{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/1549 <br>KARAR NO\t: 2021/1654<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I  <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlele davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası  incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Ortadoğu ülkelerinin tamamında “...” isimli uluslararası markanın tek yetkili distiribitörü olduğunu, taraflar arasında 04.05.2015 tarihli akdedilen sözleşme ile Türkiye ve İtalya’dan müvekkili tarafından gerçekleştirilecek olan ihracat ve/veya transit ihracatların esaslarının düzenlendiğini, davalının sözleşmedeki yükümlülüğünün ise deniz ve hava yoluyla İtalya ve/veya Türkiye’den Dubai’ye sevk edilecek olan ürünlerle ilgili olarak gerekli nakliye organizasyonunu yaparak, yapılan nakliye organizasyonunu ve navlun, ordino vs.masraf tutarlarını detayı ile birlikte müvekkili şirkete bildirmeyi kapsadığını, bu bağlamda bildirimde bulunulan organizasyon ve masraf detayı ile ilgili olarak müvekkilinden alınacak teyide istinaden, bildirimi gerçekleştirilen detaya uygun olarak gerekli organizasyonları yapacağının kararlaştırıldığını, düzenlenen sözleşme kapsamında davalının sözleşme hükümlerine göre, müvekkilinin talimat ve gözetimi altında hizmet vererek, ifa sırasında müvekkiline şeffaf şekilde belge ve bilgi akışını sağlaması gerektiğini, davalının bir süre sözleşmeye uygun şekilde edimini ifa ettiğini, ancak müvekkili şirketin 2015 yılı 7. ayından 2015 yılının 12. ayına kadarki zaman aralığında 2.630.404,01 Euro mal sattığı Dubai’de yerleşik müşterisi ....ye düzenlenen sevkiyatlara ilişkin tedarik faturaları ve dayanak belgelerinin sözlü olarak istenmesine karşın, müvekkiline teslim edilmediğini, müşterinin şikayeti üzerine davalının hizmeti sözlemeye uygun vermediğinin ve sorunlu taşıma nedeniyle verilen kar marjının haksız ve fahiş olduğunun anlaşıldığını, sözleşme kapsamında davalının müvekkilinin müşterisine yaptığı nakliye nedeniyle düzenlediği 20.08.2015 ve 03.08.2015 tarihli iki adet faturanın işin niteliğine ve sözleşme kapsamına göre fahiş olduğunu ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre uyuşmazlığa konu iki adet faturanın dayanak belgelerinin müvekkiline verilmediğini, davalının taraflar arasında imzalan sözleşmeye bağlı kalarak hizmet faturasını yurt dışındaki müşteri adına düzenleyerek belgelerini sunması gerektiğini, müvekkilinin yurt dışındaki müşterisinin fahiş fatura ile zarar uğratılmasının müvekkili açısından da ticari kayba neden olacağını ileri sürerek, davalının iki adet fatura karşılığında haksız ve fahiş oranda tahsil ettiği tutar olan 13.200 USD (39.600 TL)'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak dava dışı firmaya teslim edilmek üzere müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince, davacının Türkiye ve İtalya’dan Dubai’ye müvekkili tarafından yapılacak olan doğrudan deniz ve havayolu yüklemeleriyle ilgili olarak navlun, yükleme organizasyonu, gümrükleme, depolama vs.lojistik hizmetlere ilişkin işlerle ilgili faturaların doğrudan davacı adına düzenlendiğini, fakat dava konusu deniz yolu taşımasının davalı tarafından alt taşıyan dava dışı ... Şirketi tarafından düzenlenen konşimentolara istinaden  gerçekleştirildiğini, buna ilişkin düzenlenen navlun faturalarının da dava dışı ... şirketine düzenlendiğini,  başka bir ifadeyle dava konusu deniz yolu taşımasının davacı tarafından alt taşıyan sıfatına sahip dava dışı ... Şirketi tarafından gerçekleştirildiğini, navlun faturalarının da doğrudan emtianın alıcısına kesildiğini, dolayısıyla faturaların muhatabının davalının alıcısı olmadığını, navlun faturasının dava dışı alıcı tarafından müvekkiline ödendikten uzun süre sonra ödenen navlun ücretinin fahiş olduğu gerekçesiyle açılan davanın yersiz olduğunu, ancak kabul edilse dahi bu davanın navlun sözleşmesine göre ücreti ödeyen tarafından açılması gerektiğini, dava konusu taşımaya ilişkin taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, dava konusu navlun sözleşmesinin