{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2020/1298 <br>KARAR NO: 2022/1428 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN DOSYANIN <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) <br>TARİHİ:18/07/2019 <br>NUMARASI: 2018/395 Esas - 2019/346 Karar <br>DAVA:Rücuen Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 12/10/2022 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket nezdinde ... numaralı sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ... San ve Tic. A.Ş.'ye ait demonte vaziyetteki direğin bağlı bulunduğu vinç halatından liman sahasına düşürülmesi sonucu hasarlandığını, sigortalı firma tarafından üretilen ... isimli yelkenli tip tekne ekipmanlarının 05.04.2016-13.04.2016 tarihleri arasında düzenlenen ... Show l-uarı'nda sergilenmek üzere Çin'e gönderilmesi gerektiğini, söz konusu gemi direğinin düşürülmesi ve bu nedenle hasırlanması nedeniyle yeni bir gemi direğinin sigortalı firma tarafından fuarda sergilenmek üzere acil olarak hava yolu ile Çin'e gönderildiğini, gemi direğinin hasarlanması nedeniyle müvekkili şirket sigortalısının maddi zarara uğradığını, gemi direğinin davalı çalışanları tarafından düşürülmesi ve hasarlanması nedeniyle yeni bir gemi direğinin salın alınması ve söz konusu direğin Çin'e gönderilmesine ilişkin maddi zararın karşılandığını, müvekkili şirketin hasasın ihbar edilmesinin ardından yaptırdığı ekspertiz incelemesi ile hasar miktarının 11.379.98 EURO olarak belirlendiğini, bu bedeli müvekkilinin KDV ile birlikte toplam 13.498,38 EURO olarak 05.08.2016 tarihinde sigortalısına ödediğini ve sigortalısının halefi olduğunu beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin sigortalısına ödediği 13.428,38 EURO'nun Türk Lirası karşılığı olan 45.041,47 TL'nin yargılama giderleri ve vekâlet ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile;  görev itirazları olduğunu, dava konusu olayda Denizcilik İhtisas Mahkemelerinin görevli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'na göre taşıyanın, navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle emtianın yükletilmesin istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması ve boşaltılmasında, tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, davacının sigortalısı ile 6 adet konteynırın taşınmasına ilişkin deniz taşıma sözleşmesinin ... Tic. Ltd. Şti. arasında kurulduğunu, davalı müvekkilinin bu sözleşmenin tarafı olmadığını, bu nedenle müvekkiline doğrudan bir husumet yöneltilemeyeceğini, haksız fiil sebebiyle oluşan menfî zarar için tazminat talep edilemeyeceğini, davacı tarafın sadece hasarlanan gemi direğine ilişkin zararları talep edecek iken bir yandan da uçak yoluyla gönderim bedelini haksız fiil kapsamında talep etmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, eksper raporunun mallar incelenmeden düzenlendiğini beyanla davanın usul ve esas endeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/07/2019  tarih 2018/395 Esas  2019/346 Karar  sayılı kararında; \"Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi2016/1199 E sayılı dosyada aldırılan 29/12/2017 tarihli biyirkişi raporunda özetle;  davacının dava dışı sigortalısına somut olay nedeniyle ödediği 11.379,98 Euro tutarındaki hasar tazminatının fiilen tazmin edildiği tarihteki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığını, ödeminin 05/08/2016 tarihinde yapıldığının sübuta ermesi halinde 38.170,73 TL olarak davalıdan rücuen talep edebileceği, talebin haklılığına hükmedilmesi halinde ise davacının bu alacağına, miktarı infaz aşamasında belirlenmek üzere hasar bedelinin ödendiği tarihten itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince avans faizi yürütülebileceği belirtilmiştir. Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1199 E sayılı dosyasında; 24/04/2018 tarih ve 2018/380 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmekle, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, dosya mahkememize gönderilerek yukarıdaki esası almış ve yargılamaya eldeki dosya üzerinden devam olunmuştur. Dava; davacı sigorta şirketine nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı ve davacı sigortalısına  ait olan ve yurtdışına taşınmak üzere limana getirilen demonte vaziyetteki yelken direğinin vinç halatlarına bağlanarak vinç operatörü tarafından gemi üzerindeki platforma yüklenmek istendiği esnada vinç halatından liman sahasına düşmesi neticesinde yelken direğinde oluşan hasara dair sigortalısına ödenen hasar bedelinin davalıdan  rücuen tahsili amacıyla alacak talebine ilişkindir. Uyuşmazlık ise emtiadaki hasar nedeniyle davalının kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve gerçek hasar miktarının tespiti hususlarında toplanmaktadır. Taraf vekillerince davaya ilişkin tüm delilleri, konişmento, nakliyat sigorta poliçe örneği, ödeme belgesi, hasar dosyası, navlun faturası dosyaya sunulmuştur. Mahkememizce aldırılan 19/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalının mevcut olay incelendiğinde davacının sigortalısına ait gemi parçalarının hasarlı olan parça hariç Çin'e dava dışı firma ile kurulan sözleşme uyarınca taşındığının anlaşıldığı; bu noktada davacının sigortalısının sözleşmenin ifasından vazgeçmediğinin ortada olduğu\" savunmasının yerinde olmadığı: zira ifasından vazgeçilmeyen sözleşmenin davacının sigortalısı ile dava dışı bir firma ile kurulan sözleşme olduğu; davacının sigortalısının uğradığı iddia edilen zararın bu sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğmuş olmadığı; bu sözleşmenin tarafı olan dava dışı firmaya bir talep de yöneltilmediği; bu çerçevede anılan savunmaların dava konusu zararla ve davalıya yöneltilen taleple bir ilgisinin bulunmadığı, dosyaya sunulan ve dava dışı taşıyan ... tarafından düzenlenen ... numaralı, 15.1.2016 düzenlenme tarihli koııişmentoda '\"shipper's load stow count\"-\" yükleten yükler istifler sayar\" kaydı bulunduğundan ve bu kayda rağmen yüklemenin taşıyan tarafından gerçekleştirildiği iddia ve ispat edilmediğinden, meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu olduğu yönündeki savunmanın isabetli olmadığı,   dava konusu olayda sadece malın kendisine gelen zararın talep edilebileceğine yönelik davalı savunmasının isabetli olmadığı; kusurlu ve hukuka aykırı fiil ile illiyet bağı içindeki tüm zararların ve bu arada dolaylı zararların talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dosyaya sunulan eksper raporu ve diğer delillere göre; tekne üreticisi Sigortalı ... Tic. A.Ş.'nin Bursa Çeltikli Köyü'ndeki tesislerinde üretimi yapılan ... Model Yelkenli Tekne ile Ekipmanlarının Bursa'dan karayolu ile Bandırma Limanı'na, Bandırma Limanı'ndan Ambarlı Limanı'na ve Ambarlı Limanı'ndan Tekirdağ Asyaport Limanı'na nakliyesinin planlandığı; 15.01.2016 tarihinde teknenin (yatın) 6 adet flat rack tipi konteyner üzerine sabitlenerek gemiye yüklendiği; akabinde liman personeli tarafından yapılan yükleme çalışmaları esnasında, demonte vaziyetteki tekne direğinin vinç halatlarına bağlanarak ... isimli gemiye yüklenmesi sırasında, direğin sapanlarından kurtularak rıhtım üzerine düşmesi sonucu hasarlandığı; emteamn gümrük işlemleri tamamlanmış ve diğer tüm ekipmanların yüklenmiş olması sebebiyle hasarlı direğin de mevcut hali ile gemiye yüklendiği ve nakliyenin planlanan seyrinde devam etmesinin sağlandığı; hasarlanan direğin özel imalat bir direk olduğu, Fransa'dan ithal edildiği ve