{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2020/731 <br>KARAR NO: 2022/307<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/02/2019<br>NUMARASI: 2017/332 Esas - 2019/65  Karar<br>DAVA: Tanıma Ve Tenfiz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/03/2022<br>Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin iştiraklerinden olan ve Marshall Adası'nda mukim ... Limited ile davalı arasında 17.02.2012 tarihinde Mavna Kiralama Sözleşmesi (Çarterparti) yapıldığını ve kısa bağlama notu (...) düzenlendiğini; söz konusu kira sözleşmesine istinaden Liberya bayraklı ... isimli mavnanın 01.03.2012-30.04.2012 tarihleri arasında 720.000 ABD Doları karşılığında davalıya kiralandığını, Türk kabotaj mevzuatı uyarınca davalının ... isimli mavnanın yetkililerinden mavnaya Türk bayrağının da asılmasını talep ettiğini, tüm masraflarının davalı tarafından karşılanması kaydıyla bu talebin e-mail ile kabul edildiğini, bu sebeple davalı, ... ve ...'nin imzaladığı iki tanzim metninin düzenlendiğini, böylelikle kira sözleşmesinin taraflarının müvekkili ile davalı olduğunu, bayrak değişikliğinden doğan masraflar dışında tadil metinleri ile Karmarine devredilen alacaklar için 31/03/2012 tarihli fatura kesildiğini ancak davalının  fatura bedeli olan 93.600,00 USD ve KDV'yi ödemediğini, bayrak değişikliğinden doğan masraflar dışında tadil metinleri ile ...'e devredilen alacaklar için 31/03/2012 tarihli bir fatura daha kesildiğini, davalının bu faturaya ait 36.000,00 USD borç ile KDV'yi ödemediğini, 24/05/2012 tarihli ... nolu fatura ile 21.049,61 USD + 3.788,93 USD ile KDV'nin fatura edildiğini, toplam fatura tutarı olan 24.383,54 USD'nin de ödenmediğini, kira sözleşmesi de bağlama notuna göre davalının ödeyeceği 63.000,00 USD tutarındaki  tekne makina ve mali mesuliyet sigorta pirimlerinin yalnızca 20.000,00 USD'sinin ödenip, 43.000,00 USD'nin de ödenmediğini, buna göre davalının müvekkili şirket Karmarine ödemesi gereken toplam borç tutarından 197.438,54 USD olduğunu, borcun ödenmesi için ...'a Beyoğlu ...Noterliğinden 11/10/2012 tarihinde çekilen  ihtarnameden de sonuç alınamadığını, bu nedenle Bakırköy ... İcra Dairesi nezdinde takip başlatıldığını, ancak davalının kira  sözleşmesinde tahkim şartı bulunduğundan bahisle tahkim itirazında bulunduğundan takibin durdurulduğunu, davalı tarafça 25/09/2014 tarihinde tahkime gidileceğine ilişkin bildirim yapıldığını, bildirimde 13 gün içerisinde borçlarının tamamının ödenmesi veya Falca kurumsal tahkim kurallarına göre bir tahkim yargılaması yapılmasının kabul edilmesi aksi halde taraflar arasındaki tahkim şartına göre Londra Deniz Hakemleri Birliğine tahkim başvurusunda bulunulacağının ihtar edildiğini, belirtilen süre içerisinde borcun ödenmemesi üzerine LMAA FALCA kuralları uyarınca tek hakem ve yargılama yapılması için davalıya  dört hakemden birini seçmesi, yine belirtilen kurallara göre karşı tarafın hakem seçmediği durumda hakem ataması için LMAA'ya başvurulacağının bildirildiğini, söz konusu teklifin yanıtsız kalmasından sonra davalı vekilinin 08/11/2015 tarihinde tahkim ile ilgili bütün yetkileri içeren vekaletname gönderdiğini, davalının yetkili vekil aracılığı ile LMAA FALCA Kurumsal Tahkim Kuralları ile tek hakemle tahkim yargılamasını kabul ettiğini ancak kendisine önerilen hakemlerden birini seçmediğini, LMAA'dan atama yapılmasının istendiğini, bu nedenle 14/11/2014 tarihinde LMAA'ya başvuruda bulunulduğunu ve 09/12/2014 tarihinde ...'un hakem olarak atandığını, müvekkili şirketin iddia beyanını karşı tarafa ve hakeme 24/12/2014 tarihinde verdiğini, davaının da cevaplarını 12/01/2015 tarihinde bildirdiğini, yine müvekkilinin tanık ifadesini 06/04/2015 tarihinde verdiğini, ...'un ise tanık ifadesi sunmadığını, buna karşı hakemin davalıya yine de tanık ifadesi sunması için 05/05/2015 tarihine kadar süre verdiğini, buna rağmen