{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br><br><br><br>T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/752 <br>KARAR NO\t: 2022/515<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 07/02/2022 tarihli ek karar.<br>NUMARASI\t: 2022/14 D.İş-  2022/17 K.<br>DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir<br>Taraflar arasında görülen ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması  sonucunda, kararda yazılı nedenlerle verilen ihtiyati  tedbir  kararına yönelik  itirazın kabulüne ilişkin verilen ek karara karşı, tedbir talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin  Dilovası/ Kocaeli IMES OSB'de demir çelik sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu ticari işler kapsamında ... Limited Şirketin'den  satın aldığı ürünlerin, taşıyan tarafından alıcı müvekkili şirketi adına ,...   numaralı  konşimento tahtında  09.04.2021'de Gümrük İdaresine teslim edildiğini ve malların  GDY İşletmesinin  Gümrük İdaresi adına işlettiği ... Kod numaralı gümrük ambarına geçici olarak konulduğunu,  taşıyanın yük üzerinde hakimiyeti kalmadığı için yükü teslim etme iradesi ve sorumluluğunun bulunmadığını, somut olayda eşyanın tesliminin muaccel olduğu 12/04/2021  tarihinde acenteye bir borç olmadığı halde,  mahkemenin 2021/45 D. İş dosyasına bu acentenin sunmuş olduğu 03.06.2021 tarihli dilekçede“…lokal masrafların ödenmediği, orjinal konşimentonun kendisine verilmediği ”  şeklinde iddianın öne sürüldüğünü,  Haydarpaşa Gümrüğüne tescilli 09/04/2021 tarih ...  sayılı TCGB 12/04/2021 tarihli ve ... sayılı T.C. Çıkış kontrol fişi muhtevasının tüm işlemlerinin tamamlandığını, vergilerin ve liman masraflarının ödendiğini, buna rağmen yükün teslim edilmediğini belirterek, bahsi geçen sebeplerle müvekkiline ait yükün teslimi için ihtiyati tedbir kararı verilerek Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, fazlaya ilişkin hakları ve dava talepleri  saklı tutulmasına, yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 08/07/2021  tarihli kararıyla; \"...Dosya kapsamına ... A.Ş. Tarafından sunulan   03/06/2021 tarihli dilekçenin incelenmesinde, mahkememizden sorulan ... nolu konteyner muhteviyatı emtianın alıcısına teslimine muvafakat edip etmediği hususuna cevaben, müvekkilin şirketin acenteliğini yaptığı  armatöre iletildiği, armatörden aldığı bilgiye göre yük alıcısı tarafından anılan ... nolu konşimentonun tüm orjinal setleri müvekkili şirkete ibraz edilmediğinden ve oluşan lokal masraflar ödenmediğinden ... nolu konteyner muhteviyatı emtianın alıcısına  teslimine muvafakatının bulunmadığını bildirmiştir.  TTK'nun 1202. maddesinde taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıktığında çekişmeli tutarın mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz taşıyanın eşyayı teslim etmek zorunda olduğu hükmü düzenlenmiştir. Eldeki dosyada, mal faturasının ödendiğine dair banka dekontunun 22/04/2021 tarihinde sunulduğu, navlunun  yükleme yerinde peşinen ödendiğine dair konşimentoda bulunan CIF/ PREPAİD kaydı, ... A.Ş. 'nin sadece lokal masrafların ödenmediğine dair beyanı nazara alınarak  Haydarpaşa Liman İşletmeleri tarafından acenta onaylı konşimentonun verilmediği gerekçesi ile malın limandan çekilemediği...\"gerekçesiyle;  TTK'nın 1202. maddesi gereğince sunulan mal faturasının ödendiğine dair banka dekontundaki 72.915,45 USD 'nin %10 'una tekabül eden 7.291 USD  teminatın, ihtiyati tedbir talep eden tarafça mahkeme veznesine depo edilmesi halinde  Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğünün ... sayılı,  07/04/2021  tarihli Özet Beyanda ...  numaralı konşimentoya kayıtlı ...  numaralı  konteynerlerin  talep eden şirkete teslimine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, HMK'nın 394. maddesi uyarınca, TCDD vekili ile feri müdahale talep eden üçüncü şahıslar ... izafeten ... A.Ş. ve ...A.Ş. vekilleri tarafından, HMK'nın 394. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati tedbire itiraz eden TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü vekili, itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıma işleminde ifa yardımcısı durumunda olduğunu, bu nedenle malın alıcıya teslimi için somut olayda yük teslimat formunun ibrazının gerektiğini, bu hususta itiraz dilekçesinde emsal Yargıtay ve Anayasa mahkemesi kararlarını sunmuş olduklarını, kendilerine husumet yöneltilerek tedbir kararı alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, itirazlarının kabulüne ve ihtiyati tedbir karının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Feri müdahale talep eden ...  izafeten ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekilleri 24.08.2021 havale tarihli itiraz dilekçelerinde özetle; ekte sunulan konşimento kapsamında müvekkilinin taşıyan olduğunu, işbu dosyada verilecek kararın müvekkili şirketi de etkileyeceği gözetilerek feri müdahil taleplerinin kabulünü talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, tedbir kararının itirazları doğrultusunda kaldırılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise mal bedelinin en az iki katı tutarında teminat yatırılmasına karar  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği  27/09/2021  tarihli ek kararıyla;    ''...mal bedeli ve navlun faturasının ödendiği ve Haydarpaşa Liman İşletmeleri tarafından acenta onaylı konşimentonun verilmediği gerekçesi ile malın limandan çekilemediği anlaşılmakla, TTK'nun 1202. maddesi gereğince olası ek masraflara teminat olmak üzere mal bedeli olan 7.291,00 USD'nin %10 una tekabül eden 7.291,00  USD nin talep eden tarafça mahkememiz veznesine depo edilerek  Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nün 07/04/2021 tarih ... no.lu beyanname ve ... nolu konşimentoya kayıtlı ... nolu konteynırdaki  malların  talep eden şirkete teslimine şeklinde verilen kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu, kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.\"  gerekçesiyle; 2021/91 Değişik iş- 2021/94 Karar numaralı ilamıyla verilen karara itirazın reddi ile ihtiyati tedbir kararın aynen devamına, karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, karşı taraf TCDD vekili ile  feri müdahale talep edenler vekili  tarafından  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Söz konusu kararın istinaf incelemesi Dairemiz tarafından yapılmış olup, Dairemizin  2021/2049 Esas ve 2021/1658 Karar sayılı  ilamı ile HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca 27.09.2021 tarihli  ek karar kaldırılmıştır. Bunun üzerine ilk derece mahkemesi, itirazı kaldırma kararımız doğrultusunda yeniden inceleyerek verdiği 07.02.2022 tarihli kararla; \"...6100 sayılı yasanın 397.maddesinde İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler belirtilmiştir.  '(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.' şeklinde düzenlenmiştir. Dosya içerisinde bulunan tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahkememizin 2021 / 91 D.İş. Sayılı dosyasında verilen 08.07.2021 tarihli karar ile 'Talep eden vekilinin talebinin KABULÜ ile 7.291,00  USD teminatın TL karşılığı olan 63.390,14  TL' nin mahkememiz veznesine yatırılması halinde Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü’nün IM003587 sayı  07/04/2021  tarihli HLCUB012102DPSF9  no.lu konşimentoya kayıtlı HLXU100187-3  no.lu konteynırların ... TİC. LTD. ŞTİ'ye teslimine, Şeklinde karar verildiği,  ihtiyati tedbir kararının dava açılmadan önce verildiğinin anlaşıldığı, buna karşın 6100 sayılı yasanın 397 maddesi uyarınca ihtiyati tedbiri tamamlayıcı işlem olan ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorunda olmasına karşın uyaptan yapılan sorgulamada ihtiyati tedbir kararını talep eden tarafın açıklanan yasal süre içerisinde esas hakkındaki davasını açmadığı , buna ilişkin evrakı dosya içerisine fiziken sunmadığı görülmekle\" gerekçesiyle;  2021/91 D. İş sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazların kabulü ile 2021/91 D. iş dosyası kapsamında verilen ihtiyati tedbirin kabulü kararının kaldırılmasına,  karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesinin 07.02.2022 tarihli bu ek kararına karşı, ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Malların müvekkiline ait olduğu hususunda dosya kapsamında bir ihtilaf bulunmadığını,Yasal düzenlemeler ve yargı kararları gereğince, gümrük işlemleri tamamlanan malın alıcısına teslimi için