{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/536 <br>KARAR NO: 2022/745<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/11/2021<br>NUMARASI: 2021/151 Esas 2021/443 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/05/2022<br>Görevsizliğe ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili,müvekkilinin yolcu taşımacılığı yapmak için işlettiği deniz araçlarına 2012 ile 2020 yılları arasında, davalının yetkilendirdiği bayiler üzerinden mazot alımları yaptığını, davalının bayisi ... Ltd. Şti ile olan 21.12.2012 tarihli sözleşmesini yine davalının bayisi ... Ltd. Şti'ne devrettiğini,bu tarihten sonra ... Petrol üzerinden davalıdan gemi yakıtlarını satın aldığını, davalının verdiği yakıtlar için kestiği faturalar üzerine müvekkilinin yaptığı ödemeler sonrasında taraflar arasında mutabakatlar yapıldığını, cari borca ilişkin mail yazışmaları bulunduğunu, davalıya olan son bakiye 330.818.04-TL borcun 31.12.2020 tarihinde çekle ödenerek cari hesabın kapatıldığını,yakıt alım sözleşmesini de 24.02.2021 tarihinde karşılıklı olarak feshettiğini, bu fesih sözleşmesi sebebiyle müvekkilinin, davalının bayisine sözleşmenin feshi için 24.02.2021 tarihinde 1.180.000-TL cezai şartı, hizmet bedeli faturasıyla ödediğini, borcunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası nedeniyle borcu bulunmadığının tespitine,kötüniyetli olarak başlatılan icra takibi sebebiyle alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili;davacının müvekkiline takibe konu edildiği şekilde fazlaya dair hakları saklı kaydıyla 1.772.740,05-TL borcu bulunduğunu, davacının ödeme iddialarına konu faturaların 2018-2020 yıllarına ilişkin olup, takibe konu faturaların ise 2014-2015 yıllarında müvekkili tarafından davacıya teslim edilen ürünlere ilişkin olduğunu, faturaların davacıya sistem üzerinden tebliğ edildiğini,itiraz etmediğini, yerleşik yargı uygulaması doğrultusunda ispat yükünün, ödeme iddiasında bulunan davacıda olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin hesabından işlem için yetkili olmayan kişilerce sehven gönderilmiş iletilere dayalı olarak haksız çıkar elde edilmeye çalışıldığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhinde tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında akdedilmiş olan satış sözleşmesi çerçevesinde davalıya ait gemilere tedarik edilen yakıt borcu için düzenlenen cari hesap mutabakatlarının, geçerli olup olmadığı, buna göre davalının davacıya ödenmemiş yakıt borcunun bulunup bulunmadığı hususuna ilişkin olduğu,denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevi TTK 'nın 5. Kitabında düzenlenen deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalarla sınırlı olduğu, iş bu dava yönünden denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevli olmadığı,  davanın tarafları tacir olmakla TTK'nın 4. Maddesindeki yasal düzenleme karşısında Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; TTK m.1352 uyarınca bahse konu alacağın deniz alacağı olduğunu, madde metninde gemiler ile ilgili geminin işletilmesine yönelik yakıt hizmetleri, gemi için yapılan harcamalar ve gemiye ilişkin ödenecek acente ücretlerinin deniz alacağı olarak sayıldığını,görevli mahkemenin denizcilik ihtisas mahkemesi olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, gemi yakıtı alım satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6102 Sayılı TTK’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. TTK’nun 5. kitap kısmında ‘Deniz Ticareti’ başlığı altında sıralanmış bulunan düzenlemelerin uygulanmasına ilişkin davalar ise Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görev alanına girmektedir. Öte yandan, TTK’nun 932/2 m. “Denize elverişli olan gemi, teşkilatı, yükleme durumu, yakıtı, kumanyası, gemi adamlarının yeterliği ve sayısı bakımından, (tamamıyla anormal tehlikeler hariç) yapacağı yolculuğun tehlikelerine karşı koyabilmek için gerekli niteliklere sahip bulunduğu takdirde \"yola elverişli\" sayılır.” şeklinde düzenlenmiş olup, buna göre geminin uygun ve yeterli yakıta sahip olması, yola elverişliliğini belirleyen hususlardan olduğu gibi; 31/10/2012 tarih ve 28453 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Limanlar Yönetmeliği uyarınca, yakıt alımı özel usullere de tâbi tutulmuştur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın çözümünde Deniz Ticareti hükümlerinin de dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla iş bu davada Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nin görevli olduğu (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 12.02.2013 tarihli 2012/1910 E., 2013/2385 K.; 30.05.2016 tarihli  2016/5827 E. 2016/5951 K. sayılı içtihatları; Dairemizin 01/07/2019 tarihli 2019/784 E. 2019/971 K. Sayılı kararı) sonuç ve kanaatine varılmış olup, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kararı yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2021 Tarih 2021/151 Esas 2021/443 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-3 gereği KALDIRILMASINA; Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde  iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere   oy birliği ile karar verildi.24/05/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"049a89ac2ceb2eba","SID":"b631f83babca0804"}}