{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/521 <br>KARAR NO\t: 2022/514<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 04/02/2022<br>NUMARASI\t: 2022/13 D.İ  2022/15 K.<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir<br>Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması  sonucunda, kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen ek karara karşı yapılan itirazların reddi kararının, itiraz edenler vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Dilovası/ Kocaeli IMES OSB de üretimi ve demir çelik sektöründe faaliyet gösterdiğini, karşı taraflardan Kumport Haydarpaşa Liman İşletmesi ve Ambarlı Gümrük Müdürlüğünden taahhütname karşılığında G058 kodlu gümrük geçici depo yerinin işletme ruhsatını aldığını, müvekkili şirketi yapmış olduğu ticari işler kapsamında Qingdao Yingli Machinery Limited Şirketinden satın aldığı ürünlerin müvekkili şirketi adına ...  numaralı konşimento tahtında taşınılıp  GDY İşletmesinin gümrük idaresi adına işlettiği GO58 Kod nolu gümrük ambarına geçici olarak konulduğunu,  talebe konu eşyalarını teslim alabilmek için müvekkili şirketin Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne 05/07/2021 tarihinde orjinal konşimentoyu ekleyerek gümrük beyannamesi verip ... sayılı ile tescil ettiğini, müvekkili şirketin tüm yükümlülükleri  mevzuata uygun ve eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına ve eşyayı teslim eden gümrük beyannnamesi ve ekindeki konşimentoya rağmen kendisine ait olan malları teslim alamadığını, müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması ve ticari hayatın sürekliliğin sağlanması adına hukuk muhakemeleri kanunun çekişmesiz yargı işleri başlıklı 382/2-d-4 maddesi uyarınca mahkemenin takdirinde olmak üzere teminatsız olarak ya da mahkeme aksi kanatte ise uygur görülecek bir miktarda teminatın mahkeme veznesine veya tayin edilecek bir yere depo edilmesinin akabinde Haydarpaşa  Gümrüğüne tescilli 09/04/2021 tarih ... Sayılı TCGB, 12/04/2021 tarih ve ...  sayılı T.C. Çıkış kontrol fişi muhtevası teslimi muaccel hale geldiği malların teslimi içni karşı taraf Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılmasını , Ambarlı Gümrüğüne tescilli 05/07/2021 tarih ...  sayılı TCGB 07/07/2021  tarih ve ...  sayılı T.C.  Çıkış kontrol fişi muhtevası, tüm işlemleri tamamlanmış vergileri ve liman masrafları ödendiğini, gümrükten teslimi 07/07/2021 tarihinde muaccel hale geldiği müvekkiline ait yükün teslimi için Ambarlı Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına fazlaya ilişkin haklarının dava ve taleplerinin saklı tutulmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 07/08/2021 tarihli kararıyla; \"...Dosyadaki talep ...Tic. Ltd. Şti'nin Tayvan'dan ithal ettiği ürünlerin konteynerler içerisinde gemi ile Haydarpaşa Limanına getirildikten sonra alıcı konumundaki bu firmaya teslim edilmemesinden dolayı malların tedbiren teslimine karar verilmesi istemine ilişkindir. Talep edilen tarafça sunulan belge ve bilgilerden teslimi talep olunan mallar parsiyel olduğu için konteynırdan boşaltılıp GO58  KOD  numaralı gümrük ambarına konulduğu eşyanın hüviyeti gümrük beyannamesi ve ekindeki ... Sıra nolu T.C.   Çıkış kontrol fişinde yazılı olduğu bildirildiği görülmüştür.  TTK'nun 1202.maddesinde taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıktığında çekişmeli tutarın mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz taşıyanın eşyayı teslim etmek zorunda olduğu hükmü düzenlenmiştir. Eldeki dosyada, mal bedeli ve navlun faturasının ödendiği ve ... Anonim Şirketi tarafından yükün taşınmasına esas konşimento tahtında taşıyıcı görülen Vanguard ile iletişime geçildiğinin, Vanguard taşımaya ilişkin konşimento aslının kendilerine teslim edilmediğini ve onay vermedikleri müddetçe yükün kesinlikle teslim edilmemesi yönünde talimat verildiğini, kumport tarafından alıcı olduğundan bahisle ...yükün teslim edilmesini talep ederken, taşıyan Vanguard 'ın aksi yönde talimatı olması, yanlış eşya teslimatı yapmamak liman işletmesi olarak eşyaların gereği gibi teslim yükümlülüğünü yerine getirebilmek, adına \" tevdi mahalli\" tayini için Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulmuş olduğu gerekçesi ile malın limandan çekilemediği, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından  tevdi mahalli tayini talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, TTK'nun 1202.maddesi gereğince olası ek masraflara teminat olmak üzere sunulan mal faturasının ödendiğine dair banka dekontlarındaki mal bedeli olan toplam  5.155,86 USD'nin %10 una tekabül eden  515,58-USD nin talep eden tarafça mahkememiz veznesine depo edilmesi halinde Ambarlı  Gümrük Müdürlüğü’nün 05/07/2021 tarih IM131863 no.lu  beyanname ve ...  Sıra No. T.C. Çıkış Kontrol Fişi nolu malların  talep eden şirkete teslimine karar vermek gerekmiştir.''  gerekçesiyle;  ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile 515,58 USD teminatın TL karşılığı olan  4.449,45 TL'nin mahkeme veznesine  yatırılması halinde Ambarlı Gümrük Müdürlüğünün 05/07/2021 tarih ...  nolu beyanname ve ... sıra no. T.C. çıkış kontrol fişi nolu malların teslim için gerekli masraflar talep eden tarafça karşılanmak üzere ... Tic. Ltd. Şti.'ne teslimine,  karar verilmiştir. Bu karara karşı, ... Anonim Şirketi vekili,  Ambarlı Gümrük Müdürlüğü vekili, Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği vekili ve Deniz Nakliyecileri Derneği vekili tarafından, ayrı ayrı HMK'nın 394. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden ... Anonim Şirketi vekili, itiraz dilekçesinde özetle;  İhtiyati tedbirin HMK'nın 391 vd. hükümlerde düzenlenmiş olup, İhtiyati tedbir talebine konu ihtilafın deniz yolu ile taşınan eşyanın gönderileni (consignee) olduğunu iddia eden ... Ltd. Şti.’ ne taşıma konusu eşyanın teslim edilmemesi  ile ilgili yani esas itibariyle Türk Ticaret Kanunu deniz ticareti hükümlerine ilişkin bir ihtilaf olduğunu, İhtiyati tedbir kararının 1 nolu hüküm fıkrası ile ihtilafa konu eşyanın FOB  değeri olan 5.155,86 USD’nin %10’una tekabül eden 515,58 USD karşılığı 4.449,45 TL  teminat karşılığında; “Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 05.07.2021 tarih IM131869 nolu Gümrük Giriş Beyannamesi muhteviyatı taşıma konusu eşyaların ihtiyati tedbir talep eden ... Tic. Ltd. Şti.’ye teslimine” karar vermiş olmakla, bu karar ile asıl ihtilafın da çözülmüş gibi bir sonuç ortaya çıktığını, Taşıma konusu eşyanın TTK'nın 1236. Maddesindeki şart yerine getirilmeden konişmentoda gönderilen olarak gözüken kişiye teslim edilirse, elinde orijinal konişmento nüshası olan üçüncü bir şahsın taşıyandan eşyanın kendisine teslimini isteyebileceği gibi ademi teslim halinde mal bedeli için tazminat talep edebileceğini,  taşıyanın da tazminat ödemekle sorumlu olacağını,  bu itibarla, ihtiyati tedbir yoluyla eşyanın tedbir talep edene teslimine karar verilmesinin gerekmesi halinde talep edenden alınması gereken teminatın en az eşyanın piyasa değeri (CIF DEĞER+ KDV) tutarında ve aynen USD cinsi olması gerektiğini, esasen ihtiyati tedbir kararının üçüncü sayfasında TTK’nın 1202. maddelerine vurgu yapıldığını ve çekişmeli tutarın tamamının mahkemece belirlenecek yere yatırılması halinde taşıyanın eşyayı teslim etme zorunda olduğu belirtilmiş olmasına rağmen uyuşmazlık konusu eşya değerinin %10’u oranında teminat yatırılmasına karar verildiğini, 06.08.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının yasaya ve yerleşik kararlara aykırı olduğunu, gemiden tahliye edilen ancak henüz gönderilene teslim edilmemiş olan eşyaların üzerinde tasarruf hakkının taşıyana ait olduğunu, gönderilenin, konşimentoyu taşıyan veya taşıyıcı acentesine ibraz ederek eşyanın kendisine teslimini isteyebileceğini, gönderilenin bu konişmentoyu doğrudan Liman İdaresine ya da Gümrüğe ibraz ederek eşyanın teslimini isteyemeyeceğini,  Liman İdaresinin  hukuki durumu itibariyle ifa yardımcısı olduğunu, İhtiyati tedbir talep edenin yabancı lisandaki belgelerin tercümelerini sunmadığını, dosyada mübrez ihtilaf konusu eşyaları temsil eden konşimentoya göre taşıyanın Vanguard Logistic olup konişmentonun 9 nolu kutucuğunda belgelerin Vanguard Logistic Türkiye firmasına ibraz ve teslim edileceğinin kayıtlı olduğunu, Kumport Liman İşletmesi ile Vanguard Logistic arasında 01.01.2017 tarihinde akdedildiğini ve geçici depolama sözleşmesinin mevcut olduğunu, bahsi geçen geçici depolama sözleşmesi uyarınca Kumport'un diğer bazı borçların yanında, emtia alıcıya teslim edilinceye kadar emtianın saklanması borcunu da üstlendiğini,  emtianın mülkiyetinin Özimeks’e ait olduğunu, TTK'nın1230.maddesinde, eşyayı teslim almaya yetkili kişinin konişmentonun meşru hamili olduğunu belgelemesi, ancak konişmento nüshasının eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edileceğinin düzenlendiğini, 4458 sayılı Gümrük Kanunu madde 35/a fıkra 3 hükmü gereğince  konişmento nüshasının taşıyan veya acentesine iadesi karşılığında eşyanın  teslim edilebileceğini, Bu nedenlerle ihtiyati tedbir karanının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tedbir kararına itirazlarını bildirmiş ve tedbirin kaldırılmasını istemiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden Ambarlı Gümrük Müdürlüğü vekili itiraz dilekçesinde özetle;  husumet itirazlarının olduğunu, yükün teslimi için konşimento ibraz ve iade ederek taşıyana başvurulmasının zorunlu olduğunu, zira yükü taşıma nedeniyle zilyedi olan taşıyandan başkasının teslim edemeyeceğini  beyanla;  ihtiyati tedbir kararına itirazlarını bildirmiş ve kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden ve feri müdahale talep eden  Deniz Nakliyecileri Derneği vekili itiraz dilekçesinde özetle;  <br>Yük alıcısı olduğunu iddia eden tarafın öncelikle kendi üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmesi gerektiğini, somut olayda taşıyan ... A.Ş. Firmasına  konişmento ibraz edilmediğini,  Dava konusu ihtiyati tedbir kararının dayanağı yapılan TTK'nın 1202. maddesinde yer alan düzenlemenin taşıyana konişmento ibraz zorunluluğunun bir istisnası olmadığını,  taşıtanın ya da yük alıcısının anılan madde kapsamında kapsamında talepte bulunabilmesi için öncelikle taşıyana konişmentoyu ibraz ve iade etmiş olunması zorunluluğunun bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin itiraza konu kararı ile  elindeki konişmentoyu kaybeden taşıtan ya da yük alıcısı için  kısa yoldan ve kolayca tedbiren yükü teslim alma yolunun  açılmış olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İhtiyati Tedbire İtiraz eden Vapurcular Derneği, itiraz dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce, ihtiyati tedbir isteminde bulunulmasına, iddianın ileri sürülüş biçimine, uyuşmazlığın niteliğine ve tarafların sıfatına bakıldığında talebin değerlendirilmesinde görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olmadığını, İlk derece mahkemesince, TTK'nın 1230. maddesinde düzenlenen “konişmentonun meşru hamilinin eşyayı teslim almaya yetkilidir” hükmü başta olmak üzere, konişmentoyu ve içerdiği kayıtları hiç tartışmadan, üstelik orijinal konişmentoya ilişkin ibraz yükümlülüğünün yerine getirip getirilmediği yasal koşullar çerçevesinde irdelenmeden hukuka aykırı şekilde