{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/284 Esas<br>KARAR NO: 2024/1171 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2016/288 Esas - 2021/656 Karar<br>TARİHİ: 30/09/2021<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 04/07/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacı ... beyaz eşya ticareti ile uğraşmakta olduğunu, davalının ise beyaz eşya üreticisi olduğunu, taraflar arasında 1994 yılı ikinci yarısında başlamış olan ... Yetkili Satıcılık Sözleşmesinin (Bayilik Sözleşmesi) daha sonra birden fazla yenilenerek yürürlüğünü sürdürdüğünü, davacının yapılan sözleşmeye bu güne kadar sıkı sıkıya bağlı kaldığını ve tüm yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bölgesinde en çok ürün satan ve en yüksek ciro yapan bayilerin başında geldiğini, ödemelerini bu güne kadar tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, bayi olarak davalıya verilen tüm çeklerin hîç aksatılmadan ve gününde ödenerek sözleşmeye ve ticari ahlaka sadık kalındığını, davacının en çok ciro yapan ve ödemelerini hiç aksatmayan bayiler arasında yer aldığı halde Konya ... Caddesi'nde bulunan merkez satış mağazasının bulunduğu binanın diğer köşesinde davalı tarafından tüm ticari örf ve adet hiçe sayılarak rakip bir firmaya ... yetkili satıcılık sözleşmesi gereğince satış için şube açtırılmış olduğunu, bayilik sözleşmesi süresince davalı tarafından satıcılık baskısı uygulanmak sureti ile davacıya sipariş verilmeyen ve ihtiyacı üzerinde mallar gönderildiğini, özellikle bazı malların satış fiyatını düşürmeyi planlayan davalının, önce bu malların davacıya satış ve teslimini yaptığını, sonrasında malların fiyatını düşürmüş olduğunu, buna rağmen davalının, davacıya satış öncesinde indirim yapacağını haber vermediği gibi fiyat koruması sağlanmadığını ve davacının yüksek miktarda zararlar ile karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, davalının son 5 yıldır üretici firma olarak uyguladığı yanlış satış politikaları nedeni ile davacı bayinin sürekli zarar etmesine neden olduğunu, bu zararlarının giderilmesi ya da telafisi yönündeki tüm talep ve tavsiyelerin bu güne kadar karşılık bulmadığını, davacının satış ve sergi salonunun yakınında bulunan zincir mağazalarda (AVM'lerde) ... marka ürünlerin düşük fiyata satılmasına sebep olunup göz yumulduğunu ve bu sebeple ortaya çıkan zararların da halen telafi edilmediğini, son bir buçuk yıldır sözleşme şartlarının iyileştirilmemesi ve ortaya çıkan ve bayileri zarara uğratan nedenlerin ortadan kaldırılmaması halinde sözleşmenin feshedileceğinin ısrarla davalı firma yetkililerine bildirildiğini, ancak bu güne kadar hiçbir iyileştirme yapılmamış olduğunu, bayilik sözleşmesine, ticari ahlaka ve serbest rekabet kurullarına aykırı gelişmeler sonucu ortaya çıkan ve dayanılması güç ticari zararların üretici firma olarak telafi edilmesi ya da karşılanması yönünde hiçbir tedbir alınmaması nedeni ile bayilik sözleşmesinin sürdürülmesinin davacı yönünden tahammül edilemez hale geldiğini, söz konusu Bayilik sözleşmesinin bu şartlarla sürdürülmesinin imkânsız hale geldiğinden feshetme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle davacı ile davalı ... arasında imzalanmış olan 1994 başlangıç tarihli olup daha sonra birden fazla yenilenmiş olan tüm Yetkili Satıcılık Sözleşmelerinin (Bayilik Sözleşmeleri) 17 Nisan 2015 tarihi itibarı ile feshedildiğinin Konya ...Noterliği'nin 16/03/2015 tarih ve ... yevmiyeli nolu ihtarname ile davalı tarafa bildirilmiş olduğunu, bu ihtarname ile Yetkili Satıcılık (Bayilik) Sözleşmesinin taraflarınca haklı sebeplerle feshedilmesi nedeni ile; sözleşmenin 17 Nisan 2015 tarihi itibarı ile feshedilmiş olması sonucu, işbu ihtarın tebliği tarihi itibarı ile davacı firmayı borçlandırıcı ve yükümlülük altına sokacak hiçbir işlem yapılmamasının, sözleşmenin fesih tarihini izleyen iki gün içinde satış salonunun önünde bulunan her türlü ışıklı tabela ve reklam mahiyetinde bulunan malzemenin teslim alınması, bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile stokta bulunan malların yetkili bayi olarak satışının mümkün olmayacağı ve satılan mallar yönünden tüketicinin korunması sağlanamayacağından, davacı firmanın deposunda bulunan ve ambalajı açılmamış otan tüm malların satış ve teslim tarihlerine bakılmaksızın iade alınarak, ödeme tarihlerinden itibaren hesap olunacak vade farkları ile birlikte taraflarına 30 gün içinde ödenmesi, satış salonunda bulunan teşhir mallarının iade olarak alınmayacaksa son malın satışı yapılıncaya kadar garantilerinin açık tutulması ve tüketici hakları yönünden ... servislerince sevk ve montajlarının yapılmasının sağlanmasının ihtar edildiğini, davalı tarafın, Beyoğlu ... Noterliği'nin 31/03/2015 tarih ve ... yevmiyeli nolu cevabi ihtarnamesi ile, davacının sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak rakip firmanın mallarını sattığı, şahsi ticari politikamız gereği stokumuzda sürekli eski ve güncel olmayan ürünlerin bulunmasının da ciro düşüklüğünün bir başka nedeni olduğu  ileri sürülerek, sözleşmenin çekilmez hale geldiği için ... tarafından sözleşmenin feshedildiğini bildirmiş olduğunu, aynı ihtarname ile, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi üzerine feshedildiği için sözleşmenin 16. maddesine göre 54.994,68-TL tutarındaki cezai şartın ödenmesi, bu ihtarnamenin tebliği ile birlikte sözleşme feshedildiği için, sözleşmenin 15.maddesine uygun olarak, tebliğ tarihinden itibaren işi durdurmamız, sistemle ilgili her türlü yöntemi, markaları, işaretleri, evrakları, araç gereci kullanmayı durdurmamız, tüm kayıtların, tabela, levha, tanıtım ve reklam malzemesinin, mağazada yapılmış olan dekorasyon malzemesinin iadesinin istenilmiş olduğunu, bunun üzerine davalı tarafından görevlendirilen ... Reklam adına çalışanı ... tarafından 17/04/2015 tarih ve TUTANAK başlıklı belge ile davacı bayinin iş yerindeki davalı ...'e ait tüm standlar, tabelalar, ilgili görsellerin davalı tarafından teslim alındığını, 17/04/2015 tarihinden sonra davacı bayinin elinde kalan malların kendi çabası ile pazarlanmaya çalışılmışsa da tabela olmadığından ... ürünlerinin pazarlanamamakta olduğunu, özellikle garantiye yönelik müşteri haklarının korunmasının zorlaştığını, nitekim ... tarafından satılan malda ilave ücretsiz ek garanti süresi verildiği halde, davacı bayînin elindeki malların satışında bu garanti hükümlerinden müşterinin faydalanamadığını, 25/04/2015 tarihli ... Servis işlem belgesinden de anlaşıldığı üzere bazı ürünlerde satılıp ambalajı açılınca ortaya çıkan üretim ve nakliye arızalarının ... tarafından giderilmediğini, depo (stok) maliyetinin ortaya çıktığını, davalının ürünlerinin iş yerinde yer işgal etliği için başka ürünlerin iş yerine konulup satışının yapılamadığını, karşılıklı çekilen ihtarnameler üzerine taraflar arasında çeşitli görüşmeler yapıldığını, anlaşma ortamı arandığını, ancak davalı taraftan anlaşma hususunda olumlu bir adım atılmadığı gibi, sürecin uzaması nedeniyle davacının elinde kalan malların satımının da sağlanamamış olduğunu, sözleşme feshedilince ...'in kurduğu ve bayilerin depo (stok) sistemi olan ... programının davacı tarafından kullanımının kapatıldığını, bu programda ... bayisindeki tüm malların stok bilgilerini bulunmakta olduğunu, ancak bu sistem kapalınca satılan ürünlere servis hizmeti sunulamadığını, itiraz üzerine sistemin açıldığını, davalı tarafça haber verilmeden davacıya tahsis edilen ...@... mail adreslerinin kapatıldığını ve ticari bağlantılarının engellendiğini, sözleşme feshedilince birikmiş olan AHB primlerinin ödenmediğini, sözleşme fesih tarihinden itibaren ürünlerin kod numaraları değiştirilerek yeni ürün gibi piyasaya sürülüp ... bayisinin elindeki ürünler hakkında haksız rekabetin oluşmasına ve pazarlamasının engellenmesine neden olunduğunu, şu anda davacı bayînin stokunda bulunan ürünlerin, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, küçük ev aletleri, tv, tablet fırın gibi ... A.Ş.nin ürettiği ve distribütörlüğünü yaptığı ... ve diğerleri olduğunu, bu ürünlerin cinsi, miktarı ve modelinin davalı tarafından oluşturulan ve kontrol edilen ... programında görülmekte olduğunu, davalının ihtarnamesindeki iddialarının aksine sözleşmenin 3. maddesinde belirtildiği şekilde ... mağazasında, sadece ... ürünlerinin satılmakla olup, başka bir ürün satılmadığını, ...'in satış temsilcileri, servis yetkilileri ve asist yetkililerinin düzenli olarak davacının ... mağazasını ziyaret edip tutanak tuttuklarını, bu tutanakların hiçbirisinde farklı ürün satıldığına dair bir tespit yapılmamış olduğunu, davalının ihtarnamesinde iddia ettiğinin aksine, bayinin eski kodlu ürün satış politikası bayinin değil ...'in satış politikasının sonucu olduğunu, davacı bayinin siparişi ve de adetçe ihtiyacı olmamasına rağmen ... tarafından satış ve stok baskısı yapılarak/yapılmak istenilerek talep edilmeyen malların bayiye gönderildiğini, ortak çalışmada ana unsurun, ...'in bir ürününün yeni kod ile üretileceğini bayisine önceden bildirerek sadakatli ve dürüst davranmasını gerekli kıldığını, ... ait ... programının ilk kullanılmaya başlanması ile birlikte sisteme entegre olunduğunu, davacının stoklarındaki tüm malların adet, cins ve model olarak sistemde görülmeye başlandığını, buna rağmen ...'in sürekli olarak sipariş olmadığı halde ürün göndermeye devam ettiğini, davacı bayinin davalı ...'in DTS (Doğrudan Tahsilat Sistemi) sisteminde kayıtlı olduğu için gelen faturaları