yeniden üretim ve tedarik sürecinin yaklaşık 2 ay olduğu, teknenin Fuarda sergilenecek olması ve denizyolu nakliyesinin uzun süreceği düşünülerek sigortalı tarafından stoklarında bulunan aynı özellikteki bir direğin havayolu ile acil olarak Çin'e gönderildiği; Fuar alanına ulaştırılan yeni direğin tekneye takıldığı anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan ... numaralı konişmento incelendiğinde;  konişmento üzerinde \"yükleten yükler istifler sayar\" kaydının bulunduğu ve konişmentoya göre de yükletinin davacı sigortalısı ... San ve Tic. A.Ş olduğu anlaşılmaktadır. TTK 1178 maddesi uyarınca navlun sözleşmesinin ifasına ilişkin olarak taşıyanın dikkat ve özen göstermekle yükümlü bulunduğu faaliyetler, eşyanın yüklenmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasıdır. Bu hüküm ile taşıyana sayılan faaliyetleri gerçekleştirme mükellefiyeti yüklenmiş olmayıp; yalnızca söz konusu faaliyetlerin taşıyan tarafından icra edildiği varsayımında taşıyanın özen göstermekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla yükleme, istif ve boşaltma işlemlerinin taşıyan tarafından icra edilmesi hâlinde, taşıyan tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olup; bu faaliyetlerin icrasına ilişkin olarak kendisinin ve adamlarının kusurlu eylemleri neticesinde meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Ancak taraflar anlaşarak anılan faaliyetlerin icrasını taşıtana ve/veya gönderilene bırakması hâlinde; yükleme, istif, dengeleme ve boşaltına faaliyetleri taşıtan ve/veya gönderilenin faaliyet sahasına aktarılmış ise eşyanın taşıyan tarafından teslim alınması, ancak yüklemeden, kaydın içeriğine göre bazen istiften sonra; gönderilene teslim edilmesi ise boşaltmadan öncc gerçekleşmektedir. Dolayısıyla söz konusu faaliyetler esnasında taşıyanın sorumluluk süresi henüz başlamamış; boşaltma bakımından ise, sona ermiş bulunmaktadır. Ayrıca bu faaliyetleri gerçekleştiren kişiler taşıyanın değil, taşıtanın ve/veya gönderilenin yardımcı şahsı konumundadır. Bu doğrultuda yükleme, istif veya boşaltma esnasında yük bir zarara uğradığı takdirde, taşıyan bundan sorumlu tutulamayacaktır. Belirtmek gerekir ki bunun için yükleme, boşaltma ve istif işlemlerinin taşıtan ve/veya gönderilence gerçekleştirileceğinin sözleşme ile kararlaştırılması yeterli olmayıp; anılan işlemlerin fiilen de sözleşmeye uygun şekilde icra edilmesi şarttır. Taraflar arasındaki sözleşme ile fiili durum örtüşmediği takdirde fiili durum nazara alınır ve taşıyanın TTK m. 1178 uyarınca sorumlu tutulması söz konusu olabilir. Davaya konu olayda ise davalı her ne kadar, yüklemenin taşıyan tarafından gerçekleştirildiğini beyan etse de buna dair dosyaya kanaat uyandırır herhangi bir somut delil sunulmadığından, yükleminin davacı sigortalısı adına davalı tarafça gerçekleştirildiği  kanaatine varılmıştır. Bu halde davaya konu hasarın yüklem esnasında meydana geldiği de düşünüldüğande, davalının, meydana gelen hasar nedeniyle kusur ve sorumluluğunun bulunduğu  kabul edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; aksız fiil sebebiyle oluşan menfî zarar için tazminat talep edilemeyeceğini, davacı tarafın sadece hasarlanan gemi direğine ilişkin zararları talep edecek iken bir yandan da uçak yoluyla gönderim bedelini haksız fiil kapsamında talep etmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu savunmuşsa da, dava  Borçlar Kanunun 49. Maddesinde düzenlenen haksız fiile dayanmakla; bilirkişi raporunda da bahsedildiği üzere, kusurlu ve hukuka aykırı fiil ile illiyet bağı içindeki tüm zararların ve bu arada dolaylı zararların talep edilmesi mümkün olmakla, (Kemal OĞUZMAN/Turgut ÖZ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. II, gözden