gümrük beyannamesi ve ekindeki konişmento haricinde alıcıdan ayrıca yük teslim talimat formu istenmesinin hukuki dayanağı bulunmadığını,Somut olayda, eşya gümrük ambar memuru ile itiraz eden TCDD işletme memuru ve müvekkilini temsil eden gümrük müşavirinin her üçünün birlikte  imza ettiği resmi teslim belgesi olan ... sayılı T.C. Ambar Çıkış Fişi  karşılığında Gümrük Kanunun 69. maddesi ve Yönetmeliğin 130. maddesine göre Haydarpaşa Gümrük İdaresi tarafından malın gümrük ambarı işletmesinde muhafaza altına alındığını, gümrük işlemlerinin  tamamlandığını, gümrük beyannamesi ve ekindeki konşimentoya rağmen malın teslim alınamadığını,  gümrük ambarında bulunan malların, ancak tedbir talebinin kabulüne ilişkin karara istinaden müvekkili şirket tarafından yasal düzenlemelere uygun olarak usulünce teslim alınmış olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbire itirazların da konusuz kaldığını, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/91 D. İş sayılı  tedbir talebinin kabulüne ilişkin kararın, HMK'nın 397 ve devamı maddelerinde düzenlenen mahiyette bir tedbir kararı olmayıp TTK'nın 1202. maddesine göre verilen bir karar olduğunu, TTK'nın 1202. maddesinde, HMK'nun 397. Maddesindeki düzenlemenin aksine, eden taraf için belli bir süre içerisinde dava açma yükümlülüğünün getirilmemiş olduğunu, zaten mevcut durumda müvekkili şirket tarafından açılabilecek herhangi bir dava da bulunmadığını,Taşıyanın  port to port (limandan limana ) taşıdığı eşyayı varışta  gümrüğe teslim etmiş olduğunu, dolayısıyla eşya üzerinde hakimiyetinin sona erdiğini,Eşyanın mülkiyetinin ihtilaflı olmadığını, mahkeme kararına  itirazları olsa da  ithal eşya  tesliminde yasal düzenlemenin belirlenmiş olduğunu, o halde TCDD’nin, eşyanın bulunduğu G029 kodlu gümrük ambarını işletme ruhsatını  taahhütname karşılığında aldığını, bağlı olduğu Haydarpaşa Gümrük İdaresi adına eşyayı  muhafaza edip işlemleri tamamlanınca  eşyayı  ilgilisine teslim etmekle yükümlü olduğunu, Diğer itiraz eden  üçüncü kişinin beyanlarına ilişkin olarak ise  somut olaydaki mevcut yasal düzenlemenin Danıştay tarafından denetlendiğini, şu aşamada teslim şekline itirazın abesle iştigal olduğunu, ayrıca talep konusu eşyanın tesliminin muaccel hale geldiği 12.04.2021 tarihinde eşyaya ilişkin liman (lokal) masraflar için  bir alacağın bulunmadığını,  mahkemeye depo edilen teminattan  bugüne kadar  üçüncü kişinin bir talebi de bulunmadığına göre itirazının  hiçbir dayanağının bulunmadığını,Eşyayı teslim etmeye yetkili Haydarpaşa Gümrük İdaresinin  ise ibraz ettiği cevap  dilekçesinde, “eşyanın tesliminde Gümrük Mevzuatı açısından bir sakınca bulunmamaktadır\" şeklinde beyanda bulunduğunu,  zaten ithal eşya tesliminde başka bir mevzuat uygulamasının da olmadığını, Yukarıda bahsi geçen sebeplerle ilk derece mahkemesinin 07.02.2022 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebine konu malın tedbir kararı gereği gümrük ambarından yasal düzenleme uyarınca teslim edilmiş olduğu ve eşyanın teslimi için başkaca bir düzenlemenin de bulunmadığı, bu nedenle itirazın konusuz kaldığı dikkate alınarak, itirazın konusu kalmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Talep, deniz yoluyla taşınan ithalata konu malların teslimi konusunda HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca  ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. Talep eden, her türlü masraf ve harçları ödendiği ileri sürülen emtianın, taşıyanın onayının ya da onun tarafından düzenlenen teslim belgesi ya da ordino aranmaksızın kendisine teslim edilmesi konusunda ihtiyati tedbir talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince, TTK'nın 1202. maddesi uyarınca verilen tedbir kararına  HMK'nın 394. maddesi uyarınca yasal süresi içinde itiraz edilmesi üzerine yukarıda açıklanan gerekçelerle ve aşamalar sonucu, ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüne ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair ek  karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından, yasal süre içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü açısından, öncelikle tedbir talep edenin talebinin hukuki mahiyetinin ortaya konulması