{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1482 <br>KARAR NO\t: 2021/1549<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  davalının sorumluluk sigortacısı olduğu ... gemisinin 14.09.2007 tarihinde Trabzon-Soçi seferini yaparken battığını ve gemide bulunan müvekkiline ait çekici ve dorselerin üzerindeki mallarla birlikte tam zayi olduğunu, meydana gelen hasarın tazmini için diğer sorumlularla birlikte davalı ile yapılan görüşmelerin neticesiz kalması nedeniyle çekici, dorse ve üzerindeki mal bedellerine ilişkin zararların tahsili amacıyla İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ...esas nolu dosyası ile... gemisi donatanı, taşıyanı, işleteni, acentesi ve sigorta firması aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava dışı ...Sigortacılık Aracılık Hizmetleri A.Ş.’nin sigorta sözleşmesine ve tazminat görüşmelerine aracılık/acentelik etmesi nedeniyle, davalı şirkete izafeten Bora Sigortacılığa tebligat gönderildiğini, ilgili şirket tarafından tebligatın alınmadığını ve herhangi bir husumet itirazında da bulunulmadığını, icra işlemine devam edildiğini ancak firmanın Türkiye’de mal varlığının olmaması nedeniyle bir neticeye varılamadığını, ... S.A şirketi tarafından devralındığını, Türkiye’deki ...i Sigorta A.Ş. şirketine haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, davalı şirketin icra müdürlüğüne itirazda bulunulduğunu, itirazın süresinde olmadığı gerekçesiyle icra takibinin devamına karar verildiğini, davalı şirket tarafından icra mahkemesine usulsüz tebligatın tespiti için dava açıldığını, bunun üzerine verilen karar ile icra dosyasına yapılan itirazın geçerli hale geldiğini, malların zayi olmasında ilgili geminin sorumluluk sigortacısı olan davalı şirketin müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin Romanya’da mukim bir  şirket olması nedeniyle yetkili mahkemenin Romanya/Bükreş mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluk sigortacısı olduğunu, üçüncü kişilerin kendisine doğrudan talep hakkının bulunmadığını, davacının talebini öncelikle donatana karşı yönetmediğini ve zamanaşımının geçtiğini, müvekkili şirketine karşı doğrudan doğruya dava hakkının bulunmadığını, davacı tarafın geminin batması olayında taleplerini ilk olarak gemi maliki ve donatana yöneltmekle yükümlü olduğunu, Sunny Day gemisinin karine olarak denize, yola ve yüke elverişli olduğunu, seferi gerçekleştiren geminin birçok limana giriş çıkış yaptığını, gerçekleştirdiği seferlerde geminin yola elverişlilği ve belgeler açısından hiçbir sorunla karşılaşmadığını, geminin sertifikalarının tam ve eksiksiz olduğunu, davacının iddia ettiği hasar tutarının haksız, yersiz ve fahiş olduğunu, taşıyanın sorumluluğunun sınırlı olduğunu, talep olunan alacağın likit olmadığını savunarak, yetkisiz mahkemede açılmış bulunan davanın usulden reddine, husumet eksikliği yönünden reddine, zamaaşımı ve esas yönlerinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;  \"...5718 sayılı MÖHUK 46.maddesinde \"Bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyor ise davaya bakmaya yetkili olan mahkemenin sigortacının esas iş yeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubenin yada acentesinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesi\" olduğu kabul edilmiştir. Davacı taraf davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan yetkili mahkeme MÖHUK 46.maddesine göre belirlenmelidir. Sigorta poliçesini düzenleyen A... S.A ile bu şirketi devralan davalı .... yurt dışında mukim olduklarından dava konusu uyuşmazlık açısından mahkememizin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. ... gemisinin şuandaki sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi Romanya/Bükreşte bulunmakta olup sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği anlaşıldığından, MÖHUK 46.maddesine göre iş bu dava yönünden mahkememizin yetkisiz olduğu, yetkili mahkemenin davalının faaliyet merkezinin bulunduğu Romanya/Bükreş mahkemeleri olduğu kanaatine varıldığından davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine...\" gerekçesiyle, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine,   karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sorumluluk sigortacısının davalı  ...S.A. (E.... S. A.) olduğu \"...