{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2019/1864 <br>KARAR NO: 2021/1203 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİH: 26/03/2019 <br>NUMARASI: 2018/8 Esas - 2019/162 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Marina Bağlama Ücretinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 16/09/2021 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Marinanın işletmeciliğini yaptığını, davalının ... isimli tekne için müvekkili marinadan bağlama ve kara park hizmeti aldığını ancak borcunu ödemediğini, 2009 yılında müvekkili marinadan hizmet almaya başlayan teknenin. şu an müvekkili marinanın kara park sahasında bulunduğunu, 3.086,00EUR borcun tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı / borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun yetki itirazı ile takibin durduğunu ve alacağın tahsili için dosyanın yetkisizlik ile  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayı ile kayıt edildiğini, tekne sahihi olarak davalı/ borçlunun yapması gereken bakım ve onarım işlemlerinin bir hayli zamandır  yapılmadığını,  bakımsız bırakılan, yüzme kabiliyetini kaybetmeye başlayan tekne, kendisi ve çevre tekneler için tehlike arz ettiğinden kara park alanına çekilmiş ise de çürümeye devam ettiğinden, kara park halinde de tehlike arz ettiğini, mevcut duruma ilişkin davalıyı bilgilendirmek ve biriken borcun ödenmesi için Beşiktaş ... Noterliğinin 08.11.2017 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilmiş ise de çabalarının sonuçsuz kaldığını belirterek, davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına karar verilemesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz ve yetkisiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, davacının alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının 04/11/2011 tarihinde takip başlattığını, müvekkili tarafından takibe itiraz edildiğini, 2011 yılından bu yana 7 sene geçtiği, her halükarda davacının taleplerinin BK'nda düzenlenen genel alacak zamanaşımını da geçtiğini,   talep edilen alacak miktarının fahiş olduğunu, 17/12/2010 tarihli fatura ile 150 günlük bağlama parası olarak 6.191,44 TL talep edildiğini, 10/02/2010 tarihli bağlama sözleşmesinin  ücret kısmında ise 4.353 TL olarak bir rakam yazıldığını, ancak bu rakamın da hangi para cinsini ifade ettiği anlaşılamadığını, bu sebeple alacağı da kabul etmedikleri, keza müvekkilinin ... isimli teknenin maliki de olmadığını belirterek, öncelikle görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesini, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/03/2019 tarih 2018/8 Esas - 2019/162 Karar sayılı kararında; \".... davacı marinanın 17.10.2010 tarih ... sıra nolu faturası ile ... isimli tekneye 19.07.2010-17.12.2010 tarihleri arasında verdiği bağlama hizmet bedelini talep ettiği, davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalı tarafın imzası bulunan sözleşmenin ise 19.07.2009 - 19.07.2010 tarihleri arasında verilen bağlama hizmetine ilişkin olduğu, davacı tarafça dava konusu döneme ait sözleşme sunulamadığı, kaldı ki dosyasında tekneye ait sicil evrakları bulunmadığı, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından gönderilen 17.09.2018 tarihli ... nolu yazıda ise ilave bilgiler olmadığından donatan ismiyle gemi sicil kayıtlarında böyle bir deniz aracına rastlanılmadığının belirtildiği, bu sebeple davalı tarafın teknenin maliki olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı göz önüne alınarak ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir....\"gerekçesi ile, Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı ... Tur. Tes. A.