{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/330 - 2024/880<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/330 <br>KARAR NO\t: 2024/880<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/693 Esas - 2022/1003 Karar<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 03/07/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 29/10/2020 tarihli trafik kazasında müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, kazaya kusuru ile sebebiyle veren aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta tarafından yapıldığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL daimi iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavacı vekili ıslah dilekçesiyle, sürekli iş göremezlik tazminatını 410.000 TL’ye, geçici iş görmezlik tazminatını 1.471,50 TL’ye artırarak davalıdan tahsilini istemiştir. <br> \tDavalı vekili cevap dilekçesinde; usul yönünden davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, iyileşmenin tamamlanmadığını, esas yönünden ise davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, faiz talebinin yerinde olmadığını, müterafik kusur nedeni ile tazminattan indirim yapılmasının gerekeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle kusurlu yanın sigortacısı aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 17/03/2022 tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirildiği, davalının sigortalısının tam kusurlu olduğunun bildirildiği, raporun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkemece itibar edildiği, Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 04/08/2022 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %10 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 90 güne kadar uzayabileceği, 15 gün başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, raporun kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik uyarınca düzenlendiği de gözetilerek (Yargıtay 4. HD 2021/4651 esas 2021/8345 karar) oluşa uygun görülerek karar vermeye yeterli bulunmakla rapora itibar edildiği, aktüer bilirkişisi 05/10/2022 tarihli raporunda, davacının maddi zararını hesaplayarak 453.556,15 TL sürekli iş göremezlik, 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatı talep edilebileceğini bildirildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, poliçede tedavi gideri teminatı bulunduğunun anlaşıldığı, davalının ZMMS poliçesi kapsamında işletenle birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğu ve davacının davasının bu hali ile sübut bulduğu gerekçesiyle, “Davanın kabulü ile, 410.000,00 TL daimi maluliyet tazminatı ile 1.471,50 TL geçici bakıcı gideri tazminatının 09/04/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş, karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacıda maluliyet oluşmadığını, raporun iyileşme süreci tamamlanmadan alındığını, bu nedenle maluliyet raporunu kabul etmediklerini, D.Ü.T.F. Adli ABD’nin 30/06/2021 tarihli raporunda, yaralanması ile kaza arasındaki illiyeti ortaya koyacak tedavi evraklarının bulunmadığının belirtildiğini, buna göre iyileşme sürecinin henüz tamamlanmadığının anlaşıldığını, raporun iyileşme süresi içerisinde tanzim edilmiş olması nedeniyle karar vermeye elverişli olmadığını, raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan \t\"Erişkinler için Engellilik Değerlendirimesi Hakkındaki Yönetmelik\"\thükümlerine göre alınması gerektiğini, bu nedenle de uygunlanan yönetmeliğin uygun olmadığını, tazminat hesaplamasının Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini, TRH2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, geçici bakıcı giderine ilişkin taleplerin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, SGK’nın sorululuğunda olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca davacının koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığının da bilinmediğini, emniyet kemeri kullanılmaması durumunda TBK’nın 52. maddesi gereğince tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, davacının yaralanmasına ilişkin bölgelere göre emniyet kemeri takmadığı anlaşıldığından, indirim yapılmamasının hatalı olduğunu, ceza dosyasında uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiği, müvekkilinin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\t Davacı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde; davalının istinaf sebeplerini kabul etmediklerini, hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına uygun olduğunu, istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, ancak katılma yolu ile davayı istinaf ettiklerini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ücretlerin SGK hizmet dökümü ile tespit edilen ücretlerin altında olduğunu, davada geçici iş göremezlik talep edilmemesine rağmen mahkemece hesaplama yapıldığını, bu nedenle de raporun hatalı olduğunu, faiz başlangıcı ve türünün hatalı olduğunu, faiz başlangıcının kaza tarihi olması gerektiğini, faizin de avans faizi olması gerektiğini, sorumluluğun sigorta hukukundan kaynaklandığını, mahkemece yeninden yargılama yapılması halinde güncel verilerin nazara alınması