davacı ile yapılmadığını, doğrudan yükün alıcısı ile yapıldığını, düzenlenen faturalarda sadece yükleten veya gönderen olarak yer alan ve her hangi bir navlun ücreti ödemeyen davacının, sonradan ödenen ücretin fahiş olduğunu belirterek dava açmasının haksız olduğunu, navlun ödeyen şirketin navlun bedelini ödediğini ve iade talebinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ <br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, açılan davada davacı vekilinin, müşterisi yurt dışında mukim dava dışı firma adına davalının düzenlemiş olduğu iki adet navlun fatura bedelinin fahiş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek iki adet fatura kapsamında dava dışı firmadan fazladan tahsil olunan kısmın dava dışı firmaya iade edilmek üzere tarafına ödenmesini talep ettiği, davalı MNS Lojistik tarafından dava dışı ... firması aleyhine düzenlenen iki ayrı fatura incelemdiğinde, 021839 nolu 20.08.2015 tarihli faturanın 19.08.2015 tarihinde yüklemesi yapılacak MRKU681128-8 nolu konteynerin taşınmasına, lashing işlemleri ve gümrükleme bedeline ilişkin toplam 3.59800 Amerikan Doları tutarlı olduğu; 03.08.2015 tarihli 012828 nolu faturanın ise yine aynı firma aleyhine düzenlenip birden fazla konteynerin deniz taşıması, survey ücreti, lashing vesair ücretlerine ilişkin olarak toplamda 29.280,46 Amerikan Doları tutarlı olduğu, davalı MNS lojistik tarafından davacı MP Dış Tic, mutahap alınarak düzenlenen 03.11.2015 tarihli 2.195,00 Amerikan Dolan tutarlı, 30.11.2015 tarihli 639,00 Amerikan Doları tutarlı faturaların açıklamalarında yurt dışı hizmet bedeli ifadesi yer almakta ve ilgili elektronik posta yazışmalarında bu faturalar Eylül faturası, Ekim faturası olarak anıldığı,  satış sözleşmeleri faturalarından davacının anılan firmaya Ex work esasına göre kozmetik malzemesi  sattığı, ex work esasının kabul edilmiş olması emtiaların taşınmasına ilişkin sözleşmelerin alıcı tarafından yapılmasını gerektirdiği, 04.05.2015 tarihli sözleşme incelendiğinde, taraflarının davacı MP Dış Tic., dava dışı Adios Tourism LLC ile davalı MNS Lojistik olarak belirlendiği, sözleşmenin konusunun Türkiye veya İtalya'dan Dubai'ye MP tarafından yapılacak ihracat faaliyetlerinde emtianın deniz veya hava yolu ile Dubai'ye nakliyesine ilişkin organizasyonların ve emtia Dubai'ye ulaştıktan sonra gümrük, depolama ve kara taşıması ve teslimi işlemlerinin yapılması olarak belirlendiği, ...'in deniz taşımasına ilişkin tüm bilgileri davalıya ileteceği, emtiaların gümrükleme ve depolama işlemleri ile ilgili bilgileri de davalıya aktaracağının ve davalı MNS'nin deniz ve havayolu taşımalarını da organize edeceğinin kararlaştırıldığı, 4 Ağustos 2015 ve 30 Ağustos 2015 tarihli elektronik postalarda dava dışı alıcı Naraindas Bahırwani'nin de dahil edilerek gerçekleşen taşımalar ve ödemeler hususunda tarafların mutabık kaldığının tespit edildiği, davalı vekilince sunulan 23 Temmuz 2015 tarih ve 08:54 pm saatli elektronik posta mesajında, davalı firmanın, taşımalarla ilgili olarak fiyat teklifini Davacı firmaya ilettiği, bu teklifte deniz navlun miktarlarının, davalı tarafından  dava dışı alıcı firmaya fatura edilen navlun miktarları ile aynı olduğunun anlaşıldığı, mesaja davacı tarafından açık olarak bir teyid verilmemiş ancak itiraz da edilmediği, operasyonun karşılıklı olarak devam ettiği, 27 Temmuz 2012 tarihinde davacı tarafından davalı firmaya gönderilen elektronik posta mesajında paketleme bilgileri ile yükleme, ihbar ve alıcı adreslerinin bildirildiği, konşimento talimatı verildiğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı firmanın, davalı tarafından verilen teklifi kabul ettiği ve operasyona devam ettiği sonucuna ulaşıldığı, daha sonraki mesajlarda söz konusu konteynerlerin Jebel Ali Umanında tahliye edildiği, alıcı tarafından hasarsız olarak teslim alındığının görüldüğü, davacı firma ile davadışı alıcı firmanın, davalı firmanın hizmeti için teşekkür ettiği anlaşılmıştır.Ayrıca dava konusu olayda, zarara uğradığını iddia eden firmanın dava dışı Naraindas Bahırwani firması