{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/7 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1276<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 21.04.2022<br>NUMARASI\t\t: 2005/61 E.  2022/375 K. <br>BİRLEŞEN İZMİR 5. ATM' NİN 2005/491 E. 2007/191 K. SAYILI  DOSYASI<br>DAVA TARİHİ\t: 09/09/2005<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>BİRLEŞEN İZMİR 5.ATM' NİN 2005/491 E. 2007/191 K. SAYILI  DOSYASI<br>KARŞI DAVA TARİHİ\t: 25/10/2005<br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 26.06.2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26.06.2024<br><br>\tTaraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.04.2022 gün ve 2005/61 E.  2022/375 K.  sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için  üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tASIL DAVA : Davacı ... AŞ. vekili, davacı şirketin ...'ye devredildiğini, denetçi  raporu hazırlandığını, raporda şirketin 01.01.2001 - 31.12.2003 dönemine  yapılan bazı tasarruflar sonucu önemli ölçüde zarara uğradığının tespit edildiğini, bu dönemde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruf ve işlemler nedeniyle gerekse kendilerinden önceki dönemlerde seleflerinin yapmış oldukları işlemler ile ilgili olarak gerekli aksiyon ve önlemleri almamaları nedeniyle ibra edilmeyerek şirketin uğramış olduğu her türlü zarardan dolayı mali sorumlulukların aranması gerektiğini yine 1999 ve 2000 yıllarında şirkette görev yapan ve ilgili dönemlere ilişkin genel kurullarda ibra edilen yönetim ve denetim kurulu üyelerini şirket zararının oluşmasında gerek kanunların gerekse esas mukavelenin yüklediği vazifeleri gereğince yerine getirmemeleri nedeniyle sorumlulukları olduklarının belirtildiğini, bu kişilerin geçmiş yıllar genel kurullarında ibra edilmiş olmalarının şirket zararından dolayı sorumluluğunu bertaraf etmediğini, davalıların verdikleri zararları tüm mal varlıkları ile birlikte ve sınırsız biçimde ödemelerini gerektirdiğini, davalıların kanun ve ana sözleşmeden doğan hak ve ödevleri yerine getirme sırasında doğacak zararlardan müteselsilen sorumlu olacaklarını, belirterek; fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.500,00-TL'nin zararın meydana geldiği  tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müşterek ve müteselsillen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilesini talep etmiş, temlik alan ... vekilinin dava değerinin  145.363.000-TL olacak şekilde ıslah etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı ... vekili,  davalının dinlenme yeteneği zaman aşımı vs. itirazların dahil savunmaların sunulması için iki ay ek süre talep etmiştir. <br>\tDavalı ... vekili, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınmadığını, ... Bank Aş tarafından tüm davalılar aleyhine aynı istemi içeren derdest dava bulunduğunu, denetçilerin bu davayı açamayacaklarını, ...'nin davacı sıfatı olmadığını, davalının yönetim kurulu üyeliği yapmadığını,  kendisine husumet yönetilemeceğini, davalının denetçi olduğu süreden sonra yapılan genel kurul toplantılarında ibra edildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davalının görev yaptığı döneme ilişkin şirketi zarara sokacak herhangi bir açıklama getirilmediğini, davalının ... Bank bünyesinde hiçbir görev almadığını,  davanın zamanaşımına uğradığını,  görev süresi içerisinde gerek murakıp raporlarında gerekse genel kurulda ibra edildiğini, davacının tazminat isteme hakkı bulunmadığını,belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacın aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının yaklaşık bir ay süre ile geçici yönetim kurulu üyeliğinde bulunduğunu, şirketinin zarara uğradığını zarar varsa bunda kasıt veya ihmali bulunduğunun kanıtlaması gerektiğini, ileride doğacak zarar için dava açılamayacağını, temerrüt oluşmadığından avans faizi istenemeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,  yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin koşulların gerçekleşmediğini, davalının davacı şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını,  davanın zamanaşımına uğradığını, zararının meydana geldiği tarihten itibaren faizin işletilmesi talebinin yersiz olduğunu, Bursa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, ibra edilen davalı hakkında  sorumluluk davasının açılması hususunda genel kurulda karar alınması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ..., ..., ... ve ... vekili, temlik, taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, ... AŞ.nin davayı açmasının hukuken mümkün olmadığını, ibraların kaldırılması yönündeki genel kurul kararının usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının kusurlu olmadığını, davanın diğer yönetim ve denetim kurulu üyelerine ihbar edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı .... vekili,  temlik, taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, ihtiyati