{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/1730 Esas<br>KARAR NO\t: 2022/1930 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ  : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ( DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA ) <br>TARİHİ : 10/09/2020 <br>DOSYA NUMARASI : 2018/492 Esas - 2020/159Karar <br>DAVA: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 22/12/2022<br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalı ile arasındaki sözlü ilişki nedeniyle davalının 8 Kasım 2017 tarihinde ilettiği ihracat navlun teklifinin kabul edilerek 17.11.2017 tarihinde konşimento talimatını davalıya gönderdiğini, konşimento talimatından görüleceği üzere, davalının detayları ... numaralı ve 6 Ekim 2017 tarihli proforma faturada belirtilen miktarda 35 rulo kumaşı (35 rulo A tipi kumaş) yükleme limanı olan Ambarlı- Türkiye'den, boşaltma limanı Bangkok Tayland'a deniz yolu ile taşınmasına aracılık etmeyi ve taşıma işleminin örgütlenmesini üstlendiğini, Bangkok'a götürülecek 35 rulo A tipi kumaşın ilk olarak aktarma limanı olan Singapur'a götürülmesinin kararlaştırıldığını ve sonrasında Bangkok'ta, bu malların alıcısı olan 642/13-16 S.Suanplu, Sathorntai Road, Tungmahamek, Sathorn, Bangkok, 10120 Tayland adresinde mukim ...  Ltd. şirketine (kısaca \"...\") teslim edilmesinin kararlaştırıldığını; ayrıca yine davalı aracılığı ile başka bir tip 76 rulo kumaşı (76 rulo B tipi kumaş) Hong Kong'a göndermek için anlaşma sağlandığını, söz konusu anlaşma uyarınca, 76 rulo B tipi kumaşın da ilk önce aktarma limanı olarak seçilen Singapur'a getirilmesinin planlandığını, sonrasında da bu 76 rulo B tipi kumaşın boşaltma limanı olarak seçilen Hong Kong'da ... Ltd. şirketine (kısaca \"...\") teslim edilmesinde mutabık kalındığını, Bangkok'a gönderilmesi gereken 35 rulo A tipi kumaş ile Hong Kong'a gönderilen 76 rulo B tipi kumaşın yükleme limanı olan Ambarlı'da ya da aktarma limanı olarak seçilen Singapur' da davalı tarafından birbirine karıştırıldığını ve yanlış yerlere gönderildiğini, bunun taşıma işleri komisyoncusu sıfatına sahip olan davalının ihlali olduğunu ve ihlal sonucunda, Hong Kong'a gitmesi gereken 76 rulo B tipi kumaştan 35 ruloluk kısmın yanlışlıkla Bangkok'a ve Bangkok'a gitmesi gereken 35 rulo A tipi kumaşın ise Hong Kong'a gönderilmiş olduğunu, barkod numaraları ve article numaralarının incelenmesi esnasında ve davalının buna ilişkin sorusu üzerine 18 ve 19 Kasım 2018 tarihli yazışmalar ve sonrasında yapılan telefon görüşmesi ile tespit edildiğini, davalının, Hong Kong yüklemesinin varışının gerçekleşmemesi nedeniyle mallar kontrol edilemediği için 35 rulo B tipi kumaşın Hong Kong'a sevk edilmesini ve sonrasında Hong Kong'da tüm yükün bir araya getirilmesini ve bunların arasından karışan kumaşların davalının Hong Kong'daki kendi depolarında ayırt edilmesini teklif ettiğini, her iki yüklemenin de Hong Kong'a sevk edilmesini, karışan sevkiyatların burada ayrıştırılmasını ve 35 rulo A tipi kumaşın Hong Kong'dan Bangkok'a gönderilmesini kabul ettiklerini ancak Hong Kong'daki ayrıştırma işlemini davalının Hong Kong'daki acentesinin yapmasının gerektiğini ve alıcının bu ayırma işlemini yapamayacağının davalıya bildirildiğini, öte yandan, 35 rulo A tipi kumaşın satımının ve deniz yolu ile taşınmasının konişmento üzerinden yapılması nedeniyle süre sıkıntısı mevcut olduğundan Hong Kong'dan Bangkok'a bu 35 rulo A tipi kumaşın uçak ile gönderilmesini talep ettiklerini, davalının acentesinin, elinde mevcut ise 35 rulo A tipi kumaşı İstanbul'dan 8 Ocak 2018 (Pazartesi) tarihinde almayı ve Bangkok'a ilk uçuş ile göndermeyi, alıcı ... kabul ederse, bu sevkiyatı ...'ye teslim etmeyi, alıcı kabul etmezse sevkiyatı deniz yolu ile Türkiye'ye geri göndermeyi teklif ettiğini, bu operasyonun tüm masraflarının davalının acentesi tarafından karşılanacağının da davalı tarafından vurgulandığını ancak elinde 35 rulo A tipi kumaş mevcut olmadığı için bu tekliflere olumlu cevap veremediğini, belirtilen operasyonun yapılamadığını, davalıdan 35 rulo A tipi kumaşın Bangkok'a bir an evvel gönderilmesini istediğini, davalının daha sonra bu teklifinden geri adım atarak 11 Nisan 2018 tarihli (9:56 AM) e-posta vasıtasıyla