gerektiğini belirterek, kararın lehlerine kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda, kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici bakıcı gideri ve kalıcı iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tDavalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; mahkemece, davacının çalışma gücü kaybının tespiti açısından Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 29/08/2022 tarihli raporda, davacının maluliyet durumu \"Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik\" ve \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine\" göre ayrı ayrı belirlenerek Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre %10 olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %22 olduğu, iyileşme süresinin 90 günü bulacağı, 15 gün süre ile bakıcı ihtiyacının olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>\tHaksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ve taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki giderilmeli, yine raporlar arasında çelişki olmasa dahi raporun, uygun olmadığına yönelik somut itiraz olması halinde özellikle mevcut yaralanması ve kaza arasında illiyetin yeterince raporda tartışılmadığı durumlarda itiraz değerlendirilmeden karar verilmemelidir. <br>\tSomut olayda, davacının meydana gelen kaza tarihinde tanzim edilen adli muayene raporu ve tedavi belgelerinde, vücudunda kemik kırığı tespit edilmemiş, davacının vücudundaki çeşitli yaralanmalardan bahsedilerek, sol dizde de parçalı kesi meydana geldiği tespit edilmiş, davacının aynı gün kendi isteği ile acil servisten ayrıldığı 29/10/2020 tarihli epikriz raporunda belirtilmiştir. Davacı kazadan yaklaşık 3 aydan fazla bir süre sonra 07/02/2021 tarihinde Afyonkarahisar Devlet Hastanesine müracaat etmiş, buradaki MR sonuçları değerlendirmek suretiyle, tanzim edilen Ortopedi ve Travmatoloji Anablim Dalı'nın konsültasyonu sonucunda verilen yanıta göre hükme esas alınan raporun tanzim edildiği anlaşılmıştır. Söz konusu yanıtta kaza ile mevcut yaralanmasına yönelik illiyet değerlendirilmediği halde maluliyet raporunda kazadan sonra 07/02/2021 tarihinde çekilen iş bu MR çerçevesinde engel oluştuğu kabul edilmiştir. Ayrıca hükme esas alınan raporda, davacının kaza tarihinde kendi isteği ile hastaneden ayrılmış olması nedeniyle maluliyetin artmasına davacının neden olup olmadığı da tartışılmamıştır.<br>\tBu durumda, davalı tarafından hükme esas alınan rapora itiraz edilmiş olduğundan, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından çalışma gücünün kaybı ve yitirilmesinin tespitinde kaza tarihi itibariyle esas aldığı \"Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik\" hükümleri gereğince, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle davacının engel durumunun oluşup oluşmadığı, hastaneden kendi rızası ile ayrılan davacının kazadan 3 aydan fazla bir süre sonra 07/02/2021 tarihindeki müracaatı ile tespit edilen bulguların kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyetinin bulunması durumunda, davacının kendi isteği ile ayrılmış olması nedeniyle maluliyetinin artmasına kendisinin bir etkisi bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise ne oranda olacağının tespit edildiği hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan maluliyet raporuna göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.<br>\tÖte yandan, kaza tarihinde davacı 29 yaşında olup, aktüer hesap bilirkişi tarafından da Yaşam Süresinin hesaplanmasında bu tarihin esas alındığı belirtilmiş ise de, muhtemel yaşam süresinin 29 yaşına göre değil, 26 yaşına göre esas alındığı (lineer interpolasyon uygulanmadığı durumda 29 yaş için erkekte 45,41, 26 yaş erkekte 48,28 olmasına, bilirkişi tarafından da 48,28 yıl kabul edilmiş olmasına göre) bu şekilde yaşam süresinin tabloda belirtilenden daha uzun belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda hesap raporu da karar vermeye elverişli olmadığı halde söz konusu rapora göre karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davacının maluliyetine esas alınan ve 07/02/2021 tarihli MR çekimi ile tespit edilen yaralanmasının kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, kaza ile illiyetinin bulunması durumunda, davacının kaza sonrası kendi isteği ile hastaneden ayrılmış olması gözetilerek maluliyetin artmasına neden olup olmadığı ve artmasına neden olmuş ise ne ölçüde olduğu hususunda, \"Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik\" hükümlerine göre (ayrıca geçici iş göremezlik süresi ve geçici bakıcı ihtiyacı olup olmadığının değerlendirildiği) Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas Kurulundan rapor alınarak, sonrasında aktüer hesap raporunun da hüküm vermeye elverişli olmaması nedeniyle aynı bilirkişiden ek rapor, yahut yeni bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/12/2022 tarihli 2021/693 Esas - 2022/1003 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>Başkan <br><br>Üye <br> <br>Üye <br> <br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0dd09700fdcf31b8","SID":"6f6f534ab7cec73d"}}