geçirilmiş 14. Bası, Vedat, İstanbul 2018, s. 43) bu husus gerek Yargıtay içtihatlarında gerekse öğretide kabul edilmektedir. Buna göre Borçlar Kanunu 49. Maddesi  anlamında zarar malvarlığı zararı olup, haksız eylemin yapılmasından sonra meydana gelen malvarlğı durumu ile haksız eylem gerçekleşmeseydi meydana gelecek olan malvarlığı durumu arasındaki farktır. (OĞUZMAN/ÖZ, s. 39; Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 3 8. Bası, Yetkin, s. 522, 523, 762). Zarar gören zarara uğrayan eşyanın piyasa değeri dışında başka bazı dolaylı zararlara da uğrayabilir. Zarar görenin malvarlğında meydana gelen olumsuz etkilerin tamamı dikkate alınır ve eşyanın piyasa değeri ile söz konusu olumsuz etkiyi ifade eden miktarın toplamı zarar görenin uğramış olduğu gerçek zarar miktarını teşkil eder (OĞUZMAN/ÖZ, s. 114; EREN, s. 523 vd., 707). Mahkemece hüküm kurmaya ve denetime elverişli olan bilirkişi raporu benimsenmiş ve davalının aksi yöndeki savunmalarına itibar olunmayarak, davacının talep ettiği uçak navlun bedelinin de talep edilebilir olduğu kabul olunmuştur.Ayrıca davalı vekilince;  \"Nakliyat Sigorta Poliçesi ve Sözleşmesinde uçak ile yapılan taşımayı kapsadığına ilişkin herhangi bir İbare bulunmadığı\" savunmasında bulunulmuşsa da, dosyaya sunulan \"tazminat makbuzu ve ibraname\" başlıklı belge incelendiğinde, davacının Borçlar Kanunun 183 maddesi gereği dava dışı sigortalıdan tazminat talep hakkını alacağın temliki hükümlerine göre devralmış olduğu anlaşılmakla, davacının alacağın temliki hükümleri gereği aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.Açıklanan nedenlerle ve davacı sigortalısına ait tekne direğinin hasarlanması nedeniyle oluşan hasar miktarının, dosyada alınan ve hükme ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre de kadri maruf bulunması da gözetilerek davanın kabulüne dair...\"gerekçesi ile davanın KABULÜ ile 45.041,47 TL 'nin ödeme tarihi olan 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf  dilekçesi ile; Yerel mahkemece verilen kararda davanın  haklılığının  ortaya çıkmış olduğunu, ilgili kararın yalnızca faiz bakımından hatalı olduğunu, bu sebeple yerel mahkeme ilgili kararının düzeltirek davanın talepleri gibi avans faizi üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosyada aldırılan bilirkişi raporunda müvekkilinin sigortalısına ödemiş olduğu toplamda 45.041,47 TL'nin davalıdan talep edilebileceğinin hüküm altına alındığını, bu tespite tamamen katıldıklarını, dava dilekçelerine bakıldığında dava konusu olan rücuen alacaklarının 05.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davacıdan alınıp müvekkili şirkete verilmesinin talep edildiğinin görülmekte olduğunu, dava konusu hasara ilişkin müvekkili şirket tarafından sigortalısına 05.08.2016 tarihinde toplamda 13.428,38 EURO ödeme yapılmış olduğunu, dava dilekçesi  incelendiğinde tutarın ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası cinsine çevirilmek sureti ile talep edildiğinin görüldüğünü, İlgili mevzuat gereğince; Yabancı para alacağının söz konusu olduğu durumlarda alacaklının ödeme günündeki rayiç değer üzerinden borcu talep edebildiğini,  bu çerçevede müvekkili şirket tarafından EURO cinsinden ödenen alacağın ödeme günü kuru dikkate alınarak TL'ye çevrildiğini  ve iş bu Türk Lirası cinsinden alacağa avans faizi işletilmesinin talep edildiğini, 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun gereğince; Türk Lirası olarak talep edilen alacağın adi veya ticari işten doğması ayrımına göre yasal faiz veya avans faizi talep edilebileceğini, somut olaya bakıldığında, müvekkili şirketin sigortalısına yapılan ödeme ile haklarına halef olduğunu ve ayrıca sigortalının