tanık ifadesi sunulmadığını, 03/06/2015 tarihli ilk hakem kararında hakemin ödenmeyen sigorta pirimi ve bayrak değişiminden kaynaklanan masraflar ile tahkim masrafları konusunda daha sonra karar verilmek üzere müvekkilinin taleplerinden KDV alacağını reddettiğini, 30/11/2015 tarihli hakem kararında da 43.000,00 USD sigorta pirimi alacağının  fatura düzenleme tarihi olan 23/03/2012 tarihinden ödemenin yapılacağı tarihe kadar % 5 bileşik faizle ... tarafından Karmarine ödenmesine, bayrak değişimi ile ilgili masraflar için 21.049,61 USD 'nin 24/05/2012 tarihinden itibaren  üçer aylık devirler halinde % 5 bileşik faizle ... tarafından ...'e ödenmesine, 21.049,61 USD 'ye ilişkin 3.788,93 USD KDV tutarının reddine, talep edilen 132.788,93 USD KDV alacağının reddine, dava masrafları ile ilgili olarak ...'un hakem kesin kararına ilişkin masrafları LMAA  Hakem Atama Kararı 250GBP'yi ve hakemin son karar için aldığı 2000 GBP'yi ödemesine, Karmarine'nin ilk kararla ilgili kendi ve karşı tarafın masraflarını ve hakem ücretini ödemesine karar verdiğini, masraflarla ilgili 25/02/2016 tarihli kesin hakem kararında da 7.246,67 USD 'nin 30/11/2015 tarihinden itibaren 3'er aylık devirler halinde % 5 bileşik faizle ... tarafından Karmarine'e ödenmesine, 500,00 USD'nin 27/02/2016 tarihinden itibaren 3'er aylık devirler halinde % 5 bileşik faizle ...'e ödenmesine, 250GBP +2000GBP'nin 30/11/2015 tarihinden itibaren 3'er aylık devirler halinde % 5 bileşik faizle ... tarafından ...'e ödenmesine, bu kararla ilgili hakem ücreti olan 1000GBP'nin ...'nin hakeme ödediği tarihten itibaren 3'er aylık devirler halinde % 5 bileşik faizle ... tarafından ... ödenmesine karar verildiğini, tarafların tahkim yargılaması için anlaşmış oldukları LMAA FALCA kurallarının 19.maddesine göre hakem kararlarının kesin ve icrai olduğunu, bu durumun ilk hakem kararının 14.paragrafında ve ikinci kararın 12.paragrafında da belirtildiğini, MÖHUK 60/1.maddesinde aranılan koşulların oluştuğunu ileri sürerek 30/06/2015 tarihli, 30/11/2015 tarihli ve 25/05/2016 tarihli hakem kararlarının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, dava konusu hakem kararlarının İngiltere'de bulunan LMAA Londra Deniz Hakemleri Birliği adlı kuruluşun kendi özel usul kurallarına göre oluşturulduğunu, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, müvekkilinin hakem huzurunda temsil edilmediğini, bu nedenle verilen kararlar Türk Hukukuna uygun olmadığından tenfiz edilemeyeceğini, hakemin duruşma yapmaksızın sadece evrakları incelemek sureti ile karar verdiğini, hakem kararının esas aldığı LMAA FALCA kurallarının 19.maddesine göre kararın kesin olduğu belirtilmekte ise de, Türk Usul Hukukunda temyizden peşinen feragatın geçersiz olduğunu, bu nedenle de hakem kararının kamu düzenine aykırılık oluşturduğunu, öte yandan Türkiye ile İngiltere arasında hakem kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyet anlaşmasının da bulunmadığını, bileşik faiz ile fatura tarihinden itibaren faize karar verilen hakem kararının bu nedenle de tenfiz edilemeyeceğini, zira Türk Hukukunda bileşik faizin yasak olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, somut olaya New York Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu kapsamda davacı tarafça tenfizi istenilen her iki hakem kararı ve tercümesinin ibraz edildiği, taraflar arasında imzalanan çarter partinin 33. maddesinde bağlama özetinin (çarter recap) 3.sayfasında Londra'da LMAA Tahkimine başvurulacağının kararlaştırılmış olduğu, New York Konvansiyonuna hem Türkiye'nin hem de İngiltere'nin taraf olması nedeniyle iki ülke arasında hakem kararlarının tenfizi konusunda anlaşmaya dayanan mütekabiliyetin mevcut olduğu, hakem kararlarının tenfizi davasında revizyon yasağı sebebiyle esasa girilemeyeceğinden davalı vekilinin faize ilişkin itirazı yerinde görülmediği gibi bileşik faizin tenfizi