uçak ile taşıma yerine deniz yolu ile taşımanın daha uygun olacağını belirttiğini, 35 rulo A tipi kumaşın alıcısı ...’nin, reklamasyon hesabı yansıtacağını bildirdiğini, ...'nin yansıtacağı reklamasyonun aynen davalıya yansıtılacağının davalıya bildirildiğini, davalının Bangkok'daki acentesinin 35 rulo A tipi kumaşın Bangkok'a sevkiyatının iptal edilmesini ...'den istediğini, ...’nin ise gerekli ödemeyi yaptığı için sevkiyatı iptal edemeyeceğini bildirdiğini, Hong Kong'daki 76 rulo B tipi kumaşın alıcısının da kendi kumaşlarının kendilerine söz konusu tarih itibariyle teslim edilemediğini bildirdiğini, bu tarih itibariyle ne ...’nin, ne de ...’in sipariş verdikleri kumaşları teslim alabildiğini, 16 Nisan 2018 tarihinde 76 rulo B tipi kumaşın Hong Kong'da alıcı ...'e teslim edilebildiğini, 24 Nisan 2018 tarihinde 35 rulo A tipi kumaşın Bangkok Limanına vardığını ve 27 Nisan 2018 tarihinde alıcı ... tarafından teslim alındığını, zamanında teslim edilemeyen 35 rulo A tipi kumaştan dolayı 6.000 Euro tutarında reklamasyon kesildiğini, ... ve ...’nin bu olay nedeniyle daha önce vermiş oldukları tüm siparişleri ve toplantıları iptal ettiklerinden hâlihazırda verilmiş olan bu siparişlerden elde etmesi kesin olan kârını kaybettiğini; dava dışı ... ile 2014 ve ... ile 2011 yıllarından bu yana süren iş ilişkisinin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi hayatın olağan akışına uygun olduğundan geçmiş siparişlerin hacminin incelenip yoksun kaldığı kâr hesap edilerek bu tutarın davalıdan tahsil edilmesinin gerektiği, davalının borcunu gereği gibi ifa edememesi nedeniyle Bangkok/Tayland ve Hong Kong pazarlarındaki pazar payı ve saygınlığının azaldığını, bu pazarlardaki en büyük iki müşterisini kaybetmenin yanı sıra, bu iki müşteriye yapılan geç teslimatın duyulması nedeniyle diğer müşteriler ve potansiyel müşteriler nezdinde saygınlığının azaldığını, bu nedenle oluşan zararların bilirkişi heyeti tarafından hesaplanarak zararın davalıdan tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulünü, yargılama ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ederek İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/798 esasında dava açmıştır. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşımada forvarder olduğundan ve taşıma işini kendi adına ve namına yapmadığından, meydana geldiği iddia edilen yük hasarından/zararından dolayı sorumlu olmayacağını ve acente konumunda olan forwardere doğrudan husumet yöneltilemeyeceğinden pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, geç teslim gerekçesiyle oluştuğu iddia edilen zararın meydana gelmesinde kendisine atfedilecek bir kusur da olamayacağını, zira davaya konu edilen taşımadaki görevinin, yükün taşınması için gerekli organizasyonu yapmak olduğunu, yüklerin, Bangok ve Honk Kong'taki alıcı firmalara eksiksiz ve hasarsız bir şekilde taşınmış olmasıyla üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, Hong Kong ve Bangkok gümrüklerinde yaşanan bazı problemler nedeniyle, her ne kadar yüklerde meydana gelen karışıklıkta herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmasa da tamamen müşteri odaklı ve sorunu çözmek amacıyla, basiretli bir tacir gibi davrandığını, iyi niyetli olarak, davacı şirkete, 05.01.2018 tarihinde, Bangok'a gitmesi gereken 35 rulo kumaşı, ücretsiz olarak, depolarından alıp Havakargo ile hızlı bir şekilde müşteriye ulaştırmayı, halihazırda varışı beklenen malzeme Bangok'a ulaştığında da alıcının talebi doğrultusunda onlara teslim etmeyi, kabul etmemeleri halinde yine ücretsiz olarak deniz yolu ile geri Türkiye'ye getirmeyi teklif ettiğini, ancak davacı şirket yetkililerinin aynı gün, hiçbir araştırma yapmadan, ‘stoklarımızda yok, malların müşteriye acilen teslim edilmesini istiyoruz' şeklinde dönüş yaptıklarını, davaya konu edilen olayda eşyanın zıyaı ve hasarı söz konusu olmadığından, kendisine herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini ve tüm sorumluluğun taşıyan dava dışı Vanguard Turkey Lojistik Hizmetler A.