{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/2060 Esas <br>KARAR NO: 2021/1335 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 19/02/2019<br>NUMARASI: 2016/222 Esas 2019/81 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 07/10/2021<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,davalıyla yapılan hizmet anlaşmasına göre 01.06.2014-25.05.2015 tarihleri arasında bağlama hizmeti verildiğini ve 27.06.2014 tarihli faturanın düzenlendiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine icra takibine başlandığını, davalının aldığı hizmete ilişkin bir itirazı olmadığını ancak takibi sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, borçluya usulüne uygun olarak ödeme emri gönderildiğini, borçlu yanın iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, davalının faturanın muhatabı olmadığı itirazlarına ilişkin olarak ise, davalının hizmeti aldığının ortada olduğunu, yapılan işlemlerde tekne hakkında talimatı verenin ve tekne sahibi olarak sözleşmeyi imzalayanın kendisi olduğunu, davalının faturanın muhatabı olduğunu belirterek İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  Davanın ticari niteliği bulunmadığından, deniz ticaret hükümlerine ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı, davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, görev itirazında bulunduklarını, aynı davacı dönemine ilişkin benzer bir alacak iddiası için davacının 16. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/889 E sayılı dosya ile sürdürdüğü itirazın iptali davasında, görev itirazlarının haklı bulunarak dosyanın İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini belirterek mahkeme görevsizlik kararı verilmesini talep ettiği, icra ve davaya dayanak olan faturayı, hizmet konusu ... adlı teknenin 01.06.2014 tarihinden önce marinadan ayrılmış olduğundan faturaya konu edilen hizmetin alınmadığını ve fatura üzerinde tahrifat yapılarak faturanın borçlusunun değiştirilmesi nedenleri ile Kadıköy ... noterliğinin 24.07.2014 tarih ... yevmiyeli ihtarnamesi ile iade edildiğini, dava konusu ... teknesinin donatanının, kayıt belgesinde (registry) görüleceği üzere ... Ltd. olduğunu, davanın bu şirkete yönelmesi gerektiğini, kendilerine düzenlenen faturanın da önce bu şirkete düzenlendiğini sonrasında üstü çizilerek faturanın muhatabı yapıldıklarını ... Ltd. şirketinin davacı şirketin marinasından bağlama yeri kiraladığını bedelini (40.000 TL) ödediğini, burada 3-4 ay kadar bir süre ... adlı teknesini bağladığını, sonrasında boşalan bu alana ... teknesi bağladığını, ... teknesinin ... teknesinde küçük olduğu için arada farkın iade edilmesi konusunda yazıştıklarını, gelecek yılın ücretinden mahsup edilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, ancak davacı şirketin kötü niyetli davranarak farkı mahsup etmekten öte, kendilerine ayrıca fatura düzenlediklerini, ayıplı hizmet ifasından sorumlu olduklarını, öte yandan davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği bağlama ücretinin de Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenen tarifeye aykırı olduğunu, 2634 Sayılı Turizm Teşvik Kanunun 10. maddesinde \"Belgeli işletmelerin uygulayacakları fiyat tarifelerinin hazırlanması ve onaylanmasına ilişkin genel ilkeler Bakanlıkça belirlenir.\" dendiğini, davacı şirketin ilgili Marina Yat Limanları İşletme Yönetmeliğinin F.7.1. maddesinde \"Ücret, Kültür Bakanlığınca tasdik olunan tarifeye göre belirlenmektedir.\" denilmesine rağmen müvekkilinden istenen bedelin (haklı bulunsa bile) olması gerekenden çok yüksek olduğunu belirterek, davanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davanın reddine, kötü niyetli davacı aleyhine %20 oranında tazminata, davacının HMK 329/2 uyarınca disiplin para cezasına mahkum edilmesine, yargı giderler ve vekalet ücreti davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/02/2019  tarih ve 2016/222 Esas - 2019/81 Karar  sayılı kararında; \"....Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı marina işletme vekilinin dava dilekçesi ile davalı tarafa 01.06.2014- 25.05.2015 tarihleri arasında sunduğunu iddia ettiği bağlama hizmet bedelini talep ettiği, dava dosyasında ... isimli tekneye ait 26.05.2013 tarihinde davacı marina ve davalı ... arasında 25.04.2013-25.05.2015 tarihleri arası için imzalanan bağlama hizmet sözleşmesi ve bu hizmet bedeline ilişkin ... numaralı 26.05.2013 tarihli toplam 21.236 TL tutarında bağlama hizmet bedeli faturası bulunduğu, yine ... teknesine ait 01.06.2014- 25.05.2015 tarihlerine arasına ait bağlama hizmetine ilişkin 27.06.2014 tarihli ... numaralı 24.563 TL tutarında mükellef bilgileri elle düzeltilmiş olan fatura bulunduğu, davacı vekili tarafından sunulan 26.05.2013 tarihli davalı isim ve imzası bulunan belgede \"... adlı tekneme ait evraklar henüz hazır olmadığından, bağlama hizmet faturasının şahsıma kesilmesini rica eder; evraklar hazır olduğunda tekne aidiyetinin şahsıma ait olduğunu belirten bütün evrakları eksiksiz teslim edeceğimi taahhüt ederim.\" ifadelerinin yer aldığı,  28.07.2016 tarihli jurnal çıktısı örneğine göre ... teknesinin sözleşme tarihi olan 25.04.2013 tarihinden başlayıp 15.09.2013 tarihine kadar marinaya giriş çıkış yaparak marinada bağlanmaya devam ettiği, bu tarihten sonra herhangi bir hareket olmadan 08.07.2014 tarihinde marinadan ayrıldığının anlaşıldığı, mahkememizce jurnal raporuna itibar edilerek teknenin marinadan ayrılma tarihinin 08.07.2014 tarihi olduğunun kabul edildiği, her ne kadar davalı tarafça belirtilen tarihte de hizmet alınmadığı ifade olunmuş ise de; teknik bilirkişi ...' ın dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen raporunda da ifade edildiği üzere, sözleşme süreleri sona erdiği halde hizmet almaya devam eden eski müşteri statüsünde olan tekne sahipleri ile Marina işletmeleri arasında yeni yıla ilişkin sözleşmelerde gecikmeler yaşanabildiği, nitekim Asliye Hukuk dosyasında da 25.04.2013 tarihinde marinaya giriş yapan ... teknesi için de  davalı tarafın 22.07.2013 tarihinde görüşme ve sözleşme yapmak için marinaya davet edildiğinin görüldüğü, kaldı ki ... teknesine davalı ... ve ...'in girişlerinin de  raporlandığı, ... teknesine ait sözleşme dönemini kapsamayan giriş çıkışların ... tarafından yapıldığı son girişin ise 27.06.2014 tarihinde yapıldığının görüldüğü, bu sebeple davalının sözleşmesiz de olsa hizmet aldığı döneme ilişkin bedeli ödemekle yükümlü olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının sorumluluk miktarının değerlendirilmesinde; ... teknesine ait  denizde bağlama hizmet bedelinin İstanbul'da bulunan emsal marinalar ve bu marinaların şerefiyeleri dikkate alınarak teknik bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmesinde davalının 38 gün için  ( 01.06.2014-08.07.2014 tarihleri arası kabul edilerek) günlük bağlama bedelinden sorumlu olabileceği, bunun da 10.762,93 TL olarak ye tekabül ettiği görüşüne mahkememizce de aynen itibar olunduğundan davacının davasının kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile, Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin 10.762,93 TL asıl alacak üzerinden devamına, Alacak yargılama neticesinde ortaya çıktığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: DAVACI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE, Müvekkilinin işbu dosyaya dair ... nezdinde doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacakları, ferileri ve teminatları ile birlikte dosyayı kül olarak ekli temlikname ile 13.05.2019 tarihi itibarıyla devir/temlik aldığını Yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkemenin taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin açık hükümlerini değerlendirmeden davalının, müvekkili şirket marinada sözleşmesiz hizmet aldığını kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı arasında 25.04.2013 başlangıç tarihli 25.05.2014 bitiş tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, Hizmet sözleşmesinin ilk paragrafı \"yukarıda belirtilen sözleşme bitim tarihinde teknenin marinadan ayrılma işlemi gerçekleşmediği takdirde işbu sözleşme kendiliğinden, bu sözleşme süresi kadar yenilenecektir.