karar verildiğini,  somut olayda uyuşmazlığın, emtiayı temsil eden konişmento aslının, yük alıcısı (ihtiyati tedbir isteyen) tarafından yasal olarak taşıyana ibraz edilmemesinden kaynaklandığını, bu nedenle mahkemece, taleple bağlılık ilkesini de aşar biçimde anılan kanun maddesine dayalı olarak istemin kabulüne karar verilemeyeceğini, mahkemece, ihtiyati tedbir isteminde taraf bile yapılmayan taşıyan ile gönderilen arasındaki uyuşmazlığı yasa ve yerleşik içtihatlara aykırı biçimde esastan çözer şekilde yazılı biçimde ihtiyati tedbir isteminin kabulüne ve ihtiyati tedbir kararının aynen devamına karar verilemeyeceğini belirterek itirazlarını bildirmiş ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği  28/09/2021   tarihli ek kararıyla; \"...Mahkememizin 2021/98 Değişik iş 2021/104 Karar numaralı ilamıyla verilen karar, taraf beyanları, dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, mal bedeli ve navlun faturasının ödendiği,  acente onaylı konşimentonun verilmediği gerekçesi ile malın limandan çekilemediği anlaşılmakla, TTK'nun 1202.maddesi gereğince olası ek masraflara teminat olmak üzere mal bedelinin %10 una tekabül eden bedelin talep eden tarafça mahkememiz veznesine depo edilerek Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün 05/07/2021  tarih IM131863  no.lu beyanname ve G058000065520 Sıra No. T.C. Çıkış Kontrol Fişi nolu malların  talep eden şirkete teslimine şeklinde verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu, kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle; 2021/98 değişik iş- 2021/104 karar numaralı ilamı ile verilen karara itirazın reddi ile kararın aynen devamına,  karar verilmiştir.  Bu ek karara karşı,  ihtiyati hacze itiraz eden  Kumport vekili, Ambarlı Gümrük Müşavirliği Vekili, Deniz Nakliyecileri Derneği  vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilmiş olan dosyada istinaf incelemesi yapılarak, 2021/250 E- 2021/1657 K sayılı kararla ve kararda gösterilen gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin itiraz hakkında verdiği istinafa konu ek kararın kaldırılmasına ve itirazın, kaldırma kararı doğrultusunda yeniden karara bağlanması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı üzerine dosya kendisine gönderilmiş olan ilk derece mahkemesi, yeniden yaptığı yargılama sonucunda, itirazları değerlendirdiği 2022/13 D.İş - 2022/15 K sayılı, 04.02.2022 tarihli ek kararla; \"...Taraflar arasındaki  uyuşmazlık mal tesliminde ordinonun aranıp aranmayacağı hususuna ilişkin olup dosya sunulan idarenin cevapları ve yargı kararları incelendiğinde, deniz yolu ile ithal edilecek geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcılarına tesliminde uyulacak hususlar ile yük teslim talimat formu uygulamasını öngören Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticaret Genel Müdürlüğünün 17/05/2011 tarih 14765 sayılı genel yazısının iptali istemiyle açılan davada Danıştay 10.Dairesinin 2020/4485 Esas 2020/4828 Karar sayılı nihai kararı ile ilgili işlemin iptaline karar verildiği,  bu durumda  gümrük işlemleri tamamlanan malın alıcısına teslimi için gümrük beyannamesi ve ekindeki konişmento haricinde alıcının  ayrıca yük teslim talimat formu sunmasında yasal zorunluluk bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak uygulamada konişmentonun taşıyana ibraz edilmiş olduğu ve taşıyanın teslime onay verdiği ordino ile belgelenmektedir.<br>Somut uyuşmazlıkta konişmentonun taşıyana ibraz edilmemesinin ve buna bağlı ordino verilmemesinin nedeni taraflarca açıklanmamış olup, uygulamada taşıyanının lokal masraflar olarak adlandırılan talepleri nedeniyle ordino verilmediği, bu yolla bir anlamda hapis hakkının kullanıldığı bilinmektedir.TTK'nun 1201.maddesinde taşıyanın hapis hakkı düzenlenmiş olup, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacaklar için TMK'nun 950-953.maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahip olduğu, hapis hakkının eşya taşıyanın zilyetliğinde bulunduğu sürece devam edeceği, teslimden sonra dahi 30 gün içinde mahkemeye müracaat edilmesi yoluyla hapis hakkından doğan yetkileri kullanabileceği, hapis hakkının sadece o yolculuktan doğan alacakları teminat altına alacağı hükmü kabul edilmiştir.TTK'nun 1202.maddesinde de, taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıktığında çekişmeli tutarın mahkemece belirlenecek yere yatırılması halinde taşıyanın eşyayı teslim etmek zorunda olduğu hükmü düzenlenmiştir.Talep eden tarafça taşıyana konişmento ibraz edilmemiş ve yük teslimat formu alınmamış ise de; Mahkememizce değerlendirilmesi gereken husus malın tesliminin şartlarının oluşup oluşmadığı olup, dosyaya sunulan ödeme dekontlarından talepte bulunanın  YL21036 sayılı faturaya konu emtia bedelini satıcı firmaya, navlun bedelini ise akdi taşıyana ödediği, konişmento aslını elinde bulundurduğu ve 27/070/2021 tarihli dilekçe ekinde dosyamıza sunduğu, bu durumda malın teslimini talep edebileceği, kanaatine varılarak fiili taşıyanın muhtemel lokal masraflarının güvence altına alınması amacıyla teminat mukabilinde TTK 1202. Maddesine göre yükün teslimine karar verilmiştir.