{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2021/3136 <br>KARAR NO\t: 2021/2385<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ \t: 15/12/2021 <br>  Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : <br>Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında  22/12/2018 tarihli dalış ve gezi teknesi inşasına yönelik eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının sözleşme yapıldıktan sonra tekne tipi, bayrak devleti değişikliğine gitmesi ve bazı ödemelerini aksatması nedeniyle eserin kararlaştırılan sürede tamamlanamadığını, temerrüdün davalı da olduğunu, ekstra işler yapıldığını belirterek taraflar arasındaki sözleşmenin yeni şartlara uyarlanarak, ekstra talepler ve zorunlu değişiklik nedeni ile ek işlerin maliyetlerinin ve süresinin tespitine, bu sebeple maliyete eklenen bedellerin ödemeye eklenmesine ve sözleşmenin bitiş tarihinin 12 ay uzatılmasına ve bu doğrultuda sözleşme bedelinin fiyat ve süre bakımından uyarlanmasına, bu olmayacak ise sözleşmenin feshi ile işin tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında  22/12/2018 tarihli eser sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede ifa ve edim zamanının kesin olarak belirlendiğini, davalı yüklenicinin sözleşmeye aykırı olarak bir takım hususları eksik ve hatalı hazırladığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen sürelerde davalıya ödemelerini eksiksiz yaptığını, ancak davalının herhangi  geçerli bir neden ileri sürmeksizin taahhüt edilen edimlerin ifasını sona erdirdiğini, davalı yüklenicinin kendi kusuruyla temerrüde düştüğünü belirterek fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla dava konusu teknenin zilyetliğinin ve mülkiyetinin davacıya verilmesine, dava konusu teknenin başka bir yükleniciye yaptırılmasından doğabilecek her türlü ilave ücretin davalıya yükletilmesine, sözleşme gereği cezai şartın temerrüt tarihi itibariyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, asıl ve birleşen davaya konu uyuşmazlığın, asıl dosya davacısının yapımını üstlendiği bir adet dalış ve gezi teknesi inşaasına yönelik 22/12/2018 tarihli sözleşmenin ifasından kaynaklandığı, dolayısıyla taraflar arasında bir eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, her iki davaya konu taleplerin de tekne yapım sözleşmesine aykırılık iddiasına dayandırıldığı bu durumda, hukuki uyuşmazlığın sözleşme ve TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre incelenip sonuçlandırılması gerektiği, mahkemenin görevinin deniz ticareti ve deniz sigortasından kaynaklanan davalara ilişkin olması nedeniyle eser sözleşmesinden kaynaklanan işbu dava yönünden görevsiz olduğu, gerekçesi ile Asıl ve birleşen dava yönünden mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş, karara karşı davacı- birleşen dava davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Asıl dava davacı vekili, gerek davanın  mahiyeti gerekse de  dava dilekçelerinde  yer alan Tersane sahibi olarak rehin haklarının tescili talepleri konusunda karar vermeye yetkili mahkemenin Deniz İhtisas mahkemesi olduğunu, hukukumuzda gemi inşacısı veya tamir eden tersanecinin, geminin kendi zilyedliğinde, yani tersanesinde bulunduğu sırada, inşa ve tamir bedeli için, gemi üzerinde hapis hakkı uygulamak yönünde hukuki imtiyazı olduğunu, bu hakkın TTK 1013. maddesinde tersane sahibinin ipotek hakkı  olarak  düzenlendiğini, buna göre; Tersane sahibinin, geminin yapımı ve onarımından doğan alacakları için, o yapı veya gemi üzerinde, bir ipoteğinin tescilini isteme hakkına sahip olduğunu, bu çerçevede tersane sahibi olarak müvekkili yüklenicinin gemi üzerinde rehin hakkı bulunduğu ve uyarlama mümkün olmayıp tasfiyeye karar verildiğinde bu haklarının tesisinin öneminin ortada olduğunu, bu nedenle TTK 1013 maddesi uyarınca yasal rehin haklarının inşaa halinde gemi siciline işlenmesini talep ettiklerini bu nedenle de davayı  deniz ihtisas mahkemesinde açtıklarını, bunun aksine bir durumda bu taleplerinin gerçekleşmesinin zorlaşacağını bir de yetki sorunu ortaya çıkacağını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu'nun 5(2) maddesinde \"Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4'üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer Kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir\" hükmü getirilmiştir.Denizcilik İhtisas Mahkemeleri'nin davaya bakabilmesi için davanın deniz ticareti ve deniz sigortasından kaynaklanması gerekli ve zorunlu olup, somut olayda uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanmış olan “gemi yapım sözleşmesinden” kaynaklanmakta ve taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi mevcuttur. Uyuşmazlığın sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerindeki eser sözleşmesi hükümlerine göre incelenip çözümlenmesi gerekir. Genel mahkemeler (asliye hukuk, sulh hukuk, asliye ticaret) ile ihtisas mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. Görev kamu düzeninden olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemelerce ve istinaf incelemesi sırasında bölge adliye mahkemelerince kendiliğinden göz önünde tutulur. <br>Davada, tarafların her ikisi de tacir olup, uyuşmazlık da ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğmuştur. Deniz ticaret mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık söz konusu olmayıp, davaya bakma görevi genel mahkeme niteliğindeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne aittir. Bu nedenle asıl dava davacısının istinaf sebebi yerinde değildir.<br>Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br> 1-İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/09/2021 tarih ve 2020/238 Esas, 2021/353 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, <br>2-İstinaf  harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. <br>\t<br><br><br>\t\t<br>\t\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93588c898c93c9aa","SID":"83647ce8e66668b2"}}