{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>35. HUKUK DAİRESİ <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/309 <br>KARAR NO\t: 2024/843<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 06/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/21 Esas - 2022/713 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>\t <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ\t: 12/06/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 09/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'de ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı davalıya ait ve davalının sevk ve idaresindeki açık kasalı vinçli kamyon ve arkasına takılı konteyner (iş makinası)'ın 08.02.2015 tarihinde kavşaktan dönüş yapmak üzere bağlantılı yan yola girdiği sırada yolun sağ kenarındaki yaya kaldırımı üzerinde yürümekte olan yaya ...'e, aracında gayri nizami yüklü bulunan ve dışarı sarkmış haldeki kalaslarla tamamen kusurlu olarak çarpması sonucu yayanın vefatına sebep olduğu, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28.02.2019 tarihli 2015/811 E. - 2019/176 K. sayılı ilamında kazanın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu olduğu, kararda hükmedilen maddi tazminatlar ve fer'ileriyle birlikte toplam 371.395,19 TL'nin 14.05.2019 tarihinde müteveffa yayanın desteklerine müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu kapsamda müteveffa desteklerine, ... A.Ş'nin 14012868/1 numaralı hasar dosyasından Konya 12. İcra Müd. 2019/3260 E. sayılı dosyasına, anne Emine Sözen için 197.174,24 TL tazminat (asıl alacak) ve 68.792,93 TL fer'ileri olmak üzere, 14012868/2 hasar dosyasından Konya 12. İcra Müd. 2019/3252 E. sayılı dosyasına baba ... için 70.825,76 TL tazminat (asıl alacak) ve 34.602,26 TL fer'ileri olmak üzere toplam 371.395,19 TL ödeme yapıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza sırasında istiap haddini de aşmak suretiyle ve ağır kusurlu olarak aracında gayrinizami yük taşıdığı, bu suretle kazaya sebep olduğu ve kaza sonrasında olay yerinden firar ettiği anlaşıldığından, Trafik Poliçe Genel Şartları'na göre, hasar bedeli olarak destekten yoksun kalma tazminatı ödeyen müvekkili şirketin sigortalısına rücu hakkı doğduğu, davalı aleyhine Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9543 E. sayılı dosyası ile 371.395,19 TL asıl alacağın ve ödeme tarihinden takip tarihine kadar işleyen 48.169,45 TL yasal faizi ile tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla davalının Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9543 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin, ... plakalı açık kasalı vinçli kamyon ve arkasına takılı konteyner (iş makinası) ile olay tarihinde, ... Bulvarını takiben ... Caddesi kavşağında dönüş yapmak üzere bağlantılı yan yola girdiği sırada dava konusu kazanın gerçekleştiği, bu olay neticesinde müvekkili hakkında Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/437 E. sayılı dosyası ile dava açılıp hüküm tesis edildiği, anılan dosyanın temyiz incelemesi sebebiyle halen Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nde 2020/10090 E. sayı ile arşivde incelenme sırası beklediği, davacı şirket, işbu kaza sebebiyle müteveffanın ailesine ödemiş olduğu maddi tazminatlar ve fer'ileriyle birlikte toplam 371.395,19 TL'nin müvekkilden tahsili için icra takibi yaptığı ve müvekkilin icra takibine itirazı üzerine huzurdaki davayı açtığı, rücu koşullarının oluşmadığı, müvekkilinin kaza sırasında alkollü veya uyuşturucu madde etkisinde olmadığı, kazanın gerçekleşmesinde müvekkilinin kasti bir davranışının bulunmadığı, kazanın taksirle gerçekleştiği, davacı, müvekkilinin kaza sonrasında olay yerinden firar ettiğini iddia ederek Trafik Poliçe Genel Şartları'na göre hasar bedeli olarak destekten yoksun kalma tazminatı ödemekle müvekkile rücu hakkı doğduğunu ileri sürdüğü, oysa ki müvekkilinin, olay yerini terk etmediği, Yargıtay kararlarına göre, terk olsa bile tek başına rücu için yeterli olmadığı ve kazanın etkisini veya yaralının durumunu ağırlaştıracak nitelikte bir terk olması gerektiği, dava konusu olayda bu durumun söz konusu olmadığı, müvekkilinin, kazanın gerçekleştiğini fark etmediği, arkasında bulunan araçların kornaya basarak ikazı üzerine kazadan haberdar olduğu ve hemen aracını uygun bir yere park ederek olay yerine geldiği, müvekkilinin kullandığı aracın bir binek otomobil olmadığı, davacı tarafın da belirttiği gibi iş makinası (KONTEYNR EKLİ VİNÇ) vasfında olduğu, aracın uzunluğu yaklaşık 15 metre olup müvekkilin, aracın en arkasında bulunan bir kalasın yayaya çarptığını fark etmesinin mümkün olmadığı, müvekkilinin, kendi telefonuyla 112 ve 155 ekiplerini aradığını, müteveffanın hastaneye sevk edilene kadar yanından ayrılmadığını, olay yerine gelen hem