alacağını temlik almak sureti ile aktif husumete sahip olduğunu, müvekkili şirketin yabancı para üzerinden ödediği borcu, ödeme tarihindeki TL tutarı üzerinden ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile talep ettiğini, sigortalılar ve davalı arasında ticari ilişki bulunduğundan ayrıca uyuşmazlık hükümlerinin TTK'da düzenlenmesinden dolayı işin ticari nitelikte olduğunu, ilgili alacağın avans faizi ile davacıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesi gerekmekte iken  mahkemece yasal faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/395 E. 2019/346 K. sayılı ve 18.07.2019 tarihli  ilamının düzeltilerek davanın, talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf  dilekçesi ile; davacı tarafından, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davada; yurt dışına taşınmak üzere limana getirilen demonte vaziyetteki yelken direğinin vinç halatlarına bağlanarak vinç operatörü tarafından gemi üzerindeki platforma yüklenmek istendiği sırada, vinç halatından liman sahasına düşmesi neticesinde yelken direğinde oluşan hasara dair davacının sigortalısına ödediği hasar bedelinin müvekkilinden rücuen tahsilinin talep edildiğini, mahkeme tarafından hazırlanan gerekçeli kararda, sigortacı tarafından poliçe kapsamı dışında ödeme yapıldığına dair savunmaları ile ilgili olarak hiçbir açıklamaya, gerekçeye yer verilmediğini, sigortacı tarafından, poliçe kapsamı dışında ödeme yapıldığından müvekkilinden talep edilebilecek bir ödeme bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkeme tarafından davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilirken 19.04.2019 tarihli bilirkişi raporundaki açıklama ve değerlendirmelere atıfta bulunularak ve bu rapor hükme dayanak yapılarak karar verildiğini, yine bilirkişi raporunda, tedarik edilen yeni malın havayoluyla gönderilmesi masraflarının nakliyat sigortası kapsamında yer almadığı ve müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığının da tespit edildiğini, taraflarınca yargılama aşamasında defaten izah ettikleri TTK’nın 1472. maddesinde yer alan şartlar oluşmadığından sigortacının yaptığı ödemeyi müvekkilinden talep etmesinin mümkün olmadığını, somut olayda sigorta poliçesi kapsamı dışında yapılan ödemenin, müvekkilinden talep edildiğini ve mahkeme tarafından bu konuda herhangi bir araştırma/ değerlendirme yapılmadan davanın kabul edildiğini, somut olayda, sigortacı tarafından sigorta poliçesi kapsamı dışında yapılmış bir ödemenin müvekkilinden talep edilmesinin söz konusu olduğunu, bu durumun TTK madde1472 kapsamında mümkün olmayacağının hem kanun maddesi hem de Yerleşik içtihatlar kapsamında sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkeme tarafından bu konu hakkında herhangi bir değerlendirmeye dahi yer verilmeksizin davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Diğer  bir hususun; “tazminat makbuzu-ibraname” başlıklı belgenin hiçbir şekilde alacağın temliki anlamına gelmeyeceği olduğunu, anlı belgenin temlik iradesini ortaya koyan bir belge olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, belgenin, sadece sigortacının sigortalısına ödeme yaptığını ve sigortalının da sigortacısını ibra ettiğini ispat edebilecek bir belge olduğunu,  mahkeme tarafından, davacının dava dışı sigortalıdan tazminat talep hakkını alacağın temliki hükümlerine göre devralmış olduğunun kabul edildiğini, “tazminat makbuzu-ibraname” başlıklı belgenin hukuki sonucunun, hiçbir şekil ve şartta alacağın temlik edilmesi olmadığını, tespit ve kabulün hatalı ve hukuka aykırı olması nedeniyle kararın bu yönü ile de kaldırılması gerektiğini,  Mahkeme tarafından, yeni parçanın (gemi direğinin) havayolu ile taşınmasına dair kargo