{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/393 - 2024/943<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2023/393 <br>KARAR NO\t: 2024/943<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 28/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/95 Esas - 2022/1030 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ\t: 10/07/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/07/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 13.04.2019 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın seyir halinde iken dönüş yapmak istediği sırada, müvekkili ... yönetimindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada, ...'ın ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, HMK 107/2 maddesi uyarınca talep artırım hakkı saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavacı vekili talep artırım dilekçesi ile bakıcı gideri talebini 1.918,80-TL, kalıcı iş göremezlik talebini 142.688,68 TL olarak belirlemiş, 05/12/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile de kalıcı iş göremezlik tazminatı talebini 245.452,26-TL olarak artırarak tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ...'in tüm trafik kurallarına riayet ettiğini, sola dönüş için sinyal verdiğini, yolu kontrol ettiğini, bu esnada hiçbir araç ya da yayanın yolda olmadığını, ancak bu esnada davacı ...'ın motosikleti ile aniden gelerek kazaya asli ve ağır kusuru ile sebebiyet verdiğini, tanık ifadelerinin de bu yönde olduğunu, davacı yönünden alınan genel adli muayene raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, bu raporda davacının kaza esnasında aşırı derecede alkollü olduğunun tespit edildiğini, motosiklet ehliyetinin bulunmaması, kaskının olamaması ve aşırı hızlı motosiklet kullanması gibi hususlar da dikkate alındığında davacının davaya konu kazaya yol açtığının sabit olduğunu, davacının ağır kusurunun müvekkili sigorta şirketini sorumluluktan kurtardığını, zarar görenin kusurunun illiyet bağını kesecek nitelikte olduğunu, davacıya SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik ve bakım gideri tazminatı taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı tarafça trafik kazasına bağlı olarak daimi ve geçici iş gücü kaybı ile bakım gideri tazminatı, davalı tarafça davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, 13/04/2019 tarihinde davalıya sigortalı araç ile davacı ... idaresindeki motosikletin çarpıştıkları kazada, gece vakti meskun mahalde sola dönüş yapmadan yolu kontrol etmesi gerektiği halde kontrolsüz ve hatalı sola manevra yapan sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, kullandığı motosikletin hızını yol şartlarına uydurmayan tedbirsiz ve dikkatsiz davranan davacının %25 oranında kusurlu bulunduğu, kaza nedeniyle davacının özür oranının %10, iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacının 1 (bir) ay olduğunun tespit edildiği, davacı küçüğün gelir getirici bir işte çalıştığının iddia ve ispat edilemediği. yaşı dikkate alındığında davacı küçüğün geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamadığı, davacı küçüğün maluliyet derecesi dikkate alındığında 327.269,69 TL sürekli iş gücü kaybı, 2.558,40 TL bakıcı gideri tazminatının hesap edildiği, kusur oranında indirim yapılması halinde davacının 245.452,26 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatı ve 1.918,80 TL bakım gideri tazminatına hak kazandığı, davacı küçüğün kaza sırasında kask ve koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, bu halde davacının 196.361,80-TL daimi iş gücü kaybı tazminatı ile 1.535,04-TL bakım gideri talep edebileceğinin bilirkişi raporları, mahkemece takdir edilen kusur oranı ve tüm dosya içeriği ile anlaşıldığı gerekçesiyle; “Davacının geçici iş gücü kaybına yönelik tazminat talebinin reddine; Davacının daimi iş gücü kaybına ve bakım giderine yönelik tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, 196.361,80-TL daimi iş gücü kaybı tazminatı ile 1.535,04-TL bakım gideri tazminatının temerrüt tarihi olan 06/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine,\" karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, davacının koruyucu malzeme, kask kullanmadığından müterafik kusuru olduğundan bahisle tazminat miktarından indirim yapıldığını, kaza tespit tutanağında müvekkilinin kask kullanmasının zorunlu değil olarak işaretlendiğini, bu ifadenin ise var ya da yok olarak değerlendirilemeyeceğini, kullanılan araca göre koruyucu ekipmana gerek olmadığı anlamına geleceğini, bu nedenle kararda varsayıma dayalı olarak koruyucu ekipman kullanmadığı kabul edilerek indirim yapılmasının oluşa ve hakkaniyete uygun olmadığını, bunu yanı sıra yaralanması ve koruyucu ekipman kullanmaması arasında illiyet bağı da bulunmadığını, gerekli ekipmanı kullanmış olsa dahi söz konusu zararın meydana geleceğini, bu