gerekir. Talep eden vekili, ithalata ve deniz yoluyla taşımaya konu emtianın tedbir yoluyla kendilerine teslimi için eldeki ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş, ancak karşı taraf olarak taşıyanı değil, gümrük idaresini ve geçici depolama alanının işletmecisini göstermiştir. Talep eden, talebinin hukuki dayanağı olarak ise TTK'nın 1202. maddesini göstermiştir. Talebe dayanak yapılan TTK'nın 1202. maddesindeki düzenleme şöyledir: \"(1) Taşıyanın alacakları hakkında uyuşmazlık çıkarsa, çekişmeli tutar, mahkemece belirlenecek yere yatırılır yatırılmaz, taşıyan, eşyayı teslim etmek zorundadır. (2) Taşıyan, eşyanın tesliminden sonra, yeterli teminat göstererek yatırılmış olan tutarı çekebilir.\" Yasal düzenlemeden açıkça anlaşıldığı üzere, bu maddeye dayalı talebin muhatabı, gümrük idaresi ya da antrepo işletmecisi değil, taşıyandır. Çünkü, eşyanın yük alıcısına teslim borcu, taşıma sözleşmesinden doğan nispi bir borç olup, bu borcu yerine getirme ve dolayısıyla malı alıcısına teslim etme borcu, taşıyana ait bir borçtur. Yük, taşıtandan başka birisine teslim edilecekse, taşıma sözleşmesi ve konşimento  uyarınca yük alıcısının malın kendisine teslimini talep edebilmek için taşıyana ödeme yapma yükümlülüğü TTK'nın 1203. maddesinde düzenlenmiştir. Yani, yük alıcının taşıtan veya üçüncü bir kişi olması, varılacak hukuki sonuç açısından önemli değildir. TTK'nın 1202. maddesinde, taşıyanın taşıma ilişkisinden doğan teslim borcunu yerine getirmemesi halinde, yük alıcısına, mahkemeye başvurarak taşıyanı teslime zorlama imkânı getirilmiştir. Buna ilaveten, TTK'nın, taşıyanın hapis hakkını düzenleyen 1201/1. maddesi uyarınca taşıyan, navlun sözleşmesinden doğan bütün alacakları için TMK’nın 950 ilâ 953 üncü maddeleri uyarınca eşya üzerinde hapis hakkına sahiptir. Salt bu nedenle dahi, TTK'nın 1202. maddesine dayalı talebin, taşıyana yöneltmesi gerekir. Bu açıklamalar uyarınca, ihtiyati tedbir talep edenin talebini, taşıyan yerine taşıma sözleşmesinden doğan teslim borcunu yerine getirmekle yükümlü tutulması mümkün olmayan gümrük idaresine ve taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olan depolama alanı işletmecisine yöneltmiş olması karşısında, ilk derece mahkemesinin TTK'nın 1202. maddesine dayalı bu talebin esasını incelemesi mümkün değildir.Gümrük idaresinin ve depolama alanı işletmecisinin, taşımaya konu malın ithalatçıya veya diğer yük alıcılarına teslimi konusunda sözleşmesel bir yükümlülükleri yoktur.  4458 sayılı Gümrük Kanunu ile gümrük idaresinin ordino veya teslim talimatı isteme zorunluluğu kaldırılmıştır. Gümrük idarelerinin görevleri, emtianın gümrükle ilgili pozisyonu, tarifesi, ithalinin serbest olup olmadığı ve gümrük vergisini ödenip ödenmediği gibi gümrükleme  işlemleri ile ilgilidir. Antrepo hizmetlerinin ifası ise liman idareleri veya özel kişiler tarafından yürütülür. Yani somut olayda  emtianın alıcıya teslim edilip edilmeyeceğinin değerlendirilmesi hususunda gümrük idaresinin yetkisi yoktur. Ancak  gümrükleme işlemine tabi tutulan emtianın, gümrükleme mevzuatından kaynaklı bir meseleden dolayı  gümrükten çekilmesine izin verilmemesi durumda ortaya çıkan uyuşmazlığın çözüm yeri ise idari yargı yerleridir. <br>Gümrük mevzuatı açısından ordino veya taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim formunun aranmayacak olması, yükün alıcıya teslimi bakımından taşıyanın ya da acentesinin onayının aranmayacağı anlamına da gelmez. Gümrük mevzuatındaki düzenleme, sadece eşyanın gümrük çıkış işlem ve izinleriyle ilgili olup eşyanın alıcısına teslimiyle ilgili değildir. Taşımaya konu eşyanın, taşıma ilişkisindeki alıcısına teslimi, taşıma hukukunun bu konudaki düzenlemelerine tabidir. Diğer bir deyişle, taşıma sözleşmesinden doğan teslim talebinin, taşıma sözleşmesinin tarafı olan taşıyana karşı ileri sürülmesi gerekir. Gümrük Yönetmeliği'nin 94. maddesinde de vurgulandığı üzere, gümrük idaresinin ithalat işlemindeki görevi, ithalatın gümrük mevzuatına uygun olup olmadığını tespit etmek ve uygun bulunması halinde eşyanın gümrükten çekilebilmesi için gerekli izin ve buna ilişkin belgeleri vermekten ibarettir. Bunun dışında, bir de taşınan eşyanın