İtiraz eden  taraflarca HMK'nun 397.maddesi uyarınca yasal süre içerisinde esas davanın açılmadığı ileri sürülmüş  ise de, mahkememiz tarafından verilen tedbir kararı HMK'nun 397 ve devamı maddelerinde düzenlenen mahiyette bir tedbir kararı olmayıp  TTK'nın 1202. Maddesine göre verilmiştir. TTK'nın 1202. Maddesindeki düzenleme deniz taşımaları için getirilen özel bir hüküm olup  burada amaçlanan taşıyanın hapis hakkının hapis hakkını güvence altına alacak bir teminat ile malın alıcısına tesliminin sağlanmasıdır. Dolayısıyla TTK'nın 1202. Maddesinde, HMK'nun 397.maddesine göre verilen ihtiyati tedbir kararında olduğu gibi talep eden taraf için belli bir süre içerisinde dava açma yükümlülüğü getirilmemiştir. İtiraz edenler  Kumport vekili ve Ambarlı Gümrük Müdürlüğü vekilinin husumet itirazı yönünden yapılan değerlendirmede, itiraz edenler taşıma ilişkisinin tarafı olmamakla birlikte, talep tarihi itibariyle  yükün gümrüklü sahada itiraz edenlerin uhdesinde bulunduğu anlaşıldığından hasım gösterilebilecekleri kabul edilmiştir.Yine itiraz eden taraflarca  mal bedeli kadar teminat alınması gerektiği belirtilmiş ise de, mal  bedeli ödenmiş olduğundan TTK 1202 maddesi uyarınca taşıyanın navlun dışındaki olası ek masraflarının  teminatı niteliğinde uygun görülen bir bedelin  teminat olarak alınmasına karar verilmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, talep eden tarafın ithal ettiği ve Ambarlı Gümrük Müdürlüğünde bulunan malların TTK'nın 1202.maddesine göre, takdir edilen teminatın depo edilmesi koşulu ile  talep eden tarafa teslimine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, söz konusu  karara yönelik itirazların reddine karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesiyle, 2021/98 D.iş 2021/104 K sayılı ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın  reddine, karar verilmiştir. 04.02.2022 tarihli bu (ek) karara karşı, karşı taraf  ... Anonim Şirketi vekili ile  Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği vekili tarafından, yasal süreler içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbire itiraz eden ... Anonim Şirketi vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarlamış ve İstanbul Bam 14. Hukuk Dairesinin 28.12.2021 tarihinde usul eksikliği olarak belirtilen feri müdahale talepleri hakkında ilk derece mahkemesince yine  karar verilmediğini, esas hakkında davanın kime karşı açılacağı, taşıyanın yardımcı şahsı olan ... A.Ş.'nin ihtiyati tedbir taleplerinin muhatabı olup olamayacağı hususlarının da ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, Taşıma konusu eşyanın mal bedelinin satıcısına ödenmiş olmasının taşıma ve yüküm teslimi ile ilgisi olmadığını, lokal masraflar olarak isimlendirilen masraflarınödenmediğini, somut olayda bunun dışındaki taşıyan alacağının ödenmemesi sebebiyle yükün teslim edilmemiş olduğuna ilişkin bir iddianın mevcut olmadığını,Yükün tesliminin olmazsa olmaz şartının, emredici bir hüküm olan TTK'nın 1236.maddesi düzenlemesi, yani \"konişmento nüshasının taşıyana geri verilmesi\" olduğununu,İhtiyati tedbir talep edenin sunduğu konşimentonun orijinal olmadığını, renkli fotokopi olduğunu,Somut olayda, taşıyan tarafından  yük üzerinde hapis hakkı uygulanması durumunun mevcut olmadığını,TMK'nın 102. maddesi  uyarınca yükün teslimini talep edenin,  yatırdığı teminatı geri almak için menfi tespit davası açması gerektiğini, somut olayda mahkemenin verdiği karar ile ihtiyati tedbir talep edenin eşyaları teslim almış olduğunu, talep edenin HMK'nın 397. maddesinde gösterilen süre içinde dava açmadığını, dolayısıyla talebin konusuz kaldığını, İlk derece mahkemesince verilen kararla gönderilene, konşimento aslını taşıyana iade etmeden yükü teslim alma yolunun açıldığını, davacı ile müvekkili arasındaki hukuki ilişkinin taşıma konusu eşyanın taşıyanın teslim borcu kapsamında davacıya teslim işlemi olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir talep edenin konşimento nüshasının taşıyıcıya ve yetkili temsilcisine geri verdiğini ispatlamak zorunda olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu 04.02.2022 tarihli ek kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ek kararının kaldırılmasına ve itirazın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Feri Müdahil ...Derneği vekili,  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Önceki beyanlarını tekrarlamış ve iddianın asıl muhatapları olan asıl/alt taşıyan aleyhine ihtiyati tedbir isteminde bulunulmayarak öncelikle görev hususundaki düzenlemelerin göz ardı edildiğini, resen gözetilmesi gereken görev konusunun ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesince değerlendirilmediğini, TTK'nın 1178. maddesindeki düzenleme gereği, taşıma konusu emtianın salt gümrüğe teslim edilmesinin taşıyıcı sorumluluktan kurtarmayacağını, Gümrük Kanunu ve Gümrük Yönetmeliği'nin taşıyıcının TTK'da belirlenmiş hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını,<br>Konşimentonun, yükün taşıyan tarafından teslim alındığını gösteren belge olduğunu, yani navlun sözleşmesine tabi olmaksızın yasal hamiline yükün kendisine tesliminin isteme hakkını bahşettiğini, mahkemece konşimentonun içerdiği kayıtların tartışılmadığını, yine konşimentoya ilişkin ibraz yükümlülüğünü yerine getirip getirilmediğinin irdelenmediği, verilen karar ile asıl/alt taşıyıcının hukuksal durumunun yükleten/gönderene karşı ağırlaştırıldığını, Somut olayda temel uyuşmazlığın, konşimento aslının ihtiyati tedbir talep eden alıcı tarafından yasal olarak taşıyana ibraz edilmemesinden kaynaklandığını, ilk derece mahkemesince TTK'nın 1202 md. özel bir hüküm olduğundan bahisle, HMK'nın 397. maddesi uyarınca belli iki haftalık süre içinde dava açma yükümlülüğü bulunmadığına yönelik hukuka aykırı gerekçe ile uyuşmazlığın aslını çözer nitelikte tedbir kararı verildiğini, TTK'nın 1202 .maddesinde  düzenleme bulan muhtemel lokal masraflara dayalı olarak talepte bulunulmuş olduğu gerekçesi ile  TTK'nın 1236. madde düzenlemesinin hukuka aykırı  şekilde yok sayıldığını,Teminat tutarının mal bedeli + navlun bedeli kadar olması