haciz ve tedbir şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluk davası açılabilmesi için sorumluluk gerektiren yönetim kurulu kararları veya işlemlerin somut olarak ortaya konulması gerektiğini,belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ..., ... ve ... vekili,  temlik, taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını, davalının görev yaptığı dönemlere ilişkin olarak genel kurul tarafından alınmış ibra kararları bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davalının sorumlu tutulabilmesi için zararın  hangi fiilinden kaynaklandığını, zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının ispat edilmesi gerektiğini, faiz talebini yerinde olmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ... ve ... vekili, davacı şirkette yönetim kurulu üyeliği yaptığı dönem içerisinde şirket zararına yola açacak kusurlu davranış ve eylemlerinin söz konusu olmadığını, yapılan genel kurullarda ibra edildiğini, denetim kurulu üyeliğinin çok kısa sürdüğünü, bu dönem içinde zarara uğratıcı bir işlemi olmadığını, ıslahın usule aykırı olduğunu,  davanın zamanaşımına uğradığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, mesuliyet davası açılmasına yönelik genel kurul kararı gerektiğini,  slahın usule aykırı olduğunu,  davanın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen işlemlere yönelik yönetim kurulu karalarında davalının imzasının bulunmadığını,  yönetim ve denetim kurulunun genel kurulda ibra edildiğini, dava dilekçesinde yer alan iddiaların tümünün oluşturan işlemlerin mevzuata ve ticari hayatın gereklerine uygun olarak yapıldığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, ibranın geçersizliğine ilişkin karar alınması gerektiğini, davalının kendi dönemi içerisinde ibra edildiğini, davalı hakkında mesuliyet davası açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, iddia edilen dönemlerde davalının yönetim kurulunda görev yapmadığını, zararlara ilişkin olarak sorumluluğunun ne kadar olduğu ve ne zamanlarda bu sorumluluğun doğduğu ve sonlandığını belirtilmediğini,  belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davalının yönetim kurulu üyeliği yaptığını,davanın zamanaşımına uğradığını,temlik, taraf değişikliği ve ıslahın usule aykırı olduğunu, davalının hangi fiil ve eylemleri ile ne miktarda zarara yol açtığını açıklaması gerektiğini, davalının ibra edildiğini ibra edildiği şirkette oluştuğu iddia edilen zararda davalıya izafe edilebilecek bir kusur ve ihmal bulunmadığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVA : Davacı ... AŞ. vekili, davacı şirketin ...'ye devredildiğini, denetçi raporu hazırlandığını, raporda şirketin 01.01.2001 - 31.12.2003 dönemine  yapılan bazı tasarruflar sonucu önemli ölçüde zarara uğradığının tespit edildiğini, bu dönemde görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruf ve işlemler nedeniyle gerekse kendilerinden önceki dönemlerde seleflerinin yapmış oldukları işlemler ile ilgili olarak gerekli aksiyon ve önlemleri almamaları nedeniyle ibra edilmeyerek şirketin uğramış olduğu her türlü zarardan dolayı mali sorumlulukların aranması gerektiğini yine 1999 ve 2000 yıllarında şirkette görev yapan ve ilgili dönemlere ilişkin genel kurullarda ibra edilen yönetim ve denetim kurulu üyelerini şirket zararının oluşmasında gerek kanunların gerekse esas mukavelenin yüklediği vazifeleri gereğince yerine getirmemeleri nedeniyle sorumlulukları olduklarının belirtildiğini, bu kişilerin geçmiş yıllar genel kurullarında ibra edilmiş olmalarının şirket zararından dolayı sorumluluğunu bertaraf etmediğini, davalıların verdikleri zararları tüm mal varlıkları ile birlikte ve sınırsız biçimde ödemelerini gerektirdiğini, davalıların kanun ve ana sözleşmeden doğan hak ve ödevleri yerine getirme sırasında doğacak zararlardan müteselsilen sorumlu olacaklarını, belirterek; fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.500,00-TL'nin zararın meydana geldiği  tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müşterek ve müteselsillen tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilesini talep etmiş, temlik alan ... vekilinin dava değerinin  244.868.240-TL, 37.266.685 USD, 10.471.123 DEM ve 470.687 EURO olacak şekilde ıslah etmiştir.<br>\tCEVAP : Davalı asil ...,  yönetim kurulu üyeliği yaptığını, bu sebeple hiç para almadığını, yönetim kurulunda bulunduğu ve katıldığı toplantılarda bürokratlardan gelen muhtelif iş tekliflerinin icra kurulu komitesince değerlendirildiğini, yapılmış olan tasarruf ve işlemler neticesinde çıkan bilançoların bağımsız denetim şirketleri ve yeminli mali müşavirlerce değerlendirildiğini, sorumluluğunun bu bilançolara onay vermekten ibaret olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ..., ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluğun kişiselleştirilmediğini, ...'nin yönetim kurulu üyesi olmadığını, ...'