{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2021/1007 <br>KARAR NO: 2021/1255 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) <br>TARİHİ: 03/03/2021<br>DOSYA NUMARASI: 2019/386 Esas - 2021/107 Karar <br>DAVA: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 23/09/2021 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır Türkiye'de ve Çin'de yeni inşa edilen gemilere veya gemi tamirlerinde gözetim hizmeti veren bir firma olduğunu, ... Holding'in bünyesinde olan ... AŞ İzmir'i temsilen ... Ltd/Çin tersanesinde yaptırılacak olan ilk dört gemi ve ikinci dört gemi için iki ayrı denetim sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'nın, ... AS'nin proje ile ilgili Çin'deki proje müdürü olduğunu, teknenin inşası sırasında ... uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan problemlerden ve çatlaklıklardan müvekkili şirketin haberdar edilmediğini, müvekkili şirket yetkililerinin durumu anlayınca olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığını, davalıların ikaz edilerek toplantı talep edildiğini, geminin inşasını üstlenen tersaneye de protesto mektubu gönderildiğini,  müvekkilini korkutmak ve sindirmek amacıyla gerçek dışı beyanlarla, müvekkilinin onur, itibar ve saygınlığını zedeleyecek, ... antetini taşıyan elektronik mektubun ... Holding AŞ'nin çalışanlarına ve ... ofis çalışanlarına gönderildiğini, müvekkili şirketin müşterilerinin güvenini kaybettiğini ve ticari itibarının zedelendiğini belirterek, davalıların kınanmasına, kınama kararının Türkiye'de en yüksek tirajlı  gazetelerde yayınlanmasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat talebi yönünden belirsiz alacak davası olarak 50.000-USD maddi tazminat ve 30.000-USD manevi tazminat olmak üzere dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline veya BK madde 99 uyarınca fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankası efektif satış kurundan TL karşılığının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk toplantılarına müvekkilinin davet edilmediğini ve usulüne uygun bir tebligat bulunmadığını, müvekkilinin Türkiye'de yaşamadığını, Türk Mahkemelerinin yetkili olmadığını, talep konusunun denizcilik ve deniz ticareti hukuku ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, davanın, iki yıllık sürenin geçmesinden sonra açıldığını ve davanın müvekkilinin son 15 yıldır oturma ve çalışma izniyle bulunduğu Çin Halk Cumhuriyeti Mahkemelerinde görülmesi  gerektiğini belirterek, davanın öncelikle usul yönünden reddine, işbölümü itirazının kabulü ile görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, haksız ve hukuka aykırı maddi ve manevi tazminat talepleri içeren davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine haksız olarak ikame olunan davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davacının üzerinde bırakılmasına, müvekkili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamının davacı tarafından ödenmesine ve davacının 5.000 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/03/2021 tarih ve 2019/386 Esas - 2021/107 Karar sayılı kararı ile; <br>\" Dava; davalılar tarafından davacının ticari itibarının zedelenmesine sebebiyet verildiği iddiasına dayanılarak bu nedenle maruz kalınan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemenin görevi  HMK'nun  114.maddesine  göre kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan HMK'nun 115.maddesi gereğince yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmektedir. Mahkememiz 6102 sayılı TTK 'nun görev hususunu düzenleyen 5.maddesinde TTK'nun 5.kitabında yer alan Deniz Hukukuna ilişkin ihtilaflara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemesi olarak kurulmuş olup, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 10/07/2012 tarih ve 1888 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 5. maddesi gereğince mahkememizin görevini tayin için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın TTK'nun 5.kitabında yer alan Deniz Ticaretine ilişkin ihtilaflardan olup olmadığı hususunun tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta, Çin de yapımı devam eden gemiyle ilgili denetim görevi ifa eden davacı firmanın çalışanlarına geminin klas kuruluşu olan davalı şirket ile bu şirketin genel müdürü tarafından haksız ve gerçek dışı ithamlar içeren elektronik postaların gönderilmesi ve bunların Türk denizcilik camiasında yayılması sebebiyle davacı şirketin Türkiye'de ve Çin'deki müşterilerine karşı ticari itibarının zedelendiğinden bahisle TBK'nın 58.maddesi uyarınca davalıların kınanması, kınama kararının