Ş' de olduğu, geç teslim nedeniyle zarar doğduğu hususunda ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı şirketin dosyaya ne iptal edilen siparişlere ilişkin, ne de azalan siparişlere ilişkin somut ve inandırıcı belge ve delil sunduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, eğer bir sipariş iptali varsa bile iptal edilen siparişlerin nedeninin ayrıca araştırılması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya Ek -12'de sunulan ...'in davacı şirkete göndermiş olduğu 23.04.2018 tarihli e-posta mesajında iddia edilenin tam aksine, iyi bir iş ortağı olduklarını ve gelecek siparişlerin olduğunu kabul ettiğini, bu durum siparişlerin iptal edilmediğinin ve müşteri kaybının yaşanmadığının apaçık somut bir göstergesi olduğundan geç teslim nedeniyle zarara uğradığı konusunda inandırıcı ve somut delillerle ispat yükünü yerine getirmeyen davacı şirketin, davasını ve uğradığı zararı ispat edemediği için haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi  10/09/2020 tarih ve 2018/492 Esas 2020/159 Karar sayılı kararı ile; \" ...Davacının satışını yaptığı kumaş emtiasının alıcıya teslimini sağlamak amacıyla taşıma işinin organize edilmesi için davalı ile anlaştığı, taşımada iki farklı boşaltma limanında iki farklı alıcıya teslim edilmesi gereken iki sevkiyatın olduğu, karışma dolayısıyla da yükün gecikmeyle teslim edildiği, davalının sorumluluğunun TTK m. 928 uyarınca belirlenmesi gerekeceği, TTK m. 928/1' de “Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan eşyanın zıyaından ve hasarından sorumludur. 876 ilâ 878 inci, 880 ve 881 inci maddeler ile, 882 nci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 883 üncü, 885 ilâ 887 nci maddeler kıyas yoluyla uygulanır.” hükmünün yer aldığı, ancak dava konusu olayda yükün zıyaa veya hasara uğramadığı, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, “Taşıma işleri komisyoncusu, zilyetliğinde bulunan malın zıyaından veya hasarından kaynaklanmayan bir zarardan sadece 918 inci madde uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde sorumludur. Tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise komisyoncu sorumluluktan kurtulur.” hükmünün yer aldığı, bu halde yükün zıya veya hasarından kaynaklanmayan zararlarda komisyoncunun sorumlu tutulabilmesi için TTK m. 918 hükmünde düzenlenen yükümlülüklerinden birini ihlal ettiğinin ortaya konulması gerekli olduğu, mahkemece atanan teknik bilirkişi görüşüne göre, yüklerin karıştığı tarih olan 18.12.2017, yükün gerçekte teslim edilmesi gereken tarih olarak kabul edilmesi gerekeceği ve  teslimde gecikmenin mevcut olduğunun bildirildiği, davacı, davalının malların üzerine doğru etiketleri yapıştırmadığını ileri sürmüşse de dosya içeriğinde bu iddiasını ispata yarayacak bir belge sunamadığı,  bu halde davalının TTK m. 918 uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü de ihlal ettiğinin ispatlanamadığı sonucuna varıldığından davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. \" gerekçeleri ile; \" 1-Davacının davasının REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemenin, hatalı tespitler ve eksik değerlendirmeler üzerine hüküm kurduğunu,  aynı zamanda hatalı bilirkişi raporunu hüküm kurarken esas aldığını ve bu nedenlerle gerekçeli kararın yasaya ve usule aykırı olduğunu,Davalının, taahhüt ettiği tarihte ve şekilde 35 rulo A tipi kumaş’ı Bangkok’a ve 76 rulo B tipi kumaş’ı Hong Kong’a teslim edemediğini, söz konusu ihlal nedeniyle, davalının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) madde 917 vd. uyarınca sorumlu olduğunu, TTK 850 vd. hükümlerinin de taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesine uygulanacağını,  TTK 918 hükmü uyarınca taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla hareket eden davalının kanuni yükümlülükleri bulunduğunu, yükleme limanından Singapur’a gemiyle transit taşıma süresinin yaklaşık olarak 35 gün olduğunu, dolayısıyla 13 Kasım 2017’de yüklenen malların en geç 2017 yılı Aralık ayının sonlarına doğru Singapur’da olması gerektiğini, kaldı ki davalının dosyada mübrez 19 Aralık 2017 tarihli (5:27 PM) mailinden de görüleceği üzere, davalının Singapur aktarmalı teslimatın 3 Ocak 2018 tarihinde olması gerektiğini beklediğini,  yaptıkları karışıklıktan sonra dahi 10 Ocak 2018 tarihinde teslimatı gerçekleştirmeyi düşünmekte olduklarını, oysa fiilen yaklaşık 4 aylık bir gecikme söz konusu olduğunu, Davacı