{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2019/2315 <br>KARAR NO: 2022/1209<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/02/2019<br>NUMARASI: 2018/31E. -  2019/86 K. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, 17.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ile davalının yetkilisi olduğu ... arasında 18.11.2014 tarihinde gemi alım satım sözleşmesinin akdedildiğini, bahse konu sözleşme uyarınca MV \"...\" gemisinin 2.727.700,00 ABD doları karşılığında borçlarından ari olarak satıldığını, satış işlemlerinden sonra geminin isminin \"...\" olarak değiştirildiğini ve gemi işleteni görevinin de müvekkili ... Ticaret A.Ş.'nin üstlendiğini, 18.11.2014 tarihindeki gemi alım satım sözleşmesinde açık olarak belirtildiği üzere, satıcı tarafından gemiye ilişkin herhangi bir borç, takyidat yada rehnin bulunmadığının beyan edildiğini, yanı sıra satıcı şirket yetkilisi davalı tarafından sözleşmede yer alan beyanlara ek olarak, kefalet limiti 300.000,00 ABD Doları olan taahhütname düzenlendiğini, iş bu taahhütname ile geminin satıcı mülkiyetinde bulunduğu dönemden kaynaklanan bir borç, takyidat rehin hakkı gibi borç veya yükümlülük nedeniyle geminin yeni maliki şirketten ve gemiden  talepte bulunulması halinde bu borcu şahsen ödeyeceğini, yeni malikin uğradığı tüm zararları şahsen karşılayacağını ve bahsi geçen tüm borçlara şahsi müteselsil kefil olduğunu beyan ettiğini, davalının yetkilisi olduğu şirket olan ... Tic. Ltd. Şti. nezdinde doğan alacakları bakımından gemi adamı ... tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takip sonrasında gemi sicil kaydına haciz şerhi işlendiği gibi geminin uğraksız geçişler dahil olmak üzere seferden men edildiğini, anılan seferden men ve haciz kararını gemiyle ilgili sefer hazırlıkları yapılırken öğrendiklerini, bu doğrultuda geminin seferine izin verilmesi ve ticari olarak kaybın artmaması bakımından 20.01.2017 tarihinde bakiye dosya borcu olan 16.550,00 TL'nin müvekkili şirket tarafından ödenmek suretiyle geminin seferine devam etmesinin sağlandığını, borcun geminin eski donatanı zamanında doğduğu ve müvekkili tarafından eski donotana ait borcun ödenmiş olduğunun açık olduğu, gemi satım sözleşmesi ve aynı tarihli taahhütname gereğince müvekkiline rücu hakkı tanıdığını iddia ederek,  fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili tarafından ödenen 16.550,00 TL'nin ödeme günü olan 20.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacının taraf sıfatının ve talep hakkının olmadığını, diğer yandan davacı tarafından yine ibraz edilen taahhütname lehtarının doğrudan ... (eski adıyla ...) gemisi olmayıp, sadece ... isimli yabancı şirket olduğunu, iddia olunan uyuşmazlığa ait talep hakkının sadece ...'ya ait olması gerekirken gemi numarası, gemi adı ve donatanı belirterek işbu davanın açıklamasının HMK'nın 114. maddesine açıkça aykırı olduğunu, bunun bir dava şartı olduğunu, MÖHUK'un 48.maddesi kapsamında yabancılık teminatı  yatırmamak adına hukuka aykırı olarak izafeten davanın ikame edildiğini, dosyaya ibraz edilen hiçbir belgenin Türkçe tercümesi ve noter tasdiklerinin bulunmadığını, dayanak yapılan taahhütnamede belirtilen hususların açık olarak yazılmadığını, taahhütnamede düzenlenen kefillik hususunun sadece satıcı şirket ... döneminden kaynaklanan borçlar için olduğunu, icra takip dosyasına konu iş kazasının meydana geldiği tarihte (03.05.2014) ve takip açılış tarihinde (25.06.2014) geminin malikinin başka bir yabancı şirket olduğunu, TBK'nın 586. maddesinin emredici hükmü uyarınca iddia olunan alacakları için öncelikle asıl borçluya karşı talep haklarının tüketilmesi gerektiğini, davacı tarafından iddia olunan borcun asıl sorumlusu olduğu iddia olunan  yabancı şirket  ... aleyhine herhangi bir resmi talep yöneltilip yönetilmediğinin dosyadan belli olmadığını, satıcı yabancı şirket aleyhine işlem yapılmadığını, müvekkilinin kefilliğine