Türkiye de tirajı en yüksek gazetede yayınlanması ticari itibarın zedelenmesinden dolayı maruz kalınan maddi ve manevi zararların tahsilinin talep edildiğinden uyuşmazlığın TBK hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda;  dava konusu uyuşmazlığa mahkememizin görev alanına giren  TTK'nun 5 .kitabında yer alan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin uygulanacak herhangi bir hüküm bulunmayıp, TTK ve TBK'da yer alan genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. Somut olayda, her iki tarafta tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğduğundan TTK'nun 4.maddesine göre Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında mahkememizin görevsizliğine, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde, süresinde ve talep halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Dava konusu uyuşmazlık yönünden mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli bulunduğuna, karar kesinleştiğinde, süresinde talep halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı ... LTD vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı ... LTD vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın konusunun; davacı müvekkili şirketin dava dışı ... Holding'in bünyesinde olan ... A.Ş. - İzmir'i temsilen \"... Ltd./Çin \" tersanesinde yaptırılacak olan 715 numaraları geminin denetim sözleşmesinin ifası sırasında gerçekleştiğini, söz konusu ihtilafın: gemiye klasını verecek davalıların hatalı ve kötü niyetli faaliyetlerinin müvekkili tarafından ortaya çıkarılması sebebiyle müvekkili şirketin Türkiye'de çalıştığı firmalara gönderilen ticari itibarını zedeleyici nitelikteki elektronik yazışmalardan kaynaklandığını, Dolayısıyla ihtilafın konusunun; inşa halindeki ticari bir geminin denize elverişliliği ile ilgili klas müessesinin faaliyetine ilişkin olup TTK. Beşinci Kitap kapsamında bulunduğunu, bu sebeple ilk derece mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının yasaya aykırı olduğunu ( Yargıtay 11. HD.'nin, 2013/5430 E. - 2013/7537 K.  sayılı kararı)İlgili tekne inşası sırasında ... uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan problemler ve çatlaklıklardan müvekkili şirketin haberdar edilmemesi ve bu durumun davalı 1 nolu Klass ile 2 nolu davalı arasında anlaşılarak gizli bir şekilde çözülmeye çalışılmasının hatalı gemi klas faaliyeti olduğunun açık olduğunu, gemi teknik yapısını ilgilendiren can ve mal güvenliğine ilişkin temel klas incelemesine tabi eksikliklerin davacı müvekkili şirket tarafından fark edilip ortaya çıkarılması sebebiyle 2 nolu davalı tarafından müvekkilinin onur, itibar ve saygınlığını zedeleyecek gerçek dışı beyanları içeren elektronik mail gönderildiğini, dolayısıyla davanın hatalı gemi klas faaliyeti sonucu yazılmış olan elektronik mailden kaynaklı ticari itibarın zedelenmesine ilişkin olduğunun dikkate alınması gerektiğini, mahkemece verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) görevli olduğuna karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ve ... Limited Şirketi vekili isinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince önce esasa girilerek husumete ilişkin karar verilerek, davanın taraflarının değiştirildiğini, daha sonra ise iş bölümü itirazı nedeniyle görevsizlik kararı verildiğini, 2 numaralı davalı ...'nin, arabuluculuk sürecine dahil edilmediğini, arabuluculuk sürecinin, 2 numaralı davalıyı temsil yetkisi bulunmayan 1 numaralı davalıya izafeten/ temsilen yönlendirildiğini, akabinde davacı tarafından davanın 2 numaralı davalıya izafeten/ temsilen 1 numaralı davalıya karşı açıldığını, dava açıldığı zaman 2 numaralı davalının bu davadan haberi olmadığını, 1 numaralı davalının ise gerekli dilekçelerini davaya ibraz ettiğini, Ancak sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından ve hiçbir tarafın talebi olmadan davanın esasına girilerek husumete ilişkin karar verildiğini ve 2 numaralı davalıya istinabe yolu ile yutdışına tebligat yapıldığını, 2 numaralı davalının, tebligatı aldıktan sonra cevaplarını hazırlamaya başladığını, ancak ilk derece mahkemesinin 2 numaralı davalının   cevaplarını sunması bile beklemeden görevsizlik kararı verdiğini, mahkemenin tarafların taleplerine aykırı olarak önce husumete ilişkin adımlar attığını, arabuluculuğa yönlendirilmeyen şirketlere tebligatlar yaptığını, daha sonra da cevapları bile beklemeden görevsizlik kararı verdiğini ve görevsizlik kararında da 1 numaralı davalı ... Ltd. Şti'ni davanın taraflarından çıkardığını, Bunun üzerine HMK 304 uyarınca İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden hükmün tashihinin talep edildiğini, ilk derece mahkemesinin 30 Mart 2021 tarihli ek kararında \"... Limited Şirketi'nin davadaki sıfatının sona erdiği değerlendirildiğinden \" talebin reddedildiğini, Ancak bu durumun hem arabuluculuk hem de dava süresince vekil ile temsil edilen, davaya cevaplarını ve delillerini sunan 1 numaralı davalı olan müvekkili aleyhine geri dönülemeyecek sonuçlar doğurduğunu, örneğin 1 numaralı davalının, bu davada tüm cevaplarını sunmasına rağmen ileride kendisine karşı aynı dava açıldığında derdestlik itirazından yararlanamayacağını, bu davada HMK madde 329 altında yaptığı talebinin sonuçlanamayacağını, mahkemenin HMK 329 uyarınca karar vermediğini, ayrıca 1 numaralı davalının hak edilen vekalet ücretinden de mahrum bırakıldığını, İlk derece Mahkemesince daha önce temsil yetkisine haiz olmayan Türk şirketine izafeten temsilen dava yönlendirilince pasif husumet ile ret kararı verilinken bu davada hukuka aykırı olarak arabuluculuk toplantısına davet edilmeyen, davanın taraflarının talebi ve rızası olmadan davalıya yönlendirdiğini, gerekçeli kararda 1 numaralı davalı hiç yokmuşçasına bir numaralı davalının dilekçeler ve savunmalarına yer verilmediğini, ancak bir numaralı davalı müvekkilinin, davada davalı sıfatının olmadığı kararı verilmiş ise, davanın pasif husumet eksikliğinden reddedilmesi ve 1 numaralı davalının HMK'nın 329. maddesi uyarınca talebi doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, Husumetin, esasa ilişkin olup, görülmekte olan davada öncelikle görev daha sonra husumet olgusunun incelenmesi gerektiğini, oysa mahkemece davanın izafeten ve temsilen 1 numaralı davalıya yönlendirilip yönlendirilmemeyeceği hususunda 1 numaralı davalının ticaret sicil kayıtlarının incelendiğini ve bir numaralı davalının 2 numaralı davalıyı herhangi bir sıfat ile temsil edemeyeceğine karar verildiğini, İlk derece mahkemesinin tarafların talepleri ile bağlı olduğunu, dosyada davacının doğru taraf teşkilinin sağlanması konusunda herhangi bir talebinin bulunmadığını,  husumetin doğru kişiye yönlendirilmesinin davacının asli sorumlulukları arasında olduğunu, mahkemenin kendi kendine bir taraf belirlemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, - İlk Derece Mahkemesi tarafından uluslararası tebligata ilişkin yapılan işlemlerin yapılmamış sayılmasına ve bu doğrultuda 2 numaralı davalı ...'nin davaya taraf olmaktan çıkarılmasına ve davanın taraflarının ikame edildiği haline geri döndürülmesine, - 1 numaralı davalı ... Limited Şirketi'nin taraf olarak gerekçeli karara eklenmesine, <br>- HMK 329 altındaki taleplerinin, davacının damga vergisi ödemelerinin ve pasif husumet noksanlığı, yetki ve diğer itirazlarının görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalılar tarafından, davacı şirketin Türkiye'de çalıştığı firmalara gönderildiği beyan edilen ticari itibarını zedeleyici nitelikteki elektronik yazışmalar nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacının istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemeye göre; Davacı tarafça, dava dışı ... Holding'in bünyesinde olan ... AŞ İzmir'i temsilen ... Ltd/Çin tersanesindeki tekne inşası sırasında ... uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan problemlerden ve çatlaklıklardan davacı şirketin haberdar edilmediği, durumun anlaşılması üzerine davalı tarafça olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığı, davacıyı korkutmak ve sindirmek amacıyla gerçek dışı beyanlarla, davacının onur, itibar ve saygınlığını zedeleyecek, ... antetini taşıyan elektronik mektubun ... Holding AŞ'nin çalışanlarına ve ... ofis çalışanlarına gönderildiği, bu nedenle davacı şirketin müşterilerinin güvenini kaybettiği ve ticari itibarının zedelendiği ileri sürülerek, davalıların kınanmasına, kınama kararının yayınlanmasına ve bu eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Mahkemece de belirtildiği üzere, iddianın ileri sürülüş şekline göre, uyuşmazlığın çözümünde TTK'nun 5. kitabında yer alan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin uygulanacak herhangi bir hüküm bulunmayıp, uyuşmazlığın TTK ve TBK'nın 58.vd maddeleri uyarınca çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla TTK'nun 5. kitabında yer alan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin  hukuk davalarına bakmakla görevli olan Denizcilik İhtisas Mahkemesi davaya bakmaya görevli olmayıp, davanın taraflarına ve uyuşmazlığın niteliğine göre davanın ticaret mahkemesinde görülmesi gerekmekle, mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Davalı ... ve ... Limited Şirketi vekilinin istinaf sebepleri  yönünden yapılan incelemeye göre; Davacı tarafça dava dilekçesinde davalı olarak ... (... - ...) - Norveç gösterilmiş, bu şirkete temsilen ve izafeten  ... Limited Şirketi'ne dava yöneltilmiştir. Mahkemenin 22/06/2020 tarihli ara kararı ile; \"Dosyanın incelenmesinden, davanın ...'yi temsilen ve izafeten ... Hizmetleri Ltd Şti'ye karşı açıldığı belirli olup, celbedilen sicil kaydına göre asıl davalı yabancı şirketin ... şirketinin ortağı olduğu ve her iki şirketin grup şirket görünümünde olduğu, ortağı temsilen yada izafeten şirkete karşı dava açılmasının sözkonusu olamayacağı gibi grup şirketlerinde ayrı tüzel kişilikler olması nedeniyle birbirlerini davada temsil etmelerinin mümkün olamayacağı, öte yandan Türkiye'de kurulu ... şirketinin davalı şirketin şubesi yada acentesi olduğu da kesin olarak ortaya konulamadığından, dosyada bir nolu davalı açısından taraf teşkilinin sağlanması için davalı yabancı menşeili şirketin adresinin bildirilip, istinabe yolu ile yurtdışına tebligat yapılmasına \" karar verilerek, davalı ...'a istinabe yolu ile dava dilekçesi tebliğ edilmiştir. Dava dilekçesine göre davalı ... (... - ...) - Norveç olup, mahkemece davalı şirkete izafeten-temsilen dava yöneltilen ... Limited Şirketi'nin asıl davalıya tebligat yapılması nedeniyle davadaki sıfatının sona erdiği gerekçesi ile, ... Limited Şirketi'nin ismi karar başlığında gösterilmemiştir. Dava şartları HMK'nın 124. maddesinde düzenlenmiş olup, dava şartlarının hangi sırayla inceleneceğine dair kanunda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte bu konuda, usul ekonomisi gibi, yargılama hukukuna hakim olan ilkeler yanında, dava şartının niteliğinin de dikkate alınması gerekmektedir. Belli bir dava şartının yokluğu halinde diğerlerinin incelenmesine gerek kalmayacak ise ilk önce o dava şartının incelenip karara bağlanması gerekir. Mahkemeye ilişkin dava şartları en önce, tarafa ilişkin dava şartları ikinci sırada, davanın konusuna ilişkin dava şartları ise en son incelenmelidir (Prof Dr. Baki KURU, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku: Ders Kitabı, Ağustos 2017, Ankara, s.144-145; Pekcanıtez Usul, C:II, s. 954). Sıfat ise, dava konusu subjektif hak(dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleri ile ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ile davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açısından) o davanın taraflardır. Ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat (husumet) yokluğundan reddedilir.\" (Prof. Dr. Baki Kuru-Hukuk Muhakemeleri Usulü-Altıncı Baskı-Cilt 1- İstanbul 2011-Sayfa 1157) Davada sıfat dava şartlarından değildir, çünkü davada sıfat bir usul hukuku konusu değil, doğrudan doğruya maddi hukuk konusudur. Sıfat bir dava şartı olmamasına rağmen, davanın her aşamasında ileri sürülebilir veya mahkemece kendiliğinden (resen) göz önüne alınır. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi-Genişletilmiş 2. Baskı-Ankara 2013-Sayfa 557-558) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/11/1998 tarih ve 6/757 Esas 793 karar sayılı kararı da aynı yöndedir. (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/9199   Esas  2021/5598 Karar) Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre  bir davada önce görev, daha sonra husumet olgusunun irdelenip incelenmesi zorunludur. Bu olgu yargılamada gerekli çabukluğun ve dava ekonomisine uymanın da temel koşuludur. Öte yandan husumetle görevin çakışması halinde öncelikle  görev yönünün incelenmesi gerekir. (Yargıtay 7.Hukuk Dairesi 2007/954 Esas 2007/2148 Karar) Yapılan bu açıklamalara göre, mahkemece öncelikle mahkemeye ilişkin dava şartları arasında bulunan görev hususunun değerlendirilip, ...  Limited Şirketi'nin açılmış olan davada taraf sıfatının bulunup bulunmadığı hususundaki değerlendirmeyi görevli mahkemeye bırakması gerekmekle birlikte, görevsiz mahkemece yapılan işlemler görevli mahkemeyi bağlamayacak olup, bu hususun görevli mahkemece zaten değerlendirilmesi gerektiğinden ve yapılan işlemlerin bu aşamada aleyhe sonuç doğurduğu kabul edilemeyeceğinden istinaf başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, tüm istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İstinaf talep edenlerin istinaf başvurularının 61100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 59,30.TL istinaf karar harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/09/2021 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"18a85164432135d0","SID":"fb1851e1b06257e9"}}