{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/900 <br>KARAR NO\t: 2024/1182<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/124 E.  -  2021/34 K.<br><br>DAVACI\t: \t  <br>VEKİLLERİ\t: <br><br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/01/2021 tarih ve 2020/124 E. - 2021/34 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2019/03158 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli \"...\" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, dava konusu marka başvurusunun, müvekkiline ait \"... \" ve \" ... \" ibareli markalar ile benzer olduğunu, başvuru markasından çok daha önce müvekkilinin hak sahibi markalarını maruf hale getirdiğini, müvekkilinin söz konusu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili markalarında yer alan \"...\" ibaresinin başvuru markasında aynen yer aldığını, davalı marka başvurusunun müvekkili markalarına ait seri marka izlenimi yaratacağını, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunu, davalının iş yeri açması durumunda bağlantılı iş yeri olduğunun zannedebileceğini, markaları gören tüketicilerin müvekkilinin vermiş olduğu lisans ile açtığını ya da müvekkili ile arasında özel bir anlaşma neticesinde kullanıldığını düşüneceğini, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-2167 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvurunun, kelime, şekil ve renk unsurundan oluşan ayırt edici bir kombinasyona sahip olduğunu, markada ilk bu şekil, renk ve logo unsurunun görüldüğünü ve algılandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalı, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, markalarda müşterek olarak yer alan \"...\" ibaresinin \"Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer.\" anlamına geldiği, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici nezdinde bu ibarenin değerli bir maden olarak kavramsal karşılığının bulunduğu, yine bu ibarenin önüne eklendiği isimleri niteleme özelliğinin de olduğu, önüne eklendiği ismi \"Üstün nitelikli, değerli.\" olarak nitelediği, bu bakımdan söz konusu ibarenin bir isimle birlikte sıfat tamlaması oluşturacak şekilde kullanıldığı hallerde, nitelediği ismi tanımlayan, tasvir eden, onun niteliğini ve değerini yansıtan bir ibare olduğu, dava konusu markada da \"...\" ibaresinin \"...\" emtiasını nitelediği ve ilgili tüketici kesimi nezdinde \"...\" emtiasının, \"Üstün nitelikli, değerli.\" olduğuna ilişkin açıklama fonksiyonunu icra ettiği, aynı değerlendirmelerin davacıya ait \"...-... ...\" ve \"... ...\" markaları  bakımından da söylenebileceği, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih 2020/92 E 2020/3984 K sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken, iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, somut olayda da markalarda müşterek olarak bulunan \"...\" ibaresinin davaya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği oldukça düşük zayıf bir ibare olduğu, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 hükmü koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davacıya ait itiraza mesnet markaların tanınmışlığı sûbut bulmadığından SMK m.6/5 hükmü koşullarının da somut olayda bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, markalar arasında ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, aksi yönde verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun, \"...\" ve \"...\" ibarelerinin bir araya gelmesi ile oluşan \"... \" kelime tamlamasından oluştuğunu, müvekkilinin ise sucuk ve pastırma başta olmak üzere türevi işlenmiş et mamulleri üzerinde kullanılan \"... \" ve \"(...) ... \" gibi \"...\" ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkil markalarının esas unsurunun \"...\" ibaresinden oluştuğunu, davalı markasında da bu ibarenin esas unsur olarak kullanıldığını, markadaki diğer kelime ögesinin ise tanımlayıcı bir ibare olan \"...\" kelimesi olduğunu, bu ibarenin, somut olay özelinde davalı markasına farklılık katmaktan ziyade müvekkili tarafından sucuk ve türevi emtia üzerinde kullanılan \"...\" ibareli markaları ile arasındaki benzerlik ve karıştırılma ihtimalini artırdığını, müvekkil markalarının tanınmış olduğunu ancak bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, özellikle müvekkilinin en tanınmış olduğu ürün gamı olan \"...\" emtıası üzerinde kullanılmak üzere \"... \" ibaresinin tesadüfen seçilmediğini, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"... \" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"... \" ve \" ... \" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,  zira taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" sözcüğünün, \"üstün nitelikli, değerli\" anlamında yaygın kullanılan, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olduğu, yer verilen farklı kelime ve şekil unsurları ile bir bütün olarak dava konusu başvurunun, davacı markalarından yeterince farklılaştığı, dosya kapsamı itibariyle davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığının ispat olunamadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığına dair bir delil de sunulmadığı, dolayısıyla kötü niyet iddiasının da ispat edilemediği  anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/06/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7c85c567cdfa4590","SID":"c5d07aedbebf0296"}}