Ş. Vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı/ borçlunun resmi kayıtlarda ilgili teknenin maliki olsun ya da olmasın, tekne maliki sıfatıyla hareket ettiği hususunun, davaya konu ...ADA teknesi ile ilgili olarak marina ile yatın sahibi ... sıfatıyla imza altına aldığı 10.02.2010 tarihli sözleşme ile ortada olduğunu, tarafların bu sözleşme ile 19.07.2009 – 19.07.2010 tarih aralığı ( 365 gün ) için 4.353,00 EUR ücret ile bağlama hizmeti alınacağı konusunda anlaştıklarını ve bu borcun yatın sahibi tarafından itilafsız ödendiğini, dolayısıyla tekneden yararlanan ve tekne yetkilisi olarak marina ile sözleşme akdeden kişinin bizzat davalı/ borçlu olduğunu, Bu dönemi takip eden yeni dönem ile ilgili icra takibine ve davaya konu alacağın da ... isimli aynı teknenin 19.07.2010 – 17.12.2010 tarih aralığında ( 151 gün süre ile ) aldığı marinacılık hizmetine ilişkin olduğunu, hizmetin kesintisiz devam etmiş olması sebebiyle yatın sahibi sıfatının altına imza atan ...'nin bu teknenin sahibi olduğu konusunda doğmuş olan karinenin aksini ispatlamak davalı/ borçluya düşmekte iken, mahkemece teknenin kime ait olduğunun kendilerince ispat edilemediği gerekçesiyle davanın red edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Verilen hizmete ilişkin 17.12.2010 tarihli 3.086,00 EUR bakiyeli faturanın da bir yıl önce sözleşme imzalayarak düzenlenen faturayı da ödeyen davalı / borçlu ... adına düzenlendiğini, ancak davalı/ borçlunun verilen bu hizmetin karşılığını ödemediğini,  öncesinde marina ile sözleşme akdeden davalı/borçlu, sözleşmesini yenilemeksizin marinadan hizmet almaya devam etmiş ise de, bu yeni döneme ilişkin borcunu ödemediğini, talep edilen bağlama ücretinin piyasa rayici ile uyumlu ve makul olduğunun dosyada mevcut bilgi ev belgelerle açıkça ortada olduğunu, Davalı/ borçlunun icra takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, tekne maliki olmadığı iddiasına yer vermediğini, aksine husumetin doğru yöneltildiği varsayımı ile imza ve borç gibi ancak gerçek bir muhatabın yapabileceği itirazları ile yetindiğini, bu durumda dava aşamasında ileri sürdüğü tekne maliki olmadığı yönündeki iddiasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı/ borçluya, teknenin mevcut durumuna ilişkin ( bakımsızlığı, vs.) bilgi vermek, biriken borcun ödenmesi gerektiğini hatırlatmak için ihtarname gönderildiğinde de tekne maliki olmadığını hiç ileri sürmediğini, Müvekkili marina ile bağlama sözleşmesi akdeden, sözleşme süresi bitiminde yeni bir sözleşme imza altına almamasına karşın, müvekkili marinadan bağlama hizmeti almaya devam eden, ancak yeni döneme ilişkin borçlarını ödemeyen, icra takibi aşamasında teknenin maliki olmadığı yönündeki asılsız ve kötüniyetli iddiasını hiç dile getirmeyen, tebliğ aldığı ihtarname karşısında sessiz kalan davalı/ borçlunun resmi kayıtlarda tekne maliki olsun ya da olmasın, tekne maliki sıfatı ile hareket ettiği, tekne maliki olmadığı düşünülse dahi teknenin zilyedi olduğu ve takibe konu borçtan mesul olacağı hususları gözardı edilerek, davalının tekne maliki olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, tekne bağlama hizmeti verilmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Taraflar arasında 10.02.2010 tarihinde Marina Bağlama Sözleşmesi aktedildiği, davalının sözleşmeyi \"Yat sahibi\" sıfatı ile imzaladığı, sözleşmede teknenin bağlanma tarihinin 19.07.2009, ayrılma tarihinin ise 19/07/2010 olduğu, icra takibine dayanak faturanın ise 17.12.2010 tarihli ve 3.086,00 Eur(6.191,44 TL) bedelli olup, faturada \"Bağlama Sözleşmesi (19.07.2010-17.12.2010)-151 Gün\" açıklamasının yer aldığı görülmektedir. Her ne kadar mahkemece, davacı tarafça dava konusu döneme ait sözleşme sunulamadığı, davalı tarafın teknenin maliki olduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçeleri davanın reddine karar verilmiş ise de, Davalının, yetkisiz icra müdürlüğüne ibraz ettiği itiraz dilekçesinde, sözleşmenin tanzim yerinin Kadıköy olduğunu belirterek icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itirazda bulunduğu, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, 17/12/2010 tarihli faturada 150 günlük bağlama bedeli olarak 6.191,44 TL talep edildiği, 10/02/2010 tarihli bağlama sözleşmesinin ücret kısmında ise 4.353 olarak bir rakam yazıldığı, ancak bu rakamın da hangi para cinsini ifade ettiğinin anlaşılamadığı, bilirkişinin bu hususa ve itirazlarına değinmediği, davacı yanın iddialarını kabul ederek rapor tanzim ettiği, söz konusu teknenin Sasha Jovanovski adına kayıtlı olup, müvekkilinden bu bedelin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ettiği  görülmektedir. Davacı tarafça teknenin halihazırda marina kara park sahasında bulunduğu bildirilmiştir. Davalı, sözleşmeye konu ... isimli teknenin maliki olmadığını beyan etmiş ve takibe dayanak faturada