gerektiği hususunun mahkemece nazara alınmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin itirazın reddine dair 02.04.2022 tarihli ek karanının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek,  ek kararın kaldırılmasına ve itirazın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, deniz yoluyla taşınan ithalata konu malların teslimi konusunda HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca  ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Talep eden, her türlü masraf ve harçları ödendiği ileri sürülen emtianın, taşıyanın onayının ya da onun tarafından düzenlenen teslim belgesi ya da ordino aranmaksızın kendisine teslim edilmesi konusunda ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 1202. maddesi uyarınca verilen tedbir kararına  HMK'nın 394. maddesi uyarınca yasal süresi içinde itiraz edilmesi üzerine yukarıda açıklanan gerekçelerle ve aşamalar sonucu, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair ek  karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, tedbire itiraz eden karşı taraf Kumport vekili ile feri müdahil Vapur Donatanları...Derneği vekili tarafından, yasal süreler içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.   İlk derece mahkemesi 04.02.2022  tarihli ara kararla;  Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği ile Deniz Nakliyecileri Derneği'nin feri müdahale talebinin kabulüne karar vermiştir. <br>Uyuşmazlığın çözümü açısından, öncelikle tedbir talep edenin talebinin hukuki mahiyetinin ortaya konulması gerekir. Talep eden vekili, ithalata ve deniz yoluyla taşımaya konu emtianın tedbir yoluyla kendilerine teslimi için eldeki ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, ancak karşı taraf olarak taşıyanı değil, gümrük idaresini ve geçici depolama alanının işletmecisi olan liman işletmesini göstermiştir. Talep eden, talebinin hukuki dayanağı olarak ise TTK'nın 1202. maddesini göstermiş; ilk derece mahkemesi de itirazı bu madde ışığında değerlendirerek sonuca gitmiştir.Talebe dayanak yapılan TTK'nın 1202. maddesindeki düzenleme şöyledir: \"(1) Taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıkarsa, çekişmeli tutar, mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz, taşıyan, eşyayı teslim etmek zorundadır. (2) Taşıyan, eşyanın tesliminden sonra, yeterli teminat göstererek yatırılmış olan tutarı çekebilir.\" Yasal düzenlemeden açıkça anlaşıldığı üzere, bu maddeye dayalı talebin muhatabı, gümrük idaresi ya da antrepo işletmecisi değil, taşıyandır. Çünkü, eşyanın yük alıcısına teslim borcu, taşıma sözleşmesinden doğan nispi bir borç olup, bu borcu yerine getirme ve dolayısıyla malı alıcısına teslim etme borcu, taşıyana ait bir borçtur. Yük, taşıtandan başka birisine teslim edilecekse, taşıma sözleşmesi ve konşimento  uyarınca yük alıcısının malın kendisine teslimini talep edebilmek için taşıyana ödeme yapma yükümlülüğü TTK'nın 1203. maddesinde düzenlenmiştir. Yani, yük alıcının taşıtan veya üçüncü bir kişi olması, varılacak hukuki sonuç açısından önemli değildir. TTK'nın 1202. maddesinde, taşıyanın taşıma ilişkisinden doğan teslim borcunu yerine getirmemesi halinde, yük alıcısına, mahkemeye başvurarak taşıyanı teslime zorlama imkânı getirilmiştir. Buna ilaveten, TTK'nın, taşıyanın hapis hakkını düzenleyen 1201/1. maddesi uyarınca taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için TMK’nın 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Salt bu nedenle dahi, TTK'nın 1202. maddesine dayalı talebin, taşıyana yöneltmesi gerekir. Bu açıklamalar uyarınca, ihtiyati tedbir talep edenin talebini, taşıyan yerine taşıma sözleşmesinden doğan teslim borcunu yerine getirmekle yükümlü tutulması mümkün olmayan gümrük idaresine ve taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olan depolama alanı işletmecisine (liman işletmesine) yöneltmiş olması karşısında, ilk derece mahkemesinin TTK'nın 1202. maddesine dayalı bu talebin esasını incelemesi mümkün değildir.Gümrük idaresinin ve depolama alanı işletmecisinin, taşımaya konu malın ithalatçıya veya diğer yük alıcılarına teslimi konusunda sözleşmesel bir yükümlülükleri yoktur. 4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin ordino veya teslim talimatı isteme zorunluluğu kaldırılmıştır. Gümrük idarelerinin görevleri, emtianın gümrükle ilgili pozisyonu, tarifesi, ithalinin serbest olup olmadığı ve gümrük vergisini ödenip ödenmediği gibi gümrükleme  işlemleri ile ilgilidir. Antrepo hizmetlerinin ifası ise liman idareleri veya özel kişiler tarafından yürütülür. Yani somut olayda  emtianın alıcıya teslim edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi hususunda gümrük idaresinin yetkisi yoktur. Ancak  gümrükleme işlemine tabi tutulan emtianın, gümrükleme mevzuatından kaynaklı bir meseleden dolayı  gümrükten çekilmesine izin verilmemesi durumda ortaya çıkan uyuşmazlığın çözüm yeri ise idari yargı yerleridir. Gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına da gelmez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup, eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Taşımaya konu eşyanın, taşıma ilişkisindeki alıcısına teslimi, taşıma hukukunun bu konudaki düzenlemelerine tabidir. Diğer bir deyişle, taşıma sözleşmesinden doğan teslim talebinin, taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyana karşı ileri sürülmesi gerekir. Gümrük Yönetmeliği'nin 94. maddesinde de vurgulandığı üzere, gümrük idaresinin ithalat işlemindeki görevi, ithalatın gümrük mevzuatına uygun olup olmadığını tespit etmek ve uygun bulunması halinde eşyanın gümrükten çekilebilmesi için gerekli izin ve buna ilişkin