gidilemeyeceğini savunarak, davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesi istemiştir. Davanın açıldığı İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/154 Esas, 2017/819 Karar ve 18.10.2017 tarihli kararıyla; dava konusu ihtilafın deniz taşımasına ilişkin olduğu, TTK'dan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere görevli ve yetkili İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Görevsizlik kararı, yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş ve iş bu istinaf incelemesine konu karar, görevli mahkemece verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...Gemi adamının geçirdiği kazanın tarihi ve çalışma dönemi itibariyle 08.04.2009 ila 02.12.2014 tarihleri arasında gerçekleşmiş olup, Equasis kayıtlarına göre bu tarihlerde ... gemisi maliki ... Ltd., gemi yöneticisi ... Ticareti Ltd olduğu, ... gemisi 18.11.2014 tarihinde ...'nun yetkilisi olduğu ... şirketinden ...'ya satıldığı, Equasis veri tabında da görüldüğü üzere 02.12.2014 tarihinden itibaren gemi yöneticisi ve geminin ticari yöneticisinin ... Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 02.12.2014 tarihinden sonra ... Ticaret Ltd. Şti.'ne geçtiği,  dava konusu borcun, eski malik dönemine ait olduğu, dosyada geminin maliki olan ... ile gemi yöneticisi olan ... Ticaret Ltd. Şti. arasında 02 Aralık 2015 tarihli imzalanmış Gemi Yönetim sözleşmesinin (...) \"Kısım I parçası\" dosyada bulunduğu,  Kloz 5 ve Tanımlar kısmı beraber ele alındığında, gemiadamının bir kaza sonrasında sigorta ücreti, tedavi masrafları ve bununla ilişkili tazminatının Gemi Yöneticisinin sorumlukları arasında olduğu, dosyaya sunulan gemi kayıtlarında geminin yöneticisi ... olduğu kayıtlı olan ... Ticaret Ltd. Şti.' nin olduğu ve Shipman 2009 Kloz 3 uyarınca gemi yöneticisinin \"acente sıfatıyla\" iş göreceğine dair hükmün bulunduğu, TTK 'nun 105. Maddesi uyarınca da  uyuşmazlıklardan dolayı acentenin müvekkili adına dava açabileceği anlaşılmakla davacı şirketin izafeten aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılarak ... ile davalı ...'nun yetkilisi olduğu ... Şirketi arasında imzalanan 18.11.2014 tarihli  Satıcı şirketin temsilcisi ...' nun, satış sözleşmesine şahsen müteselsilen kefil olduğu anlaşılmakla davalının ... gemisinin (yeni adı - ...) 18.11.2014 satış tarihinden önceki borçları bakımından müteselsilen şahsi kefaleti bulunması ve icra takibi konusu borcunda satış tarihinden önceki bir tarihe ait olması nedeniyle bu borçtan sorumlu olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.\"   gerekçesiyle,  davanın kabulüne karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarlamış ve ilk derece mahkemesi tarafından tahkikatın bittiği, sözlü yargılamaya geçileceği ve son savunmaların alınacağı hususunun usulüne uygun işlem yapılmadığını, 05.02.2019 tarihli duruşmada tahkikatın bitirilip bir sonraki duruşmada sözlü yargılamaya geçeceğinin düzenlenmiş olmasına rağmen mahkemece HMK'nın 184 ve 186. Maddelerine uyulmadan hüküm tefhim edildiğini, ayrıca dosyada iki adet farklı ve çelişkili bilirkişi raporunun mevcudiyetine rağmen çelişkiyi giderici üçüncü ve başkaca bilirkişilerden rapor alınmadığını, yabancı şirketlerin kayıtlarının ilgili konsolosluklardan talep edilmeden müvekkilinin organik bağının varlığına dair karar verildiğini, savunmalarına esas teşkil eden Malta uyruklu ... LTD. ile Panama uyruklu ... isimli yabancı şirketlerin şirket kayıtları ilgili konsolosluklardan mahkemece talep edilmeden ve bu şirketlere dair resmi bir evrak dosyada olmadan karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, yabancılık teminatı yatırmamak adına hukuka aykırı olarak izafeten dava ikame edildiğini, uyuşmazlık konusu  kefalet evrakında belirtilen hususların hem hukuk sistematiği hem de kelime olarak ayrı şekilde incelenmesi gerektiğini, kefillik düzenlemesine dayandırılarak müvekkilinden talep edilen alacağın satıcı şirketten