masraflarına dair davacı talebinin müvekkili şirket aleyhine kabul edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili tarafından yeni parçanın  (gemi direğinin) gönderiminin deniz yolu ile yapılması teklif edilmesine rağmen davacı tarafından teklifin kabul edilmemiş ve kargonun taşınması için masraflı bir yol olan hava yolunun tercih edilmiş olduğunu, bu masrafların müvekkilinden alınmasının hukuki bir dayanağı olmadığını, yeni gemi direğinin uçak ile Çin'e taşınması sebebiyle oluşan kargo masrafının sözleşmenin tarafı dahi olmayan müvekkilinden tahsil edilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hasar gerçekleşmemiş olsa idi anılı taşıma zaten deniz yolu ile yapılacakken, davacı tarafından müvekkilinin deniz yoluyla taşıma yapılması talebinin kabul edilmemesi ve aynı zamanda taşımanın olabilecek en pahalı yol olan hava yolu ile gerçekleştirilmesi, daha sonra da bu taşıma bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu, talebin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı gibi kötüniyetli bir talep olduğunu, buna rağmen, mahkeme tarafından dolaylı zarar olarak kabul edilerek, müvekkilinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinden tüm gerçek zararın talep edilebilmesi için illiyet bağının bulunması gerektiğini, davacı tarafından, mümkün olan en yüksek meblağ ile yapılacak olan taşıma yönteminin (hava yolu ile taşıma) seçilmiş olması ve bunun bedelinin de müvekkilinden talep edilmiş olmasının kabul edilemez olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin deniz yolu ile taşıma teklifinin hangi gerekçe ile reddedildiğinin, yeni parçanın hava yolu ile taşınmasının gerekli olup olmadığının ve bu yöntemin seçilmiş olmasının gerekçesinin, hava yolu ile taşımacılığın, hasar gerçekleşmese idi yapılacak olan deniz yolu taşımacılığına tercih edilmesinin nedeninin açıklanması ve belgelerle ispat edilmesi gerektiğini,  somut olayda tüm bu hususlara dair bir açıklama veya ispat bulunmadığını, <br>Hiçbir şekilde aleyhe beyan teşkil etmemek kaydı ile, mahkeme tarafından bu hususların açıklanmadığını, davacıya bu konulara dair bilgi ve belge sunması için süre verilmediğini, sadece davacının beyanları esas alınarak talebi gibi karar verildiğini, müvekkilinden talep edilen ödemelerin esasen kendi içinde çeliştiğini, davacının dava dilekçesinde bir yandan yeni bir direğin alınması ve Çin’e gönderilmesi masraflarını talep etmekte iken diğer yandan ekspertiz raporunda tespit edildiğini ileri sürdüğü hasar miktarını talep ettiğini, bu taleplerinin tümünün müvekkiline karşı ileri sürülmesi hukuka aykırı olduğu gibi kendi içerisinde çelişkili olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından müvekkiline ihbar yapılmamış olduğundan yasal şartları gerçekleşmediğinden müvekkilinden hiçbir talepte bulunulamayacağını, Ekspertiz raporu, müvekkilinin gıyabında düzenlenmiş olmakla bu ekspertiz raporuna göre davanın/ davacı talebinin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davada davacı tarafından talep edilen toplam bedelin, ekspertiz raporuna göre belirlendiğini, ekspertiz raporunun, müvekkilinin yokluğunda ve sadece belgeler üzerinden tanzim edildiğini, bir başka deyişle somut olaya konu malların incelenmesi suretiyle hazırlanmış bir rapor olmadığını, ekspertiz raporunda da bu hususun açıkça ifade edildiğini, bu nedenle değerlendirmeye esas alınması mümkün değilken mahkemece bu rapora göre belirlenen bedelin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ekspertiz raporu, hem müvekkili şirket yetkilileri çağrılmaksızın hem de hasar konusunda inceleme yapılmaksızın belge üzerinden tanzim edilmiş olmakla her halükarda bu raporun esas alınmasının kabul edilemez olduğunu beyanla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/395 E., 2019/346 K. sayılı ve 18.07.2019 tarihli davanın kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasın karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacı sigortacı tarafından nakliyat sigorta poliçesi ve ibraname kapsamında sigortalıya ödenen tazminatın, zararı meydana getirdiği iddiası ile davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, dava dışı sigortalısı ... Tic. A.