{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1709 <br>KARAR NO: 2022/1450<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/06/2022<br>NUMARASI: 2021/383 E. - 2022/417 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. AŞ’ye ait emtianın 16.08.2018 başlangıç tarihli, bir yıl vadeli nakliyat abonman sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, Antwerp/Belçika’da yerleşik tedarikçi ... tarafından hazırlanan 30 kap ve 137 plaka emtianın, Antwerp Limanından  forwarder firma ... organizasyonunda  başka firmalara ait ürünlerle birlikte ... gemisine yüklenerek İskenderun Limanına sevk edildiğini, varış limanındaki tahliye sırasında, emtiada deniz suyu izine rastlanıldığını, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda 104.857,40 TL'nin ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının sigortalısı tarafından sunulan 20.06.2019 tarihli ara konşimentoya dayanan talepler için yetkili yargı yeri olarak Londra'da bulunan denizcilik tahkim birliğine (LMAA) başvurulması gerektiğini, bu konşimentodan kaynaklanan uyuşmazlıkların LMMA altında tahkim yoluyla çözülmesi  ve uyuşmazlığın çözümünde İngiliz Hukukunun uygulanması gerektiğini, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, sigorta şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödemenin geçerli bir sigorta ilişkisine dayanıp dayanmadığının, davacının ve sigortalısının menfaatinin bulunup bulunmadığının, sigorta ödemesinin ex gratia (hatır ödemesi) niteliğinde olup olmadığının  ve bu kapsamda geçerli bir halefiyetin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini savunarak, davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalı ... tarafından satın alınan çelik levha sac emtiasının ... sayılı konişmento tahtında Belçika Antwerp Limanından İskenderun limanına  sevk edildiği, geminin İskenderun limanına varışı sonrasında kontrol sürecinde emtiada deniz suyu izine rastlanıldığı, sigortalı emtiada meydana gelen hasar  nedeniyle tespit edilen hasar bedelinin davacı tarafça sigortalısına ödendiği, davacının ödenen bu bedelin tahsili talep ettiği görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesi ile tahkim ilk itirazında bulunduğundan öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dosyaya sunulan konişmento taşıyan ... acentesi tarafından imzalanmış olup, konişmentoya göre dava dışı sigortalı gönderilen konumundadır. 20/06 /2019 tarihli ara konişmentonun 4. maddesinde konişmento kapsamında ortaya çıkan herhangi bir  uyuşmazlığın Londra'daki tahkimde çözüleceği  belirtilmiştir. TTK'nun 1237. maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmento  esas alınacak olup  davacının sigortalısının yükü teslim aldığından konişmentodaki tahkim  şartının gönderilen konumundaki sigortalı ve buna göre davacı  açısından da bağlayıcı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre  davalının tahkim itirazı görülmüş olup  konişmentodaki tahkim şartına göre mahkememizin görevsizliği  nedeniyle davanın usulden reddine...\" gerekçesiyle, tahkim itirazının kabulü ile konişmentodaki tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Cevaba cevap dilekçesinde belirtildiği üzere davalının tahkim itirazının usulsüz olduğunu, mahkemece görev ve yetki itirazına yönelik hiç bir taleplerinin değerlendirilmediğini, emtianın taşıma sırasında uğradığı ağır hasar nedeniyle müvekkilinin tazminat ödediğini, hasarın deniz taşıması sırasında meydana geldiğini ve  emtianın taşıma işleminin sona ereceği seferin nihai teslim yerinin Konya olması nedeniyle kombine bir taşıma söz konusu olduğunu,TTK'nın 902. maddesinde, bu durum açık şekilde düzenlenerek eşya taşımasında değişik tür araçlarla taşıma sözleşmelerinde uygulanacağının açıkça belirtilmesi nedeniyle görevin asliye ticaret mahkemesine ait olduğunu, konşimentonun arka yüzünde yer alan yetki şartının, sigortalı şirket ve müvekkili açısından