{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1933 <br>KARAR NO: 2022/1490<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>TARİHİ: 15/06/2022<br>NUMARASI: 2022/255 E. 2022/380 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mülkiyetinde bulunan, ... gemisinin İzmir Limanından hareketle İstanbul/Ambarlı limanına vardığını, toplam 179 adet 20 feet ve 325 adet 40 feet konteyner ile total 4288 mts yükle 17.06.2021 tarihinde saat 19:10'da Marport terminali 7 no'lu rıhtımda bağlanıldığını, yanaşmaya müteakiben gemiye planlamacı veya liman vardiya amiri yük operasyon planlaması için gelmediğini ve Marport Limanı önemli kişilerin iletişim detaylarını teslim etmediğini, söz konusu hususun hem Marport Limanı'na çekilen protesto mektubunda hem de Kaptan raporunda detaylı şekilde belirtildiğini, yük ve gemi vinçleri hareket ve operasyon planlaması için gemi personeli olan görevli nöbetçi vardiya zabitlerinin sahile indiğini ve liman yetkililerini bildirim yapabilmek adına aradıklarını, ... nöbetçi vardiya zabiti operasyonun planlanması için operasyon memuru ile irtibat kurduğunu ve gemi no.1.vincinde testler yapılacağını, bu sebeple 2 posta çalışacağı anlaşılan Liman tahliye operasyonlarının gemi bölmesi bay 24 ve 16'dan başlanması gerekliliğinin bildirildiğini ve liman işletmesiyle mutabakata varıldığını, bu mutabakattan sonra sahil gantry crane no 10 bay 24'de ve diğer gantry crane no 7 ise bay 16'da konteynerlerin tahliye operasyonuna başlamak üzere pozisyon aldığını, ancak henüz konteyner tahliye operasyonu başlamadan bilinmeyen bir sebeple 7 numaralı sahil vincinin 16 numaralı bay'dan ayrılarak geminin baş tarafına doğru hareket etmeye başladığını, tüm uyarılara rağmen durmayan liman vincinin müvekkiline ait ... gemisinin 1 numaralı sabit duran vincine kusurlu bir şekilde çarptığını, çarpmanın etkisiyle gemiye ait 1 numaralı vincin 25 derece döndüğünü ve vinç kulesi çevirme dişlisi ve döndürme dişlilerinin hasar gördüğünü, kazaya sebebiyet veren operatör kumandasındaki liman vincinin no.7 slot ... pozisyonunda bulunan sağlamlaştırma dişlisi bay 13 hizasında rıhtıma indirmek maksatlı tahliyeye geçtiğini fakat durması gereken pozisyonda durmayıp ilerlemeye devam ettiğini, görevli operasyon memurunun hareketin bir an önce durdurulması gerekliliğini bildirmesine rağmen operatörün devam ettiğini ve geminin 1 numaralı vincine şiddetli şekilde çarptığını, operatöre neden durmadığının sorulduğunu, operatörün bay 07'nin bay 13 olduğunu zannettiğini, o sebeple ilerlemeye devam ettiğini, yapılan uyarılara rağmen neden  devam etiği sorulduğunda, gemi vincini görmediğini beyan ettiğini, liman işletmesinin gerekli önlemleri almadığını ve liman vinci operatörünün  kusurlu hareketleri sebebiyle müvekkilinin gemisine ve vincine hasar verildiğini, davalı şirkete ait sahil vincinin operasyon güvenliğini tehlikeye attığını ve geminin vincine çarpmak suretiyle zarar verdiğini, davalı şirketin bu zararı tazmin etmesi gerektiğini, liman işletmelerinin yükleme-boşaltma hizmetini verirken liman müşterisi ile arasında yaptığı sözleşmenin hukuki niteliğine ilişkin farklı görüşler bulunduğunu, doktrinde ağırlıklı görüşün, liman işletmesi ve gemi arasında bir eser sözleşmesi mevcut olduğunu, liman işletmesinin ağır kusurlu olduğunu, davalı liman işletmesinin sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yükleme ve tahliyenin güvenli şekilde yapılması için gerekli olduğu halde serdümen görevlendirmediğini, müvekkili şirketin 438.285,40 USD zarara uğradığını  ileri sürerek, 438.285,40 USD'nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faiz ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece dosya üzerinden karar verildiğinden henüz davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...  Dava; ... A.