ödemek zorunda kaldığını, davacının siparişi olmadığı halde davalı tarafından gönderilen ürünlerin iade de alınmadığını, hatta sistemde, davacı elinde olan ürünler görüldüğü halde, bu ürünün aynısından bir daha gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşme davacı tarafından haklı nedenle feshedildiğinden davalı üreticinin davacı satıcının (bayi) stoklarında bulunan ürünleri geri alması gerektiğini, bayilik sözleşmesinin, çerçeve niteliğinde, sürekli bir sözleşme olup, üreticinin, malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık olarak bayinin de, üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal île hizmetlerin sürümünü artıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlendiğini, bayilik sözleşmesi gereği bayinin mutlaka stok yaparak satış yapmasının gerekmediğini, yani satılan malların niteliğinin stoğu zorunlu kılmakta olduğunu, bu durumda davalı firma tarafından sözleşme gereğince gönderilen ve müvekkili tarafından stoklanan malların teslim alınması gerektiğini,  sözleşmenin feshinin müvekkili bayi tarafından kaynaklanmadığından dürüstlük kuralı gereğince de stoktaki malların üretici firma tarafından teslim alınması gerektiğini beyanla bayilik sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile stokta bulunan malların davalı tarafından iade alınarak, satış bedellerinin fatura tarihinden itibaren hesap olunacak ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte ileride gerçek miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 30.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş, 10/04/2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 650.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının stoklarında bulunan 10-15 yıllık ürünlerin davalı şirkete iadesi ve bedellerinin tahsiline ilişkin talep hakkının zamanaşımına uğraması nedeniyle talep edilmesinin mümükün olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında, 10/10/2012 tarihinde Yetkili Satıcılık Sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin yenilenmek suretiyle geçerliliğini devam ettirdiğini, taraflar arasındaki bu sözleşmeyle davacının, ... yetkili satıcısı olarak yalnızca ... tarafından dağıtımı yapılan ürünlerin satılması, müvekkili şirketin ise söz konusu ürünlerin davacıya teslimi yükümlülüğünü üstlenmiş olduğunu, söz konusu sözleşmenin gereği olarak müvekkil şirketin, davacının isteği doğrultusunda ... ürünlerini teslim etmekte, bedelini ise tarallar arasındaki cari hesap uyarınca tahsil etmekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin tam vc eksiksiz olarak yerine getirilirken davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen Konya .... Noterliği'nin 16/03/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; müvekkili şirketin, davacının satış mağazasının yakınındaki bir lokasyona başka bir yetkili ... şubesi açmasına izin verdiği, müvekkilinin fiyat koruması sağlamamış olması dolayısıyla davacının yüksek miktarda zararına sebep olduğu, müvekkilinin uyguladığı yanlış satış politikaları gereği 5 yıldır zarara uğradığı, zincir mağazalarda ... markalı ürünlerin daha düşük fiyata satılması sebebiyle de zararların ortaya çıkmış olması ve iddia edilen bu zararların müvekkili şirket tarafından ortadan kaldırılmadığı, gerekçeleriyle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 17/04/2015 tarihi itibariyle feshedildiğinin ihbar edildiğini, bu ihtarnamede ayrıca; sözleşmenin fesih tarihini izleyen iki gün içinde tabelaların ve reklam mahiyetinde bulunan malzemelerin müvekkili şirket tarafından geri alınması, stokla bulunan tüm malların satış ve teslim tarihine bakılmaksızın iade alınması ve bu malların ödeme tarihlerinden itibaren vade farkları ile birlikte 30 gün içinde ödenmesi, sözleşme ilişkisi süresince alınmış teminat ve çeklerin iade edilmesi, teşhir mallarının iade olarak alınmaması halinde son malın satışı yapılıncaya kadar garantilerinin açık tutulması ve tüketici yönünden sevk ve montajları yapılması, ihtarlarında bulunulduğunu, davacının, sözleşmeye açıkça aykırı davranarak, rakip firma bayilikleri yaptığı öğrenildiğinden, söz konusu davacı ihtarnamesine cevaben müvekkili şirket tarafından, Beyoğlu ... Noterliği'nin 31/03/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi davacıya; sözleşmenin 3. maddesine aykırı olarak rakip firmaya ait ürünler satıldığı, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshine yönelik hakkın müvekkili şirkete ait olduğu, davacının ciro düşüklüğünün sebebinin, davacının şahsi ticari politikaları nedeniyle stoklarında eski ve güncel olmayan ürünlerin bulunmasının olduğu, sözleşmenin devamının müvekkili şirket tarafından çekilmez hale geldiğinin ihtar edilerek ihtarın tebliğ tarihinden itibaren hüküm vc sonuç doğurmak üzere her türlü talep vc dava hakkı saklı tutularak sözleşmenin feshedilmiş olduğunu, bu ihtarnamede ayrıca; sözleşmenin 16. maddesi uyarınca cezai şart alacağının da muaccel hale geldiği bu nedenle, davacının 54.094,38-TL tutarındaki cezai şartı 5 gün içerisinde ilgili hesaba yatırmaması halinde avans faizin işleyeceği, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacının işi durdurması gerekliliği, marka ve sistemle ilgili belirleyici her türlü işaret, slogan, tabela, reklam ve promosyon gereçleri ve ilgili her türlü kırtasiye gereçlerini kullanmaya son verilmesi gerekliliği, gizli bilgiler taşıyan tüm kayıt, yazışma talimatı ve benzerlerinin örneği bulundurulmaksızın müvekkili şirkete iade edilmesinin istendiği, ... tarafından verilmiş bedelli ve bedelsiz tüm tabela, levha, tanıtım malzemeleri, tüm teknik dokümantasyon ve reklam malzemesini, giderleri davacıya ait olmak üzere ve derhal iade edilmesinin gerektiği, mağazada yapılmış iç ve dış dekorasyon masraflarının iade edilmesinin istendiği, aksi halde müvekkil tarafından hapis hakkının kullanılacağının, ifade edildiğini, müvekkili şirket tarafından gönderilen bu ihtarnameye karşılık davacının, Konya ... Noterliği'nin 07/04/2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; müvekkili tarafından gönderilmiş olan ... yevmiye numaralı ihtarnamede bulunan aleyhe hususların kabul edilmediğini, ... mağazasında farklı hiçbir ürünün satılmadığını, eski kodlu ürün satış politikasının ...'in yanlış politikası olduğunu ve ... satış ve stok baskısı ile talep edilmeyen malları bayiye gönderdiğini, sipariş edilmediği halde gönderilen ürünlerin ... tarafından iade alınmadığını, cezai şart talebinin ... bakımından değil, davacı bakımından muaccel hale gelmiş olduğunu, bu cezai şartın 5 gün içinde ödenmemesi durumunda avans faizin işletileceğini, uğranmış olunan zarar vc haksız fesihten kaynaklanan tazminat ile hakkaniyet, denkleştirme bedelinden şimdilik 100.000,00-TL'sinin 5 gün içinde ödenmesi gerektiği aksi takdirde avans faizi işletileceği, standların ... teşhir ürünü olması sebebiyle kendi sorumluluklarının olmadığı ve standların geri alınabileceğinin ihtar edildiğini, gelinen aşamada ise davacı tarafından; ... Caddesi'nde bulunan merkez satış mağazasının bulunduğu binanın diğer köşesinde müvekkili şirket taralından yetkili şube açıldığı, davacıya satıcılık baskısı uygulanmak suretiyle sipariş verilmeyen ve ihtiyacı üzerinde malların gönderildiği, son beş yıldır uygulanılan yanlış satış politikaları ile davacının zarara uğratıldığı, davacının satış ve sergi salonunun yakınında bulunan zincir mağazalarda ürünlerin düşük fiyata satılmasına göz yumulup zarara uğratıldığı, bu sebeplerle sözleşmenin sürdürülmesinin tahammül edilemez hale ulaştığından bahisle feshedilerek sona eren sözleşme gereği stokta bulunan malların iade alınarak, bedellerinin faizi ile birlikte tahsili gerektiğinden bahisle eldeki alacak davasının açıldığını, ancak davanın haksız olduğunu, davacının, sözleşmeye aykırı fiillerine rağmen, 16/03/2015 tarihinde müvekkili şirkete gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi haksız olarak feshetmiş olduğunu, davacının, taraflar arasındaki sözleşmeyi fesih sebeplerinden birisinin; ... Caddesi'nde bulunan merkez satış mağazasının bulunduğu bölgede müvekkili şirket tarafından yetkili şube açıldığı iddiası olduğunu, ancak taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacıya münhasır satış hakkı tanınmadığından, müvekkili şirket'in söz konusu bölgede bir bayiye yetki tanımasında herhangi bir sözleşmeye aykırılık bulunmamakta olduğunu, nitekim sözleşme ile davacıya söz konusu bölgede inhisari yetki tanınmamış olduğunu, sözleşmenin 'Münhasırlık' başlıklı 2.maddcsinde: \"Yetkili Satıcı, ... mağazasında (merkez ve varsa şubelerinde) sözleşme konusu ürün ve hizmetlere rakip ürün ve hizmetlerin sergileme ve satışını yapmayacaktır\" düzenlemesinin yer almakta olduğunu, söz konusu madde ile münhasırlığın, davacının yalnızca müvekkili şirket ürünlerini satabilmesi bakımından kabul edilmiş olduğunu, sözleşme ile müvekkili şirketin yetkili bayi açmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığından, müvekkili şirketin söz konusu bölgede yetkili bayi açmasında herhangi bir aykırılık bulunmamakta olduğunu, kaldı ki davacının yanında açıldığını belirttiği yetkili bayinin ... mağazası olmadığını, ayrıca söz konusu bayiliğin 2014 yılında açılmış olup, davacının 2014 yılından fesih ihbarı yaptığı 16/03/2015 tarihine kadar bu duruma  herhangi bir itirazı olmadığını, bu nedenle söz konusu bayinin, davacı tarafından haksız olarak fesih gerekçesi yapılmasının iyi niyetten uzak olduğunu, ayrıca davacının, ... Mahallesi ... Caddesi ... Sitesi ... Blok No:... Selçuklu Konya adresinde,  ... nezdinde yetkili merkez ve fatura adresi görünen adreste, sözleşmenin feshinden önce ve hâlihazırda rakip firmaların bayiliğini yaparak sözleşmeyi ihlal ettiğinin öğrenilmiş olduğunu, davacının, aynı unvanla rakip fırnıa bayilikleri yapmasının sözleşmenin açık ihlali olduğunu, nitekim sözleşmenin 3.maddesinde; \" Yetkili Satıcı faaliyetini...Adresinde bulunan ... Mağazasında ya da ... ile ileride mutabık kalacağı başka bir yerde bulunan iş yerinde sürdürme hakkına sahip olacaktır. Yetkili Satıcı sözleşme ekinde belirtilen GSM operatörlerine ilişkin ürün ve hizmetler hariç, başka (özel/tüzel) kişilerle sözleşme konusu ürün ve hizmetlere ilişkin alt dağıtım sözleşmeleri yapmayacaktır.