trafik, hem asayiş polis ekiplerinin müvekkili olay yerinde görerek tutanak tuttuklarını ve polis merkezine getirdiklerini, görevli memurlar tarafından düzenlenen ve davacı tarafından dosyaya sunulan tutanakta \"15:30 sıralarında haber merkezinin kazayı haber vermesi üzerine intikal ettikleri, olay yerinin terk olduğu ve kazaya karışan sürücünün alınarak polis merkezine getirildiği\"nin belirtildiğini, davacı tarafın da bu tutanağa dayanarak eldeki davayı açtığı, oysa ki bu tutanakta müvekkilinin yakalandığı değil olay yerinden alındığının belirtildiği, kaza gerçekleştikten sonra gelen polis ekibinin, müvekkilinin aracı kaza yerinde olmadığından olay yeri terk yazmış olduklarını, oysa ki müvekkilinin olay yerinde bulunduğunu, müvekkilinin sigortalılık yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirdiğini, görevli memurlar tarafından düzenlenen olay yeri krokisinde \"Anadolu Bulvarı yan yolda, kazanın olduğu yer ile ... caddesi üzerinde müvekkilin vinci park ettiği yer arasında toplamda 60 metre mesafe olduğu, bu mesafe arasında yan yoldan caddeye dönüş olduğu”nun belirtildiği, olay yeri krokisi incelendiğinde, müvekkilinin asla olay yerini terk etmediğinin net bir şekilde görülmekte olduğunu, zira toplamda 60 metre olan bu mesafenin, müvekkilinin arkadan gelen araçların kornaya basmasıyla kazadan haberdar olma süresini, 14,80 metre uzunluğundaki vincin fren mesafesini, vinci park edilebilecek aynı zamanda arkadan gelen araçlar için tehlike oluşturmayacak bir yere çekmesini kapsadığını, görüleceği üzere müvekkilinin halen olay yerinde bulunduğu ve trafik güvenliğini tehlikeye atmadan olay yerine hemen dönüş yaptığını, yine polis memurlarınca düzenlenen Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağında müvekkilinin yakalandığı yer olarak, ... Caddesi ... Bulvarı üzeri olarak belirtilmiş olduğunu, belirtilen adresin, kazanın gerçekleştiği yer olduğu, yani müvekkilinin olay yerinden alındığı, olay yerine intikal eden ve resmi tutanaklarda isimleri bulunan polis memurları ... ve ...'ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, zira bu tanıkların, müvekkilinin olay yerinden kaçmadığını, olay yerine intikal ettiklerinde müvekkilinin olay yerinde beklemekte olduğunu ve tutanağa neden “olay yeri terk\" yazdıklarını ifade edeceklerini, bu tanıklardan ...'ın halen aynı karakolda görev yapmakta olduğunu, 14.12.2021 tarihli duruşmada tanıklık yapmaya hazır olduğunu ilettiğini, bu sebeple işbu tanığı 14.12.2021 tarihli duruşmada hazır ederek dinletmek istediklerini, tanıklar polis memuru oldukları için tayin çıkma ihtimalleri sebebiyle taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/437 E. sayılı dosyası, Yargıtay arşivinden çıkartılarak taraflarınca incelenerek dilekçe ekinde sunulan suret evraklar, harcı ikmal edilerek onaylatıldığı, istenirse aslı gibidir yapılmış belgelerin duruşmada ibraz edilebileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, davacı ... tarafından kendi sigortalısına karşı açmış bulunduğu rücuen tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, rücu istemine esas ödemenin dayanağı olan Ankara 9. ATM 2015/811 Esas 2019/176 Karar sayılı dosyasının dosya arasına alındığı, incelenmesinde, müteveffa yakınları tarafından ... ve ... A.Ş. aleyhine destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat isteminin kabulü ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, 24.12.2021 tarihinde kararın kesinleştiği, Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/4377 Esas sayılı dosyasında dava konusu olaya ilişkin yapılan yargılama sonunda dosya davalısı ... hakkında TCK 85/1 maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezasına hükmolunduğu, Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/9543 Takip sayılı dosyasında alacaklısı ... A.Ş., borçlusu ... olduğu, 371.395,19 TL asıl alacak, 48.169,45 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere 419.564,64 TL toplam alacak için icra takibine girişildiği, takibe itiraz edildiği, süresinde itirazın iptali davası açıldığının anlaşıldığı, alınan kusur ve hesap bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre, istiap haddinin aşılması ve kazanın münhasıran bu nedenle meydana geldiğinin ispatlanması halinde zorunlu mali sorumluluk sigortacısının rücu hakkı olduğu, istiap haddi yani taşıma sınırı ise bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı ve yolcu sayısı olduğu, davaya konu edilen zararın oluşumunda tek etkenin, davalının aracına gabariyi aşan yükleme yapması olduğu tutanaklar ve alınan karayolları fen heyeti bilirkişi raporuyla da sabit olduğu, araçların yüklenmesi sırasında mevzuat gereği uyulması gereken kuralların ve istiap haddinin kapsamına, yükün ağırlığı ile birlikte yüksekliği (gabari) de dâhil olduğu, davacının iki sebebe dayalı olarak rücu isteminde bulunduğu, bunlardan birincisinin istiap haddinin aşılması, diğeri sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurlu olması olduğu, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu gözetildiğinde Trafik Sigortası Genel Şartları B.4.