yönünde çok sayıda Yargıtay kararı bulunduğundan bileşik faiz konusunun kamu düzenine aykırılık oluşturmadığı, hakemlerin duruşma yapmadan dosya üzerinden karar verme yetkisi hem tarafların kabul ettiği LMAA FALCA Tahkim Kurallarında hem de 6100 sayılı HMK ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununda yer aldığından hakem kararının dosya üzerinden verilmiş olmasının tenfize engel bir durum oluşturmadığı, hakem sürecinde taraflarca LMAA Tahkim Kurallarının uygulanacağı konusunda anlaşmaya varılmış olup, LMAA FALCA Tahkim Kurallarının 19.maddesine göre hakem kararlarına karşı kanun yoluna başvurulması söz konusu olmadığı gibi İngiliz Tahkim Kanununda da hakem kararının verildiği tarihten itibaren 28 gün içerisinde temyiz yoluna gidilebileceğinin öngörüldüğü, taraflardan herhangi birinin bu süre içerisinde hakem kararına karşı kanun yoluna başvurdukları belgelendirilemediğinden gerek LMAA FALCA Tahkim Kuralları gerekse İngiliz Tahkim Kanununa göre dava konusu tahkim kararlarının kesinleşmiş olduğunun kabulü gerektiği, sonuç olarak, ... isimli deniz aracının kiralanmasına ilişkin 17/02/2012 tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeni ile İngiliz Hakem ... tarafından verilen 25/02/2016 ve 30/11/2015 tarihli hakem kararları yönünden New York Konvansiyonunun 5.maddesinde aranılan tenfize ilişkin şartların  mevcut olduğu, Türk kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ... isimli deniz aracının kiralanmasına ilişkin 17/02/2012 tarihli kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeni ile İngiliz Hakem ... tarafından verilen 25/02/2016 ve 30/11/2015 tarihli hakem kararlarının tenfizine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; hakemin duruşma yapmaksızın sadece evrak incelemek suretiyle karar verdiğini, dolayısıyla müvekkilin savunma hakkının kısıtlandığını, hakem huzurunda da temsil edilmediğini, hakem kararının esas aldığı MAA FALCA kurallarının 19. maddesinde hakem kararlarının kesin olduğu ve temyiz ile yeniden yargılama haklarından peşinen vazgeçtiklerine dair düzenleme yer aldığını, oysa ki usul hukukumuzda temyizden peşinen feragatin ve bu şartı içeren sözleşmelerin geçersiz olduğunu, dolayısıyla yapılan tahkim yargılaması ve buna bağlı olarak verilen hakem kararının bu sebeple kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki hakem tarafından verilen kararda hangi süre içerisinde hangi makama karara karşı itiraz edebileceğimize dair herhangi ihtarda bulunulmadığını, Türkiye ile İngiltere arasında hakem kararlarının tenfizi yolunda mütekabiliyet şartının bulunmadığını, birleşik faiz ile fatura tarihinden itibaren faize karar verilen hakem kararı tenfiz edilebilir kabiliyette olmadığını, zira birleşik faizin Türk Hukukunda yasak olduğunu, keza faiz başlangıcı için, alacağın müvekkile tebliğ şartına dikkat edilmeksizin fatura tarihinin esas alınmasının da hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>GEREKÇE: Dava, yabancı hakem kararın tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosyaya Türkçe tercümesi ibraz edilen taraflar arasındaki Çarterparti'nin (Bargehire 2008) 33. Maddesinde ve ...'in üçüncü sayfasında, tahkim yeri olarak Londra gösterildiği, sözleşmeden kaynaklı ihtilafların Londra'da LMAA tahkimine göre çözüme kavuşturulacağı öngörülmüştür. Tenfizi talep edilen hakem kararı gemi kiralama sözleşmesine ilişkin olup, New York Sözleşmesine taraf olan İngiltere’de verilmiş olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir. \tMahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır. Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından  usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır (Nuray Ekşi, Yargıtay Kararları Işığında ICC Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi, 25.11.2008 tarihinde İstanbul Sanayi Ticaret Odası'nda yapılan ICC Tahkimine İlişkin Milletlerarası Seminer'de sunulan tebliğ, Ankara Barosu Dergisi, Yıl:67, sayı:1,Kış 2009, sh.58,59) 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. MÖHUK'un 60/1. maddesinde \"Kesinleşmiş ve icra kabiliyetini kazanmış veya taraflar için bağlayıcı olan yabancı hakem kararları tenfiz edilebilir.