\" düzenlemesinin yer aldığını, davacının, rakip firmalara bayilik açarak söz konusu madde ve davacının yalnızca müvekkili şirket ürünlerini satabilmesinin düzenlendiği sözleşmenin 2.maddesi bakımından sözleşmeyi açıkça ihlal etmiş, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğunu, sözleşmeyi, sadakat yükümlülüğünü ve rekabet hukuku kurallarını ihlal ederek rakip firmaların bayiliğini gerçekleştiren davacının, müvekkili şirket taralından söz konusu bölgede sözleşmeye uygun olarak yetkili satış bayi açılmasını fesih nedeni göstermesinin iyi niyetten uzak olup, hukuka aykırı olduğunu, davacının bir başka fesih nedeni olarak ileri sürdüğü, müvekkili şirket tarafından satıcılık baskısı uygulanmak suretiyle sipariş verilmeyen ve ihtiyacı üzerinde mallar gönderildiği iddialarının doğru olmadığını, sözleşme ilişkisinin taraflarının tacir olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunumun 18. ve 23. maddelerinde ise tacir olmanın birtakım sonuçlarının hükme bağlanmış olduğunu, TTK'nın \"Fatura ve teyit mektubu\" başlıklı 21. maddesinin; \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır\" hükmünü içerdiğini, anılan hüküm uyarınca faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacak olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi uyarınca, ... taralından davacıya, uzun süreli olarak ürün teslimi yapılmakta ve bedelin taraflar arasındaki cari hesap uyarınca tahsil edilmekte olduğunu, söz konusu cari hesap uyarınca bakiye borcun belli dönemlerde davacıya bildirilmekte ve davacının bakiye borca ilişkin itirazının bulunup bulunmadığı sorularak bakiye borca ilişkin onay alınmakta olduğunu, somut olayda da davacı ile belirli dönemlerde hesap mutabakatı yapılmış olduğunu, ancak hiçbirinde davacının bir itirazının söz konusu olmadığını, teslim edilen ürünlere ilişkin faturalara süresi içinde itiraz etmeyen ve hesap mutabakatında dahi ihtiyacı üzerinde mal gönderildiği ve teslim edilen malların sipariş verilmediği itirazında bulunmayan davacının, müvekkili şirket tarafından satıcılık baskısı uygulanmak suretiyle sipariş verilmeyen ve ihtiyacı üzerinde mallar gönderildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca, davacıya isteği dışında mal gönderilmediğini, nitekim bayiye isteği dışında bir ürün gönderilse bile, hiçbir bayinin isteği dışında hiçbir ürünü teslim almayacağının, sektörün ve ticari hayatın bir gereği olduğunu, sipariş dışı ürün gönderildiğinde bayinin, fatura ve ürünü teslim almadan iade edebilecek veya iade faturası ile geri gönderebilecek olduğunu, bayilerin, ticari şartlarda anlaşılmayan hiçbir siparişi teslim almayacağının aşikâr olduğunu, nitekim bazı bayilerin, müvekkili şirket tarafından gönderilen ürünleri, faturanın üzerine 'sipariş dışı' yazıp geri göndermekte olduklarını, hiçbir bayinin ürünü teslim alma zorunluluğu olmadığını, sisteme girilen tüm hatalı siparişlerin iade edilebilecek olduğunu, söz konusu ürünlerin, müvekkili şirket kayıtlarında \"iade, kargodan teslim almadı, sipariş dışı ürün, bayi isteği dışında ürün\" gibi isimlerle kayıt altına alınmakta olduğunu, hiçbir iade faturası olmayan, ürünlerin teslimatında sipariş dışı olduğu belirtilmeyen ürünlerin davacı tarafından stoklanmasında müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığını, hatta müvekkili şirketin, davacının isteği doğrultusunda sipariş verdiği ancak satamadığı ürünleri, hiçbir yükümlülüğü bulunmamasına karşın yardımcı olmak amacıyla iade alarak, tüm iyi niyetini davacıya göstermiş olduğunu, davacının, kendi yüksek kârlı satış yapma ticari politikası yüzünden elinde 10-15 yıllık ürünler bulunan bir bayii olduğunu, söz konusu yanlış politikaları nedeniyle stoklarında biriken ürünleri müvekkili şirkete iade ederek, ticari kayıplarını müvekkili şirkete ödetmek amacıyla dava açtığını, davacının söz konusu yüksek kârlı satış yapma politikaları nedeniyle son yıllarda cirosunun devamlı düşmüş olduğunu ve iddia edilenin aksine davacının, bölgesinde en çok ürün satan ve en yüksek ciro yapan bayiler arasında yer almamakta olduğunu, bu nedenle davacının stoklarının, kendi ticari politikası sonucu, aldığı ancak satamadığı ürünler nedeniyle eski ve güncel olmayan ürünlerden oluşmakta olduğunu, davacının, müvekkili şirketin marka değerini artırmak amacıyla daha fazla güncel ürün satış faaliyetinde bulunması gerektiği halde, stokta eski ve güncel olmayan ürün bulundurmak suretiyle sözleşmeye aykırı davranmış olduğunu, sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının, sözleşmeyi haksız feshederek, hatalı ticari hamlelerini müvekkili şirkete yüklemeye çalışmakta olduğunu, davacının, son beş yıldır uygulanılan yanlış satış politikaları ile davacının zarara uğratıldığı yönündeki iddiasının da haksız olduğunu, zira davacı tarafından alınan ürünlerde serbest piyasa gereği sonradan fiyat düşüşü olabileceği gibi, sonradan fiyatı artan pek çok ürünün de bulunduğunu, söz konusu farklılıkların ürün bazında münferit yaşanan fiyat farklılıkları olup, müvekkili şirketin davacıya yönelik kasıtlı bir politikası olmadığını, sektörün ve ekonomik yaşamın olağan gerekleri ile söz konusu fiyat farklılıklarının her basiretli tacirin öngörebileceği bir durum olduğunu,  davacının, fiyatı arttığından ekstra ciro sağladığı ürünleri görmezden gelerek, istisnai olarak yaşanan ürün fiyatlarının düşmesinin davacıya yönelik uygulanan yanlış satış politikalarının ürünü olduğu iddiasının haksız olduğunu, davacının satış ve sergi salonunun yakınında bulunan zincir mağazalarda (AVM'lerde) ürünlerin düşük fiyata satılmasına göz yumulup zarara uğratıldığı iddiasının da gerçekle bağdaşmadığını, müvekkili şirket farklı satış kanalları aracılığıyla ürünlerini satışa sunmakta olup, bu farklı satış kanalları arasında birbirinden çok farklı olmayan fiyat uygulamalarının söz konusu olduğunu, müvekkili şirketten bağımsız olarak, kanalların kendi perakende fiyat politikalarından ve ticari politikalarından kaynaklı indirimlerin söz konusu olabildiğini, ancak bu hususun müvekkili şirketten kaynaklanan bir durum olmadığını, zira firmaların söz konusu politikalarına, rekabet hukuku kuralları ve ticari hayatın işleyişi gereği, müvekkili şirketin herhangi bir müdahalesinin söz konusu olamayacağını, sektörde olağan olarak karşılaşılabilecek, müvekkili şirketten kaynaklanmayan bir durumun feshe gerekçe yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, sözleşmenin feshinden sonra müvekkili şirket tarafından tabelanın alındığı ve satış yapılamadığı, davacının sattığı ürünlere garanti hizmeti verilmediği, üretim ve nakliye arızalarının giderilmediği yönündeki iddialarının gerçek dışı olduğunu, zira davacı ile yapılan görüşmelerde müvekkili şirket tarafından, davacının elindeki ürünleri satana ve müvekkili şirket tarafından o bölgede bayilik açılana kadar tabelanın durması tavsiyesinde bulunulduğunu, aksi halde ürünlerin satışını gerçekleştiremeyerek zarara uğrayacağı uyarısının yapıldığını, ancak davacının, rakip firma ile anlaşıp müvekkili şirket bayiliğini bıraktığı için, söz konusu uyarıya rağmen tabelanın alınması yönündeki isteğinden vazgeçmemiş olduğunu, davacının ... Mahallesi, ... Caddesi, No: ... Selçuklu Konya adresli bayisinde bulunan tabelanın davacının isteği doğrultusunda, müvekkili şirket tarafından alınmasından yaklaşık 15 gün sonra rakip firmaya ait tabelayı asarak faaliyetlerine devam ettirdiğini, ayrıca davacının, bayiliği sonlandırmasına rağmen ... sisteminde Avantajlı Hizmet Belgesi (AHB) düzenleyebilmekte olduğunu, bayi tarafından düzenlenen Avanlajlı Hizmet Belgesi ile tüketiciye ücretsiz nakliye ve montaj hizmeti verildiğini, davacı tarafından satılan ürünlere, sözleşmenin fesih tarihinden sonra da müvekkili şirket tarafından kurulum, garanti ve servis hizmeti verildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının sözleşmeyi haksız feshetmediği düşünüldüğünde dahi, bedeli davacı tarafından ödenen ürünlere ilişkin müvekkili şirketin iade alma yükümlülüğü bulunmadığını, kendi yüksek kârlı satış yapma ticari politikası yüzünden elinde 10-15 yıllık ürünler bulunduran davacının, söz konusu yanlış politikaları nedeniyle stoklarında biriken ürünleri müvekkili şirkete iade ederek, ticari kayıplarını müvekkili şirkete ödetmek amacıyla huzurdaki davayı açtığını, davacının müvekkili şirkete iade etmeye çalıştığı stokların, kendi ticari politikası sonucu, aldığı ancak satamadığı ürünler nedeniyle eski ve güncel olmayan ürünlerden oluştuğunu, basiretli tacir olan davacının isteği doğrultusunda teslim edilen ve bedelleri müvekkili şirkete ödenen ürünlerin davacı tarafından satılamamasının müvekkili şirketin sorumluluğunda olmayıp, aksine davacının, müvekkili şirketin