{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1701 <br>KARAR NO: 2022/1436<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/06/2022<br>NUMARASI: 2021/174 E. - 2022/449 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kurtarma Ve Yardımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki  alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı ... Ticaret AŞ'nin çalışanları olduğunu ve davalıya ait \"...\" gemisinde çalıştıklarını, geminin Hint Okyanusu açıklarında seyrettiği sırada, gemi adamı ...'ın, gemi kaptanını öldürdükten sonra, tüm personele karşı eylemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin müdahalesi ile ...'ın kontrol altına alındığını, dışarıdan hiç bir yardım ve desteğin gelmediği yer ve zamanda, müvekkillerinin saldırganla tek başlarına mücadele etmek zorunda kaldıklarını, müvekkillerinin kaptansız kalan geminin sefere devam etmesini sağlayarak, gemiyi, yükü, yakıtı ve diğer eşyaları kurtardıklarını, müvekkillerinin Denizde Kurtarma Hakkında Milletlerarası Sözleşme ve TTK 1304 ve devamı hükümleri uyarınca kurtarma ve yardım ücretine hak kazandıklarını, olayla ilgili olarak İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/235 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, müvekkillerinin geminin ya da üzerindeki yükün değerini bilecek durumda olmadıklarından belirsiz alacak davası açıldığını ileri sürerek, şimdilik 101.000,00.TL kurtarma ve yardım ücreti alacağının 20.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve ... IMO numaralı İnce Karadeniz gemisi üzerinde TTK 1322. maddesi uyarınca kanuni rehin hakkı tesis edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle;  müvekkili şirkete ait ... gemisi ile 07.11.2019 tarihinde yolculuk çarteri ile diğer davalı yükletene ait emtianın Endonezya'dan Ukrayna'ya taşınarak ilgilisine teslim edildiğini, sefer sırasında gemide yağcı olarak çalışan ...'ın aralarındaki husumet nedeniyle kaptanı öldürdüğünü, olaydan sonra sanığın adli makamlara teslimi, cenazenin teslimi ve yurda dönmek isteyen gemi adamlarının değişimi için geminin ikinci kaptanca Siri Lanka'nın Colombo limanına götürüldüğünü, işlemlerin tamamlanmasından sonra emtianın boşaltma limanında alıcısına teslim edildiğini, ilk kez gemi kaptanının öldürülmesi nedeniyle gemi çalışanlarınca kurtarma alacağı talepli bir dava açıldığını, sigortacıya yapılan başvuruda bu tür bir faaliyetin kurtarma olarak kabul edilmediğini, davacıların bir nolu davalı şirket nezdinde gemi adamı olarak çalıştırılmaları nedeniyle görevin iş mahkemesine ait olduğunu, taleplerin kurtarmadan kaynaklanması ve gemi ile yük birlikteliğinin ileri sürülmesi nedeniyle talebin müşterek avarya olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu taleplerinin müşterek avarya masasında değerlendirilmesi gerektiğini, konşimentonun arka yüzündeki taşıma şartlarının 3. maddesi uyarınca müşterek avaryanın 1194 York Anvers Kurallarının Londra'da karara bağlanacağının kararlaştırıldığını, davacıların aktif husumetlerinin bulunmadığını, kendi hizmet sözleşmeleri kapsamında doğan hizmetlerden kurtarma ücreti alacaklısı sıfatını kazanamayacaklarını, pasif husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın yük ilgilisine doğrudan yönletilmesi gerektiğini, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, davanın tekne sigortacısına, ... Sigortacısına ve kaptanın mirasçılarına ihbarı gerektiğini, davacıların taleplerinin haksız bir kazanç niteliğinde olduğunu, kurtarma ücretine hak kazanılmadığını, gemi ve yükün tehlikede olmadığını, gemide ikinci, üçüncü ve dördüncü kaptanların da görevleri başında olduğunu, davacıların kurtarma faaliyetinde bulunmadıklarını, hizmet sözleşmeleri sona erinceye kadar olan dönem için maaşlarının ve hastane masraflarının müvekkili şirketçe ödendiğini, davacıların gemi üzerinde kanuni rehin ve hapis hakkının bulunmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekmektedir.  