alıcıya teslimi borcundan sorumlu tutulması söz konusu değildir. Gümrük Yönetmeliği'nin \"Eşyanın Teslimi\" başlıklı 130. maddesindeki, eşyanın konşimento hamiline teslim edileceğine dair düzenleme ise gümrük çıkış işlem ve izinlerinin kimin talebi üzerine ve kim lehine düzenleneceği ile ilgili açıklayıcı bir düzenlemedir. Yani, bu düzenlemeden hareketle gümrük idaresinin eşyayı bizzat teslim etmekle yükümlü olduğu sonucu çıkarılamaz. Gümrük idarisinin, gümrük mevzuatı uyarınca eşyanın çekilmesine izin verilmemesi halinde ise ortada bir idari işlem söz konusu olacağından, yük alıcısının gümrük idaresi aleyhine olan taleplerini idari yargı mercileri nezdinde ileri sürmesi gerekir. Zaten somut olayda da gümrük idaresi, en başından itibaren, ithalata konu emtianın gümrükten çekilmesine gümrük mevzuatı bakımından bir engel bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir talep edenin, esasen gümrük idaresini hasım göstererek tedbir talep etmesine de gerek bulunmamaktadır. İhtiyati tedbir talep eden vekili, Danıştay kararı uyarınca, taşıyanın ya da acentesinin onayladığı yük teslim belgesine ya da ordino tevdiine gerek olmadığını ileri sürmektedir. Bu iddiaya konu Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2016/2991 E- 2018/5551 K sayılı, 17.12.2018 tarihli kararının incelenmesinde: Temyiz incelemesine konu kararın Danıştay 10. Dairesince verildiği, Davacının Özimeks ...Ltd. Şirketi (davamızın davacısı), davalının ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olduğu, davanın konusunun ise deniz yoluyla ithal edilen yüklerin alıcılarına tesliminde uyulacak hususların belirlenmesine ilişkin Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticaret Genel Müdürlüğünün 17.05.2011 tarihli, 14765 sayılı genel yazının iptali talebi olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu idari işlem içeriğinde ise; \"Denizyoluyla İthal Edilen Malların Teslimi\" başlıklı olduğu, bu işlemde, taşıtanın (ithalatçı firma veya konşimentoya göre malın alıcısı) yükleyici tarafından gönderilen orijinal konşimentoyu ciro ederek taşımayı gerçekleştiren taşıyan, taşıyan temsilcisi acente veya taşıma işleri komisyoncusuna ibraz edeceği, taşıyanın (taşıyan temsilcisi acente veya taşıma işleri komisyoncusu) alıcının ibraz ettiği cirolu konşimento karşılığında yük teslim talimat formunu tanzim ederek alıcıya vereceği, taşıtanın, yükün gümrük vergilerini ödeyerek gümrükle ilişiği kesmesi sonrası yük teslim talimat formunu geçici depo veya antrepo işleticilerine ibraz edeceği, depo veya antrepo işleticilerinin yük teslimat formunun ibrazı karşılığında yükü alıcısına teslim edeceği yönünden düzenleme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın  Danıştay 10. Dairesinde görüldüğü, anılan Dairenin 2011/9380 E- 2015/4632 K sayılı, 27.10.2015 tarihli kararıyla davanın (iptal talebinin) reddine karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, işleme konu idari düzenlemeyi yapma yetkisinin Deniz Ticareti Genel Müdürlüğüne ait olmadığı, bu alanda düzenleyici idari işlem yapma yetkisinin, yürürlükteki mevzuat uyarınca Gümrük Müsteşarlığına ait olduğu, dolayısıyla dava konusu idari işlemin yetki yönünden iptali gerektiği gerekçesiyle, danıştay 10. Dairesinin anılan kararının bozulduğu anlaşılmaktadır. Bu karar içeriğinden de anlaşılacağı üzere; Danıştay kararında, deniz yoluyla taşınan ithalata konu malın yük alıcına teslimi için taşıyan veya onun adına acentesinin düzenlediği yük teslim formunun düzenlenmesi ve ibrazı gerektiğine ilişkin idari işlemin, meri mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle değil, bu düzenlemeyi yapan idari birimin yetkisiz olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği açıktır. Bu durumda, bu idari işlem hiç yapılmamış olsaydı teslim konusunda hangi mevzuat uygulanacak idiyse, teslim konusunda o koşulların aranması gerekir. Nitekim, davamızın davacısı olan şirketin, mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru üzerine, Yüksek Mahkemenin 2015/13851 Başvuru numaralı, 27.06.2018 tarihli kararında, davacının ithal ettiği malların teslimi için taşıyan ya da acentesi tarafından düzenlenen \"yük teslimat formu\" ibrazı şartının