marka değerini artırmak amacıyla daha fazla güncel ürün satış faaliyetinde bulunması gerektiği halde stokta eski ve güncel olmayan ürün bulundurmasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmenin 15/g maddesinde; \"Yetkili Satıcının ...'e vermiş olduğu fakat ... tarafından fatura edilmemiş olan ürün siparişleri iptal edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, Yetkili Satıcının stokunda olup bedeli ...'e ödenmemiş olan kolisi açılmamış emtia ...'e testim edilecektir. Aksi takdirde bu emtia üzerinde de ... hapis hakkına sahip olacaktır\" hükmünün yer aldığını, söz konusu hükmün sözleşmede, sözleşmenin sona ermesinden önce yeni teslim edilen ve bedeli henüz ödenmeyen güncel ürünlerin hiçbir yükümlülük söz konusu olmaksızın hakkaniyet gereği müvekkili şirkete iadesini düzenlediğini, söz konusu hükmün, bayiliğin sona ermesinden önce yeni teslim edilen ve bedeli ödenmeyen ürünlerin iadesi amacıyla düzenlendiğinden davacının eski ve güncel olmayan, ayrıca bedeli ödenen ürünlerinin iadesini kapsamamakta olduğunu, söz konusu maddede açıkça, bedeli müvekkili şirkete ödenmemiş ve kolisi açılmamış ürünlerin ...'e tesliminden bahsedilmekte olup; bedeli ödenen ürünlerin müvekkili şirkete iadesi ve bedellerinin geri ödenmesi şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığını, yine sözleşmenin 15. maddesinin sözleşmenin ne şekilde olursa olsun sona ermesi halini düzenlemesi karşısında işbu dava kapsamında sözleşmenin haklı veva haksız feshedildiğinin tespitinin dahi iade yükümlülüğünün mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi açısından gerekli olmadığını, dolayısıyla davacının, ürünlerin bedelini hangi sözleşme hükmüne ya da hangi hukuk kuralına dayanarak talep ettiğinin taraflarınca  anlaşılamadığını, sözleşme hükümlerine ve genel hukuk kaidelerine açıkça aykırı olan davacı taleplerinin hukuka aykırı olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 30/09/2021 tarih ve 2016/288 Esas - 2021/656 Karar  sayılı kararında;\"Dava, taraflar arasındaki \"... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi\"nin feshedilmesi nedeniyle, sona eren sözleşme gereği davacının stokunda bulunan malların davalı tarafından iade alınarak, bedellerinin davalıdan tahsili talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce, taraflarca dosyaya sunulan 10/10/2012 tarihli \"... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi\", ihtarnameler, tutanaklar incelenmiş, isimleri bildirilen tanıkların beyanları alınmış, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi heyetinden rapor ve ek rapor alınmış, dosyaya sunulan uzman görüşleri değerlendirilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; davacı tarafça, taraflar arasındaki 10/10/2012 tarihli \"... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi\"nin haklı nedenlerle feshedildiği belirtilerek, sona eren sözleşme gereği davacının stokunda bulunan malların davalı tarafından iade alınarak, bedellerinin davalıdan tahsili talebine yönelik olarak dava açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, özellikle sözleşmenin 2. maddesi gözönüne alındığında, sözleşmenin, davacıya münhasır satıcılık yetkisi vermeyen bir bayilik sözleşmesi olduğu görülmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin \"Sona Ermenin Sonuçları\" başlıklı 15. maddesi; \"Sözleşmenin ne şekilde olursa olsun sona ermesi üzerine, Yetkili Satıcıya sözleşme ile tanınan her türlü hak sona erer. Dolayısıyla...g) Yetkili satıcının ...'e vermiş olduğu fakat ... tarafından fatura edilmemiş olan ürün siparişleri iptal edilmiş sayılacaktır. Ayrıca, Yetkili Satıcının stokunda olup bedeli ...'e ödenmemiş olan kolisi açılmamış emtia ... teslim edilecektir. Aksi takdirde bu emtia üzerinde de ... hapis hakkına sahip olacaktır.\"  hükmünü içermektedir. Söz konusu madde hükmü dikkate alındığında, davacının talebi olan, sona eren sözleşme gereği davacının stokunda bulunan malların davalı tarafından iade alınarak, bedellerinin davalıdan tahsili talebine ilişkin olarak sözleşmenin taraflarca haklı olarak mı haksız olarak mı feshedildiği hususunun eldeki dava açısından bir önemi bulunmamaktadır. Zira, sözleşmenin 15. maddesi, sözleşmenin ne şekilde olursa olsun sona ermesi üzerine tarafların hak ve yükümlülüklerini belirlemektedir. Sözleşmenin 15/g maddesine göre, taraflar arasındaki sözleşme ne şekilde sona ererse ersin, davacı olan yetkili satıcı, stokunda olup bedeli ...'e ödenmemiş, kolisi açılmamış emtiaları ...'e teslim edebilecektir. Bu maddenin mefhumu muhalifinden, davacı yetkili satıcının stokunda olup, bedeli ...'e ödenmiş emtiaların sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ...'e iade edilemeyeceği, yani ...'in söz konusu emtiaları geri alma zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin feshinin ileriye etkili sonuç doğuran bir irade açıklaması olduğu da gözönüne alındığında, sözleşmenin sona ermesi tarihine kadar yapılan satış sözleşmelerinin bu sona ermeden etkilenmeyeceği açıktır. Taraflar tacir olup, her iki tacir hakkında da TTK'nun tacirlere ilişkin hükümleri ile taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Davacı taraf, dava konusu yapılan emtiaların da aralarında bulunduğu bir kısım emtiaların, davalı tarafından kendisine sipariş dışı gönderildiğini, aralarındaki ticari ilişkinin mahiyeti gereği de bu emtiaları almak zorunda kaldıklarını belirtmiştir. Öncelikle, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi gözönüne alındığında, davacı yetkili satıcının bağımsız işletmeci sıfatını haiz olduğu, tacir sıfatıyla işin her türlü riskini bilerek ve üstlenerek söz konusu sözleşmenin tarafı olduğu anlaşılmaktadır. Yine sözleşmenin 4/e maddesi gözönüne alındığında, davacı yetkili satıcının kesin sipariş vermediği, sipariş dışı gönderilen ve rızasının bulunmadığı hiç bir ürün teslim alma ve bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı açıktır. Ayrıca 6102 Sayılı TTK'nun 21. maddesi; \"(1) Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. (3) Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğ­rulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" hükmünü içermektedir. Davacı tarafça, dava konusu yapılan emtiaların, kendi isteği dışında, ... tarafından kendisine gönderildiği ileri sürülmekte ise de, dosya kapsamının incelenmesinden tacir olan davacının, davalı tarafından kendisine gönderilen faturalara karşı bu faturaların alındığı tarihten itibaren 8 gün içinde herhangi bir itirazda bulunmadığı görülmektedir. Bu anlamda davacı, söz konusu faturaları kabul etmiş bulunmaktadır. Yine tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden, ticari ilişki sırasında taraflar arasında dönem dönem mutabakatlar yapıldığı, davacı tarafından, bu mutabakatlara da süresi içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tacir olan davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra, kendisine teslimi ve bedelinin davalı tarafa ödenmesi üzerinden uzun zaman geçtikten dava konusu ürünlerin davalı tarafından teslim alınması ve ödenen bedelin iade edilmesi yönündeki talebinin, TTK'nun tacir olmanın hükümlerine yönelik 18-23. maddelerine aykırılık teşkil ettiği gibi 4701 Sayılı TMK'nun 2. maddesine de aykırılık teşkil ettiği, yine taraflar arasındaki sözleşmenin özellikle 15. maddesi gözönüne alındığında, davacının talebinin haksız olduğu sonucuna varılarak, davanın reddine yönelik aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, \"Davacı tarafça açılan davanın REDDİNE,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinden bahisle dürüstlük kuralı gereğince, davalı şirketin stoktaki malları geri alması gerektiğini, Mahkemece, bayilik sözleşmesinin sürekli niteliği ve dosyadaki bilirkişi raporu ile tanık ifadeleri dikkate alınmadan, yapılan işlemlerin yalın satış işlemi gibi değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini, mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olup kaldırılması gerektiğini, dava konusu olayda, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, çerçeve niteliğinde sürekli bir sözleşme olduğunu, üreticinin malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayiye göndermeyi, buna karşılık bayinin de, üreticinin dağıtım ağına dahil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlendiği bayilik sözleşmesi olduğunu; Bayilik sözleşmesi unsurlarının ...'un doktora tezi olan \"Bayilik Sözleşmesi Sona Ermesi ve Sonuçları\" isimli kitapta; \"bayilik sözleşmesinin özellikleri, taraflar arasında kurulan sözleşmenin sürekli borç doğuran bir sözleşme olması, bu sözleşmenin çerçeve niteliği taşıması, bayiin kendi adına ve hesabına hareket etmesi, üreticinin dağıtım ağı ile bütünleşmesi ve sürümü artırıcı faaliyetlerde bulunmasıdır.\"  şeklinde belirtildiğini, ...  tarafından hazırlanan doktora tezine göre bayilik sözleşmesi'nin, her iki tarafa borç yükleyen, sürekli borç ilişkisi doğuran çerçeve niteliğinde sürekli bir sözleşme olduğunu, bu konuda Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2010/6106 E. ve 2010/12370 K. sayılı kararında; \" Bayilik sözleşmesi, dağıtım şirketi ile bayi arasında akdedilen, dağıtım şirketinin ürünleri temin etmeyi, bayinin de bunları satmayı taahhüt ettiği, rızai ve tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdir.