekkil şirketin bahse konu işlemlerle zarara uğratıldığını, yargılama neticesinde müvekkil şirket lehine hüküm tesis edilmesi halinde müvekkil şirketin alacağına kavuşmanın sağlanması amacıyla öncelikle teminatsız olarak sayın mahkeme aksi kanaate olması halinde ise belirlenecek olan teminat karşılığında davalı/karşı davacı şirketin malvarlığı üzerine ihtiyacı haciz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği, müvekkilin yargılama neticesinde alacağına ulaşamama riski nedeniyle 2004 sayılı kanunun 257. Maddesi uyarınca gerekli şartları haiz olan talep tutarında öncelikle teminatsız olarak, sayın mahkemenin aksi kanaate olması halinde takdir edilecek teminat karşılığında davalı/karşı davacının mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz kararı tesis edilmesine, davanın kabulü ile şimdilik 899.000,00 TL alacağının Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlerinde uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte tahsiline, zararların tamamının tespiti ile şimdilik 101.000,00 TL tutarındaki zararın meydana geldiği tarihten itibaren Merkez Bankası’nın kısa vadeli avans işlerinde uyguladığı en yüksek faiz ile birlikte tahsiline, tüm yargılama, harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı/karşı davalı vekili asıl davaya yönelik verdiği 06/10/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile; Bilirkişi  raporunda; \"2017 yıl sonu itibariyle davacı ...'nin, davalı şirket olan ...'dan 38.091.456,98 TL alacağı olduğu...\" ifade edilerek, isabetli şekilde gerçeğin ortaya çıkarıldığını, bu bağlamda dava konusu dava dilekçesinde talep edilen 899.000,00 TL. alacak talebini bilirkişi raporu doğrultusunda 37.192.456,98 TL artırmak suretiyle 38.091.456,98 TL'ye ıslah edildiğini, ıslah talebinin kabulü ile 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca, Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlerinde uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; tarafların 2010-2013 yıllarında ticari faaliyette bulunduklarını, davacı/karşı davalı tarafın kendi içerisindeki iktidar/makam mücadelesi sonucunda taraflar arasında ticari ihtilaflar oluştuğunu, bu ihtilafların, bu müzakerelerden sonra yazılı bir anlaşmayla, sulh yoluyla prensipte çözüldüğünü, davacı/karşı davalı tarafın yazılı sözleşmelere uymaması ve temerrüde düşmesi nedeniyle de anlaşmanın uygulanamadığını, taraflar arasında borç miktarı konusunda ihtilaf olmadığını, bu borcun tasfiyesi için de davacı/karşı davalı tarafa 2 ayrı vekaletle 50 ayrı gayrimenkule toplam 21.641.000- TL ipotek koyma ve satış yetkisi verildiğini, davanın zamanında açılmadığını ve zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesindeki iddiaların davacı/karşı davalı tarafın kendi iç işleyişine ilişkin problemleri ifade eden hususlar olduğunu, bu hususların da davalı/karşı davacıyı ilgilendiren şeyler olmadığını, dava dilekçesinde fiktif işlem olduğu iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki satışın perakende satış olmayıp toptan satış olduğunu, davalı/karşı davacının davacı/karşı davalı taraftan peşin olarak aldığı malı, üçüncü kişilere sattığını, onların da davalıya vadeli olarak sattığını, vadeli satış farkının zarar olduğunun kabul edilemeyeceğini, yöneticilerin ihmalinden davalının sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın buğday alımlarının piyasa değerlerinden yüksek yapıldığı ve şirketlerinin zarara uğratıldığı iddiasının da doğru olmadığını, davacı/karşı davalı tarafın zarar beyanının tek taraflı beyan olup, sübjektif bir değerlendirme olduğunu ve piyasa gerçeklerini yansıtmadığını, kantar fişlerinin olup olmamasının davacı/karşı davalının kusuru olduğunu, müvekkil şirketin onlara güvendiğini ve beyanlarını doğru kabul ettiğini, Davalı karşı dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 25.12.2015 tarihli Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi başlıklı bir sözleşme imzalandığını, sözleşme özgürlüğü hükümleri çerçevesinde kurulan bu sözleşmeye davacı/karşı davalının uymayarak temerrüde düşürdüğünü, davacı/karşı davalının sözleşme hükümlerine uymaması nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, müvekkil şirket ile davacı/karşı davalının arasında problem olmadığı dönemdeki cirosunun 2012 ve 2013 yılları için asgari yıllık 300 milyon olduğunu, müvekkil şirkete  %4 iskonto uygulandığını, %3 de ticari kar elde edildiğini, toplam %7 kar elde edildiğini, 2016 yılı için 300.000,00 TL X 0,07 = 21.000.000 TL gelir kaybı olduğunu, 2017 ve 2018 yılları için de bu rakam üzerinden müvekkil şirketin zararının 3 yıl x 21.000.000 TL = 63.000.000 TL olduğunu, davacı/karşı davalının açmış olduğu davanın reddine, yasal şartları taşımayan