{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2019/2640 <br>KARAR NO\t: 2021/1894 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>DAVA\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ : 30/12/2021 <br>GEREKÇELİ KARARIN <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Feray isimli Jeanneau Prenses 46 marka 2006 model teknenin sahibi olduğunu, bu teknenin Pendik Marintürk marinadaki üyeliği nedeni ile 12 ay boyunca bu marinada bulunduğunu, Pendik Marintürk’ün yönetmeliği ve uyguladığı kurallar gereği iş bu teknelerin, marina içerisinde mazot alımı yapabilmek için tek yetkili olarak atadığı benzin istasyonu ... Ürünleri ve Otomotiv San.Tic.A.Ş. olduğunu, müvekkilinin 06.08.2016 cumartesi günü belirtilen tekneye bu benzin istasyonundan 1.000,00 TL’lik mazot  aldığını, yakıt alımının gerçekleştirilmesinden sonra, tekne ile marina dışına çıkmak üzere hareket ettiğinde teknenin motorlarında arıza meydana geldiğini, bu arıza nedeni ile tekne çalışamaz durumda olduğundan palamarlarla marinadaki yerine çekildiğini, teknenin arızasını gidermek üzere teknik ekip geldiğinde, sorunun mazottan kaynaklandığının tespit edildiğini, mazotun içeriğinde mevcut su nedeni ile teknenin motorlarının zarar gördüğünün belirlendiğini, konu ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 20.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/85 D.İş, 2016/87 Karar sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, bu dosyada mübrez 08.09.2016 tarihli rapor içeriğinde, yakıttaki su karışımının gözle görülür biçimde olduğu, somut olay nedeni ile teknede hasar meydana geldiği ve bu hasarın tamir bedelinin ne kadar olduğunun belirlendiğini, belirtilen tespit gerçekleştirildikten sonra teknenin onarımı sağlandığını, fatura örneğinden de anlaşılacağı üzere 4.281,04 TL onarım masrafı yapıldığını, yine 400,00 TL depo temizleme ücreti verildiğini belirterek, müvekkilinin davalı yandan aldığı mazottaki ayıp nedeni ile teknesinde meydana gelen hasarın tazmini için harcanan 4.681,04 TL ve mazot bedeli olan 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ;Dava dilekçesinde bahse geçen tespit dosyasından alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini dolayısıyla bu dosya içeriğine ve yokluklarında yapılan bilirkişi incelemesine itiraz ettiklerini, davacıya müvekkili şirketin Pendik Marinada bulunan biriminden 06.08.2016 tarihinde 1000,00 TL bedelli mazot satışı yapıldığını, davacının, sözlü olarak sahibi bulunduğu teknede mazot nedeniyle hasar oluştuğunu, bu hasarın karşılanmasını talep ettiğini, müvekkil şirket yetkililerinin ise hasarın kaynağının tespit edilebilmesi ve sorunun kaynağının mazot olup olmadığının belirlenmesi için mazotun satın alındığı ... A.Ş.'yi aramaları gerektiğini izah ettiklerini, ... A.Ş. tarafından, teknedeki mazottan, yakıtın verildiği tankerden, ana dağıtım noktalarından numune alınarak karşılaştırılıp, test yapılarak sorunun asıl kaynağının tespit edilebildiğini, ancak davacının test yapılmasına, numune alınmasına yanaşmadığını ve derhal ödeme yapılmasında ısrarcı olduğunu, müvekkili şirketin ise haklı olarak ödeme talebini kabul etmediğini,  hasarın var olup olmadığı belli olmadığı gibi kaynağı konusunda da netlik olmadığını, müvekkili şirketten aynı gün toplam 7.000 litre mazot alınmasına rağmen sadece davacının teknesinde arıza çıktığının iddia edildiğini, davacı haricinde hiç kimsenin teknesinde arıza olmamasının, davacı teknesindeki arızanın yakıttan bağımsız olduğunu gösterdiğini, tekne gibi dış etkilere açık ortamda motora veya yakıt deposuna su sızmasının son derece kolay olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesinitalep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkemesi  03/10/2019 tarih ve 2018/102 Esas - 2019/393 Karar  sayılı kararı ile; <br>\"....Taraflar arasında davacının sahibi olduğu Feray isimli tekneye 06/08/2016 tarihinde  davalı şirketten 1.000,00 TL değerinde 265,20 litre Euro dizel cinsi yakıt alındığı hususunda çekişme bulunmamaktadır. Bunun akabinde, davaya konu teknenin motorlarında meydana gelen arıza nedeniyle çalışamaz durumdaki teknenin ancak palamar yardımıyla marinaya geri getirebildiği, gelen teknik ekip tarafından sorunun mazottan kaynaklandığının tespit edildiği ve mazotun içindeki su nedeniyle tekne motorunun zarar gördüğünün belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça  İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne müracaat edilmiş ve teknenin motorlarının mevcut durumunu ve sulu mazot nedeniyle tekne içerisinde meydana gelen hasarın ve zararın tespiti talep edilmiştir. İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/85 D.