önceki dönemden kaynaklandığını, müvekkili aleyhine kefalet hükümlerine gidilemeyeceğini, Türk hukuknda taahhütname şeklinde bir düzenleme olmadığını, evrakın içeriğinde yazılı hususların ayrı ayrı değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, gemi satışıyla ilgili olarak düzenlenmiş olan taahhütname kapsamında doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satıcının ..., alıcının ... olan anlaşma konusu geminin adı ... IMO, Panama bayraklı, bedeli 2.727.700,00 ABD doları olan anlaşma tutanağının mevcudiyeti, davalı gerçek kişinin anlaşma neticesinde aynı tarihli taahhütname başlıklı belge düzenlemiş olduğu konusunda ve davacı tarafça dava dışı gerçek kişi tarafından başlatılan icra takip dosyasına 16.550,00 TL ödenmiş olduğu hususlarında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, yargılamanın HMK'nın 184-186. madde hükümlerine uygun şekilde yürütülüp yürütülmediği, dosya içerisindeki raporlar arasında çelişkinin bulunup bulunmadığı, yeni bir rapora ihtiyaç olup olmadığı, yabancılık teminatı yatırılması gerekip gerekmediği, söz konusu borcun taahhütname kapsamında olup olmadığı ve müteselsil kefalet şartlarının oluşup oluşmadığı ile kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı işleten ... Ticaret A.Ş.'nin  izafeten dava açtığı, ... gemisi donatanı ...'nun alıcı, ... satıcı konumunda bulunduğu, 18 Kasım 2014 tarihli anlaşma tutanağı düzenlendiği, anlaşma tutanağında ödemelere yer verildiği, ayrıca anlaşmanın üçüncü maddesinde satıcının gemiyi alıcıya her tür kiradan ari ve ambarları temizlenmiş şekilde satıcının opsiyonunda olmak üzere 28  Kasım - 5 Aralık tarihleri arasında İstanbul Tuzla sahasında teslim edeceği, 4. maddede geminin alıcıya alıcı tarafından denetlenmiş olduğu birebir şekliyle teslim edileceği, 8.maddede geminin her türlü takyidat, deniz ödüncü ve benzeri borçlardan ari olarak teslim edileceği hususlarına ve diğer ayrıntılara yer verildiği, dava konusu \"Taahhütname\" başlıklı adi şekilde düzenlenen belgede \"...-  PANAMA (..., ...,SAN FRANCISCO, PANAMA) (\"satıcı\") ile diğer tarafta ... - ... ( ..., ...- ...) (\"alıcı\") arasında aktedilen Panama siciline kayıtlı ... (IMO No: ...) (gemi) isimli gemimize ilişkin olarak düzenlenen 18.11.2014 tarihli Gemi Alım-Satım Sözleşmesi (MOA) ve ekleri gereğince temsilcisi olduğum satıcı şirket tarafından geminin borcu ve üzerinde takyidat, rehin vs bulunmadığına dair verilen taahhüde ek olarak adı geçen geminin satıcı mülkiyetinde bulunduğu dönemden kaynaklanan bir borç, tahyidat, rehin hakkı gibi bir borç  veya yükümlülük nedeniyle geminin yeni maliki ... Şirketinden ve gemiden talepte bulunulması halinde bu borcun şahsen ödeyeceğime, bu nedenle yeni malikin uğradığı tüm zararları şahsen karşılayacağıma, satıcı şirketin yukarıda anılan sözleşme ve eklerinden doğan borçlarına şahsen ve müteselsilen kefil olduğumu, işbu taahhüt ve kefaletin Türk Hukukuna tabi olduğunu, ihtilaf halinde İstanbul  Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, kabul, taahhüt ve beyan ederim.18.11.2014\" ifadelerine yer verildiği, belgenin altında kefalet limitinin 300.000 USD olduğunun belirtildiği, davalıya ait isim, soyisim, TC kimlik numarası ve imzanın yer aldığı, dava dışı ... tarafından İstanbul ... İstanbul İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 23.06.2014 tarihinde Panama bayraklı IMO ... gemisi işleteni ... Ticaret Ltd.Şti.'ne karşı 12.000,00 USD ödenmemiş 2014 Nisan Mayıs maaşı ve iki ay iş göremezlik maaşı ile 1.350,00 TL masraf olmak üzere toplam 25.764,00 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz üzerine   dava dışı ... tarafından ... Ltd. Şti. hakkında 23.07.2014 tarihinde İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/87 Esas no'lu dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, mahkeme gerekçesinde taraflar arasında imzalanan 24.03.2014 tarihli iş akdine göre davacı gemi adamının ikinci makinist sıfatıyla IMO numaralı Panama Bayraklı ... isimli gemi de istihdam edilmesinin öngörüldüğü, iş akdinin davacı gemi adamı ile davalı işveren arasında imzalandığı ve 24.03.2014 tarihinde yürürlüğe gireceğinin kabul edildiği, davacı gemi adamının 03.05.