belgeleri vermekten ibarettir. Bunun dışında, bir de taşınan eşyanın alıcıya teslimi borcundan sorumlu tutulması söz konusu değildir. Gümrük Yönetmeliği'nin \"Eşyanın Teslimi\" başlıklı 130. maddesindeki, eşyanın konşimento hamiline teslim edileceğine dair düzenleme ise gümrük çıkış işlem ve izinlerinin kimin talebi üzerine ve kim lehine düzenleneceği ile ilgili açıklayıcı bir düzenlemedir. Yani, bu düzenlemeden hareketle gümrük idaresinin eşyayı bizzat teslim etmekle yükümlü olduğu sonucu çıkarılamaz. Gümrük idarisince, gümrük mevzuatı uyarınca eşyanın gümrükten çekilmesine izin verilmemesi halinde ise ortada bir idari işlem söz konusu olacağından, yük alıcısının gümrük idaresi aleyhine olan taleplerini idari yargı mercilerinde ileri sürmesi gerekir. Zaten somut olayda da gümrük idaresi, en başından itibaren, ithalata konu emtianın gümrükten çekilmesine gümrük mevzuatı bakımından bir engel bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talep edenin, esasen gümrük idaresini hasım göstererek tedbir talep etmesine de gerek bulunmamaktadır. İhtiyati tedbir talep eden vekili, Danıştay kararı uyarınca, taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim belgesine ya da ordino tevdiine gerek olmadığını ileri sürmektedir. Bu iddiaya konu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2016/2991 E- 2018/5551 K sayılı, 17.12.2018 tarihli kararının incelenmesinde: Temyiz incelemesine konu kararın Danıştay 10. Dairesince verildiği, Davacının  ...Ltd. Şirketi (davamızın davacısı), davalının ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olduğu, davanın konusunun ise deniz yoluyla ithal edilen yüklerin alıcılarına tesliminde uyulacak hususların belirlenmesine ilişkin Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticaret Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli, 14765 sayılı genel yazının iptali talebi olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu idari işlem içeriğinde ise; \"Denizyoluyla İthal Edilen Malların Teslimi\" başlıklı olduğu, bu işlemde, taşıtanın (ithalatçı firma veya konşimentoya göre malın alıcısı) yükleyici tarafından gönderilen orijinal konşimentoyu ciro ederek taşımayı gerçekleştiren taşıyan, taşıyan temsilcisi acente veya taşıma işleri komisyoncusuna ibraz edeceği, taşıyanın (taşıyan temsilcisi acente veya taşıma işleri komisyoncusu) alıcının ibraz ettiği cirolu konşimento karşılığında yük teslim talimat formunu tanzim ederek alıcıya vereceği, taşıtanın, yükün gümrük vergilerini ödeyerek gümrükle ilişiği kesmesi sonrası yük teslim talimat formunu geçici depo veya antrepo işleticilerine ibraz edeceği, depo veya antrepo işleticilerinin yük teslimat formunun ibrazı karşılığında yükü alıcısına teslim edeceği yönünden düzenleme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın  Danıştay 10. Dairesinde görüldüğü, anılan Dairenin 2011/9380 E- 2015/4632 K sayılı, 27.10.2015 tarihli kararıyla davanın (iptal talebinin) reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, işleme konu idari düzenlemeyi yapma yetkisinin Deniz Ticareti Genel Müdürlüğüne ait olmadığı, bu alanda düzenleyici idari işlem yapma yetkisinin, yürürlükteki mevzuat uyarınca Gümrük Müsteşarlığına ait olduğu, dolayısıyla dava konusu idari işlemin yetki yönünden iptali gerektiği gerekçesiyle, danıştay 10. Dairesinin anılan kararının bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu karar içeriğinden de anlaşılacağı üzere; Danıştay kararında, deniz yoluyla taşınan ithalata konu malın yük alıcına teslimi için taşıyan veya onun adına acentesinin düzenlediği yük teslim formunun düzenlenmesi ve ibrazı gerektiğine ilişkin idari işlemin, meri mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle değil, bu düzenlemeyi yapan idari birimin yetkisiz olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği açıktır. Bu durumda, bu idari işlem hiç yapılmamış olsaydı teslim konusunda hangi mevzuat uygulanacak idiyse, teslim konusunda o koşulların aranması gerekir. Nitekim, davamızın davacısı olan şirketin, mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru üzerine, Yüksek Mahkemenin 2015/13851 Başvuru numaralı, 27.06.2018 tarihli kararında, davacının ithal ettiği malların teslimi için taşıyan ya da acentesi tarafından düzenlenen \"yük teslimat formu\" ibrazı şartının aranmasının davacının mülkiyet haklarını ihlal etmediğine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, geçici depolama alanını işleten liman işletmesinin, Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı uyarınca taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olduğuna vurgu yapılmış ve ayrıca; liman işletmesinin emtiayı, taşıyandan aldığı talimat doğrultusunda kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edeceği, diğer bir deyişle, liman işletmesinin sıkı belge kontrolünde bulunuyor olmasının, taşıyanın teslime yönelik rızasını tevsik eder mahiyetteki belgelerin ibrazının aranmasının ve uluslararası deniz taşımacılığı mevzuatının bu noktada esnek olmayan hükümler içermesinin, deniz ticaretinin belirli bir güvenlik seviyesinde seyri için elzem olduğu hususunda genel geçer bir yaklaşım olması nedeniyle davacı bakımından hak aramayı zorlaştırıcı düzenlemeler olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, malın teslim alınabilmesi için taşıyanın ya da acentesinin düzenlediği yük teslim formu ya da ordino ibrazının istenmesinin, deniz ticaretinin güvenliği için gerekli hususlar olup bu durumun davacının mülkiyet haklarını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir.Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi, deniz ticaretinin genel hükümlerine tabidir. Bakanlığın düzenlediği bir idari işlemin, idari yargı mercilerince yetki yönünden iptaline karar verilmiş olması, bu konudaki deniz ticaretinin genel hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacaktır. Bu konuda deniz ticaretinin genel hükümleri incelendiğinde: TTK'nın 1201, 1202 ve 1203. maddeleri uyarınca, yükün alıcıya teslimi talebinin muhatabı, taşıyandır. Dolayısıyla, teslimle ilgili taleplerin taşıyana yöneltilmesi gerekir; yetkisi gümrük mevzuatı bakımından denetimleri yaparak gümrük çıkış izin ve belgelerini düzenleyen gümrük idaresi veya taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olan liman işletmesi değil.Diğer taraftan, konşimentonun tanımının yapıldığı TTK'nın 1228/1. maddesi uyarınca, konşimento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu tanıma göre, taşınan emtia için bir konşimento düzenlenmişse, taşıyan, taşıdığı emtiayı ancak konşimentonun kendisine ibrazı karşılığında teslim edebilir. Çünkü konşimento, taşınan eşyayı temsil eden ve malın zilyetliğinin devrine gerek olmaksızın onun tedavülüne imkân sağlayan bir kıymetli evraktır (Emine YAZICIOĞLU, KENDER- ÇETİNGİL Deniz Ticareti Hukuku, 6. Basım, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2020) . Konşimento nama, hamiline veya emre yazılabilir. Nama yazılı konşimentonun alacağın temliki hükümlerine göre, hamiline yazılı konşimentonun devri suretiyle ve emre yazılı konşimentonun cirosu suretiyle taşınan emtianın tedavülü sağlanır (Bülent SÖZER, Deniz Ticareti Hukuku-I, 5. Basım,Vedat Kitapçılık,  İstanbul, 2019, s.439-441). Konşimentonun kıymetli evrak hükümlerine göre devrinin mümkün olması nedeniyle, taşınan yük üzerindeki hak sahipliği, ancak konşimentonun ibrazıyla ispat edilebilir. Yani konşimentonun, taşımaya konu eşya üzerindeki hak sahibinin teşhisi fonksiyonu vardır (Ecehan YEŞİLOVA, Konişmentonun İspat Kuvveti, Güncel Yayınevi, İzmir, 2006, s.43-47). Esasen taşıyan, taşıdığı yük ile ilgili olarak bir konşimento düzenlediğinde, eşyayı sadece konşimento ibraz eden kişiye teslim edeceğini, bunun dışındaki kişilere (örneğin yükletene) teslim etmeyeceğini de üçüncü kişilere taahhüt etmiş olur (YAZICIOĞLU, a.g.e., s.380-382). Bu taahhüt sayesindedir ki üçüncü kişilerin konşimentoya dayanarak hak iktisap etmeleri mümkün olur.  Gerçek konşimento ibraz edilmeden malın teslimi halinde, taşıyan, ileride gerçek konşimentoyu ibraz edecek kimselere karşı sorumlu olmaya devam eder. İbraz edilen konşimentonun gerçek konşimento olup olmadığını belirleme yetkisi de bu belgeyi bizzat veya kaptanı eliyle düzenlemiş olan ve konşimentoyu düzenlemekle hak sahibini bu belgeye göre teşhis edeceğini taahhüt etmiş olan taşıyana aittir. Ancak bu şekilde taşıyanın teslim borcunu sağlıklı bir şekilde ifa etmesi mümkün olabilecektir. Mal, ancak taşıyanın onayıyla alıcına teslim edildiği takdirde, teslimle ilgili husular bakımından taşıyanın sorumluluğuna gidilmesi mümkün olabilir. Yani, gümrük idaresi ve liman idaresi, taşıyanın ya da acentesinin teslime onayını gösteren belge ibraz edilmeden yükü alıcı olduğunu iddia eden  kişiye teslim ettiğinde, gümrük idaresine ibraz edilen konşimentonun sahte olması veya diğer bir hukuki nedenle ibraz eden kişinin hak sahibi olmadığının anlaşılması halinde, bundan doğan sorumluluk taşıyana yüklenemeyecektir. Gümrük idaresinin bu sorumluluğu üstlenmesini gerektirecek bir düzenleme de bulunmamaktadır. O halde, taşıyanın, sözleşmeden doğan teslim borcunun ifası konusunda sorumluluğu bulunduğuna göre, teslim konusundaki tasarruf yetkisinin de taşıyana ait olduğunun kabulü gerekir.Bu bağlamda TTK'nın 1230 ilâ 1235. maddelerinden de söz etmekte fayda vardır. Madde 1230 uyarınca konşimentonun meşru hamili, eşyayı teslim almaya yetkilidir. Ancak, konşimento birden fazla nüsha olarak düzenlenmişse, eşya, tek nüshanın meşru hamiline teslim edilir. Madde 1231 uyarınca, konşimentonun birden fazla sureti varsa ve birden fazla konşimento hamili yükün kendisine teslimi için taşıyana ya da kaptana başvurmuşsa, kaptan, hepsinin istemini reddederek eşyayı umumi ambara veya başka güvenli bir yere tevdi etmek ve bu şekilde hareket etmesinin sebeplerini de göstererek bunu konşimento hamillerine bildirir. Madde 1232'de yükletenin talimatıyla teslime dair özel düzenleme mevcuttur. Kaptan bu hükümlere aykırı davranırsa, taşıyan, konşimentonun meşru hamiline karşı sorumlu olmaya devam eder (Madde 1232/f.3).  Madde 1235 uyarıca, kaptan eşyayı henüz teslim etmeden birden çok konşimento hamili ona başvurup ellerinde bulundurdukları konşimento nüshalarına dayanarak eşya üzerinde birbirine zıt haklar ileri sürerlerse, konşimentonun birden çok nüshalarını çeşitli kişilere devretmiş olan ortak ciranta tarafından eşyayı teslim almaya yetkili kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim edilmiş olan nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, konşimentoya göre yük üzerindeki hak sahibinin tespiti her zaman çok basit olmayabilir. Özellikle konşimentonun birden fazla nüshasının bulunduğu durumlarda hak sahibinin teşhisi güçlük arz edebilir. Bu teşhis faaliyetini yapma yetkisi münhasıran taşıyana ve onun temsilcisi konumundaki kaptana aittir. İbraz edilen konşimentoya göre hak sahibinin teşhisi, gümrük idaresine ya da onun ifa yardımcısı konumunda olan depolama alanı işleticisine ait bir görev değildir. Çünkü, hak sahibinin yasal düzenlemelere aykırı olarak yanlış teşhis edilmesi, yani eşyanın gerçek hak sahibi olmayan bir kişiye teslim edilmesi halinde taşıyanın, konşimento hamili gerçek hak sahibine karşı sorumlu olmakta devam eder.  