olması gerektiği, davalı firmanın 23 Temmuz 2015 tarihli mesajında teklif ettiği navlun ve diğer masrafların ise, davacı tarafından itiraz edilmediği ve taşımanın gerçekleştiği düşünüldüğünde, dava dışı alıcı firmanın net olarak neye itiraz ettiği, uğradığını iddia ettiği zararı ne olarak ortaya koyması gerektiği, navlun teklifi kabul edilerek  ödeme yapıldıktan sonra  navlunun fahiş olduğu iddia edilmesinin de piyasa koşulları ve çalışma pratiğine göre uygun olmayacağı, öte yandan faturalar ve satış sözleşmesinde Ex Work esasının kabul edilmiş olması davalı ile dava dışı alıcı ... firması arasında emtiaların taşınmasına ilişkin bir sözleşme kurulduğunu ortaya koyduğu, davacı talebini fazla ödemenin dava dışı alıcı firmaya verilmek üzere tahsilini talep ettiğini belirtse de anılan dava dışı firmayı temsilen böyle bir talepte bulunma hakkına ( alıcı firmadan onay ve icazet alınsa dahi sahip olamayacağı) Yargıtay 11.HD' nin  2015/7974 esas, 2016/2470 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere mahkemelerde tarafları sadece avukatların temsil edebileceği kabulüyle davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle de reddine karar vermek gerekmiştir...\" gerekçesiyle, davanın  reddine karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirket ve dava dışı ... unvanlı Dubai firması arasında 04.05.2015 tarihli sözleşmenin özel hükümleri uyarınca, davalı tarafından, müvekkilinin Dubai'de yerleşik müşterisi ... şirketine  iki ayrı deniz taşıma işine ilişkin 20.08.2015 tarih ve 012389 noluile 03.08.2015 tarih  ve 012828 nolu iki fatura bedelinin fahiş olduğu,  fazladan alınan 13.200 USD 'nin , dava dışı Dubai nihai alıacısı  firmaya teslim edilmek kaydıyla müvekkiline ödenmesi istemi ile dava açıldığını, ancak mahkemece eksik inceleme ve çelişkili gerekçeyle davanın reddine karar verildiğini; öncelikle mahkeme kararındaki gerekçenin çelişkili olduğunu, bir yandan dava konusu uyuşmazlık için davacının, davacı sıfatına sahip olmadığı belirtilirken, diğer yandan davacı tarafından verilen teklifin kabul edildiğinin belirtildiğini, bir yandan davanın tarafları ve dava dışı üçüncü kişi konumunda bulunan ...firması tarafından 04.05.2015 tarihli sözleşmenin imzalanmış ve geçerli olduğundan söz edilirken, diğer yandan davalı ve nihai alıcı ... firmasının ex work esası ile çalıştıkları söylenerek adeta 04.05.2015 tarihli sözleşme yönünden davalı, davacı ve ve Dubai' de yerleşik ... firmasının abesle iştigal ettiğinin belirtildiğini, mahkemece geçerli olduğu kabul edilen 04.05.2015 tarihli sözleşmede, davalı şirketin, müvekkili şirketin, Dubai firmasına yapacağı nakliye işlemleri yönünden,  müvekkili şirkete karşı özel yükümlülük altına girdiğini, somut uyuşmazlıkta davacı şirket adına davalıya yönelik tüm taleplerin bu sözleşmeye dayalı olarak yapılmış olmasına rağmen müvekkilinin Dubai'deki müşterisisi olarak taraflarca imzalanmış sözleşmenin çizdiği sınırlar içinde kalan nihai alıcı Dubai firmasının, anılan sözleşme ve genel hakları yönünden müvekkili şirkete yaptığı 07.01.2019 tarihli yetkilendirmenin yok hükmünde sayılarak çelişkiye düşüldüğünü; taraflar ve dava dışı Adios Tourism LLC tarafından imzalanan 04.05.2015 tarihli sözleşmenin özel hükümlerinde, davalının Türkiye'den, Dubai'ye sevkedilecek ürünlere ait \"Navlun, Ordino vb\" masraf tutarlarını detayı ile birlikte MP' ye vermeyi yüklendiğini, aynı sözleşme ile davalı Dubai firması yönünden \"müşteri memnuniyetsizliğine sebep olacak hiçbir hal ve tutum içinde bulunmayacaktır\" şeklinde ayrı bir yükümlülük bulunduğunu, dava öncesi sözlü ve yazılı taleplere rağmen davalının fahiş ve haksız surette düzenlendiği iddia edilen iki faturayı ve dayanak belgelerini sözleşme ile üstlenmesine rağmen müvekkiline teslim etmediğini, yargılama sırasında dahi buna ilişkin belgelerin dosyaya ibraz edilmediğini, davadaki iddianın iki faturanın fahiş olmasına ilişkin olmasına rağmen, buna ilişkin bir inceleme yapılmadığını ve rapora yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını; taleplerin