{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ    .<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ                          \t\t\t          \t\t\t          <br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                       <br>.<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>.<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 11.03.2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:..... \t<br>\tTaraf vekilleri tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili, müvekkilinin Ankara ...,.... hizmeti alımı işi ihalesine katıldığını ve ihalenin tarafına verildiğini, söz konusu ihale öncesinde hizmetin başka şirketler aracılığıyla yürütüldüğünü, ihalenin kazanılmasıyla davalı tarafından, daha önceki şirketlerde davalı kuruma hizmet veren personellerin müvekkili şirket bünyesinde de çalışmasının istenildiğini, bu nedenle hizmetin daha önceki personeller ile verilmeye devam edildiğini, hizmet verilirken dava dışı ... ... adlı personelin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdinin sonlandırıldığını, iş akdi sona eren personelin kıdem tazminatının davalı tarafından hesaplanarak müvekkilinin 16 nolu hak edişinden kesildiğini, yapılan kesintinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalı ile imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve eklerinde, çalışanların kıdem tazminatlarının müvekkili şirket tarafından ödeneceğine veya müvekkili şirketin hak edişinden kesileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin hak edişinden yapılan kesintilerden şimdilik 5.000,00-TL'nin kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 16.10.2019 tarihli dilekçesi ile, alacak davasına ilişkin dava değerini bilirkişi kök raporu doğrultusunda 9.354,08-TL'ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı vekili, müvekkili ... kamu tüzel kişiliğine haiz bir kuruluş olduğunu, mal, hizmet alımı ve yapım faaliyetlerini Kamu İhale Kanununa göre sürdürdüğünü, bu kapsamda, 24.11.2016 tarihinde davacı ile müvekkili arasında ... işletmesi temizlik hizmeti alımı sözleşmesi imzalandığını, çalışan işçilerin, alt işveren olan davacının işçisi olduklarını, müvekkilinin işçisi olmadığını, taraflar arasında iş mevzuatı açısından herhangi bir ilişki bulunmadığını, bu nedenle ihtilafın hizmet alım sözleşmesi ve ihale dokümanı çerçevesinde çözülmesi gerektiğini, ihale şartnameleri ve ihale sözleşmesinin davacıyı bağladığını, ... mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuata göre işçi alınması, işçi haklarının ödenmesi, işten çıkarılması gibi konularda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, idarenin bu konularda sorumlu sayılmayacağını, davacının bu hükümleri bilerek ve isteyerek ihaleye katıldığını ve sözleşme imzaladığını, emeklilik nedeniyle işten ayrılan işçilere kıdem tazminatı ve alacaklarının müvekkili tarafından ödendiğini, söz konusu kanun hükümlerinin işçinin korunması amacına hizmet eden bir düzenleme olduğunu, bu nedenle asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşme hükümlerini bertaraf edici ve dolayısıyla alt işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırıcı bir etkiye sahip olmadığını, yapılan hak ediş kesintisinin yasal olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"...Toplanan delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, karar vermeye elverişli bilirkişi ek raporuna ve tüm dosya kapsamına göre; somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi mevcut olup, 4857 sayılı Kanunun 2/6. maddesine göre, asıl işverenin alt işverenin dava dışı işçisine karşı, o işyeri ile ilgili İş Kanunundan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle alt işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğu, yani kanun kapsamında, asıl ve alt işverenlerin dış ilişki itibariyle işçiye karşı müteselsilen sorumlu oldukları, söz konusu düzenlemenin işçi alacağını güvence altına alma amacı taşıdığı, asıl ve alt işverenler arasındaki ilişkide ise, Borçlar Kanunu ve sözleşmeler hukukunun esas alınacağı, tarafların, sözleşmede sorumluğun ne şekilde olacağını kararlaştırmaları halinde TBK'daki iç ilişkide müteselsil sorumlular arasındaki eşit sorumluluk hükmünün uygulanamayacağı, buna göre somut olayda, davalının davacı şirket ile hizmet alım sözleşmesi imzaladığı görülmüş olup, tarafların sorumluluklarının belirlenmesinde kanuna açıkça aykırı olmadıkça öncelikle sözleşme hükümleri, sözleşme eki teknik şartname ve ihale dokümanları nazara alınacaktır. <br>\tDavacı ile davalı idare arasında 01/12/2016-30/09/2019 tarihleri arasında geçerli olmak üzere hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 22. maddesinde, \"Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin 6. bölümünde belirlenmiş olup yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür.\" düzenlemesi, sözleşme eki teknik şartnamenin 6. maddesinde ise, \"...Çalıştırılacak işçilere ait 4857 sayılı İş Kanununa göre her türlü kanuni işlemin yerine getirilmesi yüklenici yükümlülüğündedir... ... Mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuata göre işçi alınması, işçi haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması ve sair konularda tüm sorumluluk yükleniciye ait olup idare bu konularda sorumlu sayılmayacaktır...\" düzenlemesi yer almaktadır. Sözleşme ve eki şartnameler uyarınca, yüklenicinin istihdam ettiği işçinin muhatabı ve sorumlusunun yüklenici olmasına, işçi haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması vs. konularda her türlü yasal sorumluluğun yükleniciye ait olmasına göre davalının asıl işveren olarak yaptığı ödeme sebebiyle davacının hakedişinden yaptığı kesintinin, sadece işçinin davacı şirkette çalıştığı döneme isabet eden kısmının yasal olduğu, dava dışı şirketlerde çalışılan dönemden davacının sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılmış, 7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 11. maddesinde hizmet sözleşmelerinde kıdem tazminatından sorumluluğun açıkça düzenlenmesi gerektiği hususundaki düzenleme dava açıldıktan sonra iptal edilmiş olmakla, bundan sonra taraflar arasındaki sözleşmede kıdem tazminatından sorumluluğun açıkça belirtilmiş olmasının aranmayacak olmasına ve işçi haklarının ödenmesinden yüklenicinin sorumlu olacağı hususundaki düzenlemenin, kıdem tazminatına yönelik sorumluluğun alt işverende (kendi çalıştırdığı dönemle sınırlı olmak üzere) olacağı noktasında yeterli olmasına göre somut uyumazlıkta da işçilerin kıdem tazminatından davacı yüklenicinin kendi dönemiyle sınırlı sorumlu olduğu sonucuna varılmış ve davacının çalıştırdığı dönem dışındaki döneme isabet eden kıdem tazminatı için davacının hak edişinden yapılan kesintinin iadesinin gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, alacağa kesinti yapılan tarihten itibaren tarafların tacir olması sebebiyle avans faizi işletilmiş, yargılama sırasında 22/02/2019 tarihinde yayınlanan 7166 sayılı kanunun 11. ve 12. maddelerinde davacı lehine olacak şekilde yapılan yeni düzenlemenin, yine yargılama sırasında ve davacı tarafça ıslah dilekçesi sunulduktan sonra Anayasa Mahkemesinin 19/09/2019 tarihli kararı ile davacı aleyhine iptal edilmiş olması sebebiyle dava tarihindeki eski düzenlemeye geçilmiş olmakla davacının davayı ıslah etmesinde kendisine kusur yüklenemeyeceğinden davalı yararına reddedilen kısım üzerinden vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiş...\" şeklinde  karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tDavalı ile yapılan sözleşmede, kıdem tazminatının müvekkili şirket uhdesinde olduğunu gösterir açık bir ibare olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte TBK madde 167 vd. hükümlerinin göz önüne alınmadığını ve yarı oranında sorumluluk hükümlerine başvurulmadığını, oysa başvurulması gerektiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle:<br>\tDavacı ile idareleri arasında ihale sözleşmesinden doğan akdi bir ilişki bulunduğunu, çalışan işçilerin alt işveren olan yüklenici davacının işçileri olduğunu, ihtilafin ihale mevzuatı kapsamında düzenlenmiş hizmet alım sözleşmesi ve ihale dökümanı çerçevesinde çözülmesi gerektiğini;<br>\t... mevzuatı ile hür türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuata göre işçi alınması, işçi haklarının ödenmesi, işten çıkarılması ve sair konularda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu, davacının bu hükümleri bilerek ve isteyerek ihaleye katıldığını ve kurumlarıyla sözleşme imzaladığını;<br>\tDava dışı ... ...'ın davacı şirket işçisi olarak çalıştığını ve kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdinin sonlandırıldığını, dava dışı işçinin geçen sürede, ihale ile işi üstlenen ... A.Ş.'de çalıştığı hususunda davacının herhangi bir itirazı bulunmadığını, kanun ve düzenlemeler uyarınca kıdem tazminatı ve alacaklarının idareleri tarafından ödendiğini;<br>\tKanun gereğince, asıl işveren sorumluluk sebebiyle alt işverenin işçisine herhangi bir ödeme yükümlülüğünde kalmış ve ödemişse bu yaptığı ödemeyi alt işverenden rücuen talep edebileceğini;<br>\tAlt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devrinin işyeri devri niteliğinde olduğunu, işyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden devreden işveren ile devralan işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, devreden açısından bu sürenin devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğunu;<br>\tDavayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, faiz açısından uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu, alacak