Ş.'ye ait olan ... isimli konteyner gemisinin yükünü boşaltmak için İstanbul Ambarlı Limanına yanaştıktan sonra henüz tahliye operasyonu başlamadan, 7 nolu sahil vincinin bay'dan ayrılarak geminin vincine çarpması sonucu vincin hasarlanması nedeniyle ortaya çıkan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, davacı ile davalı Liman İşletmeleri arasındaki ilişkin istisna akdi niteliğindedir. Bu itibarla uyuşmazlığa uygulanacak hükümler TBK'nun 112 ve devamı maddeleri ile TBK 49 ve devamı maddeleridir. Mahkemenin görevi HMK'nun 114.maddesi gereğince kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olduğundan, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.Mahkememiz Deniz Hukukuna ilişkin ihtilaflara bakmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemesi adıyla kurulmuş olup, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 10/07/2012 tarih ve 1888 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiştir. Bu nedenle, 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi gereğince mahkememizin görevini tayin için öncelikle davanın TTK'nun 5.kitabında yer alan Deniz Ticaretine ilişkin ihtilaflardan olup olmadığı, bunun için davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tespit edilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK nun 4 ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görevinin tayini için öncelikle davanın 6102 sayılı TTK dan veya diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine veya deniz sigortasına ilişkin bir dava olup olmadığının saptanmalıdır.TTK'nun 5.maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5.maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere Asliye Ticaret Mahkemesi bakmakla görevlidir. Dava konusu tazminat talebi, liman hizmetiyle ilgili sözleşmenin ifası sırasında, gemi üzerindeki vincin hasarlanması nedeniyle ortaya çıkan hasara ilişkin olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nun 112 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık ve TBK'nun 49 ve devamı maddelerindeki haksız fiil hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkememizin görevi, deniz ticareti ve deniz sigortasından kaynaklanan davalara ilişkin olduğundan, işbu dava bakımından mahkememizin görevsizdir. Davanın her iki tarafı da tacir olup, TTK'nun 4/1.maddesine göre dava konusu uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıdığından, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu kanaatine varılmakla, açıklanan nedenlerle mahkememizin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde süresinde talep halinde dosyanın görevli bulunan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir....'' gerekçesiyle,  davanın HMK 114 ve  115.maddeleri  gereğince  usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece sadece ''Dava konusu tazminat talebi, liman hizmetiyle ilgili sözleşmenin ifası sırasında, gemi üzerindeki vincin hasarlanması nedeniyle ortaya çıkan hasara ilişkin olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nun 112 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık ve TBK'nun 49 ve devamı maddelerindeki haksız fiil hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Mahkememizin görevi, deniz ticareti ve deniz sigortasından kaynaklanan davalara ilişkin olduğundan, işbu dava bakımından mahkememizin görevsizdir.'' gerekçesiyle davanın reddedildiğini, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini, ancak mahkemenin kararının gerekçeli olmadığını, TTK'nın 5.maddesinde ''bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davaları'' ifadesi kullanılarak deniz ihtisas mahkemelerinin bakacağı alanın kanunun amacına uygun olarak genişletildiğini,  görüldüğü üzere deniz ihtisas mahkemelerinin sadece Dördüncü Kitapta bulunan hükümlerle sınırlandırılmadığını, bilakis bu mahkemelerin bakacağı davaların alanının amaca uygun olarak genişletildiğini,   somut olayda hasarın gemi deniz üzerindeyken ve bir deniz taşıması  sırasında oluştuğunu, dava dilekçesinde sadece TBK'ya dayanmayıp Limanlar Yönetmeliği ile  ISP'ye de dayandıklarını,  bu nedenlerle,  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya  aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davacıya ait gemideki konteynerlerin tahliyesi sırasında liman vincinin, geminin sabit duran vincine çarpması nedeniyle meydana geldiği iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilince, davacı tarafa ait ... gemisinin Ambarlı limanına varıp rıhtıma bağlanmasından sonra limanda görevli operatörün kullandığı  ''sahil gantry crane no 7'' ile bay (gemi bölmesi) 16'dan konteynerlerin tahliyesine başlandığı, slot ... pozisyonunda bulunan lashing gear box'ı bay 