{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/314 - 2024/875<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/314 <br>KARAR NO\t: 2024/875<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/526 Esas - 2022/942 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 03/07/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 16/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ZMMS kapsamında sigortalı olan, sürücü ...'in sevk ve idaresindeki araçla sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki aracın 20.05.2019 tarihinde çarpışmaları sonucu meydana gelen kazada sürücü ...'ın aracında yolcu olan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 900 TL sürekli iş göremezlik zararı, 100 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 1.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte teselsül hükümlerine göre davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 70.571,70 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın kabulüne, 60.338,10 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 10.233,60 TL bakıcı gideri tazminatı toplamı olan 70.571,70 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 22/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; karşı yan lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaması açısından, kararı istinaf ettiklerini, davacının hak ettiği tazminatın daha fazla olduğunu, herhangi bir kaldırma kararı verilmesi halinde son tarihli asgari ücrete göre hesap yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının net ve ayrıntılı olarak belirlenebilmesi için en yetkili kurum olan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, mahkemece kusur raporu alınmadan hüküm tesis edilmesinin, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, davalı şirketin haksız şekilde ödediği fazla zararı tazmin edebilmek için ilgililere yeniden rücu davası açmak zorunda kalacağını, sigorta şirketlerinin ödeyeceği tazminat hesabının yapılmasında, sigortalı araç sürücülerinin kusur durumlarının oransal dağılımının önem arz etmesi nedeniyle oransal kusur dağılımı yapılmadan aktüer hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, davacının kazaya karışan araçta yolcu konumunda bulunmasının, kendisinin işbu kazada hiç kusursuz olduğu anlamına da gelmeyeceğini, mahkemece yolcu konumunda bulunan davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun da araştırılmadığını, hatır taşıması bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, aktüer raporunda bilirkişi tarafından bakiye ömür sonucunun 26.03.2035 tarihi olarak belirtilmesine rağmen hesaplamanın 31.12.2035 tarihine kadar yapıldığını, yapılan bu hata sonucu tazminat tutarının olması gerekenden 9 aylık ücret kadar yüksek hesaplandığını, mağdurun rapor tarihindeki yaşı esas alınarak hesaplanmak suretiyle 01.05.2036 yılına kadar destek verilmesi gerektiğini, yine bilirkişi raporunda kişinin pasif dönem gelirinin net asgari ücretten agi tenzili ile hesaplandığını, bu hususta işleyecek pasif dönemde yıllık net gelirin 42.928,91-TL olarak alındığını, ancak aktüer hesabına esas olan gelir tutarının davacı tarafın pasif dönem geliri 2022 yılı net asgari ücreti üzerinden hesaplanmak suretiyle, bu hususta işleyecek pasif dönemde yıllık net 51.040,80 TL üzerinden hesaplanması gerektiğini, brüt asgari ücret üzerinden hesabı yapılan geçici bakıcı gideri tazminat hesabının ise davacı yanın net asgari ücreti esas alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, bilirkişi hesap raporunda tazminat hesabının TRH 2010 Tablosu ve %1.8 Teknik Faiz esas alınarak yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece, verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tSomut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 20.05.2019 tarihinde sürücü ...’in sevk ve idaresindeki araçla seyri sırasında sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada sürücü ...’in kural ihlali olduğu, sürücü ...’ın kural ihlali olmadığının belirlendiği, davacının kaza esnasında sürücü ...’ın aracında yolcu konumunda olduğu, mahkemece dosya kapsamında teselsül hükümlerine göre talepte bulunulduğundan kusur raporu alınmasına gerek görülmediği, Hendek 1.ASCM’nin 2020/101 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun belirlendiği, sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kaza tarihini kapsar şekilde davalı şirket tarafından ZMM sigorta poliçesinin düzenlenmiş olduğu, davacı tarafça dosyaya sunulan, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan 03/02/2021 tarihli rapor uyarınca davacının kaza sonucu her iki femur fraktürü niteliğindeki yaralanması sonucu engel oranının %9 olduğu, geçirdiği trafik kazası ile nedensellik bağı olduğu, 120 gün sürekli bakıma ihtiyacı olduğunun belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca davalı tarafça sigortalanan araç sürücüsünün %100 kusur oranı ile davacının %9 engel oranına istinaden 60.338,10 TL sürekli iş göremezlik zararı, 120 gün bakıcı ihtiyacına istinaden 10.233,60 TL bakıcı gideri hesaplandığı, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tDosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, mahkemece dava konusu olayda kusur durumunun belirlenmesi için bilirkişi raporu alınmadığı, teselsül hükümlerine göre dava açıldığından ceza yargılamasında belirlenen kusur durumu nazara alınarak sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru esas alınarak karar verildiği, kaza tutanağı içeriğinden dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı tarafça sigortalanan araç sürücüsünün kural ihlali olduğu, davacının içinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kural ihlali olmadığının belirlendiği, olayla ilgili Hendek 1.ASCM’nin 2020/101 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada alınan kusur raporu uyarınca kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in asli kusurlu, sürücü ...'ın tali kusurlu olduğunun belirlendiği görülmüştür.