ihtiyati haciz talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL’nin davacı/karşı davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davacı/karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/03/2021 tarih 2018/833 Esas 2021/279 Karar sayılı kararında;\"Asıl dava, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişkiye istinaden davacı ... şirketinin tahsil edemediği bedellerin ve ...'nin eski Genel Müdürü ... ve eski Muhasebe Müdürü ... ile davalı/karşı davacı ... tarafından gerçekleştirilen fiktif işlemler nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir.Karşı dava ise; taraflar arasında ki 25.12.2015 tarihli Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi başlıklı sözleşme kapsamında davacı-karşı davalı kooperatifin sözleşmedeki yükümlülüklerine uymaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Somut olayda davacı tarafın cari hesap kayıtları uyarınca taraflar arasında 25.12.2015 tarihli \"Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi\" başlıklı mutabakatın imzalandığı, bu mutabakat uyarınca tarafların tanzim edilen 20/07/2015 tarihli (05/698 alacaklı şirket kaydı) görüş ve ön mutabakat tutanağı uyarınca borçlu şirketin alacaklı şirkete cari hesap son işlem tarihi itibari ile KDV dahil 28.199.307,36 anapara ve KDV dahil 1.467.134,57 TL faiz olmak üzere 29.666.441,93 TL (KDV dahil) borcu olduğu hususunda mutabık kaldıkları, FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARIN SAKLI BIRAKILDIĞI, belirlenen miktarın 4 taksit şeklinde ödeneceği ve mutabakat tutanağı gereği borcun ödenmeyen kısmına 31.12.2017 tarihinden itibaren yıllık % 10 vade farkı uygulanacağı kararlaştırılmıştır.Davaya konu alacağın dayanağı olarak gösterilen fiktif işlemlere ilişkin olarak bir kısım davacı şirket yetkilileri ve davalı şirketi de içerisine alacak şekilde 21 şirket hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 6T-2018/13799 Soruşturma Nolu Dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı ve soruşturma dosyası üzerinden alınan 30.07.2018 Tarihli Bilirkişi Raporunda özetle;\"...  Tic. A.Ş. (.... Tic. A.Ş.) 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 (Ocak) yıllarında nakit ihtiyacını gidermek için bir kısım firmalara emtia satmış gibi fatura düzenlemiş ve Katma Değer Vergisi dahil fatura tutarlarını veresiye satış olarak, aynı cins ve tonajlı emtiayı aynı tarihte veya yakın bir tarihte yüksek fiyatlı satın almış gibi fatura alarak Katma Değer Vergisi dahil tutarlarını veresiye mal alışı kaydı yapmıştır. Düzenlenen kantar tartı fişlerinde taşınan emtia ağırlığının ortalama 19.000-20.000 kg olduğu anlaşılmaktadır. Aynı cins ticari emtianın aynı gün veya çok yakın tarihli faturalar ile aynı firmaya ya da aynı miktarda başka firmaya, düşük fiyattan satış, yüksek fiyattan alış yapmak suretiyle gerçekte olmayan mal ya da para hareketlerinin kayıt üzerinde varmış gibi gösterilmesine fiktif işlem denilmektedir. Genellikle olmayan bir iş ya da eylem kâğıt üzerinde varmış gibi gösterilmektedir. Dosyamızda şirketin işletme sermayesinin negatif hale gelmesinin, başka bir deyişle şirketin hukuki metotlarla içinin boşaltılmasının, söz konusu olduğu görülmektedir. Dosya ekinde yer alan raporlarda değişik tarzlarda hesaplamalar ile fiktif işlemlerin kanıtlanmaya çalışıldığı görülmektedir. Şirketin Borsa veya piyasa ortalama fiyatlarından daha pahalıya mal alması veya Borsa veya piyasa ortalama fiyatlarının üzerinde mal satın alması yoluyla şirketin zarara uğratıldığı görülmesine rağmen, fiktif işlem olarak değerlendirilmeyip, aksi ispatlanana kadar, ticari işlemler olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu gibi işlemlerde aynı ya da yakın tarihli aynı miktarda mal alış ya da satışlarının, aynı ya da farklı firma ile olan işlemler tarafımızdan fiktif işlemler olarak kabul edilmiştir.Müşteki bu şirketin bu kadar zararına yol açan işlemlerin, sadece finans sağlamak maksadına matuf olduğunu kabulü tarafımızdan mümkün görülmemektedir. Zira, yapılan işlemlerle ... A.Ş. büyük ölçüde zarar ettirilmiş ve sermayesi negatif duruma getirilmiştir. ...ve ... ’un yaptığı gizleme hareketlerinin asıl sebebinin, yaptıkları fiktif işlemlerle firmanın içinin boşaltıldığının anlaşılmasını önlemek olduğu kanaati güç kazanmaktadır. Bu işlemleri birlikte yaptıkları anlaşılan muhatap diğer firma yetkililerinin, iyi niyetle finans bulmak için iş birliği halinde hareket ettiklerini ileri sürerek kendilerini savunmaları, tarafımızdan makul bulunmamaktadır. Şikâyet konusu 21 firmadan olan davalı ... Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olarak;  ... TAŞ İç Denetçileri tarafından düzenlenen 23.02.2017/10 tarih sayılı İnceleme Raporu ve eklerinden; Yukarıda fatura numaralı ve tarihleri belirtilen fiktif işlemler sebebiyle 6.220.096,72 lira zararın meydana geldiği ve bu zarardan maddede adı geçen firmaların müştereken sorumlu oldukları, Ayrıca Özel Amaçlı Bağımsız Denetim Raporunun 4.2.15 ve 16. ... Hayvancılık-... Gıda Başlıklı bölümünde; yapılan fiktif işlemler sonucu toplam 10.518.297,24 lira zarar oluştuğu belirtilmekte olup, bu tablo üzerinde ve 25.04.2014-1 sayılı kanuni soruşturma raporunun 7 numaralı eklerinde yer alan emtia cinslerine göre alış ve satış tabloları ile yapılan kıyaslamada işlemlerin fiktif olduğu kanaati oluşmuş, ancak faturaları görülemediğinden fatura bazında zarar olarak gösterilememiştir...\" şeklinde görüş bildirilmiştir. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delil olarak dayandıkları ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ve bu kapsamda davacı defterlerinin Kırklareli ilçesinde olması nedeniyle istinabe suretiyle incelenmesi yaptırılmıştır. Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/81 Tal. Sayılı Dosyası üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan 12.12.2019 tarihli Bilirkişi Raporu’nda özetle;\"... Davacı şirket olan .... A.Ş.nin 2017 yılı Cari Hesap Ekstresi tarafımdan incelenmiş olup 2017 yıl sonu itibariyle davacı ...Tic. A.Ş.nin davalı şirket olan ... Tic. Ltd. Şti.den 38.091.456,98 TL alacağı olduğu...\" tespit edilmiştir.İstinabe suretiyle yapılan incelemeden sonra davalı tarafın da ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için ara karar oluşturulduğu, ancak davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmayacağını beyan etmesi nedeniyle davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılamamıştır.Yukarıda açıklanan deliller ışığında yapılan değerlendirmede; somut olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının G-T 2018/13799 sor. no’lu dosyasına sunulu 30.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin fiktif işlemler yoluyla önemli ölçüde zarara uğratıldığının tespit edilmiş olması, taraflarca imzalanan  “Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi\" uyarınca mutabık kalınan miktar, Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/81 Tal. Dosyasından alınan bilirkişi raporunda davacının davalı ... Ltd. Şti.’nden 38.091.456,98 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olması ve HMK 220/3. madde gereğince davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmaktan kaçınmış olması göz önünde bulundurularak usulüne uygun tutulmuş davacı şirket kayıtlarına üstünlük tanınarak davacının davalıdan 38.091.456,98 TL alacağının olduğu takdir ve sonucuna varılarak, asıl davanın kısmen kabulü ile, ıslah dilekçesi doğrultusunda 38.091.456,98-TL alacağın 899.000,00TL'sine dava tarihinden itibaren, 37.192.456,98TL'sine ise ıslah tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalı tarafından alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerekmiştir.Asıl davadaki ve karşı davadaki tazminat taleplerine ilişkin taraflarca zarara uğradıklarına ilişkin somut delil sunmamaları ve dosya kapsamı itibariyle de zarara uğradıkları tespit edilemediğinden bu taleplerin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE,38.091.456,98-TL alacağın 899.000,00TL'sine dava tarihinden itibaren, 37.192.456,98TL'sine ise ıslah tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalı tarafından alınarak davacı tarafa verilmesine, Asıl davaya konu tazminat alacağının ise ispatlanamaması nedeniyle REDDİNE,2-Karşı davaya konu tazminatın ispatlanamaması nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı/ karşı davalı vekili ile davalı/ karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/ karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin, ...'nin uğradığı zararın tespit edilememesi gerekçesiyle taleplerinin reddine karar vermesinin hatalı olduğunu,  gerek Teftiş Kurulu raporları, gerekse bilirkişi raporları ve diğer belgelerin, fiktif işlemler yoluyla müvekkil şirketin zarara uğratıldığını açıkça ortaya koyduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 30.07.2018 tarihli bilirkişi raporu ve Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/81 Tal. dosyasından alınan bilirkişi raporunun da bu zararı somut verilerle desteklediğini, Yerel Mahkemenin, fiktif işlemleri ispatlayan sevk irsaliyesi ve kantar fişinin bulunmadığını göz ardı ederek, bu işlemlerin varlığını ve müvekkil şirketin zararını göz ardı ettiğini, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesi gereğince sevk irsaliyesi düzenlenmesinin zorunlu olup, bu irsaliyenin bulunmamasının, işlemlerin fiktif olduğunu ve dolayısıyla müvekkil şirketin zararını kanıtladığını, Yerel