\" denildiğini, üreticinin malları teslim yükümlülüğünün sözleşmeden doğan bir asli edim yükümlülüğü olduğunu, üretici ve bayi arasında çerçeve sözleşme olarak nitelendirilen ve ileride yapılacak münferit sözleşmelerin temelini oluşturan bir sözleşme bulunduğunu, bu sözleşme gereği üretici tarafın bayiye mal teslim etmek, bayinin de bu malları bedelini ödeyerek satın almak ve üçüncü kişilere satmak suretiyle sürümü artırmak yükümlülüğünde olduğunu, her ticari sözleşmede olduğu gibi bayilik sözleşmesinde de sözleşme konusunda her iki tarafın karşılıklı sadakat yükümlülüğünü bulunduğunu, söz konusu bu yükümlülüğe göre üreticinin bayiyi desteklemek, yardım etmek ve işlerini kolaylaştırmakla mükellef olduğunu; Bayinin sözleşme konusu malları sürümünü arttırması için üretici tarafından gerekli evrak, belgelerin ve reklam gibi kolaylaştırıcı faaliyetlerinin temin edilmesi gerektiğini, aynı şekilde stokta bulunan malların satımının sağlanması için üreticinin reklam panolarının, basılı ticari evraklarının da bayide hazır bulundurulması gerektiğini, davalı üretici şirketin cevap dilekçesinde belirttiği üzere, müvekkili şirketin satış yapmış olduğu bölgede başka bir bayinin açılmasını sağladığını, bayilik sözleşmesinin gereği davalı şirketin başka bir bayi açmasında kural olarak herhangi bir sakınca olmadığını ancak davacı müvekkili şirketin yeteri kadar satış yapmasına rağmen ve haklı bir gerekçe yokken davalı üretici tarafından aynı sokak içerisinde yeni bayi açılması sağlanarak satış yaptığı bölge itibariyle davacı müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, tüketicilerin belli bir markaya güvenerek markası olmayan mallara vereceği miktardan daha fazla paralarla markalı ürünleri tercih ettiklerini, bu nedenle üreticinin, ürettiği malların kalitesini ve sağlamlığını garanti etmek zorunda olduğunu, tüketicinin satın aldığı mal nedeniyle sonradan ortaya çıkacak sorunların çözümünde üreticinin garanti yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini ancak davalı şirketin davacı müvekkilinin stoğunda bulunan mallara yeteri kadar servis hizmeti ve garanti vermediğini, bu nedenle de davacı müvekkilinin stoktaki malların satışını yapmadığını; Bayinin yeniden satış yapmak üzere, üreticiden mal almasının bayinin asli sorumluluklarından olduğunu, bu sorumluluk çerçevesinde müvekkilinin, davalı şirketin satış kalitesinde elinden gelen bütün ehemniyeti gösterdiğini ve hatta bölge bazında en çok satış yapan firma olduğunu, davalı şirkete mal alımından dolayı ödemesi gereken bütün borçlarını tam ve eksiksiz olarak zamanında ödediğini, bayinin en önemli yükümlülüklerinden birisi olan üretici firmanın ürünlerinin satış miktarını arttırdığını, bu hususun davacı müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak yıllarca yerine getirildiğini, davalı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirket tarafından hazırlanan Bayilik Sözleşmesi'ne göre bayilerin tüm stok yönetimi ve denetiminin davalının kurduğu sistem dahilinde yine davalı ... tarafından yapılacağını ancak davalı ...'in sözleşmedeki bu denetim ve yönetim yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğini kendisinin de ikrar ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı bayii bünyesindeki işletmenin, sistemi, depo ve stok yönetimi, risk analizi ve denetimi davalı Vestele ait olup onun talimatlarına göre organize edildiğini;Taraflar arasındaki sözleşmenin basit bir bayilik sözleşmesinden çok daha ötede hükümler ihtiva ettiğini, depo ve stok yönetimi sorumluluğu davalı ...'e ait olduğundan depodaki varsa iddia edildiği gibi eski ürünlerin bulunmasının tüm sorumluluğunun da davalıya ait olduğunu, davalının kendi kontrol ve denetimindeki stok ve deponun sorumluluğunu sözleşmeye aykırı bir şekilde davacıya yüklemesinin iyiniyetle ve ticari örfle bağdaşmayacağını, basiretli tacir olması gereken davalının açıkça bizzat kendisinin hazırladığı bayilik sözleşmesindeki kendi yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davalı, davacının bayisinin deposunda bulunan malların denetim ve sorumluluğunu üstlenmiş olduğundan bahisle güncel olmayan ürünlerin iadesini alması ve güncel ürünlerin aktivasyonunu sağlaması gerektiğini ancak davalının kendisinin hazırlamış olduğu tek taraflı bayilik sözleşmesine istinaden kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bu yükümlülüğü de davacının üzerine yıkmaya çalıştığını;Davalı şirketin kendi planları noktasında bazı malların satış fiyatını düşürmeyi planlamasına rağmen, söz konusu bu malların fiyatı düşürmeden önce davacı müvekkiline satışını yaptıktan sonra malların fiyatını düşürdüğünü, bu nedenle davacı müvekkilinin büyük zararlara uğradığını, davacı müvekkilinin satış ve sergi salonunun yakınında bulunan zincir mağazalarda (AVM' lerde) ... marka ürünlerin düşük fiyata satılmasına sebep olunup göz yumulduğunu ve bu sebeple ortaya çıkan zararların da telafi edilmediğini, davalı şirket tarafından uygulanan bu politikanın üreticinin eşit davranma yükümlülüğüne aykırı olduğu gibi sadakat yükümlülüğüne de aykırı olduğunu,12.07.2017 tarihli dilekçe ekinde sundukları fotoğrafta görüleceği üzere Kule Caddesi üzerinde bulunan ... isimli mağazanın ... ürünlerini sattığını büyük panolar ile ilan ettiğini, ...  büyük panolardaki reklamları davalının talebi ile yaptığını, bu durumun davalının sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğunu, davacı tarafından yapılan feshin ise haklı olduğunu ortaya koyduğunu; Davacı müvekkilinin basiretli tacir olarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, davalı ... tarafından, davacı ...’a ait işyerine aylık ziyaretler yapıldığını ancak bu ziyaretlerde satıcı/bayi tarafından yapılan eleştiriler ve sorunların çözülmediğini, davalı tarafından yapılan ziyaretlere ilişkin düzenlenen ziyaret formlarında dava dilekçesinde belirttikleri hususların varlığının açıkça belirtildiğini, davalı şirket tarafından mahkemeye sunulan hukuki mütalaanın dosya kapsamı ve olayla uyuşmadığının ortada olduğunu, ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi hususunun mahkemeye ait olduğunu, taraflar her ne kadar farklı ifadeler kullansalar da, TBK 18. maddesi gereği hakimin sözleşmenin niteliğini belirlerken tarafların kullandıkları sözcük ve ifadelerle bağlı olmadığını, bu nedenle yapılan sözleşmedeki sözcük ve ifadelerle bağlı kalmaksızın, hakimin sözleşmenin niteliğini belirlemesi gerektiğini, ayrıca davalı şirketin taraflar arasında akdedilen sözleşmenin maddeleri çerçevesinde davacı müvekkilinin basiretli tacir gibi davranması gerektiğinden bahisle fatura karşılığı almış olduğu malları iade edemeyeceğinden ve bu riske katlanması gerektiğinden bahsettiğini, bu görüşün kabulü halinde, davalı şirket tarafından iddia edilen davacı müvekkilinin sözleşme feshedilmeden önce başka bir firmanın bayiliğini yapmış olmasının basiretli tacir olmanın bir gereği olduğunu, davacı müvekkilinin tacir olarak ticari hayatını devam ettirmesi ve kendi ticari hayatının devamı için gerekli atılımları yapması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da bahsedildiği üzere bunun gayet normal bir durum olduğunu; Davacı her ne kadar tacir olsa da davalı şirket ile akdedilen sözleşmedeki davacı aleyhine olan hükümlerin TBK'nın 20. maddesinde değinilen genel işlem koşulları çerçevesinde geçersiz olacağının ortada olduğunu, TBK 20. maddesi hükmü gereğince tarafların niteliklerine bakılmaksızın genel işlem koşullarının uygulanacağından bahsedildiğini, aynı kanunun 21. maddesi hükmü gereği taraflar arasında akdedilen sözleşmenin aynı zamanda genel işlem koşulları olması nedeniyle, davacı müvekkili aleyhine olan hükümlerin uygulanmasının olanaksız olduğunu, 08.06.2017 tarihli beyan dilekçesinde ayrıntılı olarak belirtildiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşme bayilik sözleşmesi olup, bayilik sözleşmesinin sona ermesiyle, davacı müvekkili şirketin stoğunda, davalı şirkete ait ürünlerin kaldığını, söz konusu bu ürünlerin,  bayilik sözleşmesi gereğince faaliyetin devamı açısından davalı şirket tarafından gönderilen mallar olduğunu; Davacının bayilik sözleşmesi gereği, müşterinin talebi üzerine seri bir şekilde yanıt vermesi gerektiğini, bu nedenle davacı müvekkilinin stok yapma zorunluluğunun söz konusu olduğunu, taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesinin bir gereği olarak davacı müvekkilinin stok yapma zorunluluğunda olduğunu, Bayilik Sözleşmesinin 9. maddesinde;“Yetkili satıcı gerek işin açılması anında ve gerekse devamında işin standartlara uygun yürütülmesi için ... tarafından işyerinin büyüklüğüne göre belirlenecek asgari miktarda ürünü iş yerinde sergilemeli stoklarında hazır bulundurmalıdır. Yetkili satıcı deposunun organizasyonu, stok oluşumu konularında ...’in talimatlarına ve normlarına uymayı taahhüt eder.” hükmü bulunduğunu, davalı şirket tarafından müvekkilince sipariş verilmeyen ürünlerin gönderilmesinin de bu konuda stok yapma zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyduğunu, taraflar, sözleşmenin sona ermesi durumunda bayiin stoğunda kalan malların ne olacağı konusunda açık bir düzenlemeye gitmemişlerse, bu malların üretici tarafından geri alınmasının hukuki dayanağının ne olacağı sorusunun gündeme geleceğini;Sözleşmede stoklu malların iadesi konusunda herhangi bir hüküm bulunmuyorsa, sözleşmenin feshi bayi tarafından kaynaklanmıyorsa, dürüstlük kuralı gereğince üreticinin stoklu malları iade alması gerektiğini, açılan işbu davanın konusu teşkil ettiği şekilde sözleşmede stoktaki malların geri alınmasına dair herhangi bir hüküm bulunmuyorsa, bayinin sözleşmeyi feshetmesinde kusuru yoksa yada