{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/133 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1354<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30.09.2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/77 E. - 2021/736 K.<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 10.07.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10.07.2024<br><br>\tİzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.09.2021 tarih 2020/77 E. - 2021/736 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA :Davacı vekili,  davacıya ait ve onun idaresindeki ... plakalı 2012 model ... marka binek otomobilin 26.11.2019 tarihinde Bornova’da gerçekleşen kazada hasarlandığını, hasar tespiti için İzmir 7.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/208 D.İş dosyası ile tespit taptırıldığını, yapılan tespitte toplam 34.031,20-TL zarar tespit edildiğini, araçta değer kaybı meydana geldiğini, araçta oluşan hasarın ve değer kaybının meydana gelmesinde kusurlu olan ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından 31100008452197 nolu poliçe ile Zorunlu Mali Mesuliyet sigortalısı olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalma kaydıyla, davanın belirsiz dava olması nedeniyle, şimdilik hasar bedeline mahsuben 1.000,00-TL, değer kaybına mahsuben 50,00-TL olmak üzere toplam 1.050,00-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.<br>\tDavacı vekili 08.02.2021 talep artırım dilekçesiyle, hasar bedeli taleplerini  31.657,41 TL'ye, değer kaybına yönelik taleplerini ise 4.500,00 TL'ye çıkartmıştır.<br>\tCEVAP : Davalı vekili,  26.11.2019 tarihinde kazaya karıştığı belirtilen ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde 26.11.2019-2020 tarihli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile 39.000 limitle sigortalı olduğunu, aracın ekspere gösterilmediğini, TTK yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini, bilgi haklarının engellendiğini, ihbar sonrası dosya açıldığını, eksper atandığını, aracın fiziki olarak taraflarınca görülmesinin engellendiğini, bu nedenle red kararı verildiğini, aracın bilirkişi tarafından görülüp hasarın birbiriyle uyumlu olup olmadığının tespiti gerektiğini, kazanın belirtildiği gibi gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti gerektiğini, sorumluluklarının kusur oranı ve poliçe limiti dahilinde olduğunu, kusur oranlarının saptanmasının gerektiğini, gerçek zararın KDV hariç belirlenmesi gerektiğini, genel şartlar gereğince eş değer parça kullanımı, tedarik onarım ve işçilikleri göz önünde bulundurularak zarar tespiti gerektiğini, yüksek yedek parça ve işçilik ile orijinal parça farklarından sorumlu olmayacaklarını, değer kaybının genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, değişik iş bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, yasal faizden sorumlu olmaları gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre,  ZMMS ile sigortalı aracın sürücüsü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile önünde trafik zorunluluğu nedeniyle yavaşlayan davacı aracına arkadan çarpmak suretiyle kazanın oluşumuna etken ve neden olduğu, bu nedenle %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, davacı aracın sürücüsü ... idaresindeki ... plaka sayılı (davacıya ait) ... marka aracı ile, seyri esnasında arkasından çarpılması esnasında, kazayı önlemek adına alabileceği herhangi bir önlem bulunmadığı gibi kurallara aykırı olumsuz davranış faktörü de görülmediğinden kazanın oluşumunda atfedilecek herhangi bir hatası ve etkisi olmadığından kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; ... plakalı 2012 model ... marka binek otomobilin, Yargıtay 17 HD.’nin gerçek zarar, iskonto, KDV, eşdeğer parça/orijinal parça ile ilgili yerleşik kararları da göz önünde bulundurularak  (24.340,00 TL-311,68 TL) 24.028,32 TL yedek parça, 2.800,00 TL işçilik olmak üzere toplam 26.828,32 TL+kdv, kdv dahil 31.657,41 TL olduğu, aracın onarımı yapıldıktan sonraki rayiç değeri araştırması neticesinde, onarım sonrası rayicinin 70.000 TL ile 71.000 TL olduğu, ortalama değerinin 70.500 TL olduğu, Yargıtay 17 HD. nin gerçek zarar ile ilgili  “gerçek zarar ve değer kaybının, aracın kaza öncesi rayici ile (75.000 TL)  onarım sonrası rayici (70.500 TL) arasındaki farktır” kararları göz önüne alındığında ve değerlendirildiğinde aracın piyasa koşullarında  değer kaybının 4.500,00 TL olduğunun belirlendiği, davacının bedel artırım dilekçesi ile talep miktarını artırarak, hasar bedelini 31.657,41 TL, değer kaybını ise 4.500,00 TL olarak toplam 36.157,41 TL'ye  artırmış olduğu, kazanın poliçe süresi içerisinde gerçekleştiği, zarar miktarının poliçe limiti dahilinde kaldığı, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında doğan hasar ve değer kaybı zararından sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin dava tarihinde temerrüde düştüğü  gerekçesiyle davacının davasının kabulüyle 31.657,41-TL hasar bedeli, 4.500,00-TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplam 36.157,41-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davacı