Davacıların olay tarihinde dava konusu gemide gemi adamı olarak çalıştıkları ve  taraflar arasında iş sözleşmesnin bulunduğu dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki temel ilişki iş sözleşmesi olduğu  dikkate alındığında İş Mahkemelerinin görevli olduğu düşünülebilirse de davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde gerekse de duruşmadaki beyanlarında açıkça kurtarma alacağı talebinde  bulunduklarını belirttiği, buna göre davacı tarafın  TTK 1298 ve devamı maddelerinde  düzenlenen kurtarma  hükümlerine dayandığı, Mahkememiz Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş olup somut olayda davacıların eylemlerinin kurtarma olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ve alacağın tespiti hususunda  mahkememizin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde konişmentodaki düzenlemeye  dayanarak yetki itirzında bulunmuş ise de ikameti Türkiye'de olan davalı aleyhine kendi ikametgah mahkemesinde dava açıldığından, ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının yetki itirazının MK’nun 2.maddesi hükümleri ile bağdaşmayacağı ve bu yönüyle reddi gerektiği, kaldı ki davacıların gemi adamı oldukları, buna göre konişmentoya taraf olmadıkları, yetki ve görev  yönünden yapılan düzenlemelerin gemi adamlarına karşı ileri sürülemeyeceği anlaşıldığından mahkememizin yetkili olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekili derdestlik itirazında bulunmuş ise de  iş mahkemelerinde görülen   dosyayaların celpedilip incelenmesinde davacıların davalı donatana karşı açtığı maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkin oldukları görülmüştür. Yukarıda da açıklandığı üzere eldeki dava TTK 1298 ve devamı maddelerinde düzenlenen kurtarmaya ilişkin hükümlere dayandırıldığından anılan dosyaların derrdestlik  yaratmayacağı kanaatine varılmıştır. Davacı vekili TTK 1304 ve devamı maddelerinde belirtilen şekilde tespit edilecek kurtarma ve yardım ücretinin tahsilini talep etmiş ise de; TTK  1298/4 maddesinde kurtarma faaliyeti terimine tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetlerin girmediği açıkça belirtilmiş olup, gemi adamı olan davacıların eylemlerinin kurtarma faaliyeti olmayacağı yönündeki yasal düzenleme ve olaya ilişkin tazminat taleplerinin İş Mahkemelerinde açılan davalarla,  davalı donatan yöneltilmiş  olduğundan davacı tarafın eldeki davayı açmakta  hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılarak HMK. 114/1 maddesi gereğince davanın usulden  reddine...\" gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin gemi adamı olarak çalıştıkları sırada 20.12.2019 tarihinde makine yağcısı olarak görev yapan ...'ın gemi kaptanı ...’yi öldürdükten sonra gemideki diğer gemi adamlarına karşı bıçaklı saldırı ve tehdide devam ettiğini, olay sırasında müvekkillerinin doğrudan faille mücadele ettiklerini ve kaptansız kalan geminin sefere devamının sağladıklarını, gemiyi, üzerindeki yükü, yakıtı ve taşınan eşyaların kurtardıklarını, bu nedenle uluslararası sözleme ve TTK hükümleri gereğince hakkedilen kurtarma ücretinin tespiti ve tahsili amacıyla dava açıldığını, olayın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle Ülkemizin de taraf olduğu 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, buna rağmen mahkemece TTK hükümlerinin uygulanarak hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi'nin 17. maddesinde düzenlendiği üzere, mevcut bir sözleşmenin makul suretteki icrasının ötesindeki eylemlerin kurtarma ücretine hak kazandırdığını, müvekkillerinin de hizmet sözleşmeleri ile üstlendikleri borçların çok ötesinde ve olağanüstü şartlarda gemi ve yükün güvence