hiçbir bağlayıcılığı bulunmadığını, doktrin ve Yargıtay tarafından kabul edildiği üzere, uygulanacak hukuk  ve yetki konusunda  taraflar arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli kabul edilmesi için, yetkiye  ilişkin iradenin açık ve hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde kararlaştırılması gerektiğini, aksi halde yetki anlaşmalarının TBK'nın 20. vd. maddeleri uyarınca genel işlem koşulları gereğince geçersiz olacağını, ayrıca TMK'nın 2. maddesi uyarınca buna dayanılarak ileri sürülen yetki itirazının  iyiniyet kuralına aykırı olduğunu; Konşimentonun arka yüzünde yer alan ve küçük puntolarla okunamayacak şekilde yer alan ve davalı taşıyan  tarafından tek taraflı hazırlanan genel işlem şartı ve iltihaki  bir sözleşme niteliğindeki hükümlere dayanılarak uygulanacak hukuk ve yetki yönünden ileri sürülen itirazların haksız olduğunu; MÖHUK'un 46.maddesine göre sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin ya da acentasının Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu, ancak sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, onların Türkiye’deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesi olarak belirlendiğini, HMK'nın 6. maddesinde düzenlenen genel yetki esasları doğrultusunda davanın sigorta şirketinin bulunduğu yer olan İstanbul Anadolu Adliyesinde açıldığını, anılan mahkemece verilen görevsizlik kararının da hatalı olduğunu ve genel ticaret mahkemelerinin bu davada görevli olduğunu, görev itirazlarının dürüstlük kurallarına uygun ve iyiniyetli bir biçimde yapılması gerektiğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2008/5454, K.2009/2604 sayılı ve 6.3.2009 tarihli kararında belirlendiğini, yabancı mahkeme lehine yapılan yetki anlaşmasına dayanan yetki itirazının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2018/2354, K.2019/833 sayılı ve 05.02.2019 tarihli kararında  da, davacının Türk uyruklu olduğu ve Türk uyruklu bulunan davalıların ikametgah mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalıların tahkim itirazında bulunarak tahkim heyetinin görevli olduğuna ilişkin itirazının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun belirlendiğini, davalının ikametgâhı mahkemesinin zaten kanunen yetkili mahkeme olduğu için, yetki anlaşması yapmak suretiyle korunmak istenen tarafın davacı olduğunu, bu nedenle davacının davayı davalının ikametgâhı mahkemesinde açması hâlinde davalının mahkemenin yetkisine itiraz etmesinin, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının icra takibine itiraz aşamasında yetki/görev itirazında bulunmamasına rağmen, yargılama aşamasında bu itirazların ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinafa cevap dilekçesinde özetle; konşimentoda geçerli bir tahkim şartı bulunduğunu, halefiyet hükümleri gereğince davacı sigorta şirketinin de bu tahkim şartıyla bağlı olduğunu, konşimentodaki tahkim şartının, haksız işlem şartı içeren genel işlem koşulu olarak değerlendirilemeyeceğini, emsal yargı kararlarının da bu yönde olduğunu belirterek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigortacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin, davalı taşıyandan rücuen tahsili istimiyle açılmış bir alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, konşimentodaki tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile dava dışı sigortalı arasında nakliyat sigorta poliçesinin varlığı ve davalının taşıyan konumunda olduğu konusunda bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, taşımaya ilişkin anlaşmazlıklar için konşimentoda yer alan tahkim şartının, eldeki davanın tarafları yönünden bağlayıcı olup olmadığı noktasındadır. Taşımaya esas konşimentonun sunulan tercümesinin incelenmesinde; konşimentonun ön yüzünde \"Taşıyıcı, yükleme limanından veya malların alındığı yerden (hangisi uygulanıyorsa) boşaltma limanı veya teslim yerine kadar (hangisi uygulanıyorsa) bu konşimentoda belirtilen (TAŞIYICININ ARKA SAYFADAKİ ŞART VE KOŞULLARI VE YÜRÜRLÜKTE OLAN TARİFESİ DAHİL) bu konşimento şart ve koşullarına dâhildir. Bu konşimentoyu kabul etmekle, tüccar bu konşimentoda yazılı, basılı ekli tüm şart, süre ve istisnaları, bu konşimentonun tüccar tarafından imzalanmasına bağlı olmaksızın, kabul eder\" düzenlemesinin bulunduğu; konşimentonun eki olan \"KONŞİMENTO HÜKÜM VE KOŞULLARI\" başlıklı matbu şartların \"Uygulanacak Hukuk ve Yargı Yetkisi\" başlıklı 4. maddesinde \"Başka bir yerde aksi belirtilmedikçe bu konşimento kapsamında veya bu konşimento ile bağlantılı ortaya çıkan herhangi bir uyuşmazlık Londra'daki tahkimde çözülecektir.\" düzenlemesi bulunmaktadır.  Ayrıca konşimentoda aksi belirtilmedikçe, konşimento şart ve koşullarına İngiliz  hukukunun uygulanacağı da düzenlenmiştir. MTK'nın 4.maddesinin 2.fıkrasının son cümlesi uyarınca, asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de geçerli bir tahkim anlaşması yapılmış sayılır. Bu nedenle, konşimentonun ön yüzünde genel şartlara atıf suretiyle yapılan tahkim anlaşması, yazılı şekil şartını taşımakta olup, geçerlidir. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi yada uyuşmazlığın tahkimde çözülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Uyuşmazlık, tahkime elverişlidir. Taşımanın TTK'nın 902. maddesi uyarınca  multimodal bir taşıma olması ya da sadece deniz taşımasına ilişkin olması, tahkime elverişlilik bakımından önemli değildir. Çünkü, somut uyuşmazlıkta taşıma ve bu ilişkiden doğan tazminat talebi, bütünüyle tarafların iradesine tâbi konular olup Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK)'nun 1. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tahkime elverişlilik koşulunu taşımaktadır.Bilindiği üzere, taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki ilişkide  konşimento; taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkide ise navlun sözleşmesi hükümleri bağlayıcıdır.  Çarter sözleşmesi taşıyanın geminin tümünün ya da bir bölümünün veya belirli bir yerini  taşıtana taahhüt ederek denizde eşya taşımayı yükümlendiği sözleşmedir. Başka bir deyişle eşya taşımak amacıyla  geminin bir bölümü  çarter sözleşmesi ile tahsis edilir.  Çarter sözleşmesi yapıldığı taktirde taraflardan biri masrafları ödemek koşuluyla kendisine sözleşmenin  ana noktalarını içeren çarterparti  verilmesini isteyebilir. Sözleşmenin tarafları bazen bir araya gelerek ıslak imza atmak yerine bir tarafın bilgisayar ortamında sözleşme akdetmeyi tercih edebilirler. Elektronik ortamda düzenlenen bu metindeki tahkim şartı geçerlidir (Yargıtay 11.HD'si, 12.01.2017 tarih, 2015/12971 E, 2017/240 K. 26.11.2014 tarih, 2014/17444 E. 2014/18405 K,  18.04.2013 tarih, 2012/6961 E, 2013/7612 K sayılı ilamları). Ayrı bir çarter sözleşmesi yapılmadığı durumlarda, konşimento, taşıma sözleşmesinin koşullarını belirler. Ayrıca, yukarıda belirtildiği gibi,  taşıyan ile gönderilen arasındaki hukuki ilişkide zaten  konşimento hükümleri geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta davaya esas konşimentoda, davacı nakliyat sigortacısının  sigortalısı olan ...AŞ, yükün alıcısı olarak yer almaktadır.  Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısı, somut olayda gönderilen konumundadır ve davacı, gönderilenin halefi olarak onun hak ve sorumluluklarına tabidir. Bu nedenle, konişmentodaki tahkim şartı davacı için bağlayıcıdır. Tahkim şartı konişmentoda matbu olarak yer alsa ve genel işlem şartı niteliğinde bulunsa bile uluslararası deniz yolu ile taşımalar standart sözleşmeler kapsamında yapıldığından ve dava konusu taşıma da bu konişmentoya göre yapıldığından, tahkim şartının geçerli olduğu,  konişmentodaki tahkim şartının dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, gerek davacı sigortacı, gerekse onun sigortalısı tacir olup, tedbirli bir tacir gibi