müvekkili şirket ile davalı arasında taşımanın ne zaman sona ereceği ve malların ne zaman teslim edileceği konusunda kesin bir süre kararlaştırılmadığını, ancak bu halde dahi TTK 917/3 atfı uyarınca davalının “Taşıma Süresi” başlıklı TTK madde 873 uyarınca, halen daha makul taşıma süresi içerisinde bu taşıma işlemini yaptırmakla yükümlü olacağını, davalının söz konusu süre yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve bu nedenle de davacı müvekkili şirketin geç teslimat nedeniyle maruz kaldığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, yine TTK 917/3 atfı uyarınca,  “Taşıyıcının Sorumluluğu” üst başlıklı ve “Zıya veya Hasar ile Gecikmeden Doğan Zarardan Sorumluluk” başlıklı TTK madde 875/1 uyarınca, geciken teslimattan doğan zararlardan sorumlu olduğunu, kaldı ki herhangi bir zarar doğmasa dahi, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca taşıma ücretinin gecikmesi süresi ile orantılı olarak indirilmesi gerektiğini, TTK 875/3. fıkranın gecikmeye özgülendiğini, gecikme halinde taşıma ücretinin gecikme süresiyle orantılı olarak indirileceğini, indirim kuralının zararın varlığına bağlanmış olmadığını, zarar bulunmasa bile indirim yapılacağını, indirimin yapılmamasının tek sebebinin taşıyıcının kusursuzluğunu kanıtlamış bulunması olduğunu, Davalının 35 Rulo A Tipi Kumaş’ı ve 76 Rulo B Tipi Kumaş’ı zamanında davacı müvekkili şirketin alıcılarına, ..... ve ...’e kendi kusuru neticesinde teslimini organize edemediğini, yukarıdaki hükümler uyarınca davalının hukuken sorumlu olduğunu, bu bakımdan davalının davacı müvekkili şirketin her türlü zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Kumaşların, davalının yanlış etiketlemesi nedeniyle karıştığını ve bunun sonucunda geç teslim edildiğini, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığını, buna rağmen hatalı bilirkişi raporunu dikkate alan mahkemenin kararının ortadan kaldırılması gerektiğini, Bilirkişi Raporu’nda da tespit edildiği üzere, taraflar arasında; Müvekkili Şirket’in dava konusu kumaşları (“Kumaşlar”) yurt dışına satıp gönderdiği; taşıma işinin organize edilmesi için Davalı ile anlaştığı; Kumaşlar’ın iki farklı boşaltma limanında iki farklı alıcıya teslim edilmesi gerektiği; iki sevkiyatın karıştığı; bu karışma dolayısıyla yükün gecikmeyle teslim edildiği hususlarında anlaşmazlık bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalının meydana gelen zarardan ve kar kaybından sorumlu tutulup tutulamayacağı ile zararın ve kar kaybının miktarına ilişkin olduğunu, Bilirkişi raporunda, davalı şirketin acente değil, taşıma işleri komisyoncusu (forvarder) olduğunun tespit edildiğini ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) madde 918 uyarınca taşıma işleri komisyoncusunun yükümlülüklerine değinildiğini, “Komisyoncunun yükümlülüklerinin kapsamına ayrıca, taşımaya ilişkin olarak kararlaştırılmış olan eşyanın sigortalanması, ambalajlanması, işaretlenmesi ve gümrüklenmesi gibi edimlerin yerine getirilmesi de girer. ” (TTK md. 918/2) Kanun koyucunun yükün işaretlenmesini, yani taşıma işleri esnasında herhangi bir karışıklık yaşanmaması adına emtiayı diğerlerinden ayırt edecek gerekli işlemleri gerçekleştirmeyi, yani somut olaydaki şekilde dava konusu eşyaya doğru barkod etiketlerinin yapıştırılarak işaretlenmesini komisyoncunun yükümlülüğü/ görevi olarak düzenlediğini,  delilleri arasında yer alan mail silsilesinde açıkça yer aldığı üzere davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisine mal faturası ile etiketler üzerinde yer alan barkod numaralarının uyuşmadığını kabul etmişken, bilirkişi raporunda bu hususun incelenmeye konu edilmesinin dahi hukuka aykırı olduğunu, davalının mail silsilelerinde, keşide ettiği ihtarnamelerde ve cevap dilekçesinde bu hususu hiçbir zaman inkâr etmediğini, davalının yaşanan karışıklıkla ilgili süreç boyunca müvekkil şirketten özür dilediğini, hiçbir zaman müvekkil şirketin bu konudan sorumlu olduğuna ya da davalı şirketin kendisinin sorumlu olmadığına dair bir beyanda bulunmadığını, müvekkili şirketin yükleme limanında bulunup etiketleme (işaretleme) işlemlerini kontrol etmek veyahut Tayland’a gidip tek tek barkod numaralarını kontrol etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, bilakis