{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/58 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1403<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25.12.2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/895 E.  2019/1477 K. <br>ASIL DAVADA;<br>BİRLEŞEN İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/936 ESAS SAYILI<br>DAVASINDA;<br>ASIL VE BİRLEŞEN<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 16.07.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16.07.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.12.2019 tarih 2017/895 E. 2019/1477 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :\t<br>\tDAVA :Asıl davada davacı banka vekili, müvekkili banka ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak nakit ve gayrinakit krediler kullandırıldığını, diğer davalıların müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini imzaladıklarını, davalı şirkete kullandırılan gayrinakit kredilerin kaynağını teminat mektuplarının oluşturduğunu, bu teminat mektuplarının tazmin olması sebebiyle davalı şirket hesaplarının kat edildiğini borcun ödenmemesi üzerine İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9128 sayılı dosyasında ile davalı borçlular aleyhine icra takibine başlandığını, itiraz edildiğini, davalıların itirazlarının iptaline, takip tarihi itibariyle 14.595.056.35-TL alacak üzerinden takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>\tBirleşen davada davacı banka vekili; davacı banka ile dava dışı 3. şahıs ... Tic. A.Ş. arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı borcun ödenmediğini, davalının müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, dava dışı 3. kişiye davacı banka tarafından kullandırılan gayri nakit kredilerin kaynağını teminat mektuplarının oluşturduğunu, teminat mektuplarının tazmin olması sebebiyle hesapların kat edildiğini ve İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1874 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, borçluların takip tarihi itibariyle davacı bankaya olan borcunun toplam 1.977.441,13-TL olduğunu belirterek, davalının İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1874 sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP : Asıl davada davalı ... vekili; müvekkilinin, davalı şirketin hissedarı olduğu dönemde bir kısım kredilere kefil olmakla birlikte 2012 yılından bu yana şirketle fiili bağının kalmadığını, 2014 yılı Aralık ayında şirketlerdeki tüm hisselerini diğer ortaklara devrettiğini, bu nedenle müvekkilinin davacı banka ile düzenlediği kefillik sözleşmesinden caymakla birlikte   ilgili   kredilerin   uzatılması,  yenilenmesi  veya  yapılandırılması veya cari  hesaba dönüştürülmesi durumlarında herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, ihtarname ile “müvekkilinin kefaletten ve kefillikten vazgeçtiği” hususunun davacı bankaya bildirdiğini, davacı bankanın ihtarnameyi 12/04/2016 tarihinde tebellüğ ettiğini, kefillik sözleşmesinin geçerlilik unsurlarından olan kefilin sorumlu olduğu miktarın ve kefalet tarihinin açık ve net olarak belirtilmesi unsurunun eksik olduğu için kefaletin geçersiz olduğunu, icra inkar tazminatı isteğinin kabulünün mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tAsıl davada davalılar ... A.Ş., ..., ... ve ... vekili; davacı banka ile kredi asıl borçlusu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden olan 6.000.000.-USD bedelli kredi sözleşmesinde müvekkillerinden ... adına atılan kefalet imzası taklit olup, müvekkilinin eli ürünü olmadığını, bu kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılan kredilerden kaynaklı olarak bu müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacı banka tarafından istenen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, davacı banka ile kredi asıl borçlusu müvekkili şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerinde imzaları bulunan kefillerin, kefaletin yasal unsurlarını taşımayan imzalarından sorumluluklarının bulunmadığını, davacı bankanın tüm kefiller yönünden aynı tutar ve şartlarda borcun ödenmesini istediğini, davacı bankanın USD cinsinden alacağını USD cinsinden istediğini, davacı bankanın, müvekkillerin sorumlu tutulduğu borç miktarının tahsil tarihi itibariyle USD cinsinden karşılığını bulması ve bu şekilde tahsilat yapması gerektiğini belirterek, davanın reddine, müvekkilleri yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tBirleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı bankanın İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9128 sayılı dosyasında 14.595.056,35-TL tutarında alacağın tahsili için icra takibi başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/895 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, bu davanın dayanağı olan kredi ve kefalet sözleşmeleri ve hesap kat ihtarnamesi ile eldeki davanın dayanağının aynı olduğunu, davanın derdestlik açısından reddinin gerektiğini, derdestlik itirazı kabul edilmez ise davaların birleştirilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ve ödeme emrinin açık ve anlaşılır nitelikle olmadığını, davalının ... Tic. A.