{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1526 Esas<br>KARAR NO: 2022/1712 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2020/219 Esas - 2021/374 Karar<br>TARİH: 27/09/2021<br>DAVA: Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 17/11/2022<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirket tarafından Nakliyat Abonman/Emtia  Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... A.Ş.'nin ilgili bulunduğu elektronik/tv  emtiasının davalının sorumluluğuna tam ve hasarsız olarak teslim edilmiş olmasına karşın, emtianın Türkiye den Fransa'ya sevki esnasında davalının sorumluluğunu gerektirecek şekilde alıcısına hasarlı teslim edildiğini, olay sonrası düzenlenen Rezerve Tutanakları ve Ekspertiz raporuna göre, davalının kendisinden beklenen gerekli dikkat ve ağırlaştırılmış özenin gösterilmemesi nedeniyle dava konusu hasarın meydana geldiğinin kesinlik kazandığını, bu aşamada müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarına müteakip yapılan inceleme sonucu hasarın nevi ve miktarının kesin olarak belirlendiğini ve müvekkili şirketçe sigortalısına sigorta tazminatı ödendiğini, müvekkili şirketin TTK md. 1472 v.d. maddeleri gereğince ve Nakliyat Emtia Sigortası Genel Şartları Madde 26 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu ve ayrıca münhasıran ödeme yaparak temlik alacaklısı sıfatıyla dava hakkı kazandığını, huzurdaki dava açılmadan önce, davalı ... Nakliyat A.Ş. aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine, hukuki uyuşmazlığın taraflarca müzakere edilmesi amacıyla İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun ... başvuru numarası ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, anlaşma sağlanamaması nedeniyle arabuluculuk son tutanağının “anlaşamama” olarak düzenlendiğini belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 24.062.38 TL hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 06.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve  dava  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile, dava konusu edilen olaydaki taşımanın, Ege Limanın'dan Fransa'nın Fos-Sur- Mer Limanı'na ... A.Ş.'ye ait 16.10.2018 tarih ve ... nolu konşimento kapsamında yapıldığını, dava konusu konşimento kapsamında konteynerlerin 28.10.2018 tarihinde tahliye edildiğini, huzurdaki davaya ilişkin icra takibinin ise 06.11.2019 tarihinde, yani tahliye tarihi bir yılı geçtikten sonra ikame edildiğini, bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerektiğini, Konteyner muhteviyatı emtiaların taşımanın hangi ayağında hasarlandığının belli olmadığını, mezkur konteynerlerin 28.10.2018 tarihinde limana tam ve sağlam olarak tahliye edildiğini, dava dışı ileri kara taşımasını üstlenen firma tarafından teslim alınarak alıcısına teslim edildiğini, davacının sigorta şirketi tarafından müvekkili şirketin katılımı olmaksızın hazırlanan ekspertiz raporunun teknik incelemeden uzak, soyut değerlendirmeler ve dava dışı alıcının deposunda çekilen fotoğraflarla tanzim edildiğini, Ekpertiz raporunun sonuç bölümünde “Nakliyenin bir aşamasında sert/kaba elleçleme nedeniyle konteynerde oluşan delikten konteynerin içine bir miklar yağmur ve deniz suyu girmesi ile oluşmuş olabileceğinin” ifade edildiğini, fotoğraflardan  hasarın yağmur suyundan mi deniz suyundan mı meydana geldiğinin tespitinin mümkün olmadığını, bir an için müvekkili şirketin hasardan sorumlu olduğunun kabul edilebilmesi için  ıslaklığın deniz suyundan kaynaklı olduğunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirket tarafından, davacının sigortalısı ve yükleme limanına survey daveti gönderilerek dava dışı alıcının deposunda survey yapıldığını, survey raporunda, iddia olunan hasarın deniz taşımasından meydana gelmediğinin tespit edildiğini belirterek davanın usul yönünden reddini, esas yönünden incelemeye karar verilmesi halinde esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ  KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  27/09/2021 tarih ve 2020/219 Esas - 2021/374 Karar sayılı kararında;\" TTK 1188. maddesine göre kısmi hasar ve geç teslim halinde taşıyana karşı açılacak dava eşyanın teslim edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmaması halinde hakkın düşeceği belirtilmiştir. Rücu hakkının ise teslim tarihinden itibaren 1 yıllık süreye malın teslim tarihinden  itibaren  işlemeye başlamakla birlikte hak sahibine ödeme yaptıktan sonra 90 günlük ek sürede kullanılması gerekmektedir. Somut olayda  gerek bilirkişi raporu gerek ekspertiz raporuna göre malın  06/11/2018  tarihinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, ödemenin 06/11/2019 tarihinde yapıldığı ve 06/11/2019 tarihinde icra takibinin başlatıldığı, 15/11/2019 tarihinde takibe itiraz edildiği, davacı tarafça 04/12/2019 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılmış olup, sürecin bitiş tarihinin 06/01/2020 olduğu, davanın ise 28/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf 06/11/2019 tarihinde yapılan ödemeden sonra 90 gün içinde icra takibi başlatmış ise de,  hak düşürücü sürelerde zamanaşımındaki gibi sürelerin durması ya da kesilmesinin söz konusu olmadığı, davalının itirazı ile takibin durduğu, ancak eldeki davanın alacak davası olduğu,  davacının itirazın iptali davası açmayıp alacak davası açma yolunu seçtiği, bu nedenle takibin hak düşürücü süreye etkisinin bulunmadığı, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen sürenin hak düşürücü süre hesabında dikkate alınmayacağı da nazara alınarak yapılan değerlendirmede davanın TTK 1188. Maddesinde belirtilen hak düşürücü sürede açılmadığı anlaşıldığından bu yönden davanın reddi gerektiği, davalının pasif husumetinin bulunup bulunmadığı yönünden yapılan değerlendirmede ise ; konişmentonun  \" signed as agent for and behalf of the carrier  ...\"  ifadesiyle  taşıyan adına acentesi tarafından imzalandığı, navlun faturasının ise davalı tarafından  acente kaydı düşülerek düzenlendiği, TTK'nun 105.maddesinde \"acentenin aracılık ettiği sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardan dolayı acente tarafından müvekkili adına dava açılabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfatla dava yöneltilebileceği\" hükmü düzenlenmiş olduğundan, anılan yasa maddesine göre acenteye karşı izafeten dava yöneltilebilecek olmasına rağmen doğrudan dava açılması mümkün olmadığı, davalı acentenin pasif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla, açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davanın itirazın iptali davası olarak ikame edildiğini, hasar tarihi olan 06.11.2018 tarihinden itibaren 1 yıl içinde, davalı hakkında TTK 1188 gereği yargı yoluna başvurulmuş olup, itiraz tarihinden itibaren 1 yıl içinde dava açıldığını dolayısıyla, itirazın iptali davası takibin devamı niteliğinde olduğundan, davalı hakkında 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açıldığı açık olup, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Yerel mahkeme kararında, davalının  acente olduğundan bahisle, pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, dosyadan alınan bilirkişi raporunda, TTK m.1238 uyarınca konşimentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konşimento kendi ad ve hesabına imzalanan kişinin taşıyan sayıldığını, konşimentonun davalı ... A.Ş. adına imzalandığının anlaşıldığı, bu hususun davalı tarafından da kabul edildiğini, dosyada mübrez navlun faturasından anlaşılacağı üzere, davalı tarafın taşıyan sıfatına haiz olduğunu,Gerekçeli kararda, navlun faturasının acente sıfatıyla düzenlendiğinden hareketle, acenteye karşı izafeten dava açılabileceği belirtilmiş ise de, söz konusu gerekçeye katılmanın mümkün olmadığını, davalı tarafın kendi nam ve hesabına işbu navlun faturasına konu navlun ücretini tahsil edip etmediği hususunda ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığını, davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay kararlarına göre; dava konusu navlun faturasının acente sıfatıyla düzenlendiğinin defter incelemesi sonucunda tespit edilmesi halinde, müvekkili şirketin bu hususu haricen tespit edebilmesine olanak bulunmadığından, davalı tarafın hatalı gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olmayıp kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmakta olduğunu, karşı tarafın rızası olmaksızın davalı tarafın değiştirilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği açık şekilde belirtildiğini, HMK 124 maddesi ve  emsal Yargıtay kararları  (Yargıtay 12.H.D.nin 06.06.2017 tarih, 2016/16848 E. 2017/8873 K., Yargıtay 9.H.D.nin 27.04.2017 tarih, 2017/4569 E. 2017/7382 K., Yargıtay 22.H.D.nin 22.12.2015 tarih, 2014/25280 E. 2015/35446 K., Yargıtay 22.H.D.nin 09.05.2017 tarih, 2017/32576 E. 2017/10719 K. sayılı kararları) gereği, söz konusu tespit akabinde HMK 124 gereği talep haklarının saklı olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, dosyanın yerel mahkemeye iade edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  deniz taşımadan kaynaklı hasar bedelinin rucüen tahsili talebiyle açılan alacak davasıdır.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dava ve taraf ehliyeti HMK 114./d madde gereği dava şartlarından olup dava şartları mahkemece re'sen incelenir.Dava konusu taşımaya ilişkin olarak taşıyan sıfatıyla ... A.Ş. tarafından 16/10/2018 tarihli  konişmento düzenlendiği, konişmentonun acente sıfatıyla davalı ... Denizcilik ve AŞ tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.Dosya içerisinde bulunan 16/10/2018 tarihli  satıcı (gönderici) ... Tic. A.Ş adına kesilen navlun faturası incelendiğinde, navlun faturasının davalı tarafından  acente kaydı düşülerek taşıyıcı ... A.Ş. adına acente sıfatıyla tanzim edildiği açıkça yazılıdır. Buna göre somut olay bakımından  taşıyıcının ... A.Ş olduğu, davalının ise taşıyıcının acentesi olduğu,  dolayısıyla davalı ... Taşımacılık AŞ nin taşıyan sıfatını haiz olmadığı belirlenmiştir. Davanın ise acente ... Nakliyat A.Ş'ye karşı açıldığı,  TTK 105. Maddeye göre acentaya doğrudan dava açılamayacağından eldeki davada davalının pasif husumeti olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili  istinaf dilekçesinde davalı tarafın hatalı gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olmayıp kabul edilebilir bir yanılgıya dayanmakta olduğunu, karşı tarafın rızası olmaksızın davalı tarafın değiştirilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği açık şekilde belirtildiğini,  HMK 124 maddesi gereği talep hakkının saklı olduğunu ileri sürmüş ise de, bu durumda davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davaya konu taşıma deniz yoluyla yapıldığından olaya TTK 'nun bu taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, TTK 1188.maddesine göre, eşyanın ziya ve hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat isteme hakkı 1 yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşeceği düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesinin başlığı, içeriği incelendiğinde 1 yıllık sürenin zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğu sonucuna varılmaktadır.Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, TTK'nın 1188. maddesinde belirtilen mahkemeye müracaat ibaresinin, icra takibinde bulunmayı ve  TBK'nun  dava açılmasına  eşit saydığı diğer muameleleri de  kapsadığı kabul edilmektedir. Bu durumda davacının, bir yıllık hak düşürücü süre içinde icra takibine girişip girişmediğinin tespiti gerekir.Somut olayda, malın  06/11/2018  tarihinde hasarlı olarak tesliminin gerçekleştiği, ödemenin 06/11/2019 tarihinde yapıldığı ve 06/11/2019 tarihinde icra takibinin davalıya karşı başlatıldığı,  davacı tarafça 04/12/2019 tarihinde arabuluculuk süreci başlatılmış olup, sürecin bitiş tarihinin 06/01/2020 olduğu, davanın ise 28/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı tarafından eldeki alacak davasında HMK 124. Madde gereği  davalı tarafın değiştirilmesi talebinin kabul edilmesi gerektiği talep edilmiş ise de icra dosyasında  taraf değişikliği yapılamayacak olup bu durumda yanlış hasıma karşı icra takibinde bulunulması nedeniyle söz konucu icra takibinin eldeki davaya etkisinin olmayacağı ve bu durumda davanın TTK 1188. Maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının kabulü gerekmiştir.Sonuç itibariyle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraftan alınması gereken 80,70.TL istinaf karar harcının istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/11/2022 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b21547846ebf10e0","SID":"9f57906986b1a29b"}}