aranmasının davacının mülkiyet haklarını ihlal etmediğine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, geçici depolama alanını işleten liman işletmesinin, Yargıtay 11. HD'nin yerleşik içtihadı uyarınca taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olduğuna vurgu yapılmış ve ayrıca; liman işletmesinin emtiayı, taşıyandan aldığı talimat doğrultusunda kime teslim etmesi gerekiyorsa ona teslim edeceği, diğer bir deyişle, liman işletmesinin sıkı belge kontrolünde bulunuyor olmasının, taşıyanın teslime yönelik rızasını tevsik eder mahiyetteki belgelerin ibrazının aranmasının ve uluslararası deniz taşımacılığı mevzuatının bu noktada esnek olmayan hükümler içermesinin, deniz ticaretinin belirli bir güvenlik seviyesinde seyri için elzem olduğu hususunda genel geçer bir yaklaşım olması nedeniyle davacı bakımından hak aramayı zorlaştırıcı düzenlemeler olmadığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, malın teslim alınabilmesi için taşıyanın ya da acentesinin düzenlediği yük teslim formu ya da ordino aranmasının deniz ticaretinin güvenliği için gerekli hususlar olup, bu durumun davacının mülkiyet haklarını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir.Anayasa Mahkemesi karar gerekçesinde de belirtildiği üzere, deniz yoluyla taşınan emtianın yük alıcısına teslimi, deniz ticaretinin genel hükümlerine tabidir. Bakanlığın düzenlediği bir idari işlemin, idari yargı mercilerince yetki yönünden iptaline karar verilmiş olması, bu konudaki deniz ticaretinin genel hükümlerinin uygulanmasına engel olmayacaktır. Bu konuda deniz ticaretinin genel hükümleri incelendiğinde: TTK'nın 1201, 1202 ve 1203. maddeleri uyarınca, yükün alıcıya teslimi talebinin muhatabı, taşıyandır. Dolayısıyla, teslimle ilgili taleplerin taşıyana yöneltilmesi gerekir; yetkisi gümrük mevzuatı bakımından denetimleri yaparak gümrük çıkış izin ve belgelerini düzenleyen gümrük idaresi veya taşıyanın ifa yardımcısı konumunda olan liman işletmesi değil.Diğer taraftan, konşimentonun tanımının yapıldığı TTK'nın 1228/1. maddesi uyarınca, konşimento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. Bu tanıma göre, taşınan emtia için bir konşimento düzenlenmişse, taşıyan, taşıdığı emtiayı ancak konşimentonun kendisine ibrazı karşılığında teslim edebilir. Çünkü konşimento, taşınan eşyayı temsil eden ve malın zilyetliğinin devrine gerek olmaksızın onun tedavülüne imkân sağlayan bir kıymetli evraktır (Emine YAZICIOĞLU, KENDER- ÇETİNGİL Deniz Ticareti Hukuku, 6. Basım, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2020) . Konşimento nama, hamiline veya emre yazılabilir. Nama yazılı konşimentonun alacağın temliki hükümlerine göre, hamiline yazılı konşimentonun devri suretiyle ve emre yazılı konşimentonun cirosu suretiyle taşınan emtianın tedavülü sağlanır (Bülent SÖZER, Deniz Ticareti Hukuku-I, 5. Basım,Vedat Kitapçılık,  İstanbul, 2019, s.439-441). Konşimentonun kıymetli evrak hükümlerine göre devrinin mümkün olması nedeniyle, taşınan yük üzerindeki hak sahipliği, ancak konşimentonun ibrazıyla ispat edilebilir. Yani konşimentonun, taşımaya konu eşya üzerindeki hak sahibinin teşhisi fonksiyonu vardır (Ecehan YEŞİLOVA, Konişmentonun İspat Kuvveti, Güncel Yayınevi, İzmir, 2006, s.43-47). Esasen taşıyan, taşıdığı yük ile ilgili olarak bir konşimento düzenlediğinde, eşyayı sadece konşimento ibraz eden kişiye teslim edeceğini, bunun dışındaki kişilere (örneğin yükletene) teslim etmeyeceğini de üçüncü kişilere taahhüt etmiş olur (YAZICIOĞLU, a.g.e., s.380-382). Bu taahhüt sayesindedir ki üçüncü kişilerin konşimentoya dayanarak hak iktisap etmeleri mümkün olur. Taşınan malın alıcısına teslimi, taşıyanın navlun sözleşmesinden doğan teslim borcunun ifası niteliğindedir. Teslim, yük üzerindeki doğrudan zilyetliğin yük alıcısına nakledilmesi ve alıcının da yükün zilyetliğini devir almasıyla gerçekleşen hukuki bir işlemdir. Teslimle birlikte navlun sözleşmesi ifa edilmiş olur ve taşıyan da borcundan kurtulmuş olur (SÖZER, a.g.e., s.427). Gerçek konşimento ibraz edilmeden malın teslimi halinde, taşıyan, ileride gerçek konşimentoyu ibraz edecek kimselere karşı sorumlu olmaya devam eder. İbraz edilen konşimentonun gerçek konşimento olup olmadığını belirleme yetkisi de bu belgeyi bizzat veya kaptanı eliyle düzenlemiş olan ve konşimentoyu düzenlemekle hak sahibini bu belgeye göre teşhis edeceğini taahhüt etmiş olan taşıyana aittir.  