İş sayılı dosyası tahtında, bilirkişi Makine Mühendisi ... tarafından 18.08.2016 ve 23.08.2016 tarihlerinde tekne üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen 08.09.2016 tarihli bilirkişi raporunda, yakıt seperatörleri ve yakıt filitrelerinin açıldığı ve içinde yakıt ile birlikte yarı yarıya su bulunduğunun görüldüğü; teknenin yakıt deposundan alınan numunede de yakıttaki su karışımının gözle görülecek ve yakıt analizine gerek kalmayacak durumda olduğu raporlanmıştır. Bilirkişi, hasar bedelini, parça ve işçilik bedeli karşılığı 5.198,56 TL olarak tespit etmiştir. Bilirkişi raporunun ekinde, tekne üzerinde çekilmiş muhtelif renkli fotoğraflar bulunmaktadır. İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/85 D.iş sayılı dosyası mahkemece celp edilmiştir. Yapılan incelemede delil tespitinin davacı taraf yokluğunda icra edildiği ve raporun HMK 403. maddesi gereğince davacıya tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Davacı vekili bu nedenlerle delil tespiti dosyasında alınan raporun eldeki dosyada hükme esas alınamayacağı itirazında bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2010/13-26 E 2010/73 K sayılı 10/02/2010 tarihli kararı ile \"delil tespitinin karşı tarafın yokluğunda yapılmış olması halinde, mahkeme, dilekçeyi ve delil tespiti tutanağı ile varsa bilirkişi raporunun bir suretini derhal karşı tarafa tebliğ etmek zorundadır. Aksi halde, karşı tarafa tebliğ edilmemiş olan delil tespiti tutanağı, davada delil olarak kullanılamaz.\" şeklinde karar vermiştir. Her ne kadar anılan karar HUMK döneminde verilmiş bir karar olsa da esasaen HMK 400 maddesi gerekçesinde getirilen hükmün özü itibarı ile eski düzenlemeden bir farkının bulunmadığı belirtildiğinden; anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ışığında, delil tespiti dosyasında alınan rapor hükme esas alınmamıştır. <br>Dosyada alınan bilirkişi raporu esasen delil tespiti dosyasında alınan rapor ışığında düzenlendiğinden mahkememizce alınan 22/05/2019 tarihli raporda sonuç itibarı ile hükümde dikkate alınamamıştır. <br>Davacı tarafça  06/08/2016 tarihinde  davalı şirketten 1.000,00 TL değerinde 265,20 litre Euro Dizel cinsi yakıt alındığı ilk incelemenin ise 18/08/2016 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesi heyetince yapıldığı anlaşılmakla, her ne kadar davacıya ait tekne hasarına yakıtın içinde su bulunmasının sebep olduğu belirtilmişse de, davaya konu tekne motorunda bulunan suyun davalı tarafça verilen yakıttan kaynaklandığına dair kanaat uyandırır somut bir delil sunulmadığından, delil tespitinin de hükme esas alınması hukuken mümkün bulunmadığından, kaldı ki tespitin yakıt alımından 12 gün sonra gerçekleştirildiği de gözetilerek; zarara davalı tarafça sebep olunduğu hususu ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. \" gerekçeleri ile; <br>\" 1-Davanın REDDİNE, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; <br> Mahkeme tarafından delilleri toplanmadan eksik inceleme ve yargılama neticesinde hüküm tesis edildiğini, dosyaya sunulan delil dilekçeleri içeriğinde tanık deliline dayandıklarını, meydana gelen olaya ilişkin bir maddi vakıanın ispatı açısından tanık dinletilmesi gerektiği hususu göz ardı edilerek, kendilerine tanık listelerini ibraz etmek üzere süre dahi verilmediğini, <br>Mahkemece, bilirkişi raporu esasen delil tespiti dosyasında alınan rapor ışığında düzenlendiğinden hükümde dikkate alınmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, tespit raporunun davalı yana tebliğ edilmemiş olmadığından bahis ile eksik deliller toplanmadan gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmadan davanın somut bir delil bulunmadığından bahis ile reddedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, hakimin inceleme ve araştırma yükümlülüğü bulunduğunu, mahkeme tarafından deliller toplandıktan sonra dosyanın içerisinde tespit raporunu tanzim eden bilirkişinin de bulunduğu bir heyet oluşturmak sureti ile bir rapor tanzim edilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/13-699, K. 2018/1867 T. 6.12.2018) <br>Mahkemece alınan bilirkişi raporunun, dosyaya sunulan fatura ve kayıtlar uyarınca teknede yakıta su karışması nedeni ile böyle bir hasar meydana gelebileceği ve dava dilekçesinde yer alan taleplerin haklılığını ortaya koyduğunu, ancak