ın atama yoluyla denetim kurulu üyesi yapılığını, bu husustan haberdar olmadığını, ...'ın güvenilir dürüst bir yönetici olduğunu, ibra etmeme yönündeki genel kurul kararının usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, 2004 yılında bilanço zararı doğmasından davalıların sorumlu tutulamayacağını, davalıların kusurlu olmadıklarını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını,  kesinleşmiş ibra kararlarının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, sorumluluğu gerektiren fiil veya davranış bulunmadığını, şirket hesaplarının bağımsız denetimden geçtiğini, mali sorumluluk davası açılabilmesi için sorumluluğu gerektiren yönetim kurulu kararları veya işlemlerinin somut olarak ortaya konulması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,  müteselsil sorumluluk esasına dayandırılan davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davalının genel kurullarda ibra edildiğini, dava dilekçesinde davalının kusuruna dair hiçbir tespit ve tanımlama bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,   davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dava açma hakkının bulunmadığını, görev yapan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararın mutlak butlanla batıl olduğunu, davalının görev dönemlerindeki faaliyetleri hakkında davacı şirket genel kurulu tarafından alınmış açık ibra kararları mevcut olduğunu, ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığını, davalının şahsi sorumluluğunu gerektirecek iş ve eylemlerine ilişkin kararlarda imzasının mevcut olmadığını, davalının 2004 yılı bilanço zararından sorumlu tutulmaya çalışılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı  ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, evvelki yıllara ilişkin ibraların hükümsüz sayılmasına dair kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  bankanın teftiş kurulu tarafından hazırlanan raporun eksik hatalı ve taraflı olarak hazırlandığını, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde belirtilen sorumluluk ve istenen miktarların muğlak olduğunu, geçmişe dönük genel kurul kararları alınması ve ibraların kaldırılmasının mümkün olmadığını, ihtiyati tedbir kararının yerinde olmadığını,  belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili,  davacının tüm zararının asıl davada talep edildiğini, birleşen davanın  derdest olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dava açma hakkı bulunmadığını, davalının murahhas aza icra komitesi üyesi olmadığı gibi kendisine hiçbir zaman temsil ve ilzam yetkisi verilmediğini, davalının görev yaptığı sürelerdeki işlemlerinden dolayı ibra edildiğini, sorumlu tutulabilmesi için kastının veya ihmalinin bulunması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının dava açma hakkı bulunmadığını, görev yapan yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, davalının görev yaptığı dönemlerindeki faaliyetleri hakkında şirket genel kurulunda ibra edildiğini, davalının 2004 yılı bilanço zararından sorumlu tutulamayacağını,  belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, dava dilekçesinde  miras bırakanının sorumluluğu ve ondan istenen miktarın muğlak olduğunu, sorumluluk konusu eylem ve işlemlerin  açıkça saptanması gerektiğini, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, temliğin usule aykırı olduğunu, daavalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde hukuka aykırı ve şirketi zarar sokan herhangi bir işlem yapılmadığını, dava ve ıslah dilekçesinde davalının özen borcuna aykırı hareket ettiğine ilişkin somut olay ve delil bulunmadığını,  davacı şirketin esas yönetiminin murahhas aza ve icra kuruluna bıraktığını, davalının hiçbir zaman temsil ve ilzam yetkisi olmadığını, yönetim  ve denetim kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak butlanla batıl olduğunu, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, sorumluluğun kişiselleştirilmediğini, sorumluluğun doğduğu iddia edilen dönemlerin davalının görev yaptığı döneme rastlamadığından husumet yöneltilemeyeceğini, ibra etmeme yönündeki genel kurul kararının usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, 2004 yılında bilanço zararı doğmasından davalının sorumlu tutulamayacağını, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tKARŞI DAVA : Davalı ... vekili, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini,  davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın dilekçesinde ifade ettikleri hususların gerçeği yansıtmadığı, murahhas azanın muamelelerinden davalının müteselsilen sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, şirketin herhangi bir zararı söz konusu ise bu zararın yürütme kurulundan talep edilmesi gerektiğini, davalının  şirket genel kurulu tarafından ibra edildiğini, davacının davasını dayandırdığı  üyelerin ibrasını kaldıran genel kurul kararının kanun ve usule aykırı olduğunu, ... AŞ.'nin 07.02.2005 tarihinde