{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br><br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ       <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t             <br>.<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...              <br>ÜYE \t: ...                    ...<br>KATİP \t: ...                                ... <br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  17/09/2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: .<br>VEKİLİ\t: Av. ... - E Tebligat<br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... - E Tebligat<br>\t\t     \t<br>\tDavalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi  uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>Davacı vekili; davalı kooperatifin nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla 01.09.2005 tarihli olağanüstü genel kurul kararında da belirtildiği gibi 14.02.1999 tarihli genel kurulda bahçe katlarına peşin bedele üye alınmasına karar verdiğini ve ilgili kişileri kooperatif üyesi yaptığını, 16.08.2004 tarihli yönetim kurulu kararında da bahçe katlara (KOTLARA) peşin bedelli üyelik yapıldığının kabul edildiğini, müvekkilinin de ... 1. Noterliğinin 03.07.2000 tarih ve ... Y. sayılı  karara esas olan evrakıyla davalı kooperatife üye kabul edildiğini ve Üyelik Sözleşmesi ile bedelin tamamını ödeyerek kooperatif üyesi olduğunu, bu kararın karar defterlerine geçirilerek benimsendiğini, müvekkilinin kooperatifçe yapılan .......Ankara adresindeki daireyi kullandığını, müvekkili ve diğer bahçe katı maliklerinin kullanımına karşı tarafça bu güne kadar bir itirazda bulunulmadığını ancak sonraki yıllarda müvekkili ve aynı durumda olan üyelerin kooperatif yönetimi ve diğer üyelerce yok sayıldıklarını, toplantılara çağrılmadıklarını, buna rağmen müvekkilinden kooperatif giderlerine katılmasının istendiğini ve müvekkilince bu giderlerin ödendiğini, 3194 sayılı İmar Kanunun Geçici 16. maddesi uyarınca başlayan \"İmar Barışı\" sürecinde kooperatif yönetimince başvuru yapıldığını, yapı kayıt belgelerinde müvekkilinin ve aynı durumda olan bahçe katı dairelerinin yok sayıldığını, mesken dışı gösterildiğini, yapı kayıt belgeleri ile ilgili Ankara 10. İdare Mahkemesinde (E:2019/1235) dava açıldığını, kooperatif yetkilileri ve projeyi çizen mimar aleyhine C. Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/78 D. İş sayılı dosyasında dairelerin fiili durumunun tespit edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili; müvekkili kooperatif ana sözleşmesine göre Ankara ili, ... ilçesi ... mahallesi ... ... üzerinde toplam 84 dairenin inşa ettirileceğini konutların inşasının tamamlanmasını müteakip üyeler arasında kur'a çekilerek konut sahiplerinin belirlendiğini, davacının bu 84 daireye hak kazanan veya kooperatife üyeliği olan biri olmadığını, zira davacının tapuda  ''eklenti'' olarak görünen, bahçe katı olarak tabir edilen bölümde fiilen ikamet eden kişi olduğunu, davanın müvekkili kooperatifin önceki yöneticileri aleyhine açılması gerekmekte olup husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının üyelik başvurusunun olmadığını, üyeliğe kayıt edildiğine ilişkin bir karar veya belgenin de bulunmadığını, kabul etmemekle birlikte varsa da üyelik başvurusunun kooperatif ana sözleşmesine aykırı olduğunu, davacının eklentilerin konut olarak kullanılmasının yapı projeleri, iskân ve ana sözleşme açısından kanuna aykırı yapıldığını bilmemesinin mümkün olmadığını, zira kur'a çekilişi yapıldıktan ve üyelerin dairelere oturmaya başlamasından sonra üye olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafça sunulan belgelerin doğruluğunun şüpheli olduğunu, ana sözleşmenin \"Gündemde olmayan hususlar görüşülemez, kooperatifin dağılması, diğer bir kooperatifle birleşmesi veya anasözleşmede değişiklik yapılması ile ilgili kararlar ortaklar cetvelinde imzası bulunanların 2/3 çoğunluğu ile verilir.'' hükmüne aykırı olarak davacı tarafça sunulan belgede 39 üyenin toplantıda olduğunun belirtildiğini ancak 4 nolu kararın yeterli sayıya ulaşmadan 18 üye ile oylanıp kabul edildiğinin görüldüğünü, davacının 2005 yılı sonrasında kooperatif aidatı ödemediğini, üyelik sıfatını haiz hiçbir işleme katılmadığını, bahsi geçen eklentide işgalci olarak oturduğunu, kabul etmemekle birlikte önceki yönetim adına iş yapan kişilerce yapılan işlemlerin herhangi bir şekilde hukuki hak kazandırmadığını savunarak, davanın öncelikle usul yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br> İlk derece Mahkemesince; \"Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin genel kurul kararı ile kooperatife peşin bedel ödemek suretiyle ortak alınmasına karar verilerek bu konuda yönetim kurulunun da yetkili kılındığı, davacının ortak olarak kabulüne ilişkin yönetim kurulunun açık kararının bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının genel kurul toplantılarına çağrılmadığı görülmüşse de; kooperatifin yetkili organı tarafından genel kurul kararı gereği davacının üyeliğe kabul kararının davalı kooperatifi bağlayacağı ve üyeliğe bağlı taşınmazın konut olarak kullanılmasının projeye aykırı olması hususunda davacının kusuru bulunmadığı,  normal daire statüsünde olmayan taşınmazların tadilatı ile satılmasına kooperatifçe karar verildiğinden sonuçlarına da davalı kooperatifçe katlanılması gerektiği, bu hususun üyelik tesisi işlemlerini geçersiz kılmayacağı, nitekim Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/78 değişik iş sayılı dosyasında da tespit edildiği üzere taşınmazın fiilen de davacı tarafından kullanıldığı, kooperatifler hukukunun açık kapı ilkesi gereği davacının davalı kooperatife üye olduğunun kabulü gerektiği, ortaklığın niteliğine göre davalı kooperatifin parasal edimleri talep hakkının saklı olduğu\" gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının davalı kooperatif üyesi olduğunun tespitine karar verilmiştir. \t <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeksizin gerekçesiz ve hukuka aykırı olarak karar verildiğini, genel kurul ve karar defterlerinde davacının üyelik başvurusunun olmadığını ve üyeliğe kayıt edildiğine ilişkin bir karar veya belgenin de bulunmadığını, davacı tarafça sunulan belgeler herhangi bir hak sahipliği oluşturmadığı gibi doğruluğunun da şüpheli olduğunu, davacı tarafça sunulan belgede kooperatif ana sözleşmesindeki \"Gündemde olmayan hususlar görüşülemez,  kooperatifin dağılması, diğer bir kooperatifle birleşmesi veya anasözleşmede değişiklik yapılması ile ilgili kararlar ortaklar cetvelinde imzası bulunanların 2/3 çoğunluğu ile verilir.'' hükmüne aykırı olarak  39 üyenin toplantıya katıldığının lakin 4 nolu kararın yeterli sayıya ulaşmadan 18 üye ile oylanıp kabul edildiğinin belirtildiğini, tapu kayıtlarında davacının hak iddia ettiği yerin \"eklenti\" olduğunu, davacının 2005 yılın sonrası kooperatif aidatı ödemediğini ve üyelik sıfatını haiz işlemlere katılmadığını, bahsi geçen eklentide işgalci olarak oturduğunu, kabul etmemekle birlikte kooperatif eski yöneticilerinin yaptığı hukuksuz işlemlerin hukuki hak kazandırmadığını, adı geçenlerin şahsi sorumluluklarına gidilebilecekken kooperatifin davalı gösterilmesinin hatalı olduğunu, eklenti vasfındaki bu yerlerin satışına imkân olmadığını, bilirkişi raporunda dayanılan  delilin süresinden sonra sunulduğunu, henüz kovuşturmasına yeni geçilmiş Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan bir dosyanın hukuki değerlendirmeye tâbi tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacılarca açılan Ankara 10. İdare Mahkemesinin 2019/1235 E. sayılı davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporunda bu dosyanın incelenmediğini, bu kararda haklılıklarının ortaya konulduğunu, bilirkişi raporunda sahihliği doğrulanmayan hazirun cetvellerine dayanılarak değerlendirme yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere 01.09.2005 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 4. maddesinde, bahçe katlarına üyelik verilmesinin 2.500,00 TL'den az olmamak üzere satılması şartına bağlandığını, davacı tarafça bu bedelin ödenip ödenmediğinin bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından varsayıma dayalı belirlemeler yapıldığını, bilirkişilerce üyelik tespiti talebinin 2011/84 E. sayılı dosyada bulunduğu söylenen, doğruluğu şüpheli 2007 tarihli ... sayfasına dayandırıldığını, raporda yer verilen üyelik listelerinde davacının isminin yer almadığını, davacının kooperatif yönetim kuruluna yazılı bir üyelik başvurusunun bulunmadığının anlaşıldığını, bunca zaman genel kurullara katılmadığını belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olayın saptanmasında ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 düzenlemesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM \t: \t<br>1-HMK m. 353/1-b.1 gereğince Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/361 E., 2020/412 K sayılı dava dosyasında verdiği 17/09/2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL'den peşin olarak yatırılan 54,40 TL'nin düşümü ile kalan 373,20 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına <br>3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına<br>4-Kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine<br>5-HMK m.359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına<br>03/07/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m.361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 04/07/2024 ) <br>          <br>      <br>          \tBaşkan ...                    Üye ...                   Üye ...             Katip ...<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4682e613e66751d6","SID":"612477426cff0338"}}