ç bendinde istiap haddinin aşılması rücu imkânı tanımakla birlikte istiap haddi, kara ve hava taşıtlarını yük ve yolcu miktarını belirleyen sınır olarak tanımlandığı, bunun ise bir aracın güvenli olarak taşıyabileceği en çok yük ağrılığını veya yolcu sayısını ifade ettiği, dava konusu olayda aracın taşıyabileceği yük ağırlığı aşılmadığı için genel şartlar B.4.ç bendindeki rücu koşulunun gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, tartışılması gereken diğer hususun genel şartların B.4.a bendinde düzenlenen sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusurunun tazminatı gerektiren eyleme sebebiyet verip vermediği olduğu, bir kişinin ölümü ile sonuçlanan kazanın sigortalı kamyonun kasasından dışa doğru 0.50-1.00 metre kadar taşmış halde yüklenmiş bulunan cismin, araç seyir halinde iken taşıt ve yaya güvenliğinin ciddi bir şekilde tehdit ettiğinin ortada olduğu, nitekim dışa taşar şekilde yüklenen cisimin yaya kaldırımında yürüyen kişiye çarpmak suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği, sigortalı araç sürücüsü mevzuata aykırı şekilde istiflediği yükle birlikte taşıt ve yaya trafiği olan yerde aracını kullandığı ve elim bir kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, somut olayın özellikleri gözetildiğinde sigortalı araç sürücüsünün kazaya etken hareketinin ağır kusur oluşturduğu ve davacı sigortacının davalıya rücu koşulları oluştuğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle, “1-Davanın Kısmen Kabulü ile, Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2020/9543 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 371.395,19 TL asıl alacak ve işlemiş faiz 47.984,25 TL olmak üzere toplam 419.379,44 TL 'den devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, müvekkiline ait araç sürücüsünün yan yola döndüğü sırada, vinç kasasına yüklenen kalaslardan birisinin kaydığını ve yol kenarında yürümekte olan yayaya çarparak ölümüne neden olduğunu, müvekkili hakkında ceza dosyasının kesinleşmediğini, temyiz aşamasında olduğunu, vefat edenin yakınlarına Ankara 9 ATM'nin dosyasına istinaden tazminatın davacı tarafından ödendiğini, sonrasında ise söz konusu icra takibi ile müvekkilinden rücuen talep ettiğini, mahkemece yapılan yargılamada, bilirkişi tarafından da istiap hadini aşan yükleme olmadığı, ancak gabari dışı yüklemenin olduğunun tespit edildiğini, dolayısı ile istiap haddinin aşılmasının kazaya neden olmadığını, yine hesaplamanın da fahiş olduğunu, hesap raporuna da bu nedenle itiraz ettiklerini, kazanın taksirli eylem neticesinde meydana geldiğini, kasti eylem olmadığını, ayrıca müvekkilinin olay yerini terk etmediğini, bu durumun da dosyada kanıtlandığını, müvekkilinin sigortalılık yükümlülüklerini yerine getirdiğini, istiap haddinin aşılmasının ve gabari dışı yüklemenin birbirinden farklı kavramlar olduğunu, araçta taşıma kapasitesinin aşılmasının söz konusu olmadığını, mahkemece zorlama bir yorumla, davacının poliçe genel şartlarına göre rücu şartlarının oluştuğunun kabul edildiğini, ceza dosyasında da Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından yazılan tebliğnamede ceza mahkemesi tarafından verilen kararın müvekkili lehine bozulmasını talep ettiğini ve tebliğnamede ağır kusur ve kasıttan bahsedilmediğini, Yargıtay içtihatlarına göre tam kusurlu kazanın meydana gelmiş olmasının ağır kusur için yeterli olmadığını, bu nedenle müvekkilinin eyleminin ağır kusur olarak değerlendirilmeyeceğini, müvekkilinin ağır kusurlu sayılamayacağını, vinç yüklemesinin müvekkili tarafından dahi yapılmadığını, aracın yaklaşık 15 m. uzunlukta olduğunu, müvekkilinin bu durumu fark etmesinin de mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle ZMMS kapsamında, zarar görene yapılan ödemenin, ZMMS Genel Şartları gereğince sigortalısından tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından rücu koşulları oluşmadığından ve hesaplamanın hatalı olduğundan bahisle istinaf edilmiştir.<br>\tOlay tarihinde, davacıya ait aracın gabari kurallarına uygun olmaksızın yüklenmesi sebebiyle, yola taşan kalasın, yaya kaldırımında yürüyen Ahmet Erkam'a çarparak ölümüne neden olduğu, Kaza Tespit Tutanağı, Ceza dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. <br>\tDavalı vekili, ceza yargılamasının henüz kesinlemediğini, hatta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının teşdit uygulanarak verilen cezanın fazla olduğunu belirterek tebliğname ile kararın bozulmasını istediğini, bu nedenle ağır kusurlu sayılamayacağını iddia etmiş ise de, söz konusu ceza mahkemesi kararının Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/10090 E. 2024/1831 K. sayılı ilamı ile savcılık tebliğnamesine iştirak edilmediği belirtilerek, sanık temyiz itirazlarının reddine, katılanların temyizi yönünden ise olayın oluş şekline göre sanık hakkında bilinçli taksir uygulanması gerektiğinden bahisle sanık aleyhine kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.