mahkemece 22.05.2019 tarihli rapora, esasen delil tespiti dosyasında alınan rapor ışığında düzenlendiğinden itibar edilmediğini, mahkemece tespit raporunun da hukuki bir delil olduğunun göz ardı edildiğini,    mahkemede 22.05.2019 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı yönünde bir kanaat var ise, yapılması gerekenin, eksik deliller toplanmak sureti ile yeni bir rapor aldırılması gerektiğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No: 2014/13-905, Karar No:2016/430, Tarih:30.03.2016 ) <br>Yine mahkemece gerekçeli kararı içeriğinde; tespitin yakıt alımından 12 gün sonra gerçekleştirildiğinin belirtildiğini, ancak İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/85 D.İş. sayılı dosyasının 15.08.2016 tarihinde ikame edildiğini, tekne üzerinde yapılan incelemede, yakıt deposunun durumu, teknede meydana gelen arızanın yakıttan kaynaklandığı, teknenin filtre ve seperatörleri sökülerek motorun direk mazot verilerek çalıştırıldığı, son yakıt alım tarihinden sonra başka mazot alımının söz konusu olmadığı hususlarının tespit edildiğini, bu hali ile yerel mahkemenin kararının bu yönü ile de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, <br>İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. <br>Dava, davacıya ait tekneye ayıplı yakıt satılması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Feray isimli tekneye 06/08/2016 tarihinde davalı şirketten 1.000,00 TL değerinde yakıt alındığı, teknede arıza meydana gelmesi nedeniyle davacı tarafça 15.08.2016 tarihinde delil tespiti talep edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesince 18.08.2016 tarihinde tekne üzerinde keşif yapıldığı, keşfe katılan makine mühendisi bilirkişinin 08.09.2016 tarihli raporunda; teknede yapılan incelemelerde motorun birkaç kez denemede çalışmadığının belirlendiği, keza motor kısımları ile yakıt deposunun detaylı incelemesi için 23.08.2016 tarihinde teknenin bulunduğu marinaya tekrar gidilerek incelemeye devam edildiği,  öncelikle teknedeki iki adet Cummins motorun seperatörleri söküldüğünde, içeriğinde yakıt (dizel) ile beraber yarı yarıya su mevcut olduğunun tespit edildiği, bilahare yakıt filtreleri söküldüğünde de aynı şekilde su ve mazot karışımı bulunduğu, tespit konusu teknenin yakıt deposundan alınan numunede de  yakıtdaki su karışımının gözle görülecek bir yakıt analizine gerek kalmayacak durumda olduğunun belirlendiği, teknik ekip filtre ve seperatörleri temizledikten sonra seperatörle direkt motorin verilmek suretiyle motorun çalıştırılmasının sağlandığı, motor arızasının yakıttan kaynaklandığının tespit edildiği belirtilmiştir. Davacı vekili, mahkeme ibraz ettiği 06.03.2017 tarihli dilekçesinde, müvekkiline ait teknenin deposunun 1400 litre olduğunu beyan etmiş, davalı vekili ise 07.03.2017 tarihli dilekçesinde, davalıya 265,20 litre Euro dizel satışı yapıldığını, toplam bedelin ise 1000 TL olduğunu bildirmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre,  mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, mahkemece alınan 22.05.2019 tarihli bilirkişi raporunun, dosyada mevcut deliller ve delil tespiti dosyasına ibraz edilen bilirkişi raporuna istinaden tanzim edildiği,  raporda, teknenin motorlarının çalışmaması hadisesine, yakıtın içinde su bulunması ve bu suyun filtre ve seperatörlerde tıkanıklığa sebebiyet vermesinin yol açtığı belirtilmiş ise de, yakıtın 06/08/2016 tarihinde satın alındığı, davacı tarafça 15.08.2016 tarihinde delil tespiti talep edildiği, mahkemece 18.08.2016 tarihinde tekne üzerinde keşif yapıldığı, bilirkişi tarafından teknenin motor kısımları ile yakıt deposunun detaylı incelemesinin 23.08.2016 tarihinde yapılarak, rapor ibraz edildiği; teknenin deposunun 1400 litre olup, davalıdan satın alınan dava konusu yakıtın 265,20 litre olduğu nazara alındığında, teknedeki arızanın münhasıran davalıdan alınan yakıttan kaynaklandığının dosyadaki delillerle ispatlanmadığı,  delil tespiti dosyasında alınan raporun hükme esas alınmamasının sonuca etkili olmadığı, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br> 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 121,30.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 59,30 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 14,9 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, <br>5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/12/2021 tarihinde HMK' nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"962cf4bb0c54adc6","SID":"59e05c86475d7537"}}