{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1833 <br>KARAR NO: 2022/1372<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/04/2022<br>NUMARASI: 2021/253 E. - 2022/170 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilince dava dışı sigortalı ... Tic. Ltd. Şti'ye ait kuru fasülye emtiasının taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigorta örtüsü altına alındığını, sigortalı tarafından satın alınan emtianın \"...\" gemisine hasarsız şekilde yüklendiğini, emtianın ... numaralı konşimento tahtında Arjantin'den Türkiye'ye taşınarak Mersin Limanında tahliye edildiğini, tahliye işlemlerinin ardından, konteyner içindeki emtianın ıslanarak hasarlandığının tespit edildiğini, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda ıslanma hasarının konteynerin tavanındaki delikten giren suyun sirayet etmesi sonucu oluştuğunun belirlendiğini, davalı şirketin taşımaya ilişkin konşimentoları düzenlediğini ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmesi nedeniyle fiili taşıyan olarak sorumlu olduğunu, hasar nedeniyle sigortalının uğradığı zararın ödenerek sigortalının haklarına halef olunduğunu,  taşıyanın kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermedi gibi hasarın eşyanın kendi hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana geldiğini ve TTK'nın 1178 uyarınca taşıyanın hasardan sorumlu olduğunu, hasar bedelinin ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu taşıma ile ilgili olarak düzenlenen konşimentoda, \"işbu konşimento tahtında taşıyana karşı doğan tüm talepler ve uyuşmazlıkların Marsilya Ticaret Mahkemeleri tarafından başkaca hiç bir ülke mahkemesi'nin yetkisi olmaksızın münhasıran çözüme kavuşturulacağının\"  öngörülerek Marsilya mahkemelerinin münhasır yetkisinin kabul edildiğini, müvekkili şirketin ticari merkezinin Marsilya'da olduğunu ve Türkiye'de daimi bir ikametgahı bulunmadığını, bu nedenle iç hukukun yetki kurallarını belirleyen HMK'nın 6.maddesi uyarınca da taşıyan/donatanın ikametgahı mahkemesi olan Marsilya mahkemelerinin yetkili olduğunu, emtia bedelinin davacının sigortalısı tarafından  ödenip ödenmediği ile emtianın hasar ve yararının alıcıya geçip geçmediğinin araştırılması gerektiğini, konşimentoda öngörülen süre içerisinde usulüne uygun olarak taşıyan ve taşıyanın tahliye limanı acentesine hasar ihbarında bulunulduğunun ispatlanmadığını, konşimentoda yer alan 7 nolu kloz uyarınca, en geç emtianın teslim tarihinde, hasarın taşıyana yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini, TTK'nın 1185.maddesindeki düzenlemenin de konşimentodaki düzenleme ile aynı mahiyette olduğunu, sigortalının ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kanıtlanamadığını, hasarın ne zaman ve ne şekilde meydana geldiğine ilişkin tespit raporunun müvekkiline tebliğ edilmediğini, hasarın usulüne uygun şekilde belirlenmediğini, tek taraflı düzenlenen sörvey raporlarının müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, taşınan emtianın uygun yerde depolanmaması veya ambalajının uygun olmaması nedeniyle nemlendiğini, ayrıca nemin emtianın kendi yapısından da kaynaklanma ihtimali bulunduğunu, yükteki ıslaklığın deniz suyundan kaynaklanıp kaynaklanmadığının ancak gümüş nitrat testi yapılarak belirlenebileceğini ve belirtilen şekilde bir tespit yapılmadığını, poliçe genel şartlarının 4.maddesi uyarınca tatlı sudan/yağmur suyundan kaynaklanan hasarların teminat dışı olduğunu savunarak, öncelikle milletlerarası yetki itirazlarının kabulüne ve  davanın esastan  reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"... dava dışı sigortalı ... SAN ve TİC LTD ŞTİ   tarafından yurtdışından  ithal edilen kuru fasulye  emtiasının dava dışı ... SAN ve TİC LTD ŞTİ  'ye teslimi hususunun davacı sigorta şirketi nezdinde 01/11/2019 tanzim tarihli ve ... numaralı nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalandığı, Arjantin Buenos Aires Limanı'ndan Türkiyi Mersin Limanına taşımasının davalı ...'ya ait ... numaralı konşimento tahtında ... isimli gemi ile yapıldığı, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyıcı ... adına acente olarak ... tarafından imzalandığı, davalı ...'nın yabancı bir şirket olduğu, taşıyıcı şirket ile geminin yabancı olması ve emtiaların yurt dışından ithal edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, konişmentonun arka sayfasında Yetkili Mahkeme başlıklı 31. bölümünde yer alan  yetki klozu ile taşıma sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin Marsilya Ticaret Mahkemeleri olduğunun kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Yabancı unsur taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde yetkili kanunun tayininden önce çözümü gereken  sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğundan (Aysel Çeliker/Bahadır Erdem, Milletlerarası Özel Hukuk, Sayfa 19) uygulanacak hukuktan önce yetki konusunun karara bağlanması gerekmektedir. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Eldeki dosyada somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı,  dosyaya sunulan sigorta poliçesi kapsamında sigortalı hak sahibinin dava dışı ... SAN ve TİC LTD ŞTİ   olduğu, yetki kaydının bulunduğu konşimento tahtında emtiaların sigortalıya teslim edildiği ve hasar tazminatı ödemesinin de buna göre yapıldığı, dava konusunun  Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin, 22/06/2020 tarihli, 2019/3799 Esas ve  2020/3051 Karar sayılı ilamına karşılık taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığından) deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentonun arka yüzünde bulunan yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı sigorta şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Hamburg Mahkemesinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine\" gerekçesiyle davalı vekilinin milletarası yetki itirazını kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yeni tarihli kararında, konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde Türk mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmedildiğini, yetki klozunun yer aldığı konşimentoda her iki tarafın imzasının bulunmaması sebebiyle yetki şartının geçersiz olduğunu, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için TBK'nın 13. ve 14.maddeleri  uyarınca, sözleşmede her iki tarafın imzası bulunması gerektiğini, HMK'nın 17. ve 18.maddeleri  uyarınca yetki sözleşmesinin yazılı yapılması gerektiğini, yetki klozunun TBK'nın 20. ve  21.maddelerinde belirlenen genel işlem koşulu içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu; Sigortalı ... San. Tic. Ltd. Şti'ne ait kuru fasülye emtiasının, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı sigorta örtüsü altına alındığını, satın alınan emitanın hasarsız olarak gemiye yüklenerek  ... numaralı  ve 02.11.2019 tarihli konşumento tahtında Arjantin'den Türkiye'ye taşınarak tahliye edildiğini, tahliye sonrası emtianın ıslanarak hasarlandığının belirlendiğini, ekspertiz incelemesi sonucu hasarın konteyner  tavanındaki delikten giren sudan kaynaklandığının belirlendiğini, davalının taşımaya ilişkin konşimentoları düzenlemek ve taşıma işlemini fiilen gerçekleştirmek suretiyle fiili taşıyıcı olarak sorumlu olduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarihli kararında, konşimentodaki yetki şartının geçersiz olduğuna ve uyuşmazlığın çözümünde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmedildiğini, anılan karar uyarınca milletlerarası yetki itirazının reddi gerektiğini, yetki sözleşmesi içeren sözleşmelerde her iki tarafın imzasının bulunması gerektiğini, bu nedenle konşimentonun arkasında bulunduğu iddia edilen yetki şartının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, taraflarca imzalanmış bir sözleşme ve yetki şartının bulunmadığını, yetki şartının yazılı olarak düzenlenmesi gerektiğini, oysa sunulan konşimentoda  tarafların imzasının bulunmadığından, HMK'nın 18 ve TBK 14.maddelerine uygun şekilde yazılılık koşulunun yerine getirilmediğini, tek taraflı bir beyanla yetki anlaşması yapılamayacağının bir çok yüksek yargı kararında kabul edildiğini; Yetki şartının bir an için geçerli olduğu düşünülse dahi, yetki şartının TBK'nın 20 ve 21. maddeleri kapsamında genel işlem şartı içermesi nedeniyle geçersiz olduğunu, yabancılık unsuru içeren olaylarda dahi, mahkemenin TBK'nın genel işlem şartlarına ilişkin denetim kurallarını uygulaması gerektiğini, konşimentoda yer alan yetki kaydının müzakere edilse dahi, TBK'nın 25. maddesi uyarınca genel işlem şartının içerik denetimine tabi olduğunu, konşimentoya tek yanlı yazılan bu türlü asimetrik yetki kayıtlarının, mahkemenin belirli olmaması nedeniyle bağlayıcı olmadığının bir çok yüksek yargı kararıyla kabul edildiğini, Konşimentonun, taşıyan adına acentesi tarafından düzenlendiğini, acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacı sigortacı tarafından nakliyat emtia sigorta poliçesi  kapsamında sigortalıya yapılan ödemenin rucuan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, konşimentodaki yetki şartı nedeniyle davalının uluslararası yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı tarafından düzenlenen konşimentonun sunulan tercümesine göre yargı yetkisi başlıklı maddede, \"Taşıyana karşı bu konşimentonun kanıtladığı taşıma sözleşmesi çerçevesinde  tüm davalar Marsilya ticaret mahkemesi huzurunda görülecek ve bu davalarla alakalı olarak başka bir mahkeme yetkili olmayacaktır. Bu düzenlemeye halel gelmeksizin taşıyan,talep ve davaları davalının kayıtlı adresinin bulunduğu yerdeki bir mahkemede de açabilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Ayrıca konşimentoda aksi belirtilmedikçe, konşimento şart ve koşullarına Fransız hukukunun uygulanacağı da düzenlenmiştir. MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür. Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır ( TTK.m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. TTK.m.1237/2 hükmünde taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (TTK.m.1228/1) (Kender/Çetingil/Yazıcıoğlu, s.193). Sigortalı taşıtan ile davalı taşıyan arasında imzalanmış yazılı bir navlun sözleşmesi dosyaya sunulmamıştır. Buna göre dosyaya sunulan konişmentoya göre taraflar arasındaki hukuki ilişki belirlenecektir. Konişmento, TTK'nın 1228. maddesinde düzenlenmiş olup, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. TTK' nun  1229. maddesine göre konişmento yükletenin beyanına göre taşıyan tarafından düzenlenecektir. 1230. vd.  maddelerde konişmentonun kıymetli evrak olduğu, eşyayı temsil ettiği, taşıyanı, navlunu ve eşyayı ispat eden, meşru hamiline eşyayı teslim alma hakkı veren cirosu kabil kıymetli evrak olduğu düzenlenmiştir. Konişmento kıymetli evrak olması nedeniyle taşıyanın imzasını içermesi yeterlidir. Yükletenin imzası ise isteğe bağlıdır. İbraz edilen konşimentoda sigortalının kaşe ve imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki söz konusu konişmento da yükleten (sigortalı) imzası bulunmaması halinde de konşimento geçerli olacağından davacı vekilinin konişmentoda yazılı yetki sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Davalının, yabancı bir şirket olup uyruğunda olmadığı bir devletin mahkemesinde yargılanmamak üzere sözleşme serbestisi dahilinde tacirler ile  yaptığı sözleşmelerde kararlaştırılan yetki kaydı, TBK'nın 25.madde anlamında dürüstlük kuralına aykırı olarak değerlendirilemez. Konşimentodaki yazıların belirli bir puntoda yazılmamasının, sözleşmenin geçerliliğine etkili olmadığı kabul edilmelidir. Davacı sigorta şirketinin sigortalısını bağlayan yetki şartı halefi sıfatıyla davacı sigorta şirketini de bağlayıcı niteliktedir. Konşimento düzenlenmesine rağmen, yükün taşıyanın talimatıyla, konşimento ibraz edilmeden alıcıya teslim edilmiş olması, konşimentonun geçerliliğini etkilemeyecektir. Diğer yandan, taşıma sözleşmesi, konşimentoya göre ifa edilerek yük alıcısına teslim edilmiş olup, konşimentodaki tüm şartların halefiyet yoluyla davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmelidir. Taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olup, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşması mümkündür. Davada münhasır yetki veya kamu düzeni sözkonusu değildir. Konişmentonun koşullarıyla, dava dışı yükleten ve onun halefi olan davacı sigorta şirketi bağlıdır. Yetkili kılınan mahkemenin belirli olduğu, yetki sözleşmesinin taraflarının tacir olduğu, tacirler arasında TTK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden TBK'nın 20.vd. maddelerinin haksız işlem şartlarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasında tacirin özenli davranma borcunun da gözetilmesi gerektiği, buna göre yetki sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımakta olduğu, HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesinde belirlenen yetki şartının genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırdığı, somut uyuşmazlıktaki gibi Türk Mahkemesinde dava açılamayacağı açıktır. Davalı yönünden taraflar arasındaki yetki şartının HMK'nın 18/2 maddesi kapsamında ve MÖHUK'un 47/1.maddesine göre geçerli olduğu, yetkili mahkemenin geçerli şekilde belirlendiği, yetki şartında ön görülebilirlik koşulunun gerçekleştiği ,konişmentodaki yetki şartı yazılı, açık ve belirli olması nedeniyle geçerli olup, davanın yetki sözleşmesi gereği Marsilya  Mahkemelerinde görülmesi gerekir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru  ve karar harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.10.2022<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"08a2c6c47fd925a1","SID":"3069d0d08625af93"}}