{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2022/10 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1309<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14.09.2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/1094 E. - 2021/659 K.\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 03.07.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03.07.2024<br><br>\tİzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2021 tarih 2019/1094 E. - 2021/659 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili, davalı tarafından K-87736934-0-0 nolu poliçe ile ihtiyari mali mesuliyet sigortası yapıldığını, maliki ve kaza tarihinde sürücüsü ... idaresindeki \"...\" plakalı aracın, maliki ... olan \"...\" plakalı araca tam ve asli kusuru ile hasar verdiğini, mağdur araç maliki ...'nun işbu kazadan kaynaklı maddi tazminat alacağını temlikname ile davacıya temlik ettiğini, bu kaza sonucu davacının maliki olduğu araçtaki hasarın tazmini amacıyla da kusurlu araç sürücü ve maliki olan ...'a karşı dava açıldığını, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/612 E. 2018/522 K. sayılı kararı ile davalıdan, belirlenen 175.000,00 TL nin tahsiline karar verildiğini, bugüne kadar da kazada kusurlu araç malikinden anılı icra dosyası kapsamında tahsilat gerçekleştirilemediğini belirterek, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 100.000,00-TL'nin kusurlu araç İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortacısı davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili ve görevli mahkemelerin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, davalı şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde hasara ilişkin olması gereken belgelerin yer almadığını, tüm delillerin taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, davaya dayanak gösterilen temlik belgesinin geçerliliğinin değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın mahiyeti itibariyle temlik edilebilir bir alacak olmadığını, alacağın kanuna aykırı bir şekilde temlik edilemeyeceğini, dava konusu temlikin bir sigortacılık faaliyeti olduğunu, davacı ... olmadığından böyle bir temlik alma işlemi yapamayacağını, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini,  maddi zararlardan ötürü sigortacının, poliçede gösterilen limit meblağının tamamından değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarının araştırılıp, saptanması neticesinde bulunacak meblağdan sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının davalı şirket nezdindeki poliçe kapsamında İMM teminatından yararlanması için öncelikle ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısına başvuru yapılması ve  ilgili poliçe kapsamında teminatın tükenmesi gerektiğini, davacının araçta oluştuğunu iddia ettiği hasar bedelinin son derece fahiş olup piyasa şartları ile de örtüşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla somut ve denetlenebilir bir şekilde değer kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu aracın piyasa değeri araştırması sonucunda, aracının aynı özelliklere sahip hasarsız emsalinin, piyasa şartlarında kaza tarihinde 230.000,00 TL bedel ile teminin mümkün olacağı, ancak rayiç değer açısından 8 AHM E. dosyası bilirkişi raporu ile D.iş dosyası bilirkişi raporunda da tespit edilen 230.000,00 TL rayiç değere iştirak edildiği, rayiç değer açısından 8 AHM E. dosyası bilirkişi raporu ile D.iş dosyası bilirkişi raporunda 55.000,00 TL tespit edildiği,  davaya konu araçta, motorunda, şanzımanında, diferansiyelinde hasar olmadığı, kaportada sadece sol arka kapıda hasar olduğu, diğer hasarların genel olarak mekanik parça kaynaklı olduğu, dolayısıyla her iki raporda belirlenen 55.000,00 TL rayicin düşük bir değer olduğu, her iki raporda pert sonrası 175.000,00 TL olduğu ancak aracın hasar değerinin 176.900,00 TL olduğu, neredeyse aynı olduğu, hatta alınabilecek basit bir %10 indirimle hasarın düşebileceği, 17.500,00 TL düşebileceği, bu nedenlerle her iki raporda belirlenen 55.000,00-TL sovtaj değerin düşük kaldığı, bu görüşün piyasada yapılan araştırma ile desteklendiği, buna göre aracın hasar listesi, hasarlı fotoğrafı, hasar bedeli, sağlam yerleri göz önünde bulundurularak yapılan sovtaj araştırmasında, sovtaj değerinin 75.000,00 TL olduğu, tazminata konu ... plakalı aracın hasar onarım bedelinin, KDV dahil 176.900,00 TL olduğu, ancak davaya konu aracın onarım miktarının, 176.900,00 TL olması, aracın yapılan piyasa araştırması neticesinde rayiç değerinin 230.000,00 TL olması, aracın yapılan piyasa araştırması neticesinde sovtaj değerinin 75.000,00 TL olması nedeniyle aracın onarım bedelinin hem rayiç değerinin % 50'sini aşması nedeniyle onarımının ekonomik olmayacağı, bu nedenle pert- total işlemine tabi tutulması gerektiği, pert-total işlemine tabi tutulduğunda gerçek zararının rayiç değerinin 155.000,00 TL olduğu, ZMMS poliçesi teminatı 33.000,00 TL tespit edilen zarar bedelinden düşüldüğünde, kalan bakiye zararın 122.000,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 100.000,00-TL hasar bedeli maddi tazminatının 02/07/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte İMMS poliçe limiti dahilinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, zamanaşımı geçmiş olup mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, dava konusu kaza tarihinin 21.06.2017 olduğunu, dava açılma tarihinin ise 06.11.2019 olduğunu, ayrıca huzurdaki davanın öncesi dava açılmış olup ilgili davanın davalıya ihbar edilmediğini, derdestlik sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak kabul kararı verildiğini, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, zamanaşımına ve derdestliğe ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla  davacının davalı şirkete dava açmasının mümkün olmadığını, Sigortacılık Kanunu'nda yapılan değişiklik ile kanun koyucunun sigorta alacaklarının devredilemeyeceğine ilişkin hüküm kurduğunun anlaşıldığını, hükümde sigorta alacaklarının ancak kişinin kendisi, kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından alınabileceğinin, alacağın devrinin mümkün olmadığının düzenlendiğini, ilgili hükmün açıkça temliki yasakladığını, rehin alacaklısının muvafakati alınmadan tazminat ödenmesine karar verildiğini, Kasko Sigorta Poliçesi'nde ... A.