Aynı yorumu, TTK'nın 1236. maddesindeki düzenleme de doğrulamaktadır. Anılan düzenlemede; eşyanın, ancak konşimento nüshasının, eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edileceği hükme bağlanmıştır. Bu açık düzenlemeye göre, yük alıcısı olduğunu iddia eden kişi, yükü temsil eden konşimentoyu taşıyana teslim karşılığında ve konşimentoya yükü teslim aldığını yazıp imzalaması karşılığında yükün kendisine teslim edilmesini isteyebilir. Bu talebin muhatabı, anılan yasal düzenleme uyarınca, taşıyandır. Ancak bu halde taşıyanın, taşıma sözleşmesinden ve konşimentodan doğan haklarını kullanması, alacaklarını tahsil etmesi ve gerekiyorsa yük üzerindeki hapis hakkını kullanması mümkün olur. Taşıyanın kötü ifadan doğan sorumluluğundan da ancak bu koşulla söz edilebilir.Somut olayda, gönderenin ithal ettiği emtia, konişmento tahtında gemiyle taşınarak gümrük işlemlerinin tamamlanması, emtianın korunması ve muhafaza edilmesi için  Kumport tarafından işletilen geçici depoya teslim  edilmiştir.  Taşıyanın ifa yardımcısı konumundaki Kumport, taşıyandan aldığı talimat doğrultusunda emtiayı teslim edebilir. Emtianın geçici depo alanına alınması, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ileri sürdüğünün aksine,  TTK'nın 1178/3.c bendinde tanımlanan nitelikte bir teslim değildir. Taşıyanın, yükü, gerçek hak sahibi alıcısına teslim etme yükümlülüğü devam etmektedir. Kumport, emtiayı taşıyana izafeten ve onun ifa yardımcısı olarak deposunda muhafaza etmekte olup, emtiayı taşıyanın talimatıyla tam ve sağlam şekilde hak sahibine teslimle yükümlüdür. Bu nedenle, taşıyan veya acentesi, konşimento ve eklerini gümrük idaresinden bağımsız şekilde  kontrol etme ve malın teslimi konusunda talimat verme yetkisini haizdir. Bu nedenle, taşıyanın talimatları ile hareket eden Kumport'a somut talep açısından husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalara göre, ihtiyati tedbir talep edenin TTK'nın 1202. maddesine dayandırdığı ve gümrük idaresi ile geçici depolama alanı işletmecisine yönelttiği  bu talebin, ilk derece mahkemesince husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesi ve ardından da itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmüş ve karar gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesi gerekmiştir.Doğru hasma yöneltilmeyen bu talebin, HMK'nın ihtiyati tedbiri düzenleyen genel hükümleri olan 389 vd. maddelerine göre değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesi, talebin TTK'nın 1202. maddesine dayalı olması nedeniyle HMK'nın 397. maddesi uyarınca esas hakkında dava açılmasının zorunlu olmadığını, m.1202'deki düzenlemenin özel bir düzenleme olduğunu belirtmişse de doğru hasma yöneltilmeyen ve mahkemece de esası karara bağlanan ihtiyati tedbirin HMK'nın 397. maddesindeki tamamlayıcı merasime tabi olmadığından söz edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin bu konudaki gerekçesi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın \"İhtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler\" başlıklı 397/1. maddesi, \"İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.\" düzenlemesini içermektedir. Dosya incelendiğinde; tedbir isteyen tarafça teminat yatırılarak ihtiyati tedbir kararının  uygulanması yönünde gümrük müdürlüğüne ve liman işletmesine yazı yazılması mahkemeden talep edilmiştir. Ne var ki dosya kapsamında, tedbir kararının infazından itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davanın açıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmamış olup, bu durumda ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkmış, ihtiyati tedbire itirazlar da konusuz kalmıştır. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince, konusu kalmayan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbire itirazların reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş, karşı taraf vekilinin ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 394/5 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, karşı taraf ... vekilinin ve feri müdahil Vapur Donatanları Derneği vekilinin istinaf başvurularının kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; HMK'nın 353/1.b.2 ve 394/son maddeleri uyarınca ihtiyati tedbire itiraz eden karşı taraf ... vekili ile feri müdahil ... vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 04.02.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-İlk derece mahkemesinin 2021/98 D. İş- 2021/104 K sayılı, 06.08.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının infazından sonra HMK'nın 397/1. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde esas hakkında dava açılmadığından ihtiyati tedbir kararı yasa gereği kendiliğinden ortadan kalkmış olmakla itiraz konusuz kaldığından, ihtiyati tedbire itiraz hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, 2-Feri müdahil ... ve karşı taraf ... tarafından yatırılan 220,70'er TL istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına;  80,70'er TL istinaf peşin karar harçlarının, talep halinde yatıranlara iadesine,  3-İstinaf kanun yoluna başvuranlar tarafından yapılan 161,40 TL başvuru harcı gideri ile 45,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 206,40 TL kanun yolu giderinin, ihtiyati tedbir talep edenden alınarak karşı taraf ... ve feri müdahil  ...  eşit oranlarda verilmesine,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın   kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2.ve 394/son maddeleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.04.2022 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d66fb9de86152656","SID":"983c7a5b4fab5f83"}}