\" gemisinin  Trabzon-Soçi seferini yaparken batması sonucu müvekkilinin gemide bulunan çekici ve dorseler üzerindeki emtiasının tam zayi olduğunu, zararının karşılanması için donatana, işletene ve sigortacıya yönelik başlatılan takibin davalı sigorta şirketinin itirazı sonucu durduğunu, itirazın iptali davasında mahkemece verilen yetkisizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu; TTK'nın 1478. maddesi yarınca müvekkilinin uğradığı zararı doğrudan davalı sigorta şirketinden isteme hakkı bulunduğunu, anılan düzenlemede zarar görenin sigortacıya başvurmadan önce sigortalıya gitmesi zorunluluğu öngörülmediği gibi sigortalının iflas etmesi ya da önce sigortalının ödemesi şartlarına da yer verilmediğini, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu (MÖHUK)'nun  5. maddesinde, \"Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.\" düzenlemesi bulunduğunu, anılan düzenleme gereğince müvekkilinin doğrudan sigortacıya başvurusunda bir usulsüzlük bulunmadığını, TTK'nın 1478. maddesinin usule ilişkin bir madde olduğunu ve usule ilişkin konularda mahkemenin daima kendi hukukunu uygulayacağını, bu nedenle MÖHUK'un 5. maddesi sebebiyle taraflarca seçilen herhangi bir hukukun kamu düzenine aykırı olması sebebiyle uygulanmayacağı görüşü kabul edilmese dahi yine de TTK'nın 1478. maddesinin yabancılık unsuru taşıyan davalarda uygulama alanı bulacağını; Deniz Alacaklarına İlişkin Gemilerin Sigortalandırılması ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik, Bayrak Devleti Uygulamaları Kapsamındaki İdari İşlemlerde Muteber Kabul Edilecek P&I Klüpleri ve Sigorta Şirketlerine Dair Yönerge ile anılan Yönetmelikten doğan yasal hakların doğrudan P&I Klüplere karşı kullanılmasına olanak sağlayan TTK’nın 1478. maddesininin müdahaleci norm olduğunu ve P&I Sigorta sözleşmesine uygulanacak devletin hukuku izin vermese bile üçüncü şahsın doğrudan sigortacıya, yani P&I Klübe karşı dava açabileceğini, anılan Yönetmelik, Yönerge ve TTK’nın 1478. maddesinin müdahaleci norm niteliğinde olması sebebiyle uygulama alanı bulacağı göz önünde bulundurulduğunda, davalı şirkete doğrudan ve Türkiye'de dava açılabileceğini ve yabancı hukukun uygulanmasının Türk kamu düzenine aykırı olması halinde olaya Türk Hukukunun uygulanacağını; davalı sigorta şirketi ile sigortalı gemi donatanı  arasındaki sigorta sözleşmesinin, müvekkili şirket açısından üçüncü kişi yararına kurulmuş bir sözleşme olması nedeniyle müvekkilinin dava hakkının bulunduğunu, sözleşme gereği ifa yerinin Türkiye olduğu gibi batma hadisesinin de Türkiye karasularında meydana geldiğini ve Türk hukukunun uygulanacak olması nedeniyle mahkemesinin yetkisizlik kararının yerinde olmadığını, Türk hukukuna göre ve davalı sigorta şirketinin tabi olduğu Avrupa Birliği üye ülkesi Romanya Cumhuriyeti hukuku ve milletlerarası özel hukuk mevzuatı ile  Roma II Tüzüğü yollamalarıyla uygulanacak hukuk bakımından zarar görenin, sigortacıya doğrudan başvuru hakkı bulunduğunu, olayın Türkiye karasularında meydana geldiği gibi, zarar gören olarak davacı şirket bakımından da sözleşmenin ifa yerinin Türkiye olduğunu, davalı şirketin tabi olduğu Romanya Cumhuriyeti'nin bir Avrupa Birliği ülkesi olduğunu ve bu nedenle Romanya Cumhuriyeti'nin tarafı olduğu o tarihte yürürlükte olan Avrupa Birliği Komisyonu'nun 44/2001 Regülasyonu (Brüksel I Tüzüğü) ile bu Regülasyon'un yerine gelmiş ve cari olan Brüksel I BIS Tüzüğü'nün, zarar görene, zararın meydana geldiği yerde dava açma hakkını tanıdığını; zarar sonrası emtianın zayi olması nedeniyle donatana, işletene ve  sigorta kapsamında davalı sigorta şirketine karşı takip başlatıldığını, mahkemece Türk mahkemesinin yetkili hale gelmesi için sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlı olduğu, ancak sigorta poliçesinin yurt dışında düzenlendiği belirtilerek yetkisizlik kararı verilmiş ise de sigorta poliçesinin düzenlenmesinde ve taraflar arasında tazminata ilişkin yapılan görüşmelerde dava dışı ...Hizmetleri A.Ş.'nin aracılık ettiğini,  ...ri A.Ş.'nin sigorta sözleşmesine aracılık/acentelik etmesi nedeni ile ...'a izafeten ...eri A.Ş.'ye tebligat gönderildiğini, ilgili şirket tarafından tebligatların alınmasına rağmen herhangi bir itirazda bulunulmadığını, TTK hükümlerine göre acentelik sözleşmesinin şekle bağlı olmadığını, sözleşmenin zımni anlaşma yoluyla da kurulabileceğini, acentenin sözleşmenin kuruluşu ve zararın tazmini aşamasındaki eylemleriyle sözleşmenin uluştuğunun kabulü gerektiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden de acentelik ilişkisinin kurulduğunun anlaşılacağını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE<br>  Dava; gemi ile taşınan yükün zayi olmasından dolayı meydana gelen zararın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.