\" şeklinde düzenlendiğini, Ayrıca Türk Borçlar Kanunu'nun Hizmet Sözleşmesi başlığı altında düzenlenen 430. Maddesinde; ''Belirli süreli sözleşme, süresinin bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak, esaslı bir sebebin varlığı hâlinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulabilir.'' şeklinde ifade edilerek belirli süreli hizmet sözleşmelerinde sürenin bitiminden itibaren, sözleşme örtülü olarak devam ediyorsa, sözleşme süresinin kendiliğinden yenilendiği söz konusu kanun maddesinde açıkça belirtildiğini, Açık bir şekilde sözleşmenin bitim tarihi olan 25/05/2014 tarihinden sonra dosyada mübrez jurnal raporundan da görüleceği üzere tekne marinadan ayrılmadığını, bu durum hizmet sözleşmesinin yenilendiğinin açık göstergesi olduğunu, yerel mahkemenin hizmet sözleşmesinin yenilendiği hususunu dikkate almadığını, Davalı uzayan sözleşme süresi içinde teknenin marinada bulunmadığını ve ... isimli teknenin 18.02.2014 tarihinde marinadan ayrıldığını iddia ediyor olmasına rağmen, 18.02.2014 - 08.07.2014 tarihleri arasında teknenin nerede bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayıt ve ispat sunamamış olması da haklı iddiaları destekler mahiyette olduğunu, Sözleşme bitiş tarihi olan 25/05/2014 tarihinde tekne marinadan ayrılmamış, hizmet almaya devam ettiğini, davalının marinadan ayrılmayarak hizmet almaya devam ettiği dava dosyasına sunulan jurnal raporunda da görülmektedir. Jurnal raporuna göre; <br>TEKNE TARİH SAAT İŞLEM AÇIKLAMA ... 15.09.2013 22:15 Bağlama Tekne marinaya giriş gerçekleştirmiştir. ... 08.07.2014  16:27 ... marinadan ayrılmıştır. Bilirkişi raporunda da bu husus '' .. hesaplamalarımız ... göre ... teknesinin 08.07.2014 16:27 de avara ederek marinadan ayrıldığı süre göz önünde alınarak yapılmıştır'' denilmek suretiyle tespit edildiğini, Ayrıca müvekkili şirket sözleşme yenilendiği için marinadaki alanı 1 yıl boyunca davalıya tahsis ederek onun kullanımına hazır halde bulundurmak zorunda kaldığını, bu 1 yıl boyunca davalı marinada istediği zaman yatını konaklatabileceği gibi istediği zaman da yatının marinadan çıkışını sağlayabileceğini, sözleşme imzalandıktan sonra yatın marinadan erken çıkarak daha az süre hizmet alması durumunda da sözleşme bedelinde herhangi bir değişiklik veya indirim yapılmadığını, kaldı ki hizmet sözleşmesinde de böyle bir husus bulunmadığını, Davalının, tekne yetkilisi olarak müvekkili şirket ile sözleşme imzaladığı, ticari ilişki kurduğunu, Müvekkili şirketin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığını bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, Ticari defter kayıtlarının aksi kesin delillerle ispat edileceğini, ancak davalı taraf herhangi bir delil sunmadığını, müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, yerel mahkemenin bu hususu değerlendirmeden karar verdiğini, (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/2696 E., 2018/3431 K.) Davalı taraf yerel mahkemeye hizmet almadığına ilişkin herhangi bir kanıt, ticari defter ve benzeri belgeler sunmadığını, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın kabulüne, davalı borçlunun davaya konu icra takibine yapmış olduğu borca itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı-borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİ İLE,  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/222 E- 2019/81 K. No.lu kararı 3/4. Sayfasında \" mahkememizce ... raporuna itibar edilerek teknenin marinadan ayrılma tarihinin 08.07.2014 tarihi olduğunun kabul edildiği\"  belirtilerek davanın 10.762,93 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiğini, Ancak böylesi bir kabul hakkaniyet ve gerçeklik ile bağdaşmadığını, söz konusu jurnal raporu davacı tarafça tek taraflı oluşturduğu, sadece davacı şirketin imzasını taşıyan, resmi bir değeri olmayan bir belge olduğunu, belgeyi düzenleyen salt davacı olduğu için belge üzerinde davacının dilediğince değiştirme ve düzeltme yapabileceğini, bu nedenle kamera görüntüleri ya da başkaca resmi belgelerle desteklenmeyen bir jurnal raporuna dayalı olarak müvekkilinin 38 günlük bağlama hizmeti ücretinden sorumlu tutmak hakkaniyet ve adalete uymadığını, bu durumun göz ardı edilmesi yerel mahkeme kararını hatalı ve eksik kılmakta olduğunu, Davacının ispat aracı olarak dosyaya sunduğu jurnal raporunun ispat kuvvetine gelinir ise ; söz konusu rapor davacı tarafça tek taraflı oluşturduğu,  sadece davacı şirketin imzasını taşıyan, resmi bir değeri olmayan bir belge olduğunu, davacı taraf teknenin 08.07.2014 tarihinde limandan ayrıldığının söz konusu belge ile ispat edildiğini