son derece açık ve açık olmasına rağmen mahkemece kavram kargaşasına girilerek esas istemin incelenmeden çelişkili karar verildiğini, müvekkilinin talebinin müvekkilinin nihai alıcı konumundaki müşterilerinin haklarının korunmasına ilişkin sözleşmeye dayandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalının  yükümlülüklerin yerine getirmesini sağlamak amacıyla dava dışı nihai alıcı konumundaki müşterileri adına irade beyanında bulunabileceğini ve bunu usulüne uygun şekilde yetkilendirdiği avukatı aracılığı ile yapabileceğini, yargılaması sırasında dava dışı nihai alıcının 07.01.2019 tarihli yazılı iradesi ile davacıyı yetkilendirdiğini, buna rağmen hukuka aykırı değerlendirmelerle müvekkilinin davacı sıfatının bulunmadığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda esaslı maddi hata bulunması nedeniyle itirazların ek raporla değerlendirilmeden hükme esas alınamayacağını, raporda düzenlenen iki adet faturanın fahiş olup olmadığının değerlendirilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, iki adet fatura ve dayanaklarının getirtilerek bilirkişi aracılığıyla incelendikten sonra faturaların fahiş olup olmadığının belirlenmesini ve talep edilen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye aykırı düzenlenen iki adet navlun ve hizmet faturası nedeniyle ödenen bedellerin tahsili istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>Davacı, davalı ve dava dışı Adıos Tourism LLC arasında düzenlenen 04.05.2015 tarihli sözleşmenin incelenmesinde, sözleşmenin konusunun Türkiye veya İtalya'dan Dubai'ye davacı tarafından gerçekleştirilecek olan ihracat ve/veya transit ihracat işlemleriyle ilgili olarak, deniz veya hava yoluyla ürünlerin Dubai'ye nakliye organizasyonun davalı tarafından yapılması, ihracat veya transit ihracata konu ürünlerin Dubai'ye varması sonrasında, gümrük işlemleri ile ilgili organizasyonların yapılması, gümrük işlemleri tamamlanan ürünlerin üçüncü kişilerin talimatına göre ilgili depolara taşınması,  uygun koşullarda depolanması ve davacı ile üçüncü kişinin talimatına göre depodan alınarak bildirilen yere taşınması işinin davalı tarafından üstlendiği anlaşılmıştır. Davacı ve üçüncü kişinin yükümlülükleri sözleşmenin ilk sayfasında düzenlenmiştir. Sözlemeye göre davalının, yapacağı taşıma ve organizasyonlara ilişkin navlun, ordino ve benzeri masraf belgelerini davacıya bildireceği, taşımaları aktarma olmaksızın yapacağı, Dubai'deki gümrüklü veya gümrüksüz sahalarda yapılacak depolama ve benzeri masrafları davacıya bildireceği, özellikle davacının talimatı sonrası üçüncü kişilerle sözleşme yapacağı, gümrüksüz sahalardaki ürünleri davacı ve diğer akit şirketin talimatına göre uygun sürede alıcısına teslim edeceği düzenlenmiştir. <br>Davacı yan, sözleşme gereğince davalının yaptığı taşıma, organizasyon, gümrük veya depolama işlemlerine ilişkin olarak müvekkiline bilgi vermesi ve sonrasında sözleşmeye uygun olarak hizmet faturalarını düzenlemesi gerektiğini, ancak davalının belirtilen şekilde işlem yapmayarak fahiş miktarda iki adet fatura düzenlediğini belirterek, faturaların incelenerek önceki faturalarla karşılaştırılmak suretiyle, davacının fazladan tahsil ettiği miktarın dava dışı müşterisine ödenmek üzere tahsilini istemiştir. Davacı tarafından, fahiş fatura bedelinin dava dışı şirkete ödendiği belirtilmiş ise de bilirkişi raporundaki tespitlere göre, bu miktarın davacı tarafından dava dışı şirkete ödenmediği anlaşılmıştır.    <br>Davacı tarafından keşide edilen 14.12.2015 tarihli ihtarla, taraflar arasında kurulan 04.05.2015 tarihli sözleşmeye aykırı şekilde fatura düzenlendiği bildirilmiş, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarda ise davacının iddialarının yerinde  olmadığı ihtar edilmiştir.  Davalı tarafından dava dışı ... şirketine düzenlenen iki adet fatura uyuşmazlığın konusudur. 20.08.2015 tarihli fatura 19.08.2015 tarihinde yüklemesi yapılacak  konteyner taşıması, leashing ve gümrükleme işlemlerine ilişkin olup toplam 3.598 USD tutarındadır. 