davranmakla yükümlüdür. Haksız işlem koşulu içeren genel işlem koşulu savunması, tedbirli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü ışığında değerlendirilmelidir. Deniz yoluyla uluslararası taşımalarda düzenlenen konşimentolarda standart olarak uluslararası yetki şartı veya tahkim şartı yer almaktadır. Bu şartın, dürüstlük kuralına aykırı haksız işlem şartı olarak kabulü mümkün olmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Diğer bir deyişle, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinde düzenlenen konşimentoda konulmuş olan tahkim şartının geçerli olduğu, davacının halefiyet yoluyla davayı açması nedeniyle sigortalısı olan gönderilenin sahip olduğu hak ve yükümlülüklere sahip olması nedeniyle üçüncü kişi olarak değerlendirilmeyeceği, matbu şekilde düzenlenmesi teamül olan deniz konşimentosundaki tahkim şartının tarafların sözleşmedeki durumuna göre haksız şart niteliğinde genel işlem koşulu olarak değerlendirilerek geçersiz sayılamayacağı anlaşılmakla, davacının istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, davanın MÖHUK'un 46 ve HMK'nın 6. maddeleri uyarınca yetkili ve görevli mahkemede açıldığını, bir Türk mahkemesinde açılan davada kendisini daha iyi savunabilecek durumda olan davalının tahkim itirazını ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle hükmü istinaf etmiş, bu konuda öğretideki bir görüşe ve  emsal bir Yargıtay kararına da dayanmıştır. Bu istinaf sebebi bakımından yapılan değerlendirmede: Öncelikle, öğretide Kuru'nun görüşüne dayanılmış ise de orada bahsi geçen konu tahkimle ilgili olmayıp, uluslararası yetki itirazıyla ilgilidir. Somut olayda ise mahkemenin uluslararası yetkisi tartışma konusu olmayıp, tahkim itirazı söz konusudur. Tahkim ilk itirazının ileri sürülmesi ise dürüstlük kuralına aykırı bir davranış olarak kabul edilemez. Davacı vekili aynı istinaf sebebiyle ilgili olarak Yargıtay 11. HD'nin 05.02.2019 tarihli bir kararına atıf yapmış ise de Yüce Dairenin tahkim itirazını dürüstlük kararı ışığında değerlendirdiği benzer başka bir karara rastlanmamıştır. Yani, Yargıtayın bu konuda müstekar bir içtihadının bulunduğundan söz edilemez. Esasen, tahkim anlaşmasının niteliği ile yetki sözleşmesinin niteliği birbirinden tamamen farklı olup, bu kurumların dürüstlük kuralı bağlamında değerlendirilmesinde de farklı düşünmek gerekir. Çünkü, bir uyuşmazlığın tarafları, belli bir hukuki ilişki ile ilgili olarak aralarında çıkacak uyuşmazlıkların hakemde çözüleceği konusunda anlaşmışlarsa, bu anlaşmayı mümkün olduğunca korumak ve tarafların buna riayet etmelerini temin etmek gerekir. Tahkim sözleşmesi, taraflar için bağlayıcı olup bu sözleşmeye dayanılması, dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak değerlendirilemez.  Çünkü, uyuşmazlığın tahkimde çözümleneceğine dair irade, o hukuki ilişkinin tarafları için hukuki öngörülebilirlik ve bu bağlamda hukuki güvenlik meselesidir. Özellikle, tahkim yargılamasında hakemin, maddi hukuk kurallarının uygulanması bakımından mahkemelere göre farklı pozisyonda olduğu, hakemin hakkaniyete ve sektörün gelenek ve teamüllerine göre karar verme yetkisinin bulunduğu dikkate alındığında, hakem nezdinde yargılanmayı talep hakkının ileri sürülmesinin, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği daha açık bir şekilde görülebilir. Buradaki mesele, tarafların nerede ya da hangi ülkede yargılanacakları değil (yani mahkemenin yetkisine dair bir sorun değil), hangi yargı kuruluşunda, hangi usulde ve hangi kurallara göre yargılanacağı ve elde edilecek yargı kararının etkisinin ve hukuki sonucunun ne olacağı ile ilgilidir. Bu açıklamalar ışığında, davacı vekilinin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına dayalı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 03.11.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"822ab4a66d4c8ec1","SID":"1c7e0ab6dbba253f"}}