altına alınmasını sağladıklarını ve kurtarma ücretine hak kazandıklarını; Mahkemece, sözleşmenin 30.maddesindeki çekince nedenine uyan bir durum bulunmadığı halde, sözleşme hükümleri yerine TTK hükümlerinin uygulanarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Uluslararası Kurtarma Sözleşmesinin 12/1.maddesinde, faydalı bir sonuç vermiş olan kurtarma faaliyeti ile ücrete hak kazanılacağının düzenlendiğini, müvekkillerinin fail ile doğrudan mücadele ederek gemi ve yükün kurtulmasını sağladıklarını ve faydalı sonuç vermiş bir kurtarma faaliyeti bulunduğunu, bu nedenle mahkemece tüm taleplerin değerlendirilerek, bilirkişi raporu alınarak hak kazanılacak ücretin belirlenmesi gerekirken, davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu; Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareketin, kurtarma faaliyeti olduğunu, bu hakkın tamamen gemiye ve üzerindeki yüke karşı talepte bulunulabilecek ayrı bir hak olduğunu ve iş hukukundan kaynaklı alacaklardan farklı nitelikte düzenlendiğini, gemiye karşı talepler bir kenara bırakılsa dahi yüke karşı olan taleplerin ancak Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi ve TTK'nın yardımcı hükümleri vasıtasıyla ticaret mahkemeleri önünde öne sürülebileceğini,  bu nedenle hukuki yarar bulunmadığının kabul edilemeyeceğini, müvekkillerinin olağan bir görevi yerine getirmediklerini, yapılan hizmetin tanımından farklı olağanüstü bir görevin icra edilerek gemi ve yükün kurtarıldığını, müvekkillerinin saldırganı etkisiz hale getirmemesi halinde, saldırganın gemiyi batıracağından söz edilebileceğini, bu tür bir tehlikenin bertaraf edilmesinin gemi adamının olağan faaliyetleri arasında olmadığını, geminin bulunduğu yer itibariyle bir devlet otoritesi ve gücünün müdahale imkanı bulunmadığını, ceza mahkemesinde yapılan yargılamada failin öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarından cezalandırıldığını ve kararın kesinleştiğini, ayrı yasa ve uluslararası sözleşmede düzenlenen kurtarma alacağının İş Kanunları ile düzenlenen iş kazasına bağlı tazminat hakkından farklı bir hak olduğunu, müvekkillerinin eylemlerinin Konvansiyon’un 17. maddesinde düzenlendiği üzere, makul suretteki faaliyetlerin icrası olarak değerlendirilemeyeceğini, anılan hükümde TTK'nın 1298. maddesinden farklı olarak makul bir çabayı aşan faaliyetlerin kurtarma ücretine hak kazandıracağını, müvekkillerinin kurtarma işlemini yükümlülük olarak değil, gönüllük esası ile gerçekleştirdiklerini, bir çok yabancı mahkeme veya hakem kararında bu tür bir durumda gemi adamlarının ücrete hak kazandığının kabul edildiğini, Uygulanması gereken Uluslararası Kurtarma Sözleşmesinin 12. ve 13. maddeleri ve her halükarda TTK'nın 1304. maddesi gereği faydalı bir sonuç vermiş olan her türlü kurtarma faaliyetinin, kurtarma ücreti istemine hak kazandırdığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, kurtarma alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı ... Ticaret AŞ'ye ait İnce Karadeniz gemisinin çalışanları olduğunu, 20.12.2019 tarihinde uluslararası sularda seyir halinde olan geminin çalışanlarından ...'ın gemi kaptanını öldürerek, geminin diğer mürettebatına karşı öldürmeye teşebbüs ve tehdit eylemlerinde bulunduğunu, kamu otoritelerinden yardım gelme ihtimali bulunmayan bir ortamda, gemi çalışanları olan müvekkillerinin saldırganı etkisiz hale getirerek gemi ve yükü kurtarmaları nedeniyle, TTK ile Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi Hükümleri gereğince kurtarma alacağına hak kazandığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 1298 vd. maddeleri değerlendirilerek, gemi adamı olan davacıların eylemlerini kurtarma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği ve olaya ilişkin tazminat taleplerinin iş mahkemelerinde ileri sürülmesi