Ş.'ye ait ve Çin'e gönderilmekte olan demonte vaziyetteki yelkenli tekne direğinin, davalının elemanlarınca bağlı bulunduğu vinç halatından liman sahasına düşürülmesi sonucu oluşan hasar nedeniyle sigortalısına 13.428,38 EURO ödeme yaptığını, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu ve davalının TBK'nın 66. maddesi uyarınca zarardan sorumlu olduğunu beyanla ödenen bedelin TL karşılığı olan 45.041,47 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf hasardan dolayı sorumluluğun kendisinde değil taşıma sözleşmesinin tarafında olduğunu, haksız fiil sebebiyle oluşan zararlarda müspet veya menfi zarar talebinde bulunulamayacağını, bu anlamda gemi direğinin hava yolu ile gönderilmesine dair ulaşım masraflarının kendisinden talep edilemeyeceğini, sigortalıya yapılan bu ödemenin poliçe kapsamı dışında olduğunu, ekspertiz incelemesinin yokluklarında ve hasara uğrayan gemi direği incelenmeksizin yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yüklemenin davalı tarafından yapılması sebebi ile davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu, davacının tüm zararlarını talep edebileceği, davacının alacağın temliki hükümleri uyarınca dava haklarını sigortalısından temlik almış olduğu, ekspertiz raporunda belirlenen bedellerin kadri marufunda olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki tarafça da istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı nezdinde düzenlenen ve dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait yelkenli teknenin, Türkiye'den Çin'e yapılacak taşımasını konu alan nakliyat sigorta poliçesi kapsamında, 15.01.2016 tarihinde Tekirdağ Limanı'nda teknenin gemiye yüklenmesi sırasında demonte vaziyetteki direğinin davalı personelince liman sahasına düşürülmesi ve hasarlanması nedeniyle, dava dışı sigortalı tarafından aynı nitelikteki bir direğin, yelkenli geminin fuarda sergilenecek olması sebebiyle daha hızlı ulaşım sağlamak üzere, uçak yolu ile Çin'e gönderildiği ve bu kapsamda davacı tarafından alınan ekspertiz raporunda hasar nedeniyle oluşan zararın 11.379,98 EURO olarak tespit edildiği, davacı tarafından dava dışı sigortalısına  45.041,47 TL ödemenin 0806.2016 tarihinde yapıldığı ve davacı ile dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen ibranamede, sigortalının her türlü alacak ve dava hakkını davacıya temlik ettiği, sigorta poliçesinde teknenin fuardan önce deniz ve karayolu ile taşınmasının teminat altına alındığı anlaşılmıştır.Sigorta şirketi ancak sigorta poliçesi çerçevesinde ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödedikten sonra zarar sorumlularına rücu edebilir. Bunun dışında kalan hallerde yapılan ödemelerden dolayı sigorta şirketinin poliçe ilişkisine dayanılarak rücu davası açması mümkün değildir. Sigortacı tarafından sigortalısına, poliçe hükümlerine uygun olmayan bir ödeme yapılması durumu ise öğreti ve uygulamada “ex gratia ödeme” yani “hatır ödemesi” olarak adlandırılmaktadır. Poliçe hükümlerine aykırı bir ödeme yapıldığında sigortacı, TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet hakkını kazanamaz.  Sigortacının açtığı rücu davasında halefiyet şartları gerçekleşmemiş olup da sigortacı, ödeme yaptığı sigortalısından zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını alacağın temliki yoluyla devralmışsa, bu takdirde davacı davacılık sıfatını TTK'nın 1472. maddesinden değil, TBK’nın 183 vd. maddelerinde düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinden almış olacak ve sigortaca rücu davası şeklinde açılan dava genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır. Somut davada her ne kadar, taşımanın hava yolu ile yapılması poliçe teminatı kapsamında değilse de, sigortalı davalının haksız fiili neticesinde meydana gelen tüm zararlarını talep etme hakkına sahip olup, bu anlamda fuarda sergilenmek üzere gönderildiği sabit olan tekne direğinin, tamamen kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle yeni bir tekne direğinin fuara gönderilmesi için ödenen hava yolu ile taşıma ücretinin, dava dışı sigortalının uğradığı zarar kapsamında olduğu ve davacı ile dava dışı sigortalısı arasında imzalanan ibraname başlıklı belgede; sigortalının her türlü hak, dava ve alacaklarını temlik ettiğinin kabul edildiği, davacının alacağı temlik almış olmakla, söz konusu taşıma ücretini de zarar sorumlusu olan davalıdan talep edebileceği, davacı tarafından alınan ekspertiz raporunda hasara uğrayan gemi direğinin onarım bedelinin değil, yeni bir direğin gönderilmesi nedeniyle oluşan zararın tespit edildiği, zarar tespiti yapılırken sigortalı tarafından ödenen faturaların, fiyat teklifi vs belgelerin esas alındığı ve ekspertiz raporunun mahkemece alınan bilirkişi raporu ile denetlendiği, davalı tarafça süresinde kendisine ihbar yapılmadığına dair savunmanın cevap dilekçesinde beyan edilmediği, kaldı ki 15.01.2016 tarihinde davalı personelince imzalanan hasar tutanağının dosyada bulunduğu ve davacının ayrıca alacağın temliki hükümlerine dayandığı, kaldı ki davalı tarafın dayandığı TTK'nın 1446. maddesinin dava dışı sigortalı ile davacı sigorta şirketi arasındaki ihbar yükümlülüğüne ilişkin olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; dava dilekçesi ile 45.041,47 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili talep edilmiş olup dava konusu alacak ticari nitelikte olduğundan Mahkemece 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile Dairemizce esas hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ( Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ) 18/07/2019 tarih ve 2018/395 Esas - 2019/346 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; Davanın KABULÜ ile 45.041,47 TL 'nin ödeme tarihi olan 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,\t<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince tayin olunan 3.076,78.TL karar harcından 769,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.307,58 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 802,70 TL ilk harç, 213,55 TL posta gideri ile 2.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.716,25 TL'nin davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye gider avansının talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 6-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 54,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 7-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Harçlar Kanunu gereğince davalı taraftan alınması gereken 3.076,78 TL istinaf karar harcından, istinaf aşamasında peşin olarak yatırılan 769,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.307,58 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 31,50 TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 180,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde, talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/10/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a4675a42057bf6a6","SID":"b88c1e23455144bf"}}