<br>\tBu durumda, kazanın oluş şekli, aracın yola taşan kalasların insanlara veya araçlara zarar verebilecek şekilde yüklendiği görülmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmamış olması, kazaya da sırf söz konusu hatalı yükleminin neden olmuş olması karşısında, davacının sigortalı araç sürücüsünün ağır kusuru nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği anlaşıldığından, davalının rücu koşullarının bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi davalının Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında da davalı olarak taraf bulunması nedeniyle Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tespit edilen tazminat miktarı davalı açısından kesin hüküm oluşturmasının yanı sıra mahkemece alınan rapor ile talep edilen tazminat miktarının uygun olduğunun belirlenmiş olmasına göre davalı vekilinin tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\tAncak tazminata yönelik olarak değerlendirmede; davacı, davalı hakkında başlattığı icra takibinde \"takip tarihinden itibaren faiz talebinde,\" taleplerinin \"sadece asıl alacağa yönelik olduğuna yönelik\" bir açıklamada bulunmamıştır. Talep edilen toplam alacak içerisinde işlemiş faiz de bulunmaktadır. Mahkemece verilen kararda da icra takibindeki talebe uygun olarak \"Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2020/9543 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 371.395,19 TL asıl alacak ve işlemiş faiz 47.984,25 TL olmak üzere toplam 419.379,44 TL'den devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,” denilerek, davanın esası hakkında karar verilmiş, hangi alacak yönünden takip tarihinden itibaren faiz işletildiği açıklanmamıştır. Bu durum infazda tereddütte neden olacağından, açıkça asıl alacağa (371.395,19 TL'ye) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, davalının tazminata yönelik istinaf sebepleri bu çerçeve ile sınırlı olarak yerinde görülmüştür.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, hüküm fıkrasında, takip tarihinden itibaren işletilecek faizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde oluşturulmuş olması nedeniyle kararın bu nedenle HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davacı icra takibi ile faize faiz işletemeyeceğinden, takip tarihinden itibaren talep edilen yasal faizin asıl alacak üzerinden işletilmesine karar verilerek ve ilk derece mahkemesi kararındaki kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 06/12/2022 tarihli, 2021/21 Esas - 2022/713 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br> HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,<br>Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2020/9543 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 371.395,19 TL asıl alacak ve işlemiş faiz 47.984,25 TL olmak üzere toplam 419.379,44 TL'den devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 28.647,81 TL harçtan, dava açılışında alınan 5.067,30 TL peşin harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 23.580,51 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, 0,58 TL'sinin davacıdan, 1.319,42 TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,<br>4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 59,30 TL başvurma harcı, 127,00 TL tebligat ücreti, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, toplamı 1.986,30 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.985,42 TL'si ile dava açılışında alınan 5.067,30 TL peşin harç toplamından oluşan 7.052,72 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 61.713,12 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 185,20 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,<br>İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN<br>II-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,<br>III-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ve 107,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 599,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>lV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>V-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 12/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>... <br>...<br>Başkan ...<br> <br><br>Üye ...<br><br>Üye ...<br> <br><br>Katip ...<br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d866befbebf6dacd","SID":"03a19a1cdbe70995"}}