bu görevin davalıda olduğunu, işbu halde taşımaya konu yükün doğru işaretlenmemesi nedeniyle karışmasının, davalının sözleşmesel sorumluluğu kapsamına girdiğini, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmayarak işaretlemeyi hatalı gerçekleştirmesi sonucunda kumaşların teslimatında 4 aylık bir gecikme yaşandığını, tüm bunlara rağmen bilirkişi raporunda davalının üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiğinin ispatlanamadığının kabul edilmesinin açıkça akla ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ihtilaflı olmayan bir husus hakkında müvekkili şirket aleyhine yorum yapıldığını, mahkemenin bu konuda taraflar arasında ihtilaf olmadığını kabulle bilirkişi raporundaki bu ifadeleri dikkate almadan karar oluşturması gerekirken, hatalı bilirkişi raporunu hükme esas aldığını,İki farklı sevkiyatın karıştırılması sebebiyle yükün yaklaşık 4 aylık bir gecikmeyle teslim edildiğini, bilirkişi raporunda, teslimde gecikmeden söz edilebilmesi için herhangi bir sürenin belirlenmesinin şart olmadığının belirtildiğini ve yükün tesliminde yaklaşık 4 aylık bir gecikmenin mevcut olduğunun saptandığını, gecikmenin açıkça yüklerin yanlış limanlara gönderilmesinden kaynaklandığının ortaya konduğunu, bilirkişi raporunda; “Dava konusu olayda yük, sevkiyatların karışması nedeniyle geç teslim edilmiştir. Teslimde gecikmenin söz konusu olması için tarafların bir teslim süresi kararlaştırılmış olmaları şart değildir. Bir teslim süresi kararlaştırılmamış; ancak şartlar dikkate alındığında özenli bir taşıyıcıya tanınabilecek makul süre aşılmışsa teslimde gecikme söz konusudur (TTK m.873). Kurulumuzda bulunan uzman bilirkişinin görüşüne göre, yüklerin karıştığı tarih olan 18.12.2017, yükün gerçekte teslim edilmesi gereken tarih olarak kabul edilmelidir. Dosya içeriğinden yüklerin doğru alıcılara Nisan 2018‘de (Bangkok’a 21.4.2018, Hong Kong’a 16.4.2018’de) teslim edildiği anlaşılmaktadır. Şu halde teslimde gecikme mevcuttur.”“Dava konusu taşımada iki boşaltma limanına iki farklı alıcıya teslim edilmesi gereken iki sevkiyatın karıştığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu karışma dolayısıyla yükün gecikmeyle teslim edildiği sabittir.\" ifadeleri ile yer aldığını,  Kumaşların davalı şirketin yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklı olarak yanlış etiketlenmiş/ işaretlenmiş olduğu, bu yanlış işaretlemenin kumaşların yanlış limanlara gitmesine neden olduğu ve kumaşların yanlış limanlara gitmesinin de teslimatta 4 aylık bir gecikmeye sebep olduğu hususlarının bilirkişi raporunda açıkça ortaya konduğunu, İşbu davanın, taşımaya konu emtianın zarara uğraması nedeniyle davalının haksız fiiline dayanan bir dava olmadığını, dava konusu emtianın zarara uğramadığı konusunda taraflar arasında bir anlaşmazlık bulunmadığını, işbu davanın davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi dolayısıyla sözleşme kaynaklı bir alacak davası olduğunu, Dava konusu kumaşlar üzerinde herhangi bir zararın söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde de, cevap dilekçesinde de dava konusu kumaşların zıyaa veya hasara uğradığına dair bir ibare bulunmadığını, dolayısıyla TTK madde 928 uyarınca eşya üzerine zıyaa veya hasardan söz etmenin mümkün olmadığını, nitekim bu hususun bilirkişi raporunda “Dava konusu olayda yükün zıyaa veya hasara uğramadığı tartışmasızdır.” şeklinde belirtildiğini,  davalının taşıma işleri komisyoncusu olması nedeniyle, kendisine düşen bir yükümlülüğü ihlal etmesi durumunda zarardan sorumlu olacağını, bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere davacının ancak TTK madde 928 uyarınca tedbirli bir tacirin göstereceği özene rağmen zarar önlenemeyecek ise sorumluluktan kurtulabileceğini, davalı şirketin kendi dikkatsizliği ve özensizliği ile gecikmeye neden olduğunu, bu sebeple en önemli ve basit işaretleme görevini yerine getiremeyen davalı şirketin tedbirli bir tacir olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, eğer davalı şirket etiketleri doğru yapıştırarak işaretlemeyi gereği gibi yapsaydı, kumaların doğru limanlara varacağını, davaya konu gecikmenin gerçekleşmeyeceğini ve müvekkili şirket adına zararının