Ş.’nin hissedarı olduğu dönemde bir kısım kredilere kefil olduğunu ancak 2012 yılından bu yana herhangi bir imza yetkisinin ve şirketle fiili bağının kalmadığını, 2014 yılı Aralık ayında da şirketteki tüm hisselerini diğer ortaklara devredip ortaklıktan çekildiğini, davalının davacı banka ile düzenlediği kefillik sözleşmesinden caymakla birlikte ilgili kredilerin uzatılması, yenilenmesi, yapılandırılması, cari hesaba dönüştürülmesi durumlarında herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, ihtarnameyle “davalının kefaletten ve kefillikten vazgeçtiği, kredilerden sorumluluğunun olmadığı, şirketle ilişiğinin kesildiği, sözleşme ve belgelerde imzasının   olmadığı”   hususunun   bildirildiğini, kefilin sorumlu olduğu miktarın ve kefalet tarihinin açık ve net olarak belirtilmesi unsuru eksik olduğu için kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacağın niteliği göz önüne alındığında icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı şirket arasında 05/05/2010 tarihli 10.000.000,00 TL limitli ve 13/01/2012 tarihli 6.000.000,00 USD limitli sözleşmenin imzalandığı, bu sözleşmelerde ve eki kefaletnamede davalı ... dışındaki diğer davalıların müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları, kefalet limitlerinin 10.000.000,00 TL ve 6.000.000,00 USD olduğu,  genel kredi sözleşmesinde ve kefalet sözleşmesinde imzalarının bulunması nedeniyle kefaletin 818 sayılı BK'nın 490 ve devam eden maddelerine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu ve davalıların sorumluluğunu doğurduğu, tarafların özgür iradeleri ile düzenlenen sözleşmenin 10.2. maddesine göre müşterinin, banka tarafından kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının % 50 eklenmesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanmasını ve bu tutarları ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği, bu maddeye göre davacı bankanın da TCMB'nin belirlediği ve 11/10/2013 tarihli faiz tebliğinde en yüksek kredi faiz oranı olan yıllık % 35 akdi faiz oranına % 50 eklenmesiyle bulunan yıllık % 52,50 faiz oranını uygulayabileceği, dolayısıyla asıl davada ve birleşen davada davacı bankanın faiz isteğinin ve uyguladığı temerrüt faizinin genel kredi sözleşmesinin 10.2. maddesine ve akdi ve temerrüt faizi oranlarının TCMB tebliğlerine uygun olduğu, ... yönünden ise gider vergisi mükellefi olan davacı bankanın bu vergiyi vasıtalı bir vergi olması nedeniyle ve sözleşme hükmü gereği borçlulara yansıtma yetkisinin bulunduğu, dava konusu kredi hesabının davacı banka tarafından 10/01/2017 tarihinde kat edildiği, asıl borçlu davalı şirketin ve davalılar ... ve ...’ın 17/01/2017 tarihinde, davalı ...'ın  05/07/2017 takip tarihinde temerrüte düştüğü, benimsenen bilirkişi raporuna göre  asıl dava yönünden davacı banka alacağının; İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2017/9128 sayılı dosyasında icra takip tarihi itibariyle 12.931.714,57 TL'si asıl alacak, 1.584.135,03 TL'si işlemiş faiz, 79.206,75 TL'si ... olmak üzere toplam  14.595.056,35 TL tutarında olduğu,  davalı şirketin  ve  asıl borçlu şirket ile aynı tarihte temerrüte  düşmeleri sebebiyle müşterek borçlu müteselsil kefillerden davalı ...'ın ve davalı ...’ın bu miktarın tamamından sorumlu oldukları, davalı ...’ın temerrütünün 05/07/2017 tarihinde oluşması nedeniyle 12.931.714,57 TL’si asıl alacak, 1.068.662,52 TL’si işlemiş akdi faiz, 53.433,12 TL’si ... olmak üzere toplam 14.053.810,21 TL alacaktan sorumlu olduğu, birleşen dava yönünden; İzmir 26. İcra Müdürlüğü’nün 2017/1874 sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle 1.797.270,43 TL'si  asıl alacak, 111.307,98 TL'si kat tarihine kadar işlemiş faiz, 5.565,41 TL'si ..., 60.283,44 TL temerrüt faizi, 3.014,17 TL'si ... olmak üzere toplam 1.977.441,43 TL banka alacağından davalı ...’ın  sorumlu olduğu, davalıların belirtilen miktarlarda borca yönelik itirazlarında haksız oldukları anlaşıldığından, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl davada diğer davalılar aleyhine açılan dava ile birleşen davanın kabulüne, alacak likit olduğundan, asıl davada ve birleşen davada davacı banka yararına alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilerek, davacı bankanın başlatmış olduğu icra takiplerinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden, asıl ve birleşen davada reddedilen kısım yönünden karşı tarafın tazminat isteğinin reddine karar verilmiştir. <br>\tKarara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, kefaletnamedeki imzaların davalı borçlulardan ...'