beyan etse de söz konusu belge salt davacı tarafça düzenlendiği için ispata elverişli olmadığını, tekne eğer davacının iddia ettiği gibi 08.07.2014 tarihinde limandan ayrılmış ise bunun kamere görüntüleri ya da resmi makamalarca tutulan başkaca belgeler ile ispatı gerekirdi ki bu yapılmadığını, Yerel mahkeme kararında ayrıca dava dışı ... tarafından yapılan giriş çıkışların da dikkate alındığını, ancak huzurdaki davanın tarafı müvekili olup salt müvekkilince yapılan giriş çıkışların dikkate alınması gerekmekte olduğunu, bilirkişilerce de tespit edildiği üzere müvekkili en son 17.08.2013 tarihinde yani sözleşme süresi içerisinde marinaya giriş çıkış yapmış olup 38 günden dahi sorumluluğu olmayacağını, dava dışı bir kişi tarafında yapılan giriş çıkışlarında dikkate alınarak hüküm kurulması yerel mahkemece verilen kararı hatalı kılmakta olup kaldırılması gerektiğini, Davacı taraf istinafa başvuru dilekçesinde \" davalı 18.02.2014 tarihinde marinadan ayrıldığını iddia ediyor olmasına rağmen, 18.02.2014 - 08.07.2014 tarihleri arasında teknenin nerede bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayıt ve ispat sunamamış olması da haklı iddialarımızı destekler mahiyettedir.\"  savunmasında bulunduğunu, ancak bu savunma ile davacı kendi üzerininde olan ispat külfetini bizlere yüklemeye çalışmakta olduğunu, Kendilerinin 24.07.2014 tarihli Kadıköy ... Noterliği  ... yevmiye no.lu ihtarı ile geminin 01.06.2014 tarihinden önce limandan ayrıldığını ve hizmet almadığını beyan  ettiklerini, usul hukuku gereği her ne kadar iddia eden iddiasını ispat etmekle mükellef olsa da \"menfi durumun ispatı\" noktasında ispat yükü yer değiştirecek ve artık geminin söz konusu tarihlerde limanda olduğunu ve hizmet aldığımızı davacı tarafın ispat etmesi gerekeceğini, davacı taraf söz konusu durumu ispatına yönelik olarak fatura ve jurnal raporu sunmuşsa da her iki belgede müvekkilinin söz konusu hizmeti aldığını ispata elverişli  olmadığını, yani davacı taraf  geminin o tarihler arasında limanda bulunduğunu ispat edilemediğini, Söz konusu fatura \"... Ltd.\" adına düzenlenmiş daha sonrasında ise üzeri elle çizilerek muhatap ... olarak değiştirildiğini, dosyaya sunulu önceki bilirkişi raporunda da yerinde bir tespit ile belirlendiği üzere yerleşik muhasebe uygulamalarında ve mevzuat düzenlemelerinde böyle bir düzletme usulü olmadığını, bu nedenle esasında ortada ispata elverişli bir faturanın dahi olmadığını, Davacı taraf istinafa başvuru dilekçesinde ticari defter kayıtlarının aksinin kesin delil ile ispat edilmediğini, taraflarınca hizmet alınmadığına ilişkin herhangi bir kanıt, ticari defter ve benzeri belgeler sunulmadığını iddia etmişse de müvekkilinin tacir olmadığı gibi karşı tarafın ticari defterlerinin delil olarak kullanılması veya bu delile karşı kendilerinin Müvekkilinin tacir olmadığı için karşı tarafın ticari defterlerinin delil olarak kullanılması veya bu delile karşı kendilerinin herhangi bir defter kayıt ya da bele sunmalarının mümkün olmadığını, Ticari defterlerin delil ve ispat niteliğine ilişkin hükümler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesinde düzenlendiğini, HMK’nun “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması” başlığını taşıyan 222. Maddesinin; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklinde olduğunu, HMK m. 222/1ve 2’deki “ticari davalarda” ibaresi ticari defterlerin sadece ticari davalarda delil olarak kullanılabileceği açıkça gözler önüne sermekte olduğunu, Hatta doktrinde ticari defterlerin delil olmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı davalar her türlü ticari davalar değil, kural olarak, tacirler arasında ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olan davalar olduğu savunulmakta olduğunu, bunun asıl sebebi ise ifade edilen hükümlerin uygulanacağı davalarda ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için “davanın her iki tarafının da ticari defter tutma yükümlülüğüne tabi olması” ve “uyuşmazlığın her iki tarafın da defterlerine geçirmesi gereken bir ticari işten kaynaklanması” şartlarının aranmasından kaynaklanmakta olduğunu, Ayrıca HMK m. 222/2 maddesi \"defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttı\" ile ticari defterleri delil olarak kabul