oluşmayacağını, bu nedenle asıl incelenmesi gereken hususun, davalının yanlış nitelendirme ve yönlendirme ile bahsettiği şekilde haksız fiilden kaynaklı zarar sorumluluğu değil, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı şirketin sözleşmesel yükümlülüğünün ihlali nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı sözleşmesel zararlardan sorumlu olup olmadığı hususu olduğunu, Müvekkili şirket ile ... LTD. (“ ...”) arasındaki ticari ilişkilerin, davaya konu olaydan sonra ne ölçüde zarar gördüğünün bilirkişi raporunda yeterince incelenmediğini, bilirkişi raporunu hükme esas alan mahkeme kararının bu sebeple de ortadan kaldırılması ve ek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, müvekkili şirket ile ... arasındaki ilişkinin, davaya konu olaydan sonra devam etmediğini, bir ticari şirketin yeni bir pazarda yeni müşterileriyle yaptığı işlerin, güvene dayalı uzun vadeli ticari ilişkilerin başlaması açısından oldukça önem arz ettiğini,  ancak müvekkili şirket ve ... arasındaki ilk ticari ilişkinin, davalının yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle sorunlu başladığını ve bu nedenle ... başka bir sipariş vermediğini, davalının yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle sorunlu başladığını ve bu nedenle ...'nin başka bir sipariş vermediğini, bilirkişi raporunda ticari ilişkinin devam etmediği ortaya konulmasına rağmen müvekkili şirketin bu sebeple uğradığı zararın incelenmediğini ve tespit edilmediğini, <br>Bilirkişi Raporunda müvekkili şirket ve ... arasındaki ticari ilişkilerin devam ettiğinin tespit edildiğini, ancak bu şirketler arasındaki ticaret hacminin davaya konu olaydan sonra ne kadar azaldığının ortaya konulmadığını, ...’in siparişlerinin ne kadar azaldığı ve bu nedenle müvekkili şirketin uğradığı zarar/kar kaybının incelenmediğini ve tespit edilmediğini, işbu eksik inceleme ile ortaya konulan bilirkişi raporuna itiraz etmek gerektiğini, işbu eksik incelemeyle ortaya konulan bilirkişi raporunu dikkate alarak hüküm kuran mahkemenin kararının hukuka aykırı olduğunu, Davalı, müvekkili şirkete karşı üstlenmiş olduğu borcu gereği gibi ifa etmediği için, her türlü kusurdan sorumlu olduğunu ve davalının müvekkili şirketin zararını gidermekle yükümlü olduğunu, “Gecikme tazminatı” başlıklı TBK madde 118/1 uyarınca, borçlu taraf temerrüde düşmesinde kusurlu olmadığını ispat etmedikçe, alacaklının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, geç ifa nedeniyle temerrüde düşülmesinde hiçbir kusuru olmadığını davalının ispat etmesi gerektiğini, aksi takdirde davalının kusurlu kabul edileceğini ve müvekkili şirketin zararını tazmin etmek durumunda kalacağını, davalının, müvekkili şirketin maruz kaldığı tüm zararları, müvekkili şirketin yoksun kaldığı kar da dahil olmak üzere, tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Davacı müvekkili şirketin, davalının borcunu hiç veya gereği gibi ifa edememesi nedeniyle maruz kaldığı zararlarını istediğini (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/8456, K. 2014/13683, T. 12.9.2014-- (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4697, K. 2013/21306, T. 25.11.2013), müvekkili şirketin bazı zarar kalemlerinin hesaplamalarının ek bilirkişi raporu alınarak yapılmasını talep ettiklerini, Reklamasyon Bedeli  Zamanında teslim edilemeyen 35 Rulo A Tipi Kumaş’tan dolayı ...'in, müvekkili şirkete 6.000 Euro tutarında reklamasyon kestiğini, bir diğer ifadeyle davalının borcunu gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle müvekkili şirketin 16.936,12 Euro tutarındaki alacağından 6.000 Euro indirim yapmak durumunda kaldığını, 6.000 Euro tutarındaki bu indirimin, ...’in dava yoluna gitmesini engellediğini, bu nedenle yargılama gideri ve avukatlık ücreti gibi diğer giderlerin oluşmasını engelleyen bu indirim sayesinde müvekkili şirketin faiz gibi ek bir gider kaleminin de oluşmasının önüne geçtiğini, (Dava Dilekçesi Ek 12: ...’den gelen Sevkiyat Gecikme Talebi başlıklı e-posta) bu nedenle davalının 6.000 Euro tutarındaki bu reklamasyon bedelinin ve Euro için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenmesi gereken en yüksek faiz tutarının tamamının müvekkili şirketin zararına dahil olduğunu, ayrıca geç teslim edilen Kumaşların, tekstil sektöründeki mevsimsellik prensibi çerçevesinde, sezonun geçmiş olması, moda sektöründe sezonun geçmesi ile kumaşların kullanılamaması gibi nedenler ile kullanılamadığını,  ... ve ...’nin İptal Ettiği Siparişler ...  