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde; \"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.12.2008 tarih, 2008/4-734 Esas ve 2008/766 Karar sayılı ilamında; \"Müzakereler sırasında; tüm konuşmacılar hâkimin bilirkişi raporu ile bağlı olmadığını dile getirmişlerdir. Bu husus çok doğrudur. Ancak, hâkim kendisini bilirkişi veya bilirkişi kurulu yerine koyamaz. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda şahsi bilgisi ile kusur belirleyemez. Bu görüşü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2.4.1986 gün ve 1984/4-847 E, 1986/338 K; 8.11.1995 gün ve 1995/19-601 E, 938 K; 2.4.2003 gün ve 2003/4-185 E, 263 K; 7.3.2007 gün ve 2007/11-94 E, 113 K; 19.3.2008 gün ve 2008/11-262 E, 260 K; 14.5.2008 gün ve 2008/11-392 E, 377 sayılı kararları da doğrulamaktadır.<br>\tHâkim özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde şahsi bilgisi ile kusur belirlemesi yapamayacağına göre, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırması gerekecektir. Bu görüş de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 8.12.2004 gün ve 2004/4-642 E, 648 K; 2.3.2005 gün ve 2005/11-81 E, 118 K; 30.1.2008 gün ve 2008/11-42 E, 45 K; 5.11.2008 gün ve 2008/4-655 E, 664 sayılı kararlarında vurgulanmıştır.<br>\tTatbikat ceza davasındaki kusurun hukuk hâkimini bağlamayacağını, hukuk hâkiminin yeniden kusur incelemesi yaptırması gerektiğini içtihat ettiğine ve bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiğini vurguladığına göre, somut olayda Özel Dairenin hâkimin bilirkişi heyeti yerine geçip kusur belirlemesi yapması gerektiğini ileri sürmesini benimsemek mümkün değildir.<br>\tBilirkişi müessesi tenkit edilebilir. Verdikleri raporlar hukuki çerçevede yok sayılabilir. Ama o müessese kaldığı sürece yeniden rapor alınmasını gerektiren durumlarda, başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılabilir. Yoksa hâkim bilirkişi heyeti yerine geçirilemez. Özel ve teknik bilgiyi gerektiren durumlarda da şahsi bilgisine göre kusur belirlemesi sonucu karar vermesi istenilemez. Şimdiye kadarda hukuk dairelerinin tümü bilirkişi incelemesi yapılmasını icap ettiren hallerde bilirkişiden rapor alınmasının şart olduğunu içtihat etmişlerdir.\" gerekçesi ile yerel mahkemenin direnme kararı onanmıştır.<br>\tSomut olayda, mahkemece kusur oranı yönünden teselsül hükümlerine dayanılarak dava açıldığından ve davacının araçta yolcu olduğundan bahisle kusur raporu alınmadan vicdani kanaate göre bir değerlendirme yapılmıştır. İddia edilen kazada kusur durumu teknik bilgi ve incelemeyi gerektirmektedir. Ceza soruşturması/yargılamasındaki verileri kullanarak kusur oranı belirlemek hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir haldir. Kaldı ki her ne kadar meydana gelen zarardan teselsül hükümlerine göre davacı zarar görene karşı tüm sorumluların birlikte sorumluluğu sözkonusu ise de iç ilişkide sorumluların birbirine rücu edebileceği zarar miktarlarının belirlenmesi ancak kusurun oransal olarak belirlenmesi ile mümkün olacaktır. O halde; mahkemece kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının net ve ayrıntılı olarak belirlenebilmesi için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü  Fen Heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>\tKabule göre de, 25.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan; “7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde, yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla artık ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmekte olup, asgari ücret idare tarafından açıklanan bu miktar kadardır. Dolayısı ile açıklanan miktardan gelir vergisi ve damga vergisinin alınıp alınmayacağı idari bir tasarruf olduğundan varsayımsal olarak açıklanan asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi düşülemez. Buna göre 01/01/2022 tarihinden itibaren artık asgari ücretten herhangi bir indirim yapılmadan iş göremezlik tazminatı hesaplanması gerekirken, mahkemece alınan raporda işlemiş dönem hesabında 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasına ilişkin hesaplamada AGİ indirimi yapılmaması gerektiği gözetilerek hesap yapılması gerekirken anılan döneme ilişkin olarak da AGİ indirimi uygulanarak hesap yapılması yerinde görülmediği gibi, raporun işleyecek dönem hesabına ilişkin tabloda 01.01.2035-26.03.2035 tarihleri arasına ilişkin 3 aylık hesaplama yapılması gerekirken 12 aylık hesaplama yapılarak 9 aylık ücret tutarına ilişkin fazladan hesaplama yapılmış olması da yerinde görülmemiştir.Bu haliyle aktüer bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunmadığından mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin (aktüer hesaba yönelik istinaf taleplerinin bulunması gözetilerek) ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile mahkemece öncelikle kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının net ve ayrıntılı olarak belirlenebilmesi için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden ya da Karayolları Genel Müdürlüğü  Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması, akabinde önceki raporu tanzim eden aktüer bilirkişiden yukarıda açıklanan hataların da giderilmesi ve belirlenecek kusur durumunun da gözetilmesiyle dava konusu edilen tazminat miktarına ilişkin ek rapor alınmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin ayrı ayrı KABULÜ İLE; Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 27.12.2022 tarihli, 2021/526 Esas 2022/942 Karar sayılı kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kararın kaldırılma sebebine göre istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t3-İstinaf eden taraflarca yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>\t5-İİK'nın 36.maddesi gereğince, Ankara 5. İcra Dairesinin 2023/1794 Esas sayılı dosyasına yatırılan 120.000,00 TL'lik teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\t6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br>Başkan <br> <br>Üye <br> <br>Üye <br><br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9db3bdd631f9834e","SID":"43c7cc683ef98697"}}