tarafın, aracını davalı şirketçe atanan ekspere göstermediğini ve bu şekilde Türk Ticaret Kanunu gereğince yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı şirketin bilgi alma hakkını engellediğini, dava konusu kaza sonrasında davalı şirkete yapılan ihbar üzerine hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz ataması yapıldığını,  ancak açılan dosyanın kesin ekspertiz raporunun hazırlanması, değişimi gereken parçaların davalı şirketçe tedariki mümkünse servisle anlaşma sağlanarak tedariklerinin yapılması, aracın onarımı ekonomik değilse hurdasının satışı için ihale açılması vs. amacıyla aracın fiziki olarak görülmesi gerektiği aşamada, davacı tarafın bu hususu sağlayamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, başvurunun davalı şirkete yapıldığı kabul edilse dahi, davaya konu edilen araçta meydana geldiği bildirilen hasarın belirtilen yerde ve şekilde meydana gelip gelmediğinin araç üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğini, dosya kapsamında yapılacak incelemede bilirkişi tarafından öncelikle meydana gelen araç hasarlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, Trafik Sigortası Genel Şartları'nın A.6.B maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışında kalan hallerden olduğunu, bu sebeple kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu,  davacı tarafından fatura ibraz edilmediği ve araç onarımının yapılıp yapılmayacağı yahut KDV ödenip ödenmeyeceği belirsiz olduğundan KDV hariç hesaplama yapılması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereğince tanınan indirim hakkının da zararın tespiti hususunda dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin yedek parça tedarik ve işçilik bedellerinin yüksek oluşundan ve orijinal parça kullanımından kaynaklanacak bakiye bedelden sorumluluğunun bulunmadığını, değer kaybının genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, bilirkişi incelemesinin yokluklarında yapıldığını, bu sebeple yapılan incelemeyi kabul etmediklerini, davacı tarafın aracı herhangi bir haklı sebep olmaksızın anlaşmalı servis dışında bir servise bıraktığını, eksperi ve  davalı şirketi dinlemeden hareket ettiği ve özel masraf yaptığı için bu masraflara kendisinin katlanmakla yükümlü olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tGEREKÇE :Dava, 26.11.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının aracında meydana gelen hasarlara ve değer kaybına yönelik olarak karşı aracın ZMM sigortacısından maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tDava konusu kazanın, 26.11.2019 tarihinde, ZMMS ile sigortalı aracın sürücüsü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile, Bornova Ankara asfaltı yan yolda ilerlerken, kendi aracının ön kısmı ile, arkasından takip ettiği ve aynı yönde önünde seyir halinde bulunan sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı ... marka aracın sol arka kısmına çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.  <br>\tDavacının istinaf nedenlerinden, ilk önce mahkemeden delil tespiti yoluyla hasar miktarını tespit ettirmesinin tek başına kötü niyetli olduğunu kabule yeterli bulunmadığı, davacının, kazada hasarlanan aracı için, tespit başvurusu üzerine tespit dosyasında alınan tespit raporuna dayanarak, davalı şirkete başvuruda bulunmasında ve ekspertiz raporu alınmadan aracın tamir edilmek istenmesinde, yasal ve genel şartlardaki düzenlemelere aykırılık bulunmadığı değerlendirilmekle,  davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>\tÖte yandan, işletenler ile sigorta şirketi tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan,  aracın  onarımı  yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih 2014/9038 E. - 2014/9078 K.). Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre orjinal parçalara göre belirlenecek gerçek zararın ödenmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda kaza ile araçta meydana gelen hasarın birbiri ile uyumlu bulunduğu belirtilmiş, yine Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanmasının davacıyı bağlamayacağı, davalı tarafın iskonto indirimi yapılmadan ve KDV dahil edilerek davacının gerçek zararından sorumlu bulunduğu, bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde bulunmamıştır.<br>\tAnayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere \"Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır\" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı). Davalı vekilinin değer kaybı tazminatına ilişkin istinaf nedenleri bu nedenle yerinde değildir. <br>\tYerel Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, meydana gelen hasarla kazanın uyumlu bulunmasına, kazanın oluş şekline nazaran davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalanan ... plaka sayılı araç sürücüsününü meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu kabulünde isabetsizlik bulunmamasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 2.469,91 TL'den peşin alınan  617,47 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.852,44 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdff2ba9aeb6ebb2","SID":"5663ba082f6cdc87"}}