nedeniyle, davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. TTK'nın 1298. maddesinde kurtarma faaliyeti, \"Seyrüsefere elverişli sularda tehlikeye uğramış bulunan su aracı veya diğer eşyanın kurtarılması için yapılan her fiil veya hareket, kurtarma faaliyeti oluşturur ve onun hakkında bu Bölüm hükümleri uygulanır\" şeklinde tanımlanmıştır. Belirtilen maddeye göre geminin seyrüsefere elverişli sularda bulunan su aracı olduğu ancak, geminin tehlikeye uğramış bir su aracı niteliğinde olmadığı, gemi çalışanlarından birinin diğer gemi çalışanlarına haksız fiil uygulaması nedeniyle gemi kaptanının öldüğü, ancak gemide yardımcı kaptanlarında bulunduğu dikkate alınarak, davacıların yapmış olduğu faaliyetin kurtarma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. 1989 tarihli Uluslararası Kurtarma Sözleşmesi'nin 17. maddesinde, \"Verilen hizmetler, tehlikenin ortaya çıkmasından önce yürürlüğe giren bir sözleşmenin makul suretteki icrası olarak değerlendirilebilecek hizmetleri aşmadığı sürece, bu Sözleşme'nin hükümleri kapsamında hiç bir ödeme yapılmayacaktır\" düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda, davacıların gemi adamı olarak iş sözleşmesi ile çalıştıkları, yukarıda belirtildiği üzere su aracının tehlike altında bulunmadığı ve kaptanı öldürülen su aracının yardımcı kaptanlarının bulunduğu, bir kısmı haksız fiile uğrayan davacıların eylemlerinin kendilerini koruma ve hizmet yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Esasen TTK'nın 1298.maddesinin dördüncü fıkrasının c bendinde de yukarıda anılan uluslararası sözleşmeye paralel bir düzenleme yapıldığı ve \"Tehlike doğmadan önce yapılmış bir sözleşmenin ifası amacıyla yapılan veya yapılması gereken hizmetler\"in kurtarma faaliyeti kapsamında olmadığı hükme bağlanmıştır. Yine, aynı fıkranın b bendinde, \"Tehlike altında bulunan araçta çalıştırılan kişiler tarafından yürütülen faaliyetler\"in kurtarma faaliyeti olmadığı belirtilmiştir. Bu hukuki açıklamalara göre, somut olayda davacıların faaliyetlerinin kurtarma faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle kurtarma ücreti talep haklarının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, davacıların alacak davası açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, ancak meseleyi düzenleyen maddi hukuk kurallarına göre davacıların ücret talep haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davanın esas yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarara ilişkin dava şartını yanlış değerlendirerek sonuca gitmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, HMK'nın 33. maddesi gereğince hâkimin Türk hukukunu resen uygulayacağı dikkate alındığında, hükmün bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kararın ve gerekçenin resen düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.<br>HÜKÜM:Açıklanan nedenlerle;  Davacılar vekili tarafından ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kararın ve gerekçenin düzeltilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.724,83.TL harcın peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 1.644,13.TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 3-Davalılar vekili için takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, 4-Arabuluculuk Kanunu ve Yönetmeliği uyarınca suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden, a-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 80,70 TL karar istinaf peşin harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine, b-Davacılar  tarafından sarf edilen kanun yolu giderlerinin, kararımızın niteliğine göre, davcılar üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03.11.2022 tarihinde, oybirliğiyle  ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69accc9101a8cd9c","SID":"2053844a9b4881df"}}