{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/114 <br>KARAR NO: 2022/1214<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/11/2019<br>NUMARASI: 2018/479 Esas - 2019/454 Karar<br>DAVA: Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/09/2022<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş. ile müvekkili şirket arasında davalının 3000 kilogramlık yükünün Shenzen limanından alınıp Ambarlı Limanı'na taşınması hususunda fiyat istemesi üzerine icap-kabul şeklinde  ticari sözleşme kurulduğunu, söz konusu sözleşme ile taahhüt edilen taşımacılık hizmetlerinin müvekkili tarafından sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirildiğini ve müvekkili şirket tarafından verilen hizmetlerin karşılığı ödemelerin 60 gün vadeli çekler ile yapıldığını, çeklerin ödeme günü kuru üzerinden yapılan hesaplamada doğan kur farkına ilişkin borcun tüm şifahi talep ve uyarılara rağmen ödenmemesi üzerine taraflarınca İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile borçluya karşı takibe geçildiğini, ancak davalı borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine yapmış olduğu haksız itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek davalının icra takibine haksız itirazının iptali ile takibin devamına,  alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; davacı tarafın iddia ettiği gibi taraflar arasında arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, davalının yapacağı hizmete karşılık müvekkili şirket ile anlaşılan bedel üzerinden çek verildiğini, çekin ödendiğini, ticari hayatta bu şekilde ödemeler yapıldığını, davacının hangi çek olduğunu ve çek miktarını belirtmediğini, istemiş olduğu bedele esas olan çeki belirlemediğini, alacağın kaynağına esas olan çekten bahsedilmediğini, taraflar arasında davacının iddiasını ispat edecek yazılı sözleşme olmadığını, davacının bir takım yazışmalardan bahsederek ispat yoluna gittiğini, yazışmaların taraflar arasında bu hususta anlaşma bulunduğu anlamına gelmediğini, müvekkili şirketin yazışmaları kabul ettiğine dair hiçbir belge ve cevabın olmadığını belirterek davanın reddine, müvekkiline %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacı tarafından düzenlenen faturaların USD cinsinden olması nedeniyle kur farkı istenebileceği, ancak dava konusu uyuşmazlıkta davalının 60 gün vadeli çekle ödemede bulunduğu, çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; taraflar arasında USD cinsinden anlaşma bulunduğu ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalarının davalının ticari defterlerine işlendiğini, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, TBK m.99 uyarınca ödeme günündeki kurun baz alınması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından ödeme günündeki kur baz alınarak USD bakiyeden düşüm yapıldığını, çekin bir ödeme aracı olduğunu ve ifa uğruna tevdi edildiğini, çeklerin Türk Lirası cinsinden olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/4906 E. 2019/6175 K. Sayılı kararının da aynı yönde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, faturaların USD üzerinden düzenlendiğini, taraflar arasında çeklerin tahsil günü geçerli olan döviz kurunun esas alınacağı hususunda anlaşma bulunduğunu, ancak çek bedellerinin ödenmesine rağmen kur farkından kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini belirterek kur farkından kaynaklanan cari hesap alacağının icra yolu ile tahsilini talep etmektedir. Davalı vekili ise, davacı ile anlaşılan bedel üzerinden davacıya çek verildiğini, çek bedellerinin ödendiğini, çeklerin tahsil günündeki kur üzerinden ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davada davacı tarafça taşıma işinin yerine getirildiği ve navlun bedelinin USD üzerinden üzerinden düzenlendiği, davalı tarafından davacıya Türk Lirası üzerinden düzenlenen çeklerin verildiği ve çek bedellerinin ödendiği noktasında ihtilaf bulunmamaktadır. Somut olayda ihtilaf, davalı tarafın çek ile ödeme yapması nedeniyle davacı tarafça kur farkının talep edilip edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de davacı alacağının tahsili için davalı tarafından verilen çekleri teslim almıştır. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın  bu konuya içtihatları da yerleşik hale gelmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih  2020/7585 E. 2022/3142 K. Sayılı içtihatları). Davacı vekili taraflar arasında tahsil günü kurunun esas alınacağına dair anlaşma bulunduğunu, bu hususun davalıya yazılı olarak bildirildiğini belirtmekte ise de anılan mail yazışmaları incelendiğinde taraflar arasında çeklerin tahsil tarihindeki kurun esas alınacağına dair açık bir anlaşma da bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 335,20-TL’den mahsubuna; 254,5‬0-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından sarf edilen istinaf yargı giderlerinin  üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi. 15/09/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f2dff5834e03d61","SID":"d42d9400b414b713"}}