Ancak bu şekilde taşıyanın teslim borcunu sağlıklı bir şekilde ifa etmesi mümkün olabilecektir. Mal, ancak taşıyanın onayıyla alıcına teslim edildiği takdirde, teslimle ilgili hususlar bakımından taşıyanın sorumluluğuna gidilmesi mümkün olabilir. Yani, gümrük idaresi ve liman idaresi, taşıyanın ya da acentesinin teslime onayını gösteren belge ibraz edilmeden yükü alıcı olduğunu iddia eden  kişiye teslim ettiğinde, gümrük idaresine ibraz edilen konşimentonun sahte olması veya diğer bir hukuki nedenle ibraz eden kişinin hak sahibi olmadığının anlaşılması halinde, bundan doğan sorumluluk taşıyana yüklenemeyecektir. Gümrük idaresinin bu sorumluluğu üstlenmesini gerektirecek bir düzenleme de bulunmamaktadır. O halde, taşıyanın, sözleşmeden doğan teslim borcunun ifası konusunda sorumluluğu bulunduğuna göre, teslim konusundaki tasarruf yetkisinin de taşıyana ait olduğunun kabulü gerekir.Bu bağlamda TTK'nın 1230 ilâ 1235. maddelerinden de söz etmekte fayda vardır. Madde 1230 uyarınca konşimentonun meşru hamili, eşyayı teslim almaya yetkilidir. Ancak, konşimento birden fazla nüsha olarak düzenlenmişse, eşya, tek nüshanın meşru hamiline teslim edilir. Madde 1231 uyarınca, konşimentonun birden fazla sureti varsa ve birden fazla konşimento hamili yükün kendisine teslimi için taşıyana ya da kaptana başvurmuşsa, kaptan, hepsinin istemini reddederek eşyayı umumi ambara veya başka güvenli bir yere tevdi etmek ve bu şekilde hareket etmesinin sebeplerini de göstererek bunu konşimento hamillerine bildirir. Madde 1232'de yükletenin talimatıyla teslime dair özel düzenleme mevcuttur. Kaptan bu hükümlere aykırı davranırsa, taşıyan, konşimentonun meşru hamiline karşı sorumlu olmaya devam eder (Madde 1232/f.3).  Madde 1235 uyarıca, kaptan eşyayı henüz teslim etmeden birden çok konşimento hamili ona başvurup ellerinde bulundurdukları konşimento nüshalarına dayanarak eşya üzerinde birbirine zıt haklar ileri sürerlerse, konşimentonun birden çok nüshalarını çeşitli kişilere devretmiş olan ortak ciranta tarafından eşyayı teslim almaya yetkili kılacak şekilde ilk önce ciro ve teslim edilmiş olan nüshanın hamili diğerlerine tercih olunur. Bu yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, konşimentoya göre yük üzerindeki hak sahibinin tespiti her zaman çok basit olmayabilir. Özellikle konşimentonun birden fazla nüshasının bulunduğu durumlarda hak sahibinin teşhisi güçlük arz edebilir. Bu teşhis faaliyetini yapma yetkisi münhasıran taşıyana veye onun temsilcisi konumundaki kaptana ya da acenteye aittir. İbraz edilen konşimentoya göre hak sahibinin teşhisi, gümrük idaresine ya da onun ifa yardımcısı konumunda olan depolama alanı işleticisine ait bir görev değildir. Çünkü, hak sahibinin yasal düzenlemelere aykırı olarak yanlış teşhis edilmesi, yani eşyanın gerçek hak sahibi olmayan bir kişiye teslim edilmesi halinde taşıyan, konşimento hamili gerçek hak sahibine karşı sorumlu olmakta devam eder. Aynı yorumu, TTK'nın 1236. maddesindeki düzenleme de doğrulamaktadır. Anılan düzenlemede; eşyanın, ancak konşimento nüshasının, eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edileceği hükme bağlanmıştır. Bu açık düzenlemeye göre, yük alıcısı olduğunu iddia eden kişi, yükü temsil eden konşimentoyu taşıyana teslim karşılığında ve konşimentoya yükü teslim aldığını yazıp imzalaması karşılığında yükün kendisine teslim edilmesini isteyebilir. Bu talebin muhatabı, anılan yasal düzenleme uyarınca taşıyandır. Ancak bu halde taşıyanın, taşıma sözleşmesinden ve konşimentodan doğan haklarını kullanması, alacaklarını tahsil etmesi ve gerekiyorsa yük üzerindeki hapis hakkını kullanması mümkün olur. Taşıyanın kötü ifadan doğan sorumluluğundan da ancak bu koşulla söz edilebilir.Somut olayda, gönderenin ithal ettiği emtia, konişmento tahtında gemiyle taşınarak gümrük işlemlerinin tamamlanması, emtianın korunması ve muhafaza edilmesi için  TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün, taşıyan adına işlettiği  geçici depoya teslim  edilmiştir.  