Mahkemenin, davalı şirket ile müvekkil şirket eski yöneticileri arasındaki muvazaalı işlemleri yeterince dikkate almadığını, Türk Hukuku’nda muvazaa müessesesinin, tarafların gerçek iradelerini gizleyerek yaptıkları işlemleri geçersiz kıldığını ve bu işlemler sonucunda uğranılan zararların tazminini mümkün kıldığını, bu nedenle, muvazaalı ve fiktif işlemlerle müvekkil şirketin uğradığı zararın tazmin edilmesi gerektiğini,İlk derece mahkemesinin, davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmaktan kaçınmasını HMK 220/3. madde gereğince dikkate alarak değerlendirmediğini, bu durumun, davalının haksız işlemlerinin ve müvekkil şirketin zararının gizlenmeye çalışıldığını gösterdiğini,Teftiş Kurulu raporları ve bilirkişi raporlarının, müvekkil şirketin zararının detaylı olarak tespit edilmesini sağlamış olup, Yerel Mahkeme’nin bu raporları yeterince dikkate almamasının hukuka aykırı olduğunu,<br>Fiktif işlemler nedeniyle müvekkil şirketin zarara uğradığını, detaylı muhasebe kayıtları ve denetim raporları ile kanıtlandığını, ... firmasından yapılan alımlar ve satımlar sonucunda oluşan zarar kalemlerinin, belgelerle desteklendiğini, Bununla birlikte, müvekkili şirket ve davalı arasında geçen ve iç denetim raporuyla sabit hale gelen fiktif işlemler değerlendirildiğinde açıkça davalının, iradesi çerçevesinde bu işlemleri yapmış ve müvekkili şirketi bilerek ve isteyerek zarara uğrattığını, davalı tarafın gerçekleştirdiği fiktif işlemlerle kendine maddi menfaat sağlama saikiyle hareket ederek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (“TCK”) 158/1-(e) maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğini, davalı tarafın müvekkili şirket nezdinde oluşturduğu zatarı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, nitekim Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/1329 Sor. sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında davalı şirket yetkilileri de şüpheli sıfatıyla yer aldığını, söz konusu soruşturma kapsamında ... bakımından faturalar üzerinde gerçekleştirilen inceleme neticesinde tanzim edilen 06.12.2017 tarihli Vergi Suçu Raporu ile 2012 yılına ait faturalardaki fıktıf işlemlerin tespit edildiğini, (06.12.2017 tarihli Vergi Suçu Raporu, dosyada mübrez). Anılan rapor kapsamında tespit edilenlere ek olarak, diğer yıllara ilişkin incelemelerin devam etmekle birlikte, bu rapor doğrultusunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan ihbar neticesinde hazırlanan iddianame uyarınca İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/99 E. sayılı dosyası ile açılan davanın hâlihazırda derdest olduğunu, nitekim dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun dokuzuncu sayfasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 6T-2018/13799 Soruşturma numaralı dosyasında tanzim edilen 30.07.2018 tarihli bilirkişi raporuna yapılan atıfla; \"Aynı cins ticari emtianın aynı gün veya çok yakın tarihli faturalar ile aynı firmaya ya da aynı miktarda başka firmaya, düşük fiyattan satış, yüksek fiyatta alış yapmak suretiyle gerçekte olmayan mal ya da para hareketlerinin kayıt üzerinde varmış gini gösterilmesine fiktif işlem denildiğini,  genellikle olmayan bir iş ya da eylem kağıt üzerinde varmış gibi gösterildiğini, dosyamızda şirketin işletme sermayesinin negatif hale gelmesinin, başka bir deyişle şirketin hukuki metotlarla içinin boşaltılmasının, söz konusu olduğunun görüldüğünü, dosya ekinde yer alan raporlarda değişik tarzlarda hesaplamalar ile fiktif işlemlerin kanıtlanmaya çalışıldığının görüldüğünü, şirketin Borsa veya piyasa ortalama fiyatlarından daha pahalıya mal alması veya borsa veya piyasa ortalama fiyatlarının üzerinde mal satın alması yoluyla şirketin zarar uğratıldığı görülmesine rağmen fiktif işlem olarak değerlendirilmeyip aksi ispatlanana kadar ticari işlemler olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu gibi işlemlerde aynı ya da yakın tarihli aynı miktarda mal alış ya da satışlarının aynı ya da farklı firma ile işlemler tarafımızdan fiktif işlemler olarak kabul edildiğini, Müşteki bu şirketin bu kadar zararına yol açan işlemlerin, sadece finans sağlamak maksadına matuf olduğunu kabulünün mümkün görülmediğini, zira yapılan işlemlerde ... A.Ş. Büyük ölçüde zarar ettirildiğini ve sermayesinin negatif duruma getirildiğini, ... yaptığı gizleme hareketlerinin asıl sebebinin, yaptıkları fiktif işlemlerle firmanın içinin boşaltıldığının anlaşılmasını önlemek olduğu kanaatinin güç kazandığını, bu işlemleri birlikte yaptıkları anlaşılan muhatap diğer firma yetkililerinin, iyi niyetle finans bulmak için iş birliği halinde hareket ettiklerini ileri sürerek kendilerini savunmalarının, makul bulunmadığını, ... Tic. Ltd. Şti. İle ilgili olarak; ... A.