Ş'nin dahin-i mürtehin kaydı bulunduğunun görüldüğünü, konu poliçeden ödeme yapılabilmesi için öncelikle rehin alacaklısının muvakatinin alınması gerektiğini, ZMMS sigortacısının yaptığı ödemenin tespiti gerektiğini, bilirkişi raporunda belirlenen rayiç bedelin son derece fahiş  olduğunu, hasar miktarı ve rayiç bedelin hakkaniyet çerçevesinde tespiti gerektiğini, mahkeme kararında faiz başlangıç tarihinin 02.07.2017 olarak belirlendiğini, ancak davacının dava öncesi davalı şirkete yaptığı bir başvuru tespit edilemediğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihinden itibaren olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, 21.06.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının aracındaki hasara yönelik olarak karşı aracın İMM sigortacısından tahsiline yönelik maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDavalı yanca davanın zamanaşımına uğradığı, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiği istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de; zamanaşımının maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i ve savunma aracı olup, davanın başında, süresinde verilecek cevap dilekçesinde (veya sözlü yargılama usulünde ilk oturumda esasa girişilmeden önce) ileri sürülmelidir. Zamanaşamı def'inin, belirtilen aşama geçildikten sonra ileri sürülmesi, savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi anlamına gelir. Bu durum ise, karşı tarafın izni olmaksızın ya da ıslah yoluna gidilmezse geçerli değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.04.2011 tarih 2010/9-629 E. 2011/70 K. ve 2017/17-1093 E. 2017/1090 K. sayılı ilamlarında belirtildiği üzere) Somut olayda, cevap dilekçesi sunmuş olan davalı vekilince zamanaşımı definin süresi içerisinde ileri sürülmediği görülmekle, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. <br>\tDavalı vekilinin derdestlik yönünden istinaf itirazının incelenmesinde; derdest bir davanın ilk koşulunun, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olması olduğu, ikinci koşulun ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir. Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir. Derdestlik , yargılamanın başlaması anından hüküm  verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreç, görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir. Somut olayda, davalı vekilinin derdestliğe konu ettiği davanın taraflarının işbu davanın tarafları ile aynı olmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni de yerinde değildir. <br>\tHusumet ve temlik yasağına ilişkin istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; 7251 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile 22.07.2020 tarihinde 5684 sayılı Sigortacılık Kanun'a eklenen ek madde  6 gereğince sigortacılık yapan kurum veya kuruluşlardan ya da hesaptan talep edilecek tazminat alacağının sadece hak sahibine veya avukatına ödeneceği, hiç kimseye devredilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Anılan düzenlenme çerçevesinde, sigorta ilişkinden kaynaklı tazminat alacağının temliki yasaklanmış ise de davacı tarafından sunulan temliknamenin 17.01.2017 tarihinde düzenlendiği dikkate alındığında, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olmayan kanun değişikliğinin geçmişe şamil olacak şekilde eldeki davaya uygulanması genel hukuk prensipleri kapsamında mümkün değildir. Davalı vekilinin istinaf istemi bu yönden de isabetli görülmemiştir.<br>\tDava konusu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesinde dava dışı ... A.Ş.yönünden dain-i mürtehin  hakkı tesis edilmiş olup, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamaları uyarınca, ... A.Ş.'nin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur (24.09.2018 gün ve 2017/160 E. 2018/5626 K., 14.06.2010 gün ve 2009/430 E. 2010/6814 K., 12.10.2012 gün ve 2011/8534 E., 2012/16045 K., 08.03.2013 gün ve 2012/4175 E. 2013/4580 K.). Davaya konu araca ilişkin poliçe içeriğinden ... A.Ş.'nin davaya konu sigorta poliçesinde dain-i mürtehin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dain-i mürtehin ilgili şirkete müzekkere yazılarak, davaya muvafakat edip etmediği sorularak, davacının aktif dava ehliyetinin varlığının tespiti halinde işin esasının incelenmesi gerekirken söz konusu eksiklik giderilmeden ve aktif dava ehliyeti ile ilgili bu husus üzerinde durulmadan işin esası hakkında karar verilmesi yerinde değildir. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerindedir. <br>\tHer ne kadar davacı yanca aracın ZMM sigortasını müracaatta bulunulduğuna dair belge sunulmamış olmakla birlikte hesap edilen tazminat tutarında ZMMS poliçe limiti düşülmek sureti ile, dava konusu aracın rayiç bedeline ilişkin araştırmanın yapılarak gerekçelendirilen bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli ve yeterli nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\tAncak, yerel mahkemece davanın kabul edilen tutarı yönünden 02.07.2017 tarihinden itibaren faiz işletildiği, ancak bu tarihin temerrüt tarihi olduğuna ilişkin mahkeme kararında herhangi bir gerekçenin yer almadığı gibi davacı tarafça dosyaya ibraz edilen ve davalının davadan evvel temerrüde düşürüldüğüne dair ihtar tebliğ belgesinin dosya içerisinde mevcut olmadığı, davacının sunduğu belge barkod numarası üzerinden PTT sorgu ekranında da söz konusu barkod numarasına rastlanılamamış olması karşısında yerel mahkemece varsa ihtar tebliğ belgesinin dosyaya kazandırılmasından sonra temerrüt tarihinin tespit olunarak karar gerekçesinde açıklanmaksızın eksik inceleme ve tespitle karar verilmesi isabetli olmamıştır. Davalı ... vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerindedir. <br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının  esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2021 tarih 2019/1094 E. - 2021/659 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"685bdfba706d4107","SID":"b334a10b3433e4c5"}}