eşit kusurluysa stoktaki malların üretici tarafından geri alınması gerektiğini;Davacı bayii bünyesindeki depo ve stok yönetimi davalı ... ait olup onun talimatlarına göre organize edildiğini, depo ve stok yönetimi sorumluluğu davalıya ait olduğundan bahisle depodaki varsa iddia edildiği gibi eski ürünlerin bulunmasının tüm sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, davalı şirketin, davacı, bayisinin deposunda bulunan malların denetim ve sorumluluğunu üstlenmiş olduğundan, güncel olmayan ürünlerin iadesini alması ve güncel ürünlerin aktivasyonunu sağlaması gerektiğini ancak davalı şirketin kendisinin hazırlamış olduğu tek taraflı bayilik sözleşmesine istinaden kendi yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi bu yükümlülüğünü de davacının üzerine yıkmaya çalıştığını, Bayilik Sözleşmesi gereği bayinin mutlaka stok yaparak satış yapması gerektiğini, satılan malların niteliğinin stoğu zorunlu kıldığını, bu durumda davalı tarafından sözleşme gereğince gönderilen ve müvekkili tarafından stoklanan malların teslim alınması gerektiğini, sözleşmenin feshinin müvekkili bayinin kusurundan kaynaklanmadığından bahisle dürüstlük kuralı gereğince stoktaki malların üretici firma tarafından teslim alınmasının zorunlu olduğunu;Taraflar arasında akdedilen ve davacı tarafından feshedilen sözleşmenin fesih nedeninin yalnızca davacının hemen yanı başına davalı şirket tarafından yeni bir işletme açılması olmadığını, davacının işletmesinin hemen yanı başına davalı şirket tarafından yeni bir işletme açılması, bayilik sözleşmesi süresince satıcılık baskısı uygulanmak sureti ile davalı tarafından davacıya ihtiyaç üzerinde mal satışı yapılması ve malların satışından sonra fiyat düşürülmesi ve davacı firmaya fiyat koruması verilmemesi, davalı şirketin son 5 yıldır uyguladığı yanlış satış politikaları nedeniyle satıcı olarak davacının sürekli zarar etmesi, davacının satış ve sergi salonu yakınında bulunan zincir mağazalarda ... marka ürünlerin düşük fiyata satılmasına sebep olunup göz yumulması ve bu nedenle davacının zarara uğramasının haklı fesih nedenleri olduğunu;Sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiğinden bahisle bilirkişi 2. Ek raporunda da  bu konularda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın tek bir nedene bağlı kalınarak 2013 yılı öncesi malların iadesinin hakkaniyete uygun olmayacağı görüşüne katılmalarının mümkün olmadığını, diğer taraftan bilirkişi 2. ek raporunda haklı fesih olarak tek nedene bağlı kalınarak belirttiği görüşünde dahi stok yönetiminin davalı şirkete ait olduğunun taraflar arasında akdedilen sözleşme ile sabit olmasına rağmen davacı müvekkiline basiretli tacir olarak sorumluluk yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmedeki davalının stok yönetiminden sorumlu olacağına dair açık hüküm varken TTK.nın tamamlayıcı hükmü olan basiretli tacir hükmüne dayanmanın mümkün olmadığını;Davalı şirketin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmek zorunda olduğundan bahisle tek taraflı olarak hazırlamış olduğu bayilik sözleşmesinin ne anlama geldiğini de bilmek zorunda olduğunu, davalı şirketin bayilik sözleşmesinin 9.maddesindeki \"Yetkili satıcı (davacı) ...  tarafından ... belirlenecek asgari miktarda ürünü iş yerinde sergilemeli stoklarında hazır bulundurmalıdır. Yetkili satıcı deposunun organizasyonu, stok oluşumu konularında ...’in talimatlarına ve normlarına uymayı taahhüt eder.\" hükmünün açıkça deponun yönetiminin ve sorumluluğunun davalı ... A.Ş.ye ait olduğunu bilecek kadar ticari basirete sahip olmak zorunda olduğunu, aksini iddia etmenin sözleşmenin açık hükmünün göz ardı edilip ilgisiz sözleşme maddeleri ile sorumluluktan kaçınma anlamına geleceğini, hiçbir basiretli işadamının böyle bir yola başvuramayacağını, başvurması halinde kanun tarafından himaye görmeyeceğini;Diğer taraftan bilirkişi ek raporunda; \"Davalı taraf ..., davacının stoklarını takip etmesi ve bu ortamı kurması zor değildir; bilgi sistemleri alt yapısı çerçevesinde bayi stoklarını görmek istemesi, ortak başarı sağlamak içindir. Davalı taraf davacı tarafın stoklarını kendi kurmuş olduğu sistemde takip etmesi şeffaflık çerçevesinde fayda getirecektir.\" şeklinde belirtildiğini ancak davalı şirketin yıllar boyunda davacının tüm stoklarını kurmuş olduğu ... ve diğer özel sistemlerle takip ve kontrol ettiğini, buna rağmen davalı şirketin stok yönetimi sorumluluğu kapsamında hiçbir zaman davacının stoklarının durumunun iyi olmadığı yönünde bir uyarıda bulunmadığını, bu yönde bir iddia ve ispatı da olmadığını, bu durumda davalı şirketin depo yönetim sorumluluğunu aldığı bayisinin deposunda biriken ürünlerin bedelinden de sorumlu olduğunun açık olduğunu, davalıya rağmen depo yönetimini bayi tarafından yerine getirilseydi bu sefer bayinin sözleşmeye aykırı davranmış olacağını;Bilirkişi ek ve kök gerekse 2. ek raporunda stok yönetiminin kime ait olduğu hususunda hiçbir inceleme yapılmadığını, buna dair iddialarının cevaplanmadığını, Mahkemenin gerekçesinde bu konuda hiçbir inceleme yapılmadığını, tüm bu açıklamalar nedeniyle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine göre en başından itibaren stok yönetimi ve dolayısıyla sorumluluğu davalı ... A.Ş.ye ait olduğundan bahisle stokta biriken malların bedelini davalının ödemek zorunda olduğunu, bilirkişi 2. ek raporundaki sadece 2013 yılından sonraki malların bedelinin ödenmesi gerekir yönündeki görüşe katılmanın mümkün olmadığını, davalı şirketin ticari usullere uygun olarak üzerine aldığı stok yönetimini basiretli bir işadamı gibi yerine getiremediğini, stokta eski ürünlerin birikmesine neden olduğunu ve stoktaki tüm işlemleri ve ürünleri gördüğü halde gereken önlemleri almayı beceremediğini, bunun sonucunda ortaya çıkan stok birikmesinin ceremesini çekmemek için kendi hazırladığı sözleşmeye rağmen bahaneler uydurduğunu, davalı şirketin TMK. m.2 ye aykırı bu davranış ve iddialarının hukuken kabul edilemeyeceğini;Davalı şirket tarafından doğrudan \"bilirkişi ek raporu itiraz dilekçesinin\" ekinde \"sözleşmenin feshi anında davacı stok bilgisine dair liste suretlerinin\" dosyaya sunulduğunu, bu stok listesinin ...'in elinde bulunmasının nedeninin bayilik sözleşmesinin 9.maddesindeki \"stok yönetiminin vestele ait olacağı\" hükmünden kaynaklandığını, bayilik sözleşmesine uygun olarak davalı şirketin davacı bayiinin tüm stoklarını ve depo kayıtlarını görmekte ve takip ederek kontrol etmek ve yönlendirmekte olduğunu, davalı şirketin doğrudan mahkemeye sunduğu bu listelerin dahi davacının stok yönetiminin davalı şirkete ait olduğunu ve onun tarafından yönetildiğini açıkça ortaya koyan en büyük yazılı delil ve ikrar olduğunu, davalının iddiasının aksi sabit olsaydı davalı şirketin sadece davacı bayiye verdiği ürünlerin listesi olacağını ancak stokta kalan ürünlerin listesinin elinde bulunmaması gerektiğini, davalı üretici şirket bayinin sattığı ve stoğunda bulunan tüm ürünlerinde listesini takip ederek stok yönetimini yaptığını, tüm bu açıklamalara ve yazılı delillere göre stok yönetimini yapan davalı ... Şirketi'nin bu stok yönetiminin tüm yükümlülüklerinden sorumlu olduğunu; Diğer taraftan davalı şirket tarafından sunulan sözleşmenin feshi anında davacı stok bilgisine dair listede 2006- 2007- 2008- 2009- 2010- 2011- 2012- 2013- 2014- 2015 ve 2016 yıllarına ait ürünlerin kaydı bulunduğunu, davalı üretici ... kayıtlarında davacı bayisine ait 2016 tarihi itibariyle stokta bulunan 2006 yılından beri tüm ürünlerin marka ve adet olarak yer almasının stok yönetiminin uzun yıllardır davalı ... tarafından yapıldığının yazılı delilleri olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine göre işletme, stok yönetimi, pazarlama yöntemleri ve ticari destek sorumluluğunun davalıya ait olduğunu; Taraflar arasında imzalanan ... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nin doğrudan davalı ... tarafından tek taraflı olarak hazırlandığını, bayilik sözleşme maddeleri bir bütün halinde değerlendirildiği zaman taraflar arasındaki sözleşme bayilik sözleşmesi olmasına rağmen bayilik sözleşmesinden  çok ötede hükümler ihtiva ettiğinin, sözleşme hükümleri ile bayinin tüm ticari faaliyetinin ...'in kontrolünde olduğunun görüldüğünü, bayilik sözleşmesi adı altında neredeyse bir şube gibi işlem yapılmasının istenildiğini,Taraflar arasındaki sözleşmeye göre ...'in belirlediği kriterlere göre bir sistem kurduğunu ve bu sisteme giren bayilerin ürünlerin satışı hakkında işyerinin kuruluşu, dekorasyonu, işletilmesi, pazara uygun ürünlerin belirlenmesi, satışı artırmaya yönelik yöntemler, stok yönetimi, satış biçimi, bayilerin ve çalışanlarının yönetimi ve  eğitimi, ticari desteği, hizmet sunum tekniklerinin tamamının sorumluluğunun davalıya ait olduğunu, bunun sonucu olarak varsa; stokların eski ürünlerle dolmasının, yanlış ticari politikaların uygulanmasının, yanlış işletilmesinin, yanlış yönetilmesinin, pazara uygun ürünlerin stoklanmamasının, bayinin işletilmesinin yanlış yapılmasının, satışı artırmaya yönelik yöntemlerin uygulanmamasının, stokların yönetiminin iyi yapılmamasının, satış biçimlerinin doğru uygulanmamasının, bayilerin ve çalışanların eğitiminin tam ve gereği gibi yapılmamasının ve yönetim yetkisinin düzgün kullanılmamasının, ticari desteğin verilmemesinin (fiyat korumasının sağlanmamasının) hizmet sunum tekniklerinin doğru uygulanmamasının tüm sorumluluğunun davalı ... ait olduğunu;Stokların eskimesinden ve yanlış ticari politikalardan da sorumlu olanın, bizzat sözleşmeyi hazırlayan ve her türlü yönetim hakkını ve yetkisini elinde bulunduran davalı ... olduğunu, sözleşmenin bu açık hükümlerine rağmen aksini iddia etmenin sözleşme hükümlerinin inkarı anlamına geleceğini, bu durumun TMK m2 anlamında dürüslük kuralına aykırı olduğu gibi HMK. m.29 anlamında \"Taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar.(2) Taraflar, davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler.\" hükümlerine açıkça aykırılık teşkil edeceğini, kanunun ise bu tür dürüstlüğe aykırı davranışları daima mahkum ettiğini, kendi yükümlülüklerini yerine getirmeyen hiç kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini;Davacı tarafın, fatura tarihinden itibaren hesap olunacak ticari işlere uygulanan avans faizi talebinin hukuka uygun olduğunu, söz konusu stoktaki malların davacıya baskı uygulanması sonucu talebinden fazla gönderilen mallar olduğunu, davalı firma üstünlüğünün söz konusu olduğu sözleşmede hukukun ruhuna uygun olmayan maddelerin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, hem haksız feshe neden olup hem de stoktaki malların alınmamasının ve ayrıca stoktaki bu mallara ilişkin garanti sistemine ilişkin davacının taleplerini karşılıksız bırakan davalının bu iddialarını kabul etmenin mümkün olmadığını;Davalının depodaki malları geri almaması halinde bu malların bayi tarafından satışının da mümkün olmadığını, davalı ...'in kurmuş olduğu satış sisteminde davacı bayide sergilenen beyaz eşya ürünlerinin müşterinin beğenisinden sonra satış işleminin bayi tarafından yapıldığını, bayi tarafından satışı yapılan ürünlerin ... programına bayi tarafından girildiğini, bunu takiben ... yetkili servisinin de, ... programında gördüğü satış ürününü satışı yapan bayiden teslim alıp müşterinin evine kurulumunu yaptığını, bayinin bir ürünü satıp müşteriye tesliminin ve yetkili servis tarafından kurulumunun ancak satılan ürünün ... ... Programına bayi tarafından girilmesi ile mümkün olduğunu, ... programına girilmeyen ürünlere yetkili servis hizmeti verilmediğini;Davacı bayi tarafından 06.04.2020 tarih ve ... nolu fatura ile ... Ltd.Şti. ne ... Eko ... buzdolabının satışının yapıldığını, buzdolabının satışının yapıldığı ... programına girilmek istenilince davalı ... tarafından ... programının davacı bayiye kapatıldığını, bu ürünün müşteriye teslimi ve servis hizmetlerinin verilemediğini, dava konusu olan ve davacı bayinin elinde bulunan ürünlerin satışı yapıldığı zaman davalı ... tarafından bayinin ... programına girişi engellendiği için ürün yetkili servis tarafından alınmamakta, müşteriye teslimat yapılamamakta ve garanti ile ücretsiz servis hizmetleri sunulamamakta olduğunu, bunun sonucu olarak da bayinin elinde kalmış ürünlerin satışının mümkün olmadığını, ...'in kurduğu sisteme göre bayinin elindeki tüm ürünlerin, stok yönetimini, satış aşamasını, servis hizmetlerini, teslimatı ve garanti hizmetlerini tamamen tekeli altına aldığını, davalının kurmuş olduğu sistemin dışında bir ürünün bayi tarafından satışı ve servis hizmetinin sunulmasının mümkün olmadığını, davalının sürekli olarak keyfi bir şekilde ... programını kapatarak davacı bayinin elindeki ürünlerin satışını engellediğini ve bayinin zarar görmesine neden olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında bizzat ... hazırlayıp yürürlüğe koyduğu sisteme göre bayinin elinde kalmış ürünlerin ... tarafından geri alınması gerektiğinin ortada olup davanın kabulüne karar verilmesini istemenin zorunlu olduğunu; Davalı şirketin iddialarının doğru olmadığının tanık beyanları ile ortaya çıktığını, dinlenen tüm tanıkların belirttiği üzere müvekkili tarafından Kule Caddesi No:17 Selçuklu adresindeki Konsept mağazasında davalı şirketin ürünleri hariç herhangi bir ürünün satışının yapılmadığını, buna dair bir belge de olmadığını, davalı şirketin iddiasının aksine stok yönetimi davalı şirket tarafından yapılmakta olup, müvekkilinin eski ve güncel olmayan malları stoğunda bulundurma gibi politikası bulunmadığını ve bölgede en çok ciro yapan bayiler arasında bulunduğunu, davalı ... davacıya ait bayinin yakınında bulunan zincir mağazalarda düşük fiyatla ürün sattığının da sabit olduğunu, tanık beyanlarıyla davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığını ve haklılıklarının ortaya çıktığını; Yerel mahkemenin gerekçesinin de yerinde olmadığını, mahkemenin kararında \"Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, özellikle sözleşmenin 2. maddesi gözönüne alındığında, sözleşmenin, davacıya münhasır satıcılık yetkisi vermeyen bir bayilik sözleşmesi olduğu görülmektedir.\" denildiğini, dava dilekçesinde hiç bir zaman bu yönde bir iddiada bulunulmadığını, buna rağmen münhasır bayilik sözleşmesi verilmemesinin davada sonuca etkili olmadığını çünkü sözleşmenin \"Giriş Bölümü ile m.3/c, m.4/b, m.6, m.6/b ve m.9\" da ise sözleşmenin asıl önemli maddelerinin yer aldığını, sözleşmenin \"Giriş Bölümü ile m.3/c, m.4/b, m.6, m.6/b ve m.9\" da belirtildiği üzere davacı bayinin her türlü stok yönetimi, fiyatlandırma ve ticari desteğinin davalıya ait olduğunu, Mahkemenin sözleşmenin 15. maddesi ile ilgili gerekçesinin de yerinde olmadığını; Sözleşmenin 15. m. sadece davalı haklarını düzenlemiş olup hiç bir yükümlülüğünü düzenlemediğini, düzenlenen hususların davalının bedeli ödenmemiş malların bedelini alabileceği veya bu mallar üzerinde hapis hakkını kullanacağı olduğunu, dolayısıyla sözleşmenin 15. maddesinin sadece davalının hiç bir yükümlülüğünü düzenlemediğini, esasen davalının yükümlülüklerinin sözleşmenin \"Giriş Bölümü ile m.3/c, m.4/b, m.6, m.6/b ve m.9\" da açıkça belirtildiğini, mahkemenin gerekçesinde bu hükümleri hiç dikkate almadığını, \"Bu (15) maddenin mefhumu muhalifinden, davacı yetkili satıcının stokunda olup, bedeli ...'e ödenmiş emtiaların sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ...'e iade edilemeyeceği, yani ...'in söz konusu emtiaları geri alma zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.\" gerekçesinin de yerinde olmadığını, açıklanan maddelerin açık hükmü dururken başka bir maddenin mefhumu muhalifinin gerekçe yapılması hukuk tekniği açısından yadırganacak olup usul ve kanuna aykırı bir durum olduğunu, davalı ...'in tek taraflı olarak hazırladığı sözleşmede kendi yükümlülüklerinin hiç bir müeyyidesini düzenlemediğini ancak TMK.m2 deki dürüstlük kuralı ve TBK.m. 20 vd. m.lerindeki genel işlem koşullarının davalı Vesteli sorumlu tuttuğunu, davalı ... sözleşmenin belirtilen maddelerindeki yükümlülüklerini yerine getirmediği için stokta malların birikmesine neden olduğunu; Mahkemenin; \" Sözleşmenin feshinin ileriye etkili sonuç doğuran bir irade açıklaması olduğu da gözönüne alındığında, sözleşmenin sona ermesi tarihine kadar yapılan satış sözleşmelerinin bu sona ermeden etkilenmeyeceği açıktır.\" şeklindeki gerekçenin de yerinde olmadığını, dava konusu ürünlerin bayiye satışı yapılmakla hukuki ilişkinin sona erdiği ürünler olmadığını, bu ürünlerin bayiye satıldıktan sonra bayi tarafından sergileneceğini, davalı ... tarafından tanıtım ve reklamı yapılacağını, davalı ... tarafından kurulum ve bakım servis hizmetleri verileceğini ve davalı tarafından garanti yükümlülüğünün de yerine getirileceğini, davacının, davalı ... tarafından bu hizmetler yerine getirilmeden deposundaki ürünleri pazarlamasının mümkün olmadığını, bayilik sözleşmesinin sürekliliğinin bir yönünün de burada yattığını, Mahkemenin ani edimli sözleşme ile sürekli edimli sözleşme ayrımını gözden kaçırdığını, yine Mahkemenin sözleşmenin bütünlüğünü de dikkate almadığını; Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin \"Giriş Bölümü ile m.3/c, m.4/b, m.6, m.6/b ve m.9\" maddelerinin hiç dikkate alınmadığını, sözleşmenin 7. maddesinden sözleşmedeki davalı ... sorumluluklarının da davacı bayiye ait olduğu yönünde bir anlam çıkarmanın mümkün olmadığını, sözleşmedeki \"işin her türlü riskini bilerek ve  üstlenerek bu sözleşmeye taraf olduğu\" hükmünün genel işlem koşullarına aykırılık yönünün irdelenmediğini, bu hükmün tek taraflı olarak her türlü riski ve sorumluluğu hatta davalının sorumluluklarını da davacı bayiye yüklediğini, bu durumun TBK'nın madde 25 hükmüne açıkça aykırı olduğunu, Mahkemenin sözlemenin 4/d maddesini dikkate almadığını, sözleşmenin bu hükmüne göre siparişlerin ne şekilde alınacağı ve faturalandırılacağını da davalı ...'in tek taraflı olarak belirlediğini, bunun sonucu olarak davalının ürünleri davacı bayiye tek taraflı olarak gönderdiğini, davalı tarafından gönderilen CD kayıtlarındaki DTS (Doğrudan Tahsilat Sistemi)  incelendiğinde davacının gönderilen hiç bir mala ilişkin sipariş onayı bulunmadığının görüldüğünü, davalıdan gelen belgelere göre davacının onayı olmadan davalı üretici tarafından mal gönderildiğinin ve yine davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak stok yönetiminin düzgün yapılmadığının ortaya çıktığını; Bayinin bilgisi ve onayı olmadan faturalar düzenlenip bayi hakkında borç kaydı yapıldığını, özellikle daha önceden belirtildiği üzere davalı üretici ... tüm stok yönetimi kendisine ait olduğu için önceden faturayı kesip DTS'ye borç kayıt etmekte olup aradan 30-40 gün sonra malları göndermekte olduğunu, buna rağmen stok yönetimini, denetimi, risk analizi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, dolayısıyla davalı ...'in önce faturayı düzenlediğini sonra DTS sisteminden parayı tahsil ettiğini, sonra da ürünü gönderdiğini, bu