Ş. İç Denetçileri tarafından düzenlenen 23.02.2017/10 tarih sayılı İnceleme Raporu ve eklerinden; yukarıda fatura numaralı ve tarihleri fiktif işlemler sebebiyle 6.220.096,72 TL zararın meydana geldiği ve bu zarardan maddede adı geçen firmaların müştereken sorumlu oldukları,  ayrıca Özel Amaçlı Bağımsız Denetim Raporu'nun 4.2.15 ve 16. ... başlıklı bölümünde; yapılan fiktif işlemler sonucu toplam 10.518.297,24 TL zarar oluştuğu belirtilmekte olup bu tablo üzerinde ve 25.04.2014-1 sayılı kanuni soruşturma raporunun 7 numaralı eklerinde yer alan emtia cinslerine göre alış ve satış tabloları ile yapılan kıyaslamada işlemlerin fiktif olduğu kanaati oluştuğunu ancak faturalar görülemediğinden fatura bazında zarar olarak gösterilmediği ,\"şeklinde söz konusu işlemlerin fiktif olduğu hususunun tespit edildiğini, Hal böyle iken Yerel Mahkeme kararında; \"Asıl davadaki ve karşı davadaki tazminat taleplerine ilişkin taraflarca zarara uğradıklarına ilişkin somut delil sunmamaları ve dosya kapsamı itibariyle de zarara uğradıkları tespit edilemediğinden bu taleplerin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdakı şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" şeklindeki gerekçe ile zarar talebinin reddine karar verildiğini, Bu kapsamda yukarıda detaylıca açıkladığı nedenlerle Yerel Mahkeme tarafından müvekkili şirketin davalı/karşı davacı ... fiktif işlemleri nedeniyle uğradığı zarara uğradığı hususunun kabulüne karar verilmesi gerekirken talebimizin reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, Davalının, fiktif işlemlerle maddi menfaat sağlama amacı güderek, müvekkil şirketi zarara uğrattığı, TCK'nın 158/1-(e) maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmakta olup, bu durumun göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Müvekkil şirketin iç denetim raporları ve vergi suçu raporları, fiktif işlemlerle oluşan zararı ayrıntılı olarak ortaya koymakta olup, bu raporların dikkate alınmamasının büyük bir eksiklik olduğunu beyanla, Yerel Mahkeme kararının aleyhe olan kısımlarının kaldırılarak,  istinaf yargılaması neticesinde müvekkil şirket ...'nin uğradığı zararın tespit edilerek, davalı/karşı davacı ...'dan tahsiline ve müvekkil şirket lehine hüküm tesis edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DAVALI/ KARŞI DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkil şirketin, istinaf harcını ödeyecek nakit paraya sahip olmadığını, ancak çok sayıda gayrimenkule sahip olduğunu, adli yardımın şartları şeklen sağlanamasa da, savunma ve adil yargılanma hakkının korunması için gayrimenkul teminatı ile istinaf ve temyiz hakkının sağlanması gerektiğini, harcı ödeme gücünün olmadığına ilişkin belgeleri dilekçe ekinde sunduğunu,  Tarafların, serbest iradeleri ile \"Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi\" yaptıklarını, davacı tarafın, bu sözleşmeye uymadığı için borcun ödenemediğini, Yerel Mahkemenin, sözleşmeyi yok sayarak hukuka aykırı bir karar verdiğini, sözleşmedeki şartların yerine getirilmemesi durumunun değerlendirilmediğini, tarafların, sözleşmeye bağlı kalmak zorunda olduğunu, davacının, edimlerini yerine getirmeden alacağını talep ettiğini, bunun da ahde vefa ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, Davacının, kısmi dava açtığını ve belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını, borç miktarı belli iken, kısmi dava açılması nedeniyle bakiye alacak zaman aşımına uğradığını, ayrıca, belirsiz alacak davası açmak için hukuki yarar bulunmadığını,  Asıl dava yönünden reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/833 E. 2021/279 K. sayılı kararının ve 05.01.2022 tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair kararının bozulmasını, asıl dava ve karşı dava yönünden kararın bozulmasını, asıl davanın dava dilekçesindeki miktarı aşan kısmının reddini, karşı davanın kabulünü, karar kesinleşinceye kadar kararın icrasının tehir edilmesini, mahkeme masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>DAİREMİZİN 04/11/2021 TARİH VE 2021/1503 ESAS - 2021/1567 KARAR SAYILI GERİ ÇEVİRME KARARIMIZ İLE;'' Adli yardım talebi kanun yoluna başvuru sırasında istendiğinden,  HMK’ nın 336/3. maddesi uyarınca inceleme görevi dairemize ait olduğundan; Dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 08/10/2021 tarihli ara karar ile; \"1-HMK 337/1. maddesi uyarınca davalı / karşı davacı vekilinin adli yardım talebinin REDDİNE, 2-HMK 337/2. maddesi uyarınca kararın talepte bulunan davalı / karşı davacı vekiline tebliğine, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde dilekçe vermek suretiyle karara itiraz edebileceğine,3-İtiraz edilmesi halinde dosyanın itirazı incelemekle görevli İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi' ne gönderilmesine, 4-Kararın kesinleşmesi halinde istinaf harçlarını ve gider avansını tamamlaması için HMK 344. maddesi uyarınca işlem yapılmasına, dosyanın bu nedenle ilk derece mahkemesine gönderilmesine, \" karar verilmiş, verilen ara karar davalı/ karşı davacı vekiline 16/10/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve karara itiraz edilmediğinden adli yardım talebinin reddine ilişkin karar kesinleşmiştir. 