yapılan  2001-2002-2003 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 6 nolu kararın TTK 381 md göre kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, belirterek; geçmişe yönelik olarak davalı hakkında ibra kararlarının hükümsüz kılınması ve aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararın iptaline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça, ... AŞ.'nin  yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların yaptıkları bazı tasarruflar sonucu şirketi zarara uğradığından  bahisle oluşan zararın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline yönelik olarak dava açıldığı, ... AŞ .nin 07.02.2005 tarihinde yapılan 2001,2002 ve 2003 faaliyet yılına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, esas dava dosyası yönünden dava konusu oluşturan eylemlerin denetçi raporlarında ayrıntılı bir biçimde açıklanmış olmasına karşın bu iddiaların ... AŞ. kayıtlarının ibraz edilememesi nedeniyle doğrulanamadığı, denetçi raporunda değinilen işlemlerin ne için zarar doğurdukları ve hangi miktar zarara sebebiyet verdikleri açıklamalarının yapılmadığı, davacı tarafın 2001 yıl sonu zararı olan 121.737.247-TL 2002 yılı zararı olan 5.645.790-TL ve 2003 yılı zararı olan 17.981.392-TL'nin toplamı olan 145.363.000-TL tutarında talepte bulunduğu, davacı tarafın denetçi raporunda öne sürdüğü hususları belgeler ile desteklememiş olması hususunun 2002 ve 2003 yılları için de geçerli olduğu, şirket 17.05.2002 tarihinde ...'ye devredilmiş olduğundan davalıların 2003 yılı ve 2002 yılının tamamına ilişkin zarardan sorumlu tutulmalarının mümkün görülmediği, şirketin 2000 yılında zarar etmediği, kar ettiğinin anlaşıldığı, 2001 ve 2002 yıllarındaki zararlarından önceki yıllarda alınmış olan kararlar ve bu kararlar nedeniyle oluşan olumsuzlukların neden olabileceği ancak hangi tarihte alınan kararın 2001 yılında hangi zarara ve nasıl neden olduğu konularında herhangi bir bilgi ve belge bulunamadığı, birleşen dosyanın 2004 yılı bilançosunda tespit edildiği ileri sürülen 22.508.571,43-TL tutarındaki ek zarar ile ilgili olduğu, başlangıçta 5.100-TL olarak ikame edilen davanın 244.868.240-TL, 37.266.685 USD, 10.471.123 DEM, ve 470.687 EURO olarak ıslah edildiği, birleşen dosyada 2004 yılı bilançosu ve denetçi raporu ile bağımsız denetim raporu bulunmadığı, incelemede temin edilen 01.01.2004 ile 31.04.2004 dönemi denetçi raporu ve aynı döneme ilişkin ek denetçi raporlarının incelendiği, mahalinde yapılan incelemede ... defter ve kayıtlarının ibraz edilmediği, dosyada 2004 yılı bilanço ve eklerinin de bulunmadığı, bu nedenle denetçi raporunda öne sürülen hususların mali incelemesinin yapılması en azından zararın var olup  olmadığının bilinmesinin mümkün olmadığı, öte yandan şirketin 17.05.2002 tarihinde ... tarafından devralındığı, 2004 yılı sonunda uğranılan zararın gerçekte daha önceki dönemlerde alınmış ve uygulanmış kararlar neticesinde oluşmuş olabileceği ancak bu olguların davacı tarafından açık bir biçimde ve belgeleri ile ortaya konulması gerektiği, incelenen olayda davacının iddialarını bu yönde açık ve kesin olarak kanıtlayamadığı, faaliyeti duran şirketin var olan zararlarının devir sonrası dönemlerde önlem alınmadığı sürece devam edeceğinin tabi olduğu, bu şekilde birikmiş zararın sebep olacağı ilave zararlardan iki yıl öncesinde görevde bulunan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulmalarının mükerrerliğe de neden olacağı, davacının asıl ve birleşen dosya kapsamında dava dilekçesindeki iddialarını kanıtlayamadığı, davacının zararın varlığı ve miktarı konusunda  denetime elverişli değerlendirme yapılmasına uygun verileri ibraz etmediği, davacı şirkete ilişkin ticari defter kayıt ve belgelerin bilirkişi incelemesine sunulamadığı, davacı tarafça tüm talep kalemleri yönünden  zararın varlığı ve miktarının usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı, davacı tarafça sunulan 25/01/2008 ve 08/06/2011 tarihli protokoller doğrultusunda ana dava dosyası yönünden davalılar ..., ... ve ..., birleşen dava dosyası yönünden davalılar ..., ..., ... ve ... ile ibralaşıldığı, birleşen dosya davalısı ... 'ın davayı kabul ederek protokol doğrultusunda gerekli tüm ödemeleri yaptığı, birleşen dosya davalısı ...'ın protokol doğrultusunda  gerekli tüm ödemeleri yaptığı ve bu davalılar ile de ibralaşıldığı, ibralaşılan davalılar yönünden açılan davanın konusunun kalmadığı, davacı tarafça davalılardan ...  ve  ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edildiği ve söz konusu davalılar yönünden dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç  aylık sürenin geçtiği, bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin gerektiği, birleşen dosyada karşı davacı ... ' ın  açtığı karşı davasından feragat ettiği, feragatin davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, belirtilerek;  ana dosya davalıları ..., ... ve ... ile birleşen dosya davalıları  ..., ..., ..., ..., ... ve ...  yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosya davalıları ... ve  ... hakkında açılan davanın HMK 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, diğer ana dosya ve birleşen dosya davalıları yönünden davanın reddine,  birleşen dosyadaki karşı dava yönünden ise davanın vaki feragate binaen reddine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, BDDK kararı ile ... A.Ş.'nin yönetiminin ...na devredildiğini, dosyada mübrez BDDK bankalar birliği yeminli murakıpları başkanlığı tarafından düzenlenen  raporda da açıkça tesit ve ifade edildiği üzere  ... Şirketinin ...’na devredildiğini, 09.07.2001 tarihi itibarı ile hazırlanan devir bilançosuna göre ... grubuna kullandırılan kaynak sureti ile uğranılan zararın 389,833 Milyar TL  olduğunun tesbit edildiğini, nominal sermayesi 110 Trilyon olan Bankanın 87,5 Trilyon tutarında ödemiş sermayeye ait hisselerinin 71,314 trilyon tutarında % 81.50  si ...  Anonim Şirketine  ait olduğu,  ... Yönetim Kurulunun 24.06.2002 tarih ve 418  sayılı kararı ile temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetimi ve denetimi ... tarafından devir alınan ... AŞ'nin 2001, 2002, 2003 genel kurullarının 07.02.20005 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, ... AŞ nin 07.02.2005 tarihinde yapılan 2001, 2002, 2003 yıllarına ait  Genel Kurulunda  ... Bank AŞ'nin zararına sebep olan ve gerek Banka kaynaklarının suistimali gerek ise Banka kaynakları kullanılarak şirket zararına sebeb olan işlemler sonucunda ... AŞ nin 2001 yılı için 121,737 Milyar TL, 2002 yılı için 5,645 Milyar, 2003 yılı için 17,981 Milyar olmak üzere toplam dönem ve geçmiş yıllar zararı 145,363 Milyar TL sına baliğ olmakla birlikte ayrıca  Şirket  Sermayesinin 210,000 Milyardan 75,707 Milyar TL sına düştüğü de tesbit edildiğini, dosyada mübrez ve bilirkişiler tarafında incelenmiş, ilk defa  07.02.2005 tarihinde yapılan Genel Kuruluna sunulan, 01.01.2001 - 31.12.2003 dönemi denetim raporunda ... AŞ'nin dayanak  Yönetim Kurulu kararlarına atıf yapılarak, şirketin zarar etmesine sebep  tasarruf ve işlemler tek tek sayılarak, neticesinde dönem ve geçmiş zararlarının doğmasında Şirket Yönetim Kurulu üyelerinin sorumlu oldukları ifade ve tesbit edildiğini,  dosyada mübrez raporda da açıkça ifade edildiği ve Bankalar Yeminli Murakıplarınca da tespit edildiği üzere; davalılarca kredibilitesi ve geri ödeme kabiliyeti bulunmayan firmalara, ... AŞ kefalet teminatı ile borçlandırılarak,  ... Bank AŞ den  krediler kullandırılarak, bu kredilerin bankanın da hakim ortağı ... AŞ’nin 1999 yılının Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirdiği sermaye artırımında kullanılması yoluyla kaynak aktarımları yapılmış, yine mali imkanları olmayan gayrifaal veya özkaynaklarını yitirmiş şirketlere, kaynak aktarmak amacı ile değerinin üzerinde bedellerle şirket hisseleri satın alınmış ve/veya borca batık şirketlerin taşınmazları satın alınarak veya fahiş peşin ödemelerle kiralanarak  şirketin borçlandırıldığını, ... AŞ'nin 07.02.2005 tarihli Genel Kurulunda, Yönetim Kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine, geçmiş beş yıla dönük ibra kararlarınında, o tarihte mer'i TTK m 380 hükmü muvacehesinde,  yok hükmünde sayılmasına ve TTK m 341 maddesi hükmü muvacehesinde sorumluluk davası açılmasına  karar verildiğini, ... AŞ Denetçileri tarafından, şirket namına, Şirkete zarar verdiği tesbit edilen yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şahsen sorumlulukları ve ... alacağı olan zararın tazmini talebi ile ayrı ayrı davalılar haklarında İzmir 1 ATM 2005/61 Esas ve İzmir 5 ATM 2005/491 Esas sayılı davaları  ikame edildiğini, yargılama sürecinde; ...  ile ... Bank A.Ş.nin sermayesine hâkim ... Grubunun ve Grup ile birlikte değerlendirilen şirketlerin ...a ve ... bankalarına olan borçlarının tasfiyesi amacıyla 25.01.2008 tarihinde protokol imzalandığını, protokolde ..., ..., ...'ın müşterek borçlu müteselsil kefil,  ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ...,...'ın borç ikarında ve ödenmesine dair  taahütname verdiğini, Protokol Ödeme planına göre 2009 yılı sonunda ödenmesi gereken taksidinin ödenmemesi üzerine, Protokolün temerrüt hükümlerine ilişkin maddesi gereğince 02.03.2010 tarihi itibariyle temerrüt durumu oluşmuş ise de, ... ile borçlu ... Grubu arasında 08.06.2011 tarihinde aynı amaçla, yeni bir Protokol imzalandığını,  ... 1. Tahsilat Dairesi Başkanlığının cevabi yazısı gereğince İfade edildiği gibi, Protokol halen yürürlükte olduğunu,  protokol ve/veya eki taahhütnameleri imzalayan davalılardan  İzmir 1. ATM'nin 2005/61 esas sayılı davada  ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ile  birleşen İzmir  5. ATM'nin 2005/491 Esas sayılı  davada  ...,  ...,  ...,  ...,  ..., ..., ..., ...,  ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ... haklarında,  19.02.2010 tarihli celsesinde,  5411 sayılı  Bankacılık Kanununun m  132/10  hükmü ve taraflar arasındaki anlaşma süresince  protokol hükümleri uyarınca durdurulmasına karar verildiğini, Protokolün 1.2.5. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi protokoldeki imza sahipleri borca katılma iradesi ile hareket etttiğini, Protokolün 1.2.3. maddesine göre kefil sıfatı ile Protokolün eki ve ayrılmaz parçası olan kefalet taahhütnamesini imzalayan gerçek kişilerin her birinin sorumlulukları ferdi olup, protokolün eki olan kefalet taahhütnamelerinde belirtilen tutardan sorumlu olmak üzere protokolü imzaladıklarını, ... ile ... Grubu arasında 08.06.2011 tarihinde imzalanan protokole ilişkin olarak ... alacaklarının tahsil ve tasfiyesine olumlu katkıda bulunacağı dikkate alınarak, ... Kurulu Kararı ile protokolün eki olarak kefalet taahhütnamesi imzalayan kefillerin taahhüt ettikleri tutara faiz işletilmeksizin borç bakiyesinin % 50’sini ödeyen kanuni temsilcilerin ... tarafından ibra edilmelerine karar verilmiş ve bu karar kapsamında imzalamış olduğu kefalet taahhütnamesindeki borcunu ödeyen kefillerle ibralaşıldığını, buna göre davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından da protokol hükümleri muvacehesinde ödeme yaptıklarından, bu davalılar hakkında ibra beyanı verilerek haklarındaki davalar HMK m 150 uyarınca takipsiz bırakıldığını, dosyada mübrez, 23.03.2018 tarihli ... 1. Tahsilat Dairesi Başkanlığının cevabi müzekkeresinde;  protokolün halen yürürlükte  olduğu,  huzurdaki davanın da tarafı ... aş yönetim kurulu başkanı, üyeleri ve denetçileri sıfatlarını haiz davalılar  ve protokole taraf şirketlerden  (taşınmaz satışları da dahil) 234,220,115-TL karşılığı 113,781,212 USD tahsil edildiği kalem kalem sayılarak bildirildiğini, buna göre, İzmir 1 ATM 2005/61 Esas sayılı davasının  19.02.2010 tarihli celsesinde verilen ara kararı uyarınca, anılan davalılar ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarıında ve dosya ile birleşen İzmir  5. ATM'nin 2005/491 Esas sayılı  davada  ...,  ...,  ...,  ...,  ..., ..., ..., ...,  ..., ...,  ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,  ..., ..., ...,  ..., ..., ..., ... haklarında protokol hükümleri uyarınca durdurulma kararının varlığını koruduğunu, neticede durdurma kararı tesis edilmemiş; davalılar ..., ... mirascıları, ..., ..., ..., ..., ....,  ... haklarında davanın devam ettiğini, davalılar ile münakit protokol hükümleri halen yürürlükte olduğunu, ara kararı ile bir kısım davalılar haklarında durdurma kararıverilmiş olduğu halde, ilam hükmünde bu durum gözardı edilerek, haklarındaki davanın  reddine karar verildiğini,  verilen durdurma kararı varlığını ve geçerliliğini koruduğu için hükmün bu şekilde tesis edilmesi gerektiğini,  6762 Sayılı TTK m  336 gereğince kanun veya esas sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen yönetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olduğunu, yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerektiğini, TTK'nin 338 ve 359. maddesinde, yönetim vedenetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlendiğini, dava konusu zararlara dayanak Yönetim Kurulu kararları incelendiğinde görüldüğü üzere, davalı  ... AŞ yönetim kurulu üyeleri, aynı zamanda ... Bank AŞ ve lehine usulsüz kazandırıcı işlemlerle banka kaynakları kullandırılan şirketlerinin de yönetim kurulu üyeleri olduğunu,  davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından kredibilitesi ve geri ödeme kabiliyeti bulunmayan hatta öz kaynaklarını tamamen yitirmiş ... Grubu  firmalara, ... AŞ kefalet teminatı ile borçlandırılarak, ... Bank AŞ den  krediler alınmasına aracı olunarak,  işbu kredilerin münhasıran  bankanın da hakim ortağı ... AŞ’nin 1999 yılının Eylül ve Aralık aylarında gerçekleştirdiği sermaye artırımında kullanılması yoluyla kaynak aktarımları gerçekleştirildiğini, yine mali imkanları olmayan gayrifaal veya özkaynaklarını yitirmiş  şirketlere, kaynak aktarmak amacı ile değerinin üzerinde bedellerle şirket hisseleri satın alınmış ve/veya borca batık şirketlerin taşınmazları satın alınarak veya fahiş peşin ödemelerle kiralanmış gibi gösterilerek  ... AŞ borçlandırıldığını,  1998 - 2000 yılları arasında, usulsüz kredi işlemleri ile  Banka kaynakları kullanılarak sermayesi yükseltilen  ... AŞ;  kefil olma, değerini kaybetmiş grup şirketlerinin hisselerini devralma veya kaynak aktarma amacına matuf gerçege uygun olmayan sözleşmelerle borçlandırıcı  işlemler sonucu,  öz kaynaklarını tamamen yitirecek ölçülerde, telafisi güç  zarara uğratıldığını, şirket yönetiminin 2002 yılında ...'ye devredildiği,  bu sebeple, bu yıl zararının eski yöneticilerin sorumlu olamayacakları ifade edilmiş ise de bu tespitin her halde hatalı ve dayanaksız olduğunu, davalı ve denetim yönetim kurulu üyeleri kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri için zarardan müştereken ve müteselsien sorumlu olduklarını, yargılama sürecinde ... AŞ'ye ... tarafından atanmış yöneticiler görevleri sonlandırılarak, ... ... Kurulu'nun 10.04.2014 tarih ve 2014/95 sayılı kararı uyarınca, Şirketin Yönetim ve Denetimi yine ... Grubuna iade edildiğini,  ... AŞ defter ve kayıtların da, aynı zamanda davalılardan oluşan Şirket yönetimi tarafından ibraz edilmediğini,  belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>\tGEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi karşı dava ise genel kurul kararının iptali istemine ilişkin  olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle, asıl davada davalılar ..., ... ve ... ile birleşen davada davalılar  ..., ..., ..., ..., ... ve ...  yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada davalılar ... ve  ... hakkında açılan davanın HMK 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen davda diğer davalılar yönünden davanın reddine, birleşen dosyadaki karşı dava yönünden ise davanın feragat nedeni ile  reddine karar verilmiştir.<br>\t1.\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\t2. İDM gerekçeli karar başlığında birleşen dava davalılardan ...'a birden fazla defa yeri verilmiş olup ... ise davalı olduğu halde karar başlığında davalı olarak gösterilmemiştir. Ancak, bu davalıya tebligat yapılarak davaya katılımının sağlanması, gerekçeli kararın davalı vekiline tebliğ edilmesi ve vekilinin istinafa cevap vermiş olması dikkate alındığında karar başlığında davalıların yanlış gösterilmesi doğru görülmemiş ise de bu husus dairemizce mahallinde düzeltilebilecek bir maddi hata olarak kabul edilmiştir. <br>\t3. Asıl ve birleşen davalar ... A.Ş. adına denetçi tarafından açılmış ise de şirketin ...'ye devri ile birlikte sunulan temliknameye istinaden davanın temilikiyle beraber davaya ... tarafından devam edildiği, karar başlığında temlik alan davacı olarak ...'nin ve davacı şirketin gösterildiği, hükümün de temlik alan davacıyı temsilen ... vekilinin hazır olduğu celsede verildiği sabit ise de  kararın tebliği üzerine ... vekilince sunulan istinaf dilekçesi içeriğinde ...'nin 10.04.2014 tarih ve 2014/95 sayılı kararı uyarınca şirketin yönetim ve denetim yetkisinin iade edildiğinin belirtilmiş olması karşısında; davacı şirketin ... yönetiminden çıkıp çıkmadığı hususu açıklığa kavuşturularak, davacı yönünden şirketi temsil yetkisi belirlenmek suretiyle davacının taraf ehliyetine ilişkin  oluşan belirsizliğin giderilmesi suretiyle dava şartına dair ortaya çıkan bu ön sorun giderilmek suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekir.<br>\t4.\t...  ile ... Bank A.Ş.nin sermayesine hâkim ... Grubunun ve Grup ile birlikte değerlendirilen şirketlerin ...a ve ... bankalarına olan borçlarının tasfiyesi amacıyla taraflar arasında  25.01.2008 tarihinde protokol imzalandığını, protokolde eldeki davalarda davalı olan bir kısımım davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu bir kısımının ise borç ikarında bulunarak ve borcun ödenmesine dair taahütname verdiğini, söz konunsu protokol ödeme planına göre 2009 yılı sonunda ödenmesi gereken borç taksidinin ödenmemesi üzerine protokolün temerrüt hükümlerine ilişkin maddesi gereğince 02.03.2010 tarihi itibariyle temerrüt oluşmuş ise de ... ile borçlu ... Grubu arasında 08.06.2011 tarihinde aynı amaçla yeni bir protokol imzalandığını, bu protokolün de vadesinin 08.06.2014 tarihinde sona erdiği, protokol ile ödenmesi öngörülen borcun tamamının borçlular tarafından ödenmediği, protokolün 1.2.5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere protokoldeki imza sahiplerinin borca katılma iradesi ile hareket etttileri, protokolün 1.2.3. maddesine göre kefil sıfatı ile protokolün eki ve ayrılmaz parçası olan kefalet taahhütnamesini imzalayan gerçek kişilerin her birinin sorumlulukları ferdi olup, protokolün eki olan kefalet taahhütnamelerinde belirtilen tutardan sorumlu olmak üzere protokolü imzaladığı, protokolüm mali sorumluluk davaları başlıklı 9.3. Maddesinde eldeki esas ve birleşen dava dosyalarına yer verilerek protokol kapsamına alındığı, kefalete ilişkin 11. Maddesinde kefalet taahhüdünün düzenlendiği, 08.06.2011 tarihinde imzalanan protokole ilişkin olarak ... alacaklarının tahsil ve tasfiyesine olumlu katkıda bulunacağı dikkate alınarak, .... Kurulu Kararı ile protokolün eki olarak kefalet taahhütnamesi imzalayan kefillerin taahhüt ettikleri tutara faiz işletilmeksizin borç bakiyesinin % 50’sini ödeyen kanuni temsilcilerin ... tarafından ibra edilmelerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Dolaysı ile eldeki dava konu şirket zararı yönünden, söz konusu zararın protokole konu edilmesi halinde, anılan protokolde imzası bulanan davalılar için protokol hükümleri bağlayıcı olup bu davalıların hukuki durumunun,  kefalet protokolü çerçevesinde borca ilişkin asıl borçlular ve kefalette imzası bulunanlar tarafından bir ödeme yapılıp yapılmadığı ve ibra koşullarının oluşup oluşmadığı gözetilerek ayrıca değerlendirilmesi gerekir.