{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br>  <br>                      T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        27. HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/12/2021<br>NUMARASI\t\t....<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 04/07/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 16/07/2024\t<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalılar hakkında açılan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;<br>\tGEREĞİ GÖRÜLÜŞÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>\tDavacı vekili; taraflar arasındaki 03/11/2011 tarihli sözleşme kapsamında .... yapımının tamamlandığı, aradan geçen zaman içerisinde doğal zeminin çökmesi ve toprak kayması nedeni ile binanın zarar gördüğünü, davalı firma tarafından verilen taahhütnamede su sızıntılarına karşı 5 yıl süre ile hasarın giderilmesinin taahhüt edildiğini, meydana gelen hasarın ihtaren bildirilmesine rağmen davalı firmanın kabul etmediğini, tespit edilen eksikliklerin firmaya bedeli rücu edilmek üzere yeniden ihale edilerek yaptırıldığını, ayrıca 02/03/2016 tarihli soruşturma raporunda da diğer davalının da denetim görevini yerine getirmemesi nedeni ile sorumlu olduğunun belirtildiğini, davalıların oluşan zararı ödemeyeceklerini bildirdiklerini belirtilerek; fazlaya ilişkin dava, alacak, hak ve talepleri saklı kalmak kaydı ile 954.900,98 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline talep etmiştir. <br>\tDavalı ... ... vekili; müvekkilinin dava konusu işin yapı denetim kontrolörü olduğunu,  denetim görevi ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalı ... ... ....vekili; binada meydana gelen zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının talep ettiği alacak talebinin içeriği ve kapsamının belirli olmadığını, davacının ... ... firması ile 109 imalat kalemi üzerinden anlaşma yaptığını, akabinde ise 159 kalemle inşaatı tamamlattığını, dava konusu edilen alacak miktarının % 88,8'inin müvekkili imalatları ile ilgisinin bulunmadığını, yeni ve ilave işler kapsamında olduklarını belirterek; davanın reddini savunmuştur.<br>\tMahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. Maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. \t <br>\tDava, davacı ile davalılardan ... arasında düzenlenen 03/11/2011 tarihli sözleşme kapsamında... Sistemleri Laboratuvar Binası yapımı işinden kaynaklanan eksik ve ayıplı imalat nedeniyle alacak davasıdır.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için  uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Dava konusu uyuşmazlık, davacı ile davalılardan  .... arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, eser sözleşmelerinden kaynaklanan davalar, TTK'nın 4.maddesine göre münhasıran ticaret mahkemelerinde görülmesi gereken davalardan değildir.<br>\tYine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline  getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Mahkemelerin görevi hususu kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemesi Dairesince re'sen gözetilir.<br>\tYukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlık için  özel bir düzenleme bulunmadığından davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir.  Davalılardan .... tacirdir. Davacı idarenin tacir sayılıp sayılmadığı konusuna gelindiğinde; Türk Standartları Enstitüsü (TSE) 18/11/1960 kabul tarihli 132 Sayılı Kanunun 1. Maddesine göre; Enstitü, tüzel kişiliğe haiz özel hukuk hükümlerine göre yönetilen bir kamu kurumudur. <br>\tBu durumda davacı tacir olmadığından davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevli olmayıp görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına ilişkin karar verilmesi doğru olmamıştır. \t<br>\tAçıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun  KABULÜNE, <br>\t2-Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  23/12/2021 tarih ve 2016/618 E-2021/909 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>\t5-İstinaf talep eden davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği  başvuru harcının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere   04/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br><br>    Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                   Katip ...\t<br> e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır        e-imzalıdır<br><br><br>e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5ba35ca49188dd44","SID":"e28a6ba4cf6ece62"}}