{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t                                          <br><br>ESAS NO\t\t: 2020/290 Esas<br>KARAR NO\t\t: 2020/637<br>DAVA\t\t: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 11/04/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 08/12/2020<br><br>... ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı yetkisizlik kararı Mahkememize tevzi edilmiş olmakla yukarıda belirtilen sırasına kaydedilerek yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ..., ... bölgesinde faaliyet gösteren işletmeleri için ... A. Ş. 'den ... abone numaraları ile elektrik enerjisi aldığını, davalı ... A. Ş.  tarafından müvekkili şirketin elektrik faturalarına elektrik kullanımı dışında, kayıp kaçak bedeli, sayaç  okuma, perakende satış hizmet, iletim sistemi kullanımı ve dağıtım  bedelleri ile bu bedeller üzerinden tahsil edilen enerji fonu, ... fonu,  KDV gibi haksız tutarların yansıtıldığını,  bu bedellerin müvekkili şirketten tahsil edildiğini, bu bedellerin haksız ve hukuki  dayanaktan yoksun olarak tahsil edildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik ...-TL'nin, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ...  A. Ş. 'nin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın ... ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında  ve ... ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında da aynı  aboneliklere ilişkin iade talebinde bulunduğunu, bu nedenle bu davanın mükerrer olarak açıldığını, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, belirtilen elektrik aboneliklerini ticari faaliyet amaçlı kullanıldığını, tarife grubu olarak da ticarethane grubunda yer aldığını, bu nedenle her iki şirket arasında ticari ilişki olduğunu, taraflar arasında yapılan abonelik sözleşmesinde uyuşmazlık durumunda yetkili mahkemenin Antalya Mahkemeleri ve İcra Daireleri olduğunun belirtildiğini, bu nedenle yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının, müvekkili kuruma karşı taraf ve dava ehliyetine sahip olmadığını bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul etmediklerini ancak alacakları olsa bile zamanaşımına uğradığını,  beyan ederek hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin istirdadı istemine ilişkindir.<br>Davalı şirketin, zamanaşımına yönelik itirazı ise, sözleşmeden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olması ve dava konusu faturaların zamanaşımı sürelerinin geçmemesi nedeniyle yerinde görülmemiştir.<br>Dava tarihi itibari ile dava konusu uyuşmazlık ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın \"Vergi Ödevi\" başlıklı 73.maddesinde \"Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir\" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.<br>Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır\" hükmü getirilmiştir.<br>Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur\" ve Geçici 20.madde de ise, \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır\" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.<br>Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.<br>Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında \"Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir.<br>Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine \"maktu vekalet\" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında \"Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği\" belirtilmiştir.<br>Somut olayda, davacı tarafın davanın açıldığı tarihteki mevzuata, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 karar sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin emsal içtihatlarına göre davayı açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak bedelinin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili 6719 Sayılı Kanun ile getirilen Yasa değişikliği nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden davacı lehine \"maktu vekalet ücretine\"  hükmedilmesine ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.    <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Alınması gerekli  54,40  TL harcın, peşin alınan 12.671,51 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12617,11 TL harcın kararın kesinleşmesini müteakip istek halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan 441,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-A.A.Ü.T. uyarınca  hesaplanan 4.080,00 TLmaktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine <br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, anlatıldı.08/12/2020<br><br><br><br>Başkan ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Katip ...<br> <br>        ¸e-imzalı\t           ¸e-imzalı            ¸e-imzalı\t    ¸e-imzalı<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e1067921d0e08235","SID":"0a756d9de27f95e3"}}