6100 sayılı HMK' nun 344. maddesi; \" İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. \" hükmünü içermektedir. HMK' nın 344 maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında istinaf incelemesinin yapılabilmesi için istinaf talebine ilişkin harç ve gider avansının ilk derece mahkemesi tarafından tamamlatılması zorunludur. Davalı taraf Dairemizin 08/10/2021 tarihli ara kararının 2 nolu bendi uyarınca kendisine verilen süre içerisinde adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı itiraz dilekçesi sunmadığı ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede Dairemize gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine de herhangi bir itiraz dilekçesi sunmadığından ara kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.  Bu nedenlerle; HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf  harç ve istinaf giderlerinin tamamlanması için davalı / karşı davacıya kesin süreli tebligat yapılması  (istinaf tarihi itibariyle davalı/ karşı davacının yatırması gereken harç miktarı toplam: 650.506,85.TL istinaf karar harcı olup) ve HMK'nın 344. maddesi gereğince davalı/ karşı davacıya verilecek kesin süreye rağmen harç ve giderlerin yatırılmaması halinde HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönünde ek karar verilerek ilgiliye tebliğ edilmesi ve bu karara karşı da davalı/ karşı davacının istinaf yoluna başvurma hakkı olduğu da dikkate alınarak istinaf sürelerinin beklenmesi, verilecek ek kararın istinaf edilmesi halinde istinaf harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra ve her halükarda davalı / karşı davacının karşı dava yönünden, davacı / karşı davalının asıl dava yönünden istinafı bulunduğundan yeniden dairemize gönderilmek dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. '' Gerekçesi ile; İlk derece mahkemesi dosyasının yukarıda belirtilen eksikliklerin tamamlanması için HMK' nın 352. maddesi uyarınca MAHKEMESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, karar verilmiştir.Dairemizin Geri çevirme kararı doğrultusunda İDM tarafından dairemiz kararı ile birlikte istinaf harçlarının tamamlanması konulu muhtıra ekli davalı-karşı davacı vekiline meşruatlı tebligat çıkartıldığı, tebligatın 30/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen belirtilen nispi istinaf karar harcı yatırılmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ 05/01/2022 TARİH VE 2018/833 ESAS - 2021/279 KARAR SAYILI EK KARARI İLE;''Mahkememizin yukarıda numarası ve tarafları yazılı dava dosyasından verilen karara karşı davalı/karşı davacı ... vekilinin 09/06/2021 tarihli adli yardım talepli istinaf başvuru dilekçesine karşı adli yardım talebi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2021 tarihli 2021/1503 E.sayılı ilamı ile reddine karar verilmiş, anılan ret kararına karşı itirazda bulunulmadığından yine stanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 04/11/2021 tarihli 2021/1503 E. 2021/1567 K.sayılı ilamı ile \"HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf  harç ve istinaf giderlerinin tamamlanması için davalı / karşı davacıya kesin süreli tebligat yapılması  (istinaf tarihi itibariyle davalı/ karşı davacının yatırması gereken harç miktarı toplam: 650.506,85.TL istinaf karar harcı olup) ve HMK'nın 344. maddesi gereğince davalı/ karşı davacıya verilecek kesin süreye rağmen harç ve giderlerin yatırılmaması halinde HMK'nın 344. maddesi gereğince istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması yönünde ek karar verilerek ilgiliye tebliğ edilmesi ve bu karara karşı da davalı/ karşı davacının istinaf yoluna başvurma hakkı olduğu da dikkate alınarak istinaf sürelerinin beklenmesi, verilecek ek kararın istinaf edilmesi halinde istinaf harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra ve her halükarda davalı / karşı davacının karşı dava yönünden, davacı / karşı davalının asıl dava yönünden istinafı bulunduğundan yeniden dairemize gönderilmek dosyanın mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile mahkememize iade edilen dava dosyasından davalı/karşı davacı vekiline mahkememizce gönderilen 24/11/2021 tarihli harç tamamlatılmasına ilişkin muhtıra davalı/karşı davacı