<br>Mahkemece, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.<br>5718 sayılı MÖHUK'un 46. maddesi uyarınca, bir davada ileri sürülen alacak talebi sigorta sözleşmesinden kaynaklanıyorsa, davaya bakmaya yetkili olan mahkeme; sigortacının esas işyeri veya sigorta sözleşmesini yapan şubesinin veya acentasının Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak sigorta ettirene, sigortalıya veya lehdara karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, onların Türkiye'deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesidir. <br>Davaya konu icra takibinin davalı sigorta şirketine izafeten  ... A.Ş.' ye yönelik başlatıldığı ve ödeme emrinin ...Sigortacılık Aracılık Hizmetleri A.Ş.' ye tebliğ edildiği tesbit edilmiştir.<br>Dosya arasında bulunan İstanbul 10 İcra Hukuk Mahkemesin 12.05.2015 tarih ve 2014/1356 Esas-2015/34 Karar sayılı ilam sureti incelendiğinde; davalı tarafından davacı aleyhine davaya konu icra dosyasındaki ödeme emrinin usulsuz tebliğ edildiğinin tespit edilerek ödeme emrinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Yargılama aşamasında dava dilekçesinin davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü kanalıyla  istinabe yoluyla tebliğ yapıldığı dosya kapsamından belirlidir. <br>Taşımada kullanılan ... gemisinin Panama bayraklı olması, geminin klüp sigortacısı olan davalı şirketin de Romanya'da faliyet göstermesi nedeniyle dava konusu uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından, yetki itirazı MÖHUK'a göre tespit edilmelidir. Davalı hakkında başlatılan icra takibi ile işbu dava sigorta poliçesine dayandırılmış olup  taşımada kullanılan ... gemisinin sorumluluk sigortacısının başlangıçta .... S.A iken devam eden süreçte bu şirketin davalı  ... S.A.  tarafından devir alındığı anlaşılmaktadır.<br> Dosyaya sunulan sigorta poliçesi ile tercümesinden ...S.A. Insurance and...A tarafından sigortalandığı, sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği tesbit edilmiştir. <br>Davacı, davalıya karşı ileri sürdüğü tazminat talebini davalı ile donatan arasındaki sorumluluk sigortasına dayandırmış olduğundan, yetkili mahkeme MÖHUK'un 46. maddesine göre belirlenmelidir. Sigorta poliçesini düzenleyen ... Insurance and ...e bu şirketi devralan davalı ...are S.A. yurt dışında mukim olduklarından dava konusu uyuşmazlık açısından mahkemenin yetkili hale gelmesi sigorta poliçesinin sigortacının Türkiye'de bulunan bir şubesi ya da acentesi tarafından düzenlenmiş olması koşuluna bağlıdır. ...gemisinin şu andaki sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi Romanya/Bükreşte bulunmakta olup sigorta poliçesininde yurt dışında düzenlendiği dosya kapsamı ile sabit olup, ... Sigortacılık Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin  sigorta poliçesinin düzenlenmesine aracılık ettiği ve davalı şigorta şirketinin Türkiye acentesi olduğu davacı tarafça ispatlanamadığından MÖHUK 46. maddesine göre davanın yetkisizlik nedeni ile  usulden reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir (Emsal nitelikte bknz: Yargıtay 11 HD'nin 2015/11168 E- 2016/6547 K sayılı içtihadı ve aynı Dairenin 2017/646 E- 2018/7058 K sayılı  içtihadı).<br>TTK'nın 1478. maddesi veya başvuru dilekçesinde anılan uluslararası mevzuat gereğince davacının sigorta şirketinden doğrudan talep hakkının bulunması Türk mahkemelerini yetkili hale getirmeyecektir. Davacı, yetkili mahkemede açacağı dava ile hakkını ileri sürebilecektir.  <br>Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:    Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, <br>2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının Hazineye irat kaydına,<br>3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerinde bırakılmasına,<br>4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;<br>HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09.12.2021 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. <br>KANUN YOLU\t: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık sürele içinde temyiz yolu açıktır.<br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3afcedc1d85533a5","SID":"ad0df5244a656582"}}