13 hizasından rıhtıma indirmek maksatlı tahliyeye geçtiği sırada  durması gereken pozisyonda durmayıp ilerlemeye devam etmesi nedeniyle geminin 1 numaralı sabit duran vincine çarpması sonucunda meydana gelen kaza sebebiyle davacının zarara uğradığı, liman yükleme ve boşaltma sözleşmelerinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, davalının özen borcunu yerine getirmediği ve davacının zarara  uğramasına sebep  olduğu iddia edilmiş, mahkemece,  tazminat talebi, liman hizmetiyle ilgili sözleşmenin ifası sırasında, gemi üzerindeki vincin hasarlanması nedeniyle ortaya çıkan hasara ilişkin olduğundan, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nın 112 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil hükümlerine göre çözümleneceği, uyuşmazlığın denizcilik ihtisas mahkemesinin görev alanına girmediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verildiği görülmektedir. Denizcilik İhtisas Mahkemeleri 28.04.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5136 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanunla kurulmuştur. 5136 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine son fıkra olarak \"İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca, bu kanunun dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin ihtilaflara bakmak ve asliye derecesinde olmak üzere Denizcilik İhtisas Mahkemeleri kurulur. Bu mahkemelerin yargı çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir\" hükmü eklenmiştir. Bu maddeye göre Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin görev alanı 6762 sayılı TTK'nın dördüncü kitabında yer alan deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıklarla sınırlı düzenlenmiştir.  6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır (m.1533). 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5/2 maddesinde \"Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir\" hükmü getirilmiştir. Yeni Ticaret Kanunun'da \"Dördüncü Kitap\" yerine \"bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan\" denilerek söz konusu mahkemenin bakacağı işlerin alanı, amaca uygun olarak genişletilmiş, münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarıyla ilgili olarak Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun görevlendirme yapabileceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda ticaret mahkemelerinden hangisinin münhasıran deniz ticareti ve deniz sigortası ile ilgili hukuk davalarına bakacağı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun görevlendirme kararına göre belirlenecektir. Somut olayda dava, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın, davacıya ait gemideki konteynerlerin limanda tahliyesi sırasında davacıya ait geminin zarar görmesinden kaynaklandığı, buna göre uyuşmazlığın TBK hükümleri uyarınca sözleşme veya haksız fiil hükümlerine göre incelenip çözümlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Genel mahkemeler (asliye hukuk, sulh hukuk, asliye ticaret) ile denizcilik ihtisas mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Görev kamu düzeninden olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemelerce ve istinaf incelemesi sırasında bölge adliye mahkemelerince kendiliğinden göz önünde tutulur. Bu nedenle, mahkemece, görevsiz olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilince her ne kadar, mahkemenin kararının gerekçesi bulunmadığı istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, mahkemece, tazminat talebinin, liman hizmetiyle ilgili sözleşmenin ifası sırasında, gemi üzerindeki vincin hasarlanması nedeniyle ortaya çıkan hasara ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nın 112 ve devamı maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık ve TBK'nın 49 ve devamı maddelerindeki haksız fiil hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği belirtilerek, gerekçeli olarak  karar verilmiş olup aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,  ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 10.11.2022 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. <br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.c maddesi uyarınca,  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"19b81bc682fe5d02","SID":"13eefded003b546c"}}