vekiline 30/11/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, verilen kesin süreye rağmen anılan tarafça belirtilen nispi istinaf karar harcı yatırılmadığı anlaşılmakla dava dosyası resen ele alındı, incelendi. '' Gerekçesi ile;1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı ... vekili tarafından verilen kesin süreye karşı istinaf harç ve masraflarının yatırılmaması üzerine istinaf başvurusunun HMK m.344 gereğince yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş, verilen ek kararın davalı-karşı davacı vekiline 11/01/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve ek karara karşı  davalı/ karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>EK KARARA YÖNELİK DAVALI/ KARŞI DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Mahkemenin 05.01.2022 tarihli İstinaf Başvurusunun Yapılmamış olmasına Dair Kararının hukuka aykırı olduğunu,Müvekkili şirketin istinaf harcını karşılayacak nakit parayı temin edemediğini, ancak, çok sayıda gayrimenkulü  bulunduğunu, Adli yardımın şartlarının şeklen olmadığını ancak, savunma hakkını ve yargılanma hakkını tam olarak kullanabilmesi için ödenmesi gereken harcın çok üzerinde değere sahip gayrimenkulünü teminat olarak alınarak istinaf ve temyiz hakkının kullandırılması gerektiğini, şirketin istinaf harcını ödeme gücü olmadığına ilişkin belgenin  ekte olduğunu,Hukukun çözüm üretme merkezi olduğunu, savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının kutsallığı dikkate alındığında; ya adli yardımdan faydalandırılmalı ya da yeterince gayrimenkul teminatı alınarak istinaf hakkının kullanmasının sağlanması gerektiğini, bu gayrimenkullerin üzerinde davacının ipotekleri bulunduğu için satarak paraya çevirmenin mümkün olamadığını, bu nedenle de harcı ödeyemediğini, Adli Yardım talebinin, gayrimenkullere tedbir konularak, kabulüne karar verilmesi savunma ve adil yargılanma hakkının gereği olduğunu ileri sürülerek ek karara yönelik istinaf talebinin kabulü ile İDM tarafından verilen ek kararın kaldırılarak asıl karara yönelik istinaf incelemesinin yapılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava, taraflar arasında gerçekleştirilen ticari alış veriş kapsamında ödenmeyen şimdilik 899.000,00 TL. Tutarındaki alacak ile ...'nin eski Genel Müdürü  ... ve eski Muhasebe Müdürü ... ile davalı/karşı davacı ... tarafından gerçekleştirilen fiktif işlemler nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile şimdilik 101.000,00 TL. Tutarındaki zararın tazmini istemine ilişkindir.Karşı dava ise; taraflar arasında ki 25.12.2015 tarihli Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi başlıklı sözleşme kapsamında davacı-karşı davalı kooperatifin sözleşmedeki yükümlülüklerine uymaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Mahkemece, 1-) Asıl davanın kısmen kabulüne, 2-) Karşı davaya konu tazminatın ispatlanamaması nedeniyle reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı/ karşı davalı vekili tarafından asıl davada ret edilen kısma ilişkin ve davalı/ karşı davacı vekili tarafından ise asıl dava ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Dairemizin 04/11/2021 tarih ve 2021/1503 esas - 2021/1567 karar sayılı geri çevirme kararımız doğrultusunda İDM tarafından dairemiz kararı ile birlikte istinaf harçlarının tamamlanması konulu muhtıra ekli davalı-karşı davacı vekiline meşruatlı tebligat çıkartıldığı, tebligatın 30/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen belirtilen nispi istinaf karar harcı yatırılmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesi 05/01/2022 tarih ve 2018/833 esas - 2021/279 karar sayılı ek kararı ile; Davalı/karşı davacı ... vekili tarafından verilen kesin süreye karşı istinaf harç ve masraflarının yatırılmaması üzerine istinaf başvurusunun HMK m.344 gereğince yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş ve ek karara karşı  davalı/ karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>DAVACI/KARŞI DAVALI VEKİLİNİN ASIL DAVADA RET EDİLEN TAZMİNAT TALEBİNE YÖNELİK İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE; Asıl davada davacı tarafça, taraflar arasında gerçekleştirilen ticari alış veriş kapsamında ödenmeyen alacak ile  davacıTarım Kredi'nin eski Genel Müdürü ... ve eski Muhasebe Müdürü  ... ile davalı/karşı davacı ... tarafından gerçekleştirilen fiktif işlemler nedeniyle davacı şirketin zarara uğdadığı belirtilerek uğranılan zararın tespiti ile şimdilik  101.000,00 TL. Tutarındaki zararın tazmini talep edilmiştir. HMK 282 maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı/karşı davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan kök ve  ek raporu ile mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir.  İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında  mahkemece, asıl davaya konu tazminat talebinin reddine, yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı/karşı davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>DAVALI /KARŞI DAVACI VEKİLİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ İNCELENDİĞİNDE,Ek karara ilişkin istinaf sebebi incelendiğinde,Mahkemece verilen karara yönelik, davalı/ karşı davacı vekili tarafından ise asıl dava ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunda bulunulduğu, 09/06/2021 tarihli sayman mutemedi alındısı ile karşı davaya ilişkin; 1 adet istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1 adet maktu istinaf karar harcının yatırıldığı,   16/06/2021 tarihli sayman mutemedi alındısı ile de asıl davaya yönelik; 1 adet istinaf kanun yoluna başvurma harcının yatırıldığı, halde  650.506,85 TL nispi istinaf harcının yatırılmadığı, Dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 08/10/2021 tarihli ara karar ile; \"1-HMK 337/1. maddesi uyarınca davalı / karşı davacı vekilinin adli yardım talebinin REDDİNE, karar verildiği, verilen karara ilişkin itiraz dilekçesi sunmadığından ara kararın kesinleşmiş olduğu ve Dairemizin 04/11/2021 tarih ve 2021/1503 esas - 2021/1567 karar sayılı geri çevirme kararımız doğrultusunda İDM tarafından dairemiz kararı ile birlikte istinaf harçlarının tamamlanması konulu muhtıra ekli davalı-karşı davacı vekiline meşruatlı tebligat çıkartıldığı, tebligatın 30/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen belirtilen nispi istinaf karar harcı yatırılmadığından İlk derece mahkemesi 05/01/2022 tarih ve 2018/833 esas - 2021/279 karar sayılı ek kararı ile; Davalı/karşı davacı ... vekili tarafından verilen kesin süreye karşı istinaf harç ve masraflarının yatırılmaması üzerine istinaf başvurusunun HMK m.344 gereğince yapılmamış sayılmasına, karar verilmiş ve ek karara karşı  davalı/ karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.Dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda İDM. tarafından yapılan işlem sonucu verilen  05/01/2022 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı-karşı davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı-karşı davacı vekili asıl dayaya yönelik nispi istinaf karar harcı yatırılmayıp İDM. Tarafından verilen ek karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebepleri incelenmemiştir.Davalı - karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf sebebi incelendiğinde,Davalı-karşı davacı karşı dava dilekçesi ile, taraflar arasında ki 25.12.2015 tarihli Borç Tespit ve Ödeme Sözleşmesi başlıklı sözleşme kapsamında davacı-karşı davalı kooperatifin sözleşmedeki yükümlülüklerine uymaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilmiş ve delil listesinde delil olarak bilirkişi incelemesine delil olarak dayandığı halde bilirkişi incelemesine ticari defter ve delillerini ibraz etmediği anlaşılmıştır.İspat yükü iddia eden davalı/karşı davacı tarafta olup davalı-karşı davacının karşı davadaki iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik mahkemenin kabulüne ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, Davacı-karşı davalı vekilinin asıl davada ret edilen talebe yönelik istinaf başvurusunun ve davalı/karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin ek karara yönelik  istinaf başvurusunun ve karşı davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı/ karşı davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı/ karşı davacı tarafından ek karar istinafı yönünden 07/01/2022 tarihinde yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı/ karşı davalıdan asıl dava yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬ TL harcın davacı/ karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı/ karşı davacıdan ek karar istinafı yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı/ karşı davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬ TL harcın davalı/ karşı davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davalı/ karşı davacı tarafından asıl davaya yönelik istinafı yönünden 09/06/2021 tarihinde yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 7-Davalı/ karşı davacı tarafından karşı davaya yönelik istinafı yönünden 09/06/2021 tarihinde yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı/ karşı davacıdan karşı davaya yönelik istinafı yönünden alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, 09/06/2021 tarihinde yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalı/ karşı davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 10-Artan gider avansı varsa yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c641ed73c1fcdfd8","SID":"bda252bd6fdbd8ff"}}