ve ..., davalı’nın yapmış olduğu ihlal nedeniyle müvekkili şirkete daha önce vermiş oldukları tüm siparişleri ve toplantıları iptal ettiklerini, bu nedenle müvekkili şirketin, hâlihazırda verilmiş olan bu siparişlerden elde etmesi kesin olan karını kaybettiğini, davalının ihlalinin gerçekleştiği sırada müvekkili şirkete bildirilen bu siparişler haricinde, gelecekte de ... ve ... müvekkil şirketten siparişlerinin olacağının aşikâr olduğunu, .... ile 2014 ve ... ile 2011 yıllarından bu yana süren bu siparişlerin önümüzdeki yıllarda da devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu nedenle müvekkili şirkete gelen siparişlerin hacmi incelenip müvekkili şirketin yoksun kaldığı karın hesap edilmesi ve bu tutarın da davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, Bangkok ve Hong Kong Pazarlarındaki Sipariş Hacminin Azalması Müvekkili Şirketin, davalının bu ihlali dolayısıyla yurtdışında çalışmış olduğu acente ile artık ortak iş yapamadığını, bu acente sayesinde Uzakdoğu pazarından önemli miktarda sipariş alan müvekkili şirketin, ihlal sonrasında zarar görmüş olduğunu, ihlal öncesinde müvekkili şirketin aldığı sipariş sayısı ve hacmi ile ihlal sonrasında aldığı sipariş sayısı ve hacmi arasında önemli bir fark oluştuğunu, bu aradaki farkın bilirkişi heyeti tarafından hesap edilmesi ve davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini, ancak eksik bilirkişi raporunda bu hesaplamanın yapılmadığını, yapılacak inceleme ile ek bilirkişi raporu alınarak söz konusu hesaplamanın yapılmasını talep ettiklerini, Davalının borcunu gereği gibi ifa edememesi nedeniyle, müvekkili şirketin Bangkok/Tayland ve Hong Kong pazarlarındaki pazar payı ve saygınlığının azaldığını, özellikle yeni bir piyasaya girildiğinde ilk olarak iş yapılan şirketlerin iyi referansı sayesinde diğer şirketler ile sözleşmeler imzalandığını, davalının bu ihlalinin bu pazarlara yeni yeni girmeye çalışan müvekkili şirkete çok büyük zarar verdiğini, bu pazarlardaki en büyük iki müşterisini kaybetmesinin yanı sıra, bu iki müşteriye yapılan bu geç teslimatın duyulması nedeniyle diğer müşteriler ve potansiyel müşteriler nezdinde müvekkili şirketin saygınlığının azaldığını, bu nedenle müvekkile şirketin pazar payı, müşteri sayısı ve müşterilerinden kendisine gelen sipariş hacminde azalma meydana geldiğini ve büyük miktarda zarar oluştuğunu, bu  tutarın yapılacak inceleme ile ek bilirkişi raporu alınarak hesaplanması ve davalıdan tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esastan kabulüne, faiz, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, geç teslim edilen emtia nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekilince, davalı tarafça taahhüt edilen tarihte ve şekilde 35 rulo A tipi kumaşın Bangkok’a ve 76 rulo B tipi kumaşın Hong Kong’a teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalıdan tazminine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili, müvekkili söz konusu taşımada forvarder olduğundan ve taşıma işini kendi adına ve namına yapmadığından, meydana geldiği iddia edilen yük hasarından/zararından sorumlu olmayacağını, geç teslim gerekçesiyle oluştuğu iddia edilen zararın meydana gelmesinde müvekkiline atfedilecek bir kusur da bulunmadığını, tüm sorumluluğun taşıyan dava dışı ... A.Ş' de olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davalı tarafça davaya cevap dilekçesinde, söz konusu taşımaların ... A.Ş  tarafından yapıldığını, bu nedenle, yükün taşınması esnasında meydana gelen hasarların tamamından ve/veya geç teslimden dolayı oluşan zararlardan “Taşıyan” (... A.S )'ın sorumlu olduğunu beyan edilmiş; davacı vekili ise cevaba cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin, ...ı taşıyıcı olarak kendisinin bulmadığını ve ...’ı kendisinin seçmediğini, davalının, müvekkili şirket ile olan sözleşme ilişkisi kapsamında Vanguard’ı taşıyıcı olarak seçtiğini  ve malları ...’a taşıttığını, davalının bizzat kendisinin ...’