{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/962 Esas<br>KARAR NO: 2022/1228 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br>NUMARASI: 2016/99 Esas - 2019/170 Karar<br>TARİH: 28/03/2019<br>DAVA: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 21/09/2022<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin tekne sigortası ile sigortalı ... iusimli teknenin hasar görmesi sonucu ödenen hasar tazminatından doğan rücuen alacağın sağlanması amacıyla davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının süresinde borca itiraz ettiğini,  ... teknesinin kusurlu olarak sebebiyet verdiği kaza neticesnide hasarın oluştuğunu, ekspertiz raporunda hasarın sorumlusu olarak ... isimli teknenin gösterildiğini ve sahibine rücu edilebileceğinin belirtildiğini, davalının meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, sigortalıya  müvekkili tarafından 01/10/2013 tarihnde poliçe limiti dahilinde 9.911,17 USD hasar tazminatı ödendiğini, bu ödeme ile sigortalının haklarına halef olduğunu, davalının müvekkil şirketce dava dışı sigortalısına ödenen hasar tazminatından sorumlu olduğunu, davalı tarafa 11/03/2014 tarihli rücu yazısı gönderildiğini fakat olumlu netice alınamadığını belirterek,  itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın ... isimli tekneyi sigorta eden ... sigorta Şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, olayda hiç bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, ... teknesinin ... teknesine çarpmasının söz konusu olmadığını, aksine ... teknesinin ... teknesine çarptığını, bu hususun tutanaklarda açıkça yer aldığını, ekspertiz raporunun tek taraflı beyanlar ile hazırlandığını, olay esnasında deniz polisi veya ahil güvenliğin çağrılmadığını, alkol testi yapılmamış iken alkollü ve kusurlu oldukları yönündeki iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, ... tekne sahibinin talebi doğrultusunda Vardiya Amiri ve Gemici tarafından imzasıyla tutanak tutulduğunu, ... teknesinin limana çok hızlı giriş yaptığını, kendi teknelerini son anda gördüğü için geç manevra yaptığı ve kendi teknelerine çarptığının tutanakta belirtildiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere  kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/03/2019 tarih 2016/99 Esas 2019/170 Karar sayılı kararında; \" Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm delillerden,  dosyada mevcut  olan 23/09/2013 ve 01/10/2013 tarihli ödeme belgeleri uyarınca davacı şirket tarafından sigortalıya poliçe tahtında 9.911,17 USD ödeme yapılmış olması karşısında TTK’nun 1472. maddesi uyarınca davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Somut çatma hadisesinin deniz trafik kontrolü olan bir alanda yaşanmadığı, marina girişinde, teknelerin giriş ve çıkış için manevra yaptığı alanda meydana geldiği, olayın ne marina idaresine, ne liman başkanlığına, ne de deniz polisine bildirilmediği, herhangi bir tahkikatın yapılmadığı, çatma olayının, otoritelere bildirilmemesi ve otoriteler tarafından tahkikatın yapılmamış olması nedeniyle, tanık beyanlarının ve tutanaklarda yer alan ifadelerin birtakım iddialardan öteye geçmediği ve ispata muhtaç olduğu, davalının sahibi olduğu Merusta isimli teknenin dümeninde bir bayan olduğu İfade edilmesine rağmen bu durumun tanıklar ve marina şefliğine hitaben hazırlanan tutanakta şahitler tarafından belirtilmediği, tutanağın ... teknesi çalışanı olduğu iddia edilen gemici ... tarafından imzalanmış olduğu ve taraflı olabileceği, ...'in; ... teknesinin çıkış, ... teknesinin giriş yaparken olayın meydana geldiğini, ancak diğer tanık ...'ın; olayın ... İsimli teknenin marina açığında beklemekte olduğu sırada meydana geldiği şeklinde olayın meydana geldiği yer hakkında çelişkili beyanlarının bulunduğu, olayın otoritelere bildirilmemiş olması nedeniyle her iki tarafın alkol muayenelerinin yapılmamış olduğu, her ne kadar ekspertiz raporunda ... teknesi sahibi hakkında yapılan alkol tespitinden bahsedilmiş olsa da bunun bir iddiadan öteye geçmediği ve ispata muhtaç olduğu, aynı raporda ... teknesinin baş tarafıyla, ... teknesinin sancak vasat (orta) kısmına çarpmış olması sebebiyle ... teknesinin kusur oranının daha yüksek otduğu belirtilmiş ise de, yanlış manevra yapılmış olması sebebiyle bu durumun mümkün olabileceği, bunun kusur atfedilmesi için yeterli bir sebep olmayacağı, mahkeme tanık beyanlarında da durumun ekspertiz raporunda belirtilenin aksine bir durumu ortaya koyduğu, çatmaya ... teknesinin marinaya hızlı giriş yapması ve ... teknesini görmediği nedenle meydana geldiğinin ifade edildiği, bu kapsamda, otoritelerce tahkikat yapılmamış olması ve dosya içerisinde yer alan tutanaklar