kalemleri için avans faizine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu;<br>\tAyrıca yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmesine rağmen taraflarına vekalet ücretine hükmedilmemesinin de yasaya aykırı olduğunu beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>1-HMK'nin \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341. maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı \"Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"un 41. maddesi ile de, maddede yer alan \"binbeşyüz\" ibaresi, \"üçbin\" şeklinde değiştirilmek suretiyle, söz konusu kesinlik sınırı üçbin Türk Lirasına çıkarılmış ve her takvim  yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir.<br>Diğer taraftan, 6763 Sayılı Kanun’un 44. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ne eklenen Ek madde 1/2 gereğince, HMK'nin 341. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının uygulanmasında,  hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı öngörülmüştür.<br>Buna göre, asliye ticaret mahkemeleri yönünden kesinlik sınırı, ilk derece mahkemesine ait karar tarihi olan 11.03.2020 tarihi itibariyle 5.390,00-TL olarak uygulanacaktır. <br>\tDava konusu edilen alacak miktarı 9.354,08-TL olup mahkemece davanın 5.547,18-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, 3.806,90-TL yönünden istem reddedilmiştir. Mahkemece reddedilen ve davacı tarafça istinafa getirilen miktar, HMK'nin 341/2. maddesi gereğince karar tarihi itibariyle 5.390,00-TL olan kesinlik sınırının altında kaldığından davacının istinaf yasa yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.<br>\tHMK'nin 346/1. maddesi uyarınca istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir. Ayrıca 352. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde kararın kesin olması halinde fıkra uyarınca mahkemece gerekli kararın verileceği belirtilmiştir. Öte yandan 360. madde gereğince de bu bölümde aksine hüküm bulunmayan hâllerde, ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, Bölge Adliye Mahkemesi'nde de uygulanacaktır.<br>\tBu nedenle davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>2-a-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. \t <br>\tb-Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında dava dışı işçiye ödenen işçilik alacakları nedeniyle hak edişten yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.<br>\tMahkemece dava kısmen kabul/kısmen ret edildiği halde reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile hükmedilmemiş olması doğru olmamış, HMK m. 353/1,b,2 gereğince bu bakımdan kararı düzelterek yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin İSTİNAF DİLEKÇESİNİN REDDİNE.<br>II-Yukarıda (2-a) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin sair istinaf sebeplerinin reddine.<br>Yukarıda (2-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:<br>\tAnkara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2018/894 E., 2020/196 K. sayılı dava dosyasında verdiği 11.03.2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.<br>\tBuna göre:<br>\t\"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 5.547,18-TL'nin kesinti tarihi olan 21.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>\tFazlaya ilişkin istemin REDDİNE,<br>\t2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 378,93-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 85,39-TL harç ile 74,36-TL ıslah harcından mahsubu ile bakiye 219,18-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,      <br>\t3-Davacı tarafından yapılan 35,90-TL başvurma harcı, 5,20-TL vekalet harcı, 550,00-TL bilirkişi ücreti, 117,90-TL tebligat ve toplu müzekkere gideri olmak üzere toplam 709,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 85,39-TL peşin harç ile 74,36-TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>\t5-Davacı taraf kendini bir vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesap ve takdir edilen 3.400,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\tAAÜT m 13/3 uyarınca  3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.<br>\t6-HMK'nun 333. ve GAT'nin 5. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatırana iadesine,\"<br><br>\tIII-Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde ilgili tarafa iadesine.<br>\tIV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 51,00-TL posta giderinin  20,00-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine. Kalan masrafın davalı üzerinde bırakılmasına.<br>\tV-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t10.07.2024 tarihinde, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  10.07.2024<br>\t.....<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"89066b05e557f974","SID":"9f7a792d35081093"}}