{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                   K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/02/2022<br>NUMARASI\t\t:.....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/02/2022 tarih ve 2021/119 E. - 2022/49 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük televizyon üreticisi unvanını haiz olan ve 127 ülkeye ihracat yapan bir firma olduğunu, <br>elektronik, beyaz eşya ve bilgi teknolojisi alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait \"...\" markasının, Türkiye’nin en iyi bilinen ve <br>en prestijli markaları arasında olduğunu, aynı zamanda \"...\" ve \"... <br>...\" ibareli markaların da müvekkili adına tescilli bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/128401 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuruda yer alan \"... ...\" <br>ibaresinin, müvekkilinin seri markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer <br>olduğunu, \"...\" ve \"...\" kelimelerinde 4 harfin ortak olarak ve aynı dizinde kullanıldığını, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, bu durumun <br>taraf markaları arasında iltibas yaratacağını, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, başvurunun tescili halinde davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, dava konusu marka tescil <br>başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-932 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun <br>tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı ... vekili, karşılaştırılan taraf <br>markalarının birbirine benzemediğini, müvekkili başvurusunun kendine has bir yazı <br>tipi, renk ve şekil bütünlüğünü haiz olduğunu, ayrıca taraf markalarının kapsamına giren <br>Emtianın farklı bulunduğunu, bu nedenlerle markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının \"... ...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli marka arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de taraf markalarında mal/hizmet benzerliği oluşmadığı gibi ilişkili mallar/hizmetler de bulunmadığı, diğer yönden davalının \"... ...+şekil\" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait \"...\" ibareli tescilli markalar  arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları  arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1 maddesindeki  iltibasın bulunmadığı, davacı tarafın  \"... ...+şekil\" ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın \"... ...+şekil\" ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil  diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasını kanıtlayamadığı, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili,mahkeme kararında ifade edilenin aksine, dava konusu markanın, müvekkiline ait “...” ibareli marka ile ayniyet derecesinde benzer olduğu gibi “...” ve “...” ibareli markalar ile de karıştırılma riski taşıdığını, dava konusu başvurunun, tüketicilerce müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkiline ait markaların tek tek incelenmesinden ziyade markaların bir seri marka ailesi yarattığının kabulü ile bütünsel bir değerlendirme yapılması gerektiğini,  zira davalı markasının da bu seri markalar arasına sızacağını, müvekkili markalarını bilen tüketicilerin, dava konusu markanın 3. şahıslara ait olduğunu fark edemeyeceğini, yine bu takdirde sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, mahkeme kararına dayanak bilirkişi raporunda, bir kısım müvekkili markaları ile dava konusu marka arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunun kabul edildiğini, dava konusu \"... ...\" ibareli markanın, müvekkiline ait davaya mesnet gösterilen markalar ile özellikle de işitsel olmak üzere, görsel, kavramsal ve sınıfsal anlamda ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının tescil için başvuruda bulunduğu emtianın, müvekkili Şirketin tescilli olduğu mal ve hizmetler ile ayniyet taşıdığını, hem müvekkiline hem de karşı tarafa ait mal ve hizmetler aynı/benzer olduğundan ve işaretler de tüketici nezdinde karıştırılmaya müsait bulunduğundan, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesinde sayılan koşulların gerçekleştiğini, aksi yöndeki yerel mahkeme kararının yerinde olmadığını, SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen şartların da somut olayda bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"... ...+şekil\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" ibareli marka arasında, marka işaretleri yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik mevcut ise de bu marka yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği, bunun dışında davacının itirazına mesnet markalar ile dava konusu başvuru arasında ise işaret yönünden benzerlik olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/4241 E., 2019/1282 K. Sayılı ilamında da \"...\" markaları ile \"...\" ibaresi arasında iltibas tehlikesi bulunmadığının kabul edildiği, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının \"...\" ibareli markaları elektronik ve beyaz eşya sektöründe tanınmış ise de marka işaretleri  arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklı bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği, yine davacının ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan \"...\" ibaresinin, dava konusu başvuru ile benzer olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının da oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/07/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2024\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"625adb3a13d11043","SID":"1e1c97521eb8d3cc"}}