belirtilen döneme ilişkin taraflar arasında yapılmış bir sözleşme bulunmuyor ise de, usulüne uygun olarak tutulan davacı ticari defterlerine göre söz konusu bağlama hizmeti borçlusunun davalı ... olduğu, davalı tarafça, teknenin davacıya ait limana kendisi tarafından bağlanmadığı veya sözleşme süresi dolduktan sonra marinadan çekildiğinin savunulmadığı, bu hali ile karşılıklı imzalanan  sözleşmenin bitim tarihinden itibaren de teknenin davacıya ait marinada kalarak bağlama hizmeti verildiği, yeni sözleşme imzalanmamış ise de taraflar arasında bağlama sözleşmesi ilişkisinin devam ettiği, sözleşmenin niteliğine göre verilen hizmet karşılığını ödeme mükellefiyeti doğması için malik olunması gerekmediği gözetilerek, dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne, uyuşmazlık  yargılamayı gerektirip, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.       <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi' tarafından (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) verilen 26/03/2019 tarih ve 2018/8 Esas  2019/162 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, Davanın KABULÜ ile; İstanbul Anadolu  ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Alınması gereken 957,16 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 109,29.TL harcın mahsubu ile bakiye 847,87 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam  150,39 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-İlk Derece Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında davacı tarafından sarf edildiği tespit edilen 235,4 TL tebligat/ posta gideri ile 1.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere; toplam 1.835,4 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İlk Derece Mahkemesi'nde yapılan yargılama sırasında davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan 2021 AAÜT uyarınca davacı lehine hesap ve takdir olunan 4.080,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Talep halinde kullanılmayan gider avansının, avansı yatıran tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 44,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davalı tarafından sarf edilen 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 32,5.TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidiş-dönüş masrafı olmak üzere; toplam 153,8.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 16/09/2021 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. <br>MUHALEFET ŞERHİ  Dava itirazın iptali davasıdır.Davacı taraflar arasında saklama sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin bitimine rağmen marinaya bağlanan teknenin alınmadığını, sözleşme tarihinden sonraki dönem için verilen hizmetler nedeniyle düzenlenen fatura bedelinin ödenmediğini, yaptıkları takibe haksız itiraz ediliğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Dosya içinde bulunan belgelerden ve taraf beyanlarından takibe dayanak fatura alacağına konu teknenin davalıya ait olmadığı sabittir. Söz konusu teknenin, davacının işlettiği marinaya bağlanması için taraflar arasında sözleşme imzalanmış olup, sözleşmenin 19/07/2009-19/07/2010 tarihleri arasını kapsadığı, sözleşme süresince belirlenen ücretin ödendiği, takibe konu faturanın sözleşme bitim tarihinden sonra teknenin marinadan alınmaması nedeniyle geçen sürelere ilişkin olduğu çekişme konusu değildir.Buna göre faturanın dayanağı sözleşmeye dayalı olmayıp, haksız işgal nedeniyle ecri misil talebine ilişkindir. Davacıda 19/07/2010 tarihinde sona eren bağlama sözleşmesinin taraflar arasında anlaşma ile uzatıldığına veya yeni bir bağlama sözleşmesi kurulduğuna ilişkin bir iddiada bulunmamıştır.Buna göre haksız işgal nedeniyle ecri misil sorumluluğu teknenin sahibine (malikine) aittir. Taraflar arasındaki bağlama sözleşmesi süre sonunda sona erdiğine ve takipte talep edilen alacak sözleşmeye dayalı olmadığına göre davacının bu talebini sözleşmeye dayandırmasına imkan bulunmamaktadır. Buna göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının istinaf sebepleri yerinde değildir.Bu nedenle istinaf talebinin kabulüne dair çoğunluk görüşüne katılmıyor muhalif kalıyorum. 16/09/2021 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06c4cc58ee070a92","SID":"3ea5f2d9fa29fbda"}}