etmekte olduğunu, bu yüzden aksine bir hüküm olmadığı sürece bir davanın iki tarafı tacir değilse, ticari defterler, kural olarak, HMK m. 222 hükümleri çerçevesinde ispat gücüne sahip olmadıklarını, Müvekkilinin tacir olmadığını, müvekkilinin HMK m. 222/5 fıkrası uyarınca karşı tarafa ait ticari defterlerin ibrazını ve bu defterlerdeki kayıtları kabul edeceğini belirtirmişte de olmadığını, hal böyle iken davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporu hükme esas alınamayacağı gibi  tarafımızca hizmet alınmadığına ilişkin herhangi bir kanıt, ticari defter ve benzeri belgeler sunulmadığını söylemekte mümkün olmadığını, Ayrıca davacı sözleşme yenilendiği için marinadaki alanı 1 yıl boyunca davalıya tahsis ederek onun kullanımına hazır halde bulundurmak zorunda kaldığı iddiası da samimi ve gerçek olmayan bir iddia olup ispata muhtaç olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, tekne bağlama hizmeti verilmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davacının davasının KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin 10.762,93 TL asıl alacak üzerinden devamına, Alacak yargılama neticesinde ortaya çıktığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Kural olarak; Marina'da bağlama, çekme-atma, karapark ve benzeri hizmetlerden yararlanacak tekne sahipleri,Marina ile sözleşme imzalarlar. Tekne sahibi, Marina İşletmesi'nin tekneye veya kendisine sağlanan tüm hizmetlerin bedelini sözleşmede yazılan hizmet bedeli üzerinden öder. Taraflar arasında 25/04/2013 tarihinde Marina Bağlama Sözleşmesi aktedildiği, davalının sözleşmeyi \"Tekne Adına Tekne Sorumlusu\" sıfatı ile imzaladığı,  görülmektedir. Davalı tarafından Kadıköy ... Noterliğinden keşide edilen 24/07/2014 tarihli ihtar ile, ... isimli tekne için 01/06/2014-25/05/2015 tarihleri arasında şirketinize ait marinada bağlama hizmeti veyahut sair isimler altında herhangi bir hizmet almadığı belirtilerek davacı tarafından kesilen ...568 seri nolu, 27/06/2014 tarihli ve 24.563,00 TL. Miktarlı faturanın iade edildiği bildirilmiştir. Somut olayda; davalının ... adlı tekneyi satın aldığı, ancak davalı tarafından  davacı adına düzenlenen 26/05/2013 tarihli taahhütnamede; ...  adlı tekneye ait evraklar henüz hazır olmadığından , bağlama hizmet faturasının şahsına kesilmesini rica ettiğini, evraklar hazır olduğunda tekne aidiyetinin şahsına ait olduğunu belirten tüm evrakları eksiksiz teslim edeceğini taahhüt ettiğini beyan etmiştir. 28.07.2016 tarihli jurnal çıktısı örneğine göre ... teknesinin sözleşme tarihi olan 25.04.2013 tarihinden başlayıp 15.09.2013 tarihine kadar marinaya giriş çıkış yaparak marinada bağlanmaya devam ettiği, bu tarihten sonra herhangi bir hareket olmadan 08.07.2014 tarihinde marinadan ayrıldığı anlaşılmıştır.HMK 266 maddesindeki \"Mahkeme, çözümü  hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir...\" ve yine HMK 282 maddesindeki \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir,\" yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; Davacı vekili ve davalı vekili  tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında  verdikleri beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddiaların değerlendirildiği ve İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller,  bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor içeriğindeki tespitler de gözetilerek ilk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki tesbitler doğrultusunda  verilen kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine  karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan 121,30'ar.TL  istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 59,30.TL istinaf karar harcından, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 44,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf talep eden davalıdan alınması gereken 735,21.TL istinaf karar harcından, davalı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan (44.40.TL+140,00.TL=) 184,40.TL harcın mahsubu ile bakiye 550,81.TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran taraflara iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  07/10/2021 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4364e9fe5ecad78e","SID":"b9341d204ee54012"}}