Taşıyanın ifa yardımcısı konumundaki TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, taşıyandan aldığı talimat doğrultusunda emtiayı teslim edebilir. Emtianın geçici depo alanına alınması, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ileri sürdüğünün aksine,  TTK'nın 1178/3.c bendinde tanımlanan nitelikte bir teslim değildir. Taşıyanın, yükü, gerçek hak sahibi alıcısına teslim etme yükümlülüğü devam etmektedir. TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü, emtiayı taşıyana izafeten ve onun ifa yardımcısı olarak deposunda muhafaza etmekte olup, emtiayı taşıyanın talimatıyla tam ve sağlam şekilde hak sahibine teslimle yükümlüdür. Bu nedenle, taşıyan veya acentesi, konşimento ve eklerini gümrük idaresinden bağımsız şekilde  kontrol etme ve malın teslimi konusunda talimat verme yetkisini haizdir. Bu nedenle, taşıyanın talimatları ile hareket eden TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğüne somut talep açısından husumet yöneltilmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalara göre, ihtiyati tedbir talep edenin TTK'nın 1202. maddesine dayandırdığı ve gümrük idaresi ile geçici depolama alanı işletmecisine yönelttiği  bu talebin, ilk derece mahkemesince husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Doğru hasma yöneltilmeyen bu talebin HMK'nın ihtiyati tedbiri düzenleyen genel hükümleri olan 389 vd. hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir. İlk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazı bu bağlamda değerlendirmesi isabetli olmuştur. HMK'nın \"İhtiyati Tedbiri Tamamlayan İşlemler\" başlıklı 397/1. maddesi, \"İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.\" düzenlemesini içermektedir. Dosya incelendiğinde; tedbir isteyen tarafça teminat yatırılarak  ihtiyati tedbir kararının  uygulanması yönünde gümrük müdürlüğüne ve liman işletmesine yazı yazılmasını mahkemeden talep etmek suretiyle tedbir karının infazını sağladığı anlaşılmaktadır. Ne var ki dosya kapsamında, infaz tarihten itibaren iki haftalık hak düşürücü süre içinde taşıyana karşı esas hakkında dava açıldığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmamış olup, bu durumda ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkmış, ihtiyati tedbire itirazlar da konusuz kalmıştır. İlk derece mahkemesince de bu husus tespit edilmiş olmasına ve karar gerekçesinin bu şekilde oluşturulmasına rağmen, konusu kalmayan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi hukuka ve kararın kendi gerekçesine aykırı olduğundan, kararın ve gerekçesinin Dairemizce resen düzeltilmesi gerekmiştir.Bu açıklamalara göre, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olmakla birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca karar gerekçesinin Dairemizce resen düzeltilmesi gerektiğinden, aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İhtiyati tedbir talep eden vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olmakla birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca kararın ve gerekçesinin resen düzeltilmesi gektiğinden, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itiraz hakkında verdiği 2022/14 D.İş sayılı, 07.02.2022 tarihli (ek) kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itiraz hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;<br>1-İlk derece mahkemesinin 2021/ 91 D. İş - 2021/94 K sayılı, 08.07.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının infazından sonra HMK'nın 397/1. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde esas hakkında dava açılmadığından ihtiyati tedbir kararı yasa gereği kendiliğinden ortadan kalkmış olmakla itiraz konusuz kaldığından, ihtiyati tedbire itiraz hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, 2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre, talep eden üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince  taraf vekillerine tebliğine,<br>5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355, 353/1.b.2. ve 394/son maddeleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 28.04.2022 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9bf1b70686e48aab","SID":"d6772f286db9547f"}}