ve mahkeme tanık ifadelerinin yetersiz ve tutarsız olması nedenleriyle, olayın Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü çerçevesinde değerlendirilebilmesinin ve buna göre çatma kusur durumlarının belirlenmesinin mümkün olmadığı mahkemece alınan 12/02/2018 tarihli teknik bilirkişi raporu ile de belirtilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince dosyaya sunulan \"Teknik Bilirkişi Raporu\" başlıklı mütalaa ile dosyada mahkemece oluşturulan heyetin düzenlemiş olduğu bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğuna yönelik itiraz da bulunulmuşsa da; esasında bahsedilen mütalaada da kusur durumunu ilişkin net bir bilgi ve kanaat bulunmaması, \"muhtemelen, dosyada bilgi bulunmasa da, tahminen\" gibi ifadelerle olayın açıklanmaya çalışıldığı ve taraf vekilince tek taraflı bir irade ile alınan bir görüş olması da değerlendirilerek yeni bir rapor alınmasına hakimliğimizce ihtiyaç duyulmamıştır. Netice olarak bir çatmanın var olduğu ve her iki tarafta da kusurunun olması ile birlikte çatmanın kimin kusurundan meydana geldiğinin ispat edilmesinin mümkün olmadığı, öğretide yer alan, çatmanın nedeni her iki taraf bakımından ispat edilemiyorsa sebep ile zarar arasındaki nedensellik ilişkisi kurulamadığından dolayı kusursuz çatmanın varlığının kabul edileceğine ve her geminin uğradığı zarara katlanacağına ilişkin bilirkişi görüşüne mahkememizce de itibar olunarak davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir...\"gerekçesi ile, Davacının davasının REDDİNE, şartlar oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Dava dilekçesinin 11 nolu delilinde açıkça yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, yemin teklif etme hakkının tarafına hatırlatılmadığını bu nedenle ilamın bozulması gerektiğini, (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 19.03.2019 tarihli 2017/3294 E. ve 2019/1794 K. Sayılı ilamı) Hükme esas alınan Bilirkişi Heyeti Raporunu düzenleyen bilirkişilerden ... davanın ikame edilmesinden önce düzenlediği bilirkişi tetkik raporu ile davalı tarafa %40 kusur izafe etmişken davanın görülmesi sırasında düzenlediği bilirkişi raporu ile kusur tespiti yapılmasının mümkün olmadığını beyan ettiğini bu çelişki giderilmeden hükme esas alınmasının bozma sebebi olduğunu, Davaya konu çatma olayının hemen ardından düzenlenen ekspertiz raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının da bozma sebebi olduğunu, ( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2008/9593 E., 2010/715 K. ve 25.01.2010 tarihli kararı) İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının, Tekne Sigortası kapsamında sigortalısına ödediği hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla başlattığı  ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67 maddesi  kapsamında iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda değinilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf edilmiştir. Mahkemece bir kısım deliller toplanmış,  taraf tanıkları dinlenilmiş,  alınan ilk bilirkişi heyet raporu ile ekspertiz raporu arasında çelişki bulunması nedeniyle ikinci bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Dosyaya mübrez her iki bilirkişi heyet raporunda da,  otoritelerce tahkikat yapılmamış olması ve dosya içerisinde yer alan tutanaklar ile mahkeme tanık ifadelerinin yetersiz ve tutarsız olması nedenleriyle, olayın Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü çerçevesinde değerlendirilebilmesinin ve buna göre çatma kusur durumlarının belirlenmesinin mümkün olmadığı,  somut olayda meydana gelen çatmada kusurun hangi tekneye veya hangi tekne kaptanına ait olduğunun belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle çatmanın “kusursuz çatma” niteliğini kazandığı ve tarafların uğramış olduğu zarara katlanması gerekeceği görüş ve kanaati bildirilmiş, mahkemece aynı bilirkişi raporları doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda; davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı tespit edilmiştir. HMK'nun 225/1 maddesine göre; davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar yeminin konusunu oluştururlar. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Mahkemece davacıya bu hakkı hatırlatılmaksızın sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesinde; \"mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.\" hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasında gösterilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 28/03/2019 tarih ve 2016/99 Esas - 2019/170 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/09/2022 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"451030c600d34def","SID":"174c0de5f171e524"}}