ın elinden çıkmadığı yönündeki bilirkişi tespitini kabul etmediklerini, yeniden bilirkişi incelemesi talep ettikleri halde anılan eksik ve hatalı düzenlenen rapor ile yetinilerek, yeniden imza incelemesi yaptırılmaksızın hatalı karar verildiğini, müvekkili bankanın takibinde haksızlığı ve kötü niyeti söz konusu olamayacağından, İİK'nun 67/2. maddesine göre davalı borçlulardan ...'ın tazminat talebinin yerel mahkemece kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya, yüksek mahkemenin yerleşik kararlarına açıkça aykırı olup, davalının yargılama aşamasında müvekkili bankanın kötü niyetli olduğunu iddia ve ispat etmediğini, kendisinin icra takibindeki borca itiraz dilekçesinde, imzasını inkar ederek itiraz etmediğini, yargılama aşamasında imzaya itirazda bulunmasının, suiniyetli hareket ettiğini gösterdiğini, bu kişinin asıl borçlu şirketi hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olup krediye kefil olmasının hayatın ve ticaretin olağan akışına uygun olduğunu, bu durumun dahi, müvekkili bankanın kötü niyetli olarak hakkında icra takibi başlatmayacağının delili olduğunu, hükme dayanak teşkil eden sayın bilirkişi raporunda, davalılardan ... ve ... hakkında borçluların temerrüt tarihinin hatalı uygulanması nedeniyle, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda müvekkili banka aleyhine fark ortaya çıktığını, yargılama aşamasında bilirkişi raporuna itirazlarımız değerlendirilerek, sayın yerel mahkemece karşılanmadığında, karar bu yönlerden usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, yerel Mahkemece eksik inceleme ve  hatalı tespitleri içerir her iki bilirkişi raporundaki hatalı inceleme ve hesaplamalar sonucu, davanın kısmen reddine ve müvekkili banka aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yönelik verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, alınan bilirkişi raporunun takip ve kredilerdeki karışıklığı açıklığa kavuşturacak nitelikte olmayan bir rapor olduğunu, bilirkişinin somut gerçeği inkar ederek imzanın var olduğunu rapor ettiğini, istinaf incelemesi aşamasında dosya iki farklı bilirkişiye gittiğini ve imzasının olmadığı iki ayrı raporla tevsik edildiğini, bu bilirkişinin gerçeğe aykırı yanlı rapor tanzim ettiğinin yüksek yargı kararları ile sabit olduğunu, bilirkişi raporunda alacağın 13.01.2012 ve 05.05.2010 düzenleme tarihli iki Genel Kredi Sözleşmesine dayandığını belirtip, bu sözleşmelere istinaden müvekkilin de dahil olduğu tüm borçlular için 26. İcra Müdürlüğü 2017/9128 nolu 14.595.056,TL miktarlı takibin açıldığını, ancak sadece müvekkili aleyhine açılan İzmir 26. İcra Müdürlüğü 2017/1874 sayılı 1.797.210, 43TL miktarlı borcun hangi sözleşmeye dayandığı konusunda bir açıklama yapmadığını, müvekkilin diğer borçlulardan farklı olarak imzaladığı bir sözleşme bulunmadığını, bilirkişinin sadece dosyaya mübrez banka kayıtlarını incelediğini, bilirkişinin yerinde inceleme  yapmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br><br>\tGEREKÇE : Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun asıl borçlu şirket ve kefillerden tahsili hususunda başlatılan icra takibine, birleşen dava ise genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun davalı kefilden tahsili hususunda başlatılan icra takibine yapılan itirazın İİK'nun 67. Maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl davada diğer davalılar aleyhine açılan dava ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.   <br>\tSomut olayda; mahkemece yapılan yargılama sonucunda aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı banka ile davalı şirket arasında 05/05/2010 tarihli 10.000.000,00 TL limitli ve 13/01/2012 tarihli 6.000.000,00 USD limitli genel kredi sözleşmelerinde ve eki kefaletnamede davalı ... dışındaki diğer davalıların müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıkları ve kefillerin kefaletinin 818 sayılı BK'nın 490 ve devam eden maddelerine uygun ve geçerli bir kefalet olduğu asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, asıl davada davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, asıl davada diğer davalılar aleyhine açılan dava ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere  göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60-TL'den peşin alınan  59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı ...'ın adli yardım talebi kabul edildiğinden istinaf karar harcı konusunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde,  kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.16.07.2024\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eea2af99d77c48d4","SID":"6aae245b098228f3"}}