03.08.2015 tarihli aynı kişi adına keşide edilen fatura ise fazla konteynerlerin deniz taşıması, survey ücreti, leashin ve benzeri ücretlere ilişkin toplam 29.280,46 USD tutarında olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava dışı ... şirketine satılan kozmetik ürünlerinin taşımanın konusunu oluşturduğu dosya kapsamındaki belgeler ve bilirkişi raporundan anlaşılmış, satıma ilişkin faturaların dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğu görülmüştür.  Satımın Ex Work esasına göre yapılması nedeniyle taşıma sözleşmelerinin alıcı tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Emtianın taşınmasına ilişkin konşimentolarda davacı yükleten, dava dışı Naraindas Bahriwani alıcı olarak görünmektedir. Taraflar arasında düzenlenen 04.05.2015 tarihli sözleşmenin özel hükümlerinde davalının edimleri belirlenmiş olup, bunlar arasında davalının, davacının yurt dışındaki müşterilerinin memnuniyetsizliğini neden olacak davranışlardan kaçınacağı ve ürünlerin tesliminde gecikmeye neden olamayacağı düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki elektronik postalardan, uyuşmazlığın Kasım 2015'te davacı tarafından davalıya bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından verilen hizmete ilişkin olarak davacıya 23.07.2015 tarihli elektronik posta ile bilgi verildiği, düzenlenen faturadaki miktarın elektronik postada belirtilen miktarla uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurularak, taşıma, taşıma organizasyonu, gümrük ve depolama konusunda tarafların mutabakata vararak faturaların düzenlendiği ve dava dışı kişi tarafından fatura bedellerinin davalıya ödendiği ve sözleşme ilişkisinin belirlenen bedel üzerinden kurulduğu anlaşılmıştır. Sözleşmenin kararlaştırılan bedel üzerinden kurularak ifa edilmesinden sonra, somut olarak sözleşmenin kuruluşu aşamasında sözleşmenin tarafının iradesinin hata, aldatma veya korkutma yoluyla bozulduğu veya sözleşme öncesi dönemi ilişkin aşrı yararlanma bulunduğunun iddia ve ispat edilmemesi karşısında artık sözleşme bedelinin  fahiş olduğu iddia edilerek, ödenen miktarın önceki faturalarla denetlenerek tespiti talep edilemez. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, taşıma ve hizmetlere ilişkin fiyat esasları belirlenmeyerek, genel olarak davalının müşteri memnuniyeti odaklı çalışacağı ve taşımaya ilişkin her türlü bilgileri davacı ile paylaşacağı düzenlenmişti. Davalının belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiasına rağmen, sözleşme bedelinin belirlenerek ödenmesi karşısında artık, ifa sürecindeki bilgi ve belge verilmediği iddiasıyla  yeniden taşıma ve hizmet bedellerinin belirlenmesinin talep edilmesi sözleşmeyle bağlılık ilkesine aykırıdır. Davacı yanın dayandığı sözleşmedeki bilgi verme yükümlülüğü, faturanın düzenlenmesinden önceki döneme ilişkin olup, davalı tarafından verilecek bilgilerle hizmetin ifa edildiği anlaşılacak ve buna göre ücret ödenecektir. Ancak, sözleşme ifa edilerek, sözleşme bedeli üzerinde davacı ile dava dışı şirketin anlaştığı ve bedelin ödendiği anlaşıldığından artık, ücretin belirlenmesi  aşamasındaki eksikliklere gidilerek ödenen bedelin iadesi istenemez. Bu nedenle, davacının talep hakkı bulunmadığından ilk derece mahkemesi kararı ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, talep hakkı bulunmayan bir konuda faturaların bilirkişi aracılığıyla incelenerek önceki fatura ve belgelerle karşılaştırılarak bedelin fahiş olup olmadığının belirlenmesine gerek bulunmamaktadır. <br>Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:    Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf peşin ve başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 14,90 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;<br>HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.23.12.2021<br>KANUN YOLU       : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre  karar kesindir.<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 23/12/2021\t\t\t\t<br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0003445e0c6c4186","SID":"b31077d6fe9856e1"}}