\" aynı yasanın  61 maddesine göre ise  yabancı bir hakem kararının tenfizini isteyen tarafın dilekçesine tahkim sözleşmesi veya şartının, aslı yahut usulüne göre onanmış örneğini, hakem kararının usulen kesinleşmiş ve icra kabiliyeti kazanmış veya taraflar için bağlayıcılık kazanmış aslı veya usulüne göre onanmış örneğini, sayılan belgelerin tercüme edilmiş ve usulen onanmış örneklerini eklemek zorundadır. Davacı vekili açmış olduğu iş bu davada, tahkim sözleşmesinin aslının onanmış sureti ile tercümesini yabancı hakem kararının apostil şerhli ve tercümesi yapılmış belge örneklerini ibraz etmiş, bu belge asılları mahkeme kasasında muhafaza altına alınmıştır.İlk derece mahkemesinin gerekçesinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, tarafların tahkim anlaşması yapma ehliyetinin bulunmadığı veya tahkim anlaşmasının geçersiz olduğu yönünde herhangi bir iddianın bulunmadığı, hakem atanmasından usulüne uygun olarak haberdar edilmediğine ilişkin iddianın da ileri sürülmediği, davalı ve vekilinin tahkim yargılamasına ilişkin süreçlerden usulen haberdar edildiği ve savunma haklarını kullandığı, tahkim yargılamasının LMAA FALCA kuralları uyarınca belirli şekil ve süreler öngören hükümlere uygun olarak gerçekleştirilmesi tek başına savunma hakkının ihlali saonucunu doğurmadığı, hakem heyetlerine duruşma yapmadanı dosya üzerinden karar verme yetkisi, sadece LMAA FALCA Tahkim Kurallarıyla değil tahkime ilişkin yasal düzenlemelerle de verildiği, nitekim 6100 sayılı HMK'nın 429, maddesi ile 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun I1A maddesinde de hakem heyetine duruşma yapmadan dosya üzerinden karara verme yetkisi tanındığı, söz konusu kurallar uyarınca yapılan tahkim yargılaması ile davalının savunma hakkının ne şekilde kısıtlandığını veya ortadan kaldırıldığını somut verilerle ortaya konulmadığı, hakem kararının, tahkim sözleşmesinde yer alan bir ihtilafa ilişkin olduğu, uyuşmazlığın carter partiden doğması nedeniyle tenfiz devletinin hukukuna göre tahkim yolu ile çözümü mümkün olmayan bir meseleye ilişkin olmadığı, LMAA ve FALCA Kuralları'nın 19. maddesine göre, “hakem kararı taraflar için nihai ve bağlayıcıdır; taraflar, feragat geçerli olduğu sürece, mahkemeye veya adli bir mercie temyiz ya da diğer bir kanun yoluna başvurma hakkından feragat etmişlerdir”. şeklinde olduğu, muhtelif ülkelerde bulunan tahkim merkezlerinin kurallarında hakem kararının kesin olduğunun ve tarafların bu karara karşı kanun yoluna başvurmaktan feragat ettiklerinin belirtilmesi yaygın bir uygulama olduğu, LMAA FALCA Tahkim Kuralları'nın 19. maddeşinde de aynı hükmün yer alması 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na göre hakem kararına karşı kanun yollarına başvurulmasını engel teşkil etmediği, 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'nun 67, 68 ve 69. maddelerinde hakem kararına karşı kanun yolları düzenlendiği, ancak davalının bu yollardan herhangi birine başvurduğuna dair dosyada bilgi ya da belgeye rastlanılmadığı gibi hakem kararına karşı temyiz yoluna başvurulmadığı ihtilafsz olduğundan hakem kararının kesinleşmiş olduğunun tarafların da kabulünde olduğu, revizyon yasağı gereği hakem kararının tenfizi davasında esasa girilemeyeceği gibi faize ilişkin itirazın kamu düzeni kapsamında da değerlendirilemeyeceği hep birlikte gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinin kararına yönelik bütün istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/03/2022</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"253047084f64f7c9","SID":"2d15d405332a70fc"}}