durumda Mahkemenin ürünü teslim almak zorunda değil gerekçesinin yerinde olmadığını; Davalının DTS sistemi ile paraları tahsil ettiği için itiraz edecek bir durum kalmadığını, bayi tarafından eğer bir itiraz yapılırsa bu sefer bayinin birikmiş primlerinin kesildiğini ya da stok yönetiminin davalı ...'e ait olduğunun belirtildiğini, uygulamada işlerin nasıl işlediğinin tanık ifadelerinde belirtildiğini, davalı ...'in sözleşme gereğince tüm talimatları ve yönlendirmeleri tek başına yaptığını, hatta bayilere kendisi tarafından imzalanan sözleşmeyi dahi göndermediğini, tacir olan davalı ...'in de bu mutabakatlarda ve kendi kayıtlarında bulunan stok malları hakkında hiçbir uyarıda veya yönlendirmede, ihtar ve ihbarda bulunmadığını, böylelikle davalının kendi sorumluluğundaki stok yönetiminin sonuçlarını görüp kabul ettiğini, bu stok mallarının birikmesi ticari olarak doğru bir hareket değilse davalının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği anlamına geldiğini; Tacir olan davalının taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra, kendi sorumluluğunda olan stoktaki malların birikmesinin sonuçlarına katlanacağını ve bu ürünleri iade almak zorunda olduğunu, aksi halin kabulünün TTK'nın tacir olmanın hükümlerine yönelik 18-23. maddelerine TMK madde'2 ye de aykırılık teşkil edeceğini, aynı zamanda sözleşmenin davalıya yüklediği sorumlulukları görmemek anlamına geleceğinin açık olduğunu, sözleşme madde 6/b'nin; \" … ticari risk analizini gereği gibi yapabilmesi amacıyla, Yetkili Satıcı  bilanço, kar zarar hesaplarını ve denetçi raporlarını… isteyeceği tüm sözlü ve yazılı açıklamalar ile birlikte ... verecektir. Yetkili satıcı aynı zamanda, ... talep edebileceği yıl içindeki hesap durumlarını da kendisine verecektir.\" şeklinde olduğunu ancak bu bilgiler davalıya verildiği halde davalının hiç bir iyileştirici yönlendirme ve talimatta bulunmadığını; Sözleşmenin bu hükmünün bile taraflar arasındaki ilişkinin tek tek ürün satışı değil tam bir üreticinin bayinin tüm faaliyetlerini kontrol, denetleme ve yönlendirme yetkisi içerdiğini gösterdiğini, davalının istediği her türlü bilgiye ulaştığını ancak hiç bir görevini yerine getirmediğini, bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin basit bir bayilik ilişkisini de aşar derecede bayinin tüm kontrolünün davalı elinde bulunduğunu gösterdiğini, Mahkemenin gerekçesinde ticari risk analizi, bilanço kontrolü, stok kontrolü ve bunların sorumluluğa etkisinin hiç değerlendirilmediğini, tacir olan davalının taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesinden sonra,  teslim edip ve bedelini tahsil ettiği ve kendi sorumluluğunda bulunan stok yönetimini uzun zaman gereği gibi yapmayarak stoktaki biriken ürünlerin geri alınmamasının TTK'nın tacir olmanın hükümlerine yönelik 18-23. maddelerine aykırılık teşkil ettiği gibi 4701 Sayılı TMK'nın 2. maddesine de aykırılık teşkil ettiğini beyanla Yerel mahkemece verilen karara itirazlarının dikkate alınarak kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki yetkili satıcılık/bayilik sözleşmenin feshi nedeniyle davacı elinde kalan davalının üreticisi olduğu malların davalıya, bedellerinin ise davacıya iadesi talebine ilişkindir.Davacı taraf, 1994 yılından itibaren davalının bayisi/yetkili satıcısı olarak ticari faaliyette bulunduğunu, davalının kendisine ait işyerinin hemen yanında üçüncü kişiye bayilik vermesi, sipariş vermediği ürünleri göndermesi, sonradan bu ürünlerin fiyatını düşürmesi, zincir mağazalarda aynı ürünlerin daha düşük fiyata satılmasına izin vermesi sebepleriyle yetkili satıcılık sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ve davalıya stokta kalan ürünleri iade almasının ihtar edildiğini, zira stokta ürün kalmasından tamamen davalının sorumlu olduğunu, sözleşme gereği davalının stok durumunu kontrol etme, yönetme yükümlülüğünün bulunduğunu beyan ederek sözleşme kapsamında davalıdan satın aldığı ve fesihle birlikte elinde kalan ürünlerin davalıya, bedellerinin ise faizi ile birlikte kendisine iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, sözleşme ile davacıya münhasırlık yetkisi verilmediğini, davacıya sipariş etmediği herhangi bir ürünün gönderilmediğini, davalının kendi ticari politikası gereği daha yüksek fiyattan ürün satmak istemesi nedeniyle stoğunda çok fazla eski ürün kaldığını, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, aksine davacının sözleşmede belirtilen adresinde sözleşmeye aykırı olarak başka marka ürünleri satması nedeniyle sözleşmesinin taraflarınca haklı olarak feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, tanıkları dinlenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bir kök ve iki ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.  HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüştür.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında, süreli olarak imzalanmış ancak uygulama ile süresiz hale gelmiş olan ... Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nin feshedildiği konusunda bir ihtilaf olmadığı, sözleşme uyarınca davacının, davalının ürettiği ve markasını taşıyan ürünleri davalıdan satın alarak kendi nam ve hesabına sattığı, sözleşme ile davacıya münhasır satış yetkisi verilmediği, bir başka söyleyişle davacının tek satıcı olmadığı, taraflar arasında bu çerçeve sözleşme ile bayilik/yetkili satıcılık şeklinde bir ticari ilişkinin kurulduğu ve bu ticari ilişki içerisinde münferit olarak ürün satışının yapıldığı, davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünler için faturalar düzenlendiği ve bedellerinin davacı tarafından ödendiği, sözleşmenin sona ermenin sonuçları başlıklı 15. maddesi ile, sözleşmenin ne şekilde olursa olsun sona ermesi halinde, davalı tarafından davacıya gönderilmiş, yani davacının stoğunda bulunan ve fakat bedeli davacı tarafından ödenmemiş ve kolisi açılmamış ürünlerin davalıya teslim edileceğinin kabul edildiği, davacı tarafından sözleşmenin feshedilmiş olması sebebiyle davalının iade alması gerektiği iddia edilen ürünlerin bu nitelikte ürünler olmadıkları, dolayısıyla Mahkemenin, sözleşme ne şekilde sonuçlanmış olursa olsun davalının ürünleri iade almamakta haklı olduğuna dair kabulünün yerinde olduğu, her ne kadar davacı tarafça davalıya gönderilen 16.03.2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin, davalının başka bir kişiye aynı adreste bayilik vermesi, sipariş edilmediği halde ürün göndermesi ve bu ürünlerin fiyatını daha sonra indirmesi, zincir mağazalarda aynı markalı ürünlerin daha düşük bedelle satılması sebebiyle 17.04.2015 tarihinden itibaren haklı nedenle feshedildiği bildirilmiş ve haklı fesih kapsamında davalının bir tazmin sorumluluğu olarak ürünleri iade alarak bedellerini ödemesi gerektiği iddia edilmiş ise de; az yukarıda açıklandığı üzere sözleşme ile davacıya münhasır satış yetkisi verilmediği, kaldı ki davacının, kendisinin de kabulünde olduğu üzere, sözleşmede belirtilen adresten farklı bir adreste davalının bayisi olarak ticari faaliyette bulunduğu ve bu adreste davalının üçüncü bir kişiye bayilik vermediği, sözleşmedeki adreste yeni bir bayilik açıldığı, bu anlamda davalının sözleşmeye aykırı davrandığından bahsedilemeyeceği, davalı tarafından davacıya gönderilen ve faturalandırılan ürünlerin bedellerinin davacı tarafından kayıtsız şartsız ödendiği, davacının herhangi bir münferit satışa dair faturaya itirazı bulunmadığı gibi sipariş etmediğini iddia ettiği ürünleri ihtirazi kayıt koymaksızın teslim aldığı ve bu ürünleri iade faturası düzenleyerek davalıya geri göndermediği, sözleşmede davalının, kendi belirlediği satış politikasına göre davacıya ürün göndereceği, yani davacının hangi ürünü ne miktarda satacağını tamamıyla davalının belirleyeceği ve davalının bu konuda herhangi bir belirleme yapma yetkisinin bulunmadığına dair bir düzenleme olmadığı, davacının bağımsız bir tacir olarak kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunduğu, bu hususun sözleşmenin 7. maddesinde açık bir şekilde düzenlendiği, sözleşmenin 4/e maddesi ile davacıya kesin siparişini verdiği ürünleri teslim alma sorumluluğunun yüklendiği, aksine davalının gönderdiği ürünleri teslim almak gibi bir yükümlülükten bahsedilmediği, sözleşmenin stoklar başlıklı 9. maddesinde yer alan ve davacının üstlendiği, davalının belirleyeceği asgari miktarda ürünü işyerinde ve stoklarında bulundurma, davalının stoklarla ilgili talimatlarına uyma yükümlülüğü ile bağımsız tacir sıfatının kalktığının söylenemeyeceği, davacının stokların tamamıyla davalı tarafından belirlendiği ve sorumluluğun davalıya ait olduğu iddiasının, bedelini ödeyerek satın aldığı ürünlerin esasen hiç kendisine ait olmadığı, kendi adına ticari faaliyette bulunmadığı iddiası olduğu ve bu şekilde bir iddianın taraflar arasındaki sözleşmeye ve TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu, sonuç olarak davalının  sipariş edilmediği halde ürün teslim ettiği ve sözleşmeye aykırı davrandığı, yine zincir mağazalarda daha düşük fiyattan satışa izin verdiği ve bu nedenle sözleşmenin haklı şekilde feshedildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının haklı fesih nedeniyle davacıya karşı genel hükümler uyarınca bir tazmin borcunun bulunmadığı, bu kapsamda da  ürünleri iade alarak bedellerini ödemesinin talep edilemeyeceği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 04/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ca0538ec9401d8b8","SID":"ea5117930ca1ad9c"}}