<br>\t5.\tNitekim, bu çerçevede, anılan protokol gereğince yargılama sırasında 02.04.2010 ve 19.02.2010 tarihli celse ara kararları Bankacılık Kanununun 132/10. maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davalılar ..., ... ve ... ile ...., ..., ..., ..., ..., ..., ... dışındaki davalılar hakkında davanın anlaşma süresinde protokol hükümleri uyarınca durdurulmasına, anılan davalılar dışındaki davalılar yönünden açılan davanın devamına karar verilmiştir. Mütekaiben, protokol hükümleri ve taahhütnameleri muvacehesinde bir kısım ödemeler yaptığı bildirilen davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile protokolde imzaları bulunmaması nedeniyle haklarında yargılamaya devam edilen ... ve ...'la ibralaşılması nedeniyle ... ... yönünden davanın takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ise konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmesi cihetine gidlmiştir.<br>\t6. Bu noktada, ...'nin 23.08.2018 tarihli cevabi yazısı ile ... ile ...'nin anılan protokollerde imzası bulunduğu ve borcun ödenmediği bildirilmiş ise de yazı ekinde davalıların imzasını içerir bir taahhütname bulunmadığı gibi gerek İDM tarafından protokol kapsamında bu davalılar hakkında Bankacılık Kanununun 132/10. Maddesi gereğince durma kararı da verilmeyerek yargılamaya devam olunması gerek ise davacının istinaf başvuru dilekçesinde protokolü imzalayan davalılar arasında bu davalıların gösterilmemesi nedeni ile anılan davalıların protokole taraf olup olmadığı da dosya içeriğinden tam olarak anlaşılamamıştır.<br>\t7.\t6100 sayılı HMK'nın 222/1 ve TTK'nın 83/1. maddesine göre, mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği açıktır.<br>\t8.\tMahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır.<br>\t9. Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de anılan protokol gereğince borç ikrarında bulunmalarına rağmen haklarındaki davanın esastan reddine karar verilen davalılar yönünden protokol hükümleri ve verdikleri kefalet taahhütleri birlikte değerlendirilmek suretiyle ibra koşullarının oluşup oluşmadığı gözetilerek bu davalıarın sorumluluklarının ayrıca takdir ve tayini gerekirken bu davalıların sorumlulukları yönünden raporda dayanak hesapları gösterir denetime elverişli şekilde yeterli açıklamaya yer verilmediğinin anlaşılması karşısında açıklanan ilkeler ışığında bilirkişi raporu yetersiz olup, anılan davalının sorumluluğunun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.<br>\t10.\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; İDM tarafından, ...'ye müzekkere yazılarak şirketin ... yönetiminden çıkıp çıkmadığı, şirketin temsil yetkisinin kimde olduğu sorulup, 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokol ile eki olan kefalet taahhütleri ile protokole taraf olan asıl borçlu yada kefillerin protokol kapsamında yapmış oldukları ödemelere ilişkin kayıtların da eksisiz olarak celp edilmesini müteakip, öncelikle şirketin şirketi temsil yetkisi belirlenmek suretiyle davacının taraf ehliyetine ilişkin olaşan belirsizlik giderilerek, usulüne uygun şekilde şirket defter ve kayıtları da celp edilmek suretiyle, dosyanın şirketi muhasebesi ve finans alanında uzman üç kişiden oluşacak bilirkişi kuruluna yeniden tevdi ile gerekiyorsa yerinde bilirkişilere yerinde inceleme yetkiside verilerek ... yazı cevapları ile şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak  tarafların iddia ve savunmaları kapsamında haklarında davanın esastan reddine karar verilen davalılardan söz konusu protokole taraf olanların tespiti ile bu davalılar veya asıl borçlu yada kefillerin protokol kapsamında yapmış oldukları ödemeler ile protokol hükümleri gözetilerek,<br> ibra koşullarının oluşup olmadığı değerlendirtmek suretiyle, protokol gereğince borç ikrarında bulunmalarına rağmen haklarındaki davanın esastan reddine karar verilen davalıların sorumluluğunu gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak, varsa rapora yönelik itirazlarda giderilerek, zamanaşımı defileri de değerlendirilmek suretiyle, karar başlığındaki maddi hatalar da giderilerek, oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek infaza elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>\tBu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve  değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tH Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Temlik alan davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca  ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.04.2022 gün ve 2005/61 E.  2022/375 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\t4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br>\t\t\t\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e5832ac375c1de51","SID":"df26e7796f7ae13f"}}