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, geçirdiği kaza sonucu 06.05.2014 tarihinde hastanede kaldığı, davacı gemi adamının hizmet süresinin 24.03.2014- 03.05.2015 tarihleri arasında bir ay beş gün olduğu, iş kazası sonucu yaralandığı gerekçeleriyle davanın kabulüne ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı  dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmeksizin 23.05.2016 tarihinde kesinleştiği, takip konusu icra dosyasındaki ... gemisinin  yeni adının ... şeklinde değiştiği, icra dosyasında bakiye 16.474,74 TL bedelin davacı şirket tarafından, 20.01.2017 tarihinde 16.550,00 TL olarak banka havalesi yoluyla icra dosyasına ödenmiş olduğu, işbu ödeme sonrasında davacı tarafça alım satım sözleşmesi taahhütnameye istinaden eldeki alacak davasının açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davalı, davacının yabancı şirket olması nedeniyle, yabancılık teminatı yatırması gerektiği yönünde itirazda bulunmuştur. Mahkemece teminat gösterilmesine dair dava şartı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Teminat gösterilmesi, HMK'nın 114/1-ğ maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir.   Bir davanın veya talebin haksız görülmesi halinde karşı tarafın uğrayabileceği zararın ödenmesinin tehlikeye düşmesi ihtimali olan hallerde dava açanın önceden bir teminat göstermesi gerekir. Hangi hallerde teminat gösterilmesi gerektiği, kanun tarafından sınırlı olarak belirtilmiştir. Yabancıların Türkiye'de dava açması halinde teminat gösterme yükümlülüğü MÖHUK'un 48. maddesinde düzenlenmiştir. Yabancı davacının teminat göstermesi, HMK'nın 114/1-ğ bendinde belirtildiği üzere, dava şartlarındandır. Mahkemece davacı tarafın yasal düzenlemeler kapsamında teminat göstermekle yükümlü olup olmadığı üzerinde durularak, teminat yatırması gerektiğinin kabulü halinde takdir edilen teminatın yatırılması için davacıya uygun bir kesin süre verildikten sonra sonucuna göre  bir karar verilmesi  gerekiirken, dava şartı üzerinde değerlendirme yapılmaksızın işin esasına girilmiş olması isabetli olmamıştır. Kabule göre de, davacının davaya dayanak etmiş olduğu taahhütname içeriğinde davalının müteselsilen kefil olduğu ifadesi yer almaktadır. Mahkemece davalı tarafın satış sözleşmesine şahsen ve müteselsilen kefil olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerekçede somut davadaki taahhütname içeriği ile kefalet sözleşmesi yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirilmemiştir. 18.11.2014 tarihli taahhütname başlıklık kefalet tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını düzenleyen  583. maddesinde, \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz.\" düzenlemesi bulunmaktadır.  Somut olayda, davanın dayanağı olan belgenin bu şartları taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeden ve gerekçelendirilmeden sonuca gidilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.Mahkemece öncelikle, dava şartı niteliğindeki yabancılık teminatı üzerinde durularak gereğinin yapılması; dava şartının mevcut olduğunun belirlenmesi ya da eksik dava şartının tamamlanması halinde ise yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler kapsamında davalı tarafça düzenlenen  taahhütname kapsamındaki kefaletin niteliğinin tartışılarak belirlenmesi ve  davacı tarafın müteselsil kefalete ilişkin başvuru şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden değerlendirme yapılarak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4- Davalı vekili tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 28.09.2022<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa81136cbcef5d9c","SID":"ae2618817e242d59"}}