ı ifa yardımcısı olarak seçtiğini, müvekkili şirketin kendi ürettiği malların davalı tarafından teslim alınması, sonrasında varış limanındaki alıcılara teslim edilmesine kadarki tüm aşamalarda davalının kendi belirlediği ifa yardımcıları ile çalıştığını, bu konuda müvekkili şirket ile Vanguard arasında akdedilmiş bir taşıma sözleşmesi de bulunmadığını beyan etmiştir.  Bilirkişi raporunda navlun faturalarının dosyada bulunmadığı belirtilmiş, davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı ibraz edilen beyan dilekçesi ekinde, davalı tarafça davacı adına tanzim edilen \"ihracat navlun bedeli\" açıklamalı iki adet e-fatura dosyaya ibraz edilmiştir. Mahkemece her ne kadar davalı şirketin taşıma işleri komisyoncusu olduğu kabulü ile karar verilmiş ise de, mahkeme tarafından davalı vekilince dosyaya sunulan navlun faturaları  değerlendirilmemiş, rapor ibrazından sonra sunulması nedeniyle de bilirkişi raporunda da değerlendirilmemiştir. Bu hali ile, davalının taşımadaki sıfatının ve buna bağlı olarak sorumluluğunun belirlenmesi için, ayrıca mahkemece ulaşılan kanaate varmak için yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yine mahkemece, davacı, davalının malların üzerine doğru etiketleri yapıştırmadığını ileri sürmüşse de dosya içeriğinde bu iddiasını ispata yarayacak bir belge sunamadığı,  bu halde davalının TTK m. 918 uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü de ihlal ettiğinin ispatlanamadığı sonucuna varılmış ise de, bu hususta yapılan araştırma ve inceleme de karar vermek için yeterli değildir.  Bilirkişi raporunda, davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket yetkilisine gönderilen 12/02/2018 tarihli e-postada \"Thailand gümrük yetkililerinin, Hong Kong ve Bangkok ofislerinin ve bizlerin kontrolü doğrultusunda daha önce iletmiş olduğunuz mal faturası ile etiketler üzerinde bulunan barkod numaralarının uyuşmadığı tespit edilmiştir.\" ifadesinin yer aldığı, davacı tarafça taşıtmayı üstlenen davalının malların üzerine doğru etiketleri yapıştırmadığı ileri sürülmüş ise de, dosya içeriğinde bu iddiasını ispata yarayacak bir bilgi veya belge bulunmadığı, bu çerçevede davalının TTK m.918 uyarınca kendisine düşen bir yükümlülüğü ihlal ettiği hususunun ispatlanamadığı sonucuna varıldığı belirtilmiş, Davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, davalı şirket yetkilisinin, davacı şirket yetkilisine mal faturası ile etiketler üzerinde yer alan barkod numaralarının uyuşmadığını kabul etmişken, bilirkişi raporunda bu hususun incelenmeye konu edilmesinin dahi hukuka aykırı olduğu beyan edilmiş; davalı vekili ise bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, faturayı düzenleyen davacı şirketin, etiket bilgilerini de kendisinin hatalı gönderdiğini, etiket bilgileri yanlış geldiği için barkodların da doğal olarak hatalı olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülüğü ihmal etmesi, meydana geldiği iddia edilen zarardan sorumlu tutulmasının söz konusu olmadığını beyan etmiştir.  Yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bilirkişi raporu ve dosya kapsamından, mal faturaları ile etiket bilgileri ve barkod numaraları arasındaki karışıklığın sebebi, bu karışıklığın nasıl meydana geldiği, bu hataya kimin eyleminin sebep olduğu, tarafların kontrol/ denetim yükümlülükleri bulunup bulunmadığı, bu hususta bir ihmal olup olmadığı  anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen hususlarda taraf delilleri de toplanılarak, gerekirse bilirkişi/ bilirkişi heyetinden rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.Kabule göre de, davalı tarafça davaya cevap dilekçesinde davanın  fiili taşıyan olduğu iddia edilen ... A.Ş’ye ihbarı talep edilmesine rağmen, talep gereği yerine getirilmeden karar verilmesi de doğru görülmemiştir. HMK.nın (Değişik:22/07/2020-7251/35md.)353/1-a6 maddesinde; \"Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;  İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 10/09/2020 tarih ve 2018/492 Esas 2020/159 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,   Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/12/2022 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e09d6a98be8742b1","SID":"3f456b765e89e4b8"}}