nedenle indirim yapılmasının uygun olmadığını, ayrıca yerel mahkeme tarafından, dosyaya sunulmuş olmasına rağmen 06/08/2020 tarihli adli tıp rapor ücretinin hüküm altına almamasının da uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, yargılama sırasında itirazlarına rağmen kusur oranına ilişkin rapor alınmadan ve kusur tespiti yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece kusura ilişkin rapor almış ise kusur oranlarının hakim tarafından belirlendiğini ve kusur oranının olayın oluş şekline uygun olmadığını, kaza esnasında davacının 0,57 promil alkollü olduğu ve hızlı şekilde motosiklet kullandığını, davacı 2003 doğumlu olup yaşı ve sürücü belgesi olmadığı nazara alındığında takdir edilen kusur oranının uygun olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının tek ve tam ve 1. derecede ağır kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün sinyal vererek ve yolu kontrol ederek dönüşe geçtiğini ifadesinde belirttiğini, sürücünün aracında bulunan annesinin de beyanlarını doğruladığı, sorumluluklarının sigortalının kusuru olması halinde olduğundan, kusur durumu tespit edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, maluliyet raporunun da Yönetmeliğe uygun oluşturulmayan heyetten alınmış olması nedeniyle uygun olmadığını, raporun yaralanmasına uygun uzman heyetten alınması gerektiğini, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, raporun Adli Tıp Uzmanları tarafından tanzim edildiğini, bakıcı giderlerinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, davacı yan tarafından ıslah harcının da eksik yatırıldığını, ıslah ile artırılan miktarın %68,31nin ¼ oranında yatırılması gerektiğini, bu nedenle usulüne uygun ıslahın yapılmadığını,\tbilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hesaplamanın PMF 1931 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiğini, müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davayı kabul etmemekle birlikte, ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenle 06/01/2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de haksız olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenlerin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tMaluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tYargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tHaksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ve/veya taraflarca raporun uygun olmadığına yönelik rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki ve/veya rapora itiraz değerlendirilmeden karar verilemez.<br>\tSomut olayda, davacı 13/04/2019 tarihinde meydana gelen yaralanması nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının 18 yaşından küçük olduğu da değerlendirilmek suretiyle, \"Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğin\" 5. Bölüm 14. maddesindeki \" (1) 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ilgili mülga mevzuat hükümlerine çocuk bakımından yapılan atıflar bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılır.\" hükmünden hareket ile raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlemesi gerektiğinden bahisle söz konusu mülga yönetmeliğe göre engel durumu belirlenmiştir. Söz konusu madde, mevzuatta mülga yönetmeliğe yapılan atıfların Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğine yapılmış sayılmasına ilişkin olup tersi yorumla mülga yönetmeliğe göre engel durumunun tespit edilmesi doğru olmamıştır. Kaza tarihi itibariyle 18 yaşından küçükler açısından engel durumu açısından, erişkin olması halinde engel durumunun tespiti mahiyetinde olduğundan, tarafların itirazları da değerlendirmek suretiyle, ayrıca yüzünden yaralanan davacının engel durumu, mevcut yaralanması konusunda uzmanın da bulunduğu, Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince engel oranının tespit edildiği, geçici süre ile bakıma muhtaç kalıp kalmadığı, kalmış ise süresinin belirlendiği rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye elverişli olmayan rapor çerçevesinde davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tAçıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden davalı vekilinin sair, davacı vekilinin ise tüm istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 28/12/2022 tarihli 2020/95 Esas - 2022/1030 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere iadesine,<br>4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/222 D.İş - 2023/206 K. sayılı İcranın Geri Bırakılmasına yönelik değişik iş kararına istinaden, Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2